📖 Nahl Suresi 60. Ayette “Ahirete İnanmayanlar İçin Kötü Sıfat, Allah İçin İse En Yüce Sıfat Vardır; O Mutlak Güç Sahibidir, Hüküm ve Hikmet Sahibidir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,738
2,736,298
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nahl Suresi 60. Ayette “Ahirete İnanmayanlar İçin Kötü Sıfat, Allah İçin İse En Yüce Sıfat Vardır; O Mutlak Güç Sahibidir, Hüküm ve Hikmet Sahibidir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Nahl Suresi 57–59. ayetlerde kız çocuklarını kendileri için değersiz görüp aynı zamanda Allah’a kızlar isnat eden insanların çifte standardı açık biçimde eleştirilmişti. 60. ayet bu tartışmayı güçlü bir tevhid ilkesiyle tamamlar: ‘Ahirete inanmayanlar için kötü sıfat vardır; Allah için ise en yüce sıfat vardır. O Azîz’dir, Hakîm’dir.’ Buradaki ‘en yüce sıfat’, Allah’ın insanlarla veya başka varlıklarla aynı kategoride yarışan ‘daha üstün bir varlık’ olduğu anlamına gelmez. Allah yaratılmışların eksikliklerinden münezzehtir; mutlak kudret sahibi olduğu gibi hikmetsiz, keyfî veya zalim bir güç de değildir. Ayetin sonunda Azîz ile Hakîm isimlerinin birlikte gelmesi, kudret ile hikmetin Allah’ta ayrılmadığını gösterir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Nahl Suresi 60. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin Arapçası şöyledir:

لِلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ مَثَلُ السَّوْءِ ۖ وَلِلَّهِ الْمَثَلُ الْأَعْلَىٰ ۚ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Okunuşu:

“Lillezîne lâ yu’minûne bi’l-âhireti meselü’s-sev’i ve lillâhi’l-meselü’l-a‘lâ ve huve’l-Azîzü’l-Hakîm.”

Genel anlamı:

“Ahirete inanmayanlar için kötü sıfat vardır; Allah için ise en yüce sıfat vardır. O mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Ayet, önceki ayetlerde açığa çıkarılan büyük çelişkiyi tamamlar. İnsanlar kendileri için kız çocuğunu istemiyor, bunu utanç sayıyor; buna rağmen Allah’a kızlar isnat ediyorlardı. Kur’an böyle bir Allah tasavvurunu reddeder ve Allah hakkında eksiklik, ihtiyaç, soy, nesep veya yaratılmışlara özgü özellikler düşünülmemesi gerektiğini vurgular.

Ayetin sonunda iki ilahî isim gelir: Azîz ve Hakîm. Böylece Allah’ın yalnız güçlü değil, aynı zamanda hikmet sahibi olduğu özellikle belirtilir.

2️⃣ “Meselü’s-Sev’” Yani “Kötü Sıfat” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette geçen “meselü’s-sev’” ifadesi, kötü nitelik, kötü örnek veya olumsuz sıfat anlam alanında anlaşılmıştır.

Buradaki bağlam son derece önemlidir. Önceki ayetlerde bazı insanların kendi çocukları konusunda taşıdığı çifte standart anlatılmıştı. Kendileri için erkek çocuğu arzuluyor, kız çocuğundan utanıyor, fakat Allah’a kız çocukları isnat ediyorlardı.

Kur’an bu düşünceyi kendi mantığı içinde çökertir.

İnsan, kendisinin bile değersiz saydığı bir niteliği Allah’a yakıştırmaktadır.

Ancak burada tekrar vurgulanmalıdır: Kur’an kız çocuğunu kötü sıfat olarak tanımlamıyor. Kötü olan, insanların kız çocuklarına dair oluşturduğu çarpık değer sistemi ve bunun Allah’a taşınmasıdır.

3️⃣ “Allah İçin En Yüce Sıfat Vardır” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“Ve lillâhi’l-meselü’l-a‘lâ.”

yani:

“En yüce sıfat Allah’a aittir.”

buyurulur.

Bu ifade Allah’ın:

Eksiklikten uzak.

yaratılmışlara benzemeyen.

mutlak yetkinlik sahibi.

olduğunu bildirir.

Allah için:

Bilgi.

kudret.

rahmet.

hikmet.

adalet.

gibi kemal ifade eden sıfatlar düşünülür.

Ancak bunları insan özelliklerinin büyütülmüş biçimi gibi anlamamak gerekir.

Örneğin insan bilir ama bilgisi sınırlıdır.

Allah’ın bilgisi sınırsızdır.

İnsan güçlü olabilir ama yorulur.

Allah’ın kudreti yaratılmışların gücüne benzemez.

İlâhî sıfatlar yaratılmışların özellikleriyle aynı ölçekte düşünülemez.

4️⃣ “En Yüce” İfadesi Allah’ın Başka İlahlarla Yarıştığı Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır.

Tevhid açısından zaten Allah’ın yanında gerçek anlamda başka ilah yoktur.

Bu yüzden:

“Allah diğer tanrılardan daha güçlüdür.”

ifadesi İslam tevhidini tam anlatmaz.

Daha doğru düşünce:

Allah’tan başka ilah yoktur.

şeklindedir.

Ayetin:

“En yüce sıfat Allah’a aittir.”

demesi, Allah’ı aynı türden başka varlıklarla yarışan “birinci sıradaki tanrı” hâline getirmez.

Allah yaratılmışlar kategorisinde değildir.

Yaratıcı ile yaratılan arasında derece değil, mahiyet farkı vardır.

5️⃣ Allah’a İnsan Özellikleri Vermek Neden Yanlıştır ❓​

Çünkü insan:

Bedene sahiptir.

mekânda bulunur.

zaman içinde yaşar.

yorulur.

uyur.

doğar.

ölür.

cinsiyet taşır.

Allah ise İslam inancında bunlardan münezzehtir.

Allah’ı:

Dev bir insan.

gökyüzünde oturan erkek bir varlık.

insan gibi öfkelenen ve sonra sakinleşen biri.

şeklinde düşünmek tevhidi çarpıtabilir.

Kur’an insanın anlayabileceği dil kullanır; fakat bu dil Allah’ın yaratılmışlarla birebir aynı mahiyete sahip olduğunu göstermez.

Bu yüzden ilahî sıfatlarda:

Anlamı kabul etmek.

Ama Allah’ı yaratılmışlara benzetmemek.

önemlidir.

6️⃣ Allah’ın “Azîz” Olması Ne Anlama Gelir ❓​

Azîz, Allah’ın isimlerinden biridir.

Kelime:

Mutlak güçlü.

yenilmez.

üstün.

izzet sahibi.

anlam alanlarına sahiptir.

Allah’ın Azîz oluşu, hiçbir yaratılmış gücün O’nu aciz bırakamayacağını ifade eder.

İnsan:

Çok güçlü olabilir.

Ordusu olabilir.

Serveti olabilir.

Teknolojisi olabilir.

Ama gücü sınırlıdır.

Allah’ın kudreti ise yaratılmış güçlerin toplamı gibi düşünülmez.

Allah’ın gücü başka güçlerden daha büyük bir kas gücü değildir; yaratılmış bütün gücün varlık imkânı O’na bağlıdır.

7️⃣ Allah’ın “Hakîm” Olması Ne Anlama Gelir ❓​

Hakîm, hüküm ve hikmet sahibi anlamına gelir.

Allah’ın fiillerinin:

Anlamsız.

rastgele.

keyfî.

olmadığını ifade eder.

Bu çok önemlidir.

Çünkü ayet yalnız:

“Allah çok güçlüdür.”

demiyor.

Hemen ardından:

“Hakîm’dir.”

diyor.

Yani ilahî kudret hikmetsiz bir zorbalık değildir.

İnsan dünyasında büyük güç, kötü kullanılabilir.

Bir diktatör güçlüdür ama zalim olabilir.

Bir patron yetkilidir ama haksız olabilir.

Allah için ise kudret ile hikmet birlikte düşünülür.

Azîz olan Allah aynı zamanda Hakîm’dir.

8️⃣ Kudret ile Hikmet Neden Birlikte Zikrediliyor ❓​

Çünkü yalnız güç fikri insan zihninde korkutucu bir ilah tasavvuru oluşturabilir.

Eğer:

Sonsuz güç var.

ama hikmet yok.

adalet yok.

merhamet yok.

olsaydı, bu keyfî güç anlayışı olurdu.

Kur’an’ın Allah tasavvuru böyle değildir.

Allah:

Güçlüdür.

ama hikmetlidir.

Hükmeder.

ama adildir.

cezalandırabilir.

ama keyfî intikam peşinde değildir.

rahmet eder.

ama adaleti tamamen kaldırmaz.

Bu nedenle Allah’ın sıfatları birbirinden koparılarak okunmamalıdır.

9️⃣ Allah’ın Hikmetini Her Olayda Tam Olarak Bilebilir miyiz ❓​

Hayır.

İnsan sınırlı bilgiye sahiptir.

Bir olay yaşarız ve:

“Bunun hikmeti kesin şudur.”

diyebiliriz.

Fakat çoğu zaman bunu kesin bilemeyiz.

Bir hastalık oldu.

Belki biyolojik nedeni bellidir.

Ama:

“Allah bunu tam şu manevi sebeple yaptı.”

diyemeyiz.

Bir iş bozuldu.

Ekonomik nedeni anlaşılabilir.

Ama:

“Allah beni şu şeyden korumak için kesin bunu yaptı.”

diye gayb hakkında kesin hüküm kurmak doğru olmayabilir.

Allah’ın Hakîm olduğuna inanmak başka, her olayın özel hikmetini bildiğimizi iddia etmek başkadır.

🔟 “Her İşte Bir Hayır Vardır” Sözü Bu Ayetle Aynı Şey midir ❓​

Bu söz halk arasında teselli amacıyla sık kullanılır.

Bazen gerçekten insana umut verebilir.

Ancak dikkatli olmak gerekir.

Bir insan ağır zulüm yaşamış olabilir.

Ona:

“Boş ver, bunda da hayır vardır.”

demek yaşadığı acıyı küçümseyebilir.

Kur’an Allah’ın hikmet sahibi olduğunu bildirir; fakat bize her felaketin ayrıntılı nedenini açıklama yetkisi vermez.

Daha dengeli bir ifade:

“Şu an bütün anlamını bilmiyoruz; ama Allah’ın hikmetine güvenebiliriz ve elimizden gelen doğru şeyi yapabiliriz.”

olabilir.

Hikmet inancı, acıyı inkâr etmek değildir.

1️⃣1️⃣ Ahirete İnanmayanlar İçin Neden “Kötü Sıfat” İfadesi Kullanılıyor ❓​

Ayetin bağlamı yalnız teorik olarak ahireti inkâr eden bütün insanların her karakter özelliğinin kötü olduğunu söylemek değildir.

Burada belirli bir zihniyet eleştiriliyor:

Allah’a yanlış sıfatlar isnat eden.

kendi çifte standardını Allah’a taşıyan.

kız çocuğunu değersiz gören.

insanlar.

Ahiret inancının reddi, Kur’an açısından nihai hesabı da reddetme problemini beraberinde getirir.

Fakat bu ayetten:

“Ahirete inanmayan her insan dünyadaki her davranışında kötüdür.”

sonucu çıkarılmamalıdır.

Bir insan farklı inanca sahip olup:

Dürüst.

yardımsever.

adil.

olabilir.

Teolojik değerlendirme ile insanın bütün dünyevî ahlakını tek kelimede silmek aynı şey değildir.

1️⃣2️⃣ Ahiret İnancı Ahlak İçin Neden Önemlidir ❓​

Ahiret inancı insanın yaptığı şeylerin nihai olarak hesapsız kalmayacağını öğretir.

Dünyada:

Bazı suçlar bulunmaz.

bazı zalimler ceza görmez.

bazı mazlumlar haklarını tam alamaz.

Bu durumda ahiret inancı:

Adalet yalnız dünya mahkemesiyle bitmez.

der.

Ancak bundan:

“Ahiret var, o hâlde dünya adaletiyle uğraşmayalım.”

sonucu çıkmaz.

Tam tersine insan:

Dünyada da adalet için çalışır.

Ahirete de inanır.

Nihai hesap, dünya sorumluluğunu kaldırmaz.

1️⃣3️⃣ Allah’ın En Yüce Sıfatlara Sahip Olması İnsanları Değersiz mi Yapar ❓​

Hayır.

Allah’ın yüceliği insanın değersizliği anlamına gelmez.

İnsan:

Yaratılmıştır.

Sınırlıdır.

Ama değerlidir.

Kur’an insanı sorumlu, akıl sahibi ve ahlaki muhatap olarak ele alır.

Tevazu:

“Ben hiçbir şey değilim.”

demek değildir.

Daha doğru olan:

“Ben değerliyim ama mutlak değilim.”

diyebilmektir.

Allah’ın yüceliğini kabul etmek insanın onurunu yok etmez; insanın kendi sınırını doğru yerde görmesine yardım eder.

1️⃣4️⃣ Allah’ın Sıfatları İnsan Sıfatlarıyla Aynı Anlamda mıdır ❓​

Kelime benzerliği olabilir; mahiyet aynı değildir.

Örneğin:

İnsan bilir.

Allah bilir.

Ama insan bilgisi:

Öğrenilir.

unutulur.

sınırlıdır.

Allah’ın bilgisi ise bu sınırlılıklarla tanımlanmaz.

İnsan merhamet eder.

Allah Rahîm’dir.

Ama insanın merhameti:

Duygusal değişime.

bedene.

sinir sistemine.

bağlıdır.

Allah’ın rahmeti insan biyolojisinin büyütülmüş hâli değildir.

Bu nedenle klasik İslam düşüncesinde önemli bir ilke vardır:

Allah’ın sıfatlarını kabul ederiz ama O’nu yaratılmışlara benzetmeyiz.

1️⃣5️⃣ Allah’ın Güçlü Olması “İstediğini Keyfî Olarak Yapar” Demek midir ❓​

Allah’ın iradesi mutlaktır; fakat Kur’an Allah’ı aynı zamanda:

Hakîm.

Adl.

Rahîm.

olarak tanıtır.

Bu nedenle:

“Allah güçlüdür, dolayısıyla anlamsız biçimde zulmedebilir.”

gibi bir çıkarım Kur’an’ın bütünsel Allah tasavvuruyla uyuşmaz.

Mutlak güç:

Zulüm yapmak zorunda olmak değildir.

Tam tersine zulüm çoğu zaman:

Eksiklik.

korku.

öfke.

çıkar.

gibi insani sınırlılıklardan doğar.

Allah bu eksikliklerden münezzehtir.

Kudret, hikmet ve adaletle birlikte düşünülmelidir.

1️⃣6️⃣ İnsan Gücü ile Allah’ın Kudreti Arasında Nasıl Bir Fark Vardır ❓​

İnsan gücü:

Geçicidir.

ödünç alınmış şartlara bağlıdır.

bedene bağlıdır.

enerjiye bağlıdır.

zamanla azalır.

Bir devlet çok güçlüdür.

Yıllar sonra çöker.

Bir iş insanı servet sahibidir.

Bir krizle büyük kısmını kaybedebilir.

Bir sporcu çok güçlüdür.

Yaşlanır.

Allah’ın kudreti ise yaratılmış güce benzemez.

Bu yüzden insanın kendi gücünü mutlaklaştırması büyük bir yanılgıdır.

İnsan güçlü olabilir; fakat gücünün sahibi anlamında mutlak değildir.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Kız Çocuklarıyla İlgili Önceki Ayetleri Nasıl Tamamlıyor ❓​

Nahl 57’de insanlar Allah’a kız çocukları isnat ediyordu.

Nahl 58’de kız çocuğu haberi aldıklarında yüzleri kararıyordu.

Nahl 59’da toplumdan gizlenip çocuğu aşağılanma içinde tutmak veya toprağa gömmek arasında düşündükleri anlatılıyordu.

Nahl 60 şimdi bütün bu yanlış düşüncenin teolojik kökünü temizler:

Allah hakkında kötü ve eksiklik ifade eden insan tasavvurları kurmayın.

Allah’a:

Çocuk.

cinsiyet.

nesep.

insani ihtiyaç.

isnat etmeyin.

Allah için “el-meselü’l-a‘lâ”, yani en yüce sıfat vardır.

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 61. ayette, Allah insanların zulümleri sebebiyle onları hemen cezalandırsaydı yeryüzünde hiçbir canlı bırakmayacağı; fakat onları belirlenmiş bir süreye kadar ertelediği bildirilecektir. Bu ayeti ele alırken özellikle ilâhî mühlet, insanların her hatada anında cezalandırılmaması, “hiçbir canlı bırakmazdı” ifadesinin anlamı, ecel, toplu cezalandırma düşüncesi, günah ile doğal afetleri otomatik ilişkilendirmemek, Allah’ın mühletinin onay anlamına gelmemesi ve tövbe için fırsat boyutu üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣8️⃣ Nahl Suresi 59 ve 60. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Nahl 59:

İnsanların kötü hükmünü.

Nahl 60 ise:

Allah için en yüce sıfatı.

yan yana getirir.

Bu karşılaştırma çok güçlüdür.

İnsan:

Kendi kültürel önyargısını hakikat sanabilir.

Kız çocuğunu değersizleştirebilir.

Allah hakkında yanlış tasavvur geliştirebilir.

Sonra kendi hükmüne o kadar güvenebilir ki onu din hâline getirir.

Kur’an ise:

İnsan hükmü yanılabilir.

Allah Hakîm’dir.


der.

Bu nedenle insan:

Kendi kültürünü.

duygusunu.

geleneğini.

Allah’ın hükmüyle otomatik olarak eşitlememelidir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Nahl Suresi 60. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Nahl Suresi 60. ayet, önceki ayetlerde anlatılan kız çocukları meselesini çok daha geniş bir tevhid ilkesine bağlar:

Allah hakkında insanın eksik ve çarpık değer yargılarıyla hüküm verilemez.

İnsan kendi toplumundaki değer sistemini Allah’a taşıyabilir.

Bir toplum:

Erkekliği güç.

kadınlığı zayıflık.

sayar.

Sonra Allah’ı da erkek bir hükümdar gibi düşünür.

Bu büyük bir hatadır.

Allah:

Erkek değildir.

kadın değildir.

biyolojik beden taşımaz.

çocuk sahibi değildir.

nesil devamına ihtiyaç duymaz.

Allah yaratılmış cinsiyet kategorilerinin içinde değildir.

Nahl 60’ın başka önemli mesajı Allah’ın mükemmelliğini insan mükemmelliğiyle karıştırmamaktır.

İnsan:

Çok güçlü.

çok bilgili.

çok merhametli.

olabilir.

Ama her durumda sınırlıdır.

Allah’ın:

Kudreti.

bilgisi.

hikmeti.

merhameti.

insan özelliklerinin sonsuz büyüklükteki versiyonu gibi düşünülmemelidir.

Çünkü insan özellikleri:

Beden.

zaman.

mekân.

değişim.

ile bağlantılıdır.

Allah ise bunlara muhtaç değildir.

Bu nedenle:

“Allah nasıl görür?”

“Allah nasıl bilir?”


sorularına insan biyolojisinden cevap üretmek yanlış olabilir.

Allah bilir ama insan beyni gibi öğrenmez.

Allah görür ama insan gözüne ihtiyaç duymaz.

İlâhî sıfatın hakikatini kabul etmek, mekanizmasını insan organlarıyla açıklamak anlamına gelmez.

Nahl 60’ın başka önemli mesajı güç ile haklılığın aynı şey olmadığını öğretmesidir.

İnsan dünyasında güçlü olan her zaman haklı değildir.

Bir diktatör çok güçlü olabilir.

Ama zalimdir.

Bir patron çok güçlü olabilir.

Ama çalışanına haksızlık yapabilir.

Bir aile büyüğü çok otoriter olabilir.

Ama yanlış karar verebilir.

Allah hakkında ise ayet:

Azîz ve Hakîm

isimlerini yan yana getiriyor.

Yani Allah’ın kudreti:

Hikmetsiz güç değildir.

Bu da insana bir ahlak ölçüsü verir.

Gücün varsa hikmetli kullan.

Çünkü çıplak güç:

Ahlak değildir.

Gerçek büyüklük, güç ile adalet ve hikmeti birleştirebilmektir.

Nahl 60’ın başka önemli mesajı Allah’ın hikmetini bahane ederek insan sorumluluğunu bırakmamaktır.

Bir kaza oldu.

“Allah’ın hikmeti.”

deyip teknik ihmali araştırmamak yanlış olabilir.

Bir bina çöktü.

Mühendislik hatası varsa araştırılır.

Bir hasta zarar gördü.

Tıbbi ihmal ihtimali varsa değerlendirilir.

Allah’ın Hakîm olduğuna inanmak:

“İnsan hatası araştırılmaz.”

demek değildir.

İlâhî hikmet inancı ile insanın dünyevî sorumluluğu aynı anda var olabilir.

Kader, soruşturma dosyasını kapatmaz.

Nahl 60’ın başka önemli mesajı başımıza gelen her olaya özel ilahî mesaj uydurmamaktır.

Bir iş olmadı.

“Allah kesin bana başka kapı açacak.”

denebilir; bu umut cümlesi olabilir.

Ama:

“Allah bunu kesin şu sebeple yaptı.”

dediğimizde gayb hakkında daha büyük iddiada bulunuruz.

Bazen olayın nedenini hiç bilmeyebiliriz.

Bazen yıllar sonra bazı sonuçlarını görürüz.

Bazen hiç anlamayız.

Allah’ın Hakîm olduğuna iman etmek, bizim her hikmeti bildiğimiz anlamına gelmez.

İnsan zihninin sınırını kabul etmek de tevazudur.

Nahl 60’ın başka büyük mesajı Allah’ın yüceliğini fiziksel yükseklik gibi düşünmemektir.

“En yüce” ifadesi:

Allah’ın fiziksel olarak en yüksek gökyüzü noktasında oturduğu anlamına gelmez.

Yücelik:

Kudret.

kemal.

hükümranlık.

bakımından anlaşılır.

Allah’ın yüceliğini metreyle ölçemeyiz.

Uzayın bir koordinatı Allah’ın adresi değildir.

Mekân yaratılmıştır; Allah mekâna muhtaç değildir.

Bu ayrım Allah’ı insan zihninin fiziksel tasvirlerinden korur.

Nahl 60’ın başka önemli mesajı Allah’ın hikmeti ile insanın özgür iradesini birlikte düşünmektir.

Bir insan zulüm yapıyor.

“Allah Hakîm olduğuna göre bu zulüm olması gerektiği için oldu.”

demek doğru değildir.

Allah’ın bir fiilin gerçekleşmesine izin vermesi, o fiili ahlaken onayladığı anlamına gelmez.

İnsan:

Yanlış seçebilir.

zulmedebilir.

sorumlu olur.

Allah’ın yaratılış düzeninde insan seçimine alan bulunması, zulmün Allah tarafından sevildiği anlamına gelmez.

İzin vermek ile onaylamak aynı şey değildir.

Bu ayrım kötülük problemi tartışmalarında önemlidir.

Nahl 60’ın başka önemli mesajı Allah’ın kudretini insan şiddetine gerekçe yapmamaktır.

Bir insan:

“Allah güçlüdür, biz de güçlüyüz; düşmanlarımızı ezmekte haklıyız.”

diyemez.

İlâhî Azîz ismi insanlara sınırsız zorbalık yetkisi vermez.

Allah’ın kudreti yaratıcıya aittir.

İnsan gücü ise:

Sınırlı.

hukukla çevrili.

ahlaki sorumluluk taşıyan.

bir güçtür.

Bir devletin güçlü olması, yaptığı her şeyi doğru yapmaz.

Bir çoğunluğun güçlü olması, azınlığın hakkını yok etmez.

Güç adaleti belirlemez; adalet gücün nasıl kullanılacağını sınırlar.

Nahl 60’ın başka önemli mesajı Allah’ın hikmetini insanın kendi yorumuyla eşitlememektir.

Bir din âlimi:

“Bu hükmün hikmeti bana göre şudur.”

diyebilir.

Bu yorumdur.

Başka bir âlim farklı bir hikmet görebilir.

İnsan açıklaması ile Allah’ın gerçek ve bütün hikmeti aynı şey değildir.

Bu yüzden din anlatımında:

“Allah bunu kesin şu nedenle yaptı.”

demek yerine, delil yoksa:

“Bunda şu hikmetler düşünülebilir.”

demek daha dikkatli olabilir.

İnsan yorumu vahiy değildir.

Nahl 60’ın başka önemli mesajı ahlaki çifte standardı Allah’a taşımamaktır.

Önceki ayetlerdeki insanlar:

Kendilerine oğlan.

Allah’a kız.

paylaştırıyorlardı.

Bugün başka biçimlerde aynı psikoloji ortaya çıkabilir.

İnsan kendisi için:

Merhamet ister.

Başkasına:

Sertlik.

Kendisi hata yaptığında:

“İnsanlık hâli.”

der.

Başkası hata yaptığında:

“Affedilmez.”

der.

Kendisi için özgürlük.

Başkası için baskı.

ister.

Bu, insanın çifte standardıdır.

Nahl 60 dolaylı olarak bize:

Allah’ın hikmetini kendi bencil ölçülerinizle değerlendirmeyin.

dersi verir.

Nahl 60’ın başka önemli mesajı ahiret inancı ile hesap bilincidir.

İnsan:

“Sonunda hesap yok.”

diye düşündüğünde ahlak mutlaka çöker demek doğru değildir; inançsız bir insan da güçlü ahlaki ilkeler taşıyabilir.

Ancak Kur’an açısından ahiret:

Adaletin nihai tamamlanma ufkudur.

Dünyada:

Mazlum ölür.

hakkını alamaz.

Zalim ölür.

ceza görmez.

Ahiret inancı burada:

“Hesap kapanmadı.”

der.

Bu, mazluma umut verir.

Ama aynı zamanda zalime:

“Dünya mahkemesinden kurtulmuş olabilirsin; nihai hesaptan kurtulmuş değilsin.”

uyarısıdır.

Nahl 60’ın başka önemli mesajı Allah’ın adaletini kişisel intikam arzusuyla karıştırmamaktır.

Birisi bize zarar verdi.

Biz:

“Allah kesin onu mahvedecek.”

diyebiliriz.

Bunu bilmiyoruz.

Belki tövbe edecek.

Belki hukuk önünde hesap verecek.

Belki dünyada hiçbir dramatik sonuç görmeyecek.

Nihai hüküm Allah’a aittir.

Allah’ın Azîz ve Hakîm olduğuna inanmak:

“Benim düşmanım mutlaka benim istediğim şekilde cezalandırılacak.”

anlamına gelmez.

İlâhî adalet bizim kişisel öfkemizin uzantısı değildir.

Nahl 60’ın başka önemli mesajı Allah’ın hikmetini merhametten ayırmamaktır.

Bir önceki ayetlerde kız çocuklarına yönelik korkunç zihniyet eleştiriliyordu.

Allah’ın hikmeti burada:

İnsan onurunu koruyan.

çifte standardı reddeden.

zulmü mahkûm eden.

bir ahlaki çerçeveyle karşımıza çıkar.

Bu nedenle din adına:

Kadını aşağılamak.

çocuğu değersizleştirmek.

güçsüzü ezmek.

sonra:

“Allah böyle istiyor.”

demek büyük dikkat gerektirir.

Allah adına bir iddia, Allah’ın adalet ve hikmet anlayışıyla çatışıyorsa yeniden incelenmelidir.

Nahl 60’ın başka önemli mesajı Allah’ın yüceliğini insana kibir olarak değil tevazu olarak yansıtmaktır.

Bir insan:

“Ben Allah’ın dinine inanıyorum, demek herkesten üstünüm.”

diyebilir.

Bu yanlış sonuç olabilir.

Allah’ın yüceliğine iman eden insanın sonucu:

Ben büyüğüm.

değil,

Allah büyüktür.

olmalıdır.

Bu iki cümle çok farklıdır.

Birincisi egoyu büyütür.

İkincisi egonun sınırını gösterir.

Tevhid insanın kendisini ilahlaştırmasını değil, haddini bilmesini öğretir.

Nahl 60’ın başka önemli mesajı bilim ile ilahî hikmeti karşı karşıya koymamaktır.

Bir doğal olayın fiziksel sebebini açıklamak:

Allah’ın Hakîm oluşunu reddetmek değildir.

Depremin:

Fay hareketleriyle.

hastalığın:

Biyolojik mekanizmalarla.

yağmurun:

Atmosfer süreçleriyle.

açıklanması, teolojik anlamı zorunlu olarak ortadan kaldırmaz.

Bilim:

Nasıl?

sorusuna cevap arar.

Din ve felsefe daha geniş anlam sorularını tartışabilir.

Doğal sebep bulmak Allah’ı denklemden çıkarmak zorunda değildir.

Nahl 60’ın başka önemli mesajı insanın bilmediği yerde Allah’a yanlış sıfat vermekten kaçınmasıdır.

Bir insan acı yaşadı.

“Allah beni sevmiyor.”

diyor.

Bunu nereden biliyor?

Bir insan çok para kazandı.

“Allah beni herkesten çok seviyor.”

diyor.

Bunu da nereden biliyor?

Dünyevî durumdan Allah’ın özel hükmünü doğrudan çıkarmak doğru değildir.

Allah’ın:

Azîz.

Hakîm.

Rahîm.

olduğuna inanabiliriz.

Ama belirli olayların arkasındaki bütün ilahî değerlendirmeyi bildiğimizi iddia etmeyiz.

İman kesinlik gerektiren yerde kesin, bilinmeyen yerde mütevazı olmayı da gerektirir.

Nahl 60’ın başka önemli mesajı Allah’ın yüceliğini korku pazarlamasına dönüştürmemektir.

Bir din anlatıcısı:

“Allah çok güçlüdür; bana karşı gelirsen seni mahveder.”

diyebilir.

Burada Allah’ın gücü kişinin kendi otoritesini koruma aracına dönüşür.

Bu tehlikelidir.

Allah’ın Azîz oluşu:

Bir hocayı.

lideri.

grubu.

sorgulanamaz yapmaz.

Tam tersine yalnız Allah’ın mutlak oluşu, insan otoritelerini sınırlamalıdır.

Allah’ın büyüklüğü insanın büyüklük taslamasının gerekçesi değil, sınırıdır.

Nahl 60’ın başka önemli mesajı hikmetin her zaman bizim istediğimiz sonuç anlamına gelmediğidir.

İnsan:

Bir iş istiyor.

Olmadı.

Bir ilişki istiyor.

Gerçekleşmedi.

Bir plan kurdu.

Bozuldu.

İlk tepki:

“Neden?”

olabilir.

Bu soru meşrudur.

Ama Allah’a iman:

Her istediğim olursa Allah hikmetlidir.

Olmazsa hikmetsizdir.

şeklinde şartlı olmamalıdır.

İnsan anlamadığı durumlarda da:

“Ben bütün tabloyu görmüyorum.”

diyebilir.

Bu, acıyı sevmek değil; bilginin sınırını kabul etmektir.

Nahl Suresi 60. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **“Ahirete inanmayanlar için kötü sıfat vardır; Allah için ise en yüce sıfat vardır. O Azîz’dir, Hakîm’dir” ifadesi, Allah’a yaratılmışlara özgü eksikliklerin ve insanın kültürel önyargılarının yüklenemeyeceğini bildirir. ‘En yüce sıfat’, Allah’ın başka ilahlarla yarıştığı anlamına gelmez; gerçek ilah yalnız O’dur. Büyük mesaj şudur: Allah’ı insanlaştırma, cinsiyet ve nesep özelliklerini O’na taşıma, kudreti zorbalıkla ve hikmeti her olayın ayrıntısını bildiğin iddiasıyla karıştırma. Allah mutlak kudret sahibidir ama aynı zamanda Hakîm’dir; bu yüzden ilahî güç keyfîlik değil, hikmet ve adaletle birlikte anlaşılmalıdır. İnsan ise kendi kültürünü, önyargısını ve yorumunu Allah’ın sözüyle eşitlemek yerine haddini bilmelidir.”

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 61. ayette, Allah insanların zulümleri yüzünden onları hemen cezalandırsaydı yeryüzünde hiçbir canlı bırakmayacağı, fakat onları belirlenmiş bir süreye kadar ertelediği bildirilecek ve şöyle buyurulacaktır: “Eğer Allah insanları zulümleri sebebiyle hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirlenmiş bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiğinde ne bir an geri kalabilir ne de öne geçebilirler.” Bu ayeti ele alırken özellikle Allah’ın hemen cezalandırmamasının merhamet ve mühlet boyutu, “hiçbir canlı bırakmazdı” ifadesinin kapsamı, insanın günahıyla doğal afet arasında otomatik bağ kurmamak, ecel kavramını tedbirsizlik bahanesi yapmamak, mühletin ilahî onay anlamına gelmemesi ve tövbe için verilen zaman üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki Nahl Suresi 60. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Allah’ı gerçekten vahyin anlattığı gibi mi düşünüyoruz, yoksa kendi kültürümüzün büyütülmüş bir insanı gibi mi? Allah’ın “en yüce” oluşunu fiziksel yükseklik mi sanıyoruz? Gücü adaletten, kudreti hikmetten ayırıyor muyuz? Başımıza gelen her olayın özel ilahî nedenini bildiğimizi mi düşünüyoruz? Kendi yorumumuzu Allah’ın kesin hükmü diye mi sunuyoruz? Ve en önemlisi, Allah Azîz ve Hakîm ise, gerçek iman bize güce tapmayı değil; gücün hikmet, adalet ve sorumlulukla anlam kazandığını öğretmek zorunda değil midir?

“Nahl 60, ‘Allah için en yüce sıfat vardır; O Azîz’dir, Hakîm’dir’ buyurarak Allah’ı insanın eksikliklerinden, cinsiyetinden, soy ilişkilerinden ve kültürel önyargılarından tenzih eder. Allah’ın kudreti kaba kuvvet, hikmeti de bizim her olayın gizli nedenini bildiğimiz anlamına gelmez. Ayetin büyük dersi şudur: Allah’ı yaratılmışlara benzetme, kendi değer yargını O’na yükleme ve güçlü olmayı haklı olmakla karıştırma. Çünkü ilahî yücelik, mutlak kudret ile mutlak hikmetin birlikteliğidir; insanın görevi ise kendi sınırlı bilgisiyle Allah adına kesinlik üretmek değil, adaletli, mütevazı ve sorumlu yaşamaktır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt