📖 A‘râf Suresi 189. Ayette “Sizi Tek Bir Nefisten Yaratan, Onunla Huzur Bulsun Diye Ondan Eşini Yaratan O’dur. Eşini Sarınca Hafif Bir Yük Yüklendi | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 A‘râf Suresi 189. Ayette “Sizi Tek Bir Nefisten Yaratan, Onunla Huzur Bulsun Diye Ondan Eşini Yaratan O’dur. Eşini Sarınca Hafif Bir Yük Yüklendi

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,807
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 189. Ayette “Sizi Tek Bir Nefisten Yaratan, Onunla Huzur Bulsun Diye Ondan Eşini Yaratan O’dur. Eşini Sarınca Hafif Bir Yük Yüklendi; Yükü Ağırlaşınca İkisi Birden Rableri Allah’a ‘Bize Salih Bir Evlat Verirsen Şükredenlerden Olacağız’ Diye Dua Ettiler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsan çoğu nimetin değerini ona sahip olmadan önce yaptığı duada anlar; asıl imtihan ise istediğine kavuştuğunda o duayı ve nimetin gerçek sahibini unutmamaktır.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 188. ayetinde:

Hz. Muhammed’in:

gaybın:

bağımsız sahibi:

olmadığı,

Allah’ın dilediği dışında:

kendisine bile:

mutlak fayda:

sağlayamayacağı

ve:

zararı:

uzaklaştıramayacağı:

bildirilmişti.

  1. ayette ise:
Kur’an:

insanı:

çok daha:

kişisel:

bir alana:

götürür:

yaratılış, eş, huzur, hamilelik, çocuk arzusu ve dua.

Ayetin yaklaşık anlamı şöyledir:

“Sizi tek bir nefisten yaratan ve onunla huzur bulsun diye ondan eşini var eden O’dur. Eşiyle birleşince kadın hafif bir yük yüklendi ve bir süre onu taşıdı. Yükü ağırlaşınca ikisi Rableri Allah’a, ‘Eğer bize salih bir evlat verirsen mutlaka şükredenlerden olacağız’ diye dua ettiler.”

Bu ayette:

insanın:

nereden geldiği,

kadın ile:

erkek arasındaki:

yakınlığın:

hangi anlamı:

taşıdığı,

hamileliğin:

nasıl bir:

emanet olduğu

ve:

anne-babanın:

çocuk beklerken:

Allah’a yönelişi:

anlatılır.

Fakat:

ayet:

yalnız:

biyolojik:

bir süreçten:

söz etmez.

Aynı zamanda:

çok tanıdık:

bir insan:

psikolojisini:

ortaya koyar:

İnsan:

henüz:

sahip olmadığı:

bir nimeti:

çok ister.

Dua:

eder.

Söz:

verir.

“Allah’ım, bunu bana verirsen şükredeceğim.”

der.

Sonra:

nimet:

geldiğinde:

asıl:

imtihan:

başlar:

Verilmeden önce yaptığın duayı, verildikten sonra da hatırlayabilecek misin?

1️⃣ “Sizi Tek Bir Nefisten Yaratan O’dur” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“nefsin vâhidetin”

yani:

“tek bir nefis”

ifadesi:

kullanılır.

Klasik:

tefsirlerin:

çok büyük:

bir kısmı:

buradaki:

tek nefsi:

Hz. Âdem:

olarak:

yorumlamıştır.

Buna göre:

insanlığın:

başlangıcına:

işaret:

edilmektedir.

Ancak:

ayette:

“Âdem”

ismi:

doğrudan:

geçmez.

Bu yüzden:

metnin:

açık ifadesiyle:

tefsirdeki:

yaygın:

yorum:

birbirinden:

ayırt edilmelidir.

Kesin olan:

şudur:

İnsanlığın kökeni ortak bir yaratılışa bağlanmaktadır.

2️⃣ “Tek Bir Nefis” İnsanlar Arasında Eşitlik Mesajı da Taşır mı ❓​

Evet:

ayetteki:

ortak:

köken:

fikri:

böyle:

çok güçlü:

bir:

ahlaki:

sonuç:

düşündürür.

İnsanlar:

farklı:

dillerde:

konuşabilir.

Farklı:

renklere,

milletlere,

kültürlere:

sahip:

olabilir.

Ama:

bu:

farklılıklar:

bir insanı:

yaratılış:

bakımından:

diğerinden:

daha:

üstün:

yapmaz.

Hepimiz:

aynı:

insanlık:

ailesinin:

parçalarıyız.

Köken ortaksa, kibir için yaratılıştan gelen bir üstünlük gerekçesi yoktur.

3️⃣ “Ondan Eşini Yarattı” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet:

tek nefisten:

“zevcehâ”

yani:

“onun eşini”

yarattığını:

söyler.

Klasik:

yorumlarda:

bu:

çoğunlukla:

Hz. Âdem’den:

Hz. Havva’nın:

yaratılması:

şeklinde:

anlaşılmıştır.

Fakat:

ayet:

Havva:

ismini:

kullanmaz

ve:

yaratılışın:

ayrıntılı:

mekanizmasını:

anlatmaz.

Bu nedenle:

Kur’an’ın:

söylemediği:

biyolojik:

ayrıntıları:

kesin:

bilgi gibi:

sunmamak:

gerekir.

Ayetin:

asıl:

vurgusu:

insanın eşiyle aynı insanlık kökünü paylaşmasıdır.

4️⃣ Bu Ayet Kadını Erkekten Daha Aşağı Bir Varlık Olarak mı Gösteriyor ❓​

Hayır.

Ayet:

kadına:

daha düşük:

bir insanlık:

değeri:

vermez.

Tam tersine:

erkek ve:

kadın:

aynı:

insanlık:

kökeni:

içinde:

anlatılır.

Birinin:

diğerinden:

yaratılmış:

olduğu:

şeklindeki:

klasik:

yorumdan:

“Kadın daha değersizdir.”

sonucu:

çıkarılamaz.

Kur’an’ın:

ahlaki:

sorumluluk:

dilinde:

erkek ve:

kadın:

Allah’ın:

karşısında:

sorumlu:

insanlardır.

5️⃣ “Onunla Huzur Bulsun Diye” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“liyeskune ileyhâ”

ifadesi:

yer alır.

Yaklaşık:

anlamı:

“Ona yönelip onunla huzur bulsun, sükûnete ersin.”

dir.

Buradaki:

sükûn:

yalnız:

aynı evde:

yaşamak:

değildir.

İnsanın:

eşiyle:

yakınlık,

güven,

aidiyet,

dostluk

ve:

huzur:

bulmasını:

düşündürür.

Yani:

eş:

yalnız:

biyolojik:

üremenin:

aracı:

olarak:

sunulmaz.

İnsanın huzur bulduğu bir hayat arkadaşı olarak da anlatılır.

6️⃣ Evliliğin Amacı Sadece Çocuk Sahibi Olmak mıdır ❓​

Hayır.

Ayette:

çocuk:

konusu:

devamında:

gelir.

Ama:

eş ilişkisinin:

ilk:

anlatılan:

yönü:

sükûnettir.

Bu:

çok:

önemlidir.

Eşler:

arasında:

sevgi,

yakınlık,

güven,

dayanışma

ve:

huzur:

başlı başına:

değerlidir.

Her:

evlilik:

çocukla:

sonuçlanmayabilir.

Bu:

o:

evliliğin:

değersiz:

olduğu:

anlamına:

gelmez.

7️⃣ “Eşiyle Birleşince” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“tegaşşâhâ”

ifadesi:

kullanılır.

Bu:

eşlerin:

cinsel:

birleşmesini:

örtülü

ve:

mahremiyeti:

koruyan:

bir:

dille:

anlatır.

Kur’an:

insan:

cinselliğini:

yok:

saymaz.

Ama:

onu:

edepli:

ve:

ölçülü:

bir:

dille:

ifade eder.

Bu:

bize:

cinselliğin:

hem:

doğal

hem de:

mahremiyeti:

bulunan:

bir:

insan:

gerçeği:

olduğunu:

hatırlatır.

8️⃣ “Hafif Bir Yük Yüklendi” Ne Demektir ❓​

Burada:

hamileliğin:

ilk:

dönemlerinden:

söz edilir.

Başlangıçta:

gebelik:

dışarıdan:

çok belirgin:

olmayabilir.

Anne:

günlük:

hayatına:

devam:

edebilir.

Ayet:

bunu:

“hafif bir yük”

ifadesiyle:

tasvir eder.

Bu:

hamileliğin:

basit:

veya:

önemsiz:

olduğu:

anlamına:

gelmez.

Daha çok:

sürecin ilk aşamasındaki hafifliği

anlatır.

9️⃣ “Onunla Bir Süre Geçindi” İfadesi Ne Anlatır ❓​

Ayet:

annenin:

bir süre:

bu:

hamileliği:

taşıyarak:

hayatına:

devam ettiğini:

anlatır.

Gebelik:

aşama aşama:

ilerler.

Başlangıçtaki:

hafiflik:

zamanla:

değişir.

Bu:

insanın:

yaratılışının:

bir anda:

değil,

aşamalar içerisinde gerçekleşen bir süreç

olduğunu:

hatırlatır.

🔟 “Yükü Ağırlaşınca” Ne Demektir ❓​

Hamilelik:

ilerledikçe:

anne:

çocuğun:

ağırlığını:

daha fazla:

hissetmeye:

başlar.

Bedensel:

değişimler:

artar.

Doğum:

yaklaşır.

Belirsizlik:

de:

daha:

fazla:

hissedilebilir.

İşte:

ayet:

bu:

noktada:

anne ve:

babanın:

Allah’a:

birlikte:

dua:

ettiğini:

anlatır.

Çünkü:

nimetin:

büyüklüğü:

aynı zamanda:

sorumluluğun ve kaygının büyüklüğünü

de:

hissettirir.

1️⃣1️⃣ Hamilelik Neden İnsanı Duaya Daha Çok Yöneltebilir ❓​

Çünkü:

insan:

kendisinin:

her şeyi:

kontrol:

edemediğini:

çok açık:

biçimde:

hissedebilir.

Anne-baba:

doktor:

kontrollerine:

gider.

Tedbir:

alır.

Beslenmeye:

dikkat:

eder.

Tıbbi:

imkânlardan:

yararlanır.

Ama:

çocuğun:

gelişiminin:

her:

ayrıntısını:

kendi:

iradeleriyle:

yönetemezler.

Bu:

insana:

çaba ile tevekkülün birlikte var olması gerektiğini

hatırlatabilir.

1️⃣2️⃣ “İkisi Birden Rableri Allah’a Dua Ettiler” Neden Önemlidir ❓​

Ayette:

dua:

yalnız:

annenin:

duası:

değildir.

İkisi:

anne

ve:

baba:

birlikte:

Allah’a:

yönelir.

Bu:

çocuğun:

sorumluluğunun:

da:

yalnız:

annenin:

üzerine:

bırakılamayacağını:

düşündürür.

Hamileliği:

bedenen:

anne:

taşır.

Ama:

ebeveynlik:

sorumluluğu:

anne ile babanın ortak emaneti

olmalıdır.

1️⃣3️⃣ “Bize Salih Bir Evlat Verirsen” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“sâlihan”

ifadesi:

kullanılır.

Bu kelime:

iyi,

düzgün,

elverişli,

sağlıklı:

veya:

salih:

anlam:

alanlarına:

sahiptir.

Tefsirlerde:

burada:

sağlıklı,

yaratılışı:

düzgün

veya:

iyi bir:

çocuk:

istemeleri:

şeklinde:

açıklamalar:

bulunur.

Kelimenin:

tek:

bir:

Türkçe:

karşılığa:

hapsedilmemesi:

daha:

sağlıklıdır.

Temel:

duygu:

şudur:

“Allah’ım, bize hayırlı ve düzgün bir evlat nasip et.”

1️⃣4️⃣ Çocuğun Sağlıklı Olmasını İstemek Yanlış mıdır ❓​

Hayır.

Anne-babanın:

çocuğunun:

sağlıklı:

olmasını:

istemesi:

çok:

doğal:

bir:

duadır.

Fakat:

bir çocuğun:

hastalık,

engellilik

veya:

başka:

bir sağlık:

durumuyla:

doğması:

onun:

insanlık:

değerini:

azaltmaz.

Bu:

çok:

önemlidir.

Ayet:

çocuğun:

değerini:

kusursuz:

bedene:

indirgemez.

Her çocuk insanlık onuru bakımından değerlidir.

1️⃣5️⃣ “Şükredenlerden Olacağız” Sözü Ne Anlama Gelir ❓​

Anne ve:

baba:

Allah’a:

bir:

söz:

verir:

“Bize bunu verirsen şükredeceğiz.”

Bu:

insanın:

sıkıntı:

ve:

belirsizlik:

anındaki:

çok:

tanıdık:

duasıdır.

“Allah’ım, bu iş olursa…”

“Bu hastalıktan kurtulursam…”

“Bir çocuğum olursa…”

“Bu sıkıntı geçerse…”


İnsan:

o anda:

nimetin:

değerini:

çok güçlü:

hisseder.

Ama:

asıl:

sınav:

nimet:

geldikten:

sonra:

başlar.

1️⃣6️⃣ Şükür Sadece “Elhamdülillah” Demek midir ❓​

Elhamdülillah

demek:

şükrün:

çok güzel:

bir:

ifadesidir.

Ama:

şükür:

yalnız:

dil:

ile:

sınırlı:

değildir.

Bir:

çocuk:

nimetse:

ona:

sevgiyle:

bakmak:

şükürdür.

İyi:

eğitim:

vermeye:

çalışmak:

şükürdür.

Onun:

hakkını:

korumak:

şükürdür.

Kendi:

egosunun:

projesine:

dönüştürmemek:

şükürdür.

Yani:

nimetin şükrü, nimeti Allah’ın razı olacağı biçimde kullanmaya çalışmaktır.

1️⃣7️⃣ İnsan Neden Nimeti Almadan Önce Allah’ı Daha Çok Hatırlayıp Aldıktan Sonra Unutabilir ❓​

Çünkü:

ihtiyaç:

insana:

sınırlılığını:

hatırlatır.

Henüz:

istediği:

şey:

elinde:

değilken:

dua:

eder.

Bekler.

Kaygılanır.

Allah’a:

yönelir.

Ama:

nimet:

geldiğinde:

zamanla:

ona:

alışabilir.

Başta:

“Allah’ın büyük nimeti.”

dediği:

şey:

birkaç:

yıl sonra:

sıradan:

görünebilir.

İşte:

şükür:

alışmanın nimeti görünmez hâle getirmesine karşı bir hatırlama biçimidir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 188. ve 189. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
Hz. Muhammed:

“Allah’ın dilediği dışında kendime fayda ve zarar verme gücüm yoktur; gaybı da bağımsız olarak bilmem.”

demişti.

  1. ayette:
aynı:

insani:

sınırlılık:

aile:

ve:

çocuk:

üzerinden:

gösterilir.

İnsan:

eşini:

sever.

Çocuk:

ister.

Tedbir:

alır.

Ama:

hayatın:

nihai:

sonucunu:

kendi:

elleriyle:

yaratamaz.

Bu yüzden:

anne-baba:

Allah’a:

döner:

“Bize hayırlı bir evlat verirsen şükredenlerden olacağız.”

İki ayetin:

ortak:

mesajı:

şudur:

İnsan sebeplere sarılır ama mutlak güç sahibi olmadığını bilir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 189. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 189. ayet:

insanın:

hayatındaki:

en:

temel:

hikâyelerden:

birini:

anlatır.

Bir:

insan:

yaratılır.

Yalnız:

yaşamak:

zorunda:

değildir.

Bir:

eş:

bulur.

Yakınlık:

kurar.

Onunla:

huzur:

arar.

Sonra:

yeni:

bir:

hayatın:

başlangıcı:

ortaya:

çıkar.

Hamilelik:

başlar.

İlk:

dönem:

hafiftir.

Zaman:

ilerler.

Yük:

ağırlaşır.

Ve:

insan:

bir anda:

çok:

temel:

bir:

gerçekle:

karşı:

karşıya:

kalır:

Ben her şeyi kontrol edemiyorum.

İşte:

dua:

bazen:

tam:

burada:

doğar.

İnsan:

gücünün:

sınırını:

hissettiğinde:

Allah’a:

daha:

içten:

yönelebilir.

Anne-baba:

şunu:

ister:

“Allah’ım, bize hayırlı bir evlat ver.”

Bu:

çok:

insani:

bir:

duadır.

Çocuğu:

henüz:

görmemişlerdir.

Nasıl:

olacağını:

bilmezler.

Karakterini:

bilmezler.

Geleceğini:

bilmezler.

Sağlığını:

tam:

garanti:

edemezler.

Ama:

sevmeye:

başlamışlardır.

Bu:

ebeveynliğin:

belki de:

en:

etkileyici:

yanlarından:

biridir:

İnsan henüz tanımadığı birini beklerken onun için dua etmeye başlayabilir.

Ayet:

bize:

eş:

ilişkisi:

konusunda:

da:

çok:

güzel:

bir:

kelime:

verir:

Sükûn.

Huzur.

İnsan:

evliliği:

bazen:

yalnız:

görevlerle:

düşünebilir.

Para:

kazanılacak.

Ev:

kurulacak.

Çocuk:

büyütülecek.

Sorumluluklar:

yerine:

getirilecek.

Bunların:

hepsi:

önemlidir.

Ama:

ayet:

daha:

temelde:

şunu:

hatırlatır:

Eş, insanın yanında huzur bulabileceği kişidir.

Bu:

şu:

soruyu:

da:

beraberinde:

getirir:

Ben eşimin huzur bulduğu bir insan mıyım?

Eve:

geldiğinde:

rahatlıyor:

mu?

Yoksa:

geriliyor:

mu?

Benimle:

konuşurken:

kendini:

güvende:

hissediyor:

mu?

Derdini:

anlatabiliyor:

mu?

Yanlış:

yaptığında:

aşağılanacağını:

mı:

düşünüyor,

yoksa:

birlikte:

çözebileceğimizi:

mi?

Çünkü:

“Onunla huzur bulsun diye…”

ifadesi:

yalnız:

eşten:

alacağımız:

huzuru:

değil,

eşimize:

nasıl:

bir:

insan:

olduğumuzu:

da:

sorgulatabilir.

Evlilikte:

her gün:

romantik:

bir:

huzur:

olmaz.

Tartışma:

olabilir.

Ekonomik:

sıkıntı:

olabilir.

Hastalık:

olabilir.

Yorgunluk:

olabilir.

Fikir:

ayrılığı:

olabilir.

Ama:

bütün:

bunların:

içinde:

eşler:

birbirinin:

düşmanı:

değil,

aynı hayatın iki yol arkadaşı

olduklarını:

hatırlayabilirler.

Ayetin:

hamilelik:

tasviri:

ise:

insanın:

bir nimetin:

nasıl:

aşama aşama:

hayatına:

girdiğini:

gösterir.

Başlangıçta:

çok:

küçük:

ve:

hafif:

bir:

durum:

vardır.

Sonra:

aylar:

geçer.

Anne:

bedeninde:

giderek:

büyüyen:

bir:

hayat:

taşır.

Bu:

bize:

insanın:

hayata:

ne kadar:

kırılgan:

bir:

başlangıçla:

geldiğini:

hatırlatır.

Bir zamanlar:

hepimiz:

başkasının:

korumasına:

tamamen:

muhtaçtık.

Kendi:

başımıza:

yemek:

yiyemiyorduk.

Yürüyemiyorduk.

Konuşamıyorduk.

Kendimizi:

koruyamıyorduk.

Bugün:

ne kadar:

güçlü,

zengin,

ünlü

veya:

başarılı:

olursak:

olalım,

başlangıcımız:

son derece:

muhtaç:

bir:

insan:

başlangıcıydı.

Bu:

bilinç:

kibri:

kırabilir.

Ayet:

bize:

çocuk:

hakkında:

da:

çok:

önemli:

bir:

ölçü:

verir.

Çocuk:

nimettir.

Ama:

aynı zamanda:

emanettir.

Anne-baba:

çocuğu:

“Benim.”

diyerek:

kendi:

mülkü:

gibi:

göremez.

Çocuk:

bir:

eşya:

değildir.

Anne-babanın:

yarım:

kalmış:

hayallerini:

gerçekleştirmek:

için:

dünyaya:

gelmiş:

bir:

proje:

değildir.

Bir:

anne:

“Ben doktor olamadım, sen mutlaka doktor olacaksın.”

diyebilir.

Baba:

“Benim yapamadığımı sen yapacaksın.”

diyebilir.

Ama:

çocuk:

kendi:

kişiliği,

yetenekleri

ve:

hayatı:

olan:

bir:

insandır.

Ebeveynin:

görevi:

onu:

kendi:

egosunun:

devamı:

hâline:

getirmek:

değil,

iyi bir insan olabilmesi için ona rehberlik etmektir.

Belki:

“salih evlat”

duasının:

en güzel:

karşılıklarından:

biri:

burada:

ortaya:

çıkar.

Anne-baba:

çocuğunun:

yalnız:

zengin:

olmasını:

istememeli.

Sadece:

çok:

başarılı:

olmasını:

istememeli.

Sadece:

en iyi:

okulu:

kazanmasını:

istememeli.

Şunu:

da:

istemeli:

Dürüst olsun.

Merhametli olsun.

Adil olsun.

Vicdanlı olsun.

Kendisine ve başkalarına faydalı olsun.


Çünkü:

bir:

çocuğun:

hayatta:

çok:

başarılı:

olması:

ama:

ahlaken:

kötü:

bir:

insana:

dönüşmesi:

anne-baba:

için:

gerçek:

bir:

başarı:

sayılabilir mi?

Ayet:

bize:

şükür:

hakkında:

belki de:

en:

önemli:

derslerden:

birini:

verir:

İnsan nimeti isterken verdiği sözü, nimete kavuşunca unutabilir.

Hepimiz:

bunu:

hayatımızda:

farklı:

biçimlerde:

yaşayabiliriz.

Bir:

iş:

isteriz:

“Allah’ım, bu işi verirsen çok şükredeceğim.”

İş:

olur.

Bir süre:

sonra:

işten:

şikâyet:

etmeye:

başlarız.

Bir:

ev:

isteriz.

Alınca:

çok:

seviniriz.

Birkaç:

yıl:

sonra:

daha:

büyüğünü:

isteriz.

Bir:

çocuk:

isteriz.

Yıllarca:

dua:

ederiz.

Çocuk:

doğduktan:

sonra:

zaman:

geçer

ve:

onun:

varlığını:

sıradan:

görmeye:

başlayabiliriz.

Bir:

hastalıktan:

kurtulmak:

isteriz.

“Bir daha sağlığımı ihmal etmeyeceğim.”

deriz.

İyileşiriz.

Sonra:

eski:

alışkanlıklarımıza:

dönebiliriz.

İşte:

şükür:

nimetin ilk günkü değerini her gün yeniden görebilmektir.

Bu:

hiç:

şikâyet:

etmemek:

değildir.

Bir:

çocuk:

zorlayabilir.

Evlilik:

zor:

dönemlerden:

geçebilir.

Sağlıklı:

bir insan:

yorulabilir.

İş:

sıkıntılı:

olabilir.

Şükür:

zorluğu inkâr etmek

değildir.

Şükür:

zorluğun:

içinde:

nimeti:

de:

unutmamaktır.

Bir:

anne:

çocuğundan:

yorulabilir.

Bu:

çocuğunu:

sevmediği:

anlamına:

gelmez.

Bir:

eş:

ilişkisinde:

zor:

bir:

dönem:

yaşayabilir.

Bu:

bütün:

iyilikleri:

yok:

saymak:

zorunda:

olduğu:

anlamına:

gelmez.

Şükür:

gerçekliği:

inkâr:

etmeden:

iyiliği:

fark:

edebilme:

yeteneğidir.

Ayet:

aynı zamanda:

duanın:

insan:

hayatındaki:

yerini:

çok:

doğal:

bir:

sahneyle:

gösterir.

İnsan:

bazen:

çok:

büyük:

teolojik:

cümleler:

kurmaz.

Sadece:

şöyle:

der:

“Allah’ım, çocuğum iyi olsun.”

Belki:

dünyanın:

en:

samimi:

dualarından:

bazıları:

böyle:

basit:

cümlelerdir.

Bir:

anne:

gece:

uyumadan:

önce:

çocuğu:

için:

dua:

eder.

Bir:

baba:

hastane:

koridorunda:

sessizce:

“Allah’ım, iyi olsun.”

der.

İşte:

insanın:

Allah’a:

yönelişi:

bazen:

en:

derin:

hâlini:

tam:

bu:

çaresizlik:

ve:

sevgi:

noktasında:

bulur.

Ama:

A‘râf 189:

bizi:

orada:

bırakmaz.

Bir sonraki:

ayet:

bu:

duadan:

sonra:

insanın:

nimet:

karşısında:

nasıl:

davrandığını:

sorgulayacaktır.

Bu nedenle:

  1. ayetin:
sonundaki:

“Şükredenlerden olacağız.”

sözü:

yalnız:

güzel:

bir:

dua:

değildir.

Aynı zamanda:

bir söz ve bir sorumluluktur.

Belki de A‘râf 189’un bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Allah’tan bir nimeti isterken verdiğimiz sözleri, o nimet hayatımızın sıradan bir parçası hâline geldikten sonra da hatırlıyor muyuz?

Çünkü:

nimeti:

istemek:

kolaydır.

Nimet:

gelince:

sevinmek:

de:

kolaydır.

Asıl:

zor:

olan:

nimetin şükrünü zaman geçtikçe korumaktır.

Eşin:

nimetse:

onu:

hor:

görme.

Çocuğun:

nimetse:

onu:

mülkün:

gibi:

görme.

Sağlığın:

nimetse:

onu:

bilinçsizce:

tüketme.

Malın:

nimetse:

onunla:

kibirlenme.

Ve:

sana:

verilen:

her:

şeyde:

şunu:

hatırla:

Bir zamanlar sahip olmadığın için dua ettiğin şey, bugün alıştığın için değerini unuttuğun şey hâline gelmesin.


“Bir nimeti elde etmeden önce ettiğin duayı, elde ettikten sonra da hatırla. Eşini alışkanlığa, çocuğunu mülke, sağlığını garantiye, rızkını kendi gücüne dönüştürme. Şükür, bir zamanlar ‘Allah’ım nasip et’ dediğin şeye bugün hâlâ ‘Elhamdülillah’ diyebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt