A‘râf Suresi 110. Ayette “Sizi Yurdunuzdan Çıkarmak İstiyor; Şimdi Ne Buyurursunuz” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Bir fikir güçlü olduğunda ona cevap vermek yerine ondan korkmak kolaydır. Korku büyüdüğünde ise insanlar gerçeği tartışmak yerine onu tehdit olarak sunmaya başlayabilir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 109. ayetinde Firavun’un ileri gelenleri, Hz. Musa’nın gösterdiği mucizeler karşısında:
“Şüphesiz bu çok bilgili bir sihirbazdır.”
demişlerdi.
- ayette ise bu yorum daha da ileri taşınır:
Bu ayet, Hz. Musa’nın getirdiği mesajın:
hakikat meselesinden güvenlik ve iktidar meselesine çevrilmesini
gösterir.
Artık soru:
“Bu mucizeler gerçekten ne anlama geliyor?”
değildir.
Yeni soru:
“Bu adam bizim düzenimizi tehdit ediyor mu?”
olur.
Bu, insan ve toplum psikolojisinde çok önemli bir dönüşümdür.
Çünkü bir fikir:
delille tartışılmak yerine:
tehdit olarak sunulduğunda
insanların onu tarafsız biçimde değerlendirmesi zorlaşabilir.
“Sizi Yurdunuzdan Çıkarmak İstiyor” Sözü Ne Anlama Gelir
Firavun’un ileri gelenleri:Hz. Musa’nın niyetini:
siyasi bir tehdit gibi
sunmaktadır.
Yani:
“Bu kişi yalnız mucize gösteren biri değil; sizi yerinizden etmek istiyor.”
derler.
Böylece:
dini mesaj:
bir:
iktidar tehdidi
olarak yeniden tanımlanır.
Hz. Musa Gerçekten Mısır Halkını Yurtlarından Çıkarmak mı İstiyordu
A‘râf 105’te Hz. Musa’nın açık talebi:“İsrailoğullarını benimle gönder.”
şeklindeydi.
Yani metinde görülen doğrudan talep:
Firavun halkını sürmek değil,
İsrailoğullarının serbest bırakılmasıdır.
Bu nedenle ileri gelenlerin:
“sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor”
sözü:
Hz. Musa’nın niyetini:
daha tehditkâr biçimde sunan bir:
yorum veya propaganda
olarak görülebilir.
Neden Gerçek Talep Daha Tehlikeli Gösteriliyor
Çünkü korku:insanları daha hızlı harekete geçirebilir.
Eğer yalnız:
“İsrailoğullarını serbest bırakmak istiyor.”
denirse:
insanlar meseleyi:
ahlaki olarak sorgulayabilir.
Ama:
“Sizi ülkenizden çıkaracak.”
denildiğinde:
mesele:
kişisel güvenliğe dönüşür.
İnsanlar Bir Fikre Neden Güvenlik Tehdidi Olarak Tepki Verebilir
Çünkü:mülk,
ev,
iş,
statü,
güvenlik
insanın en güçlü korkularındandır.
Bir düşünce:
bunlara zarar verecekmiş gibi sunulursa:
insan:
detayları incelemeden:
savunmaya geçebilir.
Bu yüzden korku:
akıl yürütmeyi daraltabilir.
Bu Ayette Bir Korku Söylemi Var mıdır
Evet.“Sizi yurdunuzdan çıkaracak”
cümlesi:
çok güçlü bir korku üretir.
Çünkü bu:
yalnız bir fikir tartışması değildir.
İnsanlara:
“Eviniz, düzeniniz, geleceğiniz tehlikede.”
mesajı verilir.
Bu tür söylemler:
kalabalıkların davranışını:
çok hızlı etkileyebilir.
Korku İnsanların Delili Değerlendirmesini Nasıl Etkiler
İnsan korktuğunda:önceliği:
gerçeği öğrenmekten:
kendini korumaya
kayabilir.
Bu durumda:
şu soru:
“Musa doğru mu söylüyor?”
yerine:
şu soru gelir:
“Musa bize zarar verecek mi?”
Böylece tartışmanın:
ekseni değişir.
Bir Mesajı Tehdit Olarak Sunmak Onu Çürütür mü
Hayır.Bir fikrin:
tehlikeli olduğu iddia edilebilir.
Ama bu:
o fikrin:
yanlış olduğunu
kanıtlamaz.
Bir düşünceyi çürütmek için:
deliline ve içeriğine cevap vermek gerekir.
Hz. Musa’nın Talebi Neden Mevcut Düzeni Sarsıyordu
Çünkü:İsrailoğullarının serbest bırakılması:
Firavun’un:
otoritesinin sınırlandığını
kabul etmek anlamına gelirdi.
Yani:
Firavun artık:
insanlar üzerinde:
sınırsız tasarruf sahibi
değildi.
Bu da:
mevcut düzenin:
temel varsayımlarından birini
sorguluyordu.
Güç Sahipleri Neden Değişim Taleplerini Tehdit Olarak Görebilir
Çünkü değişim:çıkar kaybı
getirebilir.
Bir sistem:
bazı kişilere:
ayrıcalık sağlıyorsa,
adalet talebi:
onlara:
kaybedilecek bir şey gibi
görünebilir.
Bu durumda:
adalet isteyen kişi:
tehlikeli
olarak gösterilebilir.
“Şimdi Ne Buyurursunuz?” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayetin sonunda:ileri gelenlerin veya çevrenin:
bir karar arayışına girdiği
görülür.
Yani:
Hz. Musa’nın ortaya koyduğu durum:
artık:
topluca ne yapılması gerektiği
sorusuna dönüşür.
Bu:
olayın:
saray içinde:
ciddi bir mesele olarak ele alındığını
gösterir.

Bu Soru Danışma Anlamı mı Taşır
Evet.“Ne buyurursunuz?”
ifadesi:
nasıl bir karşılık verilmesi gerektiği konusunda:
karar arayışını
gösterir.
Yani:
Hz. Musa’yı:
yalnız küçümsemekle yetinmezler.
Onunla ilgili:
strateji oluşturmak
isterler.

Bir Fikri Çürütemeyen İnsan Onu Kontrol Etmeye Çalışabilir mi
Evet.Bazen:
fikirle mücadele etmek yerine:
fikri taşıyan kişiyi:
susturmak,
yalnızlaştırmak,
itibarsızlaştırmak
gibi yollar tercih edilebilir.
Çünkü:
delille cevap vermek daha zor olabilir.

Korku Söylemi Toplumu Nasıl Birleştirebilir
Ortak bir tehdit algısı:insanları:
hızla bir araya getirebilir.
İnsanlar:
birbirleriyle anlaşamasalar bile:
“Hepimize karşı ortak bir tehdit var.”
düşüncesiyle:
aynı safta toplanabilir.
Bu nedenle:
tehdit anlatıları:
çok güçlü sosyal araçlar olabilir.

Her Tehdit Söylemi Mutlaka Yalan mıdır
Hayır.Gerçek tehditler de vardır.
Bu nedenle:
her güvenlik uyarısını:
propaganda
diye reddetmek doğru olmaz.
Asıl yapılması gereken:
iddianın:
delille desteklenip desteklenmediğine
bakmaktır.
Korku duygusu:
kanıtın yerine geçmemelidir.

Hz. Musa’nın Mesajı ile Hakkında Üretilen Anlatı Arasında Ne Fark Var
Hz. Musa’nın açık talebi:İsrailoğullarının serbest bırakılmasıdır.
Onun hakkında üretilen anlatı ise:
“Sizi yurdunuzdan çıkaracak.”
şeklindedir.
Bu fark:
bir kişinin söylediği şey ile:
onun hakkında söylenen şeyin
aynı olmadığını gösterir.

Bir İnsan Hakkında Karar Vermeden Önce Ne Yapmalıyız
Mümkünse:kendi sözlerine
bakmalıyız.
Ne söyledi?
Ne istedi?
Ne yaptı?
Sonra:
başkalarının onun hakkındaki yorumlarını:
değerlendirmeliyiz.
Çünkü bazen:
bir kişiyi:
kendisinden değil, düşmanlarının tanımından
öğreniriz.

Bu Ayet Günlük Hayatta Nasıl Karşımıza Çıkabilir
Bir kişi:başka biri hakkında:
“O senin kötülüğünü istiyor.”
diyebilir.
Ama biz:
bunun gerçekten:
kanıtı var mı
diye sormayabiliriz.
Böylece:
korku,
dedikodu
ve yorum:
ilişkileri:
bozabilir.

A‘râf Suresi 109. ve 110. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
“çok bilgili bir sihirbaz”
olarak etiketlenmişti.
- ayette ise:
“Sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor.”
Yani süreç:
önce:
kişiyi itibarsızlaştırma
sonra:
onu toplumsal tehdit olarak sunma
şeklinde ilerler.
Bu:
delilden kaçışın:
daha örgütlü bir biçime
dönüştüğünü gösterir.

Sonuç: A‘râf Suresi 110. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 110. ayet:korkunun:
insanların düşünme biçimini nasıl değiştirebileceğini
gösteren çok güçlü bir ayettir.
Hz. Musa:
başlangıçta:
çok açık konuşmuştur.
“Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderildim.”
demiştir.
“Size delil getirdim.”
demiştir.
“İsrailoğullarını benimle gönder.”
demiştir.
Ama Firavun’un çevresinde:
bu mesaj:
başka bir biçime dönüşür:
“Bu adam sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor.”
İşte burada:
çok önemli bir fark vardır:
Bir insanın söylediği şey
ile:
onun hakkında söylenen şey
aynı değildir.
Bu yalnız geçmişte değil:
insan ilişkilerinin her alanında:
önemlidir.
Biri hakkında:
bir söz duyduğumuzda:
hemen inanabiliriz.
“O senin hakkında böyle düşünüyor.”
“O seni istemiyor.”
“O sana zarar verecek.”
denebilir.
Ama bazen:
o kişiye gidip:
“Gerçekten bunu mu söyledin?”
diye sormak:
bütün resmi değiştirebilir.
Ayet aynı zamanda:
korkunun:
çok güçlü bir yönlendirme aracı
olduğunu gösterir.
İnsan:
korktuğunda:
detayları:
daha az sorgulayabilir.
Bu yüzden:
“Tehlike var.”
denildiğinde:
iki şeyi ayırmak gerekir:
Gerçekten tehlike var mı?
Yoksa:
bizi belli bir tavra yönlendirmek için korkumuz mu kullanılıyor?
Bu ayrımı yapmanın yolu:
delildir.
Gerçek tehdit:
kanıtlanabilir.
Sadece korku üretmek ise:
kanıtın yerine:
duyguyu koyar.
Ayetin bir başka önemli mesajı:
güç sahiplerinin:
hakikat karşısında her zaman:
doğrudan:
“Yanlış.”
demediğidir.
Bazen:
“Tehlikeli.”
derler.
Çünkü bir şeyi:
yanlış göstermek için:
delil gerekir.
Ama tehlikeli göstermek için:
bazen:
insanların korkusuna dokunmak
yeterli olabilir.
Belki de A‘râf 110’un bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir insan veya fikir hakkında korkutucu bir şey duyduğumuzda gerçekten delile mi bakıyoruz, yoksa korktuğumuz için anlatılanı hemen doğru mu kabul ediyoruz?
Çünkü korku:
bizi koruyabilir.
Ama kontrol edilmediğinde:
başkalarının bizim yerimize düşünmesine de izin verebilir.
“Sana birinden korkman gerektiği söylendiğinde önce korkunun kaynağını değil, iddianın delilini ara. Çünkü insan bazen gerçeği değil, kendisine anlatılan tehdidi savunmaya başlar.”
Ersan Karavelioğlu