📖 A‘râf Suresi 165. Ayette “Kendilerine Yapılan Uyarıları Unutup Terk Edince Kötülükten Sakındıranları Kurtardık; Zulmedenleri ise Yoldan Çıkmaları | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 A‘râf Suresi 165. Ayette “Kendilerine Yapılan Uyarıları Unutup Terk Edince Kötülükten Sakındıranları Kurtardık; Zulmedenleri ise Yoldan Çıkmaları

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,786
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 165. Ayette “Kendilerine Yapılan Uyarıları Unutup Terk Edince Kötülükten Sakındıranları Kurtardık; Zulmedenleri ise Yoldan Çıkmaları Sebebiyle Şiddetli Bir Azapla Yakaladık” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Bir uyarının değeri yalnız duyulduğu anda değil, insanın ondan sonra ne yaptığıyla ortaya çıkar. Hakikati duymak başka, onu hayatın yönüne dönüştürmek bambaşka bir şeydir.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 164. ayetinde:

Cumartesi yasağını çiğneyenlere:

nasihat etmeye devam eden bir topluluk

ve:

“Allah’ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme neden öğüt veriyorsunuz?”

diye soran başka bir topluluk:

anlatılmıştı.

Nasihat edenler:

iki gerekçe vermişti:

“Rabbimize karşı sorumluluğumuzu yerine getirmiş olalım.”

ve:

“Belki sakınırlar.”

  1. ayette ise:
bu uyarıların ardından:

sonuç gelir:

“Kendilerine yapılan uyarıları unutup terk edince, kötülükten sakındıranları kurtardık; zulmedenleri ise yoldan çıkmaları sebebiyle şiddetli bir azapla yakaladık.”

Bu ayet:

çok güçlü bir ayrım ortaya koyar.

Bir tarafta:

yanlışın karşısında duranlar.

Diğer tarafta:

yanlışta ısrar edenler.

Ve:

Allah’ın hükmünde:

bu iki tavır:

aynı görülmez.

Ayet aynı zamanda:

uyarının unutulması, kötülüğün normalleşmesi, toplumsal sorumluluk, kurtuluş ve bilinçli isyanın sonucu

üzerine:

çok derin bir:

ahlak dersi verir.

1️⃣ “Kendilerine Yapılan Uyarıları Unuttular” Ne Demektir ❓​

Buradaki:

“unuttular”

ifadesini:

sıradan hafıza kaybı:

gibi anlamamak gerekir.

Onlara:

ne yapmaları gerektiği:

hatırlatılmıştır.

Uyarılmışlardır.

Ama:

bu uyarıyı:

hayatlarının dışında:

bırakmışlardır.

Yani:

duymuşlar fakat gereğini önemsememişlerdir.

2️⃣ Bir Şeyi Bilmek ile Onu Hatırlamak Arasında Fark Var mıdır ❓​

Evet.

İnsan:

bir bilgiyi:

zihninde:

taşıyabilir.

Ama:

karar verirken:

onu hesaba:

katmayabilir.

Mesela:

yalanın yanlış olduğunu:

bilir.

Ama:

çıkarına geldiğinde:

yalan söyler.

Haksızlığın kötü olduğunu:

bilir.

Ama:

kendi tarafı yapınca:

susar.

Bu durumda:

bilgi:

vardır.

Fakat:

hayatı yönlendiren canlı bir hatırlayış yoktur.

3️⃣ Kur’an’daki “Unutmak” Bazen Bilinçli İhmali de İfade Eder mi ❓​

Bağlama göre:

evet.

Burada:

sürekli yapılan:

uyarılara rağmen:

yasak ihlalinin:

devam ettiği:

anlatılır.

Dolayısıyla:

mesele:

“Aklımızdan çıktı.”

gibi basit:

bir unutkanlık değildir.

Daha çok:

uyarıyı terk etme ve önemsememe

anlamı:

öne çıkar.

4️⃣ “Kötülükten Sakındıranları Kurtardık” Ne Anlama Gelir ❓​

Allah:

yanlışa karşı:

uyarı görevini:

yerine getiren:

topluluğun:

kurtarıldığını:

bildirir.

Bu insanlar:

yalnız:

kendileri yasağa:

uymamıştır.

Aynı zamanda:

başkalarını da:

yanlıştan:

sakındırmaya:

çalışmıştır.

Yani:

ahlaki duyarlılıklarını yalnız kendi davranışlarıyla sınırlamamışlardır.

5️⃣ Neden Özellikle Kötülükten Sakındıranların Kurtarıldığı Vurgulanıyor ❓​

Çünkü:

bir toplumda:

yalnız:

“Ben yapmıyorum.”

demek:

bazı durumlarda:

yeterli olmayabilir.

Özellikle:

kötülük:

açıkça:

normalleştiriliyorsa,

başkalarına:

zarar veriyorsa

ve:

toplumsal bir:

bozulmaya:

dönüşüyorsa,

insanın:

imkânı ölçüsünde:

bir tavır:

göstermesi:

önemlidir.

6️⃣ Kötülüğe Karşı Çıkmak Mutlaka Sert Olmak mıdır ❓​

Hayır.

Kötülükten:

sakındırmak:

hakaret:

etmek,

aşağılamak,

bağırmak

veya:

insanları:

küçük düşürmek:

demek değildir.

Nasihat:

hikmetle,

doğru zamanda,

doğru üslupla

ve:

gerçekten:

iyilik amacıyla:

yapılmalıdır.

Haklı olmak, kötü bir üslubu otomatik olarak haklı yapmaz.

7️⃣ Yanlışı Düzeltmeye Çalışan İnsan Sonucu Kontrol Edebilir mi ❓​

Hayır.

  1. ayette:
nasihat edenler:

“Belki sakınırlar.”

demişti.

Dikkat edilirse:

“Kesinlikle değişecekler.”

dememişlerdi.

Onlar:

sorumluluklarını:

yerine getiriyor,

sonucu ise:

Allah’a:

bırakıyordu.

Bu:

çok önemli bir:

ölçüdür:

İnsan çabasından sorumludur; başkasının kalbini zorla değiştirmekten değil.

8️⃣ “Zulmedenleri Şiddetli Bir Azapla Yakaladık” Ne Demektir ❓​

Ayet:

Cumartesi sınırını:

bilinçli biçimde:

çiğneyenleri:

zalimler

olarak:

nitelendirir.

Ve:

onların:

ağır bir:

ilahî karşılıkla:

karşılaştığını:

bildirir.

Bu:

belirli bir:

vahiy kıssası içindeki:

ilahî hüküm:

ve cezadır.

9️⃣ Buradaki Azabın Tam Olarak Ne Olduğu Açıklanıyor mu ❓​

  1. ayet:
azabı:

“baîs”

yani:

şiddetli,

ağır,

çetin:

bir azap:

olarak:

tanımlar.

Bir sonraki ayette:

olayın:

daha ileri:

bir boyutu:

açıklanacaktır.

Bu nedenle:

  1. ayetin:
söylemediği:

ayrıntıları:

burada:

gereğinden fazla:

öne çıkarmamak:

daha doğru olur.

🔟 “Yoldan Çıkmaları Sebebiyle” İfadesi Neden Önemlidir ❓​

Ayet:

cezanın:

sebebini:

açıkça:

söyler:

“Fısk etmeleri, yani itaat sınırından çıkmaları sebebiyle.”

Bu:

ilahî cezanın:

keyfî olmadığını:

gösterir.

Onlar:

uyarılmış,

sınırı:

bilmiş

ve:

ısrarla:

aşmışlardır.

Yani:

davranış ile karşılık arasında ahlaki bir bağ vardır.

1️⃣1️⃣ Bir Yanlışın Tekrar Edilmesi Onu Daha Ciddi Hâle Getirir mi ❓​

Evet.

Bir insan:

ilk kez:

yanlış yaptığında:

pişman olabilir.

Ama:

uyarıldığı hâlde:

aynı şeyi:

tekrar eder,

sonra:

normalleştirir,

ardından:

savunmaya:

başlarsa:

yanlış:

artık:

bir alışkanlık:

ve karakter:

sorununa:

dönüşebilir.

Israr, hatanın ahlaki ağırlığını büyütebilir.

1️⃣2️⃣ Yanlışın Normalleşmesi Neden Tehlikelidir ❓​

Çünkü:

bir zamanlar:

vicdanı:

rahatsız eden şey:

sürekli tekrar edilirse:

sıradan:

görünmeye başlayabilir.

Önce:

“Bu yanlış.”

denir.

Sonra:

“Bir kereden bir şey olmaz.”

denir.

Daha sonra:

“Herkes yapıyor.”

denir.

En sonunda:

“Bunda yanlış ne var?”

denebilir.

İşte:

ahlaki duyarlılık:

bazen:

böyle:

yavaş yavaş:

kaybolur.

1️⃣3️⃣ Sessiz Kalan Grubun Sonu Bu Ayette Açıklanıyor mu ❓​

Bu:

ayetle ilgili:

önemli bir:

tefsir meselesidir.

  1. ayette:
nasihat edenler

ve:

“Neden hâlâ öğüt veriyorsunuz?”

diyenler:

ayrı tavırlar olarak:

görülüyordu.

  1. ayette:
açıkça:

kötülükten sakındıranların kurtarıldığı

ve:

zulmedenlerin cezalandırıldığı

söylenir.

Ancak:

önceki ayetteki:

üçüncü tavrı gösteren grubun:

akıbeti:

bu cümlede:

açıkça:

ayrıntılandırılmaz.

Bu sebeple:

klasik tefsirlerde:

onların durumu hakkında:

farklı yorumlar:

yapılmıştır.

Kesin olmayan bir yorumu ayetin açık hükmü gibi sunmamak gerekir.

1️⃣4️⃣ Bu Belirsizlik Bize Ne Öğretir ❓​

Bize:

Kur’an’ı açıklarken:

metnin söylediğiyle:

yorumun söylediğini:

ayırt etmenin:

önemini:

öğretir.

Ayet:

neyi açıkça:

söylüyorsa:

onu:

kesin söyleyebiliriz.

Ama:

ayetin sustuğu yerde:

“Kesinlikle böyle olmuştur.”

demek:

daha dikkatli:

olunması gereken:

bir tavırdır.

1️⃣5️⃣ Kötülüğe Karşı Sessiz Kalmanın Her Durumda Hükmü Aynı mıdır ❓​

Hayır.

İnsanın:

bilgisi,

gücü,

yetkisi,

olası zarar,

nasihat yöntemi

ve:

içinde bulunduğu şartlar:

farklı olabilir.

Bir insan:

konuştuğunda:

daha büyük:

zarar doğurabilir.

Başka durumda:

susması:

yanlışın:

normalleşmesine:

yardım edebilir.

Bu nedenle:

ahlaki sorumluluk:

hikmet ve imkân ölçüsüyle

değerlendirilmelidir.

1️⃣6️⃣ İnsan Başkasının Günahından Sorumlu Olur mu ❓​

Bir insan:

başkasının:

kişisel günahını:

otomatik olarak:

yüklenmez.

Ama:

yanlışı:

teşvik ederse,

desteklerse,

ortak olursa

veya:

kendi sorumluluğu olduğu hâlde:

bilinçli biçimde:

bozulmayı:

beslerse,

kendi davranışından:

sorumlu olur.

Yani:

herkes kendi payından hesap verir.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Toplumda Ahlaki Cesaret Hakkında Ne Söyler ❓​

Yanlış:

çoğunluk tarafından:

yapıldığında:

ona karşı çıkmak:

daha zor:

olabilir.

İnsan:

yalnız kalmaktan:

korkabilir.

Alay:

edilebilir.

Dışlanabilir.

Ama:

doğrunun değeri:

kaç kişinin:

onu savunduğuna:

bağlı değildir.

Bazen:

ahlaki cesaret:

çoğunluğun alıştığı şeye “Bu yine de yanlış” diyebilmektir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 164. ve 165. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
nasihat edenlere:

“Neden hâlâ öğüt veriyorsunuz?”

denilmişti.

Onlar:

“Rabbimize karşı sorumluluğumuzu yerine getirmek ve belki sakınırlar diye.”

cevabını vermişti.

  1. ayette:
sonuç:

görülür:

Kötülükten sakındıranlar kurtarılır.

Zulümde ısrar edenler ise azapla karşılaşır.


Yani:

önce:

sorumluluk,

sonra:

tavırların birbirinden ayrılması

gelir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 165. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 165. ayet:

çok önemli bir:

ahlaki gerçeği:

gösterir:

Doğruyu duymak tek başına yetmez.

İnsan:

uyarıyı:

duyabilir.

Anlayabilir.

Hatta:

başkasına:

anlatabilecek kadar:

iyi bilebilir.

Ama:

hayatında:

ona:

yer vermeyebilir.

İşte:

ayet:

“Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında…”

derken:

bizi:

tam da:

bu noktaya:

götürür.

İnsan:

bildiğini:

hayatından:

çıkarabilir.

Mesela:

sağlığına:

zarar veren şeyi:

bilir.

Ama:

sürekli:

yapar.

Bir ilişkinin:

hangi davranış yüzünden:

bozulduğunu:

bilir.

Ama:

aynı davranışı:

tekrarlar.

Paranın:

helal kazanılması gerektiğini:

bilir.

Ama:

çıkarı geldiğinde:

ölçüyü:

değiştirir.

Öfkeyle:

söylediği sözlerin:

insanları:

kırdığını:

bilir.

Ama:

“Ben böyleyim.”

deyip:

devam eder.

Bu durumda:

insanın problemi:

bilgisizlik:

olmayabilir.

Problem:

bildiğine sadık kalamamak

olabilir.

Ayetin:

ikinci büyük:

mesajı:

yanlışa karşı:

tavırdır.

Allah:

“Kötülükten sakındıranları kurtardık.”

buyurur.

Bu:

insanın:

toplumdan:

tamamen kopuk:

bir ahlaki varlık:

olmadığını:

düşündürür.

Biz:

birbirimizi:

etkiliyoruz.

Bir insanın:

dürüstlüğü:

başkasına:

örnek olabilir.

Bir insanın:

yalanı:

başkasının da:

yalanını:

normalleştirebilir.

Bir kişinin:

cesareti:

başkalarını:

cesaretlendirebilir.

Bir kişinin:

sessizliği:

bazen:

“Demek ki sorun yok.”

şeklinde:

algılanabilir.

Bu yüzden:

toplumun:

ahlakı:

yalnız:

kanunlarla:

korunmaz.

İnsanların:

vicdanıyla da:

korunur.

Ama:

burada:

çok önemli:

bir dengeyi:

unutmamak gerekir:

Kötülükten sakındırmak, insanları yönetme hakkı değildir.

Nasihat:

başkasının:

hayatını:

kontrol etme:

aracı:

olmamalıdır.

Bir insanı:

küçültmek,

hakaret etmek,

sürekli:

takip etmek,

her davranışına:

müdahale etmek:

“Ben iyiliği emrediyorum.”

cümlesiyle:

otomatik olarak:

meşru hâle:

gelmez.

Nasihatin:

ahlakı da:

olmalıdır.

Bilgi:

olmalıdır.

Samimiyet:

olmalıdır.

Merhamet:

olmalıdır.

Ve:

insanın:

özgür iradesine:

saygı:

olmalıdır.

Ayetin:

“yoldan çıkmaları sebebiyle”

ifadesi de:

son derece:

önemlidir.

Burada:

tek bir:

anlık hata:

değil,

ısrarlı:

bir sınır aşma:

tablosu:

vardır.

Bu:

bize:

alışkanlıkların:

gücünü:

hatırlatır.

İnsan:

bir şeyi:

çok tekrar ederse:

o davranış:

kendisinin:

bir parçası:

hâline:

gelebilir.

İlk yalan:

zor olabilir.

Yüzüncü:

yalan:

çok daha:

kolay olabilir.

İlk haksızlık:

vicdanı:

rahatsız edebilir.

Sürekli:

haksızlık:

vicdanın:

sesini:

azaltabilir.

İlk kez:

sınırı:

aşınca:

insan:

ürperebilir.

Sonra:

alışabilir.

İşte:

A‘râf 165:

bize:

yanlışın:

alışkanlığa dönüşmeden:

durdurulmasının:

önemini:

hatırlatır.

Bir başka:

çok değerli nokta:

şudur:

Kur’an:

herkesi:

aynı kefeye:

koymaz.

Yanlışı:

yapanı:

ayrı anlatır.

Yanlışa:

karşı çıkanları:

ayrı anlatır.

Ve:

önceki ayette:

başka bir:

tavır gösteren:

grubu da:

ayrı:

zikreder.

Bu:

adaletin:

ne kadar:

ince olması gerektiğini:

gösterir.

Toplumları:

tek cümleyle:

yargılamak:

kolaydır.

Ama:

Kur’an’ın anlatımı:

kişilerin:

ve grupların:

tavırlarını:

ayırt eder.

Bizim de:

şöyle demeden önce:

düşünmemiz gerekir:

“Bunların hepsi böyle.”

Çünkü:

gerçekte:

aynı toplumun:

içinde:

yanlış yapan da:

olabilir,

yanlışa karşı:

çıkan da.

Ayet:

sonuçta:

bize:

çok temel:

bir soru:

bırakır:

Yanlışın yaygınlaştığı bir ortamda biz hangi grupta yer alıyoruz?

Yanlışı:

yapanların mı?

Yanlışı:

meşrulaştıranların mı?

Yoksa:

hikmetle,

adaletle

ve:

merhametle:

“Bu doğru değil.”

diyebilenlerin mi?

Çünkü:

insanın:

ahlakı:

yalnız:

kendi başına:

ne yaptığıyla:

değil,

bazen:

çevresindeki:

yanlış karşısında:

nasıl bir tavır:

aldığıyla da:

ortaya çıkar.

Ve:

A‘râf 165’in:

en güçlü derslerinden biri:

belki de:

şudur:

Hakikati yalnız duyma; hatırla. Yalnız hatırlama; yaşa. Yalnız kendin yaşama; imkânın ve hikmetin ölçüsünde iyiliğin unutulmamasına da katkı sağla.


“Hakikat kulağına ulaştığında görev bitmez; asıl mesele onun hayatında yer bulup bulmadığıdır. Yanlışın normalleştiği yerde vicdanını da normalleştirme; doğruyu hikmetle hatırlatan bir ses kalabilmek bazen en büyük sorumluluklardan biridir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt