📖 A‘râf Suresi 166. Ayette “Kendilerine Yasaklanan Şeyde Israrla Haddi Aşınca Onlara ‘Aşağılanmış Maymunlar Olun’ Dedik” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,786
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 166. Ayette “Kendilerine Yasaklanan Şeyde Israrla Haddi Aşınca Onlara ‘Aşağılanmış Maymunlar Olun’ Dedik” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsan yanlışı bir kez yaptığında hata etmiş olabilir; fakat uyarıya rağmen onu savunup alışkanlığa dönüştürdüğünde, yalnız davranışı değil kendisi de değişmeye başlar.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 165. ayetinde:

Cumartesi yasağını çiğneyenlerin:

uyarıları dikkate almadıkları,

kötülükten sakındıranların:

kurtarıldığı

ve:

zulümde ısrar edenlerin:

şiddetli bir azapla:

karşılaştıkları anlatılmıştı.

  1. ayette ise:
bu cezanın:

son derece çarpıcı bir boyutu:

bildirilir:

“Kendilerine yasaklanan şeyde ısrarla haddi aşınca onlara, ‘Aşağılanmış maymunlar olun’ dedik.”

Bu ayet:

Kur’an’ın en dikkat çekici:

ceza anlatılarından biridir.

Ancak:

doğru anlaşılması için:

birkaç noktayı:

özellikle ayırmak gerekir.

Bu:

belirli bir tarihsel topluluğun:

belirli bir itaatsizliği hakkında:

vahiy yoluyla verilen:

özel bir hükümdür.

Ayet:

bütün İsrailoğullarına,

bütün Yahudilere

veya:

sonraki kuşaklara:

yönelik değişmez bir:

kimlik tanımı değildir.

Aynı şekilde:

bu ayetin:

insanın biyolojik kökeni

veya:

evrim teorisiyle:

doğrudan bir ilişkisi:

yoktur.

Ayetin merkezinde:

ısrarlı sınır ihlali, ahlaki başkaldırı, ilahî ceza ve insanın kendisini yanlışa teslim etmesinin ağırlığı

vardır.

1️⃣ “Kendilerine Yasaklanan Şeyde Haddi Aştılar” Ne Demektir ❓​

Ayetin Arapçasında:

“‘atev ‘ammâ nuhû ‘anhu”

ifadesi bulunur.

Bu:

yalnızca:

bir yasağı bir kez:

çiğnemeyi değil,

yasaklandıkları konuda:

kibirle,

ısrarla

ve:

başkaldırarak:

sınırı aşmayı:

ifade eder.

Yani:

buradaki tablo:

anlık bir hata:

değildir.

Uyarıya rağmen sürdürülen bilinçli bir isyan

vardır.

2️⃣ Neden Bir Önceki Ayette “Fısk”, Burada “Haddi Aşma” Vurgulanıyor ❓​

Çünkü:

olay:

aşamalı olarak:

anlatılır.

Önce:

yasak vardır.

Sonra:

ihlal vardır.

Ardından:

uyarı vardır.

Sonra:

uyarıya rağmen:

ısrar vardır.

Bu da:

yanlışın:

bir davranıştan:

inatçı bir tavra

dönüştüğünü:

gösterir.

3️⃣ Bir Hata ile Hata Üzerinde Israr Etmek Arasında Fark Var mıdır ❓​

Evet.

İnsan:

hata yapabilir.

Sonra:

pişman olur.

Düzeltir.

Tövbe eder.

Bu:

başka bir durumdur.

Ama:

insan:

uyarıldığı hâlde:

yanlışını:

savunur,

tekrarlar

ve:

normalleştirirse:

mesele:

yalnız hata olmaktan:

çıkar.

Karakterleşen bir yönelişe

dönüşebilir.

4️⃣ “Onlara Dedik” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet:

ilahî hükmü:

çok doğrudan:

ifade eder:

“Onlara dedik…”

Bu:

Allah’ın:

o topluluk hakkındaki:

özel ceza hükmüdür.

Kur’an:

olayı:

bir tarihsel tesadüf:

veya:

yalnız doğal süreç:

olarak anlatmaz.

İlahî ceza olarak sunar.

5️⃣ “Aşağılanmış Maymunlar Olun” Ne Demektir ❓​

Ayetin:

en çarpıcı kısmı:

budur.

Arapçada:

“kûnû qiradatan hâsi’în”

ifadesi:

yaklaşık olarak:

“Aşağılanmış, horlanmış maymunlar olun.”

anlamındadır.

Klasik İslam tefsirlerinin:

büyük çoğunluğu:

burada:

gerçek bir:

bedensel dönüşümün:

gerçekleştiğini:

kabul etmiştir.

Yani:

Allah’ın:

belirli suçluları:

özel bir ceza olarak:

maymun biçimine:

dönüştürdüğü:

yorumlanmıştır.

6️⃣ Bu Dönüşümün Mecaz Olduğunu Söyleyenler de Var mı ❓​

Evet.

Bazı daha sonraki:

ve modern yorumlarda:

ifade:

ahlaki düşüş,

aşağılanma

ve:

insanın iradesini:

arzularına teslim etmesi:

şeklinde:

mecazi olarak:

yorumlanmıştır.

Ancak:

klasik tefsir geleneğinde:

yaygın görüş:

dönüşümün gerçek anlamda meydana geldiğidir.

Bu nedenle:

iki yaklaşımı:

birbirine karıştırmadan:

söylemek daha doğrudur:

Kur’an’ın ifadesi:

çok güçlü ve doğrudandır;

klasik çoğunluk:

bunu gerçek dönüşüm:

olarak anlamıştır.

7️⃣ Bu Ayet İnsanların Maymunlardan Geldiğini mi Söylüyor ❓​

Hayır.

Bu ayetin:

insanın biyolojik kökeniyle:

ilgili bir açıklaması:

yoktur.

Burada:

belirli bir insan topluluğuna:

özel bir:

ilahî ceza:

anlatılır.

Dolayısıyla:

“İnsan maymundan geldi.”

veya:

“Maymunlar bu insanlardan türedi.”

gibi sonuçlar:

bu ayetten:

çıkarılamaz.

8️⃣ Bu Ayet Evrim Teorisini Kanıtlar veya Çürütür mü ❓​

Doğrudan:

hayır.

Evrim:

canlı popülasyonlarının:

nesiller boyunca:

biyolojik değişimini:

inceleyen:

bilimsel bir teoridir.

A‘râf 166 ise:

belirli bir topluluğa:

yönelik:

olağanüstü ilahî ceza:

anlatısıdır.

Bunları:

aynı kategoriye:

koymak:

doğru değildir.

Mucizevi dönüşüm anlatısıyla biyolojik evrim tartışması farklı meselelerdir.

9️⃣ Buradaki “Maymun” İfadesi Bir Irka veya Topluma Hakaret Etmek İçin Kullanılabilir mi ❓​

Hayır.

Bu:

çok önemli bir:

sınırdır.

Ayet:

belirli bir tarihsel:

suçun faillerine:

yönelik:

ilahî hükmü:

anlatır.

Bundan hareketle:

bugün yaşayan:

Yahudileri,

İsrailoğullarının bütün soyunu

veya:

herhangi bir etnik topluluğu:

“maymun”

diye nitelendirmek:

ayetin bağlamını:

bozmak

ve:

insanlara karşı:

aşağılayıcı bir genelleme:

yapmak olur.

Kur’an’ın önceki ayetlerinde:

aynı kavmin içinde:

hak ile adalet yapanların:

bulunduğu da:

açıkça:

bildirilmişti.

🔟 Neden Bütün Toplum Değil, İhlalde Israr Edenler Cezalandırılıyor ❓​

Çünkü:

Kur’an:

sorumluluğu:

davranışla:

ilişkilendirir.

A‘râf 165’te:

kötülükten sakındıranların:

kurtarıldığı:

açıkça söylenmişti.

  1. ayetteki:
ceza da:

yasaklanan konuda haddi aşanlara

yöneliktir.

Bu:

bir kez daha:

şunu gösterir:

Aynı toplum içinde herkes aynı hükme tabi değildir.

1️⃣1️⃣ “Hâsi’în” Yani “Aşağılanmış” İfadesi Neden Eklenmiştir ❓​

Çünkü:

ceza:

yalnız biçimle:

ilgili değildir.

“Hâsi’în”

horlanmış,

kovulmuş,

aşağılanmış:

anlamlarını:

taşır.

Onlar:

Allah’ın koyduğu:

sınırı:

küçümsemişlerdir.

Sonuçta:

kendileri:

aşağılanmış:

bir duruma:

düşürülürler.

Burada:

kibrin zillete dönüşmesi

gibi:

çok güçlü bir:

karşılık vardır.

1️⃣2️⃣ İnsan Yanlış Yaparken Kendisini Özgür Sanıp Sonunda Daha mı Bağımlı Hâle Gelebilir ❓​

Evet.

Bu kıssanın:

ahlaki boyutlarından biri:

bunu düşündürür.

İnsan:

“Ben istediğimi yaparım.”

diye:

sınırı:

reddedebilir.

Ama:

arzularına:

sürekli teslim oldukça:

kendi iradesini:

zayıflatabilir.

Bir süre sonra:

“Yapmak istiyorum.”

ile:

“Kendimi durduramıyorum.”

arasındaki:

mesafe:

daralabilir.

Bu yüzden:

her sınırı kırmak:

özgürlük:

değildir.

1️⃣3️⃣ Buzağı Kıssası ile Cumartesi Kıssası Arasında Ortak Bir Ders Var mı ❓​

Evet.

Buzağı olayında:

insanlar:

kendi yaptıkları:

bir nesneyi:

ilahlaştırmıştı.

Cumartesi kıssasında ise:

kazanç arzusu:

ilahî sınırın:

önüne:

geçmeye başlar.

İki olayda da:

insanın:

Allah’ın yerine:

başka bir şeyi:

hayatının merkezine:

koyma riski:

vardır.

Birinde:

put.

Diğerinde:

çıkar ve arzu.

1️⃣4️⃣ İnsanın Arzusu Nasıl Bir “Put” Hâline Gelebilir ❓​

Her arzu:

kötü değildir.

Yemek istemek,

para kazanmak,

başarılı olmak,

sevilmek:

doğal olabilir.

Sorun:

arzunun:

mutlak otoriteye:

dönüşmesidir.

İnsan:

“Doğru mu?”

sorusunu bırakıp:

yalnız:

“Ben istiyor muyum?”

diye:

yaşamaya başlarsa:

arzusu:

hayatının:

yöneticisine:

dönüşebilir.

1️⃣5️⃣ Bu Ceza Bugün Aynı Günahı İşleyen Herkese Uygulanır mı ❓​

Böyle bir şeyi:

söyleyemeyiz.

Ayet:

belirli bir tarihsel:

topluluğun:

belirli ihlali hakkında:

Allah’ın bize:

vahiy yoluyla:

bildirdiği:

özel bir cezayı:

anlatır.

Bugün:

bir insanın:

başına gelen:

fiziksel hastalık,

engellilik,

afet

veya:

başka bir durum için:

“Bu kesin Allah’ın cezasıdır.”

demek:

doğru değildir.

Böyle bir:

vahiy bilgisine:

sahip değiliz.

1️⃣6️⃣ Hayvanlara Benzetme Hayvanları Küçümsemek midir ❓​

Buradaki:

mesele:

maymunların:

ahlaken kötü:

varlıklar olduğu:

değildir.

Hayvanlar:

kendi yaratılışlarına:

uygun yaşarlar

ve:

insanlar gibi:

ahlaki yükümlülük:

taşımazlar.

Ayetin ceza yönü:

ahlaki sorumluluk taşıyan insanın konumundan düşürülmesi

ile ilgilidir.

Bu nedenle:

hayvanları:

“günahkâr” veya:

“ahlaken aşağı”:

görmek:

doğru değildir.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet İnsanın Ahlaki Değerini Neye Bağlıyor ❓​

İnsanın:

ahlaki değeri:

yalnız dış görünüşüne:

değil,

iradesini:

nasıl kullandığına:

bağlıdır.

İnsan:

akıl,

vicdan

ve:

seçim:

imkânına sahiptir.

Bunları:

hakikate,

adalete

ve:

iyiliğe:

yöneltmesi:

beklenir.

Ahlaki sorumluluğunu:

ısrarla:

terk etmesi:

insanın:

kendi değerini:

zedelemesine:

yol açabilir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 165. ve 166. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
kötülükten sakındıranların:

kurtarıldığı,

zulmedenlerin:

şiddetli bir azapla:

yakalandığı:

bildirilmişti.

  1. ayette ise:
yasak karşısındaki:

ısrarlı başkaldırının:

ulaştığı ağır sonuç:

açıklanır:

“Aşağılanmış maymunlar olun.”

Yani:

önce:

uyarı,

sonra:

ısrar,

ardından:

ilahî hüküm

gelmektedir.

Bu:

cezanın:

bir anda,

uyarı olmadan:

gelmediğini:

gösteren:

önemli bir:

bağlamdır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 166. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 166. ayet:

ilk bakışta:

çok sıra dışı:

bir ceza:

anlatır:

“Aşağılanmış maymunlar olun.”

Fakat:

ayeti:

yalnız bu:

çarpıcı son cümle üzerinden:

okursak:

öncesindeki:

ahlaki süreci:

kaçırabiliriz.

Bu insanlar:

bir anda:

cezalandırılmamıştır.

Önce:

bir sınır:

vardır.

Cumartesi günü:

avlanmamaları:

istenmiştir.

Sonra:

imtihan:

zorlaşmıştır.

Balıklar:

tam da:

yasak gününde:

bolca:

gelmeye başlamıştır.

Sonra:

bazıları:

sınırı:

aşmıştır.

Toplum içinden:

insanlar:

onları:

uyarmıştır.

Ama:

uyarılar:

terk edilmiş,

ihlal:

sürdürülmüş,

yanlış:

ısrarlı bir:

başkaldırıya:

dönüşmüştür.

  1. ayetin:
başındaki:

ifade:

tam da:

bunu:

söyler:

“Kendilerine yasaklanan şeyde haddi aşınca…”

Demek ki:

mesele:

yalnız:

balık değildir.

Mesele:

insanın:

kendisine:

çizilen sınırla:

ilişkisidir.

İnsan:

bir yasağı:

bir kez:

çiğneyebilir.

Bu:

hata olabilir.

Sonra:

pişman olur.

Döner.

Ama:

başka bir insan:

yanlışını:

savunabilir.

Sonra:

tekrarlar.

Sonra:

onu:

normalleştirir.

Sonra:

ona karşı çıkanlarla:

alay eder.

Ve:

en sonunda:

yanlış:

onun:

karakterinin:

bir parçasına:

dönüşebilir.

İşte:

ahlaki dönüşüm:

yalnız:

iyiye doğru:

olmaz.

İnsan:

kötü yönde de:

kendini:

dönüştürebilir.

Bir davranışı:

çok tekrar ettiğinde:

davranış:

alışkanlık olur.

Alışkanlık:

karakteri:

etkiler.

Karakter:

hayatın:

yönünü:

belirler.

Bu yüzden:

küçük bir:

yanlışın:

“Ne olacak?”

diye:

sürekli:

tekrarlanması:

önemsiz değildir.

Bugün:

küçük bir:

yalan:

söylersin.

Yarın:

daha kolay:

söylersin.

Sonra:

yalan:

hayatını:

koruma yöntemine:

dönüşebilir.

Bugün:

bir kez:

haksız kazanç:

alırsın.

Sonra:

“Herkes yapıyor.”

dersin.

Bir süre sonra:

dürüst insanı:

saf:

görmeye:

başlayabilirsin.

Bugün:

birine:

haksızlık yaparsın.

Vicdanın:

rahatsız olur.

Tekrar tekrar:

yaparsan:

bir gün:

rahatsızlık:

azalabilir.

İşte:

insanın:

en büyük kayıplarından biri:

belki de:

yanlış yapması değil,

yanlış yaptığında artık rahatsız olmamasıdır.

Bu ayet:

bize:

ahlaki duyarlılığı:

kaybetmenin:

tehlikesini:

hatırlatır.

Ancak:

ayeti:

başka insanları:

aşağılamak için:

kullanmak:

çok ciddi bir:

yanlış olur.

Burada:

belirli bir:

tarihsel grubun:

belirli suçu:

anlatılıyor.

Ayet:

“Bütün İsrailoğulları böyledir.”

demiyor.

Zaten:

A‘râf 159:

çok kısa süre önce:

Hz. Musa’nın kavmi içinde:

hak ile doğru yolu gösteren ve hak ile adalet yapan bir topluluğun bulunduğunu

açıkça:

söylemişti.

  1. ayet de:
kötülüğe karşı çıkanların:

kurtarıldığını:

bildirmişti.

Dolayısıyla:

bu kıssayı:

bir etnik gruba:

hakaret etme:

malzemesine:

dönüştürmek,

Kur’an’ın:

kendi ayrımlarını:

yok etmek olur.

Ayetin:

modern bilimle:

ilişkisini de:

aynı dikkatle:

kurmak gerekir.

Bu olay:

bir:

ilahî ceza:

anlatısıdır.

İnsanların:

biyolojik evrimini:

açıklayan:

bir ayet değildir.

“Maymunlar bu insanlardan geldi.”

demek de:

“Bu ayet evrimi anlatıyor.”

demek de:

metnin:

amacını:

aşar.

Kur’an:

burada:

biyoloji dersi:

vermiyor.

Ahlaki:

bir kıssa:

anlatıyor.

Belki de:

bu ayetin:

bizim hayatımıza:

ulaşan en güçlü sorusu:

şudur:

Bir yanlışı ne kadar tekrar edersek, artık yalnız yanlış yapan biri olmaktan çıkıp o yanlışın şekillendirdiği bir insana dönüşmeye başlarız?

Bu:

çok ciddi bir:

sorudur.

Çünkü:

insan:

yaptıklarıyla:

kendini de:

inşa eder.

Her:

dürüst davranış:

dürüstlüğü:

güçlendirir.

Her:

merhamet:

merhameti:

büyütür.

Her:

özdenetim:

iradeyi:

güçlendirir.

Ama:

tersi de:

mümkündür.

Bu yüzden:

ahlak:

yalnız:

“Bugün ne yaptım?”

sorusu:

değildir.

Aynı zamanda:

“Bunu tekrar tekrar yaparsam nasıl bir insana dönüşeceğim?”

sorusudur.

A‘râf 166:

bize:

işte:

bu uzun vadeli:

ahlaki dönüşümü:

çok sert bir:

ceza sahnesiyle:

hatırlatır.

Ve:

belki de:

en önemli ders:

şudur:

Yanlışına alışmadan dön.

Çünkü:

vicdanın:

seni hâlâ:

rahatsız ediyorsa,

bu:

yalnız bir:

rahatsızlık:

değil,

aynı zamanda:

dönüş için:

bir fırsat:

olabilir.


“İnsanın en büyük tehlikesi yanlış yapması değil, yanlışına alışıp artık onu yanlış görmemesidir. Her tekrar karaktere bir çizgi çizer; bu yüzden kendine yalnız ‘Ne yaptım?’ diye değil, ‘Bunu sürdürürsem neye dönüşeceğim?’ diye de sor.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt