A‘râf Suresi 118. Ayette “Böylece Hak Yerini Buldu ve Onların Yaptıkları Boşa Çıktı” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Hakikat bazen uzun süre gölgede kalabilir; fakat ortaya çıktığında yalnız doğru olanı göstermeyip yanlışın dayandığı görüntüyü de dağıtır.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 117. ayetinde Allah’ın Hz. Musa’ya:
“Asanı at.”
diye vahyettiği ve asanın:
sihirbazların ortaya koyduklarını:
yutmaya başladığı
anlatılmıştı.
- ayette ise bu olayın sonucu çok kısa ve güçlü bir cümleyle özetlenir:
Bu ayet:
yalnız bir yarışmanın sonucunu bildirmez.
Aynı zamanda:
hak ile bâtıl, gerçek ile yanılsama, kalıcı olan ile geçici olan
arasındaki farkı ortaya koyar.
Sihirbazların gösterisi:
büyük,
etkileyici,
korkutucu
olmuştu.
Fakat hakikat ortaya çıktığında:
onların bütün kurduğu görüntü:
değerini kaybetti.
Yani ayetin mesajı şudur:
Yanlış:
ne kadar etkileyici olursa olsun,
hakikatle aynı ağırlığa sahip değildir.
“Böylece Hak Yerini Buldu” Ne Demektir
Buradaki:hak
ifadesi:
doğru,
gerçek,
ilahi hakikat
anlamına gelir.
Hz. Musa’nın:
Allah tarafından gönderildiğini gösteren mucize:
ortaya çıkmıştır.
Böylece:
ne olduğu belirsiz sanılan durum:
açıklığa kavuşmuştur.
Hakikat Zaten Hakikatse Neden “Yerini Buldu” Deniliyor
Çünkü hakikat:var olsa bile:
insanlar tarafından:
görülmeyebilir,
örtülebilir,
çarpıtılabilir.
Ama delil ortaya çıktığında:
hakikat:
insanların gözünde de:
belirgin hâle gelir.
Yani burada:
hakikatin oluşması değil,
açığa çıkması
söz konusudur.
“Onların Yaptıkları Boşa Çıktı” Ne Anlama Gelir
Sihirbazların:hazırlığı,
gösterisi,
görsel etkisi,
korkutucu sahnesi
bir anda:
anlamını kaybeder.
Yaptıkları şey:
artık:
hakikat karşısında:
işe yaramaz hâle gelir.
Yani:
bütün emek, yanlış bir amaca hizmet ettiği için sonuçsuz kalır.
Çok Emek Verilen Bir Şey Boşa Çıkabilir mi
Evet.İnsan:
bir şeye:
çok zaman,
çok para,
çok enerji
harcayabilir.
Ama eğer temel yanlışsa:
harcanan emek:
yanlışı doğru yapmaz.
Bu çok önemli bir ilkedir:
Emek, hakikatin yerine geçmez.
Bir Yanlış Çok Profesyonelce Yapılırsa Doğruya Dönüşür mü
Hayır.Bir yalan:
çok iyi hazırlanabilir.
Bir manipülasyon:
çok ustaca yapılabilir.
Bir gösteri:
çok etkileyici olabilir.
Ama profesyonellik:
yanlışı:
doğruya çeviremez.
Bu ayet:
ustalık ile doğruluğu birbirinden ayırır.
Sihirbazların Büyük Gösterisi Neden Bir Anda Değerini Kaybetti
Çünkü karşısına:daha güçlü bir numara değil,
başka türden bir hakikat
çıktı.
Onların yaptığı:
algıyı etkileyen bir gösteriydi.
Hz. Musa’nın mucizesi ise:
Allah’ın verdiği:
gerçek bir işaretti.
Bu fark ortaya çıkınca:
sihirbazların gösterisi:
çöktü.
Hakikat Ortaya Çıkınca Yanlış Neden Zayıflar
Çünkü yanlış:çoğu zaman:
bilgi eksikliğinden,
yanılsamadan,
korkudan,
görüntüden
güç alır.
Gerçek açık biçimde ortaya konulduğunda:
bu destekler:
azalabilir.
Yanlışın en büyük avantajlarından biri:
insanların gerçeği henüz görememiş olmasıdır.
Her Yanlış Hakikat Gelince Hemen Yok Olur mu
Hayır.İnsanlar:
gerçeği gördükten sonra bile:
direnebilir.
Çıkarları,
egoları,
korkuları
nedeniyle:
yanlışta ısrar edebilirler.
Bu ayet:
özel olarak:
Hz. Musa’nın mucizesi karşısında:
sihirbazların gösterisinin:
fiilen boşa çıkmasını
anlatır.
Bir Şeyin “Boşa Çıkması” ile “Yok Olması” Aynı Şey midir
Tam olarak değil.Bir şey:
fiziksel olarak varlığını sürdürebilir
ama:
etkisini kaybedebilir.
Bir iddia:
tekrar edilmeye devam edebilir
ama:
delille çürütüldüğü için:
ikna edici gücü:
azalabilir.
Bu nedenle:
boşa çıkmak, anlam ve işlev kaybını da ifade eder.
Bu Ayet Sihirbazların Yenildiğini mi Bildiriyor
Evet.Ama yalnız:
teknik bir yenilgi değildir.
Onların:
Hz. Musa’yı sıradan bir sihirbaz olarak gösterme girişimi de:
başarısız olmuştur.
Çünkü sahnedeki sonuç:
Hz. Musa’nın yaptığı şeyin:
başka bir mahiyet taşıdığını
göstermiştir.

Hakikat Ortaya Çıkınca İnsan Ne Yapmalıdır
En olgun tavır:onu kabul etmektir.
İnsan:
yanıldığını:
görebilir.
Bu durumda:
eski sözlerine tutunmak yerine:
gerçeğe yönelmek
daha doğru olur.
Kıssanın devamında:
sihirbazların:
tam da bunu yaptığı görülecektir.

“Yanılmışım” Demek Neden Bu Kadar Zordur
Çünkü insan:itibar kaybetmekten:
korkar.
Yıllarca savunduğu şeyin:
yanlış olduğunu kabul etmek:
egoya ağır gelebilir.
Ama:
yanlışı savunmaya devam etmek, yanılmış olmaktan daha büyük bir hatadır.

Bir Tartışmada Hak Ortaya Çıkınca Taraflar Ne Yapmalıdır
Amaç:gerçekten hakikati bulmaksa:
kaybeden taraf:
utandırılmamalıdır.
Çünkü önemli olan:
bir kişinin yenilmesi değil,
doğrunun ortaya çıkmasıdır.
İnsanların:
fikrini değiştirebilmesini kolaylaştıran bir ortam:
daha sağlıklıdır.

Hakikati Bulmak İçin Karşı Tarafın Yenilmesini İstemek Gerekir mi
Hayır.Bir insan:
karşısındaki kişi yenilsin diye değil,
doğru ortaya çıksın diye
tartışmalıdır.
Eğer doğru:
karşı taraftaysa:
onu kabul edebilmelidir.
Bu:
zayıflık değil,
zihinsel olgunluktur.

Bu Ayet Bize Görüntünün Gücü Hakkında Ne Öğretiyor
Görüntü:çok güçlüdür.
Sihirbazlar:
insanların gözlerini büyülemişti.
Kalabalık:
korkmuştu.
Ama görünen şey:
hakikatin kendisi değildi.
Bu nedenle:
etkileyici görünüş ile gerçek değeri ayırmak
gerekir.

“Hak Yerini Buldu” İfadesi Günlük Hayatta Nasıl Düşünülebilir
Bir insan:haksız yere suçlanabilir.
Sonra:
belge ortaya çıkar.
Bir konuda:
yanlış bilgi yayılabilir.
Sonra:
gerçek veri bulunur.
Bir anlaşmazlıkta:
olayların gerçek seyri:
netleşebilir.
Bu gibi durumlarda:
hakikat görünür hâle gelir.

Hakikatin Ortaya Çıkması Her Zaman İnsanı Rahatlatır mı
Hayır.Hakikat:
bazen acıtır.
Bir insan:
yanıldığını,
aldatıldığını,
hata yaptığını
öğrenebilir.
Ama acı verici olması:
onu değersiz yapmaz.
Bazen:
iyileşmenin ilk şartı rahatsız edici gerçeği kabul etmektir.

A‘râf Suresi 117. ve 118. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
sihirbazların ortaya koyduklarını:
yutuyordu.
- ayette ise:
“Hak yerini buldu ve onların yaptıkları boşa çıktı.”
Yani 117. ayet:
olayı,
- ayet:
verir.

Sonuç: A‘râf Suresi 118. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 118. ayet:çok kısa ama:
çok güçlü bir ilke ortaya koyar:
“Hak yerini buldu ve onların yaptıkları boşa çıktı.”
Sihirbazlar:
hazırlanmıştı.
Ülkenin farklı yerlerinden:
toplanmışlardı.
Firavun:
onlara ödül vaat etmişti.
Sarayın yakınlığı:
vaat edilmişti.
Büyük bir kalabalık:
oluşmuştu.
Gösterileri:
insanların gözlerini:
etkilemişti.
Korku:
yayılmıştı.
Dışarıdan bakıldığında:
her şey:
onların lehine görünüyordu.
Ama:
hakikat ortaya çıktığında:
bütün o güç:
bir anda:
başka bir anlam kazandı.
Bu ayet bize:
görünüşün büyüklüğüne aldanmamayı
öğretir.
Bir şey:
çok iyi organize edilmiş olabilir.
Çok kişi:
destekliyor olabilir.
Çok para:
harcanmış olabilir.
Çok profesyonel:
görünebilir.
Ama bütün bunlar:
o şeyin:
doğru olduğunu:
kanıtlamaz.
Hakikat:
sayının,
paranın,
görkemin
üstünde bir ölçüdür.
Ayet aynı zamanda:
emeğin yönünün:
önemini düşündürür.
Sihirbazlar:
ustadır.
Emek vermiştir.
Yeteneklidir.
Ama o anda:
yanlış tarafta:
kullanılmış bir yetenek
vardır.
Bu bize:
şunu sorar:
Yalnız ne kadar iyi yaptığımıza mı bakıyoruz, yoksa yaptığımız şeyin doğru olup olmadığına da mı?
Çünkü insan:
yanlış bir işi:
çok iyi yapabilir.
Ama:
iyi yapılmış yanlış,
yine de:
yanlıştır.
Bu ayetin en umut verici taraflarından biri de:
hakikat ortaya çıktığında:
insanın yönünü değiştirebilmesidir.
Sihirbazlar:
birkaç ayet önce:
ödül pazarlığı yapıyordu.
Şimdi:
kendi yaptıklarının:
boşa çıktığını
görmektedir.
Ve birazdan:
onlar için:
hayatlarının en büyük dönüşümü
başlayacaktır.
Bu bize:
şunu hatırlatır:
Bir insanın:
yanlış tarafta başlaması,
doğru tarafta bitiremeyeceği
anlamına gelmez.
Önemli olan:
hak ortaya çıktığında:
ne yaptığıdır.
Belki de A‘râf 118’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir gerçeğin karşısında kendi yaptığımız şeyin boşa çıktığını görürsek, eski emeğimizi savunmaya mı devam ederiz, yoksa hakikate mi yöneliriz?
Çünkü bazen:
bir şeye çok emek vermiş olmak:
onu bırakmayı:
zorlaştırır.
Ama insanın en büyük olgunluğu:
yanlışa harcadığı emeği bahane edip yanlışa devam etmemektir.
Hak:
yerini bulduğunda:
insanın yapabileceği en doğru şey:
ona yer açmaktır.
“Bir şeye çok emek vermiş olman onu doğru yapmaz. Hakikat ortaya çıktığında eski emeğini değil, gerçeği koru. Çünkü yanlışa yıllarını vermiş olmak, ona bir yıl daha vermek için gerekçe değildir.”
Ersan Karavelioğlu