📖 A‘râf Suresi 184. Ayette “Hiç Düşünmediler mi? Arkadaşlarında Hiçbir Delilik Yoktur; O, Ancak Apaçık Bir Uyarıcıdır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,802
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 184. Ayette “Hiç Düşünmediler mi? Arkadaşlarında Hiçbir Delilik Yoktur; O, Ancak Apaçık Bir Uyarıcıdır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Bir düşünceyi çürütemeyen insan bazen düşünceyle uğraşmak yerine onu söyleyen kişiyi küçültmeye çalışır. Oysa hakikatin değeri, söyleyene takılan etiketle değil; taşıdığı delil ve anlamla ölçülür.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 182. ve 183. ayetlerinde:

Allah’ın ayetlerini:

yalanlayanlara:

mühlet verilmesi

ve:

yanlışlarının:

sonucunu:

hemen görmemelerinin:

kendilerini:

aldatmaması gerektiği:

anlatılmıştı.

  1. ayette ise:
bu insanların:

Hz. Muhammed’e karşı:

kullandıkları:

başka bir:

tavır:

gündeme gelir.

Ayetin yaklaşık anlamı şöyledir:

“Hiç düşünmediler mi? Arkadaşlarında hiçbir delilik yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.”

Burada:

Kur’an:

çok önemli:

bir yöntem:

öğretir:

Etiketleme yerine düşünmek.

Hz. Muhammed’in:

çağrısını:

reddeden bazı insanlar:

onun:

söylediklerini:

delillerle:

değerlendirmek:

yerine:

onu:

“mecnun”

yani:

aklını kaybetmiş:

veya:

cin etkisinde:

biri gibi:

göstermeye:

çalışmışlardı.

Kur’an ise:

şunu:

sorar:

“Hiç düşünmüyorlar mı?”

Çünkü:

bu insanlar:

Hz. Muhammed’i:

yeni tanımıyorlardı.

Onunla:

aynı toplumda:

yaşıyorlardı.

Hayatını:

biliyorlardı.

Konuşmasını:

davranışlarını:

ve:

kişiliğini:

tanıyorlardı.

Bu yüzden:

ayet:

onu:

“sâhibihim”

yani:

“onların arkadaşları, beraber yaşadıkları kişi”

olarak:

anar.

Bu:

çok önemli:

bir vurgudur:

Tanıdığınız insan hakkında, işinize gelmeyen bir mesaj getirdi diye gerçekle uyuşmayan bir etiket üretmeyin.

1️⃣ “Hiç Düşünmediler mi?” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet:

“E ve lem yetefekkerû?”

diye:

sorar.

Yani:

“Hiç düşünmediler mi?”

Bu:

Kur’an’ın:

insanı:

aklını:

kullanmaya:

çağıran:

çok önemli:

ifadelerinden biridir.

Buradaki:

soru:

şunu:

düşündürür:

Hz. Muhammed hakkında:

söylediğiniz:

iddia:

gerçekten:

gözlem,

delil

ve:

düşünceye:

mi dayanıyor?

Yoksa:

mesajını:

reddetmek:

için:

üretilmiş:

bir etiket:

mi?

2️⃣ Kur’an Neden Önce “Düşünün” Diyor ❓​

Çünkü:

insan:

duyduğu:

her iddiayı:

hemen:

kabul etmemelidir.

Bir:

kişi hakkında:

bir:

suçlama:

duyabilir.

Ama:

önce:

şunu:

sormalıdır:

Delili ne?

Gerçekten böyle mi?

Bu kişi hakkında bildiklerim bu iddiayla uyuşuyor mu?


Kur’an’ın:

buradaki:

çağrısı:

yalnız:

dini:

bir:

çağrı:

değildir.

Aynı zamanda:

entelektüel dürüstlük çağrısıdır.

3️⃣ “Arkadaşlarında” İfadesi Neden Kullanılıyor ❓​

Ayette:

Hz. Muhammed için:

“sâhibihim”

ifadesi:

kullanılır.

Bu:

“onların arkadaşı, beraber yaşadıkları kişi, tanıdıkları kimse”

anlamına:

gelir.

Bu:

çok anlamlıdır.

Çünkü:

Mekke toplumundaki:

insanlar:

onu:

yıllardır:

tanıyorlardı.

Yani:

karşılarında:

hayatı:

tamamen:

bilinmeyen:

bir yabancı:

yoktu.

Ayet:

sanki:

şunu:

söyler:

“Yıllardır tanıdığınız bu insanı gerçekten düşünün. Söylediğiniz suçlama onun bilinen hayatıyla uyuşuyor mu?”

4️⃣ “Arkadaşlarında Delilik Yoktur” Ne Demektir ❓​

Buradaki:

ifade:

Hz. Muhammed’e:

yöneltilen:

“mecnun”

suçlamasını:

reddeder.

O dönemin:

dilinde:

“cinnet”

ve:

“mecnun”

kelimeleri:

aklını:

kaybetme:

veya:

cin etkisi altında:

olma:

gibi:

anlamlarda:

kullanılabiliyordu.

Kur’an:

bu iddianın:

doğru olmadığını:

açıkça:

bildirir.

Hz. Muhammed’in:

tebliği:

rastgele:

ve:

anlamsız:

bir konuşma:

değildir.

Tutarlı bir mesaj, ahlaki bir çağrı ve açık bir uyarıdır.

5️⃣ Bu Ayeti Günümüzde Ruh Sağlığı Olan İnsanları Küçümsemek İçin Kullanabilir miyiz ❓​

Hayır.

Bu:

çok önemli:

bir ayrımdır.

Ayet:

modern:

psikiyatride:

tanımlanan:

ruhsal hastalıkları:

küçümsemek:

için:

gelmemiştir.

Burada:

tarihsel:

bir suçlama:

reddedilmektedir.

Ruhsal:

rahatsızlığı:

olan:

bir insan:

ahlaken:

kötü:

değildir.

İnsanın:

değeri:

psikolojik:

veya:

tıbbi:

durumuyla:

ölçülmez.

Bu nedenle:

“deli”

gibi:

kelimeleri:

hakaret:

amacıyla:

kullanmak:

insanları:

incitebilir

ve:

ayetle:

ilgisi olmayan:

bir:

aşağılama:

diline:

dönüşebilir.

6️⃣ İnsanlar Neden Hz. Muhammed’e Böyle Bir Suçlama Yöneltiyordu ❓​

Çünkü:

onun:

getirdiği:

mesaj:

yerleşik:

inançları,

çıkarları

ve:

toplumsal:

alışkanlıkları:

sorguluyordu.

Tevhid:

çağrısı:

putperest:

düzeni:

eleştiriyordu.

Ahlaki:

sorumluluk:

insanın:

hesap vereceğini:

hatırlatıyordu.

Böyle:

bir mesaj:

rahatsızlık:

oluşturduğunda:

bazı insanlar:

mesajla:

uğraşmak:

yerine:

mesajı getiren kişiyi itibarsızlaştırmaya

çalışabilir.

7️⃣ Bir Fikri Çürütemeyince Kişiye Saldırmak Neden Yanlıştır ❓​

Çünkü:

bir:

düşüncenin:

doğru veya:

yanlış:

olması:

onu:

söyleyen:

kişiye:

hakaret:

etmekle:

belirlenmez.

Birisi:

sana:

yanlış:

bir şey:

söylüyorsa:

delil:

getirirsin.

Mantığını:

gösterirsin.

Hatasını:

açıklarsın.

Ama:

“Sen zaten şöylesin.”

demek:

fikre:

cevap:

vermek:

değildir.

Bu:

bugün:

kişiye saldırı

diye:

tanımladığımız:

mantık hatalarından:

birine:

benzer.

8️⃣ Hakikat Karşısında Etiketleme Neden Bu Kadar Cazip Olabilir ❓​

Çünkü:

etiket:

düşünmekten:

daha:

kolaydır.

Bir insanın:

söylediklerini:

tek tek:

değerlendirmek:

emek:

ister.

Ama:

ona:

bir:

isim:

takarsan:

artık:

mesajını:

dinlememek:

için:

kendine:

kolay:

bir gerekçe:

üretebilirsin.

“O zaten cahil.”

“O zaten deli.”

“O zaten bizden değil.”

“O zaten kötü biri.”


Bu:

ifadeler:

bazen:

hakikati:

araştırmak:

yerine:

kapıyı:

kapatmanın:

yolu:

olabilir.

9️⃣ Bir İnsanın Karakteri Hiç Önemli Değil midir ❓​

Elbette:

önemlidir.

Bir insanın:

güvenilirliği,

dürüstlüğü

ve:

geçmiş:

davranışları:

bir iddiayı:

değerlendirirken:

önemli:

olabilir.

Ama:

burada:

fark:

şudur:

Gerçek davranışları değerlendirmek başka, delilsiz etiket üretmek başkadır.

Ayet:

Hz. Muhammed hakkında:

üretilen:

suçlamanın:

onun:

gerçek:

hayatıyla:

uyuşmadığını:

düşünmeye:

çağırır.

🔟 “O Ancak Apaçık Bir Uyarıcıdır” Ne Demektir ❓​

Ayet:

Hz. Muhammed’in:

görevini:

“nezîrun mubîn”

olarak:

tanımlar.

Yani:

“apaçık bir uyarıcı.”

Peygamber:

insanları:

zorla:

iman ettiren:

bir kişi:

değildir.

Görevi:

hakikati:

bildirmek,

sonuçları:

hatırlatmak,

insanı:

Allah’a:

karşı:

sorumluluğu:

konusunda:

uyarmaktır.

Mesajı açıkça iletir; tercih insanın sorumluluğundadır.

1️⃣1️⃣ Peygamberin “Uyarıcı” Olması Neden Önemlidir ❓​

Çünkü:

uyarı:

bir:

tehdit:

olmaktan:

daha geniş:

bir:

kavramdır.

Bir doktor:

“Bu alışkanlık devam ederse sağlığın zarar görebilir.”

dediğinde:

seni:

düşmanlığından:

uyarmıyor.

Aksine:

zarardan:

korumaya:

çalışıyor.

Peygamberlerin:

uyarısı da:

insanın:

yanlışının:

sonucunu:

fark etmesi:

ve:

dönmesi:

içindir.

1️⃣2️⃣ Uyarı ile Korkutma Arasında Fark Var mıdır ❓​

Evet.

Korkutmanın:

amacı:

bazen:

insanı:

kontrol:

etmek:

olabilir.

Hakiki:

uyarının:

amacı ise:

gerçek:

bir tehlikeyi:

bildirerek:

kişinin:

bilinçli:

karar:

vermesini:

sağlamaktır.

Kur’an’ın:

peygamberlere:

verdiği:

uyarı görevi:

insanın:

hakikati bilerek seçim yapmasına

hizmet eder.

1️⃣3️⃣ “Apaçık” Bir Uyarıcı Ne Anlama Gelir ❓​

Mubîn:

açık,

açıklayan,

belirgin:

anlamlarını:

taşır.

Yani:

peygamber:

mesajını:

gizli:

bir:

oyunla:

sunmaz.

Allah’a kulluk edin.

Şirkten uzak durun.

Adil olun.

Haksızlık yapmayın.

Hesap vereceğinizi unutmayın.


gibi:

temel:

mesajlar:

açıkça:

ortaya:

konur.

İnsandan:

istenen:

bu:

çağrıyı:

düşünmesidir.

1️⃣4️⃣ Bir Uyarıyı Sevmemek Onu Yanlış Yapar mı ❓​

Hayır.

Bazı:

doğrular:

hoşumuza:

gitmeyebilir.

Doktor:

“Kilo vermelisin.”

diyebilir.

Mali:

danışman:

“Bu harcamayı yapmamalısın.”

diyebilir.

Arkadaşın:

“Bu konuda yanlış davranıyorsun.”

diyebilir.

Uyarının:

rahatsız edici:

olması:

onun:

yanlış:

olduğunu:

göstermez.

Bu yüzden:

insan:

mesajın hoşuna gidip gitmediğiyle, doğru olup olmadığını birbirinden ayırmalıdır.

1️⃣5️⃣ Hakikati Söyleyen Kişiyi Karalamak Neden Tehlikelidir ❓​

Çünkü:

bu:

insanı:

kendi:

hatasıyla:

yüzleşmekten:

koruyabilir.

Birisi:

sana:

“Burada haksızlık yaptın.”

der.

Sen:

“Sen zaten benden nefret ediyorsun.”

dersin.

Belki:

gerçekten:

seni:

sevmiyordur.

Ama:

bu:

senin:

haksız olup:

olmadığın:

sorusunu:

çözmez.

İnsan:

karşısındaki:

kişinin:

kusurlarını:

bulup:

kendi kusurunu görünmez hâle getirebilir.

1️⃣6️⃣ Bir İnsanı Eleştirirken Söylediği Şeyi mi, Kimliğini mi Hedef Almalıyız ❓​

Sağlıklı:

eleştiri:

mümkün olduğunca:

iddia,

davranış

ve:

delil:

üzerinden:

yürümelidir.

“Bu söylediğin şu nedenle yanlış.”

demek:

başka:

bir şeydir.

“Sen zaten aptalsın.”

demek:

başka:

bir şeydir.

İlkinde:

tartışılabilir:

bir:

fikir:

vardır.

İkincisinde:

kişinin:

onuruna:

saldırı:

vardır.

A‘râf 184:

bize:

kişiyi etiketlemeden düşünmeyi

öğreten:

çok önemli:

bir ayettir.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Sosyal Medya Tartışmaları İçin Bize Ne Öğretebilir ❓​

Bugün:

bir insan:

bir:

görüş:

paylaşır.

Dakikalar:

içinde:

ona:

etiketler:

takılabilir.

Kimse:

yazdığı:

şeyi:

tam:

okumadan:

kişiyi:

suçlayabilir.

Tartışma:

fikrin:

doğruluğundan:

çıkıp:

kişinin:

kimliğine:

dönebilir.

Ayet:

bize:

çok basit:

ama:

çok önemli:

bir:

ölçü:

verir:

Önce düşün.

Sonra iddiayı değerlendir.

Delilsiz etiketle hüküm verme.


1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 183. ve 184. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
ayetleri:

yalanlayanlara:

mühlet:

verildiği

ve:

Allah’ın:

planının:

sağlam:

olduğu:

bildirilmişti.

  1. ayette ise:
onların:

önlerinde:

düşünmeleri:

gereken:

çok açık:

bir gerçek:

hatırlatılır:

Hz. Muhammed’i:

tanıyorlar.

Onun:

hayatını:

biliyorlar.

Ama:

mesajıyla:

yüzleşmek:

yerine:

ona:

gerçek dışı:

bir:

etiket:

yapıştırmaya:

çalışıyorlar.

İki ayet:

birlikte:

şunu:

gösterir:

İnsana zaman verilir, delil sunulur ve düşünmesi istenir; fakat insan kendi önyargısında ısrar ederse sorumluluk taşır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 184. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 184. ayet:

çok:

önemli:

bir:

düşünme:

ahlakı:

öğretir.

Ayet:

şöyle:

başlar:

“Hiç düşünmediler mi?”

Bu:

küçük:

bir:

ifade:

gibi:

görünebilir.

Ama:

aslında:

insanın:

hakikatle:

ilişkisinde:

çok:

büyük:

bir:

ölçüdür.

Çünkü:

insan:

bazen:

düşünmeden:

inanır.

Düşünmeden:

reddeder.

Düşünmeden:

suçlar.

Düşünmeden:

birinin:

hakkında:

karar:

verir.

Bir:

söylenti:

duyar.

“Demek ki böyle.”

der.

Bir:

video:

görür.

Tamamını:

izlemez.

Ama:

hükmünü:

verir.

Bir:

insanın:

bir:

cümlesini:

duyar.

Bağlamını:

bilmez.

Ama:

onu:

bir:

etikete:

hapseder.

Kur’an:

ise:

şunu:

sorar:

“Hiç düşünmüyor musunuz?”

Bu:

yalnız:

dini:

meselelerde:

değil,

hayatın:

her:

alanında:

çok:

değerli:

bir:

ilkedir.

Bir:

insan:

hakkında:

bir:

şey:

duydun.

Doğru mu?

Bir:

iddia:

gördün.

Delili var mı?

Bir:

haber:

okudun.

Kaynağı ne?

Birisi:

sana:

başka:

birini:

kötüledi.

Diğer tarafı dinledin mi?

Bir:

fikre:

sinirlendin.

Gerçekten ne söylendiğini anladın mı?

Bu:

sorular:

insanı:

acele:

hükümden:

koruyabilir.

Ayetin:

Hz. Muhammed için:

“arkadaşları”

ifadesini:

kullanması:

ayrıca:

çok:

dikkat:

çekicidir.

Bu insanlar:

onu:

tanıyorlardı.

Yıllardır:

aynı:

şehirde:

yaşıyorlardı.

Onun:

konuşmasını:

biliyorlardı.

Davranışlarını:

gözlemlemişlerdi.

Sonra:

peygamberlik:

mesajıyla:

geldiğinde:

bazıları:

ona:

“mecnun”

demeye:

başladı.

İşte:

Kur’an:

onlara:

sanki:

şunu:

soruyor:

“Yıllardır tanıdığınız bu insan hakkında şimdi söylediğiniz şey gerçekten gözleminize mi dayanıyor, yoksa mesajını reddetmek için mi böyle diyorsunuz?”

Bu:

çok:

evrensel:

bir:

insan:

davranışıdır.

Bir:

insan:

senin:

işine:

yaradığı:

sürece:

çok:

iyidir.

Ama:

bir gün:

sana:

“Burada yanlış yapıyorsun.”

derse:

birden:

onun:

bütün:

kusurlarını:

hatırlamaya:

başlayabilirsin.

Çünkü:

insanın:

egosu:

bazen:

uyarıyı:

değerlendirmek:

yerine:

uyaranı:

etkisizleştirmeye:

çalışır.

Bir:

arkadaşın:

sana:

“Çok öfkelisin.”

diyor.

Sen:

“Sen zaten hiçbir şeyi anlamıyorsun.”

diyorsun.

Ama:

soru:

hâlâ:

orada:

duruyor:

Gerçekten çok öfkeli misin?

Eşin:

sana:

“Beni dinlemiyorsun.”

diyor.

Sen:

“Sen de zaten sürekli şikâyet ediyorsun.”

diyorsun.

Ama:

soru:

değişmedi:

Onu gerçekten dinliyor musun?

Çalışanın:

“Burada haksızlık var.”

diyor.

Sen:

onun:

kişiliğini:

eleştiriyorsun.

Ama:

soru:

hâlâ:

aynı:

Haksızlık var mı?

İşte:

A‘râf 184:

bize:

çok:

olgun:

bir:

düşünme:

biçimi:

öğretir:

Mesajı, mesajı getirene duyduğun duygudan bağımsız olarak değerlendirebil.

Bu:

her:

eleştirinin:

doğru:

olduğu:

anlamına:

gelmez.

İnsanlar:

yanlış:

suçlamalar:

yapabilir.

Kötü:

niyetli:

olabilir.

Yalan:

söyleyebilir.

Ama:

bir:

iddianın:

yanlış:

olduğunu:

göstermek:

için:

iddianın:

kendisiyle:

uğraşmak:

gerekir.

Kişiye:

hakaret:

etmek:

iddianın:

yanlışlığını:

kanıtlamaz.

Bu:

özellikle:

bugünün:

dünyasında:

çok:

önemlidir.

Sosyal:

medyada:

tartışmalar:

çoğu zaman:

şöyle:

ilerler:

Birisi:

bir:

fikir:

söyler.

Karşısındaki:

fikre:

cevap:

vermek:

yerine:

“Sen şöylesin.”

der.

Sonra:

diğeri:

başka:

bir:

etiket:

atıyor.

Birkaç:

dakika:

sonra:

kimse:

ilk:

konuşulan:

meseleyi:

hatırlamıyor.

Ama:

herkes:

birbirine:

hakaret:

ediyor.

Kur’an’ın:

“Hiç düşünmediler mi?”

sorusu:

böyle:

bir:

kültür:

için:

çok:

güçlü:

bir:

uyarıdır.

Düşünmek:

yavaşlamaktır.

Hemen:

cevap:

vermemektir.

Önce:

anlamaktır.

Sonra:

değerlendirmektir.

Ve:

gerekirse:

şunu:

diyebilmektir:

“Bu konuda karşımdaki insanı sevmiyorum ama söylediği şey doğru olabilir.”

Ya da:

“Bu insanı çok seviyorum ama burada söylediği şey yanlış olabilir.”

İşte:

entelektüel:

adalet:

budur.

Ayetin:

ikinci:

önemli:

mesajı:

Hz. Muhammed’in:

görevidir:

“O ancak apaçık bir uyarıcıdır.”

Peygamber:

insanların:

iradesini:

elinden:

almaz.

Onlara:

hakikati:

anlatır.

Uyandırır.

Sonucu:

hatırlatır.

Ama:

insanların:

yerine:

karar:

vermez.

Bu:

bize:

dini:

anlatmanın:

ahlakı:

hakkında:

da:

bir:

ders:

verir.

Bir:

insana:

İslam’ı:

anlatabilirsin.

Kur’an’ı:

anlatabilirsin.

Neden:

inandığını:

açıklayabilirsin.

Sorularını:

cevaplayabilirsin.

Ama:

onu:

zorla:

inandıramazsın.

Kalbini:

sen:

kontrol:

edemezsin.

Peygamber:

bile:

uyarıcıdır.

Bu:

insana:

çok:

büyük:

bir:

tevazu:

öğretir.

Sen:

hakikati:

güzelce:

anlat.

Ama:

“Ben seni mutlaka değiştireceğim.”

diye:

başkasının:

iradesini:

sahiplenme.

Ayet:

aynı zamanda:

uyarının:

değerini:

de:

hatırlatır.

Bazen:

bizi:

seven:

insan:

her:

istediğimizi:

söyleyen:

değildir.

Bazen:

gerçek:

dost:

sana:

duymak:

istemediğin:

şeyi:

söyleyendir.

“Bu yaptığın doğru değil.”

der.

“Kendine zarar veriyorsun.”

der.

“Bu insanlara haksızlık.”

der.

O anda:

canın:

sıkılabilir.

Ama:

belki:

seni:

koruyan:

şey:

tam da:

o:

uyarıdır.

Peygamberlerin:

görevi:

de:

insana:

yalnız:

hoşuna:

giden:

şeyleri:

söylemek:

değildir.

İnsan:

sonsuza:

kadar:

yaşamayacak.

Hesap:

vardır.

Zulüm:

yanlıştır.

Şirk:

yanlıştır.

İnsanın:

hayatı:

boş:

değildir.

Bunları:

hatırlatmak:

insanı:

küçültmek:

için:

değil,

onu uyandırmak için

yapılır.

Ayet:

bize:

bir:

başka:

önemli:

ders:

daha:

verir:

Hakikati söyleyen kişiye yapılan iftira, hakikatin cevabı değildir.

İnsan:

bir:

peygambere:

“mecnun”

diyebilir.

Ama:

bu:

onun:

getirdiği:

mesajın:

yanlış:

olduğunu:

kanıtlamaz.

Aynı şekilde:

bugün:

bir:

bilim insanına:

hakaret:

etmek,

onun:

verisini:

çürütmez.

Bir:

öğretmenin:

kişiliğini:

sevmemek,

öğrettiği:

matematik:

formülünü:

yanlış:

yapmaz.

Bir:

doktorun:

karakterini:

beğenmemek,

tahlil:

sonucunu:

değiştirmez.

Bu yüzden:

kişiyi ve iddiayı birbirinden ayırabilmek

sağlıklı:

düşünmenin:

temelidir.

Belki de A‘râf 184’ün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Hoşumuza gitmeyen bir hakikatle karşılaştığımızda onu gerçekten düşünüyor muyuz, yoksa mesajı değerlendirmek yerine mesajı getiren kişiye bir etiket yapıştırıp kendimizi rahatlatıyor muyuz?

Çünkü:

insan:

hakikatten:

kaçmak:

istediğinde:

çok:

yaratıcı:

bahaneler:

üretebilir.

Ama:

ayet:

bütün:

bahanelerin:

önüne:

tek:

bir:

soru:

koyar:

“Hiç düşünmediniz mi?”

Bu:

çok:

basit:

ama:

çok:

güçlü:

bir:

sorudur.

Düşün.

Gözlemle.

Delile:

bak.

Önyargını:

sorgula.

Söyleyenin:

kimliğinden:

önce:

söylenenin:

doğruluğunu:

değerlendir.

Ve:

eğer:

hakikat:

karşına:

çıktıysa,

onu:

sırf:

sana:

rahatsızlık:

verdiği:

için:

reddetme.

Çünkü:

bazen:

insanın:

en çok:

duymaya:

ihtiyaç:

duyduğu:

cümle,

duymaktan en çok rahatsız olduğu cümledir.


“Hakikati susturmanın en kolay yolu, onu söyleyen kişiye bir etiket yapıştırmaktır; fakat etiketler delilin yerini tutmaz. Düşün, dinle ve sözü söyleyenden önce sözün doğruluğuna bak. Çünkü seni rahatsız eden bir uyarı, bazen seni koruyan en değerli ses olabilir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt