📖 İsrâ Suresi 31. Ayette “Yoksulluk Korkusuyla Çocuklarınızı Öldürmeyin; Onları da Sizi de Biz Rızıklandırırız, Onları Öldürmek Gerçekten Büyük Bir Günahtır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,991
2,736,295
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 İsrâ Suresi 31. Ayette “Yoksulluk Korkusuyla Çocuklarınızı Öldürmeyin; Onları da Sizi de Biz Rızıklandırırız, Onları Öldürmek Gerçekten Büyük Bir Günahtır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Bir çocuğun değeri, ailesinin banka hesabıyla ölçülemez. Rızık korkusu gerçek olabilir, geçim sıkıntısı ağır olabilir; fakat korkunun insanı masum bir canın hakkını yok saymaya götürmesine izin verilemez. Kur’an burada yalnız bir dönemin vahşetini yasaklamaz; insan hayatının ekonomik hesaptan daha üstün olduğunu ilan eder.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ İsrâ Suresi 31. Ayetin Anlamı Nedir ❓​

İsrâ Suresi'nin 31. ayeti, yoksulluk korkusuyla çocukların öldürülmesini kesin biçimde yasaklayan ve insan hayatının dokunulmazlığını ekonomik kaygıların üzerine yerleştiren çok güçlü bir ayettir.

Ayetin anlamı şöyledir:

“Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da sizi de biz rızıklandırırız. Şüphesiz onları öldürmek büyük bir günahtır.”
İsrâ Suresi, 17:31
Ayet özellikle dikkat çekici bir gerekçeye temas etmektedir:

Yoksulluk korkusu.

Yani henüz gerçekleşmemiş veya gelecekte gerçekleşmesinden korkulan ekonomik sıkıntı, masum bir çocuğun hayatına son verme gerekçesine dönüştürülmemelidir.

Kur’an çok açık bir sınır koymaktadır:

Ekonomik korku, insan hayatını değersizleştiremez.

2️⃣ “Yoksulluk Korkusuyla” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet yalnız mevcut fakirliği değil, gelecekte fakirleşme korkusunu da gündeme getirir.

İnsan şöyle düşünebilir:

“Bir çocuk daha olursa geçinemeyiz.”

“Bunu nasıl doyuracağız?”

“Geleceği ne olacak?”

Bu kaygıların kendisi insanî olabilir.

Aile bütçesini düşünmek yanlış değildir.

Fakat ayet, korkunun insanı masum cana yönelik zulme sürüklemesine izin vermez.

Kaygı anlaşılabilir; cinayet meşru değildir.

Kur’an ekonomik sıkıntıyı küçümsemez fakat çözümü masum hayatı ortadan kaldırmakta görmez.

3️⃣ Ayet Hangi Tarihî Davranışa Karşı Bir Uyarıdır ❓​

İslam öncesi bazı toplumlarda çocukların, özellikle de kimi durumlarda kız çocuklarının, ekonomik veya toplumsal kaygılar nedeniyle öldürülmesi gibi ağır uygulamalar bulunabiliyordu.

Kur’an bu zihniyeti kesin biçimde reddetmiştir.

Buradaki temel problem yalnız öldürme eylemi değildir.

Daha derinde şu düşünce vardır:

“Bu çocuk bana yük olacak.”

Kur’an bu bakışı değiştirerek çocuğu ekonomik bir yük nesnesinden önce Allah'ın yarattığı bir insan ve dokunulmaz bir can olarak görmeyi öğretir.

İnsan hayatının değeri, üretim kapasitesine veya aile bütçesine indirgenemez.

4️⃣ Çocukların Öldürülmesi Neden “Büyük Bir Günah” Olarak Nitelenmiştir ❓​

Çünkü burada masum bir insanın en temel hakkı olan yaşam hakkı ortadan kaldırılmaktadır.

Çocuk kendisini savunamaz.

Ekonomik şartları seçmemiştir.

Ailesinin korkularından sorumlu değildir.

Bu nedenle onun hayatına ekonomik gerekçelerle son vermek büyük bir zulümdür.

Ayet bunu sıradan bir yanlış olarak değil:

“Büyük bir günah.”

olarak tanımlar.

Bu güçlü ifade, insan hayatının Kur’an'daki değerini göstermektedir.

Masum can, ekonomik hesabın kalemine dönüştürülemez.

5️⃣ “Onları da Sizi de Biz Rızıklandırırız” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade rızkın nihai kaynağının Allah olduğunu hatırlatmaktadır.

Anne baba çalışır.

Üretir.

Kazanç sağlar.

Çocuğunu besler.

Fakat bütün bu düzenin arkasındaki hayat, sağlık, imkân ve yaratılış Allah'ın lütfudur.

Ayet insanın:

“Bu çocuğun rızkı tamamen benim omuzlarımda.”

şeklindeki mutlak korkusunu kırmaktadır.

Anne baba sebeptir; rızkın nihai sahibi Allah'tır.

Bu, sorumluluğu terk etmek anlamına gelmez.

Tam tersine insan çalışır, bütçe yapar ve çocuğunun ihtiyaçlarını karşılamaya gayret eder.

Fakat rızık endişesini ölüm gerekçesine dönüştürmez.

6️⃣ Bu Ayet “Çocuk Yapın, Nasıl Olsa Allah Rızık Verir” Demek midir ❓​

Ayetin böyle basitleştirilmesi doğru değildir.

Kur’an burada öncelikle çocuk öldürmeyi yasaklamaktadır.

Bu:

Aile bütçesi düşünülmesin.

Çocukların eğitimi planlanmasın.

Sağlık ve barınma şartları hesaba katılmasın.

anlamına gelmez.

İnsan aile hayatını sorumlulukla planlayabilir.

Çocuk yetiştirmenin maddi ve manevi yükümlülüklerini düşünebilir.

Tevekkül, plansızlık değildir.

Rızkın Allah'tan olduğuna inanmak, anne babanın çalışmasını ve sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

7️⃣ Rızık Allah’tan İse Anne Babanın Sorumluluğu Nedir ❓​

Anne babanın önemli sorumlulukları vardır.

Çocuğun:

Beslenmesi.

Barınması.

Güvenliği.

Eğitimi.

Sağlığı.

Sevgisi.

Ahlaki gelişimi.

gözetilmelidir.

“Allah rızkını verir.”

deyip çocuğun ihtiyaçlarını ihmal etmek ayetin amacına uygun değildir.

Allah'ın rızık vermesi çoğu zaman insanlar aracılığıyla gerçekleşir.

Anne baba da bunun en önemli sebeplerinden biridir.

Tevekkül, sorumluluğu Allah'a bırakmak değil; sorumluluğunu yerine getirirken Allah'a güvenmektir.

8️⃣ Fakirlik Çocuğun Değerini Azaltır mı ❓​

Hayır.

Bir çocuk zengin ailede doğabilir.

Diğeri yoksul ailede.

Bu, onların insanlık değerlerinin farklı olduğu anlamına gelmez.

Çocuğun değeri:

Ailesinin mal varlığıyla.

Yaşadığı evin büyüklüğüyle.

Giydiği kıyafetin markasıyla.

ölçülmez.

İnsan hayatının değeri bunlardan çok daha büyüktür.

Fakir bir çocuğun hayatı, zengin bir çocuğun hayatından daha az değerli değildir.

Bu ilke sosyal adalet açısından da son derece önemlidir.

9️⃣ Bu Ayet Kız Çocuklarına Bakışı Nasıl Değiştirir ❓​

Tarih boyunca bazı toplumlarda kız çocukları ekonomik veya toplumsal yük gibi görülmüştür.

Kur’an bu zihniyete karşı güçlü bir insanlık ölçüsü getirir.

Çocuğun kız veya erkek olması onun yaşama hakkını değiştirmez.

Kız çocuğu:

Yük değildir.

Utanç değildir.

İkinci sınıf insan değildir.

O da Allah'ın yarattığı insandır.

Çocuğun cinsiyeti onun değerini belirlemez.

Bu nedenle kız çocuklarını değersizleştiren anlayış, Kur’an'ın insan onuru mesajıyla bağdaşmaz.

🔟 Günümüzde Çocukların Ekonomik Gerekçelerle İhmal Edilmesi de Ayetin Ruhuyla İlişkili midir ❓​

Ayetin doğrudan konusu çocuk öldürmektir.

Bununla birlikte ayetin insan hayatına verdiği değerden hareketle çocukların ekonomik gerekçelerle ağır biçimde ihmal edilmesi de ahlaken sorgulanmalıdır.

Çocuğun:

Aç bırakılması.

Sağlık ihtiyacının bilinçli biçimde karşılanmaması.

Eğitim hakkının tamamen önemsenmemesi.

Çalışmaya zorlanması.

şiddete maruz bırakılması.

ayetin doğrudan lafzıyla aynı hüküm değildir; fakat çocuğun değerini küçümseyen zihniyet açısından ciddi sorunlardır.

Çocuğun hayatını korumak yalnız öldürmemek değil, ona mümkün olan ölçüde insanca yaşam şartları sağlamaya çalışmaktır.

1️⃣1️⃣ Bu Ayet Kürtaj Konusunda Tek Başına Kesin Hüküm Verir mi ❓​

Bu ayetin temel mesajı çocukların yoksulluk korkusuyla öldürülmesinin yasaklanmasıdır.

Modern kürtaj meselesi ise gebeliğin dönemi, annenin sağlık durumu, ceninin gelişimi ve çeşitli zaruretler gibi ayrıntıları bulunan ayrı bir fıkhî konudur.

Bu nedenle:

“İsrâ 31 var, bütün modern tıbbi durumların hükmü tek cümlede çözülmüştür.”

demek meseleyi fazla basitleştirir.

İslam hukukunda bu konuda ayrıntılı değerlendirmeler ve farklı durumlara göre hükümler bulunmaktadır.

Fakat ayetin açık ahlaki ilkesi şudur:

Ekonomik korku, insan hayatını kolayca gözden çıkarma gerekçesine dönüştürülmemelidir.

Özellikle tıbbi veya zorlayıcı özel durumlar ise kendi şartlarında değerlendirilmelidir.

1️⃣2️⃣ Aile Planlaması Bu Ayete Aykırı mıdır ❓​

Aile planlaması ile çocuk öldürmek aynı şey değildir.

Bir ailenin çocuk sahibi olma zamanını, sağlık şartlarını veya aile düzenini düşünmesi ayrı bir konudur.

Gebelik oluşmadan önce uygulanan aile planlaması yöntemleri ile mevcut bir insan hayatının ortadan kaldırılması aynı hukuki ve ahlaki başlık değildir.

Dolayısıyla ayeti:

“Hiçbir şekilde aile planlaması yapılamaz.”

şeklinde okumak doğru olmaz.

Bu konuların ayrıntıları kullanılan yönteme, sağlık durumuna ve dinî değerlendirmelere göre değişebilir.

Ayetin asıl hedefi, yoksulluk korkusunun masum canı öldürmeye gerekçe yapılmasını engellemektir.

1️⃣3️⃣ “Çocuğun Rızkıyla Geldiği” Sözü Nasıl Anlaşılmalıdır ❓​

Halk arasında sıkça:

“Her çocuk rızkıyla gelir.”

denilir.

Bu söz, Allah'ın rızık veren olduğu inancını ifade eden güzel bir umut taşıyabilir.

Ancak bunu:

“Hiç çalışmaya gerek yok.”

“Hiç plan yapmaya gerek yok.”

“Çocuğun bütün ihtiyacı kendiliğinden karşılanır.”

şeklinde anlamak doğru değildir.

Çocuk rızkıyla ilişkilendirilebilir ama anne babanın da çalışması gerekir.

Devletin de sorumlulukları olabilir.

Toplumun da yoksul aileleri destekleme görevi vardır.

Rızık inancı sorumluluğu azaltmaz; korkunun insanı zulme sürüklemesini engeller.

1️⃣4️⃣ Yoksul Ailelere Yardım Etmek Bu Ayetin Mesajıyla Nasıl Bağlantılıdır ❓​

Eğer toplum:

“Çocuklarını öldürmeyin.”

diyorsa aynı zamanda yoksul aileleri tamamen yalnız bırakmaması gerekir.

Önceki ayetlerde zaten:

Akrabanın hakkını vermek.

Yoksulu gözetmek.

Yolda kalmışa yardım etmek.

emredilmişti.

Bu bağlam son derece anlamlıdır.

Kur’an yalnız bireye:

“Korkma.”

demiyor.

Toplumu da paylaşmaya çağırıyor.

Bir aile ekonomik nedenle ciddi sıkıntı içerisindeyse:

Gıda.

Eğitim.

Barınma.

Sağlık.

İş.

konusunda desteklenmesi büyük bir iyiliktir.

Çocuğun hayatını koruma sorumluluğu yalnız anne babanın omzuna bırakılmamalıdır; merhametli toplum da sorumluluk taşımalıdır.

1️⃣5️⃣ Yoksulluk Korkusu İnsanı Hangi Yanlışlara Sürükleyebilir ❓​

Rızık korkusu çok güçlü bir duygudur.

İnsan geleceğinden korktuğunda normalde yapmayacağı şeylere yönelme riski taşıyabilir.

Haram kazanç.

Dolandırıcılık.

Aile içinde çatışma.

Çocukları yük görme.

Başkalarının hakkını yeme.

gibi yanlışlar ortaya çıkabilir.

Ayet bu korkunun en ağır sonucuna karşı sınır koymaktadır.

Korku karar verirken tek hâkim olmamalıdır.

İnsan kaygısını kabul eder fakat değerlerini kaybetmez.

Rızık endişesi vardır.

Ama insan hayatının dokunulmazlığı daha üsttedir.

1️⃣6️⃣ Bu Ayet Çocukların Geleceği Konusunda Anne Babaya Ne Öğretir ❓​

Anne baba çocuğunun geleceği için kaygılanabilir.

Bu son derece doğaldır.

Eğitimi nasıl olacak?

Meslek sahibi olacak mı?

Gelecekte ekonomik şartlar nasıl olacak?

Bu sorular sorulabilir.

Fakat sağlıklı yaklaşım korkuyla çocuğu değersizleştirmek değil, imkanlar ölçüsünde hazırlanmak ve Allah'a güvenmektir.

Çocuğa:

Eğitim.

Ahlak.

Meslek becerisi.

Çalışkanlık.

Sorumluluk.

öğretmek, geleceğine bırakılabilecek çok değerli sermayelerdir.

Çocuğa yalnız para bırakmak değil, hayatını kurabilecek karakter ve yetenek kazandırmak da büyük bir rızıktır.

1️⃣7️⃣ İsrâ Suresi 30 ve 31. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

Bu iki ayet arasında çok güçlü bir bağlantı vardır.

30. ayette:

Allah'ın dilediğine rızkı genişlettiği, dilediğine daralttığı ve kullarının durumunu bildiği anlatılmıştı.

31. ayette ise hemen ardından:

“Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin.”

buyurulmaktadır.

Bu sıralama tesadüfi değildir.

Önce rızkın Allah'ın elinde olduğu hatırlatılır.

Sonra ekonomik korkunun insanı masum cana kıymaya götürmemesi emredilir.

Yani mesaj şöyledir:

Rızkın daralmasından korkabilirsin; fakat bu korkuyu zulüm gerekçesi yapma.

Bu, tevekkül ile yaşam hakkını birleştiren çok güçlü bir ilkedir.

1️⃣8️⃣ İsrâ Suresi 31. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir ❓​

Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri şudur:

Gelecek korkusuyla bugünün masumunu feda etme.

İnsan çoğu zaman henüz gerçekleşmemiş şeylerden korkar.

“Ya param yetmezse?”

“Ya işler bozulursa?”

“Ya gelecekte sıkıntı yaşarsam?”

Bu korkular insanın zihnini büyütebilir.

Ama ayet ona:

“Korkunun sana zulüm yaptırmasına izin verme.”

demektedir.

Allah'a güvenmek geleceği garanti altına aldığını sanmak değildir.

Allah'a güvenmek, geleceği bilemediğin hâlde doğru olandan vazgeçmemektir.

1️⃣9️⃣ İsrâ Suresi 31. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir ❓​

İsrâ Suresi'nin 31. ayeti, yoksulluk veya gelecekte yoksullaşma korkusunun çocukların yaşam hakkını ortadan kaldırmaya hiçbir şekilde gerekçe yapılamayacağını; rızkın nihai sahibinin Allah olduğunu ve masum bir çocuğu öldürmenin çok büyük bir günah olduğunu bildirmektedir.

Bu ayetin ilk büyük mesajı, insan hayatının ekonomik değerlerden üstün olmasıdır.

Para önemlidir.

Geçim önemlidir.

Aile bütçesi önemlidir.

Ama bunların hiçbiri masum bir insanın hayatından daha üstün değildir.

Bir çocuk:

“Maliyeti yüksek.”

diye gözden çıkarılabilecek bir nesne değildir.

İnsan hayatı hesap tablosunun bir satırı değildir.

Ekonomi insan içindir; insan ekonomi için değildir.

İkinci büyük mesaj, gelecekteki yoksulluk korkusunun insanı yönetmemesidir.

Ayet özellikle korkuya dikkat çeker.

Çünkü insan henüz başına gelmemiş bir olay nedeniyle ağır kararlar verebilir.

Gelecekteki ihtimalleri kesin gerçek gibi görebilir.

Kur’an:

“Korkuyu kararlarının mutlak hâkimi yapma.”

mesajını verir.

Tedbir alınır.

Plan yapılır.

Ama değerler korunur.

Üçüncü büyük mesaj, rızkın Allah'tan olduğuna güvenmektir.

Bu güven tembellik değildir.

İnsan çalışır.

Çocuğuna bakar.

Geleceğini planlar.

Ama kendisini bütün rızkın mutlak yaratıcısı sanmaz.

Bu bilinç anne babanın üzerindeki aşırı psikolojik yükü de azaltabilir.

Sen çalışırsın; fakat hayatın bütün kapılarını sen açmıyorsun.

Dördüncü büyük mesaj, anne babanın sorumluluğudur.

Ayet:

“Allah rızık verir.”

diyerek anne babayı görevden muaf tutmaz.

Çocuğun ihtiyaçları karşılanmalıdır.

Onun sağlığı korunmalıdır.

Eğitimi önemsenmelidir.

Sevgi görmelidir.

Güvende büyümelidir.

Rızka güvenmek, çocuğu ihmal etmek değildir.

Tevekkülün yanında emek vardır.

Beşinci büyük mesaj, kız ve erkek çocuk arasında insanlık değeri farkı bulunmamasıdır.

Tarih boyunca kız çocuklarının değersiz görüldüğü toplumlar olmuştur.

Kur’an'ın insan hayatını koruyan mesajı bu anlayışa güçlü bir cevap verir.

Kız çocuğu da erkek çocuk da hayat hakkına sahiptir.

Bir çocuğun değeri cinsiyetinden önce insan oluşundan gelir.

Bu ölçü bugün de korunmalıdır.

Altıncı büyük mesaj, yoksulluğu utanılacak bir insanlık kusuru olarak görmemektir.

Bir aile yoksul olabilir.

Bu onların çocuklarının daha az değerli olduğu anlamına gelmez.

Yoksulluk bazen ekonomik sistemden.

İşsizlikten.

Hastalıktan.

Savaştan.

Beklenmeyen olaylardan.

kaynaklanabilir.

Fakirlik çocuğun suçu değildir.

Toplumun görevi yoksulu küçümsemek değil, mümkün olduğunca ayağa kaldırmaya yardımcı olmaktır.

Yedinci büyük mesaj, çocukların toplum tarafından da korunmasıdır.

Bir toplum yalnız:

“Çocukların hayatını koruyun.”

deyip yoksul aileleri kaderine terk etmemelidir.

Ailelere destek mekanizmaları kurulabilir.

Eğitim imkânı sağlanabilir.

Çocukların sağlık hizmetlerine ulaşması kolaylaştırılabilir.

Anne babanın çalışabilmesi için fırsatlar oluşturulabilir.

Yaşam hakkını savunmak, yaşam şartlarına da duyarlı olmayı gerektirir.

Sekizinci büyük mesaj, yoksulluk korkusunun harama mazeret olmamasıdır.

İnsan:

“Çocuklarım var.”

diyerek başkasının malını çalamaz.

Rüşvet alamaz.

Dolandırıcılık yapamaz.

Kul hakkı yiyemez.

Ailesini geçindirmek güzel bir sorumluluktur.

Ama güzel bir amaç haram yöntemi helal yapmaz.

Helal rızık yalnız miktar değil, kazancın ahlakıdır.

Dokuzuncu büyük mesaj, aile planlaması ile çocuk öldürmeyi birbirine karıştırmamaktır.

Ailenin:

Sağlığını.

Ekonomisini.

Çocukların bakım kapasitesini.

düşünmesi mümkündür.

Bu tür planlama ile doğrudan masum bir hayatı ortadan kaldırma aynı konu değildir.

Ayetin mesajı, her aile planlaması yöntemini tek başına yasaklayan bir cümleye indirgenmemelidir.

Dinî hükümlerde kavramları birbirinden ayırmak önemlidir.

Onuncu büyük mesaj, modern tıbbi meseleleri tek ayetle basitleştirmemektir.

Gebelik ve kürtaj gibi konular farklı dönemler, sağlık riskleri ve zaruretler bakımından ayrıntılı değerlendirme gerektirir.

Bu nedenle ayetin güçlü yaşam hakkı mesajını korurken her tıbbi vakayı aynı kalıba sokmamak gerekir.

İlke güçlü olmalı, uygulama ise bilgi ve ayrıntıyla değerlendirilmelidir.

Böylece hem ayetin mesajı korunur hem insanlar hakkında acele hüküm verilmez.

On birinci büyük mesaj, çocuğun yalnız karnını doyurmanın yeterli olmadığıdır.

Rızık maddi olduğu kadar insanın hayatını geliştiren başka imkânları da içerir.

Çocuğun sevgiye ihtiyacı vardır.

Eğitime ihtiyacı vardır.

Güvenliğe ihtiyacı vardır.

Ahlaki rehberliğe ihtiyacı vardır.

Anne babanın görevi yalnız para kazanmak değildir.

Çocuğa zaman vermek de bir rızık, sevgi vermek de bir rızıktır.

Bazen çocuk pahalı hediyeden çok anne babasının yanında olmasına ihtiyaç duyar.

On ikinci büyük mesaj, çocukları anne babanın mülkü gibi görmemektir.

Çocuk:

“Benim çocuğum, istediğimi yaparım.”

denilecek bir eşya değildir.

O ayrı bir insandır.

Hakları vardır.

Kişiliği vardır.

Geleceği vardır.

Anne baba onun üzerinde sorumluluk sahibidir fakat mutlak sahip değildir.

Çocuk emanettir; mülk değildir.

Bu anlayış çocuk haklarının en önemli ahlaki temellerinden biridir.

On üçüncü büyük mesaj, çocuklara ekonomik yük etiketi yapıştırmamaktır.

Çocuk elbette masraf gerektirir.

Ama onun bütün varlığını:

“Maliyet.”

olarak görmek çok eksik bir bakıştır.

Çocuk:

Sevgi.

Aile bağı.

Gelecek.

Sorumluluk.

Umut.

gibi pek çok anlam taşır.

Bir insanı maliyetinden ibaret görmek, onun insanlığını küçültmektir.

Ekonomik gerçeklik düşünülür fakat insan değeri kaybolmaz.

On dördüncü büyük mesaj, korku zamanlarında aklı ve imanı birlikte kullanmaktır.

Ekonomik kriz olabilir.

İş kaybı olabilir.

Gelir düşebilir.

Bu durumlarda yalnız:

“Allah verir.”

deyip hiçbir tedbir almamak doğru değildir.

Aynı şekilde yalnız:

“Her şey benim kontrolümde.”

sanmak da doğru değildir.

Plan yapılır.

Harcamalar düzenlenir.

Destek aranır.

Çalışılır.

Dua edilir.

İman ile tedbir birbirinin alternatifi değildir.

On beşinci büyük mesaj, toplumsal dayanışmadır.

Bir çocuk yoksulluk nedeniyle temel ihtiyaçlardan mahrum kalıyorsa çevredeki insanların da vicdanı harekete geçmelidir.

Akraba.

Komşu.

Toplum.

Kurumlar.

imkânları ölçüsünde destek olabilir.

Önceki ayetlerin yardım çağrısının hemen ardından çocukların rızkının zikredilmesi bu açıdan çok anlamlıdır.

Rızık bazen Allah'ın bir insanın elinden diğerine ulaştırdığı bir nimettir.

On altıncı büyük mesaj, insanların çocuk sayısı üzerinden küçümsenmemesidir.

Bir aile çok çocuklu olabilir.

Başka bir aile az çocuklu olabilir.

Bir başkası hiç çocuk sahibi olmayabilir.

Bunlar üzerinden insanları kolayca yargılamak doğru değildir.

Her ailenin şartı farklıdır.

Sağlığı farklıdır.

İmkânları farklıdır.

Başkalarının aile hayatının bütün ayrıntılarını bilmeden hüküm vermek yerine kendi sorumluluğumuza bakmak daha doğrudur.

On yedinci büyük mesaj, çocuğun geleceği için yalnız para değil karakter hazırlamaktır.

Anne baba çocuğuna büyük miras bırakabilir.

Ama çalışmayı öğretmemişse para bitebilir.

Çocuğa:

Dürüstlük.

Meslek.

Bilgi.

Disiplin.

İman.

Sorumluluk.

kazandırmak çok büyük bir mirastır.

Çocuğa yalnız rızık bırakmak değil, rızkını helal yoldan arayabilecek bir insan olmayı öğretmek de anne babalık görevidir.

On sekizinci büyük mesaj, Allah'ın rahmetinden umutlu olmaktır.

İnsan geleceği tam olarak bilemez.

Bugünkü hesabı yarına uymayabilir.

Bugün kapalı görünen bir kapı açılabilir.

Bu, insanın plansız olmasını değil, karamsarlığı mutlaklaştırmamasını öğretir.

Gelecek yalnız korkulacak ihtimallerden oluşmaz; Allah'ın açabileceği kapılar da vardır.

Bu bilinç insanı hem çalışmaya hem umuda yöneltir.

İsrâ Suresi'nin 31. ayeti bugün insanın kendisine şu soruları sordurur:

Ekonomik korkularım kararlarımı ne kadar yönetiyor?

Çocukları yalnız maddi yük olarak görme tehlikesine düşüyor muyum?

Rızık konusunda Allah'a güvenirken sorumluluklarımı yerine getiriyor muyum?

Fakir aileleri kolayca yargılıyor muyum?

Kız ve erkek çocuk arasında bilinçli veya bilinçsiz değer farkı oluşturuyor muyum?

Çocuğuma yalnız maddi imkân mı sağlıyorum, yoksa zaman ve sevgi de veriyor muyum?

Rızık endişesi beni haram kazanca yaklaştırıyor mu?

Toplumdaki yoksul çocukların şartlarına karşı ne kadar duyarlıyım?

Gelecek korkusuyla henüz gerçekleşmemiş felaketleri kesin gerçekmiş gibi mi görüyorum?


Bu sorular ayetin yalnız geçmişte yaşanmış bir çocuk öldürme uygulamasına yönelik olmadığını, bugün de yaşam hakkı, çocuk değeri, ekonomik korku, aile sorumluluğu, rızık ve toplumsal dayanışma konusunda çok güçlü ilkeler taşıdığını göstermektedir.

Sonuç olarak bu ayet bize şunu öğretmektedir:

Yoksulluk korkusuyla masum canı değersizleştirme.

Çocuğu yalnız maliyet olarak görme.

Kız veya erkek oluşuna göre değer biçme.

Rızkın Allah'tan olduğunu unutma.

Ama sorumluluklarını da Allah'a havale edip tembelleşme.

Çalış, plan yap ve helal kazan.

Yoksul aileleri küçümseme.

Çocukların yaşam hakkının yanında insanca yaşama ihtiyaçlarını da gözet.

Ekonomik korkuyu harama ve zulme mazeret yapma.

Ve geleceğin yalnız senin bugünkü hesaplarından ibaret olmadığını hatırla.


Çünkü insan bazen yarının rızkından korkarken bugünün en büyük nimetini göremeyebilir.

Bir çocuğun hayatı, hiçbir ekonomik korkunun önüne koyamayacağı kadar değerlidir.

⠀

🌿 Son Söz​

“Geleceğin hesabını yapmak sorumluluktur; geleceğin korkusuyla masum bir hayatı değersiz görmek ise bambaşka bir şeydir. Çocuklarımızın rızkı için çalışalım, onları eğitelim, bütçemizi planlayalım ve gerektiğinde destek isteyelim; fakat onları yalnız gider kalemi olarak görmeyelim. Bir çocuğa verilen hayatın değerini para belirlemez. Bugün bize ağır görünen şartlar yarın değişebilir; fakat yok edilen bir hayat geri getirilemez. Bu yüzden korkuyu büyütürken merhameti küçültmeyelim.”
Ersan Karavelioğlu
⠀
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt