📖 Nahl Suresi 55. Ayette “Kendilerine Verdiklerimize Nankörlük Etsinler Bakalım; Öyleyse Bir Süre Yararlanın, Yakında Bileceksiniz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,738
2,736,298
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nahl Suresi 55. Ayette “Kendilerine Verdiklerimize Nankörlük Etsinler Bakalım; Öyleyse Bir Süre Yararlanın, Yakında Bileceksiniz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Nahl Suresi 54. ayette insanın sıkıntı anında Allah’a yönelip sıkıntı giderildiğinde yeniden ortak koşma ve unutma eğilimine dikkat çekilmişti. 55. ayette bu tutumun sonucu çok sert bir uyarıyla ifade edilir: ‘Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etsinler bakalım! Öyleyse bir süre yararlanın; yakında bileceksiniz.’ Buradaki ‘yararlanın’ sözü Allah’ın bu davranışı onayladığı anlamına gelmez; bağlamı itibarıyla meydan okuyucu ve uyarıcı bir ifadedir. İnsan dünyadaki nimetlerden yararlanabilir, ticaret yapabilir, güzel yaşayabilir ve mal sahibi olabilir. Sorun nimet değildir; nimeti vereni unutmak, rahatlığı ilahî onay sanmak ve geçici imkânların insanı hesaptan kurtaracağını zannetmektir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Nahl Suresi 55. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin Arapçası şöyledir:

لِيَكْفُرُوا بِمَا آتَيْنَاهُمْ ۚ فَتَمَتَّعُوا ۖ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ

Okunuşu:

“Li-yekfurû bimâ âteynâhum, fe temetteû, fe sevfe ta‘lemûn.”

Genel anlamı:

“Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etsinler bakalım! Öyleyse bir süre yararlanın; yakında bileceksiniz.”

Ayet, bir önceki ayette anlatılan davranışın devamıdır. İnsan sıkıntıdayken Allah’a yönelmekte, sıkıntı giderildiğinde ise bazı kimseler nimetlerin gerçek kaynağını unutabilmektedir. Nahl 55 bu unutkanlığın yalnız basit dalgınlık olmadığını, nankörlük ve sorumluluk problemi hâline gelebileceğini bildirir.

Ancak ayetteki sert ifadeyi doğru bağlama yerleştirmek gerekir. Allah’ın:

“Yararlanın.”

buyurması:

“Yaptığınız doğrudur, devam edin.”

anlamında bir izin veya teşvik değildir. Aksine:

“Bu geçici imkânlara güvenmeye devam edin bakalım; sonunda gerçeği göreceksiniz.”

anlamında bir uyarı taşır.

2️⃣ “Li-Yekfurû” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette geçen “yekfurû” kelimesi, kök anlamıyla örtmek, inkâr etmek ve nimete karşı nankörlük göstermek anlam alanlarına sahiptir.

Buradaki bağlamda mesele, Allah’ın verdiği nimeti görmezden gelmek ve onu başka güçlere bağımsız biçimde bağlamaktır.

Bir insan:

Sağlığına kavuşur.

işi düzelir.

tehlikeden kurtulur.

Sonra:

“Bunun Allah’la hiçbir ilgisi yok; bütün hayatın mutlak sahibi benim.”

şeklinde bir kibir geliştirirse nimet karşısındaki şükür bilinci kaybolabilir.

Ancak her şükür eksikliğini veya her unutkanlığı doğrudan ağır inanç hükmüyle değerlendirmek de doğru değildir. Kelimenin bağlamı ve insanın gerçek inancı önemlidir.

3️⃣ “Küfür” Her Zaman Aynı Anlama mı Gelir ❓​

Hayır.

Kur’an’da aynı kökten gelen kelimeler bağlama göre:

İnanç bakımından inkâr.

nimete karşı nankörlük.

hakikati örtme.

gibi anlamlarda kullanılabilir.

Bu nedenle bir ayette “küfür” kökü geçtiğinde otomatik olarak:

“Buradaki herkes İslam’dan çıkmıştır.”

şeklinde hüküm vermek doğru değildir.

Kur’an kelimeleri bağlamları içinde okunmalıdır.

Nahl 55’in yakın bağlamında nimet, sıkıntı, şükür ve Allah’a ortak koşma konuları birlikte işlenmektedir. Dolayısıyla burada Allah’ın nimetini tanımama ve ona karşı nankörleşme boyutu güçlü biçimde öne çıkar.

4️⃣ Ayetteki “Yararlanın” Sözü Neden Emir Gibi Görünüyor ❓​

Arapçada emir kalıbı her zaman gerçek anlamda:

“Bunu yapmanız benim istediğim ve onayladığım şeydir.”

demek değildir.

Bazen uyarı, tehdit veya meydan okuma anlamında kullanılabilir.

Örneğin bir insan kötü davranışında ısrar ediyorsa:

“Devam et bakalım, sonunda göreceksin.”

denebilir.

Buradaki:

“Devam et.”

sözü davranışı onaylamaz.

Tam tersine sonucun ciddi olacağını vurgular.

Nahl 55’teki “fe temetteû”, yani “yararlanın bakalım” ifadesi de bu bağlamda anlaşılır.

5️⃣ Dünyanın Nimetlerinden Yararlanmak Günah mıdır ❓​

Hayır.

Ayet:

Güzel evde yaşamayı.

iyi yemek yemeyi.

seyahat etmeyi.

ticaret yapmayı.

para kazanmayı.

aile hayatından mutluluk duymayı.

kendi başına yasaklamaz.

İslam dünyadan tamamen el çekme dini değildir.

Sorun nimetten yararlanmak değil, nimetin insanı nankörlüğe ve ahlaki körlüğe sürüklemesidir.

Bir insan helalinden kazanır, güzel yaşar ve şükreder.

Bunda problem yoktur.

Başka biri zenginliğini:

Kibir.

sömürü.

haksızlık.

için kullanır.

Problem burada ortaya çıkar.

Dünya nimeti günah değildir; nimetin yanlış kullanımı günaha dönüşebilir.

6️⃣ “Dünyadan Yararlanmayın” Anlamı Çıkarılabilir mi ❓​

Hayır.

Kur’an’ın genel yaklaşımı dünyanın tamamen terk edilmesini istemez.

İnsan:

Çalışır.

evlenir.

ticaret yapar.

ev kurar.

çocuk yetiştirir.

öğrenir.

üretir.

Bunların tamamı dünya hayatının parçasıdır.

Dünya geçicidir ama geçici olması değersiz olduğu anlamına gelmez.

Bir insan:

“Nasıl olsa dünya fani, hiçbir şey yapmayayım.”

derse sorumluluklarını ihmal edebilir.

Kur’an’ın uyarısı:

“Dünyayı kullanma.”

değil,

“Dünyayı nihai ilah hâline getirme.”

şeklinde anlaşılmalıdır.

7️⃣ Nimetin Devam Etmesi Allah’ın Bizden Razı Olduğunu Gösterir mi ❓​

Hayır.

Bu çok önemli bir ayrımdır.

Bir insan:

Çok zengin olabilir.

İşi sürekli büyüyebilir.

Sağlığı iyi olabilir.

Güçlü çevresi olabilir.

Bunlardan:

“Allah benim bütün davranışlarımdan razı.”

sonucu çıkarılamaz.

Çünkü dünya nimetleri ahlaki doğruluğun otomatik ölçüsü değildir.

Zalim biri de zengin olabilir.

Dürüst biri de fakir olabilir.

İyi insan hastalanabilir.

Kötü insan uzun yaşayabilir.

Dünya başarısı = ilahî onay

denkliği doğru değildir.

8️⃣ Neden Bazı Kötü İnsanların Nimetleri Artıyor Gibi Görünebilir ❓​

Dünya hayatı her davranışın anında ahlaki karşılığını aldığı mekanik bir sistem değildir.

Bir kişi:

Haksız ticaretle para kazanabilir.

Yıllarca yakalanmayabilir.

Bir yönetici zulmedebilir.

Uzun süre iktidarda kalabilir.

Bunlardan:

“Demek yaptığı doğru.”

sonucu çıkmaz.

Kur’an’ın ahiret öğretisi tam da burada önem kazanır.

Dünya mahkemesi eksik kalabilir.

Toplumsal sonuç gecikebilir.

Ama bu durum nihai hesabın bulunmadığını göstermez.

Ayetin:

“Yakında bileceksiniz.”

ifadesi bu sahte güveni sarsar.

9️⃣ “Yakında Bileceksiniz” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“Fe sevfe ta‘lemûn.”

yani:

“Yakında bileceksiniz.”

buyurulur.

Bu, yapılan tercihin gerçek sonucunun ortaya çıkacağını ifade eden güçlü bir uyarıdır.

İnsan bugün:

“Bana hiçbir şey olmaz.”

diyebilir.

Ama hayat geçicidir.

Ölüm vardır.

Ahiret vardır.

Hesap vardır.

Kur’an açısından insanın bugün ertelediği gerçeklik, sonunda karşısına çıkacaktır.

Ancak bu ifadeyi belirli insanlara:

“Yakında Allah seni mahvedecek.”

şeklinde kişisel tehdit olarak kullanmak doğru değildir.

Ayet Allah’ın uyarısıdır; bizim bedduamız değildir.

🔟 Birine “Yakında Görürsün” Diye Bu Ayeti Kullanmak Doğru mudur ❓​

Özellikle kişisel tartışmalarda dikkatli olunmalıdır.

Birisiyle kavga ettik.

Öfkeliyiz.

Sonra:

“Allah seni yakında gösterecek.”

diyoruz.

Bu, Allah’ın ayetini kişisel öfkemizin aracına dönüştürebilir.

Biz belirli bir insanın dünyada hangi sonuçla karşılaşacağını bilmiyoruz.

Hakkımız yenmişse:

Hakkımızı ararız.

Hukuki yola gideriz.

Mesafe koyarız.

Ama Allah adına:

“Şu felaket kesin başına gelecek.”

diyemeyiz.

Gayb Allah’a aittir.

1️⃣1️⃣ Nankörlük Yalnız “Allah’a Şükretmemek” midir ❓​

Nankörlük daha geniş ahlaki boyutlara sahip olabilir.

İnsan Allah’ın nimetini unutabilir.

Ama insanlara karşı da nankörleşebilir.

Zor gününde yanında olan kişiyi başarıya ulaşınca unutabilir.

Yıllarca emek veren çalışanını değersiz görebilir.

Ailesinin fedakârlığını görmezden gelebilir.

Ayetin asıl bağlamı Allah’ın nimetlerine karşı nankörlüktür; fakat bu insan davranışına güçlü bir ahlaki ayna tutar.

Nimetin kaynağını unutma eğilimi, insan ilişkilerinde de kendisini gösterebilir.

1️⃣2️⃣ Şükür Nimetin Sürekli Devam Etmesini Garanti Eder mi ❓​

Şükrün büyük dinî değeri vardır; fakat bunu mekanik formüle dönüştürmemek gerekir.

“Şükrettim, artık sağlığımı hiç kaybetmem.”

diyemeyiz.

“Sadaka verdim, şirketim mutlaka büyür.”

diyemeyiz.

İnsan şükreder ama yine hastalanabilir.

Şükreden birinin işi bozulabilir.

Dünya hayatında imtihanlar devam eder.

Şükür:

Allah’la ahlaki ilişkinin ifadesidir.

Dünyevî sonuç satın alan garanti sistemi değildir.

1️⃣3️⃣ Nankörlük Yapanın Nimeti Hemen Elinden Alınır mı ❓​

Hayır, bunu da mekanik bir yasa gibi kuramayız.

Bir insan çok nankör olabilir ama yıllarca zengin yaşayabilir.

Başka biri çok şükreden bir insan olabilir ve ciddi kayıplar yaşayabilir.

Dolayısıyla:

“Nankörlük yaptı, kesin yakında iflas eder.”

demek doğru değildir.

Kur’an’ın mesajı bundan daha derindir:

Nimetin devam etmesi insanı nihai hesaptan kurtarmaz.

İnsan dünyada sonuç görmese bile ahlaki sorumluluk ortadan kalkmaz.

1️⃣4️⃣ Dünya Zevklerinden Yararlanmak İnsanı Allah’tan Uzaklaştırır mı ❓​

Zorunlu olarak hayır.

Bir insan:

Güzel yemek yer.

tatil yapar.

iyi araba kullanır.

güzel evde yaşar.

Bunların kendisi Allah’tan uzaklık göstergesi değildir.

Asıl soru:

Bu nimet seni nasıl bir insana dönüştürüyor?

Daha şükredici mi?

Daha kibirli mi?

Daha cömert mi?

Daha bencil mi?

Daha sorumlu mu?

Daha savurgan mı?

Kur’an’ın ahlaki bakışı, nimetin miktarından çok nimetle kurulan ilişkiyi sorgular.

1️⃣5️⃣ İsraf ile Nimetten Yararlanmak Aynı Şey midir ❓​

Hayır.

İnsan güzel şeylerden yararlanabilir.

Ancak ihtiyaç, imkân ve sorumluluk dengesini tamamen kaybettiğinde israf ortaya çıkabilir.

İsraf yalnız:

“Pahalı şey almak.”

demek değildir.

Pahalı bir ürün bir insan için uzun ömürlü ve mantıklı olabilir.

Ucuz bir şeyi gereksiz yere onlarca kez almak da israf olabilir.

Dolayısıyla ahlaki değerlendirme:

Niyet.

ihtiyaç.

imkân.

başkalarının hakları.

çerçevesinde yapılmalıdır.

Nimeti kullanmak başka, nimeti düşüncesizce tüketmek başkadır.

1️⃣6️⃣ Rahatlık İnsan İçin Neden Manevî Bir Risk Olabilir ❓​

Çünkü rahatlık insana kontrol hissi verir.

Her şey yolunda giderken:

“Kimseye ihtiyacım yok.”

hissi oluşabilir.

Para var.

Sağlık var.

işler iyi.

çevre güçlü.

Bu koşullarda insan kendi sınırlarını unutabilir.

Nahl 55 tam da bu sahte güveni sarsar:

Yararlanıyorsunuz ama bu durum sonsuz değil.

Bu farkındalık insanı nimetlerden kaçırmak için değil, nimetlerin içinde kaybolmasını engellemek içindir.

1️⃣7️⃣ “Yakında Bileceksiniz” Sözü Umutsuzluk mu Üretiyor ❓​

Hayır.

Uyarı her zaman dönüş kapısının kapandığı anlamına gelmez.

İnsan hayattaysa:

Yanlışını fark edebilir.

nankörlüğü bırakabilir.

şükredebilir.

hakkı sahibine verebilir.

tövbe edebilir.

Ayetin sertliği:

“Artık sizin için hiçbir umut yok.”

demek değildir.

Tam tersine uyarıyı bugün duymak, sonuç gelmeden önce değişme fırsatıdır.

Gerçek uyarının değeri, insanın henüz dönüş yapabilecek durumda olmasındadır.

1️⃣8️⃣ Nahl Suresi 54 ve 55. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Nahl 54’te sıkıntı giderildikten sonra bazı insanların tekrar Allah’a ortak koşmaya yöneldiği bildirilmişti.

Nahl 55 ise bunun nankörlük boyutunu ve sonucunu gösterir:

“Yararlanın bakalım; yakında bileceksiniz.”

Böylece iki ayet birlikte şu döngüyü ortaya çıkarır:

Sıkıntı.

dua.

kurtuluş.

rahatlık.

unutma.

nankörlük.

Kur’an insanı bu döngüyü kırmaya çağırır.

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 56. ayette, insanların Allah’ın verdiği rızıklardan, mahiyetini gerçekten bilmedikleri varlıklara pay ayırmaları eleştirilecek ve onların bu uydurmalarından mutlaka sorgulanacakları bildirilecektir. Bu ayeti ele alırken özellikle putlara ve sahte ilahî güçlere pay ayırma geleneği, Allah adına delilsiz din üretmek, ekonomik kaynakları batıl inançlara bağlamak, bağış ile dinî sömürü arasındaki fark, ‘bilmedikleri şeyler’ ifadesi ve insanların Allah’a atfettikleri hükümlerden sorumlu oluşu üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Nahl Suresi 55. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Nahl Suresi 55. ayetin en önemli mesajlarından biri şudur:

Nimetin devam etmesi, davranışın doğru olduğunu göstermez.

İnsan bunu çok kolay karıştırabilir.

Bir iş yapıyor.

Para kazanıyor.

Ve:

“Demek ki doğru yoldayım.”

diyor.

Oysa para kazanmak yapılan işin ahlaki olarak doğru olduğunu tek başına kanıtlamaz.

Bir dolandırıcı da para kazanabilir.

Bir kumar sistemi de çok para üretebilir.

Bir insan haksızlıkla büyük servet sahibi olabilir.

Kazanç, ahlakın tek ölçüsü değildir.

Aynı şekilde bir insan doğru iş yapıp ekonomik olarak başarısız olabilir.

Bu da:

“Demek ki doğruluk işe yaramıyor.”

sonucunu zorunlu kılmaz.

Dünya hayatındaki sonuçlar çok sayıda etkene bağlıdır.

Nahl 55 tam da bu noktada insanın:

“Nimetim sürüyor, demek Allah benden razı.”

yanılgısını kırar.

Nahl 55’in başka önemli mesajı mühlet ile onayı ayırmaktır.

İnsan yıllarca yanlış yapabilir.

Bir şey olmayabilir.

Bu süreyi:

“Allah ses çıkarmadığına göre sorun yok.”

şeklinde okumak tehlikelidir.

Mühlet:

Tövbe fırsatı olabilir.

Dönüş fırsatı olabilir.

Ama Allah’ın bütün davranışlarımızı onayladığı anlamına gelmez.

Bir öğrenci sınavdan önce uzun süre serbesttir.

Bu:

“Sınav olmayacak.”

demek değildir.

Allah hakkında yapılan benzetmeler birebir değildir; fakat ilke anlaşılır:

Sonucun ertelenmesi, sorumluluğun kaldırılması değildir.

Nahl 55’in başka önemli mesajı dünya nimetinden korkmamak, nimetin bizi değiştirmesinden korkmaktır.

Para kötü değildir.

Ama para geldiğinde karakter değişiyorsa mesele vardır.

Güç kötü değildir.

Ama güç geldiğinde insanları küçümsemeye başlıyorsak mesele vardır.

Şöhret kötü değildir.

Ama şöhret insanı:

“Ben artık herkesten üstünüm.”

noktasına taşıyorsa risk büyür.

Bu nedenle insan nimet karşısında:

“Bunu kaybeder miyim?”

sorusunun yanında:

“Bu beni nasıl bir insana dönüştürüyor?”

sorusunu da sormalıdır.

Bazen nimetin en büyük sınavı kaybetmek değil, sahipken karakterini koruyabilmektir.

Nahl 55’in başka önemli mesajı dünya zevkini tamamen şeytanlaştırmamaktır.

Bazı din anlayışlarında insan ne kadar acı çekerse o kadar dindar sanılabilir.

Oysa dünyadaki helal güzelliklerden yararlanmak kendi başına günah değildir.

Ailene güzel yemek ısmarlamak.

rahat bir evde yaşamak.

seyahat etmek.

hobi edinmek.

iyi kıyafet giymek.

bunların hiçbiri kendiliğinden nankörlük değildir.

Asıl mesele bunların:

İnsanın ilahı.

kibrinin kaynağı.

başkasını ezme aracı.

hâline gelmemesidir.

Din hayatın güzelliklerini yok etmek için değil, güzelliklerin insanı köleleştirmesini engellemek için ölçü getirir.

Nahl 55’in başka büyük mesajı nimeti paylaşmanın şükürle ilişkili olmasıdır.

Bir insan çok şükrettiğini söylüyor ama yanında çalışanların hakkını yemeye devam ediyor.

Burada şükür sorgulanabilir.

Çünkü nimetin ahlaki kullanımı önemlidir.

Serveti olan insanın bütün servetini dağıtması gerekmez.

Kendi hayatını yaşayabilir.

yatırım yapabilir.

ailesinin geleceğini düşünebilir.

Ama:

Zekât.

borç.

işçi ücreti.

emanet.

gibi yükümlülükleri varsa bunları gözetmelidir.

Cömertlik, mülkiyetin yok edilmesi değil; mülkiyetin vicdanla kullanılmasıdır.

Nahl 55’in başka önemli mesajı insanın geçmiş sıkıntısını unutmamasıdır.

Bir zamanlar çok zor durumdaydın.

Birisi sana yardım etti.

Yıllar geçti.

Şimdi sen güçlü durumdasın.

Aynı durumda başka bir insan geldi.

Onu küçümsememelisin.

“Ben kendi emeğimle geldim.”

demeden önce sana yardım edenleri hatırlamalısın.

Belki bir öğretmen.

bir aile üyesi.

bir arkadaş.

bir doktor.

bir yabancı.

hayatında kritik bir kapı açtı.

Şükür insanın kendi başarı hikâyesini daha dürüst anlatmasına yardım eder.

Kimse tamamen kendi kendini yaratmış değildir.

Nahl 55’in başka önemli mesajı nimetin insanı başkasına üstün kılmadığını hatırlatmaktır.

Daha güzel evin olabilir.

Daha yüksek gelirin olabilir.

Daha iyi eğitim almış olabilirsin.

Bunlar seni otomatik olarak daha değerli insan yapmaz.

İnsanın değeri sadece maddi göstergelerle ölçülürse toplum:

Zengini büyütür.

fakiri küçültür.

ünlüyü insanüstü yapar.

görünmeyeni değersizleştirir.

Kur’an’ın ahlakında nimet:

Şükür nedeni ve sorumluluk alanıdır.

Üstünlük sertifikası değildir.


Nahl 55’in başka önemli mesajı başkasının nimetini kıskanıp onun cezasını beklememektir.

Birinden hoşlanmıyoruz.

Onun işleri iyi gidiyor.

“Allah yakında elinden alacak.”

diyoruz.

Bunu bilemeyiz.

Belki serveti devam edecek.

Belki azalacak.

Bizim bilgimiz yok.

Kur’an’daki:

“Yakında bileceksiniz.”

ifadesini istediğimiz kişilerin başına felaket gelsin arzusuyla birleştirmek yanlış olur.

İlâhî adalet inancı, kişisel kıskançlığın dinî kılıfı olmamalıdır.

Nahl 55’in başka önemli mesajı insanın kendi nimetini sürekli başkalarının nimetiyle kıyaslamamasıdır.

Sosyal medya çağında insan sürekli başka hayatları görüyor.

Başkasının:

Arabası.

evi.

tatili.

başarısı.

karşısına geliyor.

Kendi hayatı küçük görünmeye başlayabiliyor.

Oysa gördüğümüz şey çoğu zaman insanların hayatının seçilmiş birkaç saniyesidir.

Şükür:

“Benim hayatım herkesten daha iyi.”

demek değildir.

“Benim hayatımda da fark etmeye değer iyilikler var.”

diyebilmektir.

Bu bakış insanı hasetten koruyabilir.

Nahl 55’in başka önemli mesajı hesap bilincinin dünya hayatını zehretmemesidir.

Ayet:

“Yakında bileceksiniz.”

diyor.

Bu, insanın her lokmada:

“Acaba cezalandırılacak mıyım?”

diye korkması anlamına gelmez.

Helal olan nimetten yararlan.

Şükret.

Hakkı gözet.

Hayatını yaşa.

Hesap bilincinin amacı insanın mutluluğunu yok etmek değil, ahlaki sınırlarını korumaktır.

Sağlıklı din:

Hem sorumluluk.

Hem huzur.

üretmelidir.

Nahl 55’in başka önemli mesajı ahiret inancının dünya adaletini erteleme bahanesi olmamasıdır.

Bir işveren çalışanının hakkını yiyor.

Biz:

“Allah ahirette hesabını sorar.”

deyip geçemeyiz.

Dünyada da:

Ücret ödenmeli.

hukuk işlemeli.

hak sahibine hakkı verilmelidir.

Ahiret hesabı:

“Dünyada adalet aramayın.”

demek değildir.

Tam tersine dünya adaleti için daha güçlü ahlaki temel oluşturabilir.

Nihai hesap, mevcut sorumluluğu kaldırmaz.

Nahl 55’in başka önemli mesajı başarıdan sonra öz denetimi artırmaktır.

İnsan başarılı oldukça çevresinde:

“Sen harikasın.”

diyen insan sayısı artabilir.

Eleştirenler azalabilir.

Bu tehlikelidir.

Çünkü kişi kendi hatalarını görmemeye başlayabilir.

Bu yüzden büyük nimet dönemlerinde insanın:

Gerçek dostlara.

dürüst danışmanlara.

eleştiriye.

daha fazla ihtiyacı olabilir.

Nimet büyüdükçe aynaya ihtiyaç azalmaz, artar.

Nahl 55’in başka önemli mesajı nankörlükten dönüşün mümkün olmasıdır.

İnsan:

Yıllarca nimetini yanlış kullanmış olabilir.

Ama bir gün fark eder.

“Ben yanlış yaşadım.”

der.

Bu farkındalık küçümsenmemelidir.

Tövbe:

Yalnız:

“Allah’ım affet.”

demek değil.

Mümkünse:

Haksız kazancı düzeltmek.

borcu ödemek.

özür dilemek.

davranışı değiştirmek.

gibi somut adımlar da gerektirebilir.

Nimetin şükrü bazen geçmişte nimeti kötü kullanmanın sonuçlarını düzeltmeye çalışmaktır.

Nahl 55’in başka önemli mesajı insanın ölüm gerçeğini hatırlaması ama hayatı terk etmemesidir.

“Yakında bileceksiniz.”


ifadesinin en temel ufuklarından biri ahirettir.

İnsan ölümü düşünür.

Ama:

“Nasıl olsa öleceğim.”

deyip hayatı bırakmaz.

Tam tersine:

Sevdiklerine daha iyi davranabilir.

zamanını daha anlamlı kullanabilir.

gereksiz kinleri azaltabilir.

hakları geciktirmeyebilir.

Çünkü sonsuz zamanı olmadığını bilir.

Ölüm bilinci, doğru yaşandığında hayat düşmanlığı değil hayat ciddiyeti üretir.

Nahl 55’in başka önemli mesajı nimetin geçiciliğinin sevgiyi anlamsızlaştırmamasıdır.

Ailen geçici.

Sen de geçicisin.

Bir gün ayrılık olacak.

Ama bu:

“Sevmenin anlamı yok.”

demek değildir.

Tam tersine bugün yanındayken kıymetini daha iyi bilmeni sağlayabilir.

Mal geçici.

Ama onu hayırlı kullanabilirsin.

Sağlık geçici.

Ama sağlıklıyken güzel işler yapabilirsin.

Geçicilik, değersizlik değildir; sorumluluk ve kıymet bilincidir.

Nahl 55’in başka önemli mesajı Allah’ın nimetlerini yalnız “büyük şeyler” olarak görmemektir.

İnsan:

Milyon kazanırsa nimet der.

Ama gece ağrısız uyumayı fark etmez.

Yeni araba alınca nimet der.

Ama yanında güvenilir bir dostun olmasını unutabilir.

Nahl 55’in uyarısını doğru anlamak, insanın hayatında zaten bulunan iyiliklere daha dikkatli bakmasını sağlayabilir.

Şükür bazen:

Daha fazlasını istemeden önce elindekini görebilmektir.

Bu, insanın yeni hedefler koymasına engel değildir.

Daha fazlasını isteyebilir.

Ama bugün sahip olduğunun değerini sıfırlamadan.

Nahl Suresi 55. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **“Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etsinler bakalım! Öyleyse bir süre yararlanın; yakında bileceksiniz” ifadesi, nimeti nankörlük içinde tüketip dünya rahatlığını mutlak güvence sanan insana yöneltilmiş güçlü bir uyarıdır. Buradaki ‘yararlanın’ sözü davranışın onaylandığı anlamına gelmez; uyarı ve meydan okuma bağlamındadır. Büyük mesaj şudur: Dünyanın helal nimetlerinden yararlan ama onları ilahî onay belgesi sanma; servetin devam ediyor diye her yaptığını doğru görme; yoksulluğu da Allah’ın öfkesi sayma. Nimeti kullan, şükret, hakları koru ve rahatlığın seni hesap bilincinden uzaklaştırmasına izin verme. Çünkü geçici imkânların devam etmesi, nihai sorumluluğun ortadan kalktığı anlamına gelmez.”

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 56. ayette, insanların Allah’ın kendilerine verdiği rızıktan, gerçekte mahiyetini bilmedikleri varlıklara pay ayırmaları eleştirilecek ve onların uydurduklarından mutlaka sorgulanacakları bildirilecektir. Bu ayeti ele alırken özellikle putlara ayrılan paylar, batıl inanç adına ekonomik kaynak ayırmak, bağış ile dinî sömürü arasındaki fark, Allah adına delilsiz hüküm üretmek, ‘bilmedikleri şeyler’ ifadesinin anlamı, hurafe ekonomisi ve insanın kendi uydurduğu dinî uygulamalardan sorumlu oluşu üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki Nahl Suresi 55. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: İşlerimizin iyi gitmesini davranışlarımızın Allah tarafından onaylandığının kanıtı mı sanıyoruz? Çok kazandığımız için mutlaka doğru yolda olduğumuzu mu düşünüyoruz? Dünyanın nimetlerinden yararlanmayı günah sayıp dini gereksiz bir mahrumiyet anlayışına mı dönüştürüyoruz? Yoksa tam tersine nimetlerin hiç bitmeyeceğini sanıp şükrü ve sorumluluğu mu unutuyoruz? Başkasının zenginliğine bakıp onun başına felaket gelmesini “ilahî adalet” diye mi bekliyoruz? Ve en önemlisi, dünyanın nimetleri güzel ama geçiciyse, gerçek akıllılık onları reddetmek değil; onlardan yararlanırken onların bizi nankör, kibirli ve hesap bilincinden uzak insanlar hâline getirmesine izin vermemek değil midir?

“Nahl 55, ‘Öyleyse bir süre yararlanın; yakında bileceksiniz’ buyurarak dünya nimetlerinin devam etmesini ilahî onay sanan insanın sahte güvenini sarsar. Dünyadan yararlanmak günah değildir; asıl sorun, nimeti mutlaklaştırmak, nankörleşmek ve geçici rahatlığı hesap vermezlik zırhına dönüştürmektir. Ayetin büyük dersi şudur: Kazancın arttı diye her yaptığını doğru sanma, nimetini kaybetmeden kıymetini bil, başkasının rahatlığını Allah’ın kesin rızası veya yaklaşan felaketin işareti diye yorumlama ve ‘yakında bileceksiniz’ sözünü kişisel tehdit aracına çevirme. Çünkü dünya nimetleri yaşanmak içindir; fakat insanı hakikati unutmaya götürdüğünde nimet, aynı zamanda büyük bir sorumluluk sınavına dönüşür.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt