A‘râf Suresi 123. Ayette “Firavun ‘Ben Size İzin Vermeden Ona İman Ettiniz Öyle mi? Şüphesiz Bu, Halkını Oradan Çıkarmak İçin Şehirde Kurduğunuz Bir Tuzaktır; Yakında Bileceksiniz’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Kontrolünü kaybetmeye başlayan güç, bazen insanların kendi iradesiyle karar verdiğini kabul etmek istemez; özgür tercihi bile gizli bir plan gibi göstermeye çalışır.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 121. ve 122. ayetlerinde sihirbazların:
“Âlemlerin Rabbine, Musa’nın ve Hârûn’un Rabbine iman ettik.”
dedikleri anlatılmıştı.
- ayette ise Firavun’un buna verdiği sert tepki gelir:
Bu ayette Firavun’un asıl rahatsızlığının yalnız:
sihirbazların fikir değiştirmesi
olmadığı görülür.
Onu öfkelendiren şeylerden biri:
insanların:
kendi izni olmadan
iman etmiş olmasıdır.
Yani Firavun:
yalnız bedenleri değil,
insanların:
vicdanlarını ve kararlarını da kontrol etmek ister.
Bu da ayeti:
otorite,
özgür irade,
inanç özgürlüğü,
komplo suçlaması
ve güç kaybı
açısından çok önemli hâle getirir.
Firavun Neden “Ben Size İzin Vermeden” Diyor
Çünkü sihirbazların:kendi iradeleriyle:
taraf değiştirmesini
kabul edemez.
Sanki onların:
neye inanacağına karar verme hakkı:
Firavun’a aitmiş gibi
konuşur.
Bu:
çok güçlü bir:
otorite ve sahiplik iddiasıdır.
Bir İnsan Başkasının İnancına İzin Verebilir mi
İnanç:özünde:
kalbin ve zihnin kabulüdür.
Bir otorite:
insanı:
zorlayabilir,
tehdit edebilir,
cezalandırabilir.
Ama:
gerçek anlamda:
bir insanın kalbine:
hangi inancın gireceğini
emredemez.
Bu yüzden Firavun’un sözü:
vicdan üzerinde mutlak kontrol iddiasını
gösterir.
Firavun’un Asıl Korkusu Ne Olabilir
Sihirbazların iman etmesi:onun açısından:
çok ağır bir gelişmedir.
Çünkü bu insanlar:
kendisi tarafından:
Hz. Musa’yı yenmek için
getirilmiştir.
Şimdi ise:
halkın önünde:
Hz. Musa’nın Rabbine:
iman etmişlerdir.
Bu:
Firavun’un:
otoritesine ve itibarına büyük bir darbe
olabilir.
Neden Sihirbazların İmanını Samimi Bir Karar Olarak Kabul Etmiyor
Çünkü kabul ederse:şunu da kabul etmek zorunda kalabilir:
“Benim getirdiğim uzmanlar Musa’nın doğru olduğunu gördü.”
Bu:
Firavun için:
çok ağır bir sonuçtur.
Bu yüzden:
imanlarını:
samimi karar olarak görmek yerine:
önceden hazırlanmış bir komplo
olarak sunar.
“Bu Bir Tuzaktır” Sözü Ne Anlama Gelir
Firavun:Hz. Musa ile sihirbazların:
önceden anlaşmış olduğunu
iddia eder.
Yani:
karşılaşmanın:
gerçek olmadığını,
sonucun:
planlanmış olduğunu
ima eder.
Bu:
yenilgiyi açıklamak için:
alternatif bir anlatı üretme
çabasıdır.
İnsan Yenilgiyi Kabul Etmek Yerine Komplo İddiasına Sığınabilir mi
Evet.Bazen:
beklenmedik bir sonuç ortaya çıktığında:
insan:
“Bu normal olamaz, kesin bir oyun var.”
diye düşünebilir.
Bazen gerçekten:
gizli planlar olabilir.
Ama:
kanıt olmadan:
her istenmeyen sonucu:
komployla açıklamak
doğru değildir.
Firavun’un Komplo İddiasının Delili Var mı
Ayet:Firavun’un bu iddiasını:
kanıtlayan bir bilgi vermez.
Tam tersine:
kıssanın önceki akışı:
sihirbazların:
ödül talep ettiğini,
Firavun’un tarafında bulunduğunu,
sonra:
Hz. Musa’nın mucizesini görüp:
iman ettiğini
anlatır.
Bu nedenle:
Firavun’un iddiası:
olayın akışını yeniden yorumlayan bir suçlama
olarak görünür.
Güç Sahibi İnsanlar Neden Beklenmedik Muhalefeti “İhanet” Gibi Görebilir
Çünkü güçlü biri:çevresindekilerin:
kendisine bağlı olduğunu
düşünebilir.
Onlardan biri:
fikrini değiştirince:
bunu:
bağımsız karar
olarak değil,
ihanet
olarak görebilir.
Bu:
otoriter düşüncenin:
önemli özelliklerinden biridir.
Firavun Sihirbazları Kendi Mülkü Gibi mi Görüyor
Söylemi:buna yaklaşır.
“Ben size izin vermeden…”
ifadesi:
onların:
kendi iradelerine sahip bireyler olduğunu:
ikinci plana iter.
Sanki:
düşünceleri bile:
Firavun’un iznine bağlıdır.
Bu:
insan onurunu:
zedeleyen bir yaklaşım
olarak görülebilir.
İnanç Neden Zorla Kontrol Edilemez
Çünkü inanç:yalnız dış davranış değildir.
İnsan:
korkudan:
bir söz söyleyebilir.
Ama kalben:
başka bir şeye
inanabilir.
Bu yüzden:
zorla elde edilen:
dış itaat,
gerçek iman anlamına gelmez.

Firavun Neden “Halkını Şehirden Çıkarmak İstiyorsunuz” Diyor
Bu iddia:daha önce de:
Hz. Musa hakkında:
ortaya atılmıştı.
Şimdi:
sihirbazların iman etmesi:
aynı tehdit anlatısının içine
yerleştirilir.
Yani:
“Bu sadece din meselesi değil, ülkeye karşı plan.”
denilmektedir.
Bu:
korkuyu:
yeniden üretir.

Bir İnanç Değişikliğini Güvenlik Sorununa Dönüştürmek Ne Sonuç Doğurabilir
İnsanların:samimi kararları:
şüpheli hâle gelebilir.
Her farklı düşünce:
tehdit
olarak görülebilir.
Bu durumda:
tartışma ve ikna yerine:
baskı ve ceza
öne çıkabilir.

Firavun Neden Delile Cevap Vermek Yerine Niyet Suçlaması Yapıyor
Çünkü mucize karşısında:teknik üstünlük iddiası:
çökmüştür.
Bu durumda:
tartışma:
“Musa’nın delili nedir?”
sorusundan:
“Musa’nın gizli amacı nedir?”
sorusuna kayar.
Bu çok önemli bir değişimdir.
Delil yerine:
niyet tartışılmaya başlanır.

Bir Kişinin Niyetini Bilmediğimiz Hâlde Kesin Hüküm Vermek Doğru mudur
Hayır.İnsan davranışlarından:
çıkarımlar yapabiliriz.
Ama bir kişinin:
gizli niyetini:
kesin olarak bildiğimizi iddia etmek:
çoğu zaman:
aşırı bir hüküm olur.
Daha sağlıklı yaklaşım:
kanıta ve açık davranışa bakmaktır.

“Yakında Bileceksiniz” Sözü Ne Anlama Gelir
Bu ifade:açık bir:
tehdit
içerir.
Firavun:
sihirbazların:
bu kararlarının:
cezasız kalmayacağını
söyler.
Yani:
ikna edemediği kişilere:
şimdi:
güç yoluyla karşılık vermeye
hazırlanır.

Güç Tartışmayı Kaybedince Şiddete Başvurabilir mi
Tarih boyunca:bu durum görülebilir.
Bir otorite:
sözle:
ikna edemediğinde,
eleştiriyi:
susturmak için:
baskıya
başvurabilir.
Firavun kıssasında da:
çok benzer bir geçiş
görülmektedir:
delilden tehdide.

Sihirbazların İmanı Bu Tehdit Karşısında Neden Daha Değerli Hâle Geliyor
Çünkü artık:imanlarının:
bedeli ortaya çıkmıştır.
İman ettiklerinde:
yalnız ödülü kaybetmiyorlar.
Hayatları:
tehlikeye giriyor.
Buna rağmen:
ilerleyen ayetlerde:
geri dönmeyeceklerdir.
Bu:
onların dönüşümünün:
samimiyetini güçlendirir.

A‘râf Suresi 122. ve 123. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
“Musa’nın ve Hârûn’un Rabbine iman ettik.”
demişti.
- ayette:
bu bağımsız kararı:
kabul etmek yerine:
“Ben size izin vermeden mi iman ettiniz?”
der.
Sonra:
onları:
komployla suçlar
ve:
tehdit eder.
Yani:
özgür iman ile kontrolcü otorite
doğrudan karşı karşıya gelir.

Sonuç: A‘râf Suresi 123. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 123. ayet:Firavun’un:
sihirbazların imanına verdiği tepki üzerinden:
gücün en tehlikeli yönlerinden birini
gösterir:
İnsanların yalnız davranışlarını değil, düşüncelerini ve vicdanlarını da kontrol etme arzusu.
Firavun:
“Ben size izin vermeden ona iman ettiniz öyle mi?”
der.
Bu cümle:
çok şey söyler.
Sanki:
bir insanın:
neye inanacağına:
başkası karar verebilirmiş gibi.
Sanki:
vicdan:
bir hükümdarın mülküymüş gibi.
Sanki:
hakikat:
izin belgesiyle:
kabul edilebilirmiş gibi.
Ama sihirbazların:
bir önceki ayetlerdeki tavrı:
bunun tam tersini gösterir.
Onlar:
hakikati görür.
Ve:
izin beklemez.
Çünkü:
gerçeği görmek:
başkasının onayına bağlı değildir.
Firavun’un ikinci hamlesi ise:
komplo suçlamasıdır.
Sihirbazların:
samimi biçimde iman etmiş olabileceğini:
kabul etmez.
Onların:
Hz. Musa ile önceden anlaşmış olduğunu
ileri sürer.
Bu da:
insan psikolojisinde:
çok tanıdık bir savunmadır.
Bazen bir insan:
beklediğinin tersine bir sonuç gördüğünde:
“Demek ki ben yanılmışım.”
demek yerine:
“Kesin burada bir oyun var.”
diyebilir.
Elbette dünyada:
gerçek komplolar,
hileler,
planlar
olabilir.
Ama:
her beklenmedik sonucu:
kanıtsız şekilde:
komployla açıklamak:
hakikati görmekten kaçışa
dönüşebilir.
Ayetin üçüncü aşamasında:
tehdit gelir:
“Yakında bileceksiniz.”
Yani:
önce:
delil vardı.
Sonra:
yenilgi geldi.
Ardından:
komplo suçlaması.
Ve sonunda:
tehdit.
Bu zincir:
çok dikkat çekicidir.
Çünkü bir insan:
gerçeğe cevap veremediğinde:
bazen önce:
kişiyi suçlar.
Sonra:
niyetini suçlar.
Sonra:
onu tehdit eder.
Ama bunların hiçbiri:
asıl delili:
çürütmez.
Sihirbazların hikâyesi ise:
insan özgürlüğünün:
çok güçlü bir örneğine dönüşür.
Onlar:
birkaç dakika önce:
Firavun’un:
ödülünü bekliyordu.
Şimdi:
Firavun’a rağmen:
iman ediyorlar.
Bu:
özgürlüğün:
yalnız fiziksel olmadığını
gösterir.
İnsan:
sarayın içinde olup:
zihnen köle olabilir.
Başka biri:
tehdit altında olup:
vicdanen özgür
olabilir.
Belki de A‘râf 123’ün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir insan bizim beklemediğimiz bir karar verdiğinde, onun gerçekten fikrini değiştirmiş olabileceğini kabul edebiliyor muyuz; yoksa kontrolümüzden çıktığı için onu hemen kötü niyetle mi suçluyoruz?
Çünkü başkasının özgürlüğüne gerçekten saygı göstermek:
yalnız bizimle aynı şeyi seçtiğinde değil,
bizim istemediğimiz bir şeyi seçtiğinde de onun iradesini insan iradesi olarak tanıyabilmektir.
“İnsanın bedenini zorlayabilirsin, sözünü tehdit edebilirsin, önüne ceza koyabilirsin; fakat hakikati gerçekten görmüş bir vicdanı izinle yönetemezsin. Özgürlük bazen ‘Buna inanmama kimse izin vermedi; ben doğru olduğunu gördüm’ diyebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu