📖 A‘râf Suresi 104. Ayette “Musa ‘Ey Firavun! Şüphesiz Ben Âlemlerin Rabbi Tarafından Gönderilmiş Bir Peygamberim’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓ | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 A‘râf Suresi 104. Ayette “Musa ‘Ey Firavun! Şüphesiz Ben Âlemlerin Rabbi Tarafından Gönderilmiş Bir Peygamberim’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,724
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 104. Ayette “Musa ‘Ey Firavun! Şüphesiz Ben Âlemlerin Rabbi Tarafından Gönderilmiş Bir Peygamberim’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Hakikat bazen en büyük gücün karşısında çok sade bir cümleyle durur. Gücünü bağırmaktan değil, nereden geldiğini bilmekten alır.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 103. ayetinde:

“Sonra Musa’yı ayetlerimizle Firavun’a ve ileri gelenlerine gönderdik; fakat onlar ayetlere haksızlık ettiler. Bak bozguncuların sonu nasıl oldu.”

denilmişti.

  1. ayette ise Hz. Musa’nın Firavun karşısındaki ilk açık sözü aktarılır:
“Musa dedi ki: ‘Ey Firavun! Şüphesiz ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.’”

Bu cümle çok kısa görünür.

Ama aslında:

Firavun’un bütün iktidar anlayışına karşı:

çok büyük bir meydan okumadır.

Hz. Musa:

“Ben kendi adıma konuşmuyorum.”

der.

“Ben bir çıkar grubunun temsilcisi değilim.”

der.

“Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderildim.”

der.

Yani otoritenin kaynağını:

Firavun’dan alıp:

Allah’a

bağlar.

1️⃣ Hz. Musa Neden Söze “Ey Firavun” Diye Başlıyor ❓​

Çünkü mesaj:

doğrudan iktidarın merkezine

yöneltilir.

Hz. Musa:

dolaylı konuşmaz.

Sözünü:

gizlemez.

Firavun’un karşısına çıkar

ve doğrudan:

“Ey Firavun!”

diye hitap eder.

Bu:

cesaret kadar:

mesajın açıklığını

da gösterir.

2️⃣ Hz. Musa Firavun’dan Korkmuyor muydu ❓​

Kur’an’ın başka bölümlerinde Hz. Musa’nın:

korku,

endişe,

dua

gibi insani hâller yaşadığı görülür.

Yani onun cesareti:

hiç korkmamak

değildir.

Asıl cesaret:

korkuya rağmen:

görevini yerine getirmektir.

Bu çok önemli bir farktır.

3️⃣ Cesaret Korkusuzluk mudur ❓​

Hayır.

Cesaret:

korkunun hiç olmaması

değildir.

Bazen cesaret:

korkuyu hissederken:

yine de doğru olanı

yapabilmektir.

Hz. Musa’nın Firavun karşısındaki duruşu:

bu açıdan:

çok güçlü bir örnektir.

4️⃣ “Şüphesiz Ben Bir Peygamberim” Ne Demektir ❓​

Hz. Musa:

kendisini:

Allah’ın elçisi

olarak tanıtır.

Yani söylediği sözlerin:

kişisel bir siyasi proje,

kişisel çıkar,

kişisel öfke

olmadığını belirtir.

Onun iddiası:

vahiy aldığı ve görevle gönderildiğidir.

5️⃣ Peygamber Olmak Ne Anlama Gelir ❓​

Peygamber:

Allah’ın mesajını:

insanlara ulaştırmakla

görevlendirilen kişidir.

Peygamberin görevi:

kendi dinini icat etmek

değildir.

Mesajı:

aldığı biçimde iletmektir.

Bu nedenle Hz. Musa:

“Ben böyle düşünüyorum”

demek yerine:

“Ben gönderildim.”

der.

6️⃣ “Âlemlerin Rabbi” İfadesi Neden Çok Önemlidir ❓​

Çünkü Firavun:

kendi ülkesinde:

mutlak otorite gibi davranmaktadır.

Hz. Musa ise:

“Âlemlerin Rabbi”

ifadesini kullanır.

Yani:

Rab:

yalnız İsrailoğullarının değil,

yalnız Mısır’ın değil,

yalnız belli bir halkın değil,

bütün âlemlerin Rabbidir.

7️⃣ “Âlemlerin Rabbi” Firavun’un Otorite İddiasını Nasıl Sarsar ❓​

Firavun:

kendisini:

en yüksek otorite gibi

görebilir.

Ama Hz. Musa’nın mesajı:

şöyledir:

“Sen de daha büyük bir Rabbin hükmü altındasın.”

Bu:

siyasi,

ahlaki

ve teolojik açıdan:

çok güçlü bir sınırlamadır.

Çünkü artık Firavun:

hesap vermeyen mutlak güç

değildir.

8️⃣ Bir Yönetici Kendini Mutlak Görmeye Başladığında Ne Olur ❓​

İnsan:

hesap vermeyeceğine inanırsa:

gücünü:

daha kolay kötüye kullanabilir.

Eleştiriyi:

tehdit sayabilir.

Kendi kararını:

doğruyla eşitleyebilir.

Bu yüzden:

gücün üstünde bir ahlaki ölçü

olması:

çok önemlidir.

9️⃣ Hz. Musa’nın Mesajı Sadece Dinî miydi ❓​

Temeli:

dinîdir.

Ama sonuçları:

toplumsaldır.

Çünkü Allah’ı:

âlemlerin Rabbi

olarak kabul etmek:

hiçbir insanın:

mutlaklaştırılamayacağı

anlamına gelir.

Bu da:

zulüm,

köleleştirme,

baskı

gibi uygulamaları:

ahlaki olarak sorgular.

🔟 “Ben Âlemlerin Rabbi Tarafından Gönderildim” Sözü Hz. Musa’ya Ne Tür Bir Güç Verir ❓​

Bu:

askeri güç

değildir.

Maddi güç

değildir.

Hz. Musa’nın gücü:

görevinin kaynağını:

bilmesinden gelir.

O:

Firavun’dan:

meşruiyet istemez.

Çünkü yetkisini:

Firavun’dan değil, Allah’tan aldığını

söyler.

1️⃣1️⃣ Bir İnsan Doğru Bildiğini Savunurken Kaynağını Bilmek Neden Önemlidir ❓​

Çünkü insan:

neden konuştuğunu

bilirse:

daha sağlam durur.

Sırf:

öfkeyle,

çıkarla,

kalabalığın etkisiyle

konuşuyorsa:

kolay savrulabilir.

Ama neyi:

neden savunduğunu bilen kişi:

daha tutarlı

olabilir.

1️⃣2️⃣ Hz. Musa’nın Üslubunda Hakaret Var mı ❓​

Hayır.

Firavun:

çok ağır zulümlerle ilişkilendirilen

bir hükümdardır.

Buna rağmen Hz. Musa’nın ilk sözü:

hakaret değildir.

O:

kimliğini,

görevini

ve mesajının kaynağını

açıklar.

Bu bize:

sert hakikatin bile hakaret etmeden söylenebileceğini

gösterir.

1️⃣3️⃣ Doğruyu Söylemek İçin Sert ve Kaba Olmak Gerekir mi ❓​

Hayır.

Bir insan:

çok net olabilir

ama:

kaba olmak zorunda değildir.

Hz. Musa:

Firavun’un karşısında:

geri çekilmez.

Ama sözünü:

hakarete dönüştürmez.

Bu:

kararlılık ile nezaketin birlikte mümkün olduğunu

gösterir.

1️⃣4️⃣ Firavun’un Gücü Hz. Musa’nın Sözünü Değersizleştirir mi ❓​

Hayır.

Bir insanın:

zayıf olması,

sözünü:

yanlış yapmaz.

Bir hükümdarın:

güçlü olması da:

sözünü:

doğru yapmaz.

Hakikat:

güç dengelerinden bağımsızdır.

1️⃣5️⃣ Neden Kur’an Bu İlk Cümleyi Özellikle Aktarıyor ❓​

Çünkü bütün kıssanın:

ana çatışması

bu cümlede vardır.

Firavun:

dünyevi güç

iddiasındadır.

Hz. Musa ise:

âlemlerin Rabbinin otoritesini

hatırlatır.

Böylece iki farklı dünya görüşü:

ilk cümlede karşı karşıya gelir.

1️⃣6️⃣ İnsan Neden Güçlü Birinin Karşısında Doğruyu Söylemekte Zorlanır ❓​

Çünkü bedel olabilir.

İşini kaybedebilir.

Dışlanabilir.

Tehdit edilebilir.

Statüsü zarar görebilir.

Bu yüzden güçlüye karşı:

doğruyu söylemek:

çoğu zaman:

daha fazla cesaret

gerektirir.

1️⃣7️⃣ Her Güç Sahibine Karşı Çıkmak Doğru mudur ❓​

Hayır.

Güç sahibi olmak:

tek başına yanlışlık değildir.

Bir yönetici:

adil de olabilir.

Bir patron:

dürüst de olabilir.

Bir ebeveyn:

gücünü merhametle kullanabilir.

Sorun:

gücün zulme dönüşmesidir.

Hz. Musa’nın karşı çıktığı şey:

salt otorite değil,

zulüm ve ilahlık iddiasına varan kibirdir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 103. ve 104. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
Hz. Musa’nın:

Firavun’a ve ileri gelenlerine:

Allah’ın ayetleriyle gönderildiği

bildirilmişti.

  1. ayette ise:
Hz. Musa doğrudan:

“Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.”

der.

Yani 103. ayet:

görevlendirmeyi,

  1. ayet:
o görevin Firavun karşısında açıkça ilan edilmesini

anlatır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 104. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 104. ayet:

Hz. Musa ile Firavun arasındaki:

büyük karşılaşmanın:

ilk cümlelerinden biridir.

Bir tarafta:

saray vardır.

Güç vardır.

Otorite vardır.

İleri gelenler vardır.

Diğer tarafta:

bir peygamber vardır.

Ve o peygamber:

çok sade bir cümle kurar:

“Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderildim.”

Bu cümlede:

büyük bir özgürlük vardır.

Çünkü Hz. Musa:

kendi değerini:

Firavun’un onayına

bağlamaz.

“Beni kabul edersen peygamberim.”

demez.

“Saray beni tanırsa görevim geçerlidir.”

demez.

Görevinin kaynağını:

daha yukarıya bağlar.

Bu bize:

insanın değerini ve doğruyu:

yalnız güçlü insanların onayında

aramaması gerektiğini

düşündürür.

Bazen insan:

patronundan,

çevresinden,

ailesinden,

kalabalıktan

onay bekler.

Ve onay gelmezse:

doğru bildiğinden

şüphe etmeye başlar.

Oysa bir şey:

sırf güçlü biri reddetti diye

yanlış olmaz.

Ayetin:

“âlemlerin Rabbi”

ifadesi de:

insan gücünü yerine oturtur.

Ne kadar büyük olursa olsun:

hiçbir insan:

mutlak değildir.

Hiçbir makam:

sonsuz değildir.

Hiçbir güç:

hesapsız değildir.

Bu düşünce:

güçsüzü cesaretlendirdiği kadar:

güçlüyü de:

sorumluluğa çağırır.

Çünkü:

yüksek makam:

insanı:

Allah’ın üstüne çıkarmaz.

Tam tersine:

daha büyük sorumluluk

yükleyebilir.

Belki de A‘râf 104’ün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Doğru bildiğimiz bir şeyi, karşımızdaki kişi çok güçlü olduğu için söylemekten vazgeçiyor muyuz?

Çünkü gerçek cesaret:

bağırmak değildir.

Gerçek cesaret:

gücün karşısında bile doğru bildiğini, ölçüyü bozmadan söyleyebilmektir.


“Hakikatin sesi her zaman yüksek çıkmayabilir; bazen tek bir insan, tek bir cümleyle büyük bir gücün karşısında durur. Cesaret, korkunun yokluğu değil, doğruyu korkuya rağmen söyleyebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt