📖 A‘râf Suresi 133. Ayette “Bunun Üzerine Biz de Ayrı Ayrı Mucizeler Olarak Üzerlerine Tufanı, Çekirgeleri, Haşereleri, Kurbağaları ve Kanı Gönderdik | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 A‘râf Suresi 133. Ayette “Bunun Üzerine Biz de Ayrı Ayrı Mucizeler Olarak Üzerlerine Tufanı, Çekirgeleri, Haşereleri, Kurbağaları ve Kanı Gönderdik

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,753
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 133. Ayette “Bunun Üzerine Biz de Ayrı Ayrı Mucizeler Olarak Üzerlerine Tufanı, Çekirgeleri, Haşereleri, Kurbağaları ve Kanı Gönderdik; Yine de Büyüklük Tasladılar ve Suçlu Bir Toplum Oldular” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Uyarıların artması, insanın mutlaka değişeceği anlamına gelmez. Bazen delil çoğalır ama kibir de aynı ölçüde direnebilir.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 132. ayetinde Firavun toplumu:

“Bizi büyülemek için bize ne tür bir ayet getirirsen getir, biz sana iman edecek değiliz.”

demişti.

  1. ayette ise onların bu inatçı tutumuna karşı peş peşe gelen uyarılar anlatılır:
“Bunun üzerine biz de ayrı ayrı mucizeler olarak üzerlerine tufanı, çekirgeleri, haşereleri, kurbağaları ve kanı gönderdik. Yine de büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular.”

Bu ayet:

çok dikkat çekici bir örüntü gösterir:

delil gelir,

uyarı gelir,

sıkıntı gelir,

fakat insan:

yine de:

değişmemeyi seçebilir.

Buradaki asıl mesele:

yalnız afetlerin kendisi değildir.

Asıl mesele:

uyarı karşısındaki insan tavrıdır.

1️⃣ “Bunun Üzerine” İfadesi Neyi Gösterir ❓​

Bu ifade:

önceki ayetlerle:

doğrudan bağlantı kurar.

Onlar:

“Ne getirirsen getir inanmayacağız.”

demişlerdi.

Bunun ardından:

birden fazla:

açık işaret ve sıkıntı

gelir.

Yani:

reddediş devam ettikçe uyarılar da artar.

2️⃣ “Ayrı Ayrı Mucizeler” Ne Demektir ❓​

Ayet:

tek bir olaydan değil,

birden fazla:

belirgin işaretten

söz eder.

Bunlar:

aynı anda olmak zorunda değildir.

İfade:

peş peşe gelen:

farklı uyarıları

gösterir.

Yani:

tek bir olağanüstü olay değil, tekrar eden bir uyarı dizisi vardır.

3️⃣ “Tufan” Burada Ne Anlama Gelir ❓​

Türkçede:

“tufan”

kelimesi:

çok büyük sel ve su baskını

çağrıştırır.

Ayet bağlamında da:

yaygın ve ağır bir su felaketi veya büyük bir taşkın

olarak anlaşılmıştır.

Ama:

ayetin vermek istediği temel mesaj:

tufanın:

uyarı niteliği taşımasıdır.

4️⃣ Çekirgelerin Gönderilmesi Ne Anlama Gelir ❓​

Çekirgeler:

özellikle tarımsal toplumlarda:

çok büyük yıkım oluşturabilir.

Tarlaları:

ürünleri,

bitkileri

kısa sürede:

tüketebilirler.

Bu nedenle:

çekirge istilası:

ekonomik ve gıda açısından:

çok ağır bir tehdit

oluşturabilir.

5️⃣ “Haşereler” veya “Bitler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin Arapçasındaki kelime:

çeşitli meallerde:

bitler, haşereler veya küçük zararlılar

şeklinde çevrilebilir.

Tefsirlerde:

farklı yorumlar bulunur.

Bu nedenle:

tek bir biyolojik türü:

kesinmiş gibi söylemektense:

insanlara ve yaşam düzenine musallat olan küçük zararlı canlılar

olarak anlamak daha temkinlidir.

6️⃣ Kurbağaların Gönderilmesi Neden Dikkat Çekicidir ❓​

Çünkü:

kurbağalar:

normalde:

doğal hayatın bir parçasıdır.

Ama sayı:

kontrolsüz biçimde arttığında:

gündelik hayatı:

çok ciddi şekilde:

zorlaştırabilir.

Yani:

normal olan bir şey:

aşırılaştığında:

rahatsız edici ve yıkıcı hâle gelebilir.

7️⃣ “Kan” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet:

üzerlerine:

kan

gönderildiğini bildirir.

Tefsirlerde:

özellikle su kaynaklarının:

kana dönüşmesi veya kan görünümü alması

üzerinde yorumlar yapılmıştır.

Ancak ayetin özünde:

ayrıntılı fiziksel mekanizmadan çok:

açık ve sarsıcı bir uyarı

vurgulanır.

8️⃣ Bu Olayların Hepsi Gerçek Mucize Olarak mı Anlatılır ❓​

Kur’an’ın kıssa anlatısında:

bunlar:

Allah tarafından gönderilen:

ayetler ve uyarılar

olarak sunulur.

Yani:

metin bunları:

Hz. Musa’nın peygamberlik bağlamındaki:

olağanüstü işaretler

olarak ele alır.

Bunu:

sadece sembolik bir anlatı

diye indirgemek:

metnin açık akışıyla:

uyuşmaz.

9️⃣ Doğal Sebepler Olması Mucize Olmasına Engel midir ❓​

Hayır.

İnanan biri açısından:

bir olayın:

doğal mekanizmalarla gerçekleşmesi:

Allah’ın yaratmasıyla:

çelişmez.

Ama Kur’an:

buradaki olayların:

belirli bir uyarı bağlamında:

gönderildiğini:

özellikle bildirir.

Yani:

sebep ile anlam birbirini dışlamak zorunda değildir.

🔟 Bu Ayet Bugünkü Afetleri de Aynı Şekilde Açıklamamızı Gerektirir mi ❓​

Hayır.

Bu çok önemli bir ayrımdır.

Burada:

vahiy,

belirli bir topluma yönelik:

belirli uyarıların anlamını:

açıkça bildiriyor.

Bugünkü:

sel,

deprem,

salgın,

çekirge istilası,

kuraklık

gibi olaylar için:

vahiy olmadan:

“Bu kesin şu günahın cezasıdır.”

demek doğru değildir.

1️⃣1️⃣ Uyarıların Çokluğu Neden Onları İkna Etmedi ❓​

Çünkü:

bir önceki ayette:

zaten:

“Ne getirirsen getir inanmayacağız.”

demişlerdi.

Yani:

sorun:

yalnız delil eksikliği değildir.

Zihin:

önceden:

kapalıdır.

Bu nedenle:

daha fazla işaret:

her zaman:

daha fazla iman:

üretmez.

1️⃣2️⃣ “Yine de Büyüklük Tasladılar” Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

kibirlerini:

koruduklarını

gösterir.

İnsan:

bazen:

yanıldığını kabul etmek yerine:

daha da:

sertleşebilir.

Çünkü:

“Ben yanlışmışım.”

demek:

ona ağır gelebilir.

Kibir:

insanın:

gerçeğe yaklaşmasını:

engelleyebilir.

1️⃣3️⃣ Kibir ile Delil Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır ❓​

Delil:

zihne hitap eder.

Ama kibir:

insanın:

o delile karşı:

nasıl davranacağını

etkileyebilir.

Bir kişi:

gerçeği anlamış olsa bile:

“Ben bunu kabul edersem küçülürüm.”

diye düşünürse:

reddetmeye devam edebilir.

1️⃣4️⃣ İnsan Neden Uyarıya Rağmen Değişmeyebilir ❓​

Çünkü değişmek:

yalnız bilgi meselesi değildir.

Değişim:

bazen:

gururdan vazgeçmeyi,

alışkanlıkları değiştirmeyi,

çıkar kaybetmeyi

gerektirir.

Bu yüzden:

insan:

doğruyu görüp:

yanlışa:

devam edebilir.

1️⃣5️⃣ “Suçlu Bir Toplum Oldular” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade:

yalnız:

yanlış bilgiye sahip olmak

anlamına gelmez.

Onların:

zulüm,

kibir,

inat,

haksızlık

ve bilinçli reddediş

gibi davranışlarını:

işaret eder.

Yani:

mesele:

ahlaki sorumluluk

taşır.

1️⃣6️⃣ Bir Toplumun Tamamına “Suçlu” Demek Her Bireyin Aynı Olduğu Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır.

Kur’an’da toplumsal ifadeler:

çoğu zaman:

baskın yönü,

hâkim tutumu

ve kolektif davranışı:

anlatır.

Her bireyin:

aynı derecede:

aynı tavrı göstermiş olduğunu:

otomatik olarak:

varsaymak gerekmez.

Bu nedenle:

toplumsal anlatımlarda:

genellemenin bağlamını

korumak gerekir.

1️⃣7️⃣ Sürekli Uyarı Almak İnsanı Daha Duyarlı mı, Daha Duyarsız mı Yapar ❓​

Her ikisi de olabilir.

Bazı insanlar:

uyarıdan:

ders çıkarır.

Bazıları ise:

alışır.

İlk başta:

çok sarsıcı olan şey:

zamanla:

normalleşebilir.

Bu yüzden:

uyarının varlığı kadar, insanın ona açık olması da önemlidir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 132. ve 133. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
Firavun toplumu:

“Ne getirirsen getir inanmayacağız.”

demişti.

  1. ayette ise:
tufan,

çekirgeler,

haşereler,

kurbağalar

ve kan

gibi:

arka arkaya:

işaretler gelir.

Ama sonuç:

“Yine de büyüklük tasladılar.”

olur.

Yani:

önce:

zihin kapatılır.

Sonra:

gelen deliller de:

o kapalı zihin tarafından reddedilir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 133. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 133. ayet:

insanın:

uyarı karşısındaki tavrını:

çok çarpıcı biçimde gösterir.

Firavun toplumu:

önce:

“Ne getirirsen getir inanmayacağız.”

demişti.

Sonra:

bir değil,

birden fazla:

sarsıcı olayla:

karşılaşırlar.

Tufan gelir.

Çekirgeler gelir.

Haşereler gelir.

Kurbağalar gelir.

Kan gelir.

Bütün bunlar:

Kur’an’ın anlatısında:

açık işaretler

olarak sunulur.

Ama:

onlar:

yine de:

kibirlenir.

Burada:

çok önemli bir insanlık dersi vardır:

İnsan her zaman bilgi eksikliğinden dolayı yanlışta kalmaz.

Bazen:

bilgi vardır.

Delil vardır.

Uyarı vardır.

Ama:

ego:

daha güçlüdür.

İnsan:

yanıldığını kabul etmek istemez.

Çünkü:

bir fikri değiştirmek:

bazen:

bir cümleyi değiştirmek kadar:

kolay değildir.

İnsan:

o fikir üzerine:

kimlik kurmuş olabilir.

Çıkar kurmuş olabilir.

Statü kurmuş olabilir.

Çevre kurmuş olabilir.

Bu yüzden:

gerçeği kabul etmek:

ona:

çok pahalı

gelebilir.

Ayetin bir başka önemli yönü:

sıkıntıların:

nasıl yorumlanacağıdır.

Bu kıssada:

vahiy bize:

bu olayların:

Firavun toplumuna yönelik:

belirli uyarılar olduğunu

bildirir.

Ama:

bugün yaşanan:

her doğal felaket için:

aynı kesinliği:

biz taşıyamayız.

Bir şehirde:

deprem olduğunda:

“Oradakiler şöyleydi, Allah bunun için yaptı.”

demek:

hem:

bilmediğimiz bir konuda:

Allah adına konuşmak,

hem de:

acı çeken insanlara:

haksızlık etmek

olabilir.

Daha doğru tavır:

nedenleri:

araştırmak,

insanlara:

yardım etmek,

önlem almak

ve:

manevi olarak:

kendi hayatımızı:

sorgulamaktır.

Ayet bize:

başkasının felaketinden:

hüküm çıkarmayı değil,

kendi kalbimizin:

uyarı karşısında nasıl davrandığını

düşündürmelidir.

Asıl soru:

şudur:

Hayat bize:

aynı hatayı:

kaç kez gösteriyor?

Aynı ilişki:

neden tekrar bozuluyor?

Aynı yanlış karar:

neden tekrar:

aynı sonucu veriyor?

Aynı uyarıya rağmen:

neden:

aynı yerde:

ısrar ediyoruz?

Bazen insan:

mucize bekler.

Ama:

hayat zaten:

ona:

defalarca:

aynı şeyi:

söylüyor olabilir.

Belki de A‘râf 133’ün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Gerçekten daha fazla işarete mi ihtiyacımız var, yoksa zaten gördüğümüz işaretleri kabul edecek kadar tevazuya mı?

Çünkü:

hakikate giden yolun önündeki engel:

her zaman:

bilgisizlik değildir.

Bazen:

en büyük engel:

“Ben yanılmış olamam.”

diyen:

insanın kendi kibridir.


“İnsanın önündeki işaretler çoğaldığı hâlde kalbi değişmiyorsa, eksik olan belki delil değil tevazudur. Hakikati görmek gözün işi olabilir; fakat onu kabul etmek bazen egonun geri çekilmesini ister.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt