📖 A‘râf Suresi 146. Ayette “Yeryüzünde Haksız Yere Büyüklük Taslayanları Ayetlerimden Uzaklaştıracağım; Onlar Her Türlü Ayeti Görseler de İnanmazlar

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,763
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 146. Ayette “Yeryüzünde Haksız Yere Büyüklük Taslayanları Ayetlerimden Uzaklaştıracağım; Onlar Her Türlü Ayeti Görseler de İnanmazlar, Doğru Yolu Görseler Onu Yol Edinmezler, Azgınlık Yolunu Görseler Onu Yol Edinirler. Çünkü Ayetlerimizi Yalanladılar ve Onlardan Gafil Kaldılar” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Kibir insanın yalnız başkalarını küçümsemesine yol açmaz; bazen hakikati görebileceği pencereyi de kendi elleriyle kapatır.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 145. ayetinde Hz. Musa’ya:

levhalarda öğütler ve açıklamalar verildiği,

bunlara:

“sımsıkı sarılması”

ve kavmine de:

onların en güzelini tutmalarını emretmesi

bildirilmişti.

  1. ayette ise:
vahyin karşısındaki en büyük engellerden biri:

çok güçlü biçimde anlatılır:

“Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden uzaklaştıracağım. Onlar her türlü ayeti görseler de inanmazlar. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler; azgınlık yolunu görseler onu yol edinirler. Bunun sebebi, ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil kalmalarıdır.”

Bu ayet:

insanın hakikatten uzaklaşmasının:

yalnız bilgi eksikliğiyle açıklanamayacağını

gösterir.

Bazen:

delil vardır.

İşaret vardır.

Doğru yol görünmektedir.

Ama insanın içinde:

kibir

vardır.

Ve kibir:

insanın:

doğruyu görmesini değilse bile:

doğruya teslim olmasını

engelleyebilir.

1️⃣ “Yeryüzünde Haksız Yere Büyüklük Taslayanlar” Kimlerdir ❓​

Burada:

kendilerini:

başkalarından üstün gören,

hakikat karşısında:

boyun eğmeyen,

güçlerini:

haklılık ölçüsü hâline getiren

kişiler anlatılır.

Ayet özellikle:

“haksız yere”

büyüklük taslamaktan:

söz eder.

Yani:

insanın kendisine ait olmayan:

bir mutlaklık ve üstünlük:

iddiasına girmesi

eleştirilir.

2️⃣ Kibir Sadece Kendini Beğenmek midir ❓​

Hayır.

Kibir:

yalnız:

“Ben çok iyiyim.”

demek değildir.

Daha tehlikeli biçimi:

“Ben yanılmış olamam.”

diyebilmektir.

İnsan:

kendi düşüncesini:

hakikatin önüne koyduğunda:

kibir:

zihinsel bir perdeye:

dönüşebilir.

3️⃣ “Ayetlerimden Uzaklaştıracağım” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade:

Allah’ın ayetlerini:

anlama,

ibret alma

ve onlardan yararlanma:

imkânından uzaklaşmayı

anlatır.

Burada:

insanın kendi:

kibirli,

inatçı

ve sürekli reddeden tutumu:

önemlidir.

Yani:

bir insan:

hakikati sürekli:

reddettikçe,

giderek:

ona karşı daha duyarsız hâle gelebilir.

4️⃣ Bu, Allah’ın İnsanların İnanmasına Engel Olduğu Anlamına mı Gelir ❓​

Ayetin bağlamı:

insanların:

önce:

kibir,

yalanlama

ve gaflet içinde:

ısrar ettiğini gösterir.

Dolayısıyla:

buradaki uzaklaşma:

keyfî biçimde:

hakikati arayan masum bir insanın:

engellenmesi şeklinde:

anlaşılmamalıdır.

Daha çok:

sürekli reddedişin insanı ulaştırdığı manevi sonuç

olarak düşünülmelidir.

5️⃣ İnsan Kendi Kalbini Hakikate Karşı Kapatabilir mi ❓​

Evet.

İnsan:

bir fikri:

ilk kez duyduğunda:

düşünebilir.

İkinci kez:

reddedebilir.

Sonra:

sürekli reddetmeye:

alışabilir.

Bir süre sonra:

karşı delili:

dinlemeye bile:

gerek duymayabilir.

Bu durumda:

reddetmek bir düşünce değil, alışkanlık hâline gelir.

6️⃣ “Her Ayeti Görseler de İnanmazlar” Ne Demektir ❓​

Bu:

delilin olmadığı:

anlamına gelmez.

Tam tersine:

ayetleri:

gördükleri hâlde:

kabul etmeyen:

bir tutum anlatılır.

Yani sorun:

“Bana daha fazla delil göster.”

noktasını aşmıştır.

Artık:

“Ne gösterirsen göster kabul etmeyeceğim.”

tavrı vardır.

7️⃣ Daha Fazla Delil Her Zaman Daha Fazla İman Getirir mi ❓​

Hayır.

  1. ayette de:
Firavun toplumunun:

“Ne tür ayet getirirsen getir sana inanmayacağız.”

dediğini görmüştük.

Bu:

çok önemli bir ders verir:

Delil:

gereklidir.

Ama insanın:

delile karşı:

dürüst olması da:

gereklidir.

8️⃣ “Doğru Yolu Görseler Onu Yol Edinmezler” Ne Anlama Gelir ❓​

Burada:

doğru yol:

görülüyor.

Ama:

tercih edilmiyor.

Bu:

cehaletten daha ağır:

bir durumu gösterebilir.

Çünkü insan:

doğruyu hiç bilmiyorsa:

başka bir problem vardır.

Ama:

doğruyu görüp:

yine de:

başka yönü seçiyorsa, irade devreye girer.

9️⃣ İnsan Doğru Olduğunu Bildiği Şeyi Neden Yapmaz ❓​

Çünkü:

bilgi:

her zaman:

davranışı yönetmez.

İnsan:

çıkarı,

arzusu,

korkusu,

alışkanlığı,

gururu

sebebiyle:

bildiğinin tersini:

yapabilir.

Bu yüzden:

ahlaki hayatın problemi:

yalnız:

“Doğru nedir?”

değildir.

Aynı zamanda:

“Doğruyu bildiğimde onu seçebiliyor muyum?”

sorusudur.

🔟 “Azgınlık Yolunu Görseler Onu Yol Edinirler” Ne Demektir ❓​

Ayet:

çok çarpıcı bir zıtlık kurar.

Doğru yol:

görülüyor ama:

seçilmiyor.

Yanlış yol:

görülüyor ve:

hemen:

benimseniyor.

Bu:

insanın:

yanlış tercihlere:

alışmasının:

ne kadar ciddi olabileceğini

gösterir.

1️⃣1️⃣ İnsan Neden Yanlış Yola Daha Kolay Yönelebilir ❓​

Çünkü yanlış yol:

bazen:

daha kolay,

daha zevkli,

daha kazançlı

veya:

egoyu daha az zorlayan:

bir seçenek olabilir.

Doğru yol ise:

özdenetim,

sabır,

fedakârlık,

özür dileme

veya:

yanıldığını kabul etme:

gerektirebilir.

Bu yüzden:

kolay olan her zaman doğru olan değildir.

1️⃣2️⃣ Kibir Doğru Yolu Neden Zorlaştırır ❓​

Çünkü:

doğru yol bazen:

insana:

“Sen hatalısın.”

der.

Kibirli insanın:

en zor duyduğu cümlelerden biri:

budur.

Çünkü:

yanlışını kabul etmek:

ona:

küçülmek gibi:

gelebilir.

Oysa:

aslında:

yanlışını kabul etmek insanı küçültmez; olgunlaştırabilir.

1️⃣3️⃣ “Ayetlerimizi Yalanladılar” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Onlar:

kendilerine ulaşan:

ilahî işaretleri:

doğru kabul etmemiş,

onları:

reddetmiştir.

Ama önceki ayetlerden de:

bildiğimiz gibi:

bu reddediş:

yalnız zihinsel değildir.

Kibir,

zulüm,

inat

ve sözden dönme:

gibi davranışlarla:

birlikte ilerlemektedir.

1️⃣4️⃣ “Onlardan Gafil Kaldılar” Ne Demektir ❓​

Gaflet:

yalnız:

bilmemek değildir.

İnsan:

bir şeyi:

duymuş olabilir.

Ama:

önemsemeyebilir.

Gerçeği:

görmüş olabilir.

Ama:

hayatında:

yer vermeyebilir.

Bu nedenle:

gaflet:

bilinen hakikatin yaşanmaması

şeklinde de:

ortaya çıkabilir.

1️⃣5️⃣ Gaflet ile Unutkanlık Aynı Şey midir ❓​

Tam olarak değil.

Normal unutkanlık:

insani olabilir.

Gaflet ise:

daha derin bir:

duyarsızlık hâline:

dönüşebilir.

İnsan:

sürekli:

hatırlatıldığı hâlde:

önemsemiyorsa,

artık mesele:

sadece:

hafıza değildir.

1️⃣6️⃣ Sürekli Yanlış Tercih İnsanın Karakterini Değiştirir mi ❓​

Evet.

İnsan:

tek bir seçimden:

ibaret değildir.

Ama:

tekrarlanan seçimler:

alışkanlık oluşturur.

Alışkanlıklar:

zamanla:

karaktere:

dönüşebilir.

Bu yüzden:

küçük tercihler:

önemsiz değildir.

İnsan bazen seçtiği yolların toplamına dönüşür.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Özgür İrade Hakkında Ne Düşündürür ❓​

Ayet:

insanın:

önünde:

doğru ve yanlış yollar:

bulunabileceğini

ve insanın:

bunlara farklı tepki:

verebileceğini gösterir.

Yani:

ahlaki sorumluluk:

seçimle:

yakından ilişkilidir.

İnsan:

gördüğü her şeyi:

otomatik olarak:

uygulayan bir varlık değildir.

Seçer.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 145. ve 146. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
Hz. Musa’ya:

levhalara:

“sımsıkı sarılması”

emredilmişti.

  1. ayette ise:
ilahî rehberliğe:

tam ters yönde:

yaklaşan insanlar:

anlatılır.

Bir tarafta:

vahye sımsıkı sarılmak,

diğer tarafta:

ayetleri görse bile reddetmek

vardır.

Yani:

aynı hakikat:

bir insan için:

rehber,

başka biri için:

görüp de yararlanamadığı bir işaret

hâline gelebilir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 146. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 146. ayet:

hakikate ulaşmanın:

yalnız:

çok bilgi toplamakla:

ilgili olmadığını

çok güçlü biçimde gösterir.

İnsan:

çok şey görebilir.

Çok şey:

okuyabilir.

Çok şey:

duyabilir.

Ama:

eğer zihninde:

“Ben zaten biliyorum.”

“Ben asla yanılmam.”

“Benim fikrim değişmez.”


gibi:

kibirli duvarlar varsa:

bilgi:

onu değiştirmeyebilir.

Ayet:

“Her türlü ayeti görseler de inanmazlar.”

der.

Bu:

çok ağır bir:

zihinsel kapanmadır.

Çünkü:

artık:

delil yokluğu:

sorun değildir.

Delilin ne olursa olsun:

reddedileceği:

bir yapı:

oluşmuştur.

İnsan:

hayatında da:

böyle bir noktaya:

yaklaşabilir.

Bir ilişkide:

herkes ona:

aynı hatasını:

söyler.

Ama:

“Herkes yanlış, ben doğruyum.”

der.

İşinde:

aynı problem:

tekrar tekrar:

ortaya çıkar.

Ama:

kendi payını:

hiç düşünmez.

Sağlığında:

aynı uyarıları:

defalarca:

duyar.

Ama:

hiçbirini:

ciddiye almaz.

Sonra:

insan:

şunu söyleyebilir:

“Ben neden hep aynı sonucu yaşıyorum?”

Belki de:

cevaplardan biri:

şudur:

Çünkü:

aynı işareti:

görüyor,

ama:

aynı şekilde:

reddediyorsun.

Ayetin en güçlü taraflarından biri:

doğru yolu görüp almamak, yanlış yolu görüp almak

arasındaki:

zıtlıktır.

Bu:

insana:

şunu düşündürür:

Biz:

doğruyu bilmiyor muyuz?

Yoksa:

doğruyu biliyor,

ama:

hoşumuza gitmediği için:

seçmiyor muyuz?

Bu ikisi:

çok farklıdır.

Bir insan:

doğruyu:

bilmiyorsa:

öğrenebilir.

Ama:

doğruyu bildiği hâlde:

sürekli reddediyorsa:

sorun:

bilgiden:

daha derindedir.

İşte:

orada:

ego,

alışkanlık,

çıkar

ve kibir:

devreye girebilir.

Ayet ayrıca:

insanın:

kalbinin ve zihninin:

alışkanlıklarla:

şekillendiğini

hatırlatır.

Bugün:

küçük bir yanlışı:

önemsemezsin.

Yarın:

yeniden yaparsın.

Bir süre sonra:

rahatsız olmazsın.

Sonra:

onu:

savunmaya başlayabilirsin.

Ve en sonunda:

doğru söyleyen kişiyi:

rahatsız edici:

bulabilirsin.

Bu:

ahlaki duyarlılığın:

yavaş yavaş:

körelmesidir.

Bu yüzden:

kibir:

yalnız:

“Ben senden üstünüm.”

demek değildir.

Belki de:

kibrin en tehlikeli cümlesi:

şudur:

“Bana artık hiçbir şey öğretemezsin.”

Çünkü:

o anda:

insan:

bütün kapıları:

kendi eliyle:

kapatabilir.

Belki de A‘râf 146’nın bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Gerçekten hakikati mi arıyoruz, yoksa yalnızca zaten inandığımız şeylerin doğrulanmasını mı istiyoruz?

Çünkü:

hakikati arayan insan:

bir gün:

yanıldığını da:

öğrenebilir.

Ve:

“Ben yanılmışım.”

diyebilmek:

insanın:

mağlubiyeti değil,

çoğu zaman:

zihinsel özgürlüğünün:

en güçlü işaretlerinden biridir.


“Hakikat karşısındaki en büyük engel bazen bilgisizlik değil, ‘Ben zaten biliyorum’ diyen kibirdir. İnsan öğrenmeye açık kaldığı sürece yanlışından dönebilir; fakat kendisini yanılmaz gördüğü anda, doğru yol gözünün önünde olsa bile onu seçmeyebilir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt