A‘râf Suresi 166. Ayette “Kendilerine Yasaklanan Şeyde Israrla Haddi Aşınca Onlara ‘Aşağılanmış Maymunlar Olun’ Dedik” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan yanlışı bir kez yaptığında hata etmiş olabilir; fakat uyarıya rağmen onu savunup alışkanlığa dönüştürdüğünde, yalnız davranışı değil kendisi de değişmeye başlar.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 165. ayetinde:
Cumartesi yasağını çiğneyenlerin:
uyarıları dikkate almadıkları,
kötülükten sakındıranların:
kurtarıldığı
ve:
zulümde ısrar edenlerin:
şiddetli bir azapla:
karşılaştıkları anlatılmıştı.
- ayette ise:
son derece çarpıcı bir boyutu:
bildirilir:
“Kendilerine yasaklanan şeyde ısrarla haddi aşınca onlara, ‘Aşağılanmış maymunlar olun’ dedik.”
Bu ayet:
Kur’an’ın en dikkat çekici:
ceza anlatılarından biridir.
Ancak:
doğru anlaşılması için:
birkaç noktayı:
özellikle ayırmak gerekir.
Bu:
belirli bir tarihsel topluluğun:
belirli bir itaatsizliği hakkında:
vahiy yoluyla verilen:
özel bir hükümdür.
Ayet:
bütün İsrailoğullarına,
bütün Yahudilere
veya:
sonraki kuşaklara:
yönelik değişmez bir:
kimlik tanımı değildir.
Aynı şekilde:
bu ayetin:
insanın biyolojik kökeni
veya:
evrim teorisiyle:
doğrudan bir ilişkisi:
yoktur.
Ayetin merkezinde:
ısrarlı sınır ihlali, ahlaki başkaldırı, ilahî ceza ve insanın kendisini yanlışa teslim etmesinin ağırlığı
vardır.
“Kendilerine Yasaklanan Şeyde Haddi Aştılar” Ne Demektir
Ayetin Arapçasında:“‘atev ‘ammâ nuhû ‘anhu”
ifadesi bulunur.
Bu:
yalnızca:
bir yasağı bir kez:
çiğnemeyi değil,
yasaklandıkları konuda:
kibirle,
ısrarla
ve:
başkaldırarak:
sınırı aşmayı:
ifade eder.
Yani:
buradaki tablo:
anlık bir hata:
değildir.
Uyarıya rağmen sürdürülen bilinçli bir isyan
vardır.
Neden Bir Önceki Ayette “Fısk”, Burada “Haddi Aşma” Vurgulanıyor
Çünkü:olay:
aşamalı olarak:
anlatılır.
Önce:
yasak vardır.
Sonra:
ihlal vardır.
Ardından:
uyarı vardır.
Sonra:
uyarıya rağmen:
ısrar vardır.
Bu da:
yanlışın:
bir davranıştan:
inatçı bir tavra
dönüştüğünü:
gösterir.
Bir Hata ile Hata Üzerinde Israr Etmek Arasında Fark Var mıdır
Evet.İnsan:
hata yapabilir.
Sonra:
pişman olur.
Düzeltir.
Tövbe eder.
Bu:
başka bir durumdur.
Ama:
insan:
uyarıldığı hâlde:
yanlışını:
savunur,
tekrarlar
ve:
normalleştirirse:
mesele:
yalnız hata olmaktan:
çıkar.
Karakterleşen bir yönelişe
dönüşebilir.
“Onlara Dedik” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayet:ilahî hükmü:
çok doğrudan:
ifade eder:
“Onlara dedik…”
Bu:
Allah’ın:
o topluluk hakkındaki:
özel ceza hükmüdür.
Kur’an:
olayı:
bir tarihsel tesadüf:
veya:
yalnız doğal süreç:
olarak anlatmaz.
İlahî ceza olarak sunar.
“Aşağılanmış Maymunlar Olun” Ne Demektir
Ayetin:en çarpıcı kısmı:
budur.
Arapçada:
“kûnû qiradatan hâsi’în”
ifadesi:
yaklaşık olarak:
“Aşağılanmış, horlanmış maymunlar olun.”
anlamındadır.
Klasik İslam tefsirlerinin:
büyük çoğunluğu:
burada:
gerçek bir:
bedensel dönüşümün:
gerçekleştiğini:
kabul etmiştir.
Yani:
Allah’ın:
belirli suçluları:
özel bir ceza olarak:
maymun biçimine:
dönüştürdüğü:
yorumlanmıştır.
Bu Dönüşümün Mecaz Olduğunu Söyleyenler de Var mı
Evet.Bazı daha sonraki:
ve modern yorumlarda:
ifade:
ahlaki düşüş,
aşağılanma
ve:
insanın iradesini:
arzularına teslim etmesi:
şeklinde:
mecazi olarak:
yorumlanmıştır.
Ancak:
klasik tefsir geleneğinde:
yaygın görüş:
dönüşümün gerçek anlamda meydana geldiğidir.
Bu nedenle:
iki yaklaşımı:
birbirine karıştırmadan:
söylemek daha doğrudur:
Kur’an’ın ifadesi:
çok güçlü ve doğrudandır;
klasik çoğunluk:
bunu gerçek dönüşüm:
olarak anlamıştır.
Bu Ayet İnsanların Maymunlardan Geldiğini mi Söylüyor
Hayır.Bu ayetin:
insanın biyolojik kökeniyle:
ilgili bir açıklaması:
yoktur.
Burada:
belirli bir insan topluluğuna:
özel bir:
ilahî ceza:
anlatılır.
Dolayısıyla:
“İnsan maymundan geldi.”
veya:
“Maymunlar bu insanlardan türedi.”
gibi sonuçlar:
bu ayetten:
çıkarılamaz.
Bu Ayet Evrim Teorisini Kanıtlar veya Çürütür mü
Doğrudan:hayır.
Evrim:
canlı popülasyonlarının:
nesiller boyunca:
biyolojik değişimini:
inceleyen:
bilimsel bir teoridir.
A‘râf 166 ise:
belirli bir topluluğa:
yönelik:
olağanüstü ilahî ceza:
anlatısıdır.
Bunları:
aynı kategoriye:
koymak:
doğru değildir.
Mucizevi dönüşüm anlatısıyla biyolojik evrim tartışması farklı meselelerdir.
Buradaki “Maymun” İfadesi Bir Irka veya Topluma Hakaret Etmek İçin Kullanılabilir mi
Hayır.Bu:
çok önemli bir:
sınırdır.
Ayet:
belirli bir tarihsel:
suçun faillerine:
yönelik:
ilahî hükmü:
anlatır.
Bundan hareketle:
bugün yaşayan:
Yahudileri,
İsrailoğullarının bütün soyunu
veya:
herhangi bir etnik topluluğu:
“maymun”
diye nitelendirmek:
ayetin bağlamını:
bozmak
ve:
insanlara karşı:
aşağılayıcı bir genelleme:
yapmak olur.
Kur’an’ın önceki ayetlerinde:
aynı kavmin içinde:
hak ile adalet yapanların:
bulunduğu da:
açıkça:
bildirilmişti.
Neden Bütün Toplum Değil, İhlalde Israr Edenler Cezalandırılıyor
Çünkü:Kur’an:
sorumluluğu:
davranışla:
ilişkilendirir.
A‘râf 165’te:
kötülükten sakındıranların:
kurtarıldığı:
açıkça söylenmişti.
- ayetteki:
yasaklanan konuda haddi aşanlara
yöneliktir.
Bu:
bir kez daha:
şunu gösterir:
Aynı toplum içinde herkes aynı hükme tabi değildir.

“Hâsi’în” Yani “Aşağılanmış” İfadesi Neden Eklenmiştir
Çünkü:ceza:
yalnız biçimle:
ilgili değildir.
“Hâsi’în”
horlanmış,
kovulmuş,
aşağılanmış:
anlamlarını:
taşır.
Onlar:
Allah’ın koyduğu:
sınırı:
küçümsemişlerdir.
Sonuçta:
kendileri:
aşağılanmış:
bir duruma:
düşürülürler.
Burada:
kibrin zillete dönüşmesi
gibi:
çok güçlü bir:
karşılık vardır.

İnsan Yanlış Yaparken Kendisini Özgür Sanıp Sonunda Daha mı Bağımlı Hâle Gelebilir
Evet.Bu kıssanın:
ahlaki boyutlarından biri:
bunu düşündürür.
İnsan:
“Ben istediğimi yaparım.”
diye:
sınırı:
reddedebilir.
Ama:
arzularına:
sürekli teslim oldukça:
kendi iradesini:
zayıflatabilir.
Bir süre sonra:
“Yapmak istiyorum.”
ile:
“Kendimi durduramıyorum.”
arasındaki:
mesafe:
daralabilir.
Bu yüzden:
her sınırı kırmak:
özgürlük:
değildir.

Buzağı Kıssası ile Cumartesi Kıssası Arasında Ortak Bir Ders Var mı
Evet.Buzağı olayında:
insanlar:
kendi yaptıkları:
bir nesneyi:
ilahlaştırmıştı.
Cumartesi kıssasında ise:
kazanç arzusu:
ilahî sınırın:
önüne:
geçmeye başlar.
İki olayda da:
insanın:
Allah’ın yerine:
başka bir şeyi:
hayatının merkezine:
koyma riski:
vardır.
Birinde:
put.
Diğerinde:
çıkar ve arzu.

İnsanın Arzusu Nasıl Bir “Put” Hâline Gelebilir
Her arzu:kötü değildir.
Yemek istemek,
para kazanmak,
başarılı olmak,
sevilmek:
doğal olabilir.
Sorun:
arzunun:
mutlak otoriteye:
dönüşmesidir.
İnsan:
“Doğru mu?”
sorusunu bırakıp:
yalnız:
“Ben istiyor muyum?”
diye:
yaşamaya başlarsa:
arzusu:
hayatının:
yöneticisine:
dönüşebilir.

Bu Ceza Bugün Aynı Günahı İşleyen Herkese Uygulanır mı
Böyle bir şeyi:söyleyemeyiz.
Ayet:
belirli bir tarihsel:
topluluğun:
belirli ihlali hakkında:
Allah’ın bize:
vahiy yoluyla:
bildirdiği:
özel bir cezayı:
anlatır.
Bugün:
bir insanın:
başına gelen:
fiziksel hastalık,
engellilik,
afet
veya:
başka bir durum için:
“Bu kesin Allah’ın cezasıdır.”
demek:
doğru değildir.
Böyle bir:
vahiy bilgisine:
sahip değiliz.

Hayvanlara Benzetme Hayvanları Küçümsemek midir
Buradaki:mesele:
maymunların:
ahlaken kötü:
varlıklar olduğu:
değildir.
Hayvanlar:
kendi yaratılışlarına:
uygun yaşarlar
ve:
insanlar gibi:
ahlaki yükümlülük:
taşımazlar.
Ayetin ceza yönü:
ahlaki sorumluluk taşıyan insanın konumundan düşürülmesi
ile ilgilidir.
Bu nedenle:
hayvanları:
“günahkâr” veya:
“ahlaken aşağı”:
görmek:
doğru değildir.

Bu Ayet İnsanın Ahlaki Değerini Neye Bağlıyor
İnsanın:ahlaki değeri:
yalnız dış görünüşüne:
değil,
iradesini:
nasıl kullandığına:
bağlıdır.
İnsan:
akıl,
vicdan
ve:
seçim:
imkânına sahiptir.
Bunları:
hakikate,
adalete
ve:
iyiliğe:
yöneltmesi:
beklenir.
Ahlaki sorumluluğunu:
ısrarla:
terk etmesi:
insanın:
kendi değerini:
zedelemesine:
yol açabilir.

A‘râf Suresi 165. ve 166. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
kurtarıldığı,
zulmedenlerin:
şiddetli bir azapla:
yakalandığı:
bildirilmişti.
- ayette ise:
ısrarlı başkaldırının:
ulaştığı ağır sonuç:
açıklanır:
“Aşağılanmış maymunlar olun.”
Yani:
önce:
uyarı,
sonra:
ısrar,
ardından:
ilahî hüküm
gelmektedir.
Bu:
cezanın:
bir anda,
uyarı olmadan:
gelmediğini:
gösteren:
önemli bir:
bağlamdır.

Sonuç: A‘râf Suresi 166. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 166. ayet:ilk bakışta:
çok sıra dışı:
bir ceza:
anlatır:
“Aşağılanmış maymunlar olun.”
Fakat:
ayeti:
yalnız bu:
çarpıcı son cümle üzerinden:
okursak:
öncesindeki:
ahlaki süreci:
kaçırabiliriz.
Bu insanlar:
bir anda:
cezalandırılmamıştır.
Önce:
bir sınır:
vardır.
Cumartesi günü:
avlanmamaları:
istenmiştir.
Sonra:
imtihan:
zorlaşmıştır.
Balıklar:
tam da:
yasak gününde:
bolca:
gelmeye başlamıştır.
Sonra:
bazıları:
sınırı:
aşmıştır.
Toplum içinden:
insanlar:
onları:
uyarmıştır.
Ama:
uyarılar:
terk edilmiş,
ihlal:
sürdürülmüş,
yanlış:
ısrarlı bir:
başkaldırıya:
dönüşmüştür.
- ayetin:
ifade:
tam da:
bunu:
söyler:
“Kendilerine yasaklanan şeyde haddi aşınca…”
Demek ki:
mesele:
yalnız:
balık değildir.
Mesele:
insanın:
kendisine:
çizilen sınırla:
ilişkisidir.
İnsan:
bir yasağı:
bir kez:
çiğneyebilir.
Bu:
hata olabilir.
Sonra:
pişman olur.
Döner.
Ama:
başka bir insan:
yanlışını:
savunabilir.
Sonra:
tekrarlar.
Sonra:
onu:
normalleştirir.
Sonra:
ona karşı çıkanlarla:
alay eder.
Ve:
en sonunda:
yanlış:
onun:
karakterinin:
bir parçasına:
dönüşebilir.
İşte:
ahlaki dönüşüm:
yalnız:
iyiye doğru:
olmaz.
İnsan:
kötü yönde de:
kendini:
dönüştürebilir.
Bir davranışı:
çok tekrar ettiğinde:
davranış:
alışkanlık olur.
Alışkanlık:
karakteri:
etkiler.
Karakter:
hayatın:
yönünü:
belirler.
Bu yüzden:
küçük bir:
yanlışın:
“Ne olacak?”
diye:
sürekli:
tekrarlanması:
önemsiz değildir.
Bugün:
küçük bir:
yalan:
söylersin.
Yarın:
daha kolay:
söylersin.
Sonra:
yalan:
hayatını:
koruma yöntemine:
dönüşebilir.
Bugün:
bir kez:
haksız kazanç:
alırsın.
Sonra:
“Herkes yapıyor.”
dersin.
Bir süre sonra:
dürüst insanı:
saf:
görmeye:
başlayabilirsin.
Bugün:
birine:
haksızlık yaparsın.
Vicdanın:
rahatsız olur.
Tekrar tekrar:
yaparsan:
bir gün:
rahatsızlık:
azalabilir.
İşte:
insanın:
en büyük kayıplarından biri:
belki de:
yanlış yapması değil,
yanlış yaptığında artık rahatsız olmamasıdır.
Bu ayet:
bize:
ahlaki duyarlılığı:
kaybetmenin:
tehlikesini:
hatırlatır.
Ancak:
ayeti:
başka insanları:
aşağılamak için:
kullanmak:
çok ciddi bir:
yanlış olur.
Burada:
belirli bir:
tarihsel grubun:
belirli suçu:
anlatılıyor.
Ayet:
“Bütün İsrailoğulları böyledir.”
demiyor.
Zaten:
A‘râf 159:
çok kısa süre önce:
Hz. Musa’nın kavmi içinde:
hak ile doğru yolu gösteren ve hak ile adalet yapan bir topluluğun bulunduğunu
açıkça:
söylemişti.
- ayet de:
kurtarıldığını:
bildirmişti.
Dolayısıyla:
bu kıssayı:
bir etnik gruba:
hakaret etme:
malzemesine:
dönüştürmek,
Kur’an’ın:
kendi ayrımlarını:
yok etmek olur.
Ayetin:
modern bilimle:
ilişkisini de:
aynı dikkatle:
kurmak gerekir.
Bu olay:
bir:
ilahî ceza:
anlatısıdır.
İnsanların:
biyolojik evrimini:
açıklayan:
bir ayet değildir.
“Maymunlar bu insanlardan geldi.”
demek de:
“Bu ayet evrimi anlatıyor.”
demek de:
metnin:
amacını:
aşar.
Kur’an:
burada:
biyoloji dersi:
vermiyor.
Ahlaki:
bir kıssa:
anlatıyor.
Belki de:
bu ayetin:
bizim hayatımıza:
ulaşan en güçlü sorusu:
şudur:
Bir yanlışı ne kadar tekrar edersek, artık yalnız yanlış yapan biri olmaktan çıkıp o yanlışın şekillendirdiği bir insana dönüşmeye başlarız?
Bu:
çok ciddi bir:
sorudur.
Çünkü:
insan:
yaptıklarıyla:
kendini de:
inşa eder.
Her:
dürüst davranış:
dürüstlüğü:
güçlendirir.
Her:
merhamet:
merhameti:
büyütür.
Her:
özdenetim:
iradeyi:
güçlendirir.
Ama:
tersi de:
mümkündür.
Bu yüzden:
ahlak:
yalnız:
“Bugün ne yaptım?”
sorusu:
değildir.
Aynı zamanda:
“Bunu tekrar tekrar yaparsam nasıl bir insana dönüşeceğim?”
sorusudur.
A‘râf 166:
bize:
işte:
bu uzun vadeli:
ahlaki dönüşümü:
çok sert bir:
ceza sahnesiyle:
hatırlatır.
Ve:
belki de:
en önemli ders:
şudur:
Yanlışına alışmadan dön.
Çünkü:
vicdanın:
seni hâlâ:
rahatsız ediyorsa,
bu:
yalnız bir:
rahatsızlık:
değil,
aynı zamanda:
dönüş için:
bir fırsat:
olabilir.
“İnsanın en büyük tehlikesi yanlış yapması değil, yanlışına alışıp artık onu yanlış görmemesidir. Her tekrar karaktere bir çizgi çizer; bu yüzden kendine yalnız ‘Ne yaptım?’ diye değil, ‘Bunu sürdürürsem neye dönüşeceğim?’ diye de sor.”
Ersan Karavelioğlu