Nahl Suresi 128. Ayette “Şüphesiz Allah, Kendisine Karşı Gelmekten Sakınanlar ve İyilik Yapanlarla Beraberdir” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“İnsan bazen kendisini yalnız hissedebilir; fakat Allah’a karşı sorumluluğunu koruyup iyiliğin tarafında kaldığında aslında en büyük desteğin gözetimi altındadır. Takva, yalnız korkmak değil; kimse görmediğinde de doğru kalabilmektir. İhsan ise yalnız kötülükten kaçınmak değil, bulunduğun yere güzellik bırakmaktır.”
Ersan Karavelioğlu
Nahl Suresi 128. Ayetin Anlamı Nedir
Nahl Suresi'nin son ayeti olan 128. ayet, surenin birçok büyük mesajını son derece güçlü ve kısa bir ifadede toplamaktadır.Ayetin anlamı şöyledir:
Bu ayette iki temel özellik öne çıkar:“Şüphesiz Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir.”
Nahl Suresi, 16:128
Takva sahibi olmak.
İhsan sahibi, yani iyilik yapan biri olmak.
Ve bu iki özelliğin ardından son derece büyük bir müjde gelir:
Allah onlarla beraberdir.
Bu beraberlik, insanın hayatındaki en büyük güven kaynaklarından biridir.
“Allah Onlarla Beraberdir” Ne Anlama Gelir
Bu ifade Allah'ın insanlar gibi fiziksel biçimde bir yerde bulunması anlamına gelmez.Buradaki beraberlik, Allah'ın bilgisi, gözetimi, yardımı, desteği ve lütfuyla kullarını kuşatması anlamında anlaşılmalıdır.
Allah kulunu bilir.
Yaşadığı zorluğu bilir.
Gizlediği gözyaşını bilir.
Sabrettiği anı bilir.
Kimsenin görmediği iyiliğini de bilir.
Bu nedenle mümin kendisini tamamen sahipsiz görmez.
Allah'ın beraberliği, kulun yalnız olmadığını bilmesidir.
Bu, insanın bütün problemlerinin hemen ortadan kalkacağı anlamına gelmez.
Ama problemin içinde Allah'ın yardımından ümit kesmemek anlamına gelir.
Ayetteki “Takva Sahipleri” Kimlerdir
Takva, yalnızca korku anlamına indirgenmemelidir.Takva, insanın Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşaması, günahlardan sakınmaya çalışması ve O'nun sınırlarını önemsemesi anlamına gelir.
Takva sahibi insan kusursuz değildir.
Hata yapabilir.
Fakat günahı normalleştirmez.
Yanlış yaptığında dönüş yolunu arar.
Kimse görmediğinde de Allah'ın gördüğünü bilir.
Bu nedenle takva büyük ölçüde insanın gizli hayatındaki ahlakıyla ilgilidir.
İnsanların yanında doğru görünmek kolay olabilir.
Asıl sınav, kimse bakmıyorken ne yaptığındır.
Takva Sadece Haramdan Kaçınmak mıdır
Hayır.Haramdan kaçınmak takvanın önemli bir parçasıdır ancak takva bundan daha geniştir.
İnsan Allah'ın emirlerini yerine getirmeye çalışır.
Kul hakkına dikkat eder.
Diline dikkat eder.
Kazancına dikkat eder.
Niyetlerini sorgular.
İnsanlara karşı adaletli olmaya çalışır.
Takva, hayatın tamamında Allah'ın huzurunda yaşadığının bilincini taşımaktır.
Bu nedenle takva yalnız camide ortaya çıkan bir özellik değildir.
Ticarette de takva vardır.
Aile hayatında da.
İnternette de.
İşyerinde de.
Yalnızken de.
Kalabalığın içinde de.
İnsan Takva Sahibi Olduğunu Nasıl Anlayabilir
İnsan kendisini kolayca iyi görebilir.Bu nedenle takvanın en güzel ölçülerinden biri, insanın kendi davranışlarına dürüstçe bakmasıdır.
Kimse görmediğinde ne yapıyorum?
Para çıkarımla helal-haram arasında kaldığında hangisini seçiyorum?
Öfkelendiğimde adaleti koruyabiliyor muyum?
Bir insanın hakkı benim çıkarıma engel olduğunda o hakkı yine de teslim ediyor muyum?
Takva, özellikle çıkar ile Allah'ın ölçüsü karşı karşıya geldiğinde görünür hâle gelir.
İnsan rahat zamanda doğru olmakla yetinmemelidir.
Asıl karakter, doğru kalmanın bedeli olduğunda ortaya çıkar.
Ayetteki “İyilik Yapanlar” Kimlerdir
Buradaki ifade ihsan sahiplerini, yani iyiliği güzel biçimde yapan insanları anlatmaktadır.İhsan, yalnızca kötülük yapmamak değildir.
Daha ileri bir ahlaki seviyedir.
Bir insan:
Hakkı verir.
Ama daha fazlasını da yapabilir.
Affeder.
Yardım eder.
Merhamet gösterir.
İşini güzel yapar.
İnsanlara fayda sağlar.
Takva kötülükten korur; ihsan insanı iyiliğe doğru taşır.
Bu iki özellik birlikte olduğunda güçlü bir mümin karakteri ortaya çıkar.
İhsan Ne Demektir
İhsan kelimesi güzellik yapmak, iyilik etmek ve bir işi güzel biçimde yapmak anlamlarını taşır.İhsan sadece sadaka vermek değildir.
Anne babaya güzel davranmak ihsandır.
Çocuğa sevgi göstermek ihsandır.
Çalışana hakkını zamanında vermek ihsandır.
Bir müşteriyi kandırmamak ihsandır.
Bir insana yol göstermek ihsandır.
Hatta yaptığınız işi özensiz değil, güzel yapmak da ihsan anlayışıyla ilişkilendirilebilir.
İhsan, insanın bulunduğu yere güzellik katmasıdır.
Takva ile İhsan Arasında Nasıl Bir Fark Vardır
Takva ve ihsan birbirini tamamlar.Takva insana:
“Yanlıştan uzak dur.”
der.
İhsan ise:
“Bununla yetinme, iyilik de üret.”
der.
Örneğin bir insana zarar vermemek takva bilincinin parçasıdır.
Ama ihtiyacı olduğunda ona yardım etmek ihsandır.
Bir çalışanın hakkını yememek adalettir.
Ona insanca ve güzel davranmak ihsandır.
İslam insanı yalnız kötülük yapmayan biri olmaya değil, iyilik üreten biri olmaya da çağırır.
Bu ayette iki özelliğin birlikte zikredilmesi bu açıdan son derece anlamlıdır.
Allah’ın Beraberliği İnsanı Bütün Sıkıntılardan Korur Mu
Allah'ın beraberliği, müminin dünyada hiçbir sıkıntı yaşamayacağı anlamına gelmez.Peygamberler Allah'ın en seçkin kullarıydı.
Ama büyük imtihanlar yaşadılar.
Hz. İbrahim sınandı.
Hz. Musa zorluklar yaşadı.
Hz. Muhammed ağır mücadelelerden geçti.
Dolayısıyla:
“Allah benimle beraber, o hâlde başıma hiçbir kötü şey gelemez.”
şeklinde bir anlayış doğru değildir.
Asıl anlam şudur:
İmtihanın içinde Allah seni terk etmiş değildir.
Bazen yardım, problemin hemen bitmesi şeklinde olur.
Bazen de insanın o problemi taşıyabilecek güç kazanması şeklinde olur.
İnsan Kendini Çok Yalnız Hissettiğinde Bu Ayeti Nasıl Anlamalıdır
İnsan bazen çevresinde hiç kimse yokmuş gibi hissedebilir.Herkes onu yanlış anlamış olabilir.
Bir haksızlık karşısında tek başına kalmış olabilir.
Bir imtihanı kimseyle paylaşamıyor olabilir.
İşte böyle anlarda bu ayet büyük bir teselli taşır.
Doğru yerde duruyorsan ve iyiliği korumaya çalışıyorsan Allah'ın bilgisi ve yardımı seni kuşatır.
Bu, insanın sosyal desteğe ihtiyaç duymadığı anlamına gelmez.
İnsan yine dost ister.
Aile ister.
Yardım ister.
Ama hiçbir insan yanında olmadığında bile Allah'ın onu bildiğini hatırlamak kalbe büyük bir güç verebilir.

Allah’ın Beraberliğini Hissetmek İçin Ne Yapılabilir
İnsan Allah'la bağını güçlendirebilir.Namaz.
Dua.
Zikir.
Kur’an üzerinde düşünmek.
Helal-haram hassasiyeti.
İyilik yapmak.
Tövbe etmek.
Bütün bunlar insanın Allah'a yakınlık bilincini artırabilir.
Fakat Allah'ın beraberliği sadece duygusal bir his değildir.
İnsan bazı günler çok manevi hissedebilir.
Bazı günler daha kuru ve yorgun hissedebilir.
İman yalnızca hissetmek değildir; hissetmediğin günlerde de doğru yolda kalabilmektir.
Bu nedenle Allah'la bağ, duygu kadar sadakatle de ilgilidir.

Kimse Görmeden Yapılan İyilik Neden Çok Değerlidir
Çünkü gizli iyilikte gösteriş ihtimali azalabilir.İnsan kimse bilmeden yardım eder.
Kimse görmeden bir haksızlıktan vazgeçer.
Kimsenin alkışlamayacağını bildiği hâlde doğru olanı yapar.
İşte böyle anlarda insanın niyeti daha açık biçimde sınanır.
İnsanların görmediği iyiliği Allah görür.
Bu ayet, görünmeyen iyiliklerin boşa gitmediğini hatırlatmaktadır.
Dünyada kimse teşekkür etmese bile Allah'ın bilgisi dışında değildir.
Bu bilinç insanı insanların takdirine bağımlı olmaktan koruyabilir.

İyilik Yapıp Karşılığını Görmemek İnsanı Vazgeçirmeli Mi
Hayır.İnsan bazen iyilik yaptığı kişiden kötülük görebilir.
Yardım eder.
Teşekkür bile edilmez.
Fedakârlık yapar.
Unutulur.
Bu durum insanı üzebilir.
Fakat mümin iyiliğini yalnız insanların karşılığına bağlamamaya çalışır.
İyiliğin gerçek değeri, karşı tarafın teşekkür edip etmemesiyle sınırlı değildir.
Allah biliyorsa iyilik kaybolmamıştır.
Bu düşünce insanı:
“Kimse kıymet bilmiyor, artık iyilik yapmayacağım.”
noktasından koruyabilir.
Elbette insanın istismar edilmemesi için sınır koyması mümkündür.
Ama başkasının nankörlüğü, insanın bütün iyilik anlayışını yok etmemelidir.

Takva İnsanı Korkak Yapar Mı
Hayır.Takva Allah'tan korkup insanlardan kaçmak anlamına gelmez.
Tam tersine Allah'a karşı sorumluluk bilinci, insanı bazı durumlarda daha cesur yapabilir.
Çünkü insan:
“İnsanlar ne der?”
sorusundan önce:
“Allah katında doğru olan nedir?”
diye düşünür.
Bu bilinç haksızlığa karşı durma cesareti verebilir.
Haram kazancı reddetme cesareti verebilir.
Kalabalığa rağmen doğruyu savunma gücü verebilir.
Allah'tan sakınmak, insan korkularının kölesi olmaktan kurtulmaya yardım edebilir.

İhsan Sadece Müslümanlara Karşı mı Gösterilmelidir
Hayır.İyilik ve adalet, insanın yalnızca kendi grubuyla ilişkili bir ahlak olmamalıdır.
İnsan komşusuna iyilik eder.
Yardıma ihtiyacı olan kişiye destek olabilir.
Bir yabancıya güzel davranabilir.
Hayvana merhamet gösterebilir.
Çevreyi koruyabilir.
İnsan farklı bir inanca sahip olsa bile ona haksızlık yapmak doğru değildir.
İhsan, insanın karakteridir; karşısındaki kişinin kimliğine göre tamamen değişen bir maske değildir.
Mümin iyiliği Allah için yaptığı için adalet ve merhameti geniş bir ahlaki ilke olarak taşımaya çalışır.

Allah’ın Beraberliği İnsana Nasıl Bir Güven Vermelidir
Bu ayet insana kibir değil, güven vermelidir.Mümin:
“Allah benimle, artık kimse bana hiçbir şey yapamaz.”
diye böbürlenmez.
Daha dengeli düşünür:
“Ben Allah'ın bildiği bir kulum; üzerime düşeni yapacağım ve sonucu O'na bırakacağım.”
Bu güven, insanı paniğin esiri olmaktan koruyabilir.
Özellikle önceki ayette anlatılan sabırla bağlantılı olarak düşünülürse mesaj çok güçlüdür.
Sabret.
Allah'tan güç al.
Takvayı koru.
İyiliği bırakma.
Çünkü Allah takva ve ihsan sahipleriyle beraberdir.

Nahl Suresi 125, 126, 127 ve 128. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır
Nahl Suresi'nin son dört ayeti olağanüstü bir ahlaki bütünlük oluşturur.125. ayette:
Allah'ın yoluna hikmetle, güzel öğütle ve en güzel mücadele yöntemiyle çağırmak emredilir.
126. ayette:
Haksızlığa karşılık verilecekse sınırın aşılmaması ve sabrın daha hayırlı olduğu bildirilir.
127. ayette:
Sabretmek ve sabır için Allah'ın yardımına dayanmak öğretilir.
128. ayette ise bütün bu davranışların büyük güvencesi açıklanır:
Allah takva sahipleri ve iyilik yapanlarla beraberdir.
Böylece sure şu büyük mesajlarla sona erer:
Hikmet.
Adalet.
Sabır.
Takva.
İhsan.
Ve hepsinin üzerinde:
Allah'ın beraberliği.

Nahl Suresi 128. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir
Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri şudur:Doğru yolda yalnız kaldığını düşündüğünde bile gerçekten yalnız olmayabilirsin.
İnsanların desteği azalabilir.
Çevren seni anlamayabilir.
İyiliğin karşılıksız kalabilir.
Ama Allah takva ve ihsan sahibi kulunu bilir.
Bu nedenle müminin asıl gücü yalnızca insan sayısından gelmez.
Allah'la kurduğu bağdan gelir.
Ayet insana aynı zamanda önemli bir ölçü verir:
Allah'ın özel yardımını isterken insan kendi hayatını da sorgulamalıdır.
Takvayı koruyor muyum?
İyilik yapıyor muyum?
Yoksa yalnızca yardım bekleyip sorumluluğumu unutuyor muyum?
İlahi beraberlik müjdesi, aynı zamanda karakter çağrısıdır.

Nahl Suresi 128. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir
Nahl Suresi'nin 128. ve son ayeti, Allah'ın takva sahibi olan ve hayatını iyilikle güzelleştiren kullarıyla beraber olduğunu bildirerek sureyi son derece güçlü bir güven ve sorumluluk mesajıyla tamamlamaktadır.Bu ayetin ilk büyük mesajı takvadır.
Takva insanın yalnızca görünür davranışlarından ibaret değildir.
Kimsenin olmadığı yerde ortaya çıkar.
Bir insanın önünde haram kazanç fırsatı vardır.
Kimse öğrenmeyecektir.
Ama o yine de vazgeçer.
İşte takva burada görünür.
Takva, insanların olmadığı yerde de Allah'ın varlığını unutmamaktır.
İkinci büyük mesaj ihsandır.
İslam yalnızca:
“Kimseye zarar verme.”
demekle yetinmez.
İnsanlardan iyilik üretmesini de ister.
Bir insan kötülük yapmıyor olabilir.
Bu güzeldir.
Ama daha yüksek bir ahlak seviyesi vardır:
İnsanlara faydalı olmak.
Bir yarayı iyileştirmek.
Bir yükü hafifletmek.
Bir insanı sevindirmek.
Bir adaletsizliği düzeltmek.
İşte ihsan budur.
Üçüncü büyük mesaj, Allah'ın beraberliğidir.
İnsanların yanında olması değerlidir.
Ama insanlar her zaman yanımızda olamaz.
Bazıları gider.
Bazıları anlamaz.
Bazıları yardım edemez.
Allah'ın bilgisi ise kesilmez.
İnsanların görmediği anlarda da Allah bilir.
Bu düşünce özellikle zor dönemlerde mümine büyük bir dayanma gücü verebilir.
Dördüncü büyük mesaj, sabırla Allah'ın beraberliği arasındaki ilişkidir.
127. ayette:
“Sabret; senin sabrın ancak Allah'ın yardımıyladır.”
buyurulmuştu.
128. ayette ise Allah'ın kimlerle beraber olduğu açıklanır.
Böylece sabır yalnızca insanın kendi psikolojik gücüne bırakılmaz.
Takva ve iyilik yolunda yürüyen kul, Allah'ın yardımına güvenmeye çağrılır.
Beşinci büyük mesaj, iyilik yaparken insanların takdirine bağımlı olmamaktır.
İnsanların teşekkür etmesi güzeldir.
Ama iyiliğin tek amacı teşekkür almak olursa insan çabuk kırılabilir.
Bir kişi iyiliğini görmez.
Bir başkası unutur.
Biri nankörlük eder.
Mümin ise iyiliğinin Allah'ın bilgisinde olduğunu hatırlar.
Allah biliyorsa iyilik kaybolmamıştır.
Altıncı büyük mesaj, takvanın korkudan daha geniş olmasıdır.
Takva yalnızca:
“Allah beni cezalandırmasın.”
düşüncesi değildir.
Aynı zamanda:
“Allah'ın rızasını kaybetmeyeyim.”
bilincidir.
Bu daha derin bir kulluk oluşturur.
İnsan sadece cezadan kaçmak için değil, sevdiği Rabbine karşı sorumluluğunu korumak için doğru davranır.
Yedinci büyük mesaj, iyiliğin kimliğe göre değişmemesidir.
İnsan sadece kendisine benzeyene iyi davranıp başkasına haksızlık yapıyorsa ahlakında ciddi bir problem vardır.
Takva ve ihsan, insanın karakterini bütün ilişkilerine taşımasını gerektirir.
Adalet sevdiğine de, sevmediğine de gereklidir.
Merhamet de yalnızca yakın çevreyle sınırlı olmamalıdır.
Sekizinci büyük mesaj, Allah'ın beraberliğinin kibir değil tevazu doğurmasıdır.
Mümin:
“Allah benimle, ben herkesten üstünüm.”
demez.
Tam tersine:
“Allah'ın yardımına muhtacım.”
der.
Bu nedenle ayet insanı büyüklük iddiasına değil, kulluk bilincine taşır.
Allah'la beraberlik iddiasının en güzel işareti kibir değil, takva ve ihsandır.
Dokuzuncu büyük mesaj, Nahl Suresi'nin bütününden çıkan sorumluluktur.
Bu sure boyunca Allah'ın nimetleri anlatıldı.
Şükür anlatıldı.
Helal ve haram anlatıldı.
Adalet anlatıldı.
Peygamberlik anlatıldı.
Hz. İbrahim'in örnekliği anlatıldı.
Hikmetli davet anlatıldı.
Sabır anlatıldı.
Ve sure sonunda bütün bunlar iki büyük kelimede toplanır:
Takva ve ihsan.
Sanki insana şöyle denilmektedir:
Allah'a karşı sorumluluğunu koru ve insanlara iyilik yap.
Onuncu büyük mesaj, gerçek yalnızlığın ne olduğudur.
Bir insanın çevresinde yüzlerce kişi olabilir fakat Allah'la bağını kaybetmişse manevi anlamda çok yalnız olabilir.
Başka biri fiziksel olarak tek başına olabilir fakat Allah'a dayanıyorsa kalbinde büyük bir güven taşıyabilir.
Bu nedenle yalnızlık yalnızca çevrede kaç insan bulunduğuyla ölçülmez.
Kalbin kime dayandığı da önemlidir.
Nahl Suresi'nin 128. ayeti bugün insanın kendisine şu soruları sormasını ister:
Kimse görmediğinde de doğru davranıyor muyum?
Takvam yalnızca insanların yanında mı ortaya çıkıyor?
Sadece kötülükten kaçınıyor muyum, yoksa iyilik de üretiyor muyum?
Yaptığım iyilik karşılıksız kalınca hemen vazgeçiyor muyum?
Zor zamanda gerçekten Allah'ın yardımına güveniyor muyum?
İnsanların onayı benim için Allah'ın rızasından daha önemli hâle geliyor mu?
Hayatıma giren insanların benden sonra daha iyi mi, daha kötü mü hissetmesine sebep oluyorum?
Bu sorular Nahl Suresi'nin son ayetini yalnızca okunacak bir cümle olmaktan çıkarıp hayatın bütününe yayılan bir ahlak ölçüsüne dönüştürür.
Sonuç olarak Nahl Suresi'nin 128. ayeti bize şunu öğretmektedir:
Allah'tan sakın.
Kimse görmediğinde de doğru kal.
Sadece kötülükten uzak durmakla yetinme, iyilik üret.
İnsanların teşekkürüne bağımlı olma.
Zorlukta sabrı bırakma.
Yalnız kaldığında Allah'ın seni bildiğini unutma.
Gücünü kibirden değil, Allah'a bağlılığından al.
Ve hayatını şu iki büyük ölçüyle güzelleştirmeye çalış:
Takva ve ihsan.
Çünkü Nahl Suresi'nin son sözü yalnızca bir emir değildir.
Aynı zamanda büyük bir müjdedir:
Doğruyu koruyan, Allah'a karşı sorumluluğunu taşıyan ve insanlara iyilik yapan kul, yolunu tek başına yürümüyor; Allah'ın yardımı ve gözetimi onunla beraberdir.
⠀
Son Söz
⠀“Hayatın bazı yollarında yanında kimse kalmayabilir; iyiliğin anlaşılmayabilir, sabrın görülmeyebilir ve doğru kalmanın bedelini yalnız sen ödüyor olabilirsin. Ama Allah’ın bilmediği hiçbir fedakârlık, görmediği hiçbir iyilik ve habersiz olduğu hiçbir mücadele yoktur. Kimse görmediğinde takvanı, kimse teşekkür etmediğinde iyiliğini koru. Çünkü insanın en büyük güvencesi kalabalıkların yanında durması değil, Allah’ın razı olduğu tarafta kalabilmesidir.”
Ersan Karavelioğlu