📖 İsrâ Suresi 53. Ayette “Kullarıma Söyle, Sözün En Güzelini Söylesinler; Çünkü Şeytan İnsanların Arasını Bozar” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,765
2,736,298
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 İsrâ Suresi 53. Ayette “Kullarıma Söyle, Sözün En Güzelini Söylesinler; Çünkü Şeytan İnsanların Arasını Bozar” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan bazen haklı olduğu için istediği üslupla konuşabileceğini sanır. Oysa doğru sözün değeri, onu nasıl söylediğimizden tamamen bağımsız değildir. Bir cümle yarayı büyütebilir, aynı hakikat başka bir üslupla söylendiğinde kalbi onarabilir. Güzel söz, gerçeği saklamak değil; gerçeği kırmadan, aşağılamadan ve araya şeytanın gireceği kapıları büyütmeden söyleyebilme sanatıdır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ İsrâ Suresi 53. Ayetin Anlamı Nedir ❓​

İsrâ Suresi'nin 53. ayeti, insan ilişkilerindeki en önemli ahlaki alanlardan biri olan konuşma biçimini düzenlemektedir.

Ayetin anlamı şöyledir:

“Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. Çünkü şeytan onların arasını bozar. Şüphesiz şeytan insanın apaçık düşmanıdır.”
İsrâ Suresi, 17:53
Ayet yalnız:

“Kötü söz söylemeyin.”

dememektedir.

Daha ileri bir ölçü koymaktadır:

“En güzel olanı söyleyin.”

Yani insanın önünde aynı gerçeği ifade edebileceği birkaç seçenek varsa, mümkün olduğunca:

Daha doğru.

Daha adil.

Daha yumuşak.

Daha yapıcı.

Daha az kırıcı.

olan ifadeyi seçmesi istenmektedir.

Çünkü insanlar arasındaki birçok büyük kavga, bazen yalnız birkaç yanlış kelimeyle başlayabilir.

2️⃣ “Kullarıma Söyle” İfadesi Neden Önemlidir ❓​

Allah burada hitabı:

“Kullarıma söyle.”

şeklinde kurmaktadır.

Bu ifade, söz ahlakının iman hayatının dışında küçük bir görgü kuralı olmadığını gösterir.

Nasıl konuştuğumuz da kulluğun bir parçasıdır.

İnsan:

Namazına dikkat edebilir.

Oruç tutabilir.

Dini bilgi öğrenebilir.

Ama dili sürekli insanları yaralıyorsa ahlakının önemli bir bölümünü yeniden gözden geçirmesi gerekir.

Kulluk yalnız secdede değil, konuşurken de sınanır.

Özellikle kızgın olduğumuz anda kullandığımız kelimeler karakterimizin önemli bir göstergesidir.

3️⃣ “Sözün En Güzelini Söylesinler” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet yalnız güzel konuşmayı değil, mümkün olan ifadeler arasından en güzel olanı seçmeyi öğretmektedir.

Örneğin bir insan hata yaptı.

Şöyle diyebiliriz:

“Sen zaten hiçbir şeyi beceremiyorsun.”

Veya:

“Burada bir hata olmuş, bunu birlikte nasıl düzeltebiliriz?”

İki cümle de aynı probleme işaret ediyor olabilir.

Ama birincisi insanı aşağılar.

İkincisi problemi hedef alır.

İşte “en güzel söz” anlayışı böyle bir fark oluşturur.

Güzel söz, gerçeği gizlemek değildir; gerçeği insan onurunu mümkün olduğunca koruyarak ifade etmektir.

Bu yaklaşım hem ailede hem iş hayatında hem arkadaşlıkta hem de tartışmalarda çok önemlidir.

4️⃣ Güzel Söz Her Zaman Yumuşak Söz Demek midir ❓​

Hayır.

Bazen açık ve kararlı konuşmak gerekir.

Bir haksızlık karşısında:

“Bu doğru değil.”

demek gerekebilir.

Bir insan sınırlarımızı ihlal ediyorsa:

“Bunu kabul etmiyorum.”

diyebiliriz.

Bir çalışan ciddi hata yaptıysa yönetici bunu açıkça söylemek zorunda olabilir.

Dolayısıyla “güzel söz”:

Her şeye gülümsemek.

Haksızlığı görmezden gelmek.

Doğruyu saklamak.

anlamına gelmez.

Güzel sözün içinde doğruluk da vardır.

Fakat doğruluk, gereksiz hakaret ve aşağılamayı zorunlu kılmaz.

Sert olmak gereken yer olabilir.

Zalim olmak gereken yer yoktur.

5️⃣ Doğruyu Söylemek ile Kırıcı Olmak Aynı Şey midir ❓​

Hayır.

İnsan bazen:

“Ben doğruyu söylüyorum, alınırsa alınsın.”

diyebilir.

Fakat bu cümle kimi zaman düşüncesizliği dürüstlük gibi göstermenin yolu hâline gelebilir.

Doğru bir söz:

Yanlış zamanda.

Yanlış yerde.

Yanlış üslupla.

söylendiğinde gereksiz zarar verebilir.

Örneğin bir insanın hatasını herkesin içinde aşağılayarak söylemek yerine özel olarak konuşmak daha hikmetli olabilir.

Doğruluk ile merhamet birbirinin düşmanı değildir.

En güzel söz, mümkün olduğunca ikisini bir araya getirir.

Hakikati bozmaz.

Ama insanı da gereksiz yere ezmez.

6️⃣ Şeytan İnsanların Arasını Sözlerle Nasıl Bozabilir ❓​

Ayet açık biçimde:

“Şeytan onların arasını bozar.”

buyurmaktadır.

İnsan ilişkilerinde bunun birçok kapısı olabilir.

Yanlış anlaşılan bir kelime.

Öfkeyle yazılan mesaj.

İmalı bir cümle.

Dedikodu.

İftira.

Küçümseyici hitap.

Alay.

Sürekli kötü niyet yüklemek.

Bunların her biri küçük başlayıp büyük bir çatışmaya dönüşebilir.

İnsan öfkeli olduğunda şeytanın vesvesesine daha açık hâle gelebilir.

Bir cümleyi:

“Bunu da söyle, altında kalma.”

duygusuyla söyleyebilir.

Sonra ilişki kopabilir.

Şeytan çoğu zaman büyük kavgayı küçük kelimelerden büyütebilir.

Bu nedenle dilin kontrolü sadece nezaket değil, manevi korunma meselesidir.

7️⃣ Şeytan İnsanları Doğrudan Kavga Ettirir mi ❓​

Şeytan insanın iradesini zorla elinden almaz.

İnsan yaptığı davranışlardan sorumludur.

Bu yüzden:

“Şeytan yaptırdı, benim suçum yok.”

denilemez.

Şeytan:

Vesvese edebilir.

Öfkeyi körükleyebilir.

Kötü ihtimali cazip gösterebilir.

İnsanın zaaflarından yararlanabilir.

Ama son seçimi insan yapar.

Bu nedenle ayet şeytanı düşman olarak tanıtırken insanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Şeytan kapıyı gösterebilir; o kapıdan girip girmemek insanın tercihidir.

Müminin yapması gereken, özellikle öfke anında bu etkiyi fark edip kendisini kontrol etmeye çalışmaktır.

8️⃣ Öfkeliyken Konuşmak Neden Tehlikeli Olabilir ❓​

Çünkü öfke insanın düşünme biçimini daraltabilir.

O anda insan:

En ağır kelimeyi seçebilir.

Geçmişteki bütün hataları bir anda gündeme getirebilir.

Karşı tarafın en hassas noktasını hedef alabilir.

Sonra sakinleştiğinde:

“Keşke söylemeseydim.”

diyebilir.

Ama bazı sözlerin izi uzun süre kalır.

Bu nedenle öfke anında:

Bir süre susmak.

Mesajı hemen göndermemek.

Ortamdan kısa süreli uzaklaşmak.

Sakinleşince konuşmak.

çok hikmetli olabilir.

Her doğru cümle hemen söylenmek zorunda değildir.

Bazen doğru zamanı beklemek de güzel sözün parçasıdır.

9️⃣ Susmak Bazen En Güzel Söz Olabilir mi ❓​

Evet.

İnsan her durumda cevap vermek zorunda değildir.

Karşı taraf hakaret ediyor olabilir.

Biz de aynı seviyeye inersek tartışma büyüyebilir.

Bazen:

Susmak.

Konuyu kapatmak.

Bir süre beklemek.

çok daha güçlü olabilir.

Fakat susmak her zaman doğru değildir.

Bir haksızlık varsa konuşmak gerekebilir.

Bir insan yardım istiyorsa sessizlik yanlış olabilir.

Bu nedenle ölçü şudur:

“Konuşmam mı daha fazla hayır doğuracak, susmam mı?”

Güzel söz ahlakı yalnız ne söylediğimizle değil, ne zaman konuştuğumuzla da ilgilidir.

🔟 Sosyal Medyada “En Güzel Söz” Nasıl Uygulanabilir ❓​

Sosyal medya insanın dilini daha hızlı ve daha sert hâle getirebilir.

Çünkü karşıdaki insanı yüz yüze görmüyoruz.

Bir yorum yazıyoruz.

Ama o yorumun gerçek bir insan tarafından okunacağını unutabiliyoruz.

Bu nedenle internette:

Hakaret.

Alay.

Küfür.

Aşağılama.

çok kolay yayılabiliyor.

Oysa ekranın arkasındaki insan da onur sahibidir.

Bir görüşe katılmıyorsak:

“Bu görüşe şu gerekçeyle katılmıyorum.”

diyebiliriz.

Bunun yerine:

“Sen cahilsin.”

demek gerekmeyebilir.

Dijital ortam ahlakın dışında değildir.

Klavyeden yazılan kelime de insanın sözüdür.

1️⃣1️⃣ Aile İçinde Güzel Söz Neden Daha da Önemlidir ❓​

İnsan bazen yabancılara çok nazik, ailesine çok sert olabilir.

Dışarıda:

“Lütfen.”

“Teşekkür ederim.”

der.

Evde ise:

Bağırır.

Küçümser.

Emir verir.

Bu büyük bir çelişkidir.

Çünkü en güzel sözün en çok ihtiyaç duyulduğu yerlerden biri evdir.

Eşler arasında kullanılan sürekli aşağılayıcı dil sevgiyi aşındırabilir.

Anne babanın çocuklarına:

“Senden hiçbir şey olmaz.”

demesi yıllarca taşınan yaralar bırakabilir.

Çocukların da anne babalarına saygılı konuşması gerekir.

Aileyi yalnız büyük krizler değil, yıllarca biriken küçük kırıcı cümleler de yıpratabilir.

Bu nedenle güzel söz evin manevi koruyucularından biridir.

1️⃣2️⃣ Çocuğa Sürekli Hakaret Etmek Onu Terbiye Eder mi ❓​

Hayır.

Disiplin ile aşağılama aynı şey değildir.

Bir çocuğa:

“Bu davranış yanlış.”

demek başka.

“Sen kötüsün.”

demek başkadır.

Birincisi davranışı eleştirir.

İkincisi çocuğun kimliğini hedef alır.

Çocuk zamanla kendisine söylenen etiketlere inanabilir.

“Tembelsin.”

“Beceriksizsin.”

“Hiçbir şey olamazsın.”

gibi ifadeler eğitim değil, ciddi psikolojik yaralar oluşturabilir.

Sınır koymak mümkündür.

Ceza veya sonuç belirlemek de bazı durumlarda gerekebilir.

Ama onur kırmak eğitim yöntemi değildir.

İsrâ 53'ün “en güzel söz” ilkesi çocuk eğitiminde de çok değerlidir.

1️⃣3️⃣ Eşler Arasında Tartışırken Hangi Sınırlar Korunmalıdır ❓​

Evlilikte tartışma olması tek başına ilişkinin kötü olduğu anlamına gelmez.

İki insanın görüş ayrılığı olabilir.

Sorun, tartışmanın nasıl yapıldığıdır.

Tartışmada:

Hakaret etmemek.

Geçmişte kapanmış her konuyu yeniden açmamak.

Aileleri aşağılamamak.

Özel sırları silah olarak kullanmamak.

Ayrılıkla sürekli tehdit etmemek.

önemlidir.

Çünkü bazı cümleler kavga bitince unutulmaz.

Öfke geçer; kelimenin izi kalabilir.

Eşler haklı çıkmaya çalışırken ilişkiyi kaybetmemelidir.

Bazen:

“Şu anda çok öfkeliyim, biraz sakinleşip sonra konuşalım.”

demek, söylenebilecek en güzel söz olabilir.

1️⃣4️⃣ Eleştiri Yaparken “En Güzel Söz” Nasıl Seçilir ❓​

Eleştirinin amacı insanı ezmek değil, problemi düzeltmek olmalıdır.

Şöyle bir fark vardır:

“Sen zaten sorumsuzsun.”

yerine:

“Bu işi zamanında tamamlamadığın için sorun yaşadık.”

demek.

İlk cümle kişiliği hedef alır.

İkinci cümle davranışı.

Sağlıklı eleştiri:

Somut olur.

Abartmaz.

Genelleme yapmaz.

Çözüm önerir.

İnsanı tamamen değersizleştirmez.

“Sen hep böylesin.”

ve

“Sen hiçbir zaman…”

gibi ifadeler çoğu zaman çatışmayı büyütür.

En güzel söz, problemin üstünü örtmez.

Problemi mümkün olduğunca adil biçimde tarif eder.

1️⃣5️⃣ Hakaret Eden Birine Güzel Sözle Karşılık Vermek Zayıflık mıdır ❓​

Hayır.

Kendini kontrol etmek çoğu zaman büyük güç gerektirir.

Bir insan sana hakaret ettiğinde aynı şekilde cevap vermek kolay olabilir.

Zor olan:

Sınırını koruyup seviyeni düşürmemektir.

Güzel söz:

“Bana istediğin gibi davranabilirsin.”

anlamına gelmez.

Şöyle diyebilirsin:

“Bu üslupla konuşmaya devam edersen konuşmayı bitireceğim.”

Bu cümle hem kararlıdır hem hakaret içermez.

İnsan gerektiğinde ortamdan uzaklaşabilir.

Hakkını hukuki yollarla arayabilir.

Nezaket teslimiyet değildir.

Ahlakı korumak, insanın kendisini korumasına engel değildir.

1️⃣6️⃣ Her Doğruyu Her Yerde Söylemek Gerekir mi ❓​

Hayır.

Doğru sözün de:

Zamanı.

Yeri.

Muhatabı.

ölçüsü.

önemlidir.

Bir insanın özel hatasını herkesin içinde söylemek gerekmeyebilir.

Bir hasta hakkında hassas bilgiyi ortalıkta paylaşmak doğru değildir.

Bir aile sırrını:

“Doğru ama.”

diyerek yaymak ahlaki olmayabilir.

Doğru bilgiye sahip olmak, onu her yerde söyleme hakkı vermez.

Güzel söz aynı zamanda hikmetli sözdür.

Bazen gerçek özel konuşmada söylenir.

Bazen daha sonra.

Bazen yalnız ilgili kişiye.

Hakikat ile mahremiyet arasında da ahlaki bir denge vardır.

1️⃣7️⃣ İsrâ Suresi 52 ve 53. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

52. ayette insanın yeniden diriltileceği ve dünya hayatının kendisine çok kısa görüneceği anlatılmıştı.

Hemen ardından 53. ayette:

“Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler.”

buyurulmaktadır.

Bu geçiş son derece anlamlıdır.

Ahiret yalnız gelecekte konuşulacak bir konu değildir.

Ahirete inanıyorsan bugün dilini nasıl kullandığın da önemlidir.

Bir gün dünya hayatını çok kısa göreceksin.

O hâlde bu kısa hayatta:

İnsanları kırmak.

Kin büyütmek.

Hakaret etmek.

İftira taşımak.

için dilini kullanma.

Ahiret bilinci doğrudan günlük ahlaka dönüşmektedir.

Dirilişe inanmanın meyvelerinden biri, bugün söylediğin sözün de hesabını düşünmektir.

1️⃣8️⃣ İsrâ Suresi 53. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir ❓​

Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri şudur:

Haklı olmak sana kırıcı olma hakkı vermez.

İnsan bazen tartışmada gerçekten haklı olabilir.

Ama:

Hakaret eder.

Aşağılar.

Karşı tarafın ailesini hedef alır.

Onurunu kırar.

Sonra:

“Ben zaten doğruyu söylüyordum.”

der.

Ayet ise daha yüksek bir ahlak ister:

Doğruyu, mümkün olan en güzel biçimde söyle.

Çünkü amaç yalnız tartışmayı kazanmak değildir.

İnsan ilişkisini de korumak gerekir.

Şeytanın en sevdiği alanlardan biri:

Haklı bir meseleyi çirkin bir üslupla büyük bir düşmanlığa dönüştürmek olabilir.

Bu yüzden mümin yalnız:

“Ne söyledim?”

diye değil,

“Nasıl söyledim?”

diye de kendisini sorgulamalıdır.

1️⃣9️⃣ İsrâ Suresi 53. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir ❓​

İsrâ Suresi'nin 53. ayeti, Allah'ın kullarından mümkün olan en güzel sözü seçmelerini istediğini, çünkü şeytanın insanlar arasındaki küçük dil çatışmalarını büyük düşmanlıklara dönüştürmeye çalışabileceğini ve şeytanın insan için açık bir düşman olduğunu öğretmektedir.

Bu ayetin ilk büyük mesajı, sözün ahlaki bir sorumluluk olduğudur.

İnsan:

“Sadece konuştum.”

diyerek kelimelerin etkisini küçümsememelidir.

Bir söz:

Bir insanı ayağa kaldırabilir.

Bir insanın kalbini kırabilir.

Bir aileyi barıştırabilir.

Bir aileyi dağıtabilir.

Bir toplumu sakinleştirebilir.

Bir kavgayı büyütebilir.

Kelimeler görünmez olabilir ama sonuçları çok gerçektir.

Bu nedenle dil de hesap verilen alanlardan biridir.

İkinci büyük mesaj, yalnız kötü sözden kaçınmanın yeterli olmadığıdır.

Ayet:

“Kötü konuşmayın.”

demekle yetinmiyor.

“En güzelini söyleyin.”

diyor.

Bu çok daha yüksek bir standarttır.

İnsan:

“Bu cümle yanlış mı?”

diye sormakla kalmaz.

“Aynı şeyi daha güzel nasıl söyleyebilirim?”

diye de düşünür.

Bu yaklaşım iletişimin kalitesini tamamen değiştirebilir.

Üçüncü büyük mesaj, güzel sözün doğruluktan vazgeçmek olmadığıdır.

Bazı insanlar nezaketi:

Her şeye evet demek.

Haksızlığa susmak.

rahatsızlığını gizlemek.

olarak anlayabilir.

Bu doğru değildir.

İnsan:

“Hayır.”

diyebilir.

Sınır koyabilir.

Eleştirebilir.

Hakkını isteyebilir.

Fakat bütün bunları hakaret etmeden de yapabilir.

Güzel sözün karşıtı sertlik değil, çirkinliktir.

Bazen güzel söz son derece kararlı olabilir.

Dördüncü büyük mesaj, insanın haklılığını üslup bahanesine dönüştürmemesidir.

“Ben haklıyım.”

cümlesi bazen insanın kendisine her şeyi söyleme ruhsatı verdiğini sanmasına neden olabilir.

Oysa haklı bir konuda haksız yöntem kullanılabilir.

Bir insan doğruyu savunurken iftira atarsa doğruyu savunmuş olmaz.

Haklıyken hakaret ederse kendi ahlakından kaybeder.

Doğru amaç, her yöntemi helal hâle getirmez.

Bu ilke İsrâ 53'ün büyük ahlaki derinliklerinden biridir.

Beşinci büyük mesaj, şeytanın büyük kavgaları küçük sözlerden çıkarabilmesidir.

Bir eş:

Yanlış bir kelime söyler.

Diğeri daha ağır cevap verir.

Birincisi daha da ağırlaştırır.

On dakika sonra konu artık başlangıçtaki mesele değildir.

Yıllar önceki bütün yaralar ortaya dökülmüştür.

İşte insan ilişkilerinin büyük kısmı böyle büyüyebilir.

Kötü söz yeni kötü söz üretir.

Bu zinciri birinin durdurması gerekir.

Bazen:

“Bu şekilde konuşmayalım.”

demek, şeytanın araya gireceği kapıyı kapatabilir.

Altıncı büyük mesaj, öfke anında gecikmenin değeridir.

Normal zamanda insan çok güzel konuşabilir.

Asıl sınav kızgınken başlar.

O anda yazdığımız mesajı hemen göndermemek.

Telefonu bir kenara bırakmak.

Bir süre beklemek.

abdest almak veya ortam değiştirmek.

insanı sonradan pişman olacağı sözlerden koruyabilir.

Bazen on dakikalık sessizlik yıllarca sürecek bir kırgınlığı önleyebilir.

Bu küçümsenecek bir şey değildir.

Yedinci büyük mesaj, aile dilinin geleceği şekillendirdiğidir.

Çocuk:

Evde duyduğu konuşma biçimini öğrenir.

Anne baba birbirine sürekli hakaret ediyorsa çocuk bunu normal ilişki dili sanabilir.

Aynı şekilde saygı, teşekkür ve özür dili de öğrenilir.

Ev yalnız yemek yenilen yer değil, dil ahlakının öğrenildiği ilk okuldur.

Bu nedenle eşlerin ve ebeveynlerin kullandıkları kelimeler yalnız o anı değil, bir sonraki neslin iletişim biçimini de etkileyebilir.

Sekizinci büyük mesaj, çocukları sözle ezmemektir.

Çocuk hata yapabilir.

Dersinde başarısız olabilir.

Bir şeyi kırabilir.

Ama:

“Sen aptalsın.”

“Beceriksizsin.”

“Senden adam olmaz.”

gibi ifadeler problemi düzeltmez.

Çocuğun benlik algısını yaralayabilir.

Daha doğru yaklaşım:

“Bu yaptığın doğru değildi.”

demektir.

İnsanı değil davranışı eleştirmek.

Çocuk yetiştirmek karakter kırmak değil, karakter inşa etmektir.

Dil bunun en güçlü araçlarından biridir.

Dokuzuncu büyük mesaj, eşlerin tartışırken birbirinin en hassas yerlerini silah olarak kullanmamasıdır.

Eşler birbirlerinin:

Sırlarını.

Korkularını.

Geçmiş yaralarını.

zayıflıklarını.

bilirler.

Öfke anında bunları kullanmak çok yıkıcı olabilir.

Çünkü karşıdaki kişi:

“Sana güvendiğim şeyi bana karşı kullandın.”

hissi yaşayabilir.

Bu güveni ciddi biçimde zedeler.

Yakınlık, karşı tarafın zayıf noktalarını öğrenip savaşta kullanma hakkı değildir.

Güzel söz özellikle en yakın ilişkilerde bu emaneti korumayı gerektirir.

Onuncu büyük mesaj, sosyal medyada insanlığımızı kaybetmemektir.

Bir profil fotoğrafının arkasında gerçek bir insan vardır.

Onun:

Ailesi.

duyguları.

onuru.

vardır.

Bir yorum yazarken bunu unutmak kolaydır.

“Nasıl olsa beni tanımıyor.”

diye hakaret etmek, ahlaki sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Anonimlik vicdanı iptal etmemelidir.

İnsan yüz yüze söylemeye utanacağı bir sözü ekrandan kolayca yazıyorsa kendisini sorgulamalıdır.

On birinci büyük mesaj, farklı görüşteki insanlarla da güzel konuşmaktır.

Ayet:

“Yalnız sizinle aynı düşünenlere güzel söz söyleyin.”

demiyor.

İnsan:

Dini.

siyasi.

felsefi.

konularda başkalarıyla ciddi biçimde anlaşamayabilir.

Fakat:

Hakaret.

Küfür.

aşağılama.

zorunlu değildir.

Fikir ayrılığı düşmanlık olmak zorunda değildir.

Bir insanın görüşünü çok yanlış bulabiliriz ve yine de onun insanlık onurunu koruyabiliriz.

Bu, olgun toplumun temelidir.

On ikinci büyük mesaj, eleştirinin kişilik saldırısına dönüşmemesidir.

“Bu yaptığın yanlış.”

ile

“Sen kötü bir insansın.”

aynı şey değildir.

Birincisi düzeltilebilecek davranışı gösterir.

İkincisi insanın bütün kimliğini mahkûm eder.

Sağlıklı iletişim mümkün olduğunca somut davranış üzerinde durur.

İnsanın tamamını tek hataya indirgememek gerekir.

Hepimiz hata yapabiliriz.

Eleştirinin amacı düzeltme ise insanın düzelebileceği alan bırakmalıdır.

On üçüncü büyük mesaj, dedikodunun insanlar arasındaki düşmanlığı büyütebilmesidir.

Bir insan:

“Falanca senin hakkında şunu söyledi.”

der.

Belki cümlenin yarısını aktarır.

Belki bağlamı değiştirir.

İki kişi arasında sorun çıkar.

Şeytanın arayı bozması bazen tam da bu tür aktarmalar üzerinden gerçekleşebilir.

Bu nedenle her duyduğumuzu taşımamak gerekir.

Her doğru bilgi bile her yere taşınmak zorunda değildir.

Söz taşımanın sonucu barışı değil kavgayı büyütecekse insan kendisini kontrol etmelidir.

On dördüncü büyük mesaj, mizahın da ahlakı olduğudur.

Şaka yapmak güzeldir.

İnsanlar güler.

İlişkiler rahatlar.

Ama mizah:

Birinin görünüşünü.

engelliliğini.

ailesini.

yarasını.

sürekli aşağılamaya dönüşürse artık eğlence olmayabilir.

Herkes gülüyor diye incinen kişi yok sayılmaz.

Bir şakanın güzel olup olmadığının ölçülerinden biri de hedef olan insanın onurunun korunup korunmadığıdır.

Güzel söz ilkesi mizahı da kapsar.

On beşinci büyük mesaj, özür dilinin önemidir.

İnsan bazen yanlış bir söz söyler.

Bunu tamamen geri alamaz.

Ama özür dileyebilir.

“Seni kırdım, yanlış yaptım.”

demek güçsüzlük değildir.

Tam tersine karakter gücü olabilir.

Bazıları özür dilerken bile:

“Sen de zaten…”

diye devam eder.

Bu gerçek özrü zayıflatabilir.

Güzel söz bazen çok kısa olabilir:

“Haklısın, bu sözü söylememeliydim. Özür dilerim.”

Bu cümle birçok ilişkinin yeniden kurulmasına yardımcı olabilir.

On altıncı büyük mesaj, din adına da kötü üslubun normalleştirilmemesidir.

İnsan doğru dini bilgiye sahip olabilir.

Ama bunu:

Aşağılayıcı.

kibirli.

insanları sürekli küçümseyen.

bir dille anlatırsa mesajın güzelliğini gölgeleyebilir.

Dini savunmak:

Bağırmak.

hakaret etmek.

insanları değersiz görmek.

demek değildir.

Hakikatin güçlü olması, bizim kaba olmamızı gerektirmez.

İslam'ı anlatan insanın dili de anlattığı ahlaka mümkün olduğunca uygun olmalıdır.

On yedinci büyük mesaj, ahiret inancı ile söz ahlakının birbirinden ayrılmamasıdır.

Bir önceki ayetlerde:

Diriliş.

hesap.

dünya hayatının kısalığı.

anlatılmıştı.

Ardından hemen:

“En güzel sözü söyleyin.”

geliyor.

Bu çok önemli bir bağlantıdır.

Ahiret inancı insanın yalnız zihninde bulunan bir doktrin değildir.

Dilini değiştirmelidir.

Çünkü söylediğin söz de hayatının bir parçasıdır.

Bir gün kısa gördüğün bu dünya hayatında:

Kaç kalp kırdın?

Kaç insanı barıştırdın?


soruları da önem kazanabilir.

Ahirete inanan dil, sorumsuz konuşmamalıdır.

On sekizinci büyük mesaj, şeytanın insan ilişkilerindeki en büyük silahlarından birinin ölçüsüz dil olabileceğini fark etmektir.

Şeytan insana:

“Altında kalma.”

“Daha ağırını söyle.”

“Onun zayıf yerinden vur.”

“Sen haklısın, ne söylersen söyle.”

gibi düşünceler fısıldayabilir.

Mümin ise kendisini durdurmayı öğrenir.

Çünkü gerçek güç her zaman son sözü söylemek değildir.

Bazen gerçek güç, söyleyebileceğin ağır sözü Allah için söylememektir.

İsrâ 53'ün büyük manevi mesajlarından biri budur:

Dilini kontrol etmek, ilişkilerini ve kalbini şeytanın fitnesinden korumanın yollarından biridir.

İsrâ Suresi'nin 53. ayeti bugün insanın kendisine şu soruları sordurur:

Haklı olduğumda istediğim kadar kırıcı olabileceğimi mi düşünüyorum?

Öfkeliyken mesajlarımı hemen mi gönderiyorum?

Aileme yabancılardan daha sert mi konuşuyorum?

Çocuğun davranışını mı eleştiriyorum, kişiliğini mi eziyorum?

Eşimin bana emanet ettiği hassas bilgileri kavga sırasında silah olarak kullanıyor muyum?

Sosyal medyada yüz yüze söylemeyeceğim sözleri yazıyor muyum?

Fikir ayrılığını kişisel düşmanlığa mı çeviriyorum?

Dedikoduyla insanların arasını bozuyor muyum?

Yanlış söz söylediğimde özür dileyebiliyor muyum?

Benim konuşma biçimim barışı mı büyütüyor, şeytanın araya gireceği alanı mı?


Bu sorular ayetin yalnız:

“Kibar olun.”

şeklinde basit bir görgü tavsiyesi olmadığını göstermektedir.

İsrâ Suresi'nin 53. ayeti iman, aile, evlilik, çocuk eğitimi, tartışma, sosyal medya, öfke kontrolü, dedikodu, eleştiri ve şeytanın insanlar arasındaki fitnesi hakkında son derece kapsamlı bir ahlak öğretisi sunmaktadır.

Sonuç olarak bu ayet bize şunu öğretmektedir:

Doğruyu söyle ama çirkinleştirme.

Haklı olsan bile hakaret etme.

Öfkeliyken diline sahip çık.

Ailene de güzel konuş.

Çocukları sözlerle ezme.

Eşinin sırlarını kavgada silah yapma.

Sosyal medyada insanlığını unutma.

Eleştirirken davranışı hedef al, insanın bütün değerini yok etme.

Dedikodu ve söz taşıyarak insanların arasını bozma.

Hata yaptığında özür dile.

Ve şeytanın küçük bir kelimeyi büyük bir düşmanlığa dönüştürmesine izin verme.


Çünkü bazen bir ilişkiyi kurtaran şey büyük bir mucize değildir.

Tam söylenecek en ağır sözün eşiğinde durup onun yerine daha güzel bir cümle seçebilmektir.

⠀

🌿 Son Söz​

“İnsanın dili küçük olabilir ama kurduğu veya yıktığı dünyalar büyük olabilir. Bir cümleyle bir kalbi kırabilir, başka bir cümleyle yıllardır kapalı duran bir kapıyı açabiliriz. Bu yüzden yalnız doğru konuşmayı değil, doğruyu en güzel biçimde söylemeyi de öğrenelim. Haklılığımızı kabalığın bahanesi yapmayalım; çünkü şeytan çoğu zaman insanların arasına büyük kapılardan değil, öfkeyle söylenmiş küçücük bir kelimenin aralığından girer.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt