📖 Nahl Suresi 98. Ayette “Kur’an Okuduğun Zaman Kovulmuş Şeytandan Allah’a Sığın” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,738
2,736,298
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nahl Suresi 98. Ayette “Kur’an Okuduğun Zaman Kovulmuş Şeytandan Allah’a Sığın” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan hakikati okumaya başladığında yalnızca gözleriyle değil, kalbiyle de hazır olmalıdır. Çünkü Kur’an’dan gerçek anlamda faydalanmak, sadece kelimeleri seslendirmek değil; kibri, öfkeyi, ön yargıyı ve insanı hakikatten uzaklaştıran bütün iç sesleri geride bırakmaya çalışmaktır. Allah’a sığınmak, insanın zayıflığını kabul etmesi ve doğruyu kendi gücüyle değil, Allah’ın yardımıyla aradığını bilmesidir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Nahl Suresi 98. Ayetin Anlamı Nedir ❓​

Nahl Suresi'nin 98. ayeti, Kur’an okumaya başlanırken şeytanın vesvesesinden Allah’a sığınmayı emreden son derece önemli bir ayettir.

Ayetin anlamı şöyledir:

“Kur’an okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.”
Nahl Suresi, 16:98
Bu kısa ayet, aslında Kur’an’la kurulacak ilişkinin nasıl başlaması gerektiği konusunda çok derin bir eğitim vermektedir.

İnsan Kur’an’a yaklaşırken yalnızca dilini değil, kalbini ve zihnini de hazırlamalıdır.

Çünkü Kur’an okumak yalnızca harfleri seslendirmek değildir.

Anlamaya çalışmak, düşünmek, öğüt almak ve insanın kendi hayatını ilahi ölçüler karşısında değerlendirmesidir.

Bu süreçte insanın dikkati dağılabilir.

Kibir devreye girebilir.

Ön yargılar etkili olabilir.

Nefis kendisine ağır gelen gerçeklerden kaçmak isteyebilir.

Şeytan ise insanın hakikatle arasındaki bağı zayıflatmaya çalışabilir.

Bu nedenle ayet, Kur’an okumadan önce insana çok önemli bir yöneliş öğretmektedir:

Önce Allah’a sığın.

2️⃣ Allah’a Sığınmak Ne Anlama Gelir ❓​

Allah’a sığınmak, insanın kendi gücünün sınırlı olduğunu kabul ederek Allah’ın korumasını ve yardımını istemesi anlamına gelir.

İnsan birçok konuda güçlü görünebilir.

Bilgi sahibi olabilir.

Tecrübeli olabilir.

Kararlı olabilir.

Fakat manevi bakımdan her zaman korunmaya ihtiyaç duyar.

Bu nedenle Allah’a sığınmak, zayıflık değil, insanın kendi sınırlarını bilmesidir.

İnsan şöyle bir bilinç taşır:

“Ben kendi başıma her şeyi doğru göremeyebilirim.”

“Yanılabilirim.”

“Ön yargılarım beni etkileyebilir.”

“Şeytanın vesvesesine karşı Allah’ın yardımına ihtiyacım var.”

İşte istiâze denilen bu sığınma hâli, insanı manevi bakımdan hazırlayan önemli bir başlangıçtır.

Allah’a sığınmak, insanın hakikate kendi kibriyle değil, kulluk bilinciyle yaklaşmasıdır.

3️⃣ “Kovulmuş Şeytan” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette şeytan için kullanılan ifade, Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılmış, reddedilmiş ve kovulmuş anlamını taşımaktadır.

Şeytan, insanı Allah’ın yolundan uzaklaştırmaya çalışan ve ona yanlışları güzel göstermeye çalışan bir düşman olarak anlatılır.

Ancak şeytan insanı fiziksel olarak zorlayarak günah işletmez.

Daha çok vesvese verir, yanlış düşünceleri cazip gösterir, insanın zayıf taraflarını kullanmaya çalışır.

Bu nedenle insan yaptığı her yanlışı şeytanın üzerine atamaz.

Şeytan çağırabilir.

Fakat insanın sorumluluğu kendi tercihleriyle ilgilidir.

Vesvese başka, irade başka şeydir.

İnsan şeytanın etkisine karşı Allah’a sığınmalı, fakat kendi yanlışlarının sorumluluğunu da taşımaya devam etmelidir.

4️⃣ Kur’an Okumadan Önce Neden Şeytandan Allah’a Sığınıyoruz ❓​

Çünkü Kur’an, insanı doğruya çağıran bir rehberdir.

Şeytanın amacı ise insanı bu rehberlikten uzaklaştırmaktır.

İnsan Kur’an okurken şeytanın etkisi farklı şekillerde ortaya çıkabilir.

Dikkati dağıtabilir.

Okunan ayetleri önemsememeye yöneltebilir.

İnsan anlamını düşünmeden hızlıca geçebilir.

Kendisine hitap eden uyarıları başkalarına yönelikmiş gibi görebilir.

Hoşuna gitmeyen ayetleri küçümseyebilir.

Şeytanın en büyük başarılarından biri, insanın Kur’an okumasını engellemek değil, Kur’an okuduğu hâlde ondan etkilenmemesini sağlamaktır.

Bu nedenle Allah’a sığınmak, insanın yalnızca okumaya değil, anlamaya ve değişmeye de hazır olmasıdır.

5️⃣ Eûzü Besmele Nedir ❓​

Kur’an okumaya başlanırken yaygın olarak şu ifade söylenir:

“Eûzü billâhi mine’ş-şeytânirracîm.”

Anlamı:

“Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım.”

Ardından genellikle:

“Bismillahirrahmanirrahim.”

denilir.

Bunun anlamı da:

“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.”

şeklindedir.

Eûzü, insanın Allah’ın korumasına yönelişini ifade eder.

Besmele ise yapılan işe Allah’ın adıyla başlamayı temsil eder.

Bu iki ifade birlikte düşünüldüğünde çok güzel bir manevi hazırlık ortaya çıkar:

Önce kötülükten Allah’a sığın, sonra iyiliğe Allah’ın adıyla başla.

6️⃣ Ayette “Kur’an Okuduğun Zaman” Denilmesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin ifadesi, Kur’an okumayla Allah’a sığınma arasında doğrudan ilişki kurmaktadır.

İslam geleneğinde bu ayet, Kur’an okumaya başlamadan önce istiâzede bulunmanın temel dayanaklarından biri olarak anlaşılmıştır.

Buradaki amaç yalnızca belirli bir cümleyi söylemek değildir.

Asıl amaç, insanın Kur’an’la karşılaşmaya zihinsel ve manevi olarak hazırlanmasıdır.

Bir insan sadece dilinden “Eûzü billâh” diyebilir ama zihni tamamen başka yerde olabilir.

Başka biri ise bu sözün anlamını düşünerek gerçekten Allah’ın yardımını isteyebilir.

Kelime önemlidir; fakat kelimenin taşıdığı bilinç daha da önemlidir.

İnsan Kur’an’a başlarken kendisine şunu hatırlatmalıdır:

“Şimdi Allah’ın kelamını okuyorum.”

Bu bilinç, okumaya ayrı bir ciddiyet kazandırır.

7️⃣ Şeytan Kur’an Okuyan İnsana Nasıl Vesvese Verebilir ❓​

Vesvese her zaman açık bir günaha çağrı şeklinde olmaz.

Bazen daha ince yollarla ortaya çıkabilir.

İnsan Kur’an okurken:

“Bunu zaten biliyorum.”

diye düşünebilir.

Bir ayeti okuyup hemen başkalarının hatalarını düşünmeye başlayabilir.

Kendisine yönelik uyarıları görmezden gelebilir.

Sadece tartışmalarda kullanacağı delilleri arayabilir.

Kur’an’ı kendi görüşünü doğrulamak için okuyabilir.

İşte bütün bunlar insanın Kur’an’la ilişkisini zayıflatabilir.

Kur’an başkalarını yargılamak için değil, önce insanın kendisini düzeltmesi için okunmalıdır.

Şeytan insanın Kur’an’ı tamamen bırakmasını sağlayamıyorsa, onun Kur’an’ı yanlış niyetlerle okumasına çalışabilir.

Bu nedenle istiâze yalnızca dışarıdaki bir düşmandan değil, insanın içindeki kibir ve ön yargılardan da korunma bilinci oluşturmalıdır.

8️⃣ Kur’an Okurken Dikkatin Dağılması Şeytanın Vesvesesi Midir ❓​

Her dikkat dağılması mutlaka doğrudan şeytana bağlanmamalıdır.

İnsan yorgun olabilir.

Uykusuz olabilir.

Zihni yoğun olabilir.

Çevresinde gürültü bulunabilir.

Bunlar doğal sebeplerdir.

Ancak şeytanın vesvesesi de insanın dikkatini manevi konulardan uzaklaştırabilir.

Bu nedenle insan Kur’an okurken mümkün olduğunca uygun bir ortam oluşturmaya çalışmalıdır.

Telefonu uzaklaştırmak.

Sessiz bir yerde okumak.

Acele etmemek.

Okuduğu ayetin anlamını düşünmek.

Bunlar dikkati güçlendirebilir.

Allah’a sığınmak manevi hazırlıktır; dikkatli ortam oluşturmak ise insanın kendi sorumluluğudur.

İkisini birlikte yapmak daha doğru bir yaklaşım olabilir.

9️⃣ Kur’an’ı Sadece Sesli Okumak Yeterli Midir ❓​

Kur’an’ı sesli veya sessiz okumak değerli bir ibadettir.

Fakat Kur’an’ın amacı yalnızca seslendirilmek değildir.

Kur’an aynı zamanda anlaşılmak, düşünülmek ve yaşanmak için indirilmiştir.

İnsan Arapça okuyabiliyorsa güzel.

Fakat anlamını bilmiyorsa meal ve açıklamalardan yararlanması da önemlidir.

Çünkü insan ne okuduğunu anlamaya başladığında ayetlerin hayatına dokunuşu daha güçlü hâle gelebilir.

Kur’an’ın sesi kalbe huzur verebilir; anlamı ise insanın hayatını değiştirebilir.

Bu nedenle ideal ilişki, okumayı ve anlamayı birbirinden ayırmamaktır.

İnsan her gün az miktarda okuyabilir ama okuduğu bölümü düşünmeye zaman ayırabilir.

Kur’an’la gerçek bağ, sayfa sayısından çok, insanın o sayfalardan ne kadar ders aldığıyla güçlenir.

🔟 Kur’an Okurken Niyet Neden Önemlidir ❓​

İbadetlerde niyet önemli bir yere sahiptir.

Kur’an okurken de insanın niyeti okumaya nasıl yaklaşacağını etkileyebilir.

Bir kişi sadece insanlara gösteriş yapmak için okuyabilir.

Bir başkası tartışmada üstün gelmek için ayet arayabilir.

Başka biri gerçekten Allah’ın mesajını anlamak için okuyabilir.

Dışarıdan bakıldığında üçü de aynı kitabı okuyabilir.

Fakat iç dünyalarındaki yöneliş aynı değildir.

Aynı Kur’an okunabilir; fakat niyetler farklı olabilir.

İnsan Kur’an’a yaklaşırken kendisine şunu sorabilir:

“Ben burada ne arıyorum?”

Eğer cevap Allah’ın rehberliği ve kendi hayatını düzeltmek ise bu, son derece güzel bir başlangıçtır.

Kur’an’ı değiştirmek için değil, Kur’an’ın bizi değiştirmesine izin vermek için okumalıyız.

1️⃣1️⃣ Şeytan Kur’an’ın Anlamını Çarpıtmaya Çalışabilir Mi ❓​

İnsan ayetleri kendi çıkarına göre yorumlamaya çalışabilir.

Bazen bir ayetin yalnızca işine gelen kısmını görür.

İşine gelmeyen kısmını ise görmezden gelir.

Bu durum Kur’an’ı doğru anlamanın önündeki önemli tehlikelerden biridir.

Şeytan insanın nefsini kullanarak ona şöyle düşündürebilir:

“Bu ayet sana değil, başkalarına hitap ediyor.”

“Sen zaten doğrusun.”

“Senin yaptığın bunun dışında.”

Bu şekilde insan kendisini sürekli haklı görebilir.

Kur’an’ı okurken en zor şeylerden biri, ayetin başkasını değil bizi de sorgulayabileceğini kabul etmektir.

Bu nedenle Allah’a sığınmak, hakikatin önünde dürüst olmayı da gerektirir.

İnsan bir ayeti kendi fikrine uydurmak yerine, kendi fikrini ayetin ölçüsünde değerlendirmeye çalışmalıdır.

1️⃣2️⃣ Kur’an Okumak Şeytanın Etkisini Tamamen Ortadan Kaldırır Mı ❓​

Kur’an okumak insanın manevi hayatını güçlendirebilir.

Fakat insanın artık hiçbir vesveseyle karşılaşmayacağı anlamına gelmez.

İnsan hayat boyunca imtihan içerisindedir.

Kur’an okuyan kişi de öfkelenebilir.

Yanlış düşünebilir.

Günaha yaklaşabilir.

Bu nedenle manevi korunma sürekli bir süreçtir.

Kur’an okumak başlangıçtır; Kur’an’ın öğrettiklerini yaşamak koruyucu bir hayat düzeni oluşturur.

İnsan Allah’a sığınmalı.

Namazına dikkat etmeli.

Dilini korumalı.

Helal ve haram konusunda hassas olmalı.

Kötü alışkanlıklardan uzaklaşmaya çalışmalıdır.

Yani korunma yalnızca bir cümle söylemek değil, hayatın yönünü Allah’a çevirmektir.

1️⃣3️⃣ Şeytanın En Çok Kullandığı Yöntemlerden Biri Erteleme Midir ❓​

Evet, erteleme insanın manevi hayatındaki büyük sorunlardan biri olabilir.

İnsan şöyle diyebilir:

“Yarın Kur’an okumaya başlarım.”

“Biraz daha yaşlanınca ibadetlerime dikkat ederim.”

“Şu işler bitsin, sonra tövbe ederim.”

Fakat hayat sürekli yeni işler getirir.

Yarın hiçbir zaman bugüne dönüşmeyebilir.

Şeytan insana her zaman “Asla yapma” demek zorunda değildir; bazen “Sonra yaparsın” demesi yeterlidir.

Bu nedenle insan güzel işleri sürekli ertelememelidir.

Bir sayfa okuyabiliyorsa bir sayfa.

Bir ayet anlayabiliyorsa bir ayet.

Küçük de olsa başlamalıdır.

Manevi hayat büyük kararlarla değil, sürekli yapılan küçük doğrularla güçlenir.

1️⃣4️⃣ Kur’an Okurken Kibir Neden Tehlikelidir ❓​

Kibir, insanın kendisini başkalarından üstün görmesi ve hakikate karşı içten içe kapalı hâle gelmesidir.

Kur’an okuyan insan çok bilgi sahibi olabilir.

Ayetleri ezberleyebilir.

Dinî konularda güçlü bir bilgi birikimi oluşturabilir.

Fakat bu bilgi onu kibirli hâle getiriyorsa ciddi bir manevi tehlike vardır.

Kur’an bilgisi insanı büyütmek için değil, insanın Allah karşısındaki kulluğunu derinleştirmek için olmalıdır.

İnsan çok bildikçe daha mütevazı olmalıdır.

Çünkü öğrendiği her yeni hakikat ona kendi eksiklerini de gösterebilir.

Kur’an’ı başkalarını küçümsemek için kullanmak, kitabın ahlaki mesajıyla çelişir.

Hakikati bilmek ayrıcalık değil, daha büyük bir sorumluluktur.

1️⃣5️⃣ Kur’an’ı Tartışma Kazanmak İçin Kullanmak Doğru Mudur ❓​

Kur’an ayetleri elbette dinî meseleleri açıklamak ve doğru bilgiyi ortaya koymak için kullanılabilir.

Ancak insanın asıl amacı yalnızca karşı tarafı yenmek olduğunda niyet bozulabilir.

Bir tartışmada “Ben kazandım” demek, hakikatin gerçekten kazanmış olduğu anlamına gelmez.

İnsan doğru bir ayeti bile yanlış bir üslupla kullanabilir.

Hakaret ederek.

Küçümseyerek.

Karşısındakini susturmak için.

Kur’an’ın amacı insan egosunun silahı olmak değildir.

Dinî konuşmalarda insan hakikati savunabilir ama güzel ahlakı terk etmemelidir.

Çünkü doğru söz yanlış üslupla söylendiğinde insanları hakikatten uzaklaştırabilir.

Hakikati savunurken hakikatin ahlakını kaybetmemek gerekir.

1️⃣6️⃣ Kur’an Okumadan Önce Manevi Hazırlık Nasıl Yapılabilir ❓​

İnsan Kur’an okumadan önce birkaç basit fakat anlamlı hazırlık yapabilir.

Mümkünse sakin bir ortam seçebilir.

Dikkatini dağıtan şeyleri azaltabilir.

Allah’a sığınabilir.

Besmele çekebilir.

Okuyacağı ayetlerin anlamını düşünmeye niyet edebilir.

Kendisini başkalarıyla değil, ayetlerin mesajıyla karşılaştırabilir.

Bu hazırlıkların amacı okumayı zorlaştırmak değildir.

Tam tersine Kur’an’la daha bilinçli ilişki kurmaktır.

Kur’an okumaya başlamadan önce kalbi susturmak, bazen dili hazırlamaktan daha önemlidir.

İnsan birkaç dakika bile olsa dünyadaki telaşını geride bırakmaya çalışabilir.

Çünkü Kur’an'a ayrılan zaman, sıradan bir metne ayrılan zaman gibi görülmemelidir.

1️⃣7️⃣ Nahl Suresi 97 ve 98. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

Nahl Suresi'nin 97. ayetinde iman edip salih amel işleyen kadın veya erkeğe güzel bir hayat vaat edilmektedir.

98. ayette ise hemen ardından Kur’an okumaya başlanırken şeytandan Allah’a sığınmak emredilmektedir.

Bu sıralama anlamlıdır.

Güzel hayatın nasıl yaşanacağı konusunda insan rehberliğe ihtiyaç duyar.

Bu rehberliğin en temel kaynağı Kur’an’dır.

Fakat Kur’an’dan doğru biçimde faydalanabilmek için insanın kalbini ve zihnini şeytanın etkilerinden korumaya çalışması gerekir.

97. ayet güzel hayatı gösterir, 98. ayet ise bu hayatın rehberiyle nasıl buluşmamız gerektiğini öğretir.

İnsan Kur’an’ı okur.

Doğruyu öğrenir.

Salih amel işlemeye çalışır.

Böylece iman ve davranış arasındaki bağ güçlenir.

Kur’an yalnızca okunacak bir kitap değil, güzel hayatın yönünü gösteren bir rehberdir.

1️⃣8️⃣ Nahl Suresi 98. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir ❓​

Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri, insanın hakikate yaklaşırken Allah’ın yardımına ihtiyaç duyduğunu kabul etmesidir.

İnsan ne kadar bilgili olursa olsun yanılabilir.

Ne kadar ibadet ederse etsin kibirlenebilir.

Ne kadar güçlü görünürse görünsün nefsi tarafından etkilenebilir.

Bu nedenle Allah’a sığınmak insanın manevi tevazusudur.

“Ben kendi başıma yeterim” demek yerine “Allah’ım beni koru” diyebilmektir.

Ayet aynı zamanda Kur’an’ın sıradan bir metin olmadığını da hatırlatmaktadır.

İnsan Kur’an’a hazırlanarak yaklaşmalıdır.

Onu yalnızca bilgi toplamak için değil, kendisini değiştirmek için okumalıdır.

Bir ayet canını sıkıyorsa hemen kaçmamalıdır.

Belki de tam o ayette kendisine gereken bir uyarı vardır.

Kur’an’ın en güçlü etkilerinden biri, insanın görmek istemediği taraflarını ona gösterebilmesidir.

Bu nedenle şeytandan Allah’a sığınmak, aynı zamanda insanın hakikatin önünde savunmasız kalmaya razı olmasıdır.

1️⃣9️⃣ Nahl Suresi 98. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir ❓​

Nahl Suresi'nin 98. ayeti, Kur’an okumaya başlarken kovulmuş şeytandan Allah’a sığınmayı emretmektedir.

Bu emir kısa olmasına rağmen insanın Kur’an’la ilişkisini derinden şekillendiren büyük bir mesaj taşımaktadır.

Kur’an okumak yalnızca harfleri seslendirmek değildir.

İnsan bir rehberle karşı karşıyadır.

Bu rehber onun düşüncelerini sorgulayabilir.

Davranışlarını değiştirmesini isteyebilir.

Yanlışlarını gösterebilir.

Daha iyi bir insan olmaya çağırabilir.

Bu nedenle şeytanın insanı Kur’an’dan uzaklaştırmak istemesi şaşırtıcı değildir.

Bazen insan Kur’an’ı hiç açmaz.

Bazen açar fakat anlamını düşünmez.

Bazen okur fakat yalnızca başkalarına uygular.

Bazen de ayetleri kendi çıkarına göre yorumlamaya çalışır.

Kur’an’dan uzaklaşmanın tek şekli onu okumamak değildir; onu okuyup hayatına hiç dokundurmamak da büyük bir kayıp olabilir.

Bu yüzden insan Kur’an okumaya başlarken Allah’a sığınır.

Bu sığınma şu bilinci taşır:

“Allah’ım, beni hakikatten uzaklaştıracak vesveselerden koru.”

“Okuduğumu anlamama yardım et.”

“Kibrimi araya sokma.”

“Kendi çıkarımı ayetlerin önüne koymama izin verme.”

“Bana doğruyu doğru olarak göster ve ona uymayı nasip et.”

İşte istiâzenin gerçek ruhu budur.

Allah’a sığınmak yalnızca ağızdan çıkan bir cümle değil, kalbin yönünü Allah’a çevirmesidir.

Ayet aynı zamanda insanın sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz.

Allah’a sığınmak, insanın hiçbir gayret göstermeden korunacağı anlamına gelmez.

Kişi kendi gözünü de korumalıdır.

Dilini de.

Kazancını da.

Arkadaş çevresini de.

Tükettiği içeriği de.

Çünkü insan sürekli yanlışın içinde yaşayıp yalnızca birkaç kelime söyleyerek bütün manevi etkilerden korunacağını düşünmemelidir.

Dua ile davranış birbirini tamamlamalıdır.

İnsan Allah’a sığınırken aynı zamanda şeytanın çağırdığı yanlışlardan uzaklaşmaya çalışmalıdır.

Ayetin bir başka büyük mesajı da tevazudur.

İnsan kendisini ne kadar güçlü görürse görsün Allah'ın yardımına ihtiyaç duyar.

Bir insan yıllarca Kur’an okumuş olabilir.

Yüzlerce ayet ezberleyebilir.

Çok büyük dinî bilgiye sahip olabilir.

Yine de Allah’a sığınmaya devam eder.

Çünkü bilgi insanı şeytandan otomatik olarak korumaz; kibirli bilgi bazen insanın en büyük sınavlarından biri hâline gelebilir.

Bu nedenle Kur’an okuyan insanın duası yalnızca “Daha fazla bilgi öğreneyim” olmamalıdır.

Şöyle de dua edebilmelidir:

“Allah’ım, öğrendiğim hakikati yaşamayı nasip et.”

Çünkü gerçek başarı, Kur’an hakkında çok konuşmak değil, Kur’an'ın insanın karakterinde bıraktığı güzel izdir.

Sonuç olarak Nahl Suresi'nin 98. ayeti bize şunu öğretmektedir:

Kur’an’a Allah’a sığınarak yaklaş.

Şeytanın vesvesesinden korunmayı iste.

Okurken yalnızca dilini değil, kalbini de aç.

Ayetleri başkalarını yargılamak için değil, önce kendini düzeltmek için oku.

Bilgiyi kibir değil, kulluk sebebi hâline getir.


Çünkü Kur’an'ın gerçek bereketi yalnızca sayfalarında değil, insanın hayatına girdiğinde ortaya çıkar.


🌿 Son Söz​

“Kur’an’ı açmadan önce Allah’a sığınmak, aslında insanın kendi sınırlarını kabul etmesidir. Çünkü insan bazen ayeti okur ama nefsinin istediğini anlar; bazen hakikati görür ama kabul etmek istemez; bazen başkasının yanlışını bulur ama kendi hatasını görmez. Şeytanın en büyük zaferi insanın Kur’an’ı hiç okumaması olmayabilir; Kur’an’ı okuyup yine de değişmemesi de büyük bir kayıptır. Bu yüzden Allah’a sığın, kalbini aç ve her ayete şu soruyla yaklaş: ‘Bu söz bana bugün neyi düzeltmem gerektiğini anlatıyor?’”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt