📖 İsrâ Suresi 25. Ayette “Rabbiniz İçinizdekini En İyi Bilendir; Eğer Salih Kimseler Olursanız Şüphesiz O, Kendisine Yönelenleri Çok Bağışlayandır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,766
2,736,298
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 İsrâ Suresi 25. Ayette “Rabbiniz İçinizdekini En İyi Bilendir; Eğer Salih Kimseler Olursanız Şüphesiz O, Kendisine Yönelenleri Çok Bağışlayandır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsanların gördüğü davranışlarımızdır; Allah ise o davranışların arkasındaki niyeti, pişmanlığı, mücadeleyi ve kalbin gerçek yönünü de bilir. Bazen hata eder, sesimizi yükseltir veya istemeden bir kalbi kırarız; önemli olan yanlışı savunmak değil, fark ettiğimizde dönüp düzeltmektir. Allah’a yönelen insan kusursuz insan değil, kusurunda ısrar etmeyip tekrar tekrar doğruya dönmeye çalışan insandır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ İsrâ Suresi 25. Ayetin Anlamı Nedir ❓​

İsrâ Suresi'nin 25. ayeti, özellikle anne babaya iyiliğin anlatıldığı önceki ayetlerin ardından insanın iç dünyasına, niyetine ve Allah'a dönüşüne dikkat çekmektedir.

Ayetin anlamı şöyledir:

“Rabbiniz içinizdekini en iyi bilendir. Eğer salih kimseler olursanız şüphesiz O, kendisine yönelenleri çok bağışlayandır.”
İsrâ Suresi, 17:25
Bir önceki ayetlerde anne babaya:

Güzel davranmak.

“Öf” bile dememek.

Merhamet göstermek.

Tevazu kanadını indirmek.

ve onlar için dua etmek öğretilmişti.

25. ayet ise adeta şunu hatırlatır:

Allah yalnız dışarıdan görünen davranışı değil, insanın kalbindeki gerçek niyeti de bilir.

Fakat bu, davranışların önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Tam tersine kalpteki samimiyetin davranışlara yansıması beklenir.

2️⃣ “Rabbiniz İçinizdekini En İyi Bilendir” Ne Anlama Gelir ❓​

İnsan başka insanların yalnız dışarıdan görünen tarafını bilir.

Bir kişinin söylediği sözü duyarız.

Yaptığı davranışı görürüz.

Ama kalbinin tamamını bilemeyiz.

Allah ise insanın:

Niyetini.

Pişmanlığını.

Korkusunu.

Samimiyetini.

Gizli hesabını.

ve gerçek yönelişini bilir.

Bu nedenle insan başkalarını kandırabilir ama Allah'ı kandıramaz.

Aynı şekilde insanlar bir kişiyi yanlış anlayabilir fakat Allah onun gerçek niyetini bilir.

İnsanların kanaati sınırlıdır; Allah'ın bilgisi ise insanın iç dünyasını da kuşatır.

3️⃣ Allah’ın Kalbimizi Bilmesi Ne Anlama Gelir ❓​

Bu gerçek hem uyarı hem tesellidir.

Uyarıdır çünkü insan dışarıdan iyi görünürken içinde kötü niyet taşıyabilir.

Bir iyiliği gösteriş için yapabilir.

Birine yardım ederken:

“Herkes beni görsün.”

diye düşünebilir.

İnsanlar davranışı över.

Ama Allah niyeti bilir.

Aynı gerçek tesellidir.

Bir insan güzel bir şey yapmak istemiş fakat imkân bulamamış olabilir.

Başka insanlar onun gayretini fark etmeyebilir.

Ama Allah bilir.

İnsanların görmediği samimiyet Allah'ın bilgisinden kaybolmaz.

Bu yüzden mümin yalnız dış görünüşünü değil, niyetini de düzeltmeye çalışır.

4️⃣ Ayetin Anne Baba Konusunun Hemen Ardından Gelmesi Ne Anlama Gelir ❓​

Bu bağlantı son derece önemlidir.

İnsan anne babasına iyi davranmaya çalışabilir fakat zaman zaman zorlanabilir.

Yaşlı anne baba:

Aynı şeyi tekrar edebilir.

Çocuğunun kararlarına çok karışabilir.

Zor bir karaktere sahip olabilir.

Çocuk bazen içinden rahatsızlık hissedebilir.

Allah insanın bütün bu iç dünyasını bilir.

Fakat ayet:

“İçinden ne geçirirsen geçir, davranışın önemli değil.”

dememektedir.

Tam tersine:

Kalbinin genel yönü iyilik ve Allah'a dönüş ise, hata ettiğinde de dönüp düzelt.

mesajını verir.

Bu, insanın kusurlu doğasını dikkate alan son derece merhametli bir ölçüdür.

5️⃣ Anne Babaya Bir Anlık Sinirlenmek Günah mıdır ❓​

İnsanın içinden geçen her anlık duygu ile bilinçli davranış aynı değildir.

İnsan yorulabilir.

Sinirlenebilir.

Bunalabilir.

Özellikle uzun süre bakım veriyorsa sabrı zorlanabilir.

Bu duygunun kendiliğinden ortaya çıkması ile onu hakaret, zulüm veya aşağılamaya dönüştürmek aynı şey değildir.

İnsan sinirlendiğinde kendisini tutmaya çalışabilir.

Gerekirse odadan çıkabilir.

Sakinleşebilir.

Sonra daha güzel konuşabilir.

Duygunun ortaya çıkması her zaman elimizde değildir; fakat davranışı yönetmek konusunda sorumluluğumuz vardır.

Allah insanın ne kadar zorlandığını da neyi seçtiğini de bilir.

6️⃣ İçimizden Geçen Her Düşünceden Sorumlu muyuz ❓​

İnsan zihninden birçok düşünce geçirebilir.

Bazıları istemeden gelir.

Bazıları korku veya öfke anında ortaya çıkar.

Bir düşüncenin zihinden geçmesi ile insanın onu bilinçli biçimde benimsemesi, planlaması ve davranışa dönüştürmesi aynı değildir.

Bu nedenle insan istemeden aklına gelen her kötü düşünce nedeniyle:

“Ben çok kötü bir insanım.”

diye umutsuzluğa düşmemelidir.

Asıl mesele insanın kalbinin hangi yöne yerleştiği ve bilinçli olarak neyi seçtiğidir.

Geçici düşünce ile yerleşik niyet aynı şey değildir.

Allah insanın içindeki bu ayrımları bizden çok daha iyi bilir.

7️⃣ Güzel Niyet Kötü Davranışı Otomatik Olarak Haklı Çıkarır mı ❓​

Hayır.

Bu ayetin yanlış anlaşılmaması gereken noktalarından biri budur.

Bir insan:

“Kalbim temiz.”

diyerek başkalarına sürekli kötü davranamaz.

Anne babasını sürekli aşağılayıp:

“Ama ben aslında onları seviyorum.”

demek yeterli değildir.

Eşine zulmedip:

“Niyetim kötü değildi.”

demek haksızlığı ortadan kaldırmaz.

Güzel niyet, mümkün olduğunca güzel davranış üretmelidir.

İnsan istemeden hata yaptıysa özür diler.

Zarar verdiyse düzeltmeye çalışır.

Aynı davranışı sürekli yapıp yalnız niyete sığınmak ise ayetin ruhuyla bağdaşmaz.

8️⃣ “Eğer Salih Kimseler Olursanız” Ne Anlama Gelir ❓​

Salih olmak, genel anlamıyla doğru, iyi ve Allah'ın razı olacağı bir hayat yönüne sahip olmak demektir.

Bu ifade kusursuz insan anlamına gelmez.

Salih insan da hata yapabilir.

Sinirlenebilir.

Yanlış karar verebilir.

Fakat temel yönü iyiliktir.

Yanlışta ısrar etmez.

Hatasını fark ettiğinde dönmeye çalışır.

İyiliği önemser.

Kul hakkını önemser.

Allah'ın emirlerini önemser.

Salihlik, hiç düşmemek değil; yönünü sürekli doğruya çevirmektir.

Bu nedenle ayet insanı umutsuzluğa değil, istikamete çağırmaktadır.

9️⃣ “Kendisine Yönelenler” Kimlerdir ❓​

Ayetteki ifade Allah'a tekrar tekrar dönen, yönünü O'na çeviren insanları anlatır.

İnsan günah işler.

Sonra tövbe eder.

Bir süre sonra yeniden hata yapabilir.

Sonra yine Allah'a döner.

Bu tekrar dönüş samimiyetle gerçekleşiyorsa insan Allah'ın rahmetinden ümit kesmez.

Buradaki önemli nokta, tövbeyi günah işleme planına dönüştürmemektir.

İnsan:

“Nasıl olsa tövbe ederim.”

diyerek bilinçli biçimde günahı planlamamalıdır.

Gerçek dönüş:

“Yanlış yaptım; bunu bırakmak ve Rabbime yeniden yönelmek istiyorum.”

bilincidir.

🔟 “Çok Bağışlayandır” İfadesi Bize Ne Öğretir ❓​

Bu ifade insanın Allah'ın rahmetinden ümit kesmemesi gerektiğini öğretir.

Bir insan geçmişinde büyük hatalar yapmış olabilir.

Anne babasının kalbini kırmış olabilir.

İbadetlerini ihmal etmiş olabilir.

Kul hakkına girmiş olabilir.

Ama hayattaysa dönüş kapısı açıktır.

Tövbe edebilir.

Özür dileyebilir.

Hakkı telafi edebilir.

Davranışını değiştirebilir.

Allah'ın bağışlaması insanın geçmişine mahkûm olmadığını gösteren büyük bir rahmettir.

Ancak bağışlanmayı istemek, mümkün olduğunca yanlışın sonucunu düzeltmeyi de gerektirir.

1️⃣1️⃣ Anne Babasının Kalbini Kıran Bir İnsan Ne Yapmalıdır ❓​

Öncelikle hatasını küçümsememelidir.

Eğer mümkünse:

Özür dilemeli.

Gönüllerini almaya çalışmalı.

Aynı davranışı tekrarlamamaya gayret etmeli.

Allah'tan bağışlanma istemelidir.

Bazen insanlar anne babasına karşı sert davranır ve sonra:

“Artık söylemiş oldum.”

deyip devam eder.

Oysa hatayı kabul etmek çok değerlidir.

Özür dilemek insanı küçültmez; karakterini büyütür.

Anne veya baba da insan olduğu için bazen çocuğun samimi özrünü görmek isteyebilir.

Geç kalmadan gönül almak önemlidir.

1️⃣2️⃣ Anne Baba Vefat Ettiyse Geçmiş Hatalar İçin Ne Yapılabilir ❓​

İnsan anne veya babasını kaybettikten sonra geçmişte yaptığı davranışlardan pişman olabilir.

Artık yüz yüze özür dileme imkânı olmayabilir.

Fakat insan yine de Allah'a tövbe edebilir.

Onlar için dua edebilir.

Varsa onların haklarıyla ilgili bir eksikliği gidermeye çalışabilir.

Hayır yapabilir.

Akrabalık bağlarını koruyabilir.

Güzel hatıralarını yaşatabilir.

En önemlisi, aynı hataları başka insanlara karşı tekrarlamamaya çalışabilir.

Geçmiş geri gelmez; fakat geçmişten öğrenilen ders geleceği değiştirebilir.

Pişmanlığın en güzel sonucu dönüşümdür.

1️⃣3️⃣ Allah Niyeti Biliyorsa İnsanların Yanlış Anlaması Önemli Değil midir ❓​

İnsanların yanlış anlaması her zaman önemsiz değildir.

Çünkü davranışlarımız başkalarına zarar verebilir.

Bir insan:

“Allah benim niyetimi biliyor.”

deyip sürekli kırıcı konuşamaz.

İyi niyetli olduğumuzu düşünsek bile davranışımız yanlış anlaşılmaya veya zarara sebep oluyorsa bunu düzeltmeye çalışmak gerekir.

Bazen insan:

“Ben öyle demek istemedim.”

diyebilir.

Bu doğru olabilir.

Ama karşı taraf gerçekten kırılmışsa:

“Niyetim bu değildi ama seni kırdığımı görüyorum.”

diyebilmek olgunluktur.

Allah niyeti bilir.

Biz ise davranışımızın etkisinden de sorumluyuz.

1️⃣4️⃣ Allah’ın Kalpleri Bilmesi Gösterişe Karşı Nasıl Bir Koruma Sağlar ❓​

İnsanların övgüsü hoşumuza gider.

Bu doğal bir duygudur.

Fakat bütün iyiliklerimizi yalnız alkış için yapmaya başladığımızda niyetimiz zarar görebilir.

Bir sadaka veriyoruz.

Herkes bilsin istiyoruz.

Bir iyilik yapıyoruz.

Karşılığında teşekkür bekliyoruz.

Dini bir davranışı insanların gözünde değer kazanmak için kullanıyoruz.

Ayet insana şunu hatırlatır:

Allah içeride ne olduğunu biliyor.

Bu nedenle insan dış görüntüsünü değil, kalbindeki sebebi de kontrol etmelidir.

“Bunu gerçekten Allah rızası ve iyilik için mi yapıyorum, yoksa yalnız görünmek için mi?”

sorusu samimiyet açısından çok değerlidir.

1️⃣5️⃣ Allah İçimizdekini Biliyorsa Dua Etmeye Neden İhtiyacımız Var ❓​

Allah neye ihtiyacımız olduğunu zaten bilir.

Dua Allah'a bilgi vermek değildir.

Dua insanın kulluğunu, ihtiyacını ve yönelişini ifade etmesidir.

Bir çocuk annesinin kendisini sevdiğini bilir ama yine de sevgisini söyler.

Benzer şekilde kul da Allah'ın kendisini bildiğini bilir fakat dua ederek O'na yönelir.

Dua insanın kalbini düzenler.

Kibirden uzaklaştırır.

Acizliğini hatırlatır.

Allah'ın bilmesi duayı gereksiz yapmaz; dua, bilinen hâlimizle Rabbimize bilinçli biçimde dönmemizdir.

Bu nedenle ayette Allah'a yöneliş özellikle vurgulanmaktadır.

1️⃣6️⃣ Bu Ayet Umutsuzluğa Nasıl Bir Cevap Verir ❓​

Bazı insanlar geçmişte yaptıkları hatalar nedeniyle:

“Allah beni artık affetmez.”

diye düşünebilir.

Bu düşünce insanı daha da uzaklaştırabilir.

Ayet ise:

Allah'ın kendisine yönelenleri çok bağışlayan olduğunu

hatırlatmaktadır.

Bu büyük bir umut kapısıdır.

Ancak umut:

“Ne yaparsam yapayım fark etmez.”

anlamına gelmez.

Gerçek umut insanı harekete geçirir.

Tövbe etmeye.

Yanlışı bırakmaya.

İyiliği artırmaya.

Hakkı telafi etmeye.

Allah'ın rahmetine güvenmek, değişme isteğini öldürmemeli; güçlendirmelidir.

1️⃣7️⃣ İsrâ Suresi 23, 24 ve 25. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

Bu üç ayet birlikte anne baba hakkı konusunda son derece bütünlüklü bir yapı oluşturur.

23. ayette:

“Öf bile deme, azarlama ve güzel söz söyle.”

buyurulmuştu.

24. ayette:

Merhametle tevazu kanadını indir ve onlar için dua et.

buyuruldu.

25. ayette ise:

Allah'ın insanın iç dünyasını bildiği ve kendisine yönelenleri bağışladığı hatırlatılmaktadır.

Yani önce davranış.

Sonra kalp.

Sonra Allah'a dönüş.

Bu sıralama bize çok önemli bir gerçek öğretir:

İslam yalnız davranışın görüntüsüyle değil, niyetin ve kalbin yönüyle de ilgilenir.

Ancak iç ile dış birbirinden kopmamalıdır.

1️⃣8️⃣ İsrâ Suresi 25. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir ❓​

Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri şudur:

Hata yaptığında Allah'tan kaçma; Allah'a dön.

İnsan bazen günah işlediğinde utanır.

Bu utanma güzel olabilir.

Fakat şeytan bu duyguyu:

“Sen artık affedilmezsin.”

noktasına taşıyabilir.

İşte ayet buna karşı umut verir.

Yanlışını gör.

Kabul et.

Düzelt.

Tövbe et.

Tekrar yürü.

Allah'a yönelmek için önce kusursuz olmayı beklemek gerekmez; Allah'a yönelmek zaten insanın kendisini düzeltme yolunun parçasıdır.

Bu nedenle salih insan, hiç hata yapmayan değil; hatasından sonra doğru yöne dönmeyi bilen insandır.

1️⃣9️⃣ İsrâ Suresi 25. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir ❓​

İsrâ Suresi'nin 25. ayeti, Allah'ın insanın iç dünyasını, niyetini ve gerçek yönelişini herkesten daha iyi bildiğini; hayatının genel yönünü iyiliğe çeviren ve sürekli Rabbine dönen kullar için büyük bir bağışlanma kapısı bulunduğunu bildirmektedir.

Bu ayetin ilk büyük mesajı, Allah'ın kalplerimizi bilmesidir.

İnsanların bizi nasıl gördüğü önem taşıyabilir.

Fakat insanların bilgisi sınırlıdır.

Bir kişi bizi iyi sanabilirken gerçek niyetimiz kötü olabilir.

Başka biri bizi yanlış anlayabilirken niyetimiz temiz olabilir.

Allah her iki durumda da gerçeği bilir.

Allah'ın hükmü görüntüye mahkûm değildir.

İkinci büyük mesaj, niyetin önemidir.

İnsan aynı davranışı farklı niyetlerle yapabilir.

Bir yardım Allah rızası için yapılabilir.

Aynı yardım gösteriş için yapılabilir.

Dışarıdan ikisi aynı görünür.

Kalpteki yön farklıdır.

Bu nedenle mümin yalnız:

“Ne yaptım?”

değil,

“Neden yaptım?”

sorusunu da kendisine sormalıdır.

Niyet amelin iç dünyasıdır.

Üçüncü büyük mesaj, niyetin davranıştan kaçış bahanesi olmamasıdır.

İnsan:

“Benim kalbim temiz.”

deyip kötü davranışını meşrulaştıramaz.

Kalbin temizliği davranışta da görünmeye çalışmalıdır.

Bir insan sürekli ailesini kırıyor, insanlara haksızlık yapıyor ve sonra:

“Niyetim iyi.”

diyorsa kendisini sorgulamalıdır.

İyi niyet yanlış davranışı savunmak için değil, doğru davranışı üretmek için kullanılmalıdır.

Dördüncü büyük mesaj, insanın kusurlu oluşudur.

Anne babaya çok iyi davranmak isteyen bir insan bile bazen sabrını kaybedebilir.

Yorgun olabilir.

Sert konuşabilir.

Bu durumda:

“Artık bütün iyiliğim boşa gitti.”

diye düşünmemelidir.

Hatasını fark eder.

Özür diler.

Tövbe eder.

Kendini düzeltir.

Bir hata insanın bütün karakterini tanımlamak zorunda değildir.

Beşinci büyük mesaj, salihliğin kusursuzluk olmamasıdır.

Salih insanın hayatında hiçbir hata bulunmaması mümkün değildir.

Asıl mesele genel yönüdür.

İyiliği seviyor mu?

Hatasından dönüyor mu?

Allah'a yöneliyor mu?

Kul hakkını ciddiye alıyor mu?

Salihlik bir vitrin değil, sürekli doğruya yönelen bir hayat istikametidir.

Altıncı büyük mesaj, Allah'a tekrar tekrar dönmektir.

İnsan:

“Bir kere tövbe ettim ama yine düştüm.”

diyebilir.

Eğer yeniden samimiyetle dönüyorsa Allah'ın rahmetinden ümit kesmemelidir.

Elbette günahı planlamak başka şeydir.

Ama insanın zaafıyla düşmesi ve yeniden kalkması başka şeydir.

Müminin görevi düşmemeyi istemek, düştüğünde ise yerde kalmamaktır.

Yedinci büyük mesaj, anne baba ilişkilerinde içtenliği korumaktır.

İnsan anne babasına dışarıdan:

“Tamam anne.”

diyebilir ama içinden sürekli onları küçümseyebilir.

Ayet kalbin de terbiye edilmesi gerektiğini hatırlatır.

Bu her zaman kolay değildir.

Özellikle zor geçmişi olan ailelerde zaman alabilir.

Ama insan:

“Kalbimdeki öfkeyi nasıl daha sağlıklı hâle getirebilirim?”

diye çalışabilir.

Ahlak yalnız dilin terbiyesi değil, kalbin de tedavisidir.

Sekizinci büyük mesaj, özür dilemenin değeridir.

İnsan bazen:

“Ben çocuğuyum, niye özür dileyeceğim?”

veya:

“Ben babayım, niye özür dileyeceğim?”

diyebilir.

Oysa hata yapan kimse özür dileyebilir.

Yaş ve statü yanlışın doğruluğunu değiştirmez.

Özür, insanın değerini azaltmaz; kibirden kurtulmasına yardım eder.

Aile içerisindeki birçok kırgınlık basit bir samimi özürle hafifleyebilir.

Dokuzuncu büyük mesaj, Allah'ın rahmetinden ümit kesmemektir.

Geçmişinde büyük hata olan insan bile dönüş yapabilir.

Yıllarca anne babasına iyi davranmamış olabilir.

Ama bugün başlayabilir.

Yıllarca ibadetini ihmal etmiş olabilir.

Bugün dönebilir.

Bir hakkı yıllarca bekletmiş olabilir.

Bugün telafi etmeye başlayabilir.

Geç kalmış olmak, hiç başlamamaktan daha iyi değildir; fakat bugün başlamak hâlâ mümkündür.

Onuncu büyük mesaj, insanların kalbini kesin biçimde yargılamamaktır.

Allah:

“İçinizdekini en iyi bilir.”

buyuruyorsa insanın başka insanların niyetleri konusunda haddini bilmesi gerekir.

Bir davranışı değerlendirebiliriz.

Ama:

“Sen bunu kesin şu kötü niyetle yaptın.”

demek her zaman doğru olmayabilir.

Kalbin tam bilgisi Allah'a aittir.

Davranış hakkında konuşabiliriz; niyet konusunda daha ihtiyatlı olmalıyız.

On birinci büyük mesaj, samimiyetin yalnızlıkta ortaya çıkmasıdır.

İnsanların yanında çok iyi biri olmak kolay olabilir.

Asıl mesele kimse görmediğinde ne yaptığımızdır.

Anne babanı kimse yokken nasıl konuştuğun.

Çalışanına kimse bakmazken nasıl davrandığın.

Paranı kimse bilmezken nasıl kazandığın.

İşte bunlar samimiyetin önemli göstergeleridir.

Allah'ın bizi gördüğünü bilmek, görünmeyen anlarımızı da ahlaklı yaşamaya çağırır.

On ikinci büyük mesaj, tövbenin davranış değişikliği üretmesidir.

İnsan yalnız:

“Allah'ım affet.”

demekle yetinmemelidir.

Eğer aynı hatayı düzeltme imkânı varsa adım atmalıdır.

Anne babasını kırdıysa gönlünü alır.

Borcu varsa öder.

Haksızlık yaptıysa telafi eder.

Tövbenin en güzel işaretlerinden biri, mümkün olduğunca yanlışın yönünü tersine çevirmektir.

İsrâ Suresi'nin 25. ayeti bugün insanın kendisine şu soruları sordurur:

İnsanların gördüğü hâlim ile Allah'ın bildiği hâlim arasında büyük bir fark var mı?

İyiliklerimi gerçekten doğru niyetle mi yapıyorum?

“Kalbim temiz.” diyerek yanlış davranışlarımı mı savunuyorum?

Anne babama karşı hata yaptığımda özür dileyebiliyor muyum?

Zihnimden geçen istemsiz düşünceler yüzünden kendimi gereksiz yere mahkûm ediyor muyum?

Bir kez tövbe ettikten sonra yeniden hata yaptığımda Allah'ın rahmetinden ümit mi kesiyorum?

Başkalarının niyetleri hakkında bilmediğim hâlde kesin hükümler veriyor muyum?

Allah'a gerçekten tekrar tekrar dönen bir kul muyum?


Bu sorular ayetin insanın dış davranışından çok daha derine indiğini göstermektedir.

İsrâ Suresi'nin 25. ayeti niyet, samimiyet, hata, tövbe, salihlik, aile ilişkileri ve Allah'ın bağışlaması arasında çok güçlü bir denge kurmaktadır.

Sonuç olarak bu ayet bize şunu öğretmektedir:

Allah kalbini bilir.

Fakat bunu yanlışını savunmak için kullanma.

Güzel niyetini güzel davranışa dönüştürmeye çalış.

Anne babana karşı hata ettiğinde özür dile.

İstemeden gelen düşüncelerle bilinçli niyeti birbirine karıştırma.

Bir hatanı bütün kimliğin hâline getirme.

Yanlışta ısrar etmek yerine Allah'a dön.

Tövbeni davranışınla güçlendir.

Başkasının kalbi hakkında kesin hüküm verme.


Ve Allah'ın rahmetinden hiçbir zaman ümit kesme.

Çünkü insanın büyüklüğü hiç hata yapmamasında değil; hatasını fark ettiğinde kibirle savunmak yerine doğruya dönebilecek kadar samimi olmasındadır.

⠀

🌿 Son Söz​

“Allah bizim yalnız dışarıdan görünen hâlimizi değil, içimizde verdiğimiz mücadeleyi de bilir. Yorulduğumuz anı, pişman olduğumuz sözü, kimseye anlatamadığımız kırgınlığı ve gerçekten değişmek isteyen kalbi O bilir. Bu yüzden kusurumuzu gizlemek için ‘Niyetim iyiydi’ demeyelim; hatamızı kabul edip düzeltelim. Bir kez düştük diye de yolun bittiğini sanmayalım. Allah’a dönmenin kapısı açık olduğu sürece insanın hayatında yeni ve daha güzel bir sayfa yazma ihtimali vardır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt