İsrâ Suresi 28. Ayette “Eğer Rabbinden Umduğun Bir Rahmeti Beklerken Onlardan Yüz Çevirmek Zorunda Kalırsan, Bari Onlara Yumuşak Bir Söz Söyle” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“İnsanın her yardım isteğine maddi olarak cevap verecek gücü olmayabilir; fakat imkânsızlık, merhametsizliği zorunlu kılmaz. Bazen veremediğimiz paranın yerini güzel bir söz, samimi bir açıklama ve karşıdakinin onurunu koruyan bir davranış doldurabilir. Gerçek iyilik yalnız elimiz doluyken değil, elimiz boşken nasıl konuştuğumuzda da ortaya çıkar.”
Ersan Karavelioğlu
İsrâ Suresi 28. Ayetin Anlamı Nedir
İsrâ Suresi'nin 28. ayeti, bir önceki ayetlerde söz edilen akraba, yoksul ve yolda kalmış insanlara yardım edecek maddi imkân bulunmadığında bile onlara kaba davranılmamasını, yüz çevrilmemesini ve güzel söz söylenmesini öğretmektedir.Ayetin anlamı şöyledir:
Bu ayet son derece ince bir ahlak öğretmektedir.“Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti beklerken onlardan yüz çevirmek zorunda kalırsan, bari onlara yumuşak ve gönül alıcı bir söz söyle.”
İsrâ Suresi, 17:28
İnsanın parası olmayabilir.
Yardım edecek imkânı bulunmayabilir.
Kendi ailesinin zorunlu ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor olabilir.
Fakat bütün bunlar:
“Git başımdan.”
deme hakkı vermez.
Kur’an maddi imkânsızlığın içinde bile güzel ahlak için imkân bulunduğunu hatırlatır.
“Onlardan Yüz Çevirmek Zorunda Kalırsan” Ne Anlama Gelir
Buradaki yüz çevirme, ihtiyaç sahibine karşı kibirli biçimde sırt dönmekten ziyade, yardım edemeyecek durumda bulunmak nedeniyle talebini karşılayamamak anlamında anlaşılmalıdır.Bir kişi senden yardım isteyebilir.
Ama senin o anda verecek paran olmayabilir.
Başka zorunlu borçların olabilir.
Ailenin temel ihtiyaçları bulunabilir.
Böyle bir durumda yardım talebini yerine getiremeyebilirsin.
Ayet burada insanı suçlamaz.
Tam tersine şunu öğretir:
“Veremiyorsan bile incitme.”
Bu çok önemli bir sosyal ahlak ölçüsüdür.
Yardım Edememek Günah mıdır
İnsanın gerçekten imkânı yoksa yapamayacağı şeyden sorumlu tutulması doğru değildir.İslam insanı gücünün yetmediği bir yükün altında bırakmaz.
Bir ihtiyaç sahibi senden büyük bir miktar isteyebilir.
Ama senin o miktarı verecek gücün olmayabilir.
Bu durumda:
“Üzgünüm, şu anda yardımcı olabilecek durumda değilim.”
demek mümkündür.
Asıl mesele yalan söylememek ve karşıdaki kişiyi aşağılamamaktır.
İmkânsızlık günah değildir; merhametsizlik ayrı bir meseledir.
İnsan veremediği için utanmak yerine, elinden gelen başka bir iyilik olup olmadığına bakabilir.
“Rabbinden Umduğun Bir Rahmeti Beklerken” Ne Anlama Gelir
Bu ifade insanın şu anda imkân sahibi olmayabileceğini, fakat Allah'tan gelecekte bir rızık, kolaylık veya genişlik umduğunu düşündürür.Bugün veremeyebilirsin.
Yarın durumun düzelebilir.
Bugün borçlusundur.
Bir süre sonra imkânın artabilir.
Bu yüzden mümin yoksulluk veya darlık içerisinde bile Allah'ın rahmetinden ümit kesmez.
Bugünkü darlık, hayatın sonsuza kadar böyle kalacağı anlamına gelmez.
İnsan çalışır.
Dua eder.
Sebebe sarılır.
Ve Allah'tan kolaylık bekler.
Ayetteki “Rahmet” Sadece Para mı Demektir
Hayır.Bağlam içerisinde maddi rızık ve imkân anlamı güçlüdür.
Fakat Allah'ın rahmeti bundan daha geniştir.
Sağlık.
İş fırsatı.
Kazanç.
Borçtan kurtulma.
Yeni imkânlar.
bunların hepsi rahmetin dünyadaki görünümleri olabilir.
İnsan:
“Şu anda veremiyorum ama Allah bana genişlik verirse yardım etmek isterim.”
diye düşünebilir.
Burada önemli olan, bu ümidi tembelliğe dönüştürmemektir.
Rahmeti beklemek, çalışmayı bırakmak değil; çalışırken Allah'ın lütfundan ümit kesmemektir.
“Onlara Yumuşak Bir Söz Söyle” Ne Demektir
Ayet yardım edemediğimiz kişiye nasıl konuşmamız gerektiğini de öğretmektedir.Kaba konuşma.
Azarlama.
Küçümseme.
Utandırma.
yerine güzel ve kolaylaştırıcı bir söz söylenmelidir.
Örneğin:
“Şu anda yardımcı olamıyorum, kusura bakma. İnşallah imkânım olduğunda destek olmak isterim.”
gibi bir ifade çok farklı bir etki bırakabilir.
Karşıdaki insan yine para almamıştır.
Ama onuru korunmuştur.
Bazen insanın ihtiyacını karşılayamazsın; ama kalbini kırmamayı başarabilirsin.
Güzel Söz Gerçekten Yardım Sayılır mı
Maddi yardımın yerini her zaman tamamen tutmaz.Aç insana yalnız güzel söz söylemek yeterli değildir, imkân varsa yemek vermek gerekir.
Ama imkân gerçekten yoksa güzel söz hâlâ değerlidir.
İnsan zaten yardım istemek zorunda kaldığı için mahcup olabilir.
Bir de karşısında aşağılanırsa acısı iki katına çıkar.
Bu yüzden güzel söz:
Maddi yardımın alternatifi değil, yardım edemediğimiz anda insan onurunu koruyan ahlaki bir görevdir.
İmkân olduğunda maddi destek.
İmkân olmadığında ise en azından saygı.
Kur’an ikisini birlikte öğretir.
Yardım İsteyen İnsanı Azarlamak Neden Yanlıştır
Çünkü ihtiyaç sahibi olmak suç değildir.İnsan bugün zengin olabilir.
Yarın işini kaybedebilir.
Bugün yardım eden olabilir.
Yarın yardım isteyen hâline gelebilir.
Hayatın şartları değişebilir.
Bu nedenle bir insan senden yardım istediğinde:
“Nasıl bu hâle düştün?”
“Git çalış.”
“Benden sürekli bir şey istemeyin.”
gibi küçümseyici ifadeler söylemek onun onurunu yaralayabilir.
Elbette her yardım talebi haklı olmayabilir.
Ama reddetmenin de ahlakı vardır.
İnsan talebi reddedebilir; insanı küçültmek zorunda değildir.
Gerçekten Yardıma İhtiyacı Olmayan Biri Sürekli Para İstiyorsa Ne Yapmalıyız
Ayet iyi niyeti ve merhameti öğretir, fakat insanın sürekli istismar edilmesini emretmez.Bir kişi çalışabilecek durumda olduğu hâlde sürekli başkalarını kullanıyor olabilir.
Borç alıp geri ödemiyor olabilir.
Yardımları yanlış yerde kullanıyor olabilir.
Böyle durumda sınır koymak mümkündür.
Para vermek yerine:
İş bulmasına yardım etmek.
Doğrudan ihtiyacını karşılamak.
Gıda almak.
Borç yönetimi konusunda yönlendirmek.
gibi çözümler düşünülebilir.
Merhamet, aklı terk etmek değildir.
Yardım ederken hem kalbi hem hikmeti kullanmak gerekir.
Yardım Edemediğimizde Yalan Bir Vaat Vermek Doğru mudur
Hayır.Karşıdaki insan üzülmesin diye yerine getiremeyeceğimiz bir söz vermek doğru değildir.
“Yarın kesin gönderirim.”
deyip gönderemeyeceğini biliyorsan bu, güzel söz olmaktan çıkar.
Ayetin istediği yumuşaklık dürüstlüğü ortadan kaldırmaz.
Daha doğru olan:
“Şu anda imkânım yok. Durumum değişirse yardımcı olmaya çalışırım.”
demektir.
Böylece hem nazik hem dürüst olunur.
İyi niyet adına verilen sahte umut, daha sonra daha büyük hayal kırıklığı oluşturabilir.

Her Yardım Talebine Cevap Vermek Zorunda mıyız
Hayır.İnsanın imkânı sınırlıdır.
Bir kişi yüz farklı insana yardım talebi alabilir ve hepsini karşılayamayabilir.
Bu durumda önceliklendirme yapılabilir.
Aile sorumlulukları.
Acil ihtiyaçlar.
Gerçek yoksulluk.
Sağlık.
Gıda.
Barınma.
gibi konular daha öncelikli olabilir.
İnsan yapamayacağı şeyin altında ezilmemelidir.
Merhamet, insanın sınırlarını inkâr etmesi değildir.
Asıl önemli olan elinden geleni yapmak ve yapamadığı durumda da ahlakını korumaktır.

Kendi Ailem Zor Durumdayken Başkasına Yardım Etmek Zorunda mıyım
Kişinin bakımından sorumlu olduğu insanların temel haklarını ihmal etmemesi gerekir.Çocuğunun temel ihtiyacını karşılamadan dışarıya gösteriş için büyük yardımlar dağıtmak doğru denge olmayabilir.
Eşinin, çocuklarının veya bakmakla yükümlü olduğu kişilerin hakkı vardır.
Bu nedenle yardımda da bir öncelik ve denge bulunmalıdır.
İmkân çok sınırlıysa:
“Şu anda kendi ailemin zorunlu ihtiyaçlarını ancak karşılayabiliyorum.”
demek meşru olabilir.
Ancak insanın durumu düzeldiğinde paylaşma imkânı da artabilir.
İyilik, bir hakkı yerine getirirken başka bir hakkı ezmemelidir.

Birine Para Veremiyorsak Başka Nasıl Yardım Edebiliriz
Yardım yalnız para değildir.Bir iş ilanı gönderebilirsin.
İşverenle tanıştırabilirsin.
Bir resmi işlemini çözmesine yardımcı olabilirsin.
Ulaşım sağlayabilirsin.
Doktor randevusu bulabilirsin.
Bir ihtiyaç sahibini doğru yardım kuruluşuna yönlendirebilirsin.
Bazen insanın ihtiyacı paradan çok bağlantı veya bilgidir.
Elin veremiyorsa bilgin, zamanın veya çevren yardım edebilir.
Bu düşünce insanın:
“Param yok, hiçbir şey yapamam.”
demesini engeller.
İyiliğin birçok biçimi vardır.

Yardım İsteyen Kişinin Mahremiyetini Korumak Neden Önemlidir
İnsan ihtiyaç içerisinde olduğunu herkesin bilmesini istemeyebilir.Yardım talebini bize güvenerek anlatmış olabilir.
Bunu başkalarına yaymak, özellikle gereksiz yere anlatmak, onu rencide edebilir.
“Falanca benden para istedi.”
diye ortalıkta anlatmak doğru olmayabilir.
Elbette yardım bulmak amacıyla gerekli kişilerle paylaşılması gereken durumlar olabilir.
Ama burada da ölçü korunmalıdır.
İhtiyacın açığa çıkması, insanın onurunun açığa çıkarılması anlamına gelmemelidir.
Yardım bazen en güzel hâlini sessizlikte bulur.

Yardım Edemediğimiz İçin Kendimizi Suçlu Hissetmeli miyiz
İnsan merhametliyse yardım edemediğinde üzülmesi doğaldır.Ama gerçekten gücü yetmiyorsa kendisini sürekli suçlaması doğru değildir.
Allah insanın imkânını bilir.
Senin görevin:
Elinden geleni yapmak.
Yapamadığında güzel konuşmak.
Mümkünse başka bir çözüm aramak.
ve durumun düzelmesi için gayret etmektir.
İnsan bütün dünyanın yükünü tek başına taşıyamaz.
Merhamet insanı iyiliğe yönlendirmeli, fakat onu imkânsız sorumluluklarla ezmemelidir.

Bu Ayet Yardım Alan Kişinin Onurunu Nasıl Korur
Ayet son derece önemli bir sosyal psikoloji öğretmektedir.İhtiyaç sahibi insana yalnız:
“Para ver.”
demiyor.
Yardım edemiyorsan bile:
“Güzel konuş.”
diyor.
Bu, insanın yalnız midesinin değil, kalbinin de korunması gerektiğini gösterir.
Bir kişi para alamadığı için üzülebilir.
Ama üstüne hakaret görürse kendisini değersiz hissedebilir.
Kur’an buna izin vermemektedir.
Yoksulluk ekonomik bir durumdur; insanlık değeri değildir.
İhtiyaç sahibi insanın malı az olabilir.
Onuru az değildir.

İsrâ Suresi 26, 27 ve 28. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır
Bu üç ayet birlikte son derece dengeli bir sosyal ve mali ahlak ortaya koymaktadır.26. ayette:
Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkının verilmesi emredildi.
Aynı zamanda:
Saçıp savurma.
buyuruldu.
27. ayette:
Savurganlığın şeytani nankörlüğe benzeyen yönü güçlü biçimde uyarıldı.
28. ayette ise insanın verecek imkânı bulunmadığında ne yapacağı öğretilmektedir:
Güzel söz söyle.
Böylece Kur’an üç ayrı durumu düzenler:
Verebiliyorsan paylaş.
Paylaşırken savurganlaşma.
Veremiyorsan da insanı incitme.
Bu, son derece kapsamlı bir denge öğretisidir.

İsrâ Suresi 28. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir
Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri şudur:Cebin boş olabilir; kalbin boş olmak zorunda değildir.
İnsan her zaman maddi yardım yapamayabilir.
Ama:
Güzel konuşabilir.
Dinleyebilir.
Yönlendirebilir.
Dua edebilir.
Bir iş fırsatı paylaşabilir.
Karşıdaki insanı aşağılamayabilir.
Bunların hepsi değerlidir.
Ayet bize iyiliğin yalnız zenginlerin yapabileceği bir şey olmadığını gösterir.
İyilik yapmak için her zaman paran olmak gerekmez; bazen güzel bir söz bile insanlığın büyük göstergesidir.

İsrâ Suresi 28. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir
İsrâ Suresi'nin 28. ayeti, insanın akraba, yoksul veya yolda kalmış bir kişiye maddi yardım edecek imkân bulamadığında bile onu küçümsememesini, kaba biçimde geri çevirmemesini ve gönül alıcı bir söz söylemesini öğretmektedir.Bu ayetin ilk büyük mesajı, imkânsızlık ile merhametsizliği ayırmaktır.
İnsan gerçekten parasız olabilir.
Kendi geçimini zor sağlayabilir.
Borcu olabilir.
Bu durumda verememesi mümkündür.
Allah insanı yapamayacağı şeyden sorumlu tutmaz.
Ama yine de:
“Ben veremiyorum, o hâlde nasıl konuştuğumun önemi yok.”
denilemez.
Maddi güç sınırlı olabilir; ahlaki incelik için yine alan vardır.
İkinci büyük mesaj, insan onurudur.
Bir insan yardım istiyorsa zaten zor bir durumda olabilir.
İhtiyacını söylemek onun için kolay olmayabilir.
Bu nedenle yardım talebini reddederken bile onun onurunu korumak gerekir.
“Yok.”
deyip kapıyı çarpmakla:
“Keşke yardımcı olabilsem ama şu anda imkânım yok.”
demek aynı şey değildir.
Sözün maliyeti yoktur; etkisi ise çok büyük olabilir.
Üçüncü büyük mesaj, güzel sözün gerçek bir iyilik olmasıdır.
Elbette aç insana imkân varsa yemek vermek gerekir.
Fakat her zaman imkân bulunmaz.
İşte ayet insanın bu durumda bile tamamen eli boş olmadığını gösterir.
Dilin vardır.
Üslubun vardır.
Merhametin vardır.
İmkânın bittiği yerde güzel ahlak devam edebilir.
Dördüncü büyük mesaj, Allah'ın rahmetinden ümit kesmemektir.
Bugün darlık yaşayabilirsin.
Ama yarın durum değişebilir.
Yeni iş çıkabilir.
Borç bitebilir.
Rızık genişleyebilir.
Bu nedenle insan kendi ekonomik sıkıntısını sonsuz kader gibi görmemelidir.
Çalışır.
Gayret eder.
Allah'tan kolaylık bekler.
Mümin darlıkta bile rahmet kapısının kapanmadığını bilir.
Beşinci büyük mesaj, yalan vaat vermemektir.
İnsan karşısındakini kırmamak için:
“Yarın kesin vereceğim.”
deyebilir.
Ama bunu yapamayacağını biliyorsa daha büyük sorun çıkar.
Güzel söz dürüst olmalıdır.
Nezaket ile yalan aynı şey değildir.
Daha doğru olan açık fakat nazik konuşmaktır.
Bu, karşı tarafın beklentisini de doğru yönetir.
Altıncı büyük mesaj, sınır koyabilmektir.
Bir kişi sürekli para isteyebilir.
Bizi kullanmaya başlayabilir.
Yardımı kötüye kullanabilir.
Bu durumda:
“Hayır.”
diyebilmek mümkündür.
Fakat hayır demenin de farklı biçimleri vardır.
Sınır koymak kaba olmak zorunda değildir.
İnsan kendi mali güvenliğini korurken başkasının onurunu da koruyabilir.
Yedinci büyük mesaj, yardımın para dışında birçok biçiminin bulunmasıdır.
Belki para veremiyorsun.
Ama iş bulabilirsin.
Belki iş bulamazsın.
Ama doğru kişiye yönlendirebilirsin.
Belki bunu da yapamazsın.
Ama insanı dinleyebilirsin.
Bazen insanın hayatında tek bir bağlantı, büyük bir maddi yardımdan daha değerli olabilir.
İyiliğin tek para birimi para değildir.
Sekizinci büyük mesaj, kendi sorumluluklarımızı ihmal etmemektir.
İnsan yardım yapmak istiyor diye ailesinin zorunlu hakkını yok saymamalıdır.
İslam mali hayatta denge ister.
Kendi ihtiyacı.
Ailesinin ihtiyacı.
Akraba.
Yoksul.
Toplumsal sorumluluk.
bunların hepsi dikkate alınmalıdır.
Merhamet plansızlık değildir.
İyilik de sorumluluk bilinciyle yapılmalıdır.
Dokuzuncu büyük mesaj, ihtiyaç sahibini tembellikle suçlamadan önce durumunu anlamaktır.
Bazı insanlar gerçekten çalışabilecek hâlde olup kolay yolu seçebilir.
Ama herkesi aynı kefeye koyamayız.
İş bulamamış olabilir.
Hasta olabilir.
Çocuklarına tek başına bakıyor olabilir.
Beklenmedik borç yaşamış olabilir.
Bu yüzden karşıdaki insanın bütün hayatını bilmeden:
“Çalışsaydın.”
diye hüküm vermek haksız olabilir.
Merhamet, yargılamadan önce anlamaya çalışmaktır.
Onuncu büyük mesaj, yardım talebini teşhir etmemektir.
İnsan bize güvenerek sıkıntısını söylemiş olabilir.
Bu bilgiyi sosyal ortamda anlatmak onun gururunu kırabilir.
Özellikle:
“Falancaya ben yardım ediyorum.”
şeklinde övünmek iyiliğin manevi güzelliğini azaltabilir.
Yardım ederken insanın ihtiyacını değil, ihtiyacını çözmeyi görünür kılmak daha değerlidir.
On birinci büyük mesaj, sözün gücüdür.
Bazen bir insanın hayatını büyük para değil, doğru zamanda söylenen bir cümle değiştirebilir.
“Yalnız değilsin.”
“Bir çözüm bulmaya çalışalım.”
“Şu anda veremiyorum ama seni şu kişiye yönlendirebilirim.”
Bu cümleler insanın umudunu koruyabilir.
Güzel söz cebimizi eksiltmez; fakat karşımızdakinin yükünü hafifletebilir.
On ikinci büyük mesaj, Allah'ın verdiği genişliği beklerken çalışmaya devam etmektir.
Ayet:
“Rahmeti bekle.”
derken pasif bekleyişi öğretmez.
İnsan rızık için gayret eder.
İş arar.
Üretir.
Plan yapar.
Dua eder.
Sonucu Allah'ın takdirine bırakır.
Tevekkül, kapının açılmasını beklerken kapıyı çalmaya devam etmektir.
Bu denge hem iman hem hayat açısından çok önemlidir.
On üçüncü büyük mesaj, zenginlik döneminde darlık günlerini unutmamaktır.
Bir insan bugün çok rahat olabilir.
Ama geçmişte kendisi de yardıma ihtiyaç duymuş olabilir.
O gün yaşadığı mahcubiyeti hatırlaması, bugün karşısına gelen insana daha yumuşak davranmasını sağlayabilir.
Bir zamanlar ihtiyaç sahibi olmak, bugün yardım ederken büyük bir merhamet öğretmeni olabilir.
İnsan nereden geldiğini unutmamalıdır.
On dördüncü büyük mesaj, reddetmenin de bir adabı olduğudur.
Hayatta her talebe:
“Evet.”
diyemeyiz.
İnsanların bizden istedikleri her şey doğru veya mümkün olmayabilir.
Fakat:
“Hayır.”
kelimesinin yanında saygı bulunabilir.
Açıklık bulunabilir.
Merhamet bulunabilir.
Olgun insan yalnız nasıl verdiğiyle değil, nasıl reddettiğiyle de tanınır.
On beşinci büyük mesaj, insanı parasıyla ölçmemektir.
Bugün senden yardım isteyen insan yarın senden çok daha iyi durumda olabilir.
Bugün zengin olan kişi yarın ihtiyaca düşebilir.
Bu nedenle mal varlığı insanın değerini belirlememelidir.
Yoksulluk bir insanlık kusuru değildir.
Bir kişinin hesabındaki rakam azalabilir.
İnsanlık onuru azalmaz.
On altıncı büyük mesaj, yardım edemediğinde bile kendini faydasız görmemektir.
Bazı insanlar:
“Param yok, kimseye faydam yok.”
diye düşünebilir.
Bu doğru değildir.
Tecrüben olabilir.
Bilgin olabilir.
Zamanın olabilir.
Duan olabilir.
Bir insanı doğru kişiye bağlayabilirsin.
İnsan yalnız sahip olduğu parayla faydalı olmaz.
Bazen en büyük iyiliği cebimiz değil, kalbimiz ve bilgimiz yapar.
On yedinci büyük mesaj, sosyal dayanışmanın insan ilişkileriyle başladığıdır.
Toplumda yardım yalnız devletlerin veya büyük kurumların işi değildir.
Onların büyük sorumluluğu vardır.
Ama bireyler arasındaki merhamet de çok değerlidir.
Komşu komşuyu tanır.
Akraba akrabayı gözetir.
İnsan çevresindeki gerçek ihtiyacı fark eder.
Toplum yalnız kurumlarla değil, insanların birbirine karşı taşıdığı vicdanla da ayakta durur.
On sekizinci büyük mesaj, güzel ahlakın maddi durumdan bağımsız olmasıdır.
Zengin insan da kaba olabilir.
Yoksul insan da.
Zengin insan da merhametli olabilir.
Yoksul insan da.
Dolayısıyla ahlakın seviyesi banka hesabıyla ölçülmez.
Ayet özellikle imkânın olmadığı anda güzel davranışı hatırlatarak bunu açık biçimde ortaya koyar.
Elimizde ne olduğu kadar, elimizde hiçbir şey yokken nasıl biri olduğumuz da önemlidir.
İsrâ Suresi'nin 28. ayeti bugün insanın kendisine şu soruları sordurur:
Yardım edemediğim insanlara nasıl konuşuyorum?
“Hayır” derken karşımdakini küçültüyor muyum?
İmkânım yoksa başka bir yardım yolu arıyor muyum?
Yerine getiremeyeceğim sözler veriyor muyum?
Gerçek ihtiyaç sahibi ile beni kullanmaya çalışan kişiyi ayırmaya çalışıyor muyum?
Birinin benden yardım istediğini başkalarına anlatıp onu utandırıyor muyum?
Maddi sıkıntı yaşadığımda Allah'ın rahmetinden ümit kesiyor muyum?
Param yoksa hiçbir iyilik yapamayacağımı mı düşünüyorum?
Bu sorular ayetin yalnız para vermekle ilgili olmadığını gösterir.
İsrâ Suresi'nin 28. ayeti merhamet, insan onuru, yardım, sınır koyma, dürüstlük, güzel söz, umut ve tevekkül arasında son derece ince bir denge kurmaktadır.
Sonuç olarak bu ayet bize şunu öğretmektedir:
Verebiliyorsan paylaş.
Veremiyorsan utanma ama kabalaşma.
İhtiyaç sahibini küçümseme.
Yardım edemediğin için yalan vaat verme.
Başka bir çözüm bulabiliyorsan ara.
İnsanların ihtiyaçlarını gereksiz yere başkalarına anlatma.
Kendi sınırlarını bil.
Darlıkta Allah'ın rahmetinden ümit kesme.
Ve cebin kapalı olmak zorunda kaldığında kalbini de kapatma.
Çünkü insan bazen karşısındaki kişiye para veremeyebilir; fakat ona hâlâ saygı, umut ve güzel bir söz verebilir.
⠀
Son Söz
“Her zaman verecek paramız olmayabilir, fakat her zaman nasıl konuşacağımız konusunda bir seçimimiz vardır. Yardım isteyen insanı geri çevirmek zorunda kaldığımızda onun onurunu da kapının dışında bırakmayalım. Yapamayacağımız sözü vermeyelim, fakat elimizden başka ne gelebileceğini düşünelim. Bugün bizim kapımızı çalan insan yarın bizden daha güçlü olabilir; hayatın şartları değişir. Bu yüzden gerçek cömertliğin yalnız el açıkken değil, el boşken bile kalbin sertleşmemesinde olduğunu unutmayalım.”
Ersan Karavelioğlu