📖 A‘râf Suresi 187. Ayette “Sana Kıyametin Ne Zaman Kopacağını Soruyorlar. De ki: Onun Bilgisi Ancak Rabbimin Katındadır; Vakti Geldiğinde Onu Ancak

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,806
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 187. Ayette “Sana Kıyametin Ne Zaman Kopacağını Soruyorlar. De ki: Onun Bilgisi Ancak Rabbimin Katındadır; Vakti Geldiğinde Onu Ancak O Ortaya Çıkaracaktır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsan bazen ne zaman olacağını bilmek ister; oysa asıl sorumluluk, ne zaman geleceğini bilmediğin bir son için bugün nasıl yaşadığındır.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 186. ayetinde:

hakikate:

ısrarla:

kapalı kalan:

insanın:

kendi:

azgınlığı içinde:

bocalayabileceği:

anlatılmıştı.

  1. ayet ise:
çok farklı:

ama:

insanın:

en eski:

meraklarından:

birine:

geçer:

Kıyamet ne zaman kopacak?

Ayetin yaklaşık anlamı şöyledir:

“Sana kıyametin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Vakti geldiğinde onu ancak O açığa çıkaracaktır. O, göklere ve yere ağır gelmiştir. Size ancak ansızın gelecektir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah katındadır; fakat insanların çoğu bilmez.”

Bu ayette:

Kur’an:

kıyametin:

tarihini:

vermez.

Tam tersine:

tarihi:

bilme isteğine:

bir sınır:

koyar.

Ve:

insanın:

dikkatini:

şu noktaya:

çevirir:

Kıyametin ne zaman kopacağını bilmekten daha önemli olan, onun bir gün geleceğini bilerek yaşamaktır.

Bu:

çok önemli:

bir farktır.

Çünkü:

insan:

geleceğin:

tarihini:

öğrenmek:

isteyebilir.

Ama:

vahiy:

onu:

hazırlık ahlakına

çağırır.

Yani:

soru:

yalnız:

“Ne zaman?”

değildir.

Daha önemlisi:

“Hazır mısın?”

1️⃣ “Sana Kıyameti Soruyorlar” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

insanların:

Hz. Muhammed’e:

“es-sâ‘ah”

yani:

kıyamet saati

hakkında:

soru:

sordukları:

bildirilir.

Buradaki:

soru:

özellikle:

zaman

üzerinedir.

Yani:

“Ne zaman gerçekleşecek?”

diye:

sormaktadırlar.

İnsanlık:

tarih boyunca:

dünyanın:

sonunu,

ölümden:

sonrasını

ve:

nihai:

hesabı:

merak:

etmiştir.

Bu:

çok:

insani:

bir:

meraktır.

2️⃣ “Kıyamet Saati” Ne Demektir ❓​

Kur’an’da:

“es-Sâ‘ah”

ifadesi:

kıyametin:

ve:

nihai:

hesap sürecinin:

başlayacağı:

anı:

ifade eder.

Bu:

yalnız:

sıradan:

bir:

dünya:

felaketi:

değildir.

Mevcut:

düzenin:

sona:

ermesi,

insanların:

yeniden:

diriltilmesi

ve:

hesabın:

başlamasıyla:

ilişkili:

büyük:

bir:

hadisedir.

Dolayısıyla:

kıyamet

Kur’an’da:

ahlaki:

hesap:

fikriyle:

birlikte:

anılır.

3️⃣ “Onun Bilgisi Ancak Rabbimin Katındadır” Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

çok:

açıktır.

Kıyametin:

kesin:

vaktini:

Allah:

bilir.

Hz. Muhammed’e:

bile:

bu:

tarihin:

bildirilmediği:

vurgulanır.

Bu:

çok:

önemli:

bir:

sınır:

çizer:

Peygamber olmak, Allah’ın bütün gayb bilgisinin bağımsız sahibi olmak demek değildir.

Allah:

dilediği:

gayb bilgisini:

peygamberlerine:

bildirebilir.

Ama:

kıyametin:

kesin:

vakti:

bu ayette:

özellikle:

Allah’a:

ait:

bir bilgi:

olarak:

sunulur.

4️⃣ Peygamber Kıyametin Tarihini Biliyor muydu ❓​

Bu ayete:

göre:

kıyametin:

kesin:

vakti:

Hz. Muhammed’in:

kendi:

bilgisi:

dâhilinde:

değildir.

Ona:

şunu:

söylemesi:

emredilir:

“Onun bilgisi Rabbimin katındadır.”

Bu nedenle:

tarih boyunca:

kıyamet için:

kesin:

gün,

ay

ve:

yıl:

veren:

iddialara:

çok:

temkinli:

yaklaşmak:

gerekir.

5️⃣ İnsanların Kıyamete Kesin Tarih Vermesi Doğru mudur ❓​

Kur’an’ın:

bu ayeti:

böyle:

iddialar:

karşısında:

çok güçlü:

bir:

uyarıdır.

Bir insan:

“Kıyamet kesin şu yıl kopacak.”

“Şu tarihte dünya bitecek.”


diye:

iddiada:

bulunuyorsa:

bu:

söz:

A‘râf 187’nin:

açık:

sınırıyla:

karşı karşıya:

gelir.

Çünkü:

ayet:

kesin vaktin Allah katında olduğunu

bildirir.

İşaretler:

üzerine:

yorumlar:

yapılabilir.

Ama:

kesin tarih iddiası başka bir şeydir.

6️⃣ Kıyamet Alametleri Varken Neden Tarih Verilemiyor ❓​

Çünkü:

alamet:

ile:

takvim:

aynı:

şey:

değildir.

Bir:

olayın:

yaklaşmasını:

düşündüren:

işaretlerden:

söz:

edilebilir.

Ama:

bu:

insana:

kesin saat ve tarih

vermez.

Kur’an’ın:

buradaki:

vurgusu:

çok:

nett ir:

Vakti geldiğinde onu Allah ortaya çıkaracaktır.

Yani:

nihai:

zamanlama:

insana:

bırakılmış:

bir:

bilgi:

değildir.

7️⃣ “Vakti Geldiğinde Onu Ancak O Ortaya Çıkaracaktır” Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

kıyametin:

insan:

iradesiyle:

başlatılacak:

bir:

hadise:

olmadığını:

gösterir.

Onun:

vakti:

Allah’ın:

bilgisi

ve:

hükmü:

içindedir.

İnsanlar:

onu:

erken:

getiremez.

Geciktiremez.

Kontrol:

edemez.

Bu:

insanın:

evren:

karşısındaki:

sınırlılığını:

çok:

açık:

biçimde:

hatırlatır.

8️⃣ “Göklerde ve Yerde Ağır Gelmiştir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

kıyametin:

göklere ve yere ağır geldiği

bildirilir.

Bu ifade:

olayın:

büyüklüğünü,

dehşetini

ve:

bütün:

varlık:

düzeniyle:

ilgili:

oluşunu:

anlatır.

Yani:

kıyamet:

yalnız:

bir:

şehirde:

veya:

bir:

ülkede:

gerçekleşecek:

yerel:

bir:

olay:

değildir.

Kozmik ölçekte bir dönüşüm ve sona eriş

olarak:

tasvir edilir.

9️⃣ Kıyametin “Ağır” Olması Sadece Korkutucu Olması mı Demektir ❓​

Hayır.

“Ağır”:

ifadesi:

olayın:

önemini,

kapsamını

ve:

insanın:

anlama:

gücünü:

aşan:

büyüklüğünü:

de:

düşündürür.

Kıyamet:

sadece:

bir:

korku:

sahnesi:

değildir.

Aynı zamanda:

adaletin tamamlanacağı ve hesabın görüleceği büyük bir dönüm noktasıdır.

🔟 “Size Ancak Ansızın Gelecektir” Ne Demektir ❓​

Ayet:

kıyametin:

insanlara:

ansızın

geleceğini:

bildirir.

Bu:

çok:

önemli:

bir:

mesajdır.

Çünkü:

insan:

“Nasıl olsa daha çok zaman var.”

diye:

düşünebilir.

Ama:

kıyametin:

vakti:

bilinmediği:

için:

insanın:

ahlaki:

hazırlığı:

sürekli:

olmalıdır.

Bu:

panikle:

yaşamak:

değildir.

Sorumluluk bilinciyle yaşamak

demektir.

1️⃣1️⃣ Kıyametin Ansızın Gelmesi İnsan İçin Ne Anlama Gelir ❓​

Şunu:

anlatır:

İnsan:

hayatını:

son anda düzeltme planı

üzerine:

kurmamalıdır.

“Yaşlanınca tövbe ederim.”

“Bir gün namaza başlarım.”

“Sonra hakkını veririm.”

“İleride düzeltirim.”


gibi:

ertelemeler:

tehlikelidir.

Çünkü:

insan:

hem:

kıyametin:

vaktini:

hem de:

kendi:

ölümünün:

vaktini:

bilmez.

1️⃣2️⃣ İnsan İçin Kendi Ölümü Bir Bakımdan Kişisel Kıyamet Gibi Düşünülebilir mi ❓​

Kıyamet:

Kur’an’da:

evrensel:

bir:

hadisedir.

Bu nedenle:

kişinin:

ölümünü:

teknik:

olarak:

kıyametle:

aynı:

şey:

saymamak:

gerekir.

Ama:

ahlaki:

açıdan:

şu:

benzerlik:

kurulabilir:

İnsanın:

kendi:

dünya:

imtihanı:

ölümle:

sona:

erer.

Bu yüzden:

kıyametin:

tarihini:

bilmese:

bile:

insanın:

kendi:

ecelinin:

belirsizliği:

ona:

yeterince:

ciddi:

bir:

hatırlatma:

sunabilir.

1️⃣3️⃣ “Sanki Sen Onu Biliyormuşsun Gibi Sana Soruyorlar” Ne Demektir ❓​

Ayet:

insanların:

Hz. Muhammed’e:

kıyamet:

hakkında:

ısrarla:

soru:

sormasını:

tasvir eder.

Sanki:

Peygamber:

o tarihin:

kesin:

bilgisine:

sahipmiş:

gibi:

davranırlar.

Kur’an:

ise:

bir kez:

daha:

cevabı:

tekrarlar:

“Onun bilgisi ancak Allah katındadır.”

Bu:

tekrar:

meselenin:

ne kadar:

önemli:

olduğunu:

gösterir.

1️⃣4️⃣ Aynı Cevabın Ayette İki Kez Vurgulanması Neden Önemlidir ❓​

Çünkü:

insan:

özellikle:

gelecek:

konusunda:

kesinlik:

arayışına:

çok:

yatkındır.

Ne zaman?

Kaç yıl sonra?

Hangi gün?

Hangi:

işaret:

oldu?

Kur’an:

bu:

takıntılı:

zaman:

hesabını:

merkeze:

almamızı:

engeller.

İki kez:

şunu:

hatırlatır:

“Bilgi Allah’ın katındadır.”

Yani:

senin görevin tarihi çözmek değil, hazırlığını yapmaktır.

1️⃣5️⃣ Kıyamet Tarihi Hesaplamaya Çalışmak Neden Problemli Olabilir ❓​

Çünkü:

insanı:

asıl:

meseleden:

uzaklaştırabilir.

İnsan:

yıllarca:

rakamlar,

harfler,

takvimler

ve:

gizli:

şifreler:

üzerinde:

çalışabilir.

Ama:

aynı:

insan:

adaletsiz:

yaşıyor:

olabilir.

Kul:

hakkı:

yiyor:

olabilir.

Namazı:

ihmal:

ediyor:

olabilir.

Ailesine:

zulmediyor:

olabilir.

Bu durumda:

kıyametin tarihini ararken kıyamete hazırlanmayı unutmuş olur.

1️⃣6️⃣ Kıyamet Bilinci İnsanın Günlük Hayatını Nasıl Etkilemeli ❓​

Kıyamet:

bilinci:

insanı:

hayattan:

koparmamalıdır.

Tam tersine:

onu:

daha:

sorumlu:

yapmalıdır.

Ticaret:

yapıyorsa:

dürüst:

olmalı.

Ailesine:

karşı:

adil:

olmalı.

Borcu:

varsa:

ödemeye:

çalışmalı.

Birine:

haksızlık:

ettiyse:

telafi:

etmeli.

Çünkü:

hesap:

bilinci:

dünyayı değersizleştirmez; dünyadaki seçimlere daha fazla anlam verir.

1️⃣7️⃣ Kıyamet Korkusu İnsan Hayatını Sürekli Endişeye Çevirmeli midir ❓​

Hayır.

Kur’an’ın:

iman:

anlayışı:

yalnız:

korkudan:

oluşmaz.

Ümit:

vardır.

Rahmet:

vardır.

Bağışlanma:

vardır.

Tövbe:

vardır.

Allah’a:

güven:

vardır.

Kıyamet:

bilinci:

insanı:

felç:

eden:

bir:

panik:

yerine:

ahlaki uyanıklığa

götürmelidir.

Sağlıklı:

soru:

şudur:

“Bugün elimden gelen doğruyu yapıyor muyum?”

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 185, 186 ve 187. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
insana:

evrene:

bakması,

yaratılışı:

düşünmesi

ve:

ecelinin:

yaklaşmış:

olabileceğini:

hatırlaması:

söylenmişti.

  1. ayette:
hakikate:

kendisini:

kapatanların:

bocalayabileceği:

bildirilmişti.

  1. ayet:
şimdi:

insanın:

gelecekle:

ilgili:

en büyük:

sorusuna:

sınır:

koyar:

Kıyametin kesin zamanını Allah bilir.

Üç ayet:

birlikte:

şunu:

söyler:

Evreni düşün.

Ömrünün sınırlı olduğunu hatırla.

Hakikate karşı kendini kapatma.


Ama:

gaybın tarihini çözmeye çalışırken bugünkü sorumluluğunu unutma.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 187. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 187. ayet:

insanın:

gelecek:

merakını:

çok:

derin:

bir:

ahlaki:

derse:

dönüştürür.

İnsan:

şunu:

bilmek:

istiyor:

“Kıyamet ne zaman?”

Kur’an:

ise:

ona:

takvim:

vermiyor.

Bir:

tarih:

söylemiyor.

Bir:

yıl:

vermiyor.

Bir:

ay:

vermiyor.

Bir:

gün:

vermiyor.

Tam tersine:

iki kez:

şunu:

söylüyor:

“Onun bilgisi Allah katındadır.”

Bu:

çok:

anlamlıdır.

Çünkü:

eğer:

insan:

kıyametin:

tam:

tarihini:

bilseydi:

hayatını:

o:

takvime:

göre:

ayarlamaya:

çalışabilirdi.

Belki:

şöyle:

düşünürdü:

“Daha 30 yıl var.”

Ve:

yanlışını:

ertelemeye:

devam:

ederdi.

Ama:

vakit:

gizlidir.

Bu yüzden:

insanın:

sorumluluğu:

takvim:

üzerinden:

değil,

sürekli hazırlık bilinci

üzerinden:

kurulur.

Bu:

hayatın:

başka:

alanlarında da:

çok:

tanıdık:

bir:

gerçektir.

Bir:

sınavın:

yarın:

olduğunu:

bilirsen:

bugün:

çalışırsın.

Ama:

öğretmenin:

hangi:

gün:

sözlü:

yapacağını:

bilmezsen:

her gün:

hazır:

olman:

gerekir.

Kıyamet:

bilincinin:

ahlaki:

yönü:

de:

buna:

benzer.

Hazırlık son dakikaya bırakılmamalıdır.

Ama:

bu:

insanın:

her dakika:

“Şimdi kıyamet kopacak.”

diye:

korkuyla:

yaşaması:

demek:

değildir.

Kıyamet:

bilinci:

hayatı:

yaşayamamak:

değil,

hayatı:

daha:

doğru:

yaşamaktır.

İnsan:

sevdiğine:

daha:

güzel:

davranır.

Çünkü:

zamanın:

sınırlı:

olduğunu:

bilir.

Haksızlık:

yapmamaya:

çalışır.

Çünkü:

hesap:

olduğunu:

bilir.

Kazandığı:

paranın:

yalnız:

miktarını:

değil,

nasıl:

kazandığını:

da:

önemser.

Çünkü:

her:

kazancın:

hesabı:

olduğunu:

bilir.

Bazen:

insan:

dini:

merakını:

çok:

ilginç:

sorulara:

yöneltebilir:

Kıyamet:

hangi:

yıl?

Deccal:

ne zaman:

çıkacak?

Şu:

olay:

alamet:

mi?

Şu:

savaş:

kıyametin:

işareti:

mi?

Şu:

sayının:

gizli:

anlamı:

ne?

Ama:

Kur’an’ın:

bu ayeti:

insana:

çok:

sade:

bir:

sınır:

koyar:

Kesin zamanı Allah bilir.

Bu:

insanın:

merakını:

öldürmek:

değildir.

Merakı:

doğru yere yönlendirmektir.

Belki:

daha:

önemli:

sorular:

şunlardır:

Kıyamet bugün olsaydı hangi hakkı üzerimde bırakmak istemezdim?

Kime özür dilemem gerekirdi?

Hangi borcumu kapatmak isterdim?

Hangi günahımdan dönmek isterdim?

Hangi iyiliği yapmak için “keşke biraz daha zamanım olsaydı” derdim?


Bu:

sorular:

kıyametin:

tarihinden:

çok daha:

kişisel:

ve:

çok daha:

dönüştürücü:

olabilir.

Çünkü:

insanın:

asıl:

sorunu:

çoğu zaman:

zamanı:

bilmemek:

değildir.

Zamanı varmış gibi davranmaktır.

Bir:

insan:

ölümün:

geleceğini:

bilir.

Ama:

sanki:

kendisine:

gelmeyecekmiş:

gibi:

yaşar.

Kıyametin:

geleceğine:

inanabilir.

Ama:

sanki:

hesap:

çok:

uzak:

bir:

meseleymiş:

gibi:

davranabilir.

Ayet:

bu:

mesafeyi:

kısaltır:

“Size ancak ansızın gelecektir.”

Bu:

ifade:

insana:

şunu:

hatırlatır:

Sonu bilmiyorsan, başlangıcını bugün yap.

Tövbe:

edeceksen:

bugün.

Hakkı:

iade:

edeceksen:

bugün.

Özür:

dileyeceksen:

bugün.

Sevdiğini:

arayacaksan:

bugün.

Bir:

iyilik:

yapacaksan:

bugün.

Allah’a:

döneceksen:

bugün.

Çünkü:

yarın:

planlanabilir.

Ama:

garanti:

edilemez.

Ayetin:

bir başka:

çok önemli:

dersi:

gayb:

konusunda:

tevazudur.

İnsan:

bilmediği:

şeyi:

biliyor:

gibi:

konuşmamalıdır.

Bu:

özellikle:

din:

adına:

konuşan:

insanlar:

için:

çok:

önemlidir.

“Kesin şu tarihte olacak.”

“Allah bana gösterdi.”

“Şu yıl dünya bitecek.”


gibi:

iddialar:

insanların:

duygularını:

çok:

güçlü:

etkileyebilir.

Ama:

Kur’an:

Hz. Muhammed’e:

bile:

şunu:

söyletiyor:

“Onun bilgisi Rabbimin katındadır.”

Bu:

çok:

büyük:

bir:

tevazu:

dersidir.

Peygamber:

bilmiyorsa:

biz:

bilmediğimiz:

şeyi:

neden:

kesin:

dille:

konuşalım?

Bazen:

“Bilmiyorum.”

demek:

imansızlık:

değildir.

Tam tersine:

vahyin:

çizdiği:

sınırı:

korumaktır.

Bu:

ayetin:

modern:

insana:

vereceği:

çok:

önemli:

bir:

ders:

daha:

vardır:

İnsan:

gelecek:

üzerinde:

kontrol:

hissetmek:

ister.

Hava:

durumunu:

biliyor.

Borsa:

tahminleri:

yapıyor.

Yıllık:

planlar:

hazırlıyor.

Takvimini:

aylar:

önceden:

dolduruyor.

Teknoloji:

geleceği:

öngörme:

gücümüzü:

çok:

artırdı.

Ama:

bütün:

bunlara:

rağmen:

insanın:

bilmediği:

çok:

büyük:

bir:

alan:

vardır.

Yarın:

başına:

ne:

geleceğini:

tam:

bilemez.

Kendi:

ölümünü:

bilmez.

Kıyametin:

vaktini:

bilmez.

Bu:

insanı:

korkudan:

hareketsiz:

bırakmamalı.

Ama:

kontrol yanılsamasından kurtarmalıdır.

Plan yap.

Ama:

planına:

tapma.

Geleceğini:

düşün.

Ama:

geleceğin:

senin:

mülkün:

olmadığını:

unutma.

Bugün:

çalış.

Ama:

sonucu:

tamamen:

kendi:

gücünün:

eseri:

sayma.

Ve:

her:

şeyden:

önemlisi:

hazırlığını, geleceğin sana borçlu olduğu varsayımı üzerine kurma.

Belki de A‘râf 187’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Kıyametin ne zaman kopacağını gerçekten bilsek hayatımızda neyi değiştirirdik; peki madem bir gün geleceğini zaten biliyoruz, neden o değişikliği bugün yapmıyoruz?

Bu:

soru:

ayetin:

kalbine:

çok:

yakındır.

Çünkü:

tarihi:

bilmek:

insanın:

ahlakını:

otomatik:

olarak:

değiştirmez.

Asıl:

değişim:

insanın:

hesap:

bilincini:

bugüne:

taşımasıdır.

Kıyamet:

yarın:

olmayabilir.

Yüz:

yıl:

sonra:

da:

olabilir.

Daha:

uzun:

bir:

zaman:

sonra:

da.

Biz:

bilmiyoruz.

Ama:

insanın:

bilmek:

için:

yeterli:

bir:

hakikati:

vardır:

Bir gün gelecek.

Ve:

kendi:

ömrü:

ondan:

çok:

daha:

önce:

bitebilir.

Bu yüzden:

insanın:

asıl:

görevi:

takvimi:

çözmek:

değil,

karakterini hazırlamaktır.

Ve:

A‘râf 187:

bize:

çok sade:

ama:

çok güçlü:

bir:

ölçü:

bırakır:

Bilmediğin tarihin peşinde ömrünü tüketme; bildiğin sorumluluğu bugün yerine getir. Çünkü kıyametin vakti Allah’ın bilgisindedir, ama bugün nasıl yaşayacağın senin önündeki seçimdir.


“Kıyametin tarihini bilmekten daha önemli olan, kıyamet bugünmüş gibi dürüst; yarın hiç bitmeyecekmiş gibi umutlu yaşayabilmektir. Vakti Allah bilir, fakat senin payına düşen açıktır: Hakkı erteleme, iyiliği geciktirme ve dönüşü ‘bir gün’e bırakma.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt