📖 İsrâ Suresi 37. Ayette “Yeryüzünde Kibirlenerek Yürüme; Çünkü Sen Ne Yeri Yarabilirsin Ne de Boyca Dağlara Ulaşabilirsin” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,739
2,736,298
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 İsrâ Suresi 37. Ayette “Yeryüzünde Kibirlenerek Yürüme; Çünkü Sen Ne Yeri Yarabilirsin Ne de Boyca Dağlara Ulaşabilirsin” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan bazen sahip olduğu makamı, parayı, bilgiyi veya gücü kendisinin değişmez bir üstünlüğü sanabilir. Oysa insan ne kadar yükselirse yükselsin sınırlı bir varlıktır; bedeni, ömrü ve imkânları kendisine ait mutlak güçler değildir. Gerçek büyüklük başkalarını küçük görmekte değil, sahip olduklarına rağmen tevazuyu koruyabilmektedir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ İsrâ Suresi 37. Ayetin Anlamı Nedir ❓​

İsrâ Suresi'nin 37. ayeti, insanı kibirden, böbürlenmekten ve kendisini başkalarından üstün görerek hareket etmekten sakındıran son derece güçlü bir ahlak dersidir.

Ayetin anlamı şöyledir:

“Yeryüzünde kibirlenerek yürüme. Çünkü sen ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.”
İsrâ Suresi, 17:37
Ayet çok çarpıcı iki benzetmeyle insanın sınırını hatırlatmaktadır.

Ne kadar sert basarsan bas, yeri delemezsin.

Ne kadar kendini büyük görürsen gör, dağların yüksekliğine ulaşamazsın.

Buradaki amaç insanı değersizleştirmek değildir.

Tam tersine insana gerçek ölçüsünü hatırlatmaktır:

Değerli olabilirsin ama mutlak değilsin. Güçlü olabilirsin ama sınırsız değilsin. Başarılı olabilirsin ama her şeyin sahibi değilsin.

2️⃣ “Yeryüzünde Kibirlenerek Yürüme” Ne Anlama Gelir ❓​

Buradaki yürüyüş yalnız fiziksel adım biçimini anlatmaz.

İnsanın hayata karşı tavrını da ifade eder.

Bir kişi:

Kendini herkesten üstün görebilir.

İnsanlara tepeden bakabilir.

Makamıyla böbürlenebilir.

Malıyla küçümseyebilir.

Bilgisiyle başkalarını ezebilir.

İşte ayetin eleştirdiği temel ruh hâli budur.

Kibirli yürüyüş, kalpteki üstünlük duygusunun davranışa yansımasıdır.

İnsan bazen tek kelime söylemeden bile kibir gösterebilir.

Bakışıyla.

Üslubuyla.

Beden diliyle.

İnsanlara davranışıyla.

Ayet insanın dış görünüşünden önce içindeki büyüklük iddiasını sorgular.

3️⃣ Kibir Nedir ❓​

Kibir, insanın kendisini hak ettiğinden daha büyük görmesi ve başkasını küçümsemesi olarak düşünülebilir.

Kendine güvenmek kibir değildir.

Başarılı olduğunu bilmek kibir değildir.

Yetenekli olduğunu fark etmek de kibir değildir.

Kibir, bunların üzerine şu düşüncenin eklenmesidir:

“Ben sizden üstünüm.”

veya:

“Bunlar benim seviyemde değil.”

İnsan kendi değerini bilebilir.

Ama başkalarının değerini yok saymamalıdır.

Özgüven kendini tanımaktır; kibir başkasını küçülterek kendini büyütmeye çalışmaktır.

Bu ayrım son derece önemlidir.

4️⃣ Özgüven ile Kibir Arasındaki Fark Nedir ❓​

Özgüvenli insan:

Ne yapabildiğini bilir.

Ne yapamadığını da kabul eder.

Eleştiriye tamamen kapanmaz.

Başkasının başarısından rahatsız olmaz.

Kibirli insan ise kendi değerini koruyabilmek için sürekli üstün görünmeye ihtiyaç duyabilir.

Başkasının başarısı onu tehdit edebilir.

Hatasını kabul etmekte zorlanabilir.

Özür dilemek ona küçülmek gibi gelebilir.

Özgüven sessiz olabilir; kibir çoğu zaman kendisini göstermek zorunda hisseder.

Gerçekten güçlü insanın sürekli:

“Ben güçlüyüm.”

demesine gerek yoktur.

Gerçek bilgi de çoğu zaman bağırmaz.

5️⃣ “Sen Yeri Yaramazsın” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade insanın fiziksel ve varoluşsal sınırını hatırlatan güçlü bir benzetmedir.

İnsan yeryüzünde sert ve gururlu biçimde yürüyebilir.

Ama ne kadar güçlü olduğunu düşünürse düşünsün, adımlarıyla yeri parçalayamaz.

Yani insanın gösterdiği büyüklük tavrı ile gerçek gücü arasında büyük fark vardır.

Ayet sanki insana şöyle seslenmektedir:

“Bu kadar böbürleniyorsun ama gerçek gücünün sınırlarını biliyor musun?”

İnsan bazen çok küçük bir güç elde ettiğinde bile kendisini yenilmez sanabilir.

Oysa bir hastalık.

Bir kaza.

Bir ekonomik kriz.

Bir yaşlılık dönemi.

insanın ne kadar sınırlı olduğunu hatırlatabilir.

Kibir çoğu zaman insanın kendi kırılganlığını unutmasıdır.

6️⃣ “Boyca Dağlara Ulaşamazsın” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Dağlar büyüklük ve ihtişamın güçlü sembolleridir.

İnsan kendisini çok büyük görebilir.

Ama fiziksel olarak bile dünyadaki birçok yaratılış karşısında küçüktür.

Dağların önünde insan bedeni ne kadar küçüktür?

Ayet burada insanı aşağılamak istemez.

Onun ölçüsünü hatırlatır.

İnsan zekâsıyla büyük işler yapabilir.

Şehirler kurabilir.

Uçaklar yapabilir.

Uzaya gidebilir.

Ama bütün bunlar insanı Allah karşısında sınırsız bir varlık yapmaz.

Başarı büyüyebilir; kulluk gerçeği değişmez.

İnsan yükseldikçe daha fazla tevazuya ihtiyaç duyabilir.

7️⃣ Zenginlik İnsanı Kibirli Yapar mı ❓​

Zenginlik tek başına insanı kibirli yapmaz.

Çok varlıklı olup son derece mütevazı insanlar olabilir.

Aynı şekilde maddi imkânı sınırlı olup kibirli davranan insanlar da bulunabilir.

Sorun servetin kendisi değil, servetin insanın kalbinde oluşturduğu anlamdır.

İnsan:

“Benim param var, demek ki ben daha değerliyim.”

diye düşünüyorsa problem başlar.

Para:

Konfor sağlayabilir.

İmkân sağlayabilir.

Fakat insanlık değeri satın alamaz.

Malın çokluğu insanın değerini otomatik olarak büyütmez.

Zenginlik şükürle kullanılırsa nimet olabilir.

Kibirle kullanılırsa sınava dönüşebilir.

8️⃣ Makam ve Yetki Kibri Nasıl Ortaya Çıkarabilir ❓​

İnsan bir göreve geldiğinde çevresindeki insanların davranışlarının değiştiğini görebilir.

Daha çok saygı görür.

İnsanlar onu dinler.

Kararları etkili olur.

Bu durum zamanla kişide:

“Ben gerçekten herkesten üstünüm.”

duygusu oluşturabilir.

Oysa makam geçicidir.

Bugün yönetici olan yarın olmayabilir.

Bugün herkesin telefonuna cevap verdiği kişi, yarın aynı ilgiyi görmeyebilir.

Bu nedenle insan makamı kişiliğinin kendisi hâline getirmemelidir.

Makam insanı büyütmez; insanın makamı nasıl taşıdığı onun karakterini gösterir.

Gerçek liderlik insanları küçültmek değil, sorumluluğu büyütmektir.

9️⃣ Bilgi Sahibi Olmak Kibre Dönüşebilir Mi ❓​

Evet.

İnsan bilgi sahibi oldukça kendisini başkalarından üstün görme tehlikesine düşebilir.

Bir konuda uzman olabilir.

Çok okuyabilir.

Akademik unvanları olabilir.

Fakat bilgi insana:

“Bilmeyenleri küçümse.”

hakkı vermez.

Tam tersine gerçek bilgi çoğu zaman insanın bilmediği ne kadar çok şey olduğunu fark etmesine yardımcı olur.

Bir kişi:

“Ben biliyorum, siz hiçbir şey bilmiyorsunuz.”

tavrına girdiğinde bilgi ahlakını kaybetmeye başlayabilir.

Bilginin en güzel meyvelerinden biri tevazudur.

Bilgi büyüdükçe kibir değil, sorumluluk büyümelidir.

🔟 Dindarlık da Kibre Dönüşebilir Mi ❓​

Evet.

Bu, son derece ince bir tehlikedir.

İnsan ibadet ediyor olabilir.

Namaz kılıyor olabilir.

Kur’an okuyor olabilir.

Dini bilgisi yüksek olabilir.

Sonra kendisini:

“Ben onlardan daha üstünüm.”

diye görmeye başlayabilir.

Bu durumda ibadet, insanı tevazuya götürmesi gerekirken nefsin yeni bir üstünlük aracına dönüşebilir.

Bir başkasının günahını görüp kendimizi Allah katında kesin olarak ondan üstün saymak doğru değildir.

Çünkü insanların son hâlini ve kalplerini Allah bilir.

İbadetin amacı insanın egosunu büyütmek değil, kulluğunu derinleştirmektir.

Dini kibir, fark edilmesi en zor kibir türlerinden biri olabilir.

1️⃣1️⃣ Tevazu Kendimizi Değersiz Görmek midir ❓​

Hayır.

Tevazu:

“Ben hiçbir şey değilim.”

“Ben değersizim.”

“Benim hiçbir başarım yok.”

demek değildir.

İnsan kendi değerini bilir.

Başarısını kabul eder.

Yeteneklerini kullanır.

Ama bunları başkasını ezmek için kullanmaz.

Tevazu, kendini küçültmek değil kendini doğru ölçüde görmektir.

İnsan:

“Bunu iyi yapıyorum.”

diyebilir.

Ama:

“Bu yüzden herkesten üstünüm.”

dememelidir.

Tevazu insanın değerini yok etmez; değerini gerçek yerine oturtur.

Kibir kendini abartmaksa, aşağılık duygusu kendini gereğinden fazla küçültmek olabilir.

Denge ikisinin arasındadır.

1️⃣2️⃣ Güzel Giyinmek veya İyi Bir Araca Binmek Kibir midir ❓​

Hayır.

Güzel giyinmek.

Temiz olmak.

Kaliteli eşya kullanmak.

İyi bir evde yaşamak.

İyi bir araç kullanmak.

tek başına kibir değildir.

Kibir insanın sahip olduğu şeyden ziyade o şeye yüklediği üstünlük duygusuyla ilgilidir.

Bir insan pahalı araca binebilir ve kimseyi küçümsemeyebilir.

Başka biri çok daha mütevazı imkânlarla yaşar ama herkese tepeden bakabilir.

Dolayısıyla dış görüntü tek başına kalbin durumunu göstermez.

Nimetlerden yararlanmak ile nimetler üzerinden insanları küçümsemek aynı şey değildir.

Ölçü davranışta ve niyettedir.

1️⃣3️⃣ Sosyal Medya Kibri Besleyebilir Mi ❓​

Besleyebilir.

Sosyal medya insanı sürekli kendisini göstermeye teşvik edebilir.

Daha güzel fotoğraf.

Daha pahalı mekan.

Daha iyi araç.

Daha büyük başarı.

Daha çok takipçi.

Bir süre sonra insan gerçek hayatını yaşamaktan çok başkalarının gözünde nasıl göründüğüyle ilgilenebilir.

Elbette sosyal medyada hayatından bir şey paylaşmak tek başına kibir değildir.

Sorun:

“Beni herkes kıskansın.”

“Benden aşağı olduklarını görsünler.”

gibi bir üstünlük arzusunun hâkim olmasıdır.

Gösteriş ile paylaşım arasındaki sınırı niyet ve davranış belirler.

İnsan bazen başkalarına bir şey kanıtlamaya çalışırken kendi huzurunu kaybedebilir.

1️⃣4️⃣ Başkasını Küçümsemek Neden Kibrin Önemli Bir İşaretidir ❓​

Çünkü kibir çoğu zaman yalnız insanın kendisini büyük görmesiyle kalmaz.

Başkasını küçük görmeye dönüşür.

Mesleği nedeniyle.

Geliri nedeniyle.

Eğitimi nedeniyle.

Kıyafeti nedeniyle.

Konuşması nedeniyle.

Yaşadığı yer nedeniyle.

insanlar küçümsenebilir.

Oysa bir kişinin toplumdaki konumu onun Allah katındaki değerini bize kesin olarak göstermez.

Bir insanın cebini görebiliriz; kalbini göremeyiz.

Bu nedenle hiç kimseyi kolayca değersiz ilan etmemeliyiz.

Bugün küçümsediğimiz insan yarın bizden çok daha güçlü bir konuma gelebilir.

Ama asıl mesele bu da değildir.

O insan hiçbir zaman yükselmese bile insanlık onuru vardır.

1️⃣5️⃣ Özür Dileyememek Kibir Belirtisi Olabilir Mi ❓​

Evet, bazen olabilir.

Bazı insanlar hata yaptığını bilse bile:

“Ben özür dilersem küçülürüm.”

diye düşünür.

Oysa özür dilemek çoğu zaman küçülmek değil, olgunluktur.

İnsan:

“Yanlış yaptım.”

diyebiliyorsa egosundan daha güçlü davranmış olur.

Kibirli insan hatasını kabul etmeyi yenilgi sanabilir.

Bu yüzden sürekli bahane üretir.

Suçu başkasına atar.

Konuyu değiştirir.

Hatasını kabul edebilmek insanın değerini azaltmaz; güvenilirliğini artırabilir.

Gerçek büyüklük bazen:

“Ben yanılmışım.”

diyebilmektir.

1️⃣6️⃣ Kibirden Korunmak İçin Ne Yapılabilir ❓​

İnsan önce kendi sınırlılığını hatırlayabilir.

Sahip olduğumuz birçok şey kalıcı değildir.

Sağlık değişebilir.

Servet azalabilir.

Makam bitebilir.

Güzellik yaşla değişebilir.

Bilgi eskimeye başlayabilir.

Bu düşünce insanı karamsarlığa değil, tevazuya götürebilir.

Ayrıca:

Başkasının başarısını takdir etmek.

Hata yaptığında özür dilemek.

Farklı insanlarla eşit insanlık duygusuyla konuşmak.

Hizmet eden kişilere saygılı davranmak.

sahip olunan nimetler için şükretmek.

kibri azaltabilir.

Tevazu kendiliğinden oluşan bir özellik değil, sürekli korunması gereken bir ahlaktır.

İnsan zaman zaman kendi nefsini kontrol etmelidir.

1️⃣7️⃣ İsrâ Suresi 36 ve 37. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

36. ayette:

Bilgi sahibi olunmayan şeyin peşinden gidilmemesi ve kulak, göz ile kalbin sorumluluğu anlatılmıştı.

37. ayette ise:

Kibirlenerek yürümemek emredilmektedir.

Bu iki ayet arasında önemli bir bağ vardır.

Bilmediği hâlde her konuda kesin konuşmak bazen bilgi kibrinden kaynaklanabilir.

İnsan:

“Ben yanılmam.”

“Ben her şeyi bilirim.”

diye düşündüğünde hem bilgi hatası hem kibir problemi yaşayabilir.

36. ayet insana:

“Bilgi sınırını bil.”

37. ayet ise:

“Varlık sınırını bil.”

demektedir.

Biri zihinsel tevazuyu, diğeri karakter tevazusunu öğretir.

İnsan hem bildiğinin hem gücünün sınırını bildiğinde daha dengeli hâle gelir.

1️⃣8️⃣ İsrâ Suresi 37. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir ❓​

Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri şudur:

Ne kadar büyürsen büyü, kul olduğunu unutma.

Servetin artabilir.

İnsanlar seni tanıyabilir.

Binlerce kişi seni dinleyebilir.

Büyük şirketler yönetebilirsin.

Çok bilgili olabilirsin.

Ama bütün bunlar seni insan olmanın sınırlarından çıkarmaz.

Bir gün doğdun.

Bir gün yaşlanacaksın.

Bir gün dünya hayatından ayrılacaksın.

Kibir insanın geçici olanı kalıcı sanmasıdır.

Tevazu ise geçici nimetleri kullanırken onların sahibinin Allah olduğunu unutmamaktır.

İnsan dağlara ulaşamayacağını bilirse, insanların üzerinde dağ gibi yükselmeye çalışmaktan vazgeçebilir.

1️⃣9️⃣ İsrâ Suresi 37. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir ❓​

İsrâ Suresi'nin 37. ayeti, insanın dünyada böbürlenerek, başkalarını küçümseyerek ve kendisini mutlak güç sahibi sanarak yaşamamasını; kendi yaratılış sınırını fark ederek tevazulu olması gerektiğini öğretmektedir.

Bu ayetin ilk büyük mesajı, insanın sınırlı olduğudur.

İnsan çok şey başarabilir.

Bilim yapabilir.

Şehirler inşa edebilir.

Servet kazanabilir.

Dünyayı dolaşabilir.

Ama bütün bunlara rağmen yaşlanır.

Hastalanabilir.

Uyumaya ihtiyaç duyar.

Yemek yemek zorundadır.

Ölümü engelleyemez.

İnsan büyük işler yapabilen ama yine de sınırlı kalan bir varlıktır.

Kibir bu sınırı unutur.

Tevazu ise hatırlar.

İkinci büyük mesaj, başarı ile üstünlüğü birbirine karıştırmamaktır.

Bir insan çok başarılı olabilir.

Bu onun başarısını küçültmez.

Ama başarı:

“Ben diğer insanlardan daha değerliyim.”

sonucunu doğurmaz.

Bir doktor alanında çok başarılı olabilir.

Bir iş insanı büyük servet kurabilir.

Bir sanatçı milyonlarca kişi tarafından tanınabilir.

Başarı bir yetkinlik göstergesidir; insanlık üstünlüğünün belgesi değildir.

Bu ayrım tevazunun temelidir.

Üçüncü büyük mesaj, malın insanı büyütmediğidir.

Para insanın imkânlarını büyütür.

Daha iyi ev.

Daha iyi seyahat.

Daha fazla seçenek.

sağlayabilir.

Fakat kişinin karakterini otomatik olarak büyütmez.

Hatta para, kalpte olanı daha görünür hâle getirebilir.

Cömert insanın cömertlik imkânı artar.

Kibirli insanın gösteriş imkânı artabilir.

Servet insanın kim olduğunu belirlemekten çok, kim olduğunu gösterebileceği alanları büyütebilir.

Bu yüzden nimet arttıkça karakter sorumluluğu da artar.

Dördüncü büyük mesaj, makamın geçici olduğunu bilmektir.

Bugün makam sahibisin.

İnsanlar önünde ayağa kalkıyor olabilir.

Yarın görev bitebilir.

İnsanların tavrı değişebilir.

Eğer kişi bütün değerini makamdan alıyorsa makam gidince kimlik krizi yaşayabilir.

Bu nedenle:

Makamın olsun ama makam sen olmasın.

İnsan görevinden önce de insandır.

Görevinden sonra da.

Tevazu bu gerçeği hatırlatır.

Beşinci büyük mesaj, bilgi kibri konusunda dikkatli olmaktır.

Bilmek güzeldir.

Araştırmak güzeldir.

Uzman olmak değerlidir.

Ama bilgi başkasını küçümsemeye başladığında hikmetten uzaklaşabilir.

Gerçek bilginin önemli işaretlerinden biri:

“Bunu bilmiyorum.”

diyebilmektir.

Çünkü insan ne kadar öğrenirse öğrenmeye devam edebileceği ne kadar çok şey bulunduğunu görür.

Bilgi başı büyütmemeli, ufku büyütmelidir.

Altıncı büyük mesaj, dini kibirden korunmaktır.

İnsan ibadet edebilir.

İnancına bağlı olabilir.

Bunlar büyük nimetlerdir.

Ama bunları başkalarını aşağılamak için kullanırsa kendi nefsini sorgulamalıdır.

Bir insanın günahını görüyoruz diye onun sonunu bilmiyoruz.

Kendi ibadetimizin kabul edildiğini de kesin olarak bilmiyoruz.

Bu nedenle mümin:

Günaha karşı tavırlı.

Ama günahkâra karşı kibirli olmamaya.

çalışır.

Kulluk insana üstünlük tacı değil, sorumluluk bilinci verir.

Yedinci büyük mesaj, dış görünüş üzerinden insanları küçümsememektir.

Bir insanın kıyafeti eski olabilir.

Arabası olmayabilir.

Eğitimi sınırlı olabilir.

Ama son derece dürüst ve güzel ahlaklı olabilir.

Başka birinin çok pahalı kıyafeti vardır ama karakteri zayıf olabilir.

Bu nedenle insanları yalnız dış göstergelerle sıralamak büyük bir yanılgıdır.

Etiketler insanın tamamını anlatmaz.

İnsanlık değeri markayla ölçülmez.

Sekizinci büyük mesaj, hizmet sektöründeki insanlara davranışımızın karakterimizi göstermesidir.

Bir kişi kendisinden daha güçlü insanlara çok nazik davranabilir.

Patronuna saygılıdır.

Üst düzey insanlara gülümser.

Ama garsona.

Temizlik görevlisine.

Şoföre.

Çalışana.

kaba davranabilir.

Bu davranış tevazunun gerçek sınavlarından biridir.

Kendimize faydası olmayan insana nasıl davrandığımız, karakterimiz hakkında çok şey söyleyebilir.

Tevazu, yalnız güçlülerin yanında gösterilen nezaket değildir.

Dokuzuncu büyük mesaj, özür dileyebilmektir.

Hata yapmak insanidir.

Ama kibir:

“Hata yaptığımı kabul edersem küçülürüm.”

diyebilir.

Oysa gerçekte:

“Haklı değildim.”

diyebilmek güçlü karakter göstergesidir.

Özür insanı küçültmez.

Samimi olduğunda ilişkiyi onarabilir.

Kibir ise küçük bir hatayı büyük bir kırgınlığa çevirebilir.

Bazen iki kelimelik bir özür, yıllarca sürebilecek bir düşmanlığı durdurabilir.

Onuncu büyük mesaj, eleştiriye tamamen kapanmamaktır.

Kibirli insan kendisi hakkında olumsuz bir şey duyduğunda hemen saldırıya geçebilir.

Oysa her eleştiri doğru değildir ama her eleştiri de düşmanlık değildir.

İnsan:

“Burada doğru bir taraf var mı?”

diye düşünebilir.

Eleştiriden öğrenmek mümkündür.

Her eleştiriyi hakaret sayan insan kendisini geliştirecek aynaları kırabilir.

Tevazu insanın başkasından öğrenebilmesine imkân verir.

On birinci büyük mesaj, sosyal medyada gösterişe dikkat etmektir.

İnsan güzel hayatını paylaşabilir.

Bu tek başına yanlış değildir.

Ama sürekli:

“Bende var, sizde yok.”

duygusu üretmeye çalışıyorsa kendisini sorgulayabilir.

Paylaşım:

Hatıra olabilir.

Bilgilendirme olabilir.

Mutluluk olabilir.

Fakat bazen üstünlük gösterisine dönüşebilir.

Niyetimizi yalnız Allah tam bilir; fakat insan kendi kalbine karşı dürüst olmaya çalışmalıdır.

Neden paylaşıyorum?

Bu soru bazen çok şey anlatır.

On ikinci büyük mesaj, görünüşte mütevazı olup kalpte kibir taşınabileceğidir.

Kibir her zaman pahalı kıyafetle görünmez.

Bir insan çok sade yaşayabilir ama:

“Ben ne kadar mütevazıyım, diğerleri dünyaya düşkün.”

diye herkesi küçümseyebilir.

Bu da farklı bir kibir türüne dönüşebilir.

Yani tevazu bile övünme malzemesi yapılabilir.

Kibir kıyafet değiştirebilir.

Bu nedenle insan yalnız davranışına değil, kalbinin başkalarını nasıl değerlendirdiğine de bakmalıdır.

On üçüncü büyük mesaj, başkasının başarısına tahammül edebilmektir.

Kibirli nefis başkasının övülmesinden rahatsız olabilir.

İnsan hemen:

“O kadar da iyi değil.”

demek isteyebilir.

Oysa başkasının başarısını kabul etmek bizim değerimizi azaltmaz.

Bir insan:

“Bu konuda gerçekten başarılı olmuş.”

diyebilmelidir.

Takdir etmek küçülmek değildir.

Başkasının ışığı bizim ışığımızı söndürmez.

Bu anlayış hem kıskançlığı hem kibri azaltır.

On dördüncü büyük mesaj, insanın kökeniyle böbürlenmemesidir.

Aile.

Soy.

Memleket.

Millet.

toplumsal aidiyetler insan için değerli olabilir.

Fakat bunları başka insanları aşağılamak için kullanmak kibir doğurabilir.

İnsan doğduğu aileyi kendisi seçmedi.

Doğduğu ülkeyi de seçmedi.

Bu nedenle bize verilmiş kimlikleri başkasını küçültme aracına dönüştürmemeliyiz.

Aidiyet sevilebilir; üstünlük iddiasına dönüşmemelidir.

İnsanlık ortak paydası unutulmamalıdır.

On beşinci büyük mesaj, fiziksel güzellik ve gençlikle kibirlenmemektir.

Güzellik nimet olabilir.

İnsan kendisine bakabilir.

Güzel görünmek isteyebilir.

Bunda yanlış bir şey yoktur.

Ama güzellik geçicidir.

Yaş değişir.

Beden değişir.

Sağlık değişebilir.

Bu nedenle fiziksel özellikler üzerinden başkalarını küçümsemek özellikle anlamsızdır.

Geçici bir nimeti kalıcı üstünlük sanmak kibri besler.

Güzelliğin en değerli tamamlayıcısı güzel ahlaktır.

On altıncı büyük mesaj, gücün gerçek anlamını yeniden düşünmektir.

Güç yalnız:

Bağırabilmek.

Emir verebilmek.

İnsanları korkutabilmek.

değildir.

Bazen gerçek güç:

Öfkesini kontrol edebilmek.

Özür dileyebilmek.

Affedebilmek.

Hakkı kabul edebilmek.

Daha zayıf birini ezmemek.

olabilir.

Ezebileceği hâlde ezmemek, gücün ahlakla birleştiği noktadır.

Ayet kibirli güç gösterisine karşı bu ölçüyü hatırlatır.

On yedinci büyük mesaj, ölüm gerçeğinin kibri kırmasıdır.

İnsan ne kadar zengin olursa olsun.

Ne kadar ünlü olursa olsun.

Ne kadar güçlü olursa olsun.

Dünya hayatının sonunda ölüm vardır.

Bu, hayatı değersizleştirmez.

Tam tersine doğru ölçüye yerleştirir.

İnsan arkasında:

Mal.

Makam.

Unvan.

bırakır.

Götürdüğü şey ise yaptığı amellerin sorumluluğudur.

Ölümü hatırlamak hayatı terk etmek için değil, kibri terk etmek için güçlü bir sebeptir.

On sekizinci büyük mesaj, gerçek tevazunun insan ilişkilerini güzelleştirmesidir.

Tevazulu insanla konuşmak daha kolaydır.

Çünkü sürekli kendisini ispatlamaya çalışmaz.

Karşısındakini dinleyebilir.

Hatasını düzeltebilir.

Başkasının fikrine alan açabilir.

Bu nedenle tevazu yalnız bireysel ibadet ahlakı değil, sosyal hayatın da güzelliğidir.

Kibir duvar örer; tevazu köprü kurar.

İnsanların bize saygı duymasını istiyorsak onları küçümsemek yerine değer vermek daha güçlü bir yoldur.

İsrâ Suresi'nin 37. ayeti bugün insanın kendisine şu soruları sordurur:

Sahip olduğum para nedeniyle insanları küçümsüyor muyum?

Makamım değiştiğinde insanlara davranışım da değişiyor mu?

Bilmediğim konuda bile üstün görünmek için konuşuyor muyum?

Dindarlığımı başkalarını aşağılamak için kullanıyor muyum?

Hizmet eden insanlara, güçlü insanlara gösterdiğim saygıyı gösteriyor muyum?

Yanıldığımda özür dileyebiliyor muyum?

Başkasının başarısını içtenlikle takdir edebiliyor muyum?

Sosyal medyada paylaşırken gösteriş arzumu sorguluyor muyum?

Kendime güvenmek ile insanları küçümsemek arasındaki farkı koruyabiliyor muyum?

Bugün sahip olduğum şeylerin bir gün elimden çıkabileceğini hatırlıyor muyum?


Bu sorular ayetin yalnız yürüyüş biçiminden söz etmediğini göstermektedir.

İsrâ Suresi'nin 37. ayeti kibir, tevazu, servet, makam, bilgi, dindarlık, özgüven, güç ve insanın kendi sınırını bilmesi konusunda son derece derin bir karakter eğitimi sunmaktadır.

Sonuç olarak bu ayet bize şunu öğretmektedir:

Kendine güven ama başkasını küçümseme.

Başarılı ol ama başarının seni insanlardan koparmasına izin verme.

Zengin olabilirsin ama malını üstünlük ölçüsü yapma.

Makam sahibi ol ama makamın geçici olduğunu unutma.

Bilgili ol ama bilginle insanları ezme.

Dindar ol ama kulluğunu kibir aracına dönüştürme.

Güzel şeylere sahip ol ama bunları başkalarını değersiz göstermek için kullanma.

Hata yaptığında özür dile.

Başkasının başarısını takdir et.

Ve dünyada ne kadar yükselirsen yüksel, Allah karşısında hâlâ bir kul olduğunu unutma.


Çünkü insanın gerçek büyüklüğü, herkese ne kadar yukarıdan bakabildiğinde değil, yükseldiği hâlde başını kibirle kaldırmadan yürüyebildiğinde ortaya çıkar.

⠀

🌿 Son Söz​

“Dünyada ne kadar yükselirsek yükselelim, ayağımız yine aynı toprağa basar ve bir gün yine o toprağa döneriz. Para, makam, güzellik, bilgi ve şöhret insana imkân kazandırabilir; fakat hiçbirisi başkasını küçümseme hakkı vermez. Kendine güven ama kendini putlaştırma; başarılarınla sevin ama onları üstünlük tacına dönüştürme. Çünkü gerçek büyüklük, insanların üzerinde yükselmek değil, yükseldiğin hâlde kalbini yere yakın tutabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt