📖 Meryem Suresi 57. Ayette “Onu Yüce Bir Makama Yükselttik” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓ | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Meryem Suresi 57. Ayette “Onu Yüce Bir Makama Yükselttik” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
54,153
2,736,297
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Meryem Suresi 57. Ayette “Onu Yüce Bir Makama Yükselttik” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Hz. İdris Kur’an’da önce dosdoğru bir insan ve peygamber olarak tanıtıldı, ardından Allah’ın onu yüce bir makama yükselttiği bildirildi. Bu sıralama bize gerçek yükselişin yalnız görünür makamlarla değil, doğruluk, kulluk ve Allah’ın lütfuyla ilgili olduğunu hatırlatır. İnsan kendisini büyütmeye çalışabilir; fakat kalıcı değeri veren insanların alkışı değil, Allah’ın kuluna verdiği şereftir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Meryem Suresi 57. Ayetin Anlamı Nedir ❓​

Meryem Suresi'nin 57. ayeti, bir önceki ayette dosdoğru bir kimse ve peygamber olarak tanıtılan Hz. İdris hakkında son derece kısa fakat güçlü bir bildirimde bulunmaktadır.

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Onu yüce bir makama yükselttik.”
Meryem Suresi, 19:57
Ayette yükseltenin Allah olduğu özellikle dikkat çekmektedir.

Hz. İdris kendi kendisini yüceltmemektedir.

İnsanların oluşturduğu bir şöhret kampanyasıyla yükselmemektedir.

Allah:

“Biz onu yükselttik.”

buyurmaktadır.

Bu nedenle ayetin merkezinde ilahî lütuf, gerçek değer ve Allah'ın kulunu yüceltmesi vardır.

2️⃣ “Onu Yükselttik” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet Hz. İdris'in Allah tarafından yüksek bir konuma çıkarıldığını bildirmektedir.

Buradaki yükselişin tam mahiyetinin bütün ayrıntıları ayette açıklanmamıştır.

Bu nedenle kesin olarak bilmediğimiz ayrıntıları:

“Mutlaka tam olarak şöyle gerçekleşti.”

diye anlatmak doğru değildir.

Kur’an'ın açıkça söylediği şey şudur:

Allah Hz. İdris’i yüce bir makama yükseltmiştir.

Bu, onun Allah katındaki şerefini ve özel lütfa mazhar oluşunu göstermektedir.

İnsan açısından en güvenli yaklaşım, ayetin verdiği kesin bilgiyi kabul etmek ve bize bildirilmeyen ayrıntılarda ölçülü olmaktır.

Vahyin sustuğu yerde insanın hayal gücü vahyin yerine geçmemelidir.

3️⃣ “Yüce Bir Makam” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetteki ifade yüksek bir derece, yüce bir konum ve özel bir şeref anlamı taşımaktadır.

Bu yükseliş:

Allah katında değer, peygamberlik şerefi ve kendisine verilen özel lütufla ilişkilidir.

Bazı İslamî açıklamalarda Hz. İdris'in semaya yükseltilmesiyle bağlantı kurulmuştur. İslam geleneğinde onun göklerle ilişkilendirilen anlatımları da bulunmaktadır.

Ancak yalnız Meryem 57'ye baktığımızda ayetin bütün ayrıntıları açıklamadığını görürüz.

Bu nedenle en sağlam ifade şudur:

Hz. İdris Allah tarafından gerçekten yüce bir makama yükseltilmiştir; bunun bütün ayrıntılarının nasıl gerçekleştiğini ayet tek başına açıklamaz.

Bu yaklaşım hem ayete iman eder hem de gereksiz kesinlikten kaçınır.

4️⃣ Bu Yükseliş Fiziksel mi Yoksa Manevi midir ❓​

Bu konuda yorumlar bulunmaktadır.

Ayetin ifadesi hem yüksek bir derece ve makamı düşündürmekte hem de İslamî gelenekte Hz. İdris'in göğe yükseltilmesiyle ilişkilendirilmektedir.

Fakat ayetin tek cümlesinden hareketle:

“Yalnız fiziksel yükseliştir.”

veya:

“Kesinlikle yalnız manevi makamdır.”

şeklinde tartışmasız bir sonuç çıkarmak ihtiyatlı olmayabilir.

Kur’an'ın açık hükmü:

Allah onu yüce bir makama yükseltti.

şeklindedir.

Mümin açısından asıl mesaj, yükselişin Allah tarafından verilmiş bir şeref ve lütuf olmasıdır.

Detaylarda farklı açıklamalar bulunması ayetin temel mesajını değiştirmez.

5️⃣ Hz. İdris’in Göğe Yükseltildiğini Kesin Olarak Söyleyebilir miyiz ❓​

İslamî gelenekte Hz. İdris'in semada yüksek bir konumla ilişkilendirildiği güçlü anlatımlar vardır.

Ancak Kur’an'ın bu ayetinin kendisi yalnız:

“Onu yüce bir makama yükselttik.”

demektedir.

Dolayısıyla ayetin söylemediği bütün ayrıntıları doğrudan ayetin içine koymamak gerekir.

Örneğin:

tam olarak nasıl yükseltildiği,

o yükselişin hangi aşamada gerçekleştiği,

orada ne kadar kaldığı,

bütün fiziksel ayrıntılar

ayet tarafından açıklanmamaktadır.

Bu yüzden dinî anlatımda şu ölçü çok değerlidir:

Kesin olanı kesin, yorum olanı yorum olarak anlat.

Hz. İdris'in sıddîklığına uygun şekilde onun hakkında konuşurken de doğruluk ahlakını korumak gerekir.

6️⃣ Hz. İdris’in Önce “Dosdoğru” Sonra “Yükseltilmiş” Olarak Anılması Ne Öğretir ❓​

  1. ayette:
“Dosdoğru bir kimse ve peygamberdi.”

denilmişti.

  1. ayette ise:
“Onu yüce bir makama yükselttik.”

buyrulmaktadır.

Bu sıralama son derece düşündürücüdür.

Önce karakter.

Sonra Allah'ın lütfu.

Önce doğruluk.

Sonra yükseliş.

Buradan mekanik bir:

“Doğru olursan dünyada mutlaka makamın yükselir.”

formülü çıkaramayız.

Ama çok güçlü bir manevi ilke vardır:

Allah katındaki gerçek yükseliş, insanın sahte görüntüsünden değil, iman ve doğrulukla şekillenen kulluğundan bağımsız düşünülemez.

İnsan kendisini reklamla büyütebilir.

Allah katındaki değeri ise reklam belirlemez.

7️⃣ Gerçekten Yücelten Allah mıdır ❓​

Evet.

İnsanlar birbirine makam verebilir.

Şirket bir çalışanı terfi ettirebilir.

Toplum birisini meşhur edebilir.

Devlet bir kişiye görev verebilir.

Bunların hepsi dünyevî düzeyde mümkündür.

Ama insanın nihai değerini ve Allah katındaki makamını belirleyen insanlar değildir.

Hz. İdris hakkında:

“Onu yükselttik.”

buyrulması bunu çok güzel gösterir.

İnsan:

“Beni kimse takdir etmiyor.”

diye bütün hayatını başkalarının onayına bağlamamalıdır.

Doğru olanı yap.

Allah biliyor.

İnsanlar fark etmeyebilir.

İnsanlar unutabilir.

Ama:

Allah’ın bildiği bir iyilik kaybolmuş değildir.

8️⃣ Dünyadaki Yüksek Makam Allah Katında Yüksek Olmak Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır.

Bu ikisini birbirine karıştırmamak gerekir.

Bir insan:

çok zengin,

çok ünlü,

çok güçlü,

yüksek makam sahibi

olabilir.

Ama bunların hiçbiri tek başına Allah katında üstünlüğün kanıtı değildir.

Aynı şekilde dünyada sıradan görünen bir insan Allah katında çok değerli olabilir.

Bu yüzden Meryem 57'deki yükselişi dünyevî kariyer basamaklarıyla ölçmemek gerekir.

Allah'ın yücelttiği makam ile şirket unvanı aynı şey değildir.

Dünyada yukarı çıkmak başka, Allah katında yükselmek başkadır.

Bazen insan dünyada yükseldikçe ahlaken düşebilir.

Bazen makamı küçük olduğu hâlde karakteri büyüktür.

9️⃣ Bir İnsan Kendi Kendisine “Benim Manevi Makamım Çok Yüksek” Diyebilir mi ❓​

Böyle iddialarda son derece dikkatli olmak gerekir.

İnsan:

“Ben Allah'a çok yakınım.”

“Benim makamım herkesten yüksek.”

“Ben özel seçilmişlerdenim.”

gibi ifadelerle kendisine manevi üstünlük dağıtmamalıdır.

Hz. İdris'in yüksek makamını Allah bildiriyor.

Hz. İdris kendi kendisine:

“Ben yüce makam sahibiyim.”

demiyor.

Bu çok önemli bir farktır.

İnsan kendi kalbinin bile bütün inceliklerini tam olarak bilemezken Allah katındaki derecesi hakkında nasıl kesin konuşabilir?

Maneviyatın en tehlikeli tuzaklarından biri, kulluk yolunu ego makamına çevirmektir.

Gerçek dindarlık insanı başkalarından üstünlük taslamaya değil, Rabbine karşı daha mütevazı olmaya götürmelidir.

🔟 Allah Katında Yükselmek Kibri Artırır mı Yoksa Tevazuyu mu ❓​

Gerçek kullukta yükselişin sonucu tevazu olmalıdır.

İnsan Allah'ın nimetlerini kendinden bilirse kibirlenebilir.

Ama:

“Bu bana Rabbimin lütfudur.”

diyorsa şükre yönelir.

Hz. İdris peygamberdir.

Dosdoğrudur.

Yüce makama yükseltilmiştir.

Ama bütün bunların kaynağı Allah'ın lütfudur.

Bu nedenle insan ne kadar:

bilgili,

zengin,

başarılı,

saygın

olursa olsun şunu unutmamalıdır:

Sahip olduğun şeylerin hiçbiri seni Allah’a karşı bağımsız yapmaz.

Gerçek yükseliş, insanın başını insanlara karşı büyütmesi değil, Allah'ın huzurunda daha bilinçli eğebilmesidir.

1️⃣1️⃣ Şöhret ile Yüksek Manevi Makam Arasında Bir İlişki Var mıdır ❓​

Zorunlu bir ilişki yoktur.

Bir insan milyonlarca kişi tarafından tanınabilir ama Allah katındaki değerini bilemeyiz.

Bir başka insan yalnız ailesi ve küçük çevresi tarafından bilinebilir ama son derece salih olabilir.

Bu nedenle şöhret manevi derece ölçüsü değildir.

Hz. İdris'in yüceliğini insanlar kendisine sosyal bir unvan verdiği için değil, Allah onu yücelttiği için biliyoruz.

Bugün insan görünürlüğü değere dönüştürme hatasına kolayca düşebilir.

Takipçi sayısı.

Beğeni.

İzlenme.

Bunlar sosyal ölçülerdir.

Allah katındaki değeri algoritma ölçmez.

Bu cümleyi özellikle dijital çağda unutmamak gerekir.

1️⃣2️⃣ Doğruluk ile Gerçek Yükseliş Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır ❓​

Hz. İdris'in hemen önceki ayette sıddîk, yani doğruluğu karakter hâline gelmiş bir insan olarak anılması tesadüf değildir.

Doğruluk insanı Allah katında değerli kılan büyük ahlaklardan biridir.

Bir insan:

kısa vadeli çıkar için yalan söylemeyebilir,

emaneti koruyabilir,

hatasını kabul edebilir,

bilmediğinde “bilmiyorum” diyebilir.

Bunlar dışarıdan küçük görünebilir.

Ama karakteri inşa eder.

Gerçek yükseliş çoğu zaman insanların alkışladığı büyük gösterilerden önce, kimsenin görmediği küçük doğruluklarda başlar.

İnsan belki dünyada ödül almaz.

Ama doğruluğunu kaybetmemiş olur.

Bu çok büyük bir değerdir.

1️⃣3️⃣ Allah’ın Sevdiği Bir Kul Hayatında Zorluk Yaşayabilir mi ❓​

Evet.

Yüce makam, dünyada hiç zorluk yaşamamak anlamına gelmez.

Peygamberlerin hayatları bunun açık örnekleridir.

Hz. İbrahim tehdit edildi.

Hz. Musa Firavun'la mücadele etti.

Hz. Meryem ağır ithamlarla karşılaştı.

Hz. Muhammed büyük zorluklar yaşadı.

Dolayısıyla:

“Allah beni seviyorsa hayatımda hiçbir sıkıntı olmamalı.”

düşüncesi doğru değildir.

Allah katındaki değer ile dünyadaki konfor aynı ölçü değildir.

Bazen insan çok zor bir hayatın içinde Allah'a karşı büyük bir sadakat gösterebilir.

Zorluk tek başına Allah'ın sevgisizliği değildir.

Rahatlık da tek başına Allah'ın özel sevgisinin kanıtı değildir.

1️⃣4️⃣ Yüksek Makam Arzusu İnsan İçin Yanlış mıdır ❓​

İnsan güzel bir kul olmak, Allah'ın rızasına yaklaşmak ve manevi olarak gelişmek isteyebilir.

Bu kötü değildir.

Fakat hedef:

“Ben herkesten üstün olayım.”

noktasına dönüşürse problem başlar.

Manevi hayat yarış podyumu değildir.

İnsan:

“Filancadan daha çok ibadet ediyorum.”

“Ben ondan daha üstünüm.”

diye kendisini ölçmeye başladığında ibadet bile egonun yakıtına dönüşebilir.

Daha sağlıklı dua şudur:

“Allah’ım beni razı olduğun kullarından eyle.”

Bu, başkasını aşağıya itmeden yükselmeyi istemektir.

Allah'ın rızasını aramak başka, insanların üzerinde manevi saltanat kurmak başkadır.

1️⃣5️⃣ İnsanlar Bizi Küçümsese Bile Allah Katında Değerli Olabilir miyiz ❓​

Evet.

İnsanların değerlendirmesi yanılabilir.

Bir insan dış görünüşü, maddi durumu, eğitimi veya sosyal konumu nedeniyle küçümsenebilir.

Ama bunlar Allah katındaki değerini otomatik olarak belirlemez.

Bu nedenle başkalarını küçümsemek çok tehlikelidir.

Sen bir insanın:

kalbini,

gizli iyiliğini,

duasını,

tevbesini,

Allah ile arasındaki bağını

bilemezsin.

Dışarıdan küçük gördüğün insan Allah katında senden çok daha değerli olabilir.

Bu düşünce kibri kırar.

Hz. İdris'in yüceliğini Allah bildiriyor; insanlar değil.

1️⃣6️⃣ Bu Ayet Ahiret İçin Nasıl Bir Umut Verir ❓​

Meryem 57 bize dünyanın görünür ölçülerinin tek ölçü olmadığını hatırlatır.

İnsan dünyada:

tanınmamış,

haksızlığa uğramış,

küçümsenmiş

olabilir.

Ama Allah'ın adaleti ve lütfu dünya ile sınırlı değildir.

Müminin asıl hedefi yalnız dünyada makam kazanmak değil, Allah'ın rızasına ulaşmaktır.

Ahiret bilinci insanı şu yanlış düşünceden kurtarır:

“Bu dünyada yeterince takdir edilmedim, demek ki hayatım boşa gitti.”

Hayır.

Allah için yapılan hiçbir gerçek hayrı yalnız insanların alkışına göre ölçme.

İnsan unutabilir; Allah unutmaz.

Bu, mümin için büyük bir tesellidir.

1️⃣7️⃣ Meryem Suresi 56–58. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

  1. ayette Hz. İdris:
“Dosdoğru bir kimse ve peygamber.”

olarak tanıtılmıştı.

  1. ayette Allah:
“Onu yüce bir makama yükselttik.”

buyurmaktadır. Böylece Hz. İdris'in doğruluğu ve peygamberliğinin ardından kendisine verilen özel ilahî şeref bildirilmektedir.

  1. ayette ise sure, daha önce anılan peygamberleri geniş bir çerçevede bir araya getirecek ve onların Allah'ın nimet verdiği peygamberlerden olduklarını, Rahmân'ın ayetleri kendilerine okunduğunda secdeye kapanıp ağladıklarını anlatacaktır.
Böylece üç ayette çok güçlü bir akış vardır: 56. ayette doğruluk, 57. ayette Allah tarafından yüceltilme, 58. ayette ise bütün bu peygamberlerin ortak kulluk özelliği olarak secde ve gözyaşı.

Bu bize çok büyük bir ölçü verir:

Allah’ın yücelttiği insanın zirvesi kibir değil, secdedir.

1️⃣8️⃣ Meryem Suresi 57. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir ❓​

Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri şudur:

Kendini yükseltmeye çalışma; doğruluğunu ve kulluğunu koru, gerçek değeri Allah’a bırak.

İnsanların seni tanımaması seni değersiz yapmaz.

İnsanların seni övmesi de otomatik olarak değerli yapmaz.

Hz. İdris'in büyüklüğü sosyal şöhretinden değil, Allah'ın onu:

dosdoğru,

peygamber

ve yüce makama yükseltilmiş bir kul

olarak tanıtmasından gelir.

Bu nedenle insan hayatını:

“Beni kim alkışlıyor?”

sorusuna göre değil,

“Rabbimin razı olacağı bir hayat mı yaşıyorum?”

sorusuna göre düzenlemelidir.

Gerçek yükseliş dışarıdaki basamaklardan önce içerideki karakterde başlar.

1️⃣9️⃣ Meryem Suresi 57. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir ❓​

Meryem Suresi'nin 57. ayeti yalnız birkaç kelimeden oluşmaktadır:

“Onu yüce bir makama yükselttik.”

Fakat bu kısa cümle insanın değer, makam, başarı ve yükseliş anlayışını kökten sorgulayabilecek kadar güçlüdür.

Çünkü modern insan sürekli yükselmek ister.

Daha yüksek maaş.

Daha yüksek makam.

Daha büyük ev.

Daha fazla takipçi.

Daha fazla görünürlük.

Bunların kendisi mutlaka kötü değildir.

İnsan çalışabilir.

Kariyer yapabilir.

Başarılı olabilir.

Ama tehlike, yükseklik kavramını yalnız dünyadaki basamaklarla ölçmeye başladığında ortaya çıkar.

Meryem 57 bize bambaşka bir yükseklik gösteriyor.

Hz. İdris hakkında önce:

“Dosdoğru bir kimseydi.”

deniyor.

Sonra:

“Onu yükselttik.”

buyruluyor.

Bu çok güçlü bir sıralamadır.

Bugün insan bazen tam tersini yapar.

Önce yükselmek ister.

Sonra karakteri düşünür.

Önce makam.

Sonra ahlak.

Önce güç.

Sonra doğruluk.

Kur’an ise bize şu soruyu sordurur:

“Yükselirken nasıl bir insana dönüşüyorsun?”

Çünkü makam yükselirken karakter düşüyorsa buna gerçek yükseliş demek zordur.

Bir insan şirketinde yönetici olabilir.

Ama çalışanlarını ezmeye başlarsa.

Bir siyasetçi güç kazanabilir.

Ama adaletini kaybederse.

Bir dinî şahsiyet çok tanınabilir.

Ama tevazusunu kaybederse.

Bir insan zenginleşebilir.

Ama merhametini kaybederse.

Dışarıdan yükselmiş görünür.

Ama içeride başka bir düşüş yaşanabilir.

Gerçek yükseliş, imkân arttıkça karakterin küçülmemesidir.

Meryem 57 bu nedenle başarıya karşı değildir.

Başarının putlaştırılmasına karşı büyük bir ölçüdür.

Çalış.

Kazan.

Üret.

Yüksel.

Ama bunları Allah'ın sana verdiği insanlık ve ahlakı kaybederek yapma.

Bir koltuk uğruna dostunu satma.

Para uğruna yalan söyleme.

Şöhret uğruna karakterini değiştirme.

Çünkü elde ettiğin makam geçici olabilir.

Karakterinden verdiğin taviz ise senden çok daha fazlasını götürebilir.

Ayet ayrıca bize gerçek yükselişin Allah tarafından verilmesi gerçeğini hatırlatır.

Hz. İdris:

“Ben kendimi yükselttim.”

demiyor.

Allah:

“Biz onu yükselttik.”

buyuruyor.

Bu ifade insanın gururunu kırar.

Sen çalışırsın.

Evet.

Gayret edersin.

Evet.

Ama sonuç üzerinde yüzlerce faktör vardır.

Sağlık.

Zaman.

İnsanlar.

Fırsatlar.

Kabiliyet.

Bunların hepsi Allah'ın yaratması içindedir.

Bu nedenle başarı geldiğinde:

“Her şeyi ben yaptım.”

demek yerine şükretmek daha doğru bir kulluktur.

Çaba senin sorumluluğundur.

Sonuç ise yalnız senin kudretinin ürünü değildir.

Bu bilinç insanı tembellik değil tevazu sahibi yapmalıdır.

Meryem 57 özellikle kendisini başkalarıyla kıyaslayan insana çok güçlü bir mesaj verir.

Bir arkadaşın senden daha çok kazanıyor.

Bir başkası senden daha tanınmış.

Birisi senden daha büyük evde yaşıyor.

Bir diğeri daha yüksek görevde.

İnsan sürekli:

“Ben neden onun gibi değilim?”

diye kendisini yiyebilir.

Ama belki yanlış soruyu soruyordur.

Asıl soru:

“Ben Rabbimin razı olacağı kişi olmaya çalışıyor muyum?”

olmalıdır.

Çünkü herkesin hayat yolu aynı değildir.

Herkes aynı zenginlikte olmayacak.

Herkes aynı kariyere sahip olmayacak.

Herkes aynı görünürlüğe ulaşmayacak.

Ama herkes kendi şartları içinde doğruluk, adalet ve kulluk konusunda sorumludur.

Bu insanı kıyas bağımlılığından kurtarabilir.

Sen başkasının hayatını yaşamıyorsun.

Allah seni başkasının sahip olduklarıyla değil, sana verilenlerle ne yaptığın üzerinden hesaba çekecektir.

Bu nedenle:

Başkasının basamağına bakarken kendi karakterini düşürme.

Ayet manevi dünyada da kıyas hastalığını engeller.

Bir insan:

“Ben ondan daha çok namaz kılıyorum.”

“Ben ondan daha fazla Kur’an biliyorum.”

“Ben daha dindarım.”

diye kendisini yüksek görebilir.

İşte burada çok büyük tehlike vardır.

Çünkü ibadet insanı Allah'a yaklaştırması gerekirken ego malzemesine dönüşebilir.

Kulluğunu üstünlük belgesine çevirme.

Sen başkasının kalbini bilmiyorsun.

Belki küçümsediğin insanın samimi bir tevbesi Allah katında çok değerlidir.

Belki kendini üstün gördüğün anda sen büyük bir kibir tehlikesine düşüyorsun.

Meryem 57'nin hemen ardından 58. ayette peygamberlerin secdeye kapanıp ağlamalarının anlatılması bu açıdan çok anlamlıdır.

Allah tarafından yüceltilen insanlar ne yapıyor?

Kibirlenmiyorlar.

Secde ediyorlar.

İşte gerçek yükselişin paradoksu budur:

Allah katında yükseldikçe kul, Rabbine karşı daha çok eğilir.

İnsanların önünde büyüklük taslamaz.

Allah'ın huzurunda kulluğunu bilir.

Bu çok güçlü bir ahlaktır.

Bir insanın makamı yükseldikçe:

“Artık kimse bana bir şey söyleyemez.”

diyorsa tehlike vardır.

Gerçek büyüklük eleştiriden tamamen kaçmak değildir.

Hz. İdris peygamberlik makamına sahipken bile Allah'ın kuludur.

Bizim dünyevî makamlarımız bundan ne kadar küçüktür.

Bir patron.

Bir yönetici.

Bir profesör.

Bir din adamı.

Bir sanatçı.

Bir influencer.

Hiçbiri kulluktan çıkmaz.

Unvan değişir, kul oluş değişmez.

Meryem 57 bize insanların takdirini de doğru yere koymayı öğretir.

Takdir edilmek güzeldir.

İnsan emeğinin görülmesini ister.

Bu doğal bir duygudur.

Ama bütün öz değerini insanların takdirine bağlamak tehlikelidir.

Bugün seni överler.

Yarın unutabilirler.

Bugün paylaşımın binlerce beğeni alır.

Yarın kimse ilgilenmez.

Eğer bütün değerini buna bağladıysan ruh hâlin de insanların eline geçer.

İnsanların alkışını sev ama ona bağımlı olma.

Hz. İdris'i yücelten insanların alkışı değil Allah'ın hükmüdür.

Bu bilinç insana içsel bir özgürlük verir.

İyilik yaptın.

Kimse görmedi.

Devam et.

Doğruyu söyledin.

Kimse seni övmedi.

Devam et.

Bir haksızlıktan kaçındın.

Kimse teşekkür etmedi.

Devam et.

Allah’ın bildiği hayat, insanların gördüğü hayattan daha geniştir.

Ayet bize yükselmenin sorumluluk olduğunu da düşündürür.

İnsan makam kazandığında yalnız ayrıcalık kazandığını sanabilir.

Daha çok yetki.

Daha çok para.

Daha çok imkân.

Ama bunların yanında daha büyük sorumluluk da gelir.

Bir çalışan yalnız kendi işinden sorumluyken yönetici olduğunda onlarca insanın hakkı etkilenebilir.

Bir kişinin sözü yalnız birkaç insana ulaşırken ün kazandığında milyonlara ulaşabilir.

Bu nedenle yükseliş:

“Artık daha özgürüm.”

demekten önce:

“Artık daha dikkatli olmalıyım.”

dedirtebilmelidir.

Nimet büyüyorsa emanet de büyüyor olabilir.

Bu yüzden gerçek yükseliş insanı daha sorumsuz değil, daha bilinçli yapmalıdır.

Meryem 57 ayrıca düşüş yaşayan insana umut verir.

Bir insan kariyer kaybedebilir.

Makamdan alınabilir.

İflas edebilir.

Toplumdaki statüsü düşebilir.

Bu elbette zor olabilir.

Ama:

“Dünyevî makamımı kaybettim, artık değersizim.”

dememelidir.

Değerin yalnız koltuğundan geliyorsa koltuk gidince kim olduğun sorusu ortaya çıkar.

Bu yüzden insan kimliğini makama hapsetmemelidir.

Sen bir yöneticiden önce insansın.

Bir zenginden önce kulsun.

Bir ünlüden önce Allah'ın yarattığı bir insansın.

Makamı kaybetmek, Allah katındaki değeri otomatik olarak kaybetmek değildir.

Bazen insan bir koltuğu kaybeder ama karakterini korur.

Bu, makamı koruyup vicdanını kaybetmekten çok daha değerlidir.

Ayet ölüm gerçeği açısından da çok düşündürücüdür.

Dünyadaki bütün makamlar bir gün bitecek.

CEO.

Başkan.

Müdür.

Profesör.

Ünlü.

Zengin.

Bütün unvanlar dünyada kalacak.

İnsan Allah'ın huzuruna:

kartvizitiyle değil,

amel ve kulluğuyla

gidecektir.

Bu yüzden Meryem 57 bize:

“Gerçekten hangi makama yatırım yapıyorsun?”

sorusunu sordurur.

Yalnız dünya makamına mı?

Yoksa Allah katında razı olunan bir kul olmaya da mı?

İnsan dünya için çok çalışabilir.

Bunda problem yoktur.

Ama ahireti tamamen unutursa büyük bir dengesizlik oluşur.

Dünyada yükselirken sonsuz hayatını aşağı çekme.

Meryem 57'nin başka bir büyük dersi, bilmediğimiz ayrıntılarda tevazudur.

Hz. İdris'in tam olarak nasıl yükseltildiği konusunda çeşitli yorumlar vardır.

Bazen insan dinî konularda kesin bilmese bile güçlü konuşmak ister.

Çünkü:

“Bilmiyorum.”

demek ona zayıflık gibi gelir.

Oysa bir önceki ayette Hz. İdris'in doğruluğu anlatıldı.

Onun hakkında doğru konuşmanın bir gereği de bilmediğimiz şeyi uydurmamaktır.

Kesin olmayanı kesinmiş gibi anlatmak, dinî bilgiye hizmet değil zarar verebilir.

Bu yüzden:

“Ayet bunu açıkça söylüyor.”

ile:

“Bu konuda şöyle yorumlar vardır.”

arasındaki farkı korumalıyız.

Bu ilim ahlakıdır.

Meryem 57 bize yüksek makamın yalnız insanın kendisi için değil, başkalarına fayda için de anlam taşıması gerektiğini düşündürür.

Eğer Allah sana:

bilgi,

para,

güç,

etki alanı

verdiyse bununla ne yapıyorsun?

Yalnız kendin için mi?

Yoksa insanların hayatına da iyilik taşıyor musun?

Bir insan yükseldikçe daha çok insana dokunabilir.

O hâlde:

Yüksekliği hizmete dönüştür.

Makamın seni insanlardan uzaklaştırmasın.

İmkânın seni merhametsizleştirmesin.

Bilgin seni kibirli yapmasın.

Çünkü nimetin en güzel şükrü onu hayra dönüştürmektir.

Meryem Suresi'nin 57. ayeti bugün bize şu soruları sordurur: Ben yükselmeyi yalnız para ve makamla mı ölçüyorum? Başarı kazandıkça tevazum artıyor mu azalıyor mu? İnsanların alkışına ne kadar bağımlıyım? Kendi manevi derecem hakkında başkalarını küçümseyecek kadar iddialı mıyım? Dünyada yükselirken karakterimi de yükseltebiliyor muyum?

Bu sorular ayetin yalnız Hz. İdris'in yüce bir makama yükseltilmesini anlatmadığını; gerçek değer, makam, tevazu, doğruluk, şöhret, başarı, ilahî lütuf ve ahiret bilinci hakkında son derece kapsamlı bir hayat ölçüsü sunduğunu göstermektedir.

Sonuç olarak Meryem 57 bize şunu öğretmektedir: Allah, dosdoğru bir kul ve peygamber olan Hz. İdris’i yüce bir makama yükseltmiştir. Bu yükselişin bütün ayrıntıları ayette açıklanmamış olsa da açık gerçek şudur: Onu yücelten Allah’tır ve bu yücelik ilahî bir şeref ve lütuftur.

Dünyadaki makamını Allah katındaki makamınla karıştırma.

Şöhreti değer sanma.

Başarıyı kibir sebebi yapma.

Manevi dereceni kendi kendine ilan etme.

Doğru ol.

Kul ol.

Şükret.

Ve şu büyük ölçüyü kalbinin merkezinde tut:

Hz. İdris önce “dosdoğru” diye tanıtıldı, sonra Allah tarafından “yüce bir makama” yükseltildi. Çünkü gerçek yükseliş insanın kendisini büyük göstermesinde değil, Allah’ın razı olacağı kadar doğru yaşayıp yüceliği Rabbinden beklemesindedir.

⠀

🌿 Son Söz​

“İnsan ömrü boyunca yükselmek ister; daha çok kazanmak, daha çok tanınmak ve daha büyük makamlara ulaşmak ister. Hz. İdris’in kıssası ise bize başka bir yükselişi hatırlatır: Allah katındaki değeri. Önce doğruluğunu koru, sonra makamını düşün. Yükseldikçe insanları küçümseme, sana verilen nimeti kendinden bilme ve insanların alkışını hayatının ölçüsü yapma. Çünkü dünyadaki her koltuk bir gün boşalır; fakat Allah’ın kuluna verdiği gerçek değer geçici unvanlardan çok daha büyüktür.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt