A‘râf Suresi 116. Ayette “Musa ‘Siz Atın’ Dedi; Onlar Atınca İnsanların Gözlerini Büyülediler, Onları Korkuttular ve Büyük Bir Sihir Ortaya Koydular” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Gözün gördüğü her şey hakikat değildir. İnsan bazen gerçekten olanı değil, kendisine ustalıkla gösterileni görür.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 115. ayetinde sihirbazlar Hz. Musa’ya:
“Ya sen at ya da önce atanlar biz olalım.”
demişlerdi.
- ayette Hz. Musa:
der.
Ardından sihirbazların gösterisi başlar:
“Onlar atınca insanların gözlerini büyülediler, onları korkuttular ve büyük bir sihir ortaya koydular.”
Bu ayet çok önemli bir ayrım yapar.
Sihirbazların yaptığı şey:
insanların gözlerini etkiler.
Onlarda:
korku oluşturur.
Dışarıdan:
son derece güçlü görünür.
Ama bir önceki ayetlerde Hz. Musa’nın asası:
Kur’an anlatısında gerçekten:
apaçık büyük bir yılana dönüşmüştü.
Sihirbazların yaptığı ise burada:
özellikle:
gözlerin büyülenmesi
şeklinde anlatılır.
Yani kıssa:
mucize ile algı üzerinde oluşturulan güçlü etki
arasındaki farkı giderek daha görünür hâle getirir.
Hz. Musa Neden “Siz Atın” Dedi
Hz. Musa:sihirbazların önce başlamasına:
izin verir.
Bu:
onların yapabileceklerini:
herkesin görmesini sağlar.
Böylece karşılaşmanın sonunda:
Hz. Musa’nın mucizesi ortaya çıktığında:
aradaki fark:
daha açık biçimde görülebilecektir.
Hz. Musa Neden Önce Kendisi Başlamadı
Kur’an burada ayrıntılı gerekçe vermez.Fakat anlatının akışında:
sihirbazların bütün hünerlerini:
önce göstermeleri,
sonrasında Hz. Musa’nın mucizesinin:
ne kadar farklı olduğunu:
ortaya çıkarır.
Yani önce:
sihir bütün gücüyle gösterilir.
“Onlar Atınca” Ne Attılar
Kur’an’ın başka ayetlerinde:sihirbazların:
iplerini
ve değneklerini
attıkları anlatılır.
Bunlar:
seyircilerin gözünde:
hareket eden şeyler gibi
görünür.
A‘râf 116 ise:
özellikle:
bu gösterinin:
insanlar üzerindeki etkisine
odaklanır.
“İnsanların Gözlerini Büyülediler” Ne Demektir
Bu ifade:çok dikkat çekicidir.
Ayet:
sihirbazların:
insanların algısını
etkilediklerini anlatır.
Yani seyirciler:
karşılarında:
olağanüstü bir görüntü
görmüşlerdir.
Fakat vurgu:
nesnelerin kendisinden çok, insanların gözleri üzerindeki etkiye
yapılır.
Bu Bir İllüzyon muydu
Kur’an’ın bu ayetteki:“insanların gözlerini büyülediler”
ifadesi,
görsel algı üzerinde:
çok güçlü bir etki oluşturulduğunu
düşündürür.
Kur’an’ın başka ayetlerinde de:
ip ve değneklerin:
hareket ediyormuş gibi göründüğü
anlatılır.
Bunun tam fiziksel mekanizmasını:
Kur’an açıklamaz.
Bu nedenle:
modern teknik ayrıntılar uydurmak yerine:
metnin söylediği sınırda kalmak
daha doğrudur.
“Onları Korkuttular” İfadesi Ne Anlama Gelir
Sihirbazların gösterisi:yalnız şaşırtıcı değildir.
Aynı zamanda:
korkutucudur.
İnsanlar:
gördükleri şey karşısında:
dehşete düşmüş olabilir.
Bu:
gösterinin psikolojik etkisinin:
çok güçlü olduğunu
gösterir.
Korku İnsanların Gerçeklik Algısını Etkileyebilir mi
Evet.İnsan korktuğunda:
ayrıntıları:
daha az değerlendirebilir.
Hızlı tepki verir.
Tehdide:
odaklanır.
Bu yüzden:
korku ile görsel etki
birleştiğinde:
insanların:
gördüğünü sorgulaması daha da zorlaşabilir.
“Büyük Bir Sihir Ortaya Koydular” Ne Demektir
Kur’an:sihirbazların yaptığı gösteriyi:
küçümsemez.
“Büyük bir sihir”
olarak niteler.
Yani:
etkisiz,
amatör,
önemsiz
bir gösteri değildir.
Tam tersine:
çok güçlü,
etkileyici,
profesyonel
bir performanstır.
Kur’an Neden Rakibin Gücünü Küçümsemiyor
Bu önemli bir noktadır.Hakikati anlatmak için:
karşı tarafı:
zayıf göstermeye gerek yoktur.
Sihirbazlar:
gerçekten çok etkileyici bir gösteri yapmıştır.
Ama:
onların gösterisinin güçlü olması:
Hz. Musa’nın mucizesini:
ortadan kaldırmaz.
Bu da:
adil anlatımın değerini
gösterir.
Sihirbazların Başarısı İnsanları Etkilemiş miydi
Evet.Ayet açıkça:
insanların gözlerinin büyülendiğini
ve korkutulduklarını
söyler.
Demek ki:
gösteri:
kalabalık üzerinde:
son derece güçlü bir etki
oluşturmuştur.
Bu açıdan sihirbazlar:
kendi alanlarında:
gerçekten başarılıdır.

Etkileyici Olmak ile Doğru Olmak Aynı Şey midir
Hayır.Bir şey:
çok etkileyici olabilir
ama:
gerçek olmayabilir.
Bir konuşma:
çok güçlü olabilir
ama:
yanlış bilgi içerebilir.
Bir görüntü:
çok inandırıcı olabilir
ama:
yanıltıcı olabilir.
Bu yüzden:
etki ile hakikati ayırmak
çok önemlidir.

İnsan Neden Gördüğüne Çok Güvenir
Çünkü görme:en güçlü duyularımızdan biridir.
“Kendi gözümle gördüm.”
cümlesi:
insan için:
çok ikna edicidir.
Ama bu ayet:
gözün de:
yanıltılabileceğini
hatırlatır.
Bu:
çok derin bir epistemolojik uyarıdır.

“Gözümle Gördüm” Her Zaman Kesin Delil midir
Her zaman değil.Görsel algı:
açı,
ışık,
mesafe,
bağlam,
korku,
beklenti
gibi birçok şeyden:
etkilenebilir.
Bu nedenle:
görmek:
çok güçlü bir veri olsa da:
yorumdan tamamen bağımsız değildir.

Günümüzde Görsel Manipülasyon Açısından Bu Ayetten Ders Çıkarılabilir mi
Genel bir düşünme ilkesi olarak:evet.
Bugün:
fotoğraf,
video,
kurgu,
yapay görüntüler
insanların algısını:
çok güçlü biçimde etkileyebilir.
Bu nedenle:
bir görüntü gördüğümüzde:
“Bunu görüyorum, ama bunun bağlamı ve doğruluğu nedir?”
diye sormak:
önemlidir.
Ancak modern teknolojileri doğrudan bu ayetin tarihsel sihriyle eşitlemek:
doğru olmaz.

Korkutucu Bir Görüntü Neden Daha İkna Edici Olabilir
Çünkü korku:insanın dikkatini:
daraltır.
O anda:
eleştirel düşünmeden çok:
hayatta kalma refleksi
öne çıkabilir.
Sihirbazların gösterisi:
hem görsel
hem psikolojik olarak:
çok güçlüdür.
Bu yüzden:
kalabalığı:
etkilemesi şaşırtıcı değildir.

Hz. Musa Bu Gösteri Karşısında Hiç Etkilenmedi mi
Kur’an’ın başka bir bölümünde:Hz. Musa’nın içinde:
bir korku hissettiği
anlatılır.
Bu çok önemlidir.
Peygamber olmak:
insani duyguların:
yok olması
demek değildir.
Hz. Musa:
korku hissedebilir.
Ama:
Allah’ın yönlendirmesiyle:
görevini sürdürür.

Korkmak ile Yenilmek Aynı Şey midir
Hayır.İnsan:
korkabilir
ama:
yine de doğru olanı
yapabilir.
Cesaret:
korkusuzluk değil,
korkuya rağmen:
doğru yönde:
hareket edebilmektir.
Hz. Musa kıssası:
bunu güçlü biçimde
gösterir.

A‘râf Suresi 115. ve 116. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
“Ya sen at ya da biz atalım.”
demişti.
- ayette Hz. Musa:
der.
Ardından onlar:
bütün hünerlerini ortaya koyar:
insanların gözlerini:
büyüler,
onları:
korkutur
ve:
büyük bir sihir
sergilerler.
Yani kıssa:
sihirbazların:
en güçlü anına
ulaşmıştır.
Tam bundan sonra:
Hz. Musa’ya:
ilahi emir
gelecektir.

Sonuç: A‘râf Suresi 116. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 116. ayet:algı ile hakikat arasındaki farkı:
çok güçlü biçimde düşündürür.
Sihirbazlar:
meydana çıkar.
İplerini ve değneklerini:
atarlar.
İnsanların:
gözlerini etkilerler.
Kalabalığı:
korkuturlar.
Ve Kur’an:
yaptıkları şeyi:
“büyük bir sihir”
olarak tanımlar.
Yani sahne:
son derece güçlüdür.
İnsanların:
şaşırması,
korkması,
etkilenmesi
anlaşılabilir.
Ama asıl soru:
şudur:
Etkileyici olan şey mutlaka gerçek midir?
İnsan zihni:
görüntüden:
çok etkilenir.
Bu yüzden:
güzel sunulan bir yalan:
kötü anlatılan bir gerçekten:
daha ikna edici
görünebilir.
İyi hazırlanmış bir gösteri:
insanda:
“Bu kesin doğrudur.”
duygusu oluşturabilir.
Ama doğruluk:
görkemle:
ölçülmez.
Bugün de insan:
gördüğüne:
çok hızlı inanabilir.
Bir video izler.
Bir fotoğraf görür.
Bir başlık okur.
Bir kişi:
çok kendinden emin konuşur.
Ve zihin:
hemen:
“Demek ki doğru.”
diyebilir.
Oysa A‘râf 116 bize:
çok temel bir uyarı verir:
Göz bile etkilenebilir.
Bu yüzden:
yalnız:
“Ne gördüm?”
diye değil,
“Gerçekte ne oldu?”
diye de sormak gerekir.
Ayetin:
“onları korkuttular”
ifadesi de:
çok önemlidir.
Çünkü korku:
algıyı daha da güçlendirebilir.
İnsan korktuğu anda:
sorgulamayı bırakabilir.
Bu nedenle:
birileri bizi korkutuyorsa:
özellikle dikkatli düşünmek gerekir.
Korku gerçek olabilir.
Tehlike gerçek olabilir.
Ama:
korkmuş olmamız, bize anlatılan açıklamanın otomatik olarak doğru olduğunu göstermez.
Bir başka güzel ders:
Kur’an’ın sihirbazların gücünü:
küçümsememesidir.
Onlar:
gerçekten güçlü bir gösteri yapmıştır.
Bu:
hakikatin:
rakibini küçümseyerek savunulması gerekmediğini
gösterir.
İnsan:
“Karşı taraf çok güçlü.”
diyebilir
ve yine de:
“Ama ben onun yanlış olduğunu düşünüyorum.”
diyebilir.
Bu:
daha dürüst bir tavırdır.
Kıssada tam da:
sihirbazların en güçlü göründüğü anda:
dengenin değişmesi
yaklaşmaktadır.
Bu bize:
hayatta da:
şunu düşündürür:
Bir yanlış:
en güçlü göründüğü anda bile:
mutlak değildir.
Kalabalık:
etkilenmiş olabilir.
Herkes:
korkmuş olabilir.
Sahne:
çok büyük olabilir.
Ama:
hakikatin ortaya çıkması için bazen tek bir doğru işaret yeter.
Belki de A‘râf 116’nın bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir şey bizi çok etkilediğinde, etkilenmiş olmamızı onun doğru olduğunun kanıtı mı sanıyoruz?
Çünkü göz:
görebilir.
Kalp:
korkabilir.
Kalabalık:
etkilenebilir.
Ama hakikati bulmak için:
bunların yanında:
düşünmek de gerekir.
“Gözünün önünde olan şey seni etkileyebilir, korkutabilir ve hatta tamamen ikna edebilir; fakat hakikat yalnız gördüğün görüntü değildir. En güçlü yanılsama, insanın sorgulamayı bıraktığı anda başlar.”
Ersan Karavelioğlu