📖 A‘râf Suresi 181. Ayette “Yarattıklarımız Arasında Hakka Rehberlik Eden ve Onunla Adaleti Gerçekleştiren Bir Topluluk Vardır” İfadesi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,799
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 181. Ayette “Yarattıklarımız Arasında Hakka Rehberlik Eden ve Onunla Adaleti Gerçekleştiren Bir Topluluk Vardır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Hakikate sahip olduğunu söylemek kolaydır; asıl ölçü, o hakikatin seni daha adil, daha dürüst ve başkasının hakkını daha çok gözeten bir insana dönüştürüp dönüştürmediğidir.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 179. ayetinde:

kalpleri olduğu hâlde:

anlamayan,

gözleri olduğu hâlde:

görmeyen,

kulakları olduğu hâlde:

işitmeyen:

gafillerden:

söz edilmişti.

  1. ayette ise:
insan:

Allah’ın:

en güzel isimlerine

yöneltilmiş,

O’na:

bu isimlerle:

dua etmesi:

istenmişti.

  1. ayet:
çok önemli:

bir denge:

kurar.

Çünkü:

önceki ayetlerde:

sapma,

gaflet,

yalanlama

ve:

hüsran:

anlatılmıştı.

Şimdi:

Kur’an:

bize:

başka bir:

insan topluluğunu:

gösterir:

Hak ile yol gösteren ve hak ile adalet eden bir topluluk.

Ayetin yaklaşık anlamı şöyledir:

“Yarattıklarımız arasında hak ile doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır.”

Bu:

çok umut verici:

bir ayettir.

Çünkü:

Kur’an:

insanlığı:

tek renk:

görmez.

Herkesi:

aynı:

ahlaki kategoriye:

yerleştirmez.

Bazıları:

gaflet içinde:

olabilir.

Bazıları:

hakikati:

reddedebilir.

Ama:

aynı zamanda:

hakikati savunan, insanlara doğruyu gösteren ve adaletle hareket eden insanlar da vardır.

Bu ayet:

A‘râf Suresi'nin:

  1. ayetiyle de:
çok güçlü:

bir benzerlik:

taşır.

  1. ayette:
Hz. Musa’nın kavmi içinde:

hak ile yol gösteren ve hak ile adalet eden bir topluluğun

varlığı:

bildirilmişti.

  1. ayette ise:
ifade:

daha geniş:

bir çerçeveye:

taşınır:

“Yarattıklarımız arasında…”

Yani:

hakikat

ve:

adalet:

tek bir:

kimliğin:

tekelinde:

değildir.

Asıl ölçü:

hak ile yol göstermek ve hak ile adalet etmektir.

1️⃣ “Yarattıklarımız Arasında” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet:

“Ve mimmen halaknâ…”

yani:

“Yarattıklarımız arasında…”

diye:

başlar.

Bu:

çok geniş:

bir ifadedir.

Belirli:

bir soy,

kabile,

millet

veya:

toplumsal:

sınıfla:

sınırlı:

değildir.

Allah’ın:

yarattıkları:

arasında:

hakikatle:

yol gösteren:

bir topluluk:

bulunduğu:

bildirilir.

Bu:

insanlara:

şunu:

hatırlatır:

İyilik ve adalet, tek bir grubun doğuştan sahip olduğu ayrıcalık değildir.

2️⃣ Ayetteki “Ümmet” veya “Topluluk” Ne Demektir ❓​

Burada:

ümmet

kelimesi:

bir:

topluluk,

grup

veya:

ortak bir:

ahlaki yön:

taşıyan insanlar:

anlamında:

anlaşılabilir.

Bu:

mutlaka:

modern anlamda:

devlet,

ulus

veya:

siyasi yapı:

demek değildir.

Asıl:

önemli olan:

bu topluluğun:

hangi:

özellikle:

tanımlandığıdır:

Hak ile yol gösteriyorlar.

Ve:

hak ile adalet ediyorlar.

3️⃣ “Hak ile Yol Gösterirler” Ne Demektir ❓​

Ayet:

yalnız:

“Onlar haklıdır.”

demez.

“Hak ile yol gösterirler.”

der.

Yani:

bildikleri:

doğruyu:

başkalarının:

iyiliği için:

kullanırlar.

Ama:

burada:

yol göstermek:

zorlamak:

demek değildir.

Hakikat:

anlatılır.

Örnek:

olunur.

Nasihat:

edilir.

İnsan:

düşünmeye:

çağrılır.

Fakat:

zorbalıkla oluşturulan davranış, gerçek hidayet değildir.

4️⃣ Bir İnsana Yol Göstermek Onun Hayatını Kontrol Etmek midir ❓​

Hayır.

İnsan:

bir başkasına:

doğruyu:

gösterebilir.

Ama:

onun:

iradesini:

elinden:

alamaz.

Sağlıklı:

rehberlik:

şöyle:

der:

“Ben doğru olduğunu düşündüğüm şeyi sana açıklarım; ama senin yerine sen olamam.”

Kontrol:

ise:

şöyle:

der:

“Benim dediğimi yapmak zorundasın.”

Ayetin:

hak ile:

rehberlik:

ifadesi:

zorbalık:

değil,

hakikate dayalı yön göstermeyi

anlatır.

5️⃣ Hak ile Yol Göstermek İçin Önce Hakikati Bilmek Gerekir mi ❓​

Evet.

İnsan:

bilmediği:

bir konuda:

başkasını:

yönlendirmeye:

çalışırsa:

zarar:

verebilir.

Bu yüzden:

rehberlik:

bilgi:

ister.

Ama:

yalnız:

bilgi de:

yetmez.

Ahlak:

ister.

Tevazu:

ister.

Çünkü:

çok bilgili:

ama:

kibirli:

bir insan:

hakikati:

öyle bir:

dille:

anlatabilir ki:

insanları:

hakikatten:

uzaklaştırabilir.

Doğru söz, doğru üslupla birleştiğinde daha güçlü olur.

6️⃣ Hakikati Söylemek Her Zaman Sert Konuşmak Demek midir ❓​

Hayır.

Hakikat:

sertlik:

demek değildir.

Bazen:

çok açık:

konuşmak:

gerekebilir.

Ama:

açıklık:

hakaret:

değildir.

Bir insanı:

küçümsemek,

utandırmak,

aşağılamak:

ve:

ona:

kibirle:

yaklaşmak:

hakikati:

daha doğru:

hâle:

getirmez.

Hak:

doğru içerik kadar doğru ahlakla da taşınmalıdır.

7️⃣ “Hak ile Adalet Ederler” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin:

ikinci:

özelliği:

çok önemlidir:

“Ve bihî ya‘dilûn.”

Yani:

“Onunla adalet ederler.”

Hakikat:

yalnız:

anlatılmaz.

Adaletin ölçüsü hâline gelir.

Bu insanlar:

sevdiğine:

başka,

sevmediğine:

başka:

ölçü:

uygulamaz.

Kendileri:

lehine:

olan:

durumda:

başka,

aleyhine:

olan:

durumda:

başka:

konuşmaz.

Hak, kişilere göre değişmez.

8️⃣ Adalet Neden Hakikatle Birlikte Anılıyor ❓​

Çünkü:

hakikat:

adaletsiz:

uygulanamaz.

Bir insan:

doğru:

bir ilkeyi:

yalnız:

başkalarına:

uyguluyor,

kendisine:

uygulamıyorsa:

orada:

adalet:

sorunu vardır.

Bir toplum:

hukuku:

yalnız:

zayıfa:

uygulayıp:

güçlüye:

uygulamıyorsa:

orada:

hak:

söylemde:

kalır.

Bu nedenle:

ayet:

hakikat ile adaleti birbirinden ayırmaz.

9️⃣ Sevmediğimiz Birine Karşı da Adil Olmak Gerekir mi ❓​

Evet.

Adaletin:

gerçek:

sınavlarından biri:

budur.

Bir insan:

sevdiğine:

adil:

davranmakta:

zorlanmayabilir.

Ama:

sevmediği:

birinin:

hakkını:

teslim etmek:

daha:

zor olabilir.

Eğer:

karşı taraf:

haklıysa:

“Onu sevmiyorum ama bu konuda haklı.”

diyebilmek:

adaletin:

güçlü:

bir işaretidir.

🔟 Kendi Yakınımız Haksızsa Onun Karşısında Durmak Adalet midir ❓​

Evet.

Bir insan:

çocuğunu:

sever.

Kardeşini:

sever.

Arkadaşını:

sever.

Ama:

sevgi:

haksızlığı:

haklıya:

çeviremez.

Gerçek:

sevgi:

bazen:

yakınına:

“Burada sen yanlışsın.”

diyebilmektir.

Çünkü:

haksızlığı:

desteklemek:

onu:

korumak:

değil,

yanlışını:

büyütmek:

olabilir.

1️⃣1️⃣ Adalet Herkese Aynı Şeyi Vermek midir ❓​

Her zaman:

değil.

Adalet:

çoğu zaman:

herkese hakkını vermek

demektir.

Eşitlik:

ve:

adalet:

birbiriyle:

yakın:

kavramlardır.

Ama:

her durumda:

aynı:

anlama:

gelmez.

Örneğin:

iki insana:

aynı:

sorumluluğu:

vermek:

bazen:

adaletli:

olabilir.

Ama:

imkânları:

çok farklıysa:

aynı uygulama:

başka:

bir haksızlık:

üretebilir.

Bu nedenle:

adalet:

mekanik eşitlikten daha derin bir hakkaniyet anlayışıdır.

1️⃣2️⃣ Hak ve Adalet Neden Bir Toplumun Temeli Olmalıdır ❓​

Çünkü:

adalet:

olmadığında:

güven:

bozulur.

Güven:

bozulduğunda:

insanlar:

birbirinden:

korkar.

Hukuka:

inanmaz.

Devlete:

inanmaz.

Komşusuna:

inanmaz.

Ticarete:

inanmaz.

Sonunda:

herkes:

“Ben kendi hakkımı kendim korumalıyım.”

demeye:

başlar.

Bu da:

toplumsal:

düzeni:

zayıflatır.

Adalet:

yalnız:

ahlaki:

bir erdem:

değil,

toplumun ayakta kalmasını sağlayan temel bağlardan biridir.

1️⃣3️⃣ Dindar Olmak Otomatik Olarak Adil Olmak Demek midir ❓​

Hayır.

Bir insan:

çok:

ibadet:

edebilir.

Dini:

çok:

konuşabilir.

Ama:

adaletsiz:

davranabilir.

Ayet:

bize:

çok açık:

bir:

ölçü:

veriyor:

Hak ile yol gösteriyor mu?

Hak ile adalet ediyor mu?


Yani:

dindarlık:

yalnız:

görünür:

ibadetlerle:

ölçülmez.

İnsanın başkalarının hakkına nasıl davrandığı da imanının ahlaki karşılığını gösterir.

1️⃣4️⃣ Adalet Sadece Mahkemelerde mi Gereklidir ❓​

Hayır.

Adalet:

evde:

başlar.

İki:

çocuğun:

arasında:

adalet:

gerekir.

Eşler:

arasında:

adalet:

gerekir.

İş yerinde:

adalet:

gerekir.

Miras:

paylaşırken:

adalet:

gerekir.

Arkadaşlıkta:

adalet:

gerekir.

Bir tartışmayı:

anlatırken:

karşı tarafın:

sözünü:

çarpıtmamak da:

adalettir.

Adalet yalnız hâkimin değil, herkesin günlük ahlakıdır.

1️⃣5️⃣ Bir Tartışmada Karşı Tarafın Haklı Olduğu Noktayı Kabul Etmek Adalet midir ❓​

Evet.

Bu:

çok önemli:

bir ahlaki:

olgunluktur.

İnsan:

bir konuda:

genel olarak:

karşısındakine:

katılmayabilir.

Ama:

onun:

haklı olduğu:

bir nokta:

varsa:

onu:

teslim:

edebilir.

“Bu konuda sana katılmıyorum ama şu söylediğin doğru.”

diyebilmek:

zayıflık:

değildir.

Tam tersine:

hakikati kendi egondan üstün tutabilmektir.

1️⃣6️⃣ Hakikati Savunurken Kendi Çıkarımızdan Vazgeçmek Gerekebilir mi ❓​

Bazen:

evet.

Adalet:

her zaman:

insana:

kazanç:

sağlamaz.

Bazen:

doğruyu:

söylemek:

para:

kaybettirebilir.

Makam:

kaybettirebilir.

Bir arkadaşlığı:

zorlayabilir.

İnsanların:

takdirini:

azaltabilir.

Ama:

hakikat:

yalnız:

işimize:

geldiğinde:

savunuluyorsa,

orada:

hakikate:

değil,

çıkarımıza sadakat

olabilir.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet İnsanlık Hakkında Neden Umut Vericidir ❓​

Çünkü:

  1. ayette:
çok ağır:

bir insan:

tablosu:

görmüştük:

Kalpleri:

var ama:

anlamıyorlar.

Gözleri:

var ama:

görmüyorlar.

Kulakları:

var ama:

işitmiyorlar.

  1. ayet:
bize:

şunu:

hatırlatır:

İnsanlığın tamamı böyle değildir.

Hak ile:

yol gösteren:

insanlar:

vardır.

Adalet:

eden:

insanlar:

vardır.

Vicdanını:

koruyan:

insanlar:

vardır.

Bu:

çok önemli:

bir:

umut:

mesajıdır.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 159. ve 181. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır ❓​

  1. ayette:
Hz. Musa’nın:

kavmi içinde:

hak ile yol gösteren ve onunla adalet eden

bir topluluğun:

varlığı:

bildirilmişti.

Bu:

Kur’an’ın:

bir topluluğu:

toptan:

mahkûm etmediğini:

gösteren:

çok önemli:

bir ayetti.

  1. ayette ise:
aynı:

ahlaki ölçü:

çok daha:

geniş:

biçimde:

tekrar:

karşımıza:

çıkar:

“Yarattıklarımız arasında…”

Yani:

hak ve:

adalet:

soy:

veya:

kimlik:

meselesi:

değildir.

Asıl:

ayrım:

şudur:

Kim hakka bağlı?

Kim adalet ediyor?


1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 181. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 181. ayet:

çok kısa:

ama:

insanlık hakkında:

çok büyük:

bir umut:

taşır:

“Yarattıklarımız arasında hak ile yol gösteren ve onunla adalet eden bir topluluk vardır.”

Bu:

ayet:

bize:

önce:

şunu:

öğretir:

İnsanları tek bir kalıba koyma.

Bir toplumda:

kötü:

insanlar:

olabilir.

İyi:

insanlar da:

olabilir.

Bir ailede:

yanlış:

yapan:

biri:

olabilir.

Ama:

aynı ailede:

çok:

dürüst:

insanlar:

da:

olabilir.

Bir din:

mensubunun:

yanlış:

davranışı:

o dine:

mensup:

herkesi:

aynı:

yapmaz.

Bir milletin:

geçmişte:

yaptığı:

yanlış:

bugün:

o milletten:

olan:

her insanı:

otomatik:

suçlu:

hâle:

getirmez.

Ayet:

bize:

ahlaki bireyselliği ve topluluklar içindeki farklılığı

hatırlatır.

Bu:

A‘râf Suresi boyunca:

çok önemli:

bir temadır.

  1. ayette:
Hz. Musa’nın:

kavmi içinde:

hak ve:

adalet sahibi:

bir topluluk:

olduğu:

özellikle:

söylenmişti.

  1. ayette:
“İçlerinde salih olanlar da vardı, bunun aşağısında olanlar da.”

denilmişti.

Şimdi:

  1. ayet:
bütün:

yaratılmışlar:

arasında:

hak ve:

adaletle:

hareket eden:

bir topluluğun:

varlığını:

bildiriyor.

Yani:

Kur’an:

bize:

“İnsanları kimlikleriyle değil, ahlaki tavırlarıyla değerlendir.”

diye:

çok güçlü:

bir ders:

veriyor.

Ayetin:

ikinci:

büyük:

mesajı:

şudur:

Hakikat yalnız bilinecek bir şey değildir; başkalarına yol gösterecek ve adalete dönüşecek bir şeydir.

Bir insan:

“Ben hakkı biliyorum.”

diyebilir.

Ama:

bu:

tek başına:

yeterli:

değildir.

Hak:

ona:

ne yaptırıyor?

Daha:

dürüst mü:

oluyor?

Daha:

adil mi:

oluyor?

Başkasının:

hakkını:

daha çok mu:

gözetiyor?

Yoksa:

hakikat:

yalnız:

başkalarını:

eleştirmek için:

kullandığı:

bir:

silaha mı:

dönüşüyor?

Bu:

çok önemli:

bir:

öz muhasebe:

sorusudur.

Çünkü:

insanın:

hakikate:

gerçekten:

bağlı:

olup olmadığı:

bazen:

kendi:

aleyhine:

olduğunda:

ortaya çıkar.

Bir:

ticarette:

hesap:

yanlış:

yapılmıştır.

Yanlış:

senin:

lehinedir.

Karşı taraf:

fark etmemiştir.

Ne yapacaksın?

İşte:

adalet:

orada:

başlar.

Bir:

miras:

paylaşımında:

daha:

fazla:

alabilecek:

durumdasın.

Kimse:

itiraz:

etmiyor.

Ama:

başkasının:

hakkını:

biliyorsun.

Ne yapacaksın?

İşte:

hak:

orada:

başlar.

Çocuğun:

başka bir:

çocuğa:

haksızlık:

yapmıştır.

Onu:

çok:

seviyorsun.

Ama:

o:

haksız.

“Benim çocuğum yapmaz.”

mı:

diyeceksin,

yoksa:

“O benim çocuğum ama burada yanlış yaptı.”

mı:

diyeceksin?

İşte:

adalet:

orada:

başlar.

Bir:

arkadaşın:

birinin:

hakkını:

yemiştir.

Senin:

yakın:

arkadaşındır.

Onu:

korumak:

kolaydır.

Ama:

hakikati:

koruyabilecek:

misin?

İşte:

ayet:

tam burada:

hayata:

dokunur.

Hak ile yol gösterirler ve hak ile adalet ederler.

Bu:

çok yüksek:

bir:

ahlaki:

standarttır.

Çünkü:

insan:

adaleti:

genelde:

kendisi:

haksızlığa:

uğradığında:

çok sever.

Bize:

haksızlık:

yapıldığında:

“Adalet nerede?”

diye:

sorarız.

Ama:

bizim:

çıkarımız:

söz konusu:

olduğunda:

aynı:

adaleti:

koruyabiliyor muyuz?

İşte:

gerçek:

sınav:

budur.

Adalet, yalnız kendi hakkını istemek değil, başkasının hakkını da kendi hakkın kadar ciddiye almaktır.

Ayetin:

bize:

öğrettiği:

başka bir:

çok önemli:

şey:

hakikatle:

rehberlik:

etmenin:

sorumluluğudur.

İnsan:

başkasına:

nasihat:

ederken:

şunu:

sormalıdır:

“Ben gerçekten onun iyiliğini mi istiyorum, yoksa ona üstün gelmek mi istiyorum?”

Bu:

iki:

niyet:

dışarıdan:

benzer:

görünebilir.

Ama:

çok:

farklıdır.

Bir insan:

başkasını:

düzeltirken:

ona:

hakaret:

ediyorsa,

onu:

utandırmaktan:

zevk:

alıyorsa,

kendi:

bilgisini:

üstünlük:

aracı:

yapıyorsa,

orada:

rehberlik:

ahlakı:

sorgulanmalıdır.

Hak ile:

yol gösteren:

insan:

karşısındakini:

küçültmeye:

çalışmaz.

Onun:

daha iyi:

bir yön:

bulmasını:

ister.

Bu yüzden:

iyi bir:

anne-baba:

çocuğuna:

yalnız:

“Yanlış yaptın.”

demez.

“Neden yanlış olduğunu anlayalım ve nasıl düzeltebiliriz?”

de:

der.

İyi bir:

öğretmen:

öğrenciyi:

yalnız:

yanlış cevabı:

yüzünden:

utandırmaz.

Onun:

doğruyu:

bulmasına:

yardım:

eder.

İyi bir:

arkadaş:

senin:

yanlışını:

görüp:

herkesin:

içinde:

seni:

aşağılamak:

yerine:

uygun:

bir zamanda:

dürüstçe:

uyarabilir.

İşte:

hak ile rehberlik

böyle:

bir:

ahlaki:

incelik:

ister.

Ayet:

aynı zamanda:

insanlara:

karşı:

umutsuz:

olmamayı:

da:

öğretir.

Bazen:

haberleri:

izleriz.

Savaş:

görürüz.

Yolsuzluk:

görürüz.

Şiddet:

görürüz.

Yalan:

görürüz.

İnsan:

şunu:

düşünebilir:

“Artık iyi insan kalmadı.”

Ama:

A‘râf 181:

bize:

bu:

genellemeye:

karşı:

bir:

denge:

sunar:

“Yarattıklarımız arasında hak ile yol gösteren ve onunla adalet eden bir topluluk vardır.”

Demek ki:

iyilik:

vardır.

Adalet:

vardır.

Vicdan:

vardır.

Doğruyu:

savunan:

insanlar:

vardır.

Belki:

her zaman:

en çok:

onlar:

görünmez.

Çünkü:

kötülük:

daha:

gürültülü:

olabilir.

Bir:

insanın:

yaptığı:

büyük:

haksızlık:

haberlere:

çıkar.

Ama:

aynı gün:

binlerce:

insan:

kimse:

görmeden:

bir başkasına:

yardım:

eder.

Bir:

hırsızlık:

haber:

olur.

Ama:

yerde:

bulduğu:

parayı:

sahibine:

teslim eden:

binlerce:

insan:

haber:

olmaz.

Bir:

ihanet:

çok:

konuşulur.

Ama:

yıllarca:

sadakatle:

eşine,

ailesine,

arkadaşlarına:

ve:

işine:

bağlı:

kalan:

insanların:

sessiz:

iyiliği:

manşete:

çıkmaz.

Bu yüzden:

kötülüğün:

çok görünür:

olması,

iyiliğin:

yok olduğu:

anlamına:

gelmez.

A‘râf 181:

insana:

ahlaki umudu

korumayı:

öğretir.

Ve:

belki de:

en önemli:

soru:

şudur:

“Ben hangi topluluğun içinde olmak istiyorum?”

Hak ile:

yol gösterenlerin:

mi?

Yoksa:

hakikati:

yalnız:

kendi çıkarına:

göre:

kullananların:

mı?

Adalet:

edenlerin:

mi?

Yoksa:

adaleti:

yalnız:

kendi:

lehine:

olduğunda:

hatırlayanların:

mı?

Bu ayet:

başkalarını:

sınıflandırmak:

için:

değil,

önce:

kendimizi:

sınamak:

için:

okunmalıdır.

Ben hak ile yol gösteriyor muyum?

Ben adil miyim?

Sevdiğim biri haksız olduğunda bunu söyleyebiliyor muyum?

Sevmediğim biri haklı olduğunda hakkını teslim edebiliyor muyum?

Kendi çıkarım ile hak karşı karşıya geldiğinde hangisini seçiyorum?


Bu sorular:

A‘râf 181’in:

hayatımıza:

dokunduğu:

yerlerdir.

Çünkü:

hakikat:

yalnız:

doğru:

cümleler:

kurmak:

değildir.

Doğru cümlelerin, doğru davranışlara dönüşmesidir.

Adalet de:

yalnız:

güzel:

bir kelime:

değildir.

Bazen:

kendi:

aleyhine:

karar:

verebilecek:

kadar:

hakikate:

sadık:

olmaktır.

Belki de A‘râf 181’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Haklı görünmek mi istiyoruz, yoksa gerçekten hakkın yanında mı olmak istiyoruz?

Çünkü:

bu ikisi:

aynı:

şey:

değildir.

Haklı:

görünmek isteyen:

insan:

kendi:

hatasını:

saklayabilir.

Hakkın:

yanında:

olmak isteyen:

ise:

yanıldığını:

gördüğünde:

fikrini:

değiştirebilir.

Haklı:

görünmek isteyen:

karşı tarafın:

zayıf:

noktasını:

arar.

Hakkın:

yanında:

olan:

doğru:

noktasını da:

teslim eder.

Haklı:

görünmek isteyen:

kazanmaya:

çalışır.

Hakkın:

yanında:

olan:

adaletin kazanmasını

ister.

Ve:

A‘râf 181:

bize:

çok sade:

ama:

çok yüksek:

bir:

ahlaki:

hedef:

bırakır:

Hakikati öğren.

Onunla yol göster.

Ama en önemlisi, aynı hakikati kendi hayatında adalet olarak uygula.


Çünkü:

bir insanın:

hakikate:

en güçlü:

şahitliği:

bazen:

söyledikleri:

değil,

hakkı kendi aleyhine bile olsa koruyabilmesidir.


“Hakikatin tarafında olmak, her tartışmayı kazanmak değildir; bazen kendi hatanı kabul etmek, bazen sevdiğinin haksızlığını söylemek, bazen de sevmediğinin hakkını teslim etmektir. Adalet, hakkı yalnız kendin için değil, herkes için istemeye başladığında gerçek olur.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt