📖 A‘râf Suresi 152. Ayette “Buzağıyı İlah Edinenlere Rablerinden Bir Gazap ve Dünya Hayatında Bir Zillet Erişecektir. İşte Biz İftira Edenleri Böyle

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,769
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 152. Ayette “Buzağıyı İlah Edinenlere Rablerinden Bir Gazap ve Dünya Hayatında Bir Zillet Erişecektir. İşte Biz İftira Edenleri Böyle Cezalandırırız” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsan kendi ürettiği yanlışı kutsallaştırdığında yalnız gerçeği çarpıtmaz; sonunda o yanlışın sonuçlarını da taşımak zorunda kalır.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 151. ayetinde Hz. Musa:

kardeşi Hz. Hârûn için:

ve kendisi için:

Allah’tan bağışlanma dilemiş,

“Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla, bizi rahmetinin içine al. Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.”

demişti.

  1. ayette ise:
buzağıyı ilah edinenlerin:

yaptıkları yanlışın:

sonuçları açıklanır:

“Buzağıyı ilah edinenlere Rablerinden bir gazap ve dünya hayatında bir zillet erişecektir. İşte biz iftira edenleri böyle cezalandırırız.”

Bu ayet:

çok güçlü üç kavramı:

bir araya getirir:

ilahî gazap,

zillet


ve:

iftira.

Burada:

insanın yalnız yanlış yapması değil,

Allah hakkında:

asılsız bir kutsallık üretmesi

ve:

yaratılmış bir nesneyi:

ilah konumuna çıkarması:

eleştirilir.

Ayetin uyarısı:

belirli bir tarihsel olayın:

fail ve davranışlarına yöneliktir.

Bu nedenle:

bu hükmü:

her dönemde bütün bir topluma veya soya:

genellemek:

doğru değildir.

1️⃣ “Buzağıyı İlah Edinenler” Kimlerdir ❓​

Bunlar:

Hz. Musa’nın:

kavminden,

onun yokluğunda:

buzağıya yönelen:

ve onu:

ilahî bir konuma:

çıkaran kimselerdir.

Yani:

ayet:

belirli bir davranışı:

ve o davranışı yapanları:

eleştirir.

Bir soyun:

bütün fertleri hakkında:

sınırsız ve kalıcı:

bir hüküm vermez.

2️⃣ Buzağıyı İlah Edinmek Neden Bu Kadar Ağır Bir Suçtur ❓​

Çünkü:

tevhidin:

tam karşısında:

yer alır.

Kendi elleriyle:

yaptıkları bir nesneye:

Allah’a ait olması gereken:

kutsallığı:

yüklemişlerdir.

Yani:

yaratılmış olanı, yaratıcı konumuna çıkarmaya kalkmışlardır.

3️⃣ “Rablerinden Bir Gazap Erişecektir” Ne Demektir ❓​

Buradaki:

gazap:

Allah’ın:

yanlışı ve isyanı:

onaylamaması

ve buna:

adaletle karşılık vermesi:

anlamında anlaşılır.

Bunu:

insanların:

kontrolsüz öfkesi gibi:

düşünmemek gerekir.

Allah’ın gazabı:

keyfî bir duygusal patlama değil, ilahî adalet bağlamındaki hüküm ve karşılıktır.

4️⃣ Allah’ın Gazabı İnsan Öfkesine Benzer mi ❓​

Hayır.

İnsan:

öfkelendiğinde:

kontrolünü:

kaybedebilir.

Haksız davranabilir.

Sonradan:

pişman olabilir.

Allah için:

böyle bir:

eksiklik düşünülemez.

Bu yüzden:

ilahî gazap:

yaratılmışların:

duygusal taşkınlıklarına:

benzetilmemelidir.

5️⃣ Gazap ile Ceza Aynı Şey midir ❓​

Birbirleriyle:

ilişkilidir.

Gazap:

Allah’ın:

yanlışı:

onaylamamasını

ve ona karşı:

ilahî hükmünü:

ifade ederken,

ceza:

bu hükmün:

sonuçlarından biri:

olabilir.

Yani:

kavramlar:

aynı değildir,

ama:

birbirine:

bağlıdır.

6️⃣ “Dünya Hayatında Zillet” Ne Anlama Gelir ❓​

Zillet:

aşağılanma,

itibar kaybı,

düşüklük,

güçsüzleşme

gibi anlamlar:

taşıyabilir.

Burada:

buzağıya yönelmenin:

yalnız manevi değil,

dünyevi sonuçlarının da olabileceği

bildirilir.

7️⃣ Bu Zillet Bütün İsrailoğullarına mı Aittir ❓​

Hayır.

Ayetin doğrudan bağlamı:

buzağıyı ilah edinenlerdir.

Bu nedenle:

bir tarihsel suçtan:

sonraki bütün kuşakları,

bütün bireyleri

veya:

bir etnik topluluğun tamamını:

sorumlu tutmak:

Kur’an’ın bireysel sorumluluk ilkesiyle:

uyuşmaz.

Suç kişiseldir; soy yoluyla otomatik biçimde aktarılmaz.

8️⃣ Geçmişte Bir Toplumun Yaptığı Yanlıştan Torunları Sorumlu mudur ❓​

Bir insan:

kendisinden:

yüzyıllar önce yaşayan:

atalarının suçunu:

sırf onların soyundan geldiği için:

taşımaz.

Ancak:

aynı yanlışı:

bilerek tekrar ederse:

kendi davranışından:

sorumlu olur.

Bu:

adaletin:

temel ilkelerinden biridir.

9️⃣ “İşte Biz İftira Edenleri Böyle Cezalandırırız” Ne Demektir ❓​

Buradaki:

iftira:

Allah hakkında:

olmayan bir şeyi:

varmış gibi:

ileri sürmek,

yaratılmış bir nesneye:

ilahî özellik:

yüklemek

ve:

hakikati:

çarpıtmakla:

ilişkilidir.

Buzağıya:

ilah demek:

Allah hakkında:

çok büyük bir:

asılsız iddia:

üretmektir.

🔟 İftira Neden Sadece İnsanlara Karşı Yapılan Bir Şey Değildir ❓​

Günlük dilde:

iftira dediğimizde:

genellikle:

bir insan hakkında:

yalan söylemeyi:

düşünürüz.

Kur’an dilinde ise:

Allah’a:

söylemediği bir şeyi:

isnat etmek,

Allah’ın adına:

asılsız hükümler üretmek:

de:

iftiranın:

çok ağır biçimlerinden biridir.

1️⃣1️⃣ İnsan Allah Adına Nasıl İftira Edebilir ❓​

Mesela:

Allah’ın söylemediği bir şeyi:

“Allah böyle emretti.”

diye:

sunmak,

kendi arzusunu:

din gibi:

göstermek

veya:

vahiyde olmayan:

bir iddiaya:

ilahî kesinlik kazandırmak:

bu tehlikenin:

örnekleri olabilir.

Bu nedenle:

din hakkında konuşurken:

“Bilmiyorum.”

diyebilmek de:

çok önemlidir.

1️⃣2️⃣ Dini Konularda Kesin Olmayan Bilgiyi Kesinmiş Gibi Söylemek Neden Tehlikelidir ❓​

Çünkü:

insan:

kendi yorumunu:

Allah’ın sözü:

gibi gösterebilir.

Bu:

çok ağır bir:

sorumluluk doğurur.

Tefsir,

yorum,

rivayet

ve:

ayet arasında:

ayrım yapmak:

bu yüzden:

önemlidir.

Yorum, vahiy değildir.

1️⃣3️⃣ Bu Ayet Yalanın Sonuçları Hakkında Ne Öğretiyor ❓​

Yalan:

yalnız:

yanlış bir cümle değildir.

Bazen:

insanların:

inançlarını,

kararlarını

ve:

hayat yönlerini:

değiştirebilir.

Özellikle:

kutsal adına söylenen:

yanlış söz:

çok daha büyük:

sonuçlar:

üretebilir.

1️⃣4️⃣ İnsan Kendi Ürettiği Bir Yalana Sonunda Kendisi de İnanabilir mi ❓​

Evet.

Bir yanlış:

sürekli tekrarlandığında:

normalleşebilir.

İnsan:

önce:

başkasını:

ikna etmek için:

söylediği şeyi,

zamanla:

kendisi de:

doğru sanmaya:

başlayabilir.

Bu yüzden:

hakikatle bağın:

korunması:

çok önemlidir.

1️⃣5️⃣ Zillet Her Zaman Maddi Fakirlik veya Güçsüzlük müdür ❓​

Hayır.

Bir insan:

zengin olabilir

ama:

ahlaken:

küçülmüş olabilir.

Güçlü olabilir

ama:

itibarını:

kaybetmiş olabilir.

Makam sahibi olabilir

ama:

kendisini:

yalanın ve korkunun:

esiri hâline:

getirmiş olabilir.

Bu yüzden:

zillet:

yalnız ekonomik:

bir durum değildir.

1️⃣6️⃣ İnsanı Gerçekten Küçülten Şey Nedir ❓​

Her başarısızlık:

insanı küçültmez.

Her yenilgi:

zillet değildir.

Bazen:

insan:

kaybeder ama:

onurunu korur.

Asıl küçülme:

hakikati:

bilerek çarpıtmak,

yanlışta:

ısrar etmek

ve:

kendi çıkarını:

doğrunun önüne:

koymak olabilir.

1️⃣7️⃣ 149. Ayetteki Pişmanlık ile 152. Ayetteki Ceza Nasıl Birlikte Anlaşılır ❓​

  1. ayette:
buzağı sapmasına düşenlerin:

pişmanlık yaşadığı:

anlatılmıştı.

  1. ayette ise:
yaptıkları fiilin:

ne kadar ağır olduğu:

ve sonuç doğurduğu:

vurgulanır.

Bu bize:

şunu gösterir:

Tövbe, yapılan yanlışın ciddi olmadığı anlamına gelmez.

İnsan:

affedilmeyi:

umabilir.

Ama:

yanlışın:

dünyevi sonuçları:

bazen:

devam edebilir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 151. ve 152. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
Hz. Musa:

“Bizi rahmetinin içine al.”

diye:

dua etmişti.

  1. ayette ise:
buzağıyı:

ilah edinenlerin:

gazap ve zilletle:

karşılaşacağı:

bildirilir.

Bu iki ayet:

Allah’ın:

rahmeti ile adaletini

birlikte:

düşündürür.

Rahmet:

yanlışı:

doğruya çevirmez.

Adalet de:

samimi dönüşün:

değerini:

yok etmez.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 152. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 152. ayet:

insanın:

ürettiği yanlışın:

yalnız düşüncede:

kalmadığını,

sonuçlar:

doğurabileceğini:

gösterir.

İsrailoğullarından bir grup:

kendi elleriyle:

bir buzağı:

yapmıştır.

Sonra:

ona:

kutsallık:

yüklemiştir.

Bu:

yalnız:

yanlış bir nesne seçmek:

değildir.

Hakikat hakkında:

yanlış bir iddia:

üretmektir.

Ve Kur’an:

bunu:

iftira

kavramıyla:

ilişkilendirir.

Bu nokta:

çok önemlidir.

Çünkü:

insan:

bazen:

kendi düşüncesine:

kutsallık:

yükleyebilir.

“Ben böyle düşünüyorum.”

demek yerine:

“Allah kesinlikle böyle istiyor.”

diyebilir.

Oysa:

Allah adına:

konuşmak:

çok büyük bir:

sorumluluktur.

Bu yüzden:

dini konularda:

dürüstlük:

yalnız:

doğru bilgi aktarmak:

değildir.

Bilmediğimiz yerde:

“Bilmiyorum.”

demek de:

dürüstlüktür.

Kesin olmayan yerde:

“Bu bir yorumdur.”

demek:

dürüstlüktür.

Bir rivayeti:

Kur’an ayeti:

gibi sunmamak:

dürüstlüktür.

Bir insanın:

kendi tercihlerini:

Allah’ın mutlak hükmü:

gibi göstermemesi:

dürüstlüktür.

Ayet ayrıca:

yanlışın:

dünyevi sonuçlarını:

hatırlatır.

Bazı hatalar:

insanın:

itibarını:

zedeleyebilir.

Güvenini:

kaybettirebilir.

Toplumunu:

zayıflatabilir.

İlişkilerini:

bozabilir.

İnsan:

sonradan:

gerçekten:

pişman olabilir.

Allah’tan:

bağışlanma:

dileyebilir.

Ama:

kırılan güven:

yeniden:

kurulmak zorunda olabilir.

Bu yüzden:

tövbe:

çok değerlidir.

Fakat:

“Nasıl olsa sonra tövbe ederim.”

diyerek:

yanlışa:

hafif bakmak:

tövbenin ruhuyla:

uyuşmaz.

Ayetin:

“zillet” ifadesi de:

bize:

gerçek onurun:

nerede olduğunu:

düşündürür.

İnsan:

bir puta:

secde ettiği için:

yalnız fiziksel olarak:

eğilmez.

Kendi değerini de:

kendisinden aşağı:

bir şeye:

teslim eder.

Kendi yaptığı:

nesnenin önünde:

boyun eğer.

Bu:

tevhid açısından:

çok büyük bir:

çelişkidir.

Çünkü:

Allah’a kulluk:

insanı:

yaratılmışların:

mutlak kulluğundan:

kurtarmaya yönelir.

İnsan:

Allah’a:

kul oldukça,

paraya:

mutlak kul olmak zorunda değildir.

Statüye:

kul olmak zorunda değildir.

İnsanların:

alkışına:

kul olmak zorunda değildir.

Kendi yaptığı:

sistemlerin:

esiri olmak zorunda değildir.

Bu yüzden:

tevhid:

yalnız:

bir inanç cümlesi:

değildir.

Aynı zamanda:

insanın özgürlüğünü koruyan bir merkezdir.

Belki de A‘râf 152’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Hayatımızda kendi ürettiğimiz hangi yanlışları zamanla o kadar büyüttük ki artık onları sorgulamaya bile cesaret edemiyoruz?

Çünkü:

insanın yaptığı:

her şey:

doğru değildir.

İnsan:

bir fikir üretmiş olabilir.

Bir gelenek:

oluşturmuş olabilir.

Bir sistem:

kurmuş olabilir.

Bir alışkanlık:

edinmiş olabilir.

Ama:

bütün bunların:

hakikatin önüne:

geçmesine:

izin vermemelidir.

Ve ayetin:

en güçlü uyarılarından biri:

belki de:

şudur:

Allah adına söylemediği şeyi Allah’a nispet etme.

Çünkü:

yanlış yalnız:

bir hata olabilir.

Ama:

yanlışı:

kutsallaştırmak:

onu:

çok daha tehlikeli:

hâle getirir.


“Bir yanlışın en tehlikeli hâli, onu yapmaktan öte kutsallaştırmaya başladığın andır. Kendi fikrini Allah’ın sözü gibi sunma; hakikate sadakat bazen konuşmak kadar, bilmediğin yerde susmayı da gerektirir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt