A‘râf Suresi 111. Ayette “Onu ve Kardeşini Beklet; Şehirlere de Toplayıcılar Gönder” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Hakikatle hemen yüzleşmek istemeyen güç, çoğu zaman zamanı kendi lehine çevirmeye ve karşısına daha büyük bir gösteri çıkarmaya çalışır.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 110. ayetinde Hz. Musa hakkında:
“Sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor; şimdi ne buyurursunuz?”
denilmişti.
- ayette ise Firavun’un çevresindekiler nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini söyler:
Bu ayet:
Hz. Musa’nın gösterdiği mucizeler karşısında:
hemen teslim olmak yerine,
ona karşı:
daha büyük bir karşı gösteri hazırlama
kararını anlatır.
Firavun’un çevresi:
Hz. Musa’yı ve kardeşi Hârûn’u:
bir süre bekletmeyi,
ardından ülkenin farklı yerlerine görevliler göndererek:
usta sihirbazları toplamayı
önerir.
Yani mesele artık:
yalnız bir tartışma değil,
organize bir karşılaşmaya
dönüşmektedir.
“Onu ve Kardeşini Beklet” Ne Demektir
Buradaki ifade:Hz. Musa ve Hz. Hârûn hakkında:
hemen bir karar verilmemesini
önerir.
Yani:
onları:
bir süre:
bekletmek,
erteleme konumunda tutmak,
meseleyi sonraki aşamaya bırakmak
istenir.
Bu sırada:
karşı hamle
hazırlanacaktır.
Neden Hz. Hârûn da Zikrediliyor
Hz. Musa:tek başına gönderilmemiştir.
Hz. Hârûn:
ona destek olmak üzere:
yanında bulunur.
Kur’an’ın başka bölümlerinde:
Hz. Musa’nın:
kardeşi Hârûn’un:
daha açık konuşan biri olduğunu söylediği
ve onu yardımcı istemesi
anlatılır.
Bu yüzden:
Firavun’un çevresi:
iki kardeşi birlikte
değerlendirir.
“Beklet” Talebi Bir Erteleme Taktığı mıdır
Evet.Burada:
hemen bir hüküm vermek yerine:
zaman kazanmak
isteniyor gibi görünür.
Bu zaman içinde:
sihirbazlar toplanacak,
plan yapılacak,
Hz. Musa’ya karşı:
kontrollü bir gösteri
hazırlanacaktır.
Güç Sahipleri Neden Zaman Kazanmak İsteyebilir
Çünkü ani bir olay:mevcut düzeni:
hazırlıksız yakalayabilir.
Hz. Musa’nın mucizeleri:
saray çevresinde:
şaşkınlık yaratmıştır.
Bu durumda:
hemen karar vermek yerine:
durumu kontrol altına alma
çabası başlayabilir.
“Şehirlere Toplayıcılar Gönder” Ne Anlama Gelir
Firavun’un ülkesinin farklı bölgelerine:görevliler gönderilecektir.
Amaç:
usta sihirbazları bulup getirmektir.
Bu:
Mısır’ın farklı merkezlerinden:
uzman kişilerin:
toplanmasını
ifade eder.
Neden Sihirbazlar Toplanıyor
Çünkü Hz. Musa’nın mucizesi:sihir
olarak yorumlanmıştır.
Eğer mesele:
sihirse,
onlara göre:
en iyi cevap:
daha güçlü sihirbazları
karşısına çıkarmaktır.
Yani yanlış teşhis:
yanlış çözümü
üretir.
Yanlış İsimlendirme Yanlış Stratejiye Yol Açar mı
Evet.Eğer bir problemi:
yanlış tanımlarsanız:
çözümünüz de:
yanlış olabilir.
Firavun’un çevresi:
mucizeyi:
sihir olarak tanımladığı için:
çözümü de:
sihirbaz toplamakta
bulur.
İnsan Gerçek Bir Problemi Yanlış Kategoriye Sokarsa Ne Olur
Örneğin:ahlaki bir problemi:
yalnız teknik problem sanabilir.
İletişim sorununu:
yalnız karşı tarafın kötü niyeti gibi görebilir.
Bir insanın yardım çağrısını:
tembellik diye yorumlayabilir.
Bu durumda:
doğru çözüm:
bulunamaz.
Çünkü:
yanlış teşhis, yanlış tedavi doğurur.
Neden Ülkenin Her Yerinden Uzman Toplanıyor
Çünkü Hz. Musa’nın gösterdiği olay:onları:
ciddiye almaya zorlamıştır.
Eğer basit bir numara olduğunu düşünselerdi:
bu kadar büyük hazırlık:
gerekmeyebilirdi.
Demek ki:
Hz. Musa’nın mucizesinin:
etkisi büyük olmuştur.
Bu Hazırlık Hz. Musa’nın Tehdit Olarak Algılandığını mı Gösterir
Evet.Önce:
“Bu sihirbazdır.”
denildi.
Sonra:
“Sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor.”
denildi.
Şimdi ise:
ülke çapında:
sihirbazlar toplanacaktır.
Bu:
Hz. Musa’nın:
mevcut düzen için:
ciddi bir tehdit olarak algılandığını
gösterir.

Kalabalık Bir Gösteri Gerçeği Belirler mi
Hayır.Çok kişinin:
aynı şeyi yapması,
bir şeyin:
doğru olduğunu
kanıtlamaz.
Bir kişinin:
azınlıkta olması da:
onu yanlış yapmaz.
Hakikat:
kalabalığın sayısıyla ölçülmez.

Firavun Neden Büyük Bir Gösteri Düzenlemek İstiyor Olabilir
Böyle bir karşılaşma:hem Hz. Musa’yı:
yenmek,
hem de halkın gözünde:
Firavun düzeninin üstünlüğünü göstermek
için kullanılabilir.
Yani olay:
yalnız teknik bir yarışma değil,
aynı zamanda:
itibar meselesine
dönüşür.

Güç Neden Gösteriye İhtiyaç Duyar
Bazen güç:yalnız sahip olmakla yetinmez.
Görünmek de ister.
Kalabalık,
tören,
gösteri,
büyük organizasyonlar:
güç duygusunu:
pekiştirebilir.
Ama dışarıdaki ihtişam:
haklılığın kanıtı değildir.

Hz. Musa Bu Büyük Hazırlıktan Korkup Geri Çekiliyor mu
Hayır.Kıssanın devamında:
Hz. Musa:
sihirbazların karşısına
çıkacaktır.
Bu:
onun:
kalabalığın büyüklüğünden
çok:
Allah’ın verdiği delile güvendiğini
gösterir.

Bir Kişinin Karşısına Çok Sayıda Uzman Çıkması Onu Otomatik Olarak Haksız Yapar mı
Hayır.Uzmanların sayısı:
önemli olabilir.
Ama asıl soru:
hangi delilin:
daha güçlü olduğudur.
Bir kişi:
çoğunluğa karşı:
haklı olabilir.
Bu yüzden:
sayısal üstünlük ile hakikat üstünlüğü
aynı şey değildir.

Sihirbazların Toplanması Kıssada Neden Önemlidir
Çünkü ilerleyen ayetlerde:bu sihirbazlar:
Hz. Musa’nın mucizesini:
yakından göreceklerdir.
Ve çok dikkat çekici biçimde:
mesleklerinin uzmanları oldukları için:
gördükleri şeyin:
kendi bildikleri sihirden farklı olduğunu:
daha iyi anlayacaklardır.
Bu da:
kıssanın:
en çarpıcı dönüşümlerinden birine
yol açacaktır.

Bazen Uzman Kişi Gerçeği Daha Hızlı mı Tanır
Evet.Gerçek uzmanlık:
bir şeyin:
ne olmadığını da
anlamaya yardım edebilir.
Sihirbazlar:
sihri bildikleri için:
Hz. Musa’nın yaptığı şeyin:
bildikleri yöntemlerden farklı olduğunu:
daha kolay fark edebilirler.
Bu nedenle:
bilgi bazen insanı hakikate yaklaştırabilir.

A‘râf Suresi 110. ve 111. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
ülkeyi tehdit eden biri
olarak sunulmuştu.
- ayette:
somut plan yapılır:
“Onu ve kardeşini beklet, şehirlere toplayıcılar gönder.”
Yani:
korku söylemi:
artık:
organizasyona ve karşı hamleye
dönüşür.

Sonuç: A‘râf Suresi 111. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 111. ayet:hakikat karşısında:
bir güç düzeninin:
nasıl strateji geliştirdiğini
gösterir.
Hz. Musa:
delil göstermiştir.
Ama Firavun’un çevresi:
bu delili:
hakikat olarak değerlendirmek yerine:
sihir
diye isimlendirmiştir.
Ardından:
çözümü:
daha fazla sihirbaz
toplamakta bulmuşlardır.
Burada çok önemli bir düşünce vardır:
Bir şeyi yanlış tanımlarsan, doğru cevap veremezsin.
İnsan hayatında da:
bu sık görülür.
Bazen:
sorunumuzu:
yanlış tanımlarız.
Yorgunluğumuzu:
tembellik sanarız.
Korkumuzu:
öfke diye yaşarız.
Bir ilişkideki güvensizliği:
sadece karşı tarafın davranışına bağlarız.
Bir insanın:
yardım ihtiyacını:
zayıflık diye yorumlarız.
Sonra:
yanlış probleme:
doğru gibi görünen ama işe yaramayan:
çözümler üretiriz.
Ayet bize:
önce:
“Karşımda gerçekten ne var?”
diye sormayı öğretir.
Firavun’un çevresi:
bu soruyu dürüstçe sormamıştır.
Mucizeyi:
başından beri:
sihir kabul etmiş
ve bütün planını:
bu varsayım üzerine kurmuştur.
Bir başka ders:
kalabalığın gücüne:
fazla anlam yüklememektir.
Firavun:
bir kişiyle:
yetinmez.
Ülkenin her yerinden:
ustalar toplar.
Büyük bir karşılaşma
hazırlar.
Bu:
dışarıdan:
çok güçlü görünür.
Ama hakikatin ölçüsü:
kaç kişinin aynı tarafta olduğu değildir.
Bazen:
tek bir insan:
çok büyük bir kalabalığın karşısında:
haklı olabilir.
Bazen de:
binlerce insan:
aynı yanlışı:
tekrar edebilir.
Ayetin devamında:
daha da şaşırtıcı bir şey olacaktır.
Firavun’un:
Hz. Musa’yı yenmek için çağırdığı sihirbazlar:
bir süre sonra:
Hz. Musa’nın haklılığını gören insanlar
hâline gelecektir.
Yani güç sahibinin:
kendi lehine getirdiği kişiler:
hakikati görünce:
onun planının dışına çıkabilir.
Bu da bize:
çok önemli bir şey söyler:
Gerçek uzmanlık, sahibini her zaman güç sahibinin istediği sonuca götürmez.
Dürüst uzman:
gördüğünü:
olduğu gibi söyler.
Belki de A‘râf 111’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir problem karşısında gerçekten ne olduğunu anlamaya mı çalışıyoruz, yoksa daha baştan verdiğimiz isme göre çözüm mü üretiyoruz?
Çünkü bazen insan:
cevabı bulamadığı için değil,
soruyu yanlış sorduğu için
yolunu kaybeder.
“Yanlış teşhis, en güçlü çözümü bile boşa çıkarabilir. Önce karşındaki şeyin gerçekten ne olduğunu anlamaya çalış; çünkü hakikate yanlış isim verdiğinde, attığın her adım seni ondan biraz daha uzaklaştırabilir.”
Ersan Karavelioğlu