A‘râf Suresi 129. Ayette “Onlar ‘Sen Bize Gelmeden Önce de Geldikten Sonra da Eziyet Gördük’ Dediler. Musa ise ‘Umulur ki Rabbiniz Düşmanınızı Helâk Eder ve Yeryüzünde Sizi Onların Yerine Geçirir de Nasıl Davranacağınıza Bakar’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan bazen kurtuluş yoluna girdikten sonra sıkıntının hemen biteceğini sanır. Oysa doğru yolda olmak, her zorluğun aynı anda ortadan kalkacağı anlamına gelmez.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 128. ayetinde Hz. Musa kavmine:
“Allah’tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah’ındır; kullarından dilediğini ona mirasçı kılar. Güzel sonuç takvâ sahiplerinindir.”
demişti.
- ayette ise kavminin çok insani bir yakınmasıyla karşılaşıyoruz:
Bunun üzerine Hz. Musa:
“Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helâk eder, sizi yeryüzünde onların yerine geçirir de nasıl davranacağınıza bakar.”
der.
Bu ayet:
çok önemli birkaç hakikati aynı anda anlatır:
Doğru kişi gelince sorunlar hemen bitmeyebilir.
Kurtuluş süreci sabır ister.
Zalimden kurtulmak, otomatik olarak iyi insan olmak anlamına gelmez.
Ve en önemlisi:
Ezilen kişi güç kazandığında artık kendisi de sınanacaktır.
“Sen Gelmeden Önce de Eziyet Gördük” Ne Demektir
İsrailoğulları:Hz. Musa gelmeden önce de:
Firavun’un baskısı altında
yaşıyordu.
Çocuklarının öldürülmesi,
ağır tahakküm,
aşağılanma
ve zorbalık:
zaten vardı.
Yani:
Hz. Musa’nın gelişi:
zulmün başlangıcı değildir.
“Geldikten Sonra da Eziyet Gördük” Demeleri Neden Önemlidir
Çünkü kavim:Hz. Musa’dan sonra:
hemen rahatlama
beklemiş olabilir.
Ama tam tersine:
Firavun’un baskısı:
daha da sertleşmiştir.
Bu yüzden:
hayal kırıklığı yaşarlar.
Adeta:
“Biz zaten acı çekiyorduk; şimdi yine acı çekiyoruz. Ne değişti?”
demektedirler.
Bu Söz Hz. Musa’ya Sitem midir
Bir yönüyle:evet.
Kavim:
çektiği sıkıntıyı:
Hz. Musa’nın gelişiyle ilişkilendiriyor.
Bu:
insan psikolojisinde:
çok anlaşılır bir durumdur.
İnsan:
kurtuluş beklerken:
sıkıntı devam ederse:
“Bunun faydası ne oldu?”
diye sorabilir.
Doğru Bir Yola Girmek Neden Sorunları Hemen Bitirmez
Çünkü:gerçek hayat:
bir anda değişmeyebilir.
Bir zulüm düzeni:
hemen dağılmayabilir.
İnsan:
doğru karar verdiği hâlde:
bir süre daha:
eski düzenin sonuçlarını
yaşayabilir.
Bu yüzden:
doğru yol ile kolay yol aynı şey değildir.
Allah’ın Yardımı Neden Bazen Hemen Gelmiyor Gibi Görünür
İnsan:zamanı:
kendi ihtiyacına göre
ölçer.
Acı çektiğinde:
bir gün bile:
uzun gelebilir.
Ama Kur’an kıssalarında:
süreçlerin:
aşamalı geliştiğini
görürüz.
Bu nedenle:
gecikme:
terk edilmek anlamına gelmez.
Hz. Musa Kavmine Neden Kesin Tarih Vermiyor
Dikkat edilirse:Hz. Musa:
“Şu gün kurtulacaksınız.”
demiyor.
“Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helâk eder…”
diyor.
Bu:
insanın bilmediği konuda:
Allah adına:
kesin konuşmaması gerektiğini
de düşündürür.
“Rabbiniz Düşmanınızı Helâk Eder” Ne Anlama Gelir
Burada:Firavun düzeninin:
sonsuz olmadığı
hatırlatılır.
Kavim:
o anda Firavun’u:
yenilmez
gibi görebilir.
Ama Hz. Musa:
zulmün de bir sonu olabileceğini
söyler.
Bu Ayet Her Zalim Dünyada Mutlaka Aynı Şekilde Helâk Olur mu Demektir
Hayır.Bu:
belirli bir Kur’an kıssasının:
belirli bağlamıdır.
Bundan:
“Her zalim mutlaka kısa zamanda aynı biçimde cezalandırılır.”
şeklinde mekanik bir kural:
çıkarılmamalıdır.
Ama genel ilke şudur:
insan gücü mutlak değildir.
“Sizi Yeryüzünde Onların Yerine Geçirir” Ne Demektir
Bu ifade:ezilen topluluğun:
güç,
imkân,
yerleşim
ve yönetim bakımından:
başka bir konuma gelebileceğini
anlatır.
Yani:
roller:
değişebilir.
Bugün:
ezilen,
yarın:
güç sahibi olabilir.
Ezilenin Güç Kazanması Her Zaman İyi Sonuç Verir mi
Hayır.İşte ayetin:
en derin noktalarından biri:
buradadır.
Hz. Musa:
yalnız:
“Allah sizi kurtaracak.”
demiyor.
Devamında:
“Nasıl davranacağınıza bakar.”
diyor.
Yani:
kurtuluş:
hikâyenin sonu değil,
yeni bir sınavın başlangıcıdır.

“Nasıl Davranacağınıza Bakar” Ne Anlama Gelir
Bu ifade:güç kazandıktan sonra:
insanın davranışlarının:
sınanacağını gösterir.
Daha önce:
haksızlığa uğrayan kişi:
güç eline geçtiğinde:
ne yapacak?
Adil mi olacak?
İntikamcı mı?
Merhametli mi?
Zalim mi?
İşte:
asıl sınavlardan biri burada başlar.

Mazlum Olmak İnsanı Otomatik Olarak Adil Yapar mı
Hayır.Mazlum olmak:
insana:
adaletin değerini öğretebilir.
Ama:
otomatik olarak:
ahlaken kusursuz yapmaz.
Bir insan:
ezildiği dönemde:
mazlum olabilir,
güç kazandığında:
başkasını ezebilir.
Bu yüzden:
geçmişte çekilen acı, gelecekte yapılacak haksızlığa izin vermez.

Güç Neden Büyük Bir Sınavdır
Çünkü güç:insanın içindekini:
daha görünür hâle getirir.
Güçsüzken:
yapamadığın şeyi:
güç kazanınca:
yapabilirsin.
İşte o zaman:
ahlakın:
gerçek niteliği:
ortaya çıkabilir.

“Ben Acı Çektim, O Hâlde Ben de Acı Çektirebilirim” Düşüncesi Doğru mudur
Hayır.Acı çekmek:
başkasına acı çektirme hakkı:
vermez.
Adalet:
intikamın başka adı
değildir.
Bir insan:
kendisine yapılan kötülüğü:
başkasına uyguladığında:
zulmü:
sona erdirmiş olmaz.
Sadece:
yerini değiştirmiş olabilir.

Kurtuluş Neden Sorumluluk Getirir
Çünkü:özgürlük:
yalnız baskıdan kurtulmak değildir.
Özgür insan:
kendi kararlarından:
daha fazla sorumludur.
Baskı sona erince:
“Artık ne yapacağım?”
sorusu:
daha önemli hâle gelir.

Hz. Musa Kavmine Neden Sadece Teselli Vermiyor
Çünkü gerçek liderlik:yalnız:
“Her şey güzel olacak.”
demek değildir.
Hz. Musa:
onlara umut verir.
Ama aynı zamanda:
şunu da hatırlatır:
“Güç kazanırsanız siz de sınanacaksınız.”
Bu:
çok olgun bir uyarıdır.

Bu Ayet Günlük Hayatta Bize Ne Söyler
Bir insan:işyerinde:
haksızlığa uğrayabilir.
Sonra:
yönetici olabilir.
Ailesinde:
baskı görmüş olabilir.
Sonra:
kendisi:
otorite konumuna gelebilir.
Bir zamanlar:
sözü dinlenmeyen kişi:
sonra:
başkalarının kaderi üzerinde:
etki sahibi olabilir.
Asıl soru:
“Güç elime geçtiğinde ben neye dönüşeceğim?”
sorusudur.

A‘râf Suresi 128. ve 129. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette Hz. Musa:
demişti.
- ayette kavim:
diye yakınır.
Hz. Musa ise:
sabır çağrısını:
daha ileri taşır:
Kurtuluş gelebilir; fakat kurtulduktan sonra siz de davranışlarınızla sınanacaksınız.
Yani:
önce:
zulüm altında sabır,
sonra:
güç altında ahlak
vardır.

Sonuç: A‘râf Suresi 129. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 129. ayet:çok gerçekçi bir insanlık hâlini:
anlatır.
İsrailoğulları:
Hz. Musa’ya:
şunu söyler:
“Sen gelmeden önce de eziyet gördük, geldikten sonra da.”
Bu:
çok anlaşılır bir cümledir.
Çünkü insanlar:
umutlandığında:
değişimin hemen gelmesini:
bekler.
Bir çözüm bulduğunda:
acının:
hemen bitmesini ister.
Bir dua ettiğinde:
cevabın:
hemen görünmesini bekleyebilir.
Ama hayat:
her zaman:
böyle işlemez.
Bazen:
doğru kapıyı bulursun
ama:
koridor hâlâ uzundur.
Bazen:
doğru kararı verirsin
ama:
eski kararlarının sonuçlarını:
bir süre daha yaşarsın.
Bazen:
zulme karşı çıkarsın
ama:
zulüm:
hemen bitmez.
İşte sabır:
tam da:
bu aralıkta:
önem kazanır.
Hz. Musa:
kavminin yakınmasına:
öfkeyle:
“Nasıl böyle konuşursunuz?”
diye karşılık vermez.
Onlara:
yeni bir perspektif sunar:
“Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helâk eder ve sizi onların yerine geçirir.”
Bu:
umut cümlesidir.
Ama ayet:
orada bitmez.
En önemli uyarı:
sondadır:
“Nasıl davranacağınıza bakar.”
İşte bu cümle:
kıssayı:
yalnız zalim ile mazlum hikâyesi olmaktan çıkarır.
Çünkü Kur’an:
mazluma da:
ahlaki sorumluluk yükler.
Bugün:
sen eziliyorsun.
Ama yarın:
güç sana geçebilir.
Bugün:
bir başkasının kararına tabisin.
Yarın:
başkaları:
senin kararlarına tabi olabilir.
Bugün:
“Keşke adalet olsa.”
diyorsun.
Yarın:
adaleti uygulamak:
senin sorumluluğun olabilir.
Ve işte o gün:
sen de:
sınanacaksın.
Bu yüzden:
zulmün sona ermesi:
tek başına:
adaletin başlaması değildir.
Adalet:
zulmün araçlarını:
yeni ellerde devam ettirmemekle
başlar.
Belki de A‘râf 129’un bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bugün bizi ezen güce sahip olsaydık, gerçekten ondan farklı mı davranırdık?
Bu soru:
çok ağırdır.
Çünkü insan:
güçsüzken:
adaleti savunmayı:
kolay bulabilir.
Ama gerçek sınav:
güç:
kendi eline geçtiğinde:
başlar.
O zaman:
eski acısını:
intikama mı dönüştürecek?
Yoksa:
“Ben yaşadığımı başkasına yaşatmayacağım.”
diyebilecek mi?
Hz. Musa’nın sözü:
bu yüzden:
yalnız kurtuluş müjdesi değil,
aynı zamanda:
çok büyük bir:
ahlak uyarısıdır.
Allah insanı yalnız sıkıntıyla değil, imkânla da sınar.
Yalnız kaybetmek:
imtihan değildir.
Kazanmak da:
imtihandır.
Yalnız güçsüzlük:
imtihan değildir.
Güç sahibi olmak da imtihandır.
“Mazlumken adalet istemek kolaydır; asıl sınav, güç senin eline geçtiğinde başlar. Sana yapılanı başkasına yapmıyorsan, yalnız yerini değil, ahlakını da değiştirmişsin demektir.”
Ersan Karavelioğlu