📖 A‘râf Suresi 161. Ayette “Onlara ‘Şu Şehirde Yerleşin, Orada Dilediğiniz Yerden Yiyin, “Hıtta” Deyin ve Kapıdan Secde Ederek Girin ki Hatalarınızı | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 A‘râf Suresi 161. Ayette “Onlara ‘Şu Şehirde Yerleşin, Orada Dilediğiniz Yerden Yiyin, “Hıtta” Deyin ve Kapıdan Secde Ederek Girin ki Hatalarınızı

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,780
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 161. Ayette “Onlara ‘Şu Şehirde Yerleşin, Orada Dilediğiniz Yerden Yiyin, “Hıtta” Deyin ve Kapıdan Secde Ederek Girin ki Hatalarınızı Bağışlayalım; İyilik Yapanlara Daha Fazlasını Vereceğiz’ Denildi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Nimete ulaşmak insanı büyütmemeli; tam tersine, nimetin sahibini hatırladıkça tevazusu büyümelidir. Çünkü bolluğun gerçek sınavı, sahip olduğunda nasıl davrandığındır.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 160. ayetinde:

İsrailoğullarının:

on iki topluluğa ayrıldığı,

her topluluğun:

kendi su kaynağını bildiği,

onlara:

bulutlarla gölge sağlandığı,

menn ve selvâ verildiği

ve:

“Onlar bize değil, kendilerine zulmediyorlardı.”

buyurulduğu anlatılmıştı.

  1. ayette ise:
yolculuktan:

yerleşime,

geçici ihtiyaçların karşılanmasından:

yeni bir hayat düzenine:

geçişi düşündüren:

başka bir sahne gelir:

“Onlara: ‘Şu şehirde yerleşin, orada dilediğiniz yerden yiyin, “Hıtta” deyin ve kapıdan secde ederek girin; hatalarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara daha fazlasını vereceğiz’ denildi.”

Bu ayet:

yalnız:

bir şehre giriş:

emri değildir.

İçinde:

nimet, bolluk, tevazu, tövbe, bağışlanma, kulluk ve iyiliğin artan karşılığı

vardır.

İnsan:

bir nimete kavuşurken:

nasıl davranmalıdır?

Kur’an’ın burada verdiği cevap:

çok anlamlıdır:

Ye.

Yaşa.

Ama kibirlenme.

Bağışlanma iste.

Tevazuyla gir.


Ve:

iyiliğini artır.

1️⃣ “Şu Şehirde Yerleşin” Ne Demektir ❓​

İsrailoğullarına:

bir yerleşim alanında:

yaşama imkânı:

verildiği bildirilir.

Ayet:

burada şehrin:

adını açıkça:

söylemez.

Tefsirlerde:

Beytülmakdis,

Kudüs

veya:

başka yerlerle:

ilişkilendiren açıklamalar:

bulunmuştur.

Ancak:

Kur’an’ın bu ayetinde:

kesin olarak:

verilen bilgi:

kendilerine bir yerleşim alanının açılmış olmasıdır.

2️⃣ Şehrin Adının Verilmemesi Mesajı Değiştirir mi ❓​

Hayır.

Çünkü:

ayetin temel amacı:

coğrafi harita:

çizmek değildir.

Asıl vurgu:

kendilerine verilen:

nimete:

nasıl karşılık verecekleri:

üzerindedir.

Şehir:

bir fırsattır.

Ama:

fırsatın nasıl kullanılacağı daha önemlidir.

3️⃣ “Orada Dilediğiniz Yerden Yiyin” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade:

bolluk

ve:

genişlik:

bildirir.

İnsanlara:

dar,

tek bir seçenek:

sunulmamıştır.

Şehrin nimetlerinden:

yararlanma:

imkânı verilmiştir.

Bu:

Allah’ın:

onlara:

sağladığı:

başka bir:

rızık genişliğidir.

4️⃣ “Dilediğiniz Yerden Yiyin” Sınırsızlık mı Demektir ❓​

Burada:

nimetin:

genişliği:

vurgulanır.

Ancak:

Kur’an’ın genel öğretisinde:

insanın:

nimeti:

israf,

haksızlık

ve:

haramla:

kullanması:

serbest değildir.

Yani:

bolluk, sorumsuzluk anlamına gelmez.

5️⃣ Çöldeki Rızıktan Şehirdeki Bolluğa Geçiş Ne Düşündürür ❓​

  1. ayette:
susuzluk,

gölge ihtiyacı

ve:

yiyecek:

ön plandaydı.

  1. ayette:
yerleşim,

bolluk

ve:

özgürce yararlanma:

öne çıkar.

Bu:

insan hayatındaki:

çok önemli bir:

değişimi gösterir:

Zorluk döneminin:

sınavı başka,

bolluk döneminin:

sınavı başkadır.

6️⃣ Bolluk da Bir İmtihan mıdır ❓​

Evet.

İnsan:

sıkıntıda:

sabırla:

sınanabilir.

Bollukta ise:

şükürle,

ölçüyle

ve:

adaletle:

sınanabilir.

Bazen:

insan:

yoksullukta:

Allah’ı:

çok hatırlar.

Ama:

rahatlığa ulaşınca:

unutabilir.

Bu yüzden:

nimet, insanın karakterini de sınayabilir.

7️⃣ “Hıtta Deyin” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin Arapçasında:

“hıttatun”

ifadesi:

yer alır.

Kelime:

bağışlanma,

yükün kaldırılması,

günahların:

affedilmesi:

talebiyle:

ilişkilendirilmiştir.

Türkçe anlamı:

yaklaşık olarak:

“Bizi bağışla, günahlarımızı üzerimizden kaldır.”

şeklinde:

düşünülebilir.

8️⃣ Neden Şehre Girerken Bağışlanma İstemeleri İsteniyor ❓​

Çünkü:

yeni bir:

başlangıç:

yalnız:

mekân değiştirmek:

değildir.

İnsanın:

geçmişiyle:

hesaplaşması

ve:

ahlaken:

yenilenmesi de:

gerekebilir.

Yeni şehir:

yeni hayat:

demektir.

Ama:

eski kibir,

eski yanlışlar

ve:

eski nankörlük:

aynı şekilde:

devam ederse:

mekân değişse bile:

insan değişmemiş olur.

9️⃣ Tövbe ile Yeni Başlangıç Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır ❓​

Tövbe:

insanın:

geçmişi:

inkâr etmesi:

değildir.

Geçmişin:

yanlışını:

tanıyıp:

başka bir yöne:

dönmesidir.

Bu yüzden:

yeni başlangıcın:

en sağlam yollarından biri:

şudur:

“Neyi yanlış yaptım ve artık neyi farklı yapacağım?”

🔟 “Kapıdan Secde Ederek Girin” Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

teslimiyet,

tevazu

ve:

Allah karşısında:

boyun eğmeyi:

ifade eder.

Tefsirlerde:

buradaki:

“secde ederek girişin”:

fiziksel biçimi:

hakkında:

çeşitli açıklamalar:

vardır.

Fakat:

ayet açısından:

çok açık olan:

girişin kibirle değil, kulluk ve tevazuyla yapılmasıdır.

1️⃣1️⃣ Bir Şehre Girmenin Tevazuyla İlişkisi Nedir ❓​

Çünkü:

insan:

zafer,

başarı,

servet

veya:

yeni imkân:

kazandığında:

kibre:

kapılabilir.

“Bunu ben başardım.”

diyebilir.

Ayet ise:

başarı anında:

başını:

daha yukarı kaldırmayı değil,

Allah karşısında:

daha fazla tevazu göstermeyi

öğretir.

1️⃣2️⃣ Başarı İnsanı Neden Kibre Sürükleyebilir ❓​

Çünkü:

insan:

sonucu:

kendi yeteneğinin:

tamamı sanabilir.

Yardımları:

unutabilir.

Şartları:

unutabilir.

Kendisinden önce:

yol açanları:

unutabilir.

Allah’ın:

lütfunu:

unutabilir.

Başarı:

böylece:

şükür yerine:

kendini mutlaklaştırmaya

dönüşebilir.

1️⃣3️⃣ “Hatalarınızı Bağışlayalım” Ne Anlama Gelir ❓​

Allah:

onlara:

bağışlanma:

kapısı açar.

Bu:

çok önemlidir.

Geçmişte:

hatalar:

yapılmıştır.

Ama:

gelecek:

yalnız:

geçmişin cezasından:

ibaret bırakılmaz.

Tevazu,

tövbe

ve:

itaatle:

yeni bir başlangıç imkânı

sunulur.

1️⃣4️⃣ Bağışlanma İçin Neden Bir Tavır Değişikliği İsteniyor ❓​

Çünkü:

tövbe:

yalnız:

kelime:

değildir.

İnsanın:

tavrında:

bir değişiklik:

gerektirir.

“Hıtta”

demek:

dille:

bağışlanma istemekse,

secde ederek girmek

bu isteğin:

davranıştaki:

tevazu karşılığı:

gibidir.

Yani:

söz ile davranış birbirini tamamlar.

1️⃣5️⃣ İnsan Bağışlanma İsterken Kibirli Kalabilir mi ❓​

Bu:

büyük bir:

çelişki olur.

Bir insan:

“Beni affet.”

diyor

ama:

yanlışını:

asla kabul etmiyorsa,

kendini:

hep haklı:

görüyorsa,

başkalarını:

suçluyorsa:

tövbenin:

ruhu:

eksik kalabilir.

Gerçek dönüş:

bir miktar:

tevazu

gerektirir.

1️⃣6️⃣ “İyilik Yapanlara Daha Fazlasını Vereceğiz” Ne Demektir ❓​

Ayet:

yalnız:

günahların:

bağışlanmasından:

söz etmez.

Bir adım daha:

ileri gider:

muhsinlere daha fazlasının verileceğini

bildirir.

Muhsin:

iyiliği:

güzel biçimde:

yapan,

işini:

özenle:

yerine getiren:

kişi:

anlamı taşır.

Yani:

Allah’ın:

karşılığı:

yalnız:

yanlışı silmekle:

sınırlı değildir.

İyiliği artıranlara daha fazlası vardır.

1️⃣7️⃣ Affedilmek ile Daha Fazlasına Kavuşmak Arasında Nasıl Bir Fark Vardır ❓​

Affedilmek:

geçmişteki:

yanlışın:

bağışlanmasıdır.

İhsan ise:

gelecekte:

iyiliği:

daha güzel:

yaşamaktır.

Bir bakıma:

ayet:

iki kapı:

açar:

Geçmiş için bağışlanma.

Gelecek için artan iyilik.


Bu:

çok umut verici bir:

denge:

kurar.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 160. ve 161. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
su,

gölge

ve:

yiyecek:

nimetleri:

anlatılmıştı.

  1. ayette:
bir şehirde:

yerleşme,

orada:

bolluktan:

yararlanma

ve:

bağışlanma:

imkânı:

sunulur.

Ama:

bütün bu nimetlerin:

yanında:

iki şey:

istenir:

tevazu

ve:

itaat.

Yani:

nimet:

arttıkça:

insanın:

şükrünün de:

artması beklenir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 161. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 161. ayet:

insanın:

nimetle:

nasıl ilişki kurması gerektiğini:

çok güzel biçimde:

öğretir.

İsrailoğullarına:

önce:

bir şehir:

sunulur.

Sonra:

“Dilediğiniz yerden yiyin.”

denir.

Yani:

kapılar:

açılmıştır.

Rızık:

genişlemiştir.

Hayat:

çöl şartlarından:

daha farklı:

bir düzene:

geçmektedir.

Ama:

tam da:

nimetin:

arttığı yerde:

şu emir gelir:

“Hıtta deyin.”

Yani:

bağışlanma:

isteyin.

Sonra:

“Kapıdan secde ederek girin.”

Yani:

tevazuyla:

girin.

Bu:

çok güçlü:

bir mesajdır.

Çünkü:

insan:

çoğu zaman:

sıkıntıdayken:

tevazulu:

olur.

Yardım ister.

Dua eder.

“Allah’ım beni kurtar.”

der.

Ama:

kurtulduktan sonra:

aynı insan:

değişebilir.

Maddi durumu:

düzelir.

Makama:

gelir.

Başarı:

kazanır.

İnsanlar:

onu tanır.

Ve:

bir zamanlar:

dua ederek:

istediği şey:

elindeyken:

bu kez:

kendini:

yeterli:

sanmaya başlayabilir.

İşte:

A‘râf 161:

nimetin kapısından:

nasıl girileceğini:

öğretir:

Başını büyüterek değil, tevazuyla.

Bu:

hayatın:

pek çok alanında:

geçerlidir.

Bir işe:

başlarken:

çok dua ederiz.

İşimiz:

büyüyünce:

dua etmeyi:

unutabiliriz.

Bir hastalık:

sırasında:

sağlığın:

değerini:

anlarız.

İyileşince:

bedenimizi:

yeniden:

ihmal edebiliriz.

Maddi:

zorlukta:

bir lokmanın:

değerini:

biliriz.

Bollukta:

israf etmeye:

başlayabiliriz.

Bir insanı:

kaybetmekten:

korkarken:

ona:

çok iyi davranırız.

Kendimizi:

güvende hissedince:

değerini:

unutabiliriz.

Demek ki:

nimetin:

en büyük tehlikelerinden biri:

alışmak

tır.

İnsan:

alışınca:

şükür:

zayıflayabilir.

Ayetin:

“Hıtta deyin.”

ifadesi:

bunun için:

çok anlamlıdır.

İnsan:

nimetin kapısında:

daha önce yaptığı:

yanlışları:

hatırlamalıdır.

Ama:

geçmişini:

sonsuz bir suçluluk:

olarak:

taşımak için:

değil.

Daha iyi:

bir insan:

olarak:

yeni döneme:

girmek için.

Bu:

tövbenin:

güzelliğidir.

Tövbe:

insana:

“Sen bir daha asla değişemezsin.”

demez.

Tam tersine:

“Geçmişini kabul et ama geleceğini ona teslim etme.”

der.

Ayetin:

sonundaki:

“İyilik yapanlara daha fazlasını vereceğiz.”

ifadesi ise:

bambaşka bir:

ufuk:

açar.

Allah:

yalnız:

“Sizi affedeceğim.”

demiyor.

“İyilik yapanlara daha fazlasını vereceğim.”

buyuruyor.

Yani:

din:

yalnız:

günah silme:

düzeni:

değildir.

İnsanı:

daha güzel olana doğru büyütme

çağrısıdır.

Sadece:

yanlış yapmamak:

değil,

iyilik yapmak.

Sadece:

zarar vermemek:

değil,

fayda sağlamak.

Sadece:

borcunu ödemek:

değil,

imkânın varsa:

kolaylık göstermek.

Sadece:

insanı kırmamak:

değil,

ona:

iyi bir söz:

söylemek.

Sadece:

adaletsizlik yapmamak:

değil,

adaleti:

aktif olarak:

korumak.

İşte:

ihsan

insanı:

asgari sınırın:

ötesine:

taşır.

Ayet:

bu nedenle:

çok güçlü:

bir hayat ölçüsü:

verir:

Nimet sana geldiğinde neye dönüşüyorsun?

Daha:

şükreden biri mi?

Yoksa:

daha kibirli biri mi?

Daha:

paylaşan biri mi?

Yoksa:

daha bencil biri mi?

Daha:

merhametli biri mi?

Yoksa:

sahip olduklarını:

kendi üstünlüğünün:

kanıtı:

gibi gören biri mi?

Belki de A‘râf 161’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Kapılar yüzümüze açıldığında içeri nasıl giriyoruz; “Bunu ben hak ettim” diyerek kibirle mi, yoksa “Bu da bana verilmiş bir nimet ve sorumluluktur” diyerek tevazuyla mı?

Çünkü:

insanın karakteri:

yalnız:

kapılar kapalıyken:

belli olmaz.

Bazen:

asıl karakter:

kapılar açıldığında

ortaya çıkar.

Ve:

Kur’an:

nimetin kapısında:

insana:

çok güzel bir:

duruş öğretir:

Bağışlanma iste.

Tevazuyla gir.

Nimetten yararlan.

Ve iyiliği artır.



“Kapıların açılması seni büyütmesin; şükrünü büyütsün. Çünkü gerçek başarı, nimete ulaşmak değil, nimete ulaştığında da tevazunu, adaletini ve iyiliğini kaybetmemektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt