A‘râf Suresi 117. Ayette “Biz de Musa’ya ‘Asanı At’ Diye Vahyettik; Bir de Ne Görsünler, O, Sihirbazların Uydurduklarını Yutuyordu” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Hakikat bazen uzun uzun tartışmaz; ortaya çıktığında sahtenin ne kadar büyük görünürse görünsün kendi ağırlığıyla çözüldüğünü gösterir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 116. ayetinde sihirbazların:
insanların gözlerini büyüledikleri, onları korkuttukları ve büyük bir sihir ortaya koydukları
anlatılmıştı.
- ayette ise karşılaşmanın yönü tamamen değişir:
Bu ayet:
Hz. Musa’nın mucizesi ile sihirbazların gösterisi arasındaki farkı:
çok çarpıcı biçimde ortaya koyar.
Bir tarafta:
gözleri etkileyen,
korku oluşturan,
büyük görünen
bir sihir vardır.
Diğer tarafta:
Allah’ın emriyle gerçekleşen:
gerçek bir mucize
vardır.
Ve Hz. Musa’nın asası:
sihirbazların ortaya koyduklarını:
yutmaya başlar.
Burada yalnız fiziksel bir karşılaşma yoktur.
Aynı zamanda:
gerçek ile yanılsama, hakikat ile uydurma
arasındaki fark:
gözle görünür hâle gelir.
“Biz de Musa’ya Vahyettik” Ne Anlama Gelir
Bu ifade:Hz. Musa’nın:
kendi başına hareket etmediğini
gösterir.
O:
Allah’ın yönlendirmesiyle:
asasını atar.
Yani mucize:
Hz. Musa’nın:
kişisel hüneri değil,
ilahi emirle gerçekleşen bir işarettir.
Neden Bu Anda Vahiy Geliyor
Çünkü sihirbazlar:bütün hünerlerini:
ortaya koymuştur.
Kalabalık:
etkilenmiştir.
Korku:
yayılmıştır.
Tam bu anda:
Allah:
Hz. Musa’ya:
“Asanı at.”
diye vahyeder.
Yani karşılık:
insani panikten değil,
ilahi yönlendirmeden
gelir.
Hz. Musa’nın Asası Yeniden Ne Yapıyor
Daha önce:apaçık büyük bir yılana
dönüşmüştü.
Bu kez de:
sihirbazların:
ortaya koyduğu şeyleri:
yutmaya başlar.
Bu olay:
sihirbazların gösterisinin:
çözüldüğü an olur.
“Uydurduklarını Yutuyordu” İfadesi Ne Demektir
Buradaki ifade:sihirbazların:
ortaya koyduğu:
sahte görüntüleri,
hileleri,
kurdukları gösteriyi
boşa çıkarmayı anlatır.
Yani Hz. Musa’nın mucizesi:
yalnız:
yanında duran bir işaret değildir.
Doğrudan:
sihri etkisiz hâle getirir.
Kur’an Neden “Uydurdukları” İfadesini Kullanıyor
Çünkü sihirbazların ortaya koyduğu şey:gerçekliğin kendisi değil,
insanların algısını etkileyen:
bir gösteridir.
Bir önceki ayette:
“insanların gözlerini büyülediler”
denilmişti.
Şimdi:
onların kurduğu şey:
uydurulmuş bir görüntü
olarak:
yerine oturtulur.
Bu Ayet Mucize ile Sihir Arasındaki Farkı Nasıl Gösteriyor
Sihir:insanların algısını:
etkiler.
Mucize ise:
Kur’an’ın anlatımında:
Allah’ın kudretiyle:
gerçekleşir.
Sihirbazların yaptığı:
görünüş üretir.
Hz. Musa’nın asası ise:
o görünüşü:
ortadan kaldırır.
Hakikat Neden Bazen Yanılsamayı Ortadan Kaldırır
Çünkü sahte olan:çoğu zaman:
gerçeğin karşısında:
dayanamaz.
Bir yalan:
çok iyi hazırlanmış olabilir.
Ama:
kesin bir belge,
açık bir kanıt,
doğrudan gerçeklik
ortaya çıktığında:
yalanın etkisi:
çözülebilir.
Bu ayetin sahnesinde de:
görüntü ile gerçeklik karşı karşıya gelir.
Sihirbazların Gösterisi Neden Bir Anda Etkisizleşiyor
Çünkü Hz. Musa’nın mucizesi:onların bütün kurduğu düzeni:
bozar.
Daha önce:
kalabalık:
onların gösterisinden:
korkmuştu.
Şimdi ise:
aynı kalabalık:
sihirbazların ortaya koyduğu şeylerin:
yok olduğunu
görmektedir.
Büyük Görünen Bir Yanlış Bir Anda Çökebilir mi
Evet.Bir yanlış:
uzun süre:
çok güçlü
görünebilir.
İnsanlar:
ona inanabilir.
Korkabilir.
Ama gerçek:
açık biçimde ortaya çıktığında:
o yapının:
ne kadar kırılgan olduğu
anlaşılabilir.
Bu yüzden:
görünürdeki büyüklük ile gerçek güç aynı şey değildir.
Hz. Musa’nın Mucizesi Neden Kalabalık Önünde Gerçekleşiyor
Çünkü Firavun:meseleyi:
kamusal bir karşılaşmaya
dönüştürmüştür.
Sihirbazlar:
kalabalık önünde:
hünerlerini göstermiştir.
Hz. Musa’nın mucizesi de:
aynı ortamda:
herkesin görebileceği biçimde
ortaya çıkar.
Böylece:
sonuç gizli kalmaz.

Gerçek Uzmanlar Neden Bu Olayı Halktan Daha Farklı Değerlendirebilir
Çünkü sihirbazlar:kendi tekniklerini
bilir.
Neyin:
hile,
yanılsama,
mesleki ustalık
olduğunu:
tanırlar.
Bu yüzden:
Hz. Musa’nın asasının yaptığı şeyin:
kendi yaptıklarıyla aynı olmadığını:
çok daha hızlı anlayabilirler.
Bu durum:
bir sonraki aşamada:
çok önemli olacaktır.

Uzman Kişi Gerçeği Görünce Önceki Tarafını Değiştirebilir mi
Evet.Gerçek uzmanlığın ahlaki değeri:
burada ortaya çıkar.
İnsan:
“Ben buraya şu tarafı savunmak için geldim.”
diyebilir.
Ama gördüğü gerçek:
beklediğinin tersiyse:
dürüst insan:
fikrini değiştirebilir.
Sihirbazların kıssasında:
tam olarak:
böyle bir dönüşüm
yaklaşmaktadır.

Bu Ayet “Her Yanlış Hemen Yok Olur” mu Diyor
Hayır.Hayatta:
yanlışlar bazen:
uzun süre devam edebilir.
Hatta:
güç kazanabilir.
Bu ayet:
özel bir peygamberlik mucizesini
anlatır.
Bunu:
“Dünyadaki her yanlış birkaç dakika içinde mutlaka yok olur.”
şeklinde genelleştirmek doğru değildir.
Ancak ahlaki ders olarak:
yanlışın:
ne kadar güçlü görünürse görünsün:
hakikatle aynı şey olmadığını
hatırlatır.

Allah Hz. Musa’ya Neden Sadece Savunma Değil, Açık Bir Karşılık Veriyor
Çünkü burada:peygamberlik iddiası:
sınanmaktadır.
Firavun:
Hz. Musa’yı:
sihirbaz olarak göstermeye çalışmıştır.
Bu nedenle:
Allah’ın verdiği mucize:
iki şey yapar:
Hz. Musa’nın:
işaretini gösterir
ve:
sihirbazların gösterisinin sınırını ortaya çıkarır.

Bu Ayet Günümüzde Bilgi Kirliliği Açısından Nasıl Düşünülebilir
Doğrudan tarihsel olayı:günümüz medya teknolojileriyle:
eşitlememek gerekir.
Ama genel ilke açısından:
şu ders çıkarılabilir:
Yanlış bilgi:
çok etkileyici sunulabilir.
Binlerce kez:
tekrar edilebilir.
Güçlü görsellerle:
desteklenebilir.
Ama:
güvenilir kanıt
ortaya çıktığında:
iddialar yeniden değerlendirilmelidir.

Gerçek Bir Delil Geldiğinde Eski İnancımızı Korumak Doğru mudur
Sırf eski olduğu için:hayır.
Eğer:
daha güçlü bir delil,
önceki düşüncemizin:
yanlış olduğunu açıkça gösteriyorsa:
onu düzeltmek:
zayıflık değildir.
Bu:
hakikate sadakattir.

Hakikat Ortaya Çıkınca Neden Bazıları Hemen Kabul Ederken Bazıları Direnir
Çünkü insanların:hakikatle ilişkisi
aynı değildir.
Bir kişi:
gerçeği:
çıkarından üstün tutabilir.
Başka biri:
makamını,
itibarını,
egosunu
korumaya çalışabilir.
Bu yüzden aynı olay:
birini:
iman etmeye,
diğerini:
daha fazla direnmeye
götürebilir.

A‘râf Suresi 116. ve 117. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
insanların gözlerini büyülemiş,
onları korkutmuş
ve büyük bir sihir:
ortaya koymuşlardı.
- ayette:
“Asanı at.”
diye vahyeder.
Asa:
sihirbazların ortaya koyduklarını:
yutmaya başlar.
Yani önce:
yanılsama:
en güçlü hâliyle görünür.
Sonra:
hakikat onu etkisiz hâle getirir.

Sonuç: A‘râf Suresi 117. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 117. ayet:Musa ile sihirbazlar arasındaki karşılaşmanın:
kırılma noktasıdır.
Bir önceki sahnede:
sihirbazlar:
çok güçlü görünüyordu.
Kalabalığın gözlerini:
etkilemişlerdi.
İnsanları:
korkutmuşlardı.
Kur’an bile:
yaptıklarını:
“büyük bir sihir”
olarak tanımlamıştı.
Dışarıdan bakıldığında:
sahne:
tamamen onların kontrolünde
gibi görünüyordu.
Ama sonra:
tek bir emir gelir:
“Asanı at.”
Hz. Musa:
asasını atar.
Ve bütün görüntü:
değişir.
Bu sahne bize:
çok önemli bir şeyi düşündürür:
Bir şeyin çok güçlü görünmesi, onun gerçekten güçlü olduğu anlamına gelmez.
Bazı yalanlar:
çok iyi hazırlanır.
Bazı yanılsamalar:
çok profesyoneldir.
Bazı anlatılar:
o kadar çok tekrar edilir ki:
insanlar:
onların gerçek olduğuna:
inanmaya başlayabilir.
Ama:
gerçek ortaya çıktığında:
bütün yapı:
bir anda:
zayıf görünebilir.
Ayet aynı zamanda:
insanın:
panik anındaki tavrını da düşündürür.
Hz. Musa:
kalabalığın:
korkuya kapıldığı anda:
kendi başına:
rastgele hareket etmez.
Allah’ın:
“Asanı at.”
emrini bekler.
Bu:
çok güçlü bir manevi disiplin
gösterir.
Bazen insan:
karşısındaki görüntünün büyüklüğünden:
etkilenir.
Hemen:
acele karar verir.
Panikler.
Ama:
doğru adım:
her zaman:
en hızlı tepki değildir.
Bazen:
doğru zamanı ve doğru yönlendirmeyi beklemek
gerekir.
Bu ayetin en çarpıcı taraflarından biri ise:
sihirbazların birazdan yaşayacağı dönüşümdür.
Onlar:
kendi yaptıkları şeyin ne olduğunu:
çok iyi bilir.
Bu yüzden Hz. Musa’nın asasının:
sahnedeki bütün yapıyı:
ortadan kaldırdığını gördüklerinde:
bunun:
bildikleri sihirden:
farklı olduğunu
anlayacaklardır.
İşte burada:
gerçek uzmanlık:
hakikatin hizmetine
girecektir.
Firavun onları:
Hz. Musa’yı yenmeleri için:
toplamıştı.
Ama kendisi farkında olmadan:
Hz. Musa’nın mucizesini:
en iyi anlayabilecek insanları:
meydana getirmişti.
Bu da:
insan planlarının:
her zaman beklenen sonucu vermediğini
gösterir.
Belki de A‘râf 117’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir yanlış çok büyük, çok etkileyici ve herkes tarafından kabul edilmiş görünüyorsa, onun gerçekten doğru olduğunu mu sanıyoruz; yoksa hakikatin ortaya çıkması için sabırla delile bakabiliyor muyuz?
Çünkü bazen:
yanılsama:
büyük bir meydanı doldurabilir.
Ama hakikat:
tek bir anda bütün görüntüyü değiştirebilir.
“Sahte olan bazen çok büyük görünür; çünkü kalabalığı, korkuyu ve görüntüyü arkasına alır. Hakikat ise gösterişe ihtiyaç duymaz. Ortaya çıktığında, uydurulmuş olanın ne kadar sağlam göründüğüne değil, gerçekte ne kadar dayanıksız olduğuna bakarsın.”
Ersan Karavelioğlu