📖 İsrâ Suresi 13. Ayette “Her İnsanın Amelini Kendi Boynuna Bağladık; Kıyamet Günü Ona Açılmış Olarak Karşılaşacağı Bir Kitap Çıkaracağız” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,738
2,736,298
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 İsrâ Suresi 13. Ayette “Her İnsanın Amelini Kendi Boynuna Bağladık; Kıyamet Günü Ona Açılmış Olarak Karşılaşacağı Bir Kitap Çıkaracağız” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan bazen yaptığı bir davranışın birkaç dakika içinde geçmişte kaldığını düşünür; oysa seçimlerimiz yalnız zamana karışmaz, sorumluluğumuzun bir parçası hâline gelir. Kimsenin görmediğini sandığımız iyilik de kötülük de Allah’ın bilgisinden kaybolmaz. Bu yüzden gerçek özgürlük, istediğini yapmak değil; bir gün yaptıklarının hesabını vereceğini bilerek doğru olanı seçebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ İsrâ Suresi 13. Ayetin Anlamı Nedir ❓​

İsrâ Suresi'nin 13. ayeti, her insanın kendi yaptıklarından sorumlu olduğunu ve kıyamet günü amellerinin kendisine açık bir kayıt hâlinde gösterileceğini bildiren son derece güçlü bir hesap ayetidir.

Ayetin anlamı şöyledir:

“Her insanın amelini kendi boynuna bağladık. Kıyamet günü onun için açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.”
İsrâ Suresi, 17:13
Bir önceki ayette zamanın, gece ile gündüzün ve hesabın düzeninden söz edilmişti.

Şimdi ise çok daha büyük bir hesaba geçilmektedir:

İnsanın kendi hayatının hesabına.

Günler geçer.

Yıllar geçer.

İnsan yaşar, karar verir ve seçim yapar.

Fakat bütün bunlar sonunda unutulmuş bir geçmiş olarak kalmaz.

İnsan yaptıklarıyla Allah'ın huzuruna çıkar.

2️⃣ “Her İnsanın Amelini Kendi Boynuna Bağladık” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade insanın yaptığı davranışların kendisinden ayrılmayan kişisel sorumluluğunu anlatan güçlü bir benzetmedir.

İnsanın boynuna bağlı olan bir şey kolayca kendisinden ayrılamaz.

Böylece ayet:

“Yaptıklarının sorumluluğu sana aittir.”

mesajını verir.

İnsan:

“Başkaları yaptı.”

“Çevrem böyleydi.”

“Herkes böyle davranıyordu.”

gibi mazeretler ileri sürebilir.

Çevrenin insan üzerinde etkisi olabilir.

Fakat bilinçli tercihlerde kişisel sorumluluk tamamen ortadan kalkmaz.

İnsan kendi seçimlerinin yükünü taşır.

3️⃣ Buradaki “Amel” Sadece Günahları mı İfade Eder ❓​

Hayır.

Amel yalnız kötü davranış değildir.

İyilikler de insanın amelidir.

Namaz.

Sadaka.

Dürüstlük.

Merhamet.

Yardım.

Sabır.

Kul hakkından sakınmak.

Bunların hepsi kayda değer davranışlardır.

Aynı şekilde:

Yalan.

Zulüm.

Haksız kazanç.

İftira.

İhanet.

Kul hakkı.

da insanın sorumluluğu içerisindedir.

Amel defteri yalnız karanlıkların değil, güzelliklerin de kaydıdır.

Bu nedenle hesap düşüncesi yalnız korku değil, umut da taşır.

4️⃣ “Boynuna Bağlamak” Gerçek Bir İp veya Zincir Anlamına mı Gelir ❓​

Ayetin ifadesi öncelikle insanın kaçınılmaz ve kişisel sorumluluğunu anlatmaktadır.

Buradaki güçlü anlatımı sadece fiziksel bir bağ şeklinde düşünmek ayetin asıl mesajını daraltabilir.

Boyun, insanın üzerinden kolayca atamayacağı yükü ifade eden bir anlatım oluşturur.

Yani insan:

“Bu benim yaptığım ama artık benimle ilgisi yok.”

diyemez.

Davranış geçmişte kalmış olabilir.

Fakat sorumluluk ortadan kalkmamış olabilir.

Zaman davranışı geride bırakır; hesap ise sorumluluğu korur.

Tövbe ve Allah'ın bağışlaması ise bu sorumluluk açısından ayrı ve çok önemli bir rahmet kapısıdır.

5️⃣ Bu Ayet Kaderimizin Baştan Boynumuza Bağlandığını mı Söylüyor ❓​

Ayetin mesajını:

“İnsan ne yaparsa yapsın önceden belirlenmiş kaderini yaşar ve hiçbir seçimi yoktur.”

şeklinde anlamak doğru değildir.

Kur’an insanı birçok yerde seçimlerinden dolayı sorumlu tutmaktadır.

Sorumluluk varsa iradenin ve tercihin de anlamı vardır.

Allah insanın ne yapacağını bilir.

Fakat Allah'ın bilgisi insanın yaptığı kötülüğe zorlandığı anlamına gelmez.

Bilmek başka, zorlamak başka şeydir.

Ayetin temel vurgusu insanın kendi davranışlarının sonucundan kaçamayacağıdır.

6️⃣ İnsan Başkasının Günahından Sorumlu Olur Mu ❓​

İslam'ın temel adalet anlayışında insan, başkasının günahını sırf akrabalık veya soy nedeniyle yüklenmez.

Babanın günahı otomatik olarak çocuğun günahı değildir.

Çocuğun günahı babaya otomatik olarak yazılmaz.

Bir milletin geçmişte işlediği suç, yüzlerce yıl sonra doğan her insanın kişisel suçu hâline gelmez.

Bu ayetin:

“Her insanın...”

diye başlaması kişisel sorumluluğu çok güçlü biçimde hatırlatmaktadır.

Ancak bir insan başkasını kötülüğe teşvik etmiş, yardım etmiş veya ona örnek olmuşsa kendi katkısından dolayı sorumluluk taşıyabilir.

Yani sorumluluk soyla değil, kişinin kendi iştirakiyle oluşur.

7️⃣ İyi Bir Aileden Gelmek İnsanı Otomatik Olarak Kurtarır Mı ❓​

Hayır.

Bir insanın anne babası çok iyi olabilir.

Dedesi alim olabilir.

Ailesi toplumda saygın olabilir.

Ama ahiret hesabı kişinin kendi iman ve davranışlarıyla ilgilidir.

İyi bir aile büyük nimettir.

Fakat otomatik kurtuluş belgesi değildir.

Aynı şekilde kötü bir aileden gelmek de insanı otomatik olarak kötü yapmaz.

İnsan geçmişini seçmeyebilir ama kendi yönünü seçebilir.

Bu, ilahi adaletin çok önemli bir yönüdür.

Kimse atalarının iyiliğiyle sınırsız ayrıcalık kazanmaz.

Kimse de atalarının yanlışları nedeniyle mahkûm edilmez.

8️⃣ Kıyamet Günü Çıkarılacak “Kitap” Nedir ❓​

Ayet kıyamet günü insanın karşısına amellerini gösteren bir kitabın çıkarılacağını bildirmektedir.

Bu genellikle amel kitabı veya amel defteri olarak ifade edilir.

İnsan hayatındaki davranışlarıyla yüzleşecektir.

Buradaki temel mesaj şudur:

Hesap belirsiz ve delilsiz olmayacaktır.

İnsan yaptıklarının karşısına çıktığını görecektir.

Dünyada bazı olayları unutabiliriz.

Çocuklukta yaptığımız şeyleri unutabiliriz.

Yıllar önce söylediğimiz bir sözü hatırlamayabiliriz.

Ama Allah'ın bilgisi unutmaya tabi değildir.

İnsan unutur; Allah unutmaz.

9️⃣ Amel Kitabının “Açılmış” Olması Ne Anlama Gelir ❓​

Açılmış kitap, hesabın gizli tutulmadığını ve insanın kendi yaptıklarıyla açık biçimde yüzleşeceğini düşündürür.

Kapalı bir dosya değildir.

İnsana gösterilir.

Bu, hesap gününün şeffaflığına dair son derece güçlü bir görüntüdür.

Dünyada insan yaptığı bir şeyi gizleyebilir.

Delilleri ortadan kaldırabilir.

İnsanları kandırabilir.

Gerçeği değiştirebilir.

Ama ahirette:

Gerçek saklanamaz.

Bu yüzden ayet insanı dünyadayken kendisiyle dürüst olmaya çağırmaktadır.

🔟 Allah Zaten Her Şeyi Biliyorsa Neden Bir Amel Kitabı Vardır ❓​

Allah'ın bir kitaba ihtiyacı yoktur.

Allah insanın ne yaptığını zaten bilir.

Amel kaydının hikmeti Allah'ın hatırlaması değildir.

İnsana kendi yaptıklarının gösterilmesi ve hesabın açık biçimde ortaya konmasıdır.

Bir insan:

“Ben bunu yapmadım.”

diyebilir.

Ama hesap günü kendi hayatıyla yüzleşecektir.

Bu durum ilahi adaletin açıklığını gösterir.

Yani Allah:

“Ben biliyorum, sen sus.”

şeklinde keyfî bir hesap kurmaz.

İnsanın yaptıkları kendisine gösterilir.

Bu, hesap gününün adaletini daha da güçlü biçimde ortaya koyar.

1️⃣1️⃣ Gizli Yaptığımız İyilikler de Kaydedilir Mi ❓​

Evet.

Bu ayetin insana verdiği en güzel umutlardan biri budur.

Kimsenin görmediği bir iyilik yapmış olabilirsin.

Birine gizlice yardım etmiş olabilirsin.

Bir insanın kalbini kırmamak için kendini tutmuş olabilirsin.

Kimse bilmeden bir ihtiyaç sahibinin borcunu ödemiş olabilirsin.

İnsanlar bunu hiç öğrenmeyebilir.

Ama Allah bilir.

İyiliğin görülmemesi, iyiliğin kaybolması değildir.

Bu yüzden mümin her iyiliği insanların alkışına bağlamaz.

Bazen en kıymetli ameller, yalnız Allah'ın bildiği ameller olabilir.

1️⃣2️⃣ Gizli Günahlar da Hesaba Dahil midir ❓​

İnsanların bilmediği günahlar da Allah'ın bilgisinden çıkmaz.

Bir insan dışarıdan çok iyi görünebilir.

Fakat gizlice başkalarının hakkını yiyebilir.

Yalan söyleyebilir.

Haksızlık yapabilir.

Kimse fark etmeyebilir.

Bu durum Allah'ın bilmediği anlamına gelmez.

Ancak burada tövbe gerçeğini de unutmamak gerekir.

İnsan hata yapabilir.

Sonra gerçekten pişman olur.

Yanlışı bırakır.

Allah'tan bağışlanma ister.

Kul hakkı varsa düzeltmeye çalışır.

Hesap bilinci umutsuzluk değil, tövbeye yönelme sebebi olmalıdır.

1️⃣3️⃣ İnsan Yaptığı Kötülüğü Unutursa Sorumluluk Ortadan Kalkar Mı ❓​

Bir davranışı zamanla unutmak, onun otomatik olarak hiç yaşanmamış hâle geldiği anlamına gelmez.

İnsan hafızası sınırlıdır.

Yıllar geçtikçe birçok olay unutulur.

Ama bu nedenle mümin zaman zaman kendisini sorgular.

Kimin hakkını yedim?

Kimi kırdım?

Ödemediğim borç var mı?

Düzeltmem gereken bir yanlış var mı?

Bu muhasebe çok değerlidir.

Ahirette kitabımız açılmadan önce dünyada kendi defterimizi gözden geçirmek büyük bir fırsattır.

Fark edilen yanlış tövbeyle ve mümkünse telafiyle düzeltilebilir.

1️⃣4️⃣ Kul Hakkı Bu Ayet Açısından Neden Çok Önemlidir ❓​

Çünkü insanın amelinde yalnız Allah ile arasındaki ibadetler yoktur.

Başka insanlarla ilişkileri de vardır.

Birinin malını almak.

Emeğinin karşılığını vermemek.

İftira etmek.

Haksız yere aşağılamak.

Borcu ödememek.

Yetkiyi kötüye kullanmak.

Bunlar başkasının hakkına dokunan davranışlardır.

Bu nedenle kul hakkı:

“Allah beni affeder.”

deyip kolayca geçiştirilecek bir mesele değildir.

Gerçek tövbe, mümkün olduğunda bozulan hakkı onarmaya da yönelmelidir.

Hesap günüyle yüzleşmeden önce dünyada helalleşme ve telafi fırsatı büyük bir nimettir.

1️⃣5️⃣ Amel Defteri Düşüncesi İnsanı Sürekli Korkuyla mı Yaşatmalıdır ❓​

Hayır.

Hesap bilinci korku üretirken aynı zamanda umut ve dikkat de üretmelidir.

Çünkü yalnız kötülükler yazılmıyor.

İyilikler de vardır.

Sabır vardır.

Dua vardır.

Yardım vardır.

Tövbe vardır.

Merhamet vardır.

İnsan kusursuz değildir.

İslam'ın istediği kusursuz bir robot olmak değildir.

Hata yaptığında dönmeyi bilen, iyiliği çoğaltmaya çalışan ve Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyen bir kul olmaktır.

Amel defteri düşüncesi insanı felç etmemeli; daha bilinçli yaşamaya teşvik etmelidir.

1️⃣6️⃣ Bu Ayet Günlük Hayatımızı Nasıl Değiştirmelidir ❓​

İnsan önemli bir karar vermeden önce kendisine şu soruyu sorabilir:

“Bu davranış yarın önümde açık bir kayıt olarak gösterilse bundan utanır mıyım?”

Bu çok güçlü bir ahlak ölçüsüdür.

Bir mesaj yazarken.

Bir ticaret yaparken.

Bir çalışanla konuşurken.

Bir aile üyesine davranırken.

İnternette yorum yazarken.

İnsan kendisine:

“Bunun hesabını vermeye hazır mıyım?”

diye sorabilir.

Bu soru birçok yanlış davranışın önünü kesebilir.

Ahiret bilinci, günlük kararların görünmeyen denetimidir.

1️⃣7️⃣ İsrâ Suresi 11, 12 ve 13. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

Bu üç ayet birlikte çok güzel bir bütün oluşturur.

11. ayette:

İnsanın aceleci olduğu bildirilir.

12. ayette:

Gece ve gündüzün düzeni, zaman ve hesap anlatılır.

13. ayette ise:

İnsanın kendi amellerinin hesabı gündeme gelir.

Yani insan aceleyle yaşarken zaman akmaktadır.

Günler geceleri takip eder.

Yıllar geçer.

Ve insanın yaptığı tercihler birikir.

Sonunda kişi kendi hayatının hesabıyla karşılaşır.

Bu nedenle ayetlerin oluşturduğu mesaj son derece güçlüdür:

Aceleyle yaşayıp ömrünü tüketme; zaman geçiyor ve yaptıkların seninle geliyor.

1️⃣8️⃣ İsrâ Suresi 13. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir ❓​

Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri şudur:

Kendi hayatının sorumluluğunu üstlen.

Başkalarını sürekli suçlamak kolaydır.

Ailemi böyle yetiştirdi.

Toplum böyleydi.

Arkadaşlarım yaptı.

Herkes yapıyordu.

Bunların insan üzerindeki etkileri gerçek olabilir.

Fakat insan bütün hayatını yalnız mazeretlerle açıklayamaz.

Bir noktada şu soru gelir:

“Sen ne yaptın?”

İşte ayet insanı bu soruyla yüzleştirir.

Başkasının defteri değil.

Senin kitabın.

Başkasının ameli değil.

Senin amelin.

Başkasının hesabı değil.

Senin hesabın.

Bu bilinç insanın hayatını kökten değiştirebilir.

1️⃣9️⃣ İsrâ Suresi 13. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir ❓​

İsrâ Suresi'nin 13. ayeti, her insanın yaptığı amellerin sorumluluğunu kendisinin taşıdığını ve kıyamet günü bu amellerin açık bir kitap hâlinde karşısına çıkarılacağını bildirmektedir.

Bu ayetin ilk büyük mesajı kişisel sorumluluktur.

İnsan kendi hayatının hesabını verecektir.

Ailesinin değil.

Komşusunun değil.

Başka milletlerin değil.

Kendi davranışlarının.

Bu nedenle insanın sürekli başkalarının yanlışlarını konuşup kendi hayatını unutması büyük bir yanılgıdır.

Ahiret günü herkes önce kendi defteriyle karşılaşacaktır.

İkinci büyük mesaj, sorumluluğun başkasına devredilememesidir.

İnsan:

“Bana böyle öğretildi.”

diyebilir.

Bu bazı durumlarda sorumluluğun derecesini etkileyebilir.

Ama insan gerçeği öğrendikten ve seçim yapabilecek duruma geldikten sonra kendi tercihlerinden sorumludur.

Özellikle bilinçli yapılan davranışlarda:

“Herkes yapıyordu.”

mazereti ahlaki gerçeği değiştirmez.

Yanlış, kalabalık tarafından yapıldığında doğruya dönüşmez.

Üçüncü büyük mesaj, soyun insanı kurtarmamasıdır.

İyi bir aileden gelmek büyük nimettir.

Ama Allah'ın huzurunda insanın kendisine ait bir amel defteri vardır.

Bu, önceki İsrailoğulları anlatısıyla da çok anlamlı biçimde bağlantılıdır.

Peygamber soyundan veya büyük bir tarihsel mirastan gelmek, kişisel ahlakın yerine geçmez.

Manevi miras yaşanmadığı zaman yalnız tarih bilgisi olarak kalır.

Dördüncü büyük mesaj, başkasının suçunu taşımamaktır.

Bir insan yalnız etnik kökeni, dini veya ailesi nedeniyle başka insanların geçmişteki suçlarından sorumlu tutulamaz.

Bu, adalet açısından çok önemli bir ilkedir.

Bugün doğan bir insan geçmişte yaşanmış bir suçun faili değildir.

Kişi ancak kendisinin katıldığı, desteklediği veya bilinçli biçimde sürdürdüğü davranışlardan sorumludur.

Suç soyla miras kalmaz; sorumluluk kişinin kendi tercihiyle oluşur.

Beşinci büyük mesaj, hiçbir iyiliğin kaybolmamasıdır.

Bu ayet yalnız korkutmamalıdır.

Belki insan hayatında çok iyilik yapmıştır ama kimse bilmiyordur.

Bir anne yıllarca ailesi için sessizce fedakârlık yapmıştır.

Bir baba çocukları için çalışmıştır.

Bir insan kimseye söylemeden ihtiyaç sahibine yardım etmiştir.

Bir başkası kendisine kötülük yapılmasına rağmen karşılık vermemiştir.

Bütün bunlar insanların hafızasından çıkabilir.

Ama Allah'ın bilgisinden çıkmaz.

Altıncı büyük mesaj, hiçbir gizli kötülüğün de tamamen saklı kalmamasıdır.

İnsan dünyada çok başarılı biçimde rol yapabilir.

Toplum onu iyi biri sanabilir.

Ama gizlice zulmediyorsa Allah bunu bilir.

Bu nedenle gerçek ahlak başkalarının bakışına göre şekillenmemelidir.

Kimse görmediğinde kim olduğumuz, karakterimizin en gerçek ölçülerinden biridir.

Yedinci büyük mesaj, tövbenin değeridir.

Amel kaydından söz edilmesi insana:

“Artık bittim.”

dedirttirmemelidir.

Tam tersine:

“Hesap günü gelmeden kendimi düzeltebilirim.”

düşüncesini doğurmalıdır.

Hayattaysan dönüş imkânın vardır.

Haksızlığı bırakabilirsin.

Özür dileyebilirsin.

Borcu ödeyebilirsin.

Kul hakkını telafi edebilirsin.

Allah'tan bağışlanma isteyebilirsin.

Bugün, amel kitabımızla karşılaşmadan önce bize verilmiş düzeltme zamanıdır.

Sekizinci büyük mesaj, kul hakkının ciddiyetidir.

İnsan yalnız kendi iç dünyasıyla ilgili değildir.

Başkalarına yaptığı davranışlar da kayda girer.

Bir kişinin hakkını yiyorsak bunun hesabı vardır.

Çalışanın emeğini vermiyorsak bunun hesabı vardır.

İnsanları yalanla kandırıyorsak bunun hesabı vardır.

Bu yüzden dindarlık yalnız ibadetlerden ibaret değildir.

İnsanlarla ilişkilerimiz de amel defterimizin bir parçasıdır.

Dokuzuncu büyük mesaj, zamanla hesap arasındaki ilişkidir.

Bir önceki ayette gece ve gündüzün zaman hesabı anlatılmıştı.

Şimdi insanın amel hesabı anlatılıyor.

Bu geçiş çok anlamlıdır.

Her geçen gün defterimize yeni bir şey eklenmektedir.

Hayat yalnız yaş almaktan ibaret değildir.

Zaman geçerken insan da amel biriktirir.

Bu yüzden yeni bir gün sadece takvimdeki yeni tarih değildir.

Yeni bir iyilik fırsatıdır.

Onuncu büyük mesaj, özgürlüğün sorumlulukla birlikte düşünülmesidir.

İnsan seçebilir.

İyilik yapabilir.

Kötülük yapabilir.

Ama seçimin sonucu vardır.

Bu nedenle gerçek özgürlük:

“Canım ne isterse yaparım.”

anlayışı değildir.

Olgun özgürlük:

“Seçebilirim ama seçtiğim şeyin sorumluluğunu da taşırım.”

bilincidir.

Hak ve sorumluluk birbirinden koparılamaz.

On birinci büyük mesaj, insanın kendi kendisini hesaba çekmesidir.

Ahirette kitap açılmadan önce insan dünyada kendi hayatına bakabilir.

Bugün ne yaptım?

Kimi kırdım?

Kime yardım ettim?

Haramdan sakındım mı?

Sözümü tuttum mu?

Allah'ı hatırladım mı?

Bu muhasebe insanı geliştirebilir.

Kendi hatasını dünyada görebilen insan, onu düzeltme fırsatına sahiptir.

On ikinci büyük mesaj, görünür başarıyla gerçek başarı arasındaki farktır.

Dünyada bir insan çok başarılı görünebilir.

Servet.

Makam.

Şöhret.

Takipçi.

Güç.

Fakat amel kitabının ölçüsü bunlardan farklıdır.

Orada:

Nasıl kazandın?

İnsanlara nasıl davrandın?

Gücünü nasıl kullandın?

Hakkı korudun mu?

soruları önem kazanır.

İnsanların başarı dediği şey ile Allah katındaki başarı her zaman aynı olmayabilir.

İsrâ Suresi'nin 13. ayeti bugün insanın kendisine şu soruları sordurur:

Hayatımdaki yanlışların tamamını başkalarına mı yüklüyorum?

Kimse görmediğinde de doğru davranabiliyor muyum?

Unuttuğum fakat düzeltmem gereken kul hakları var mı?

Yaptığım gizli iyilikleri insanların bilmemesi beni iyilikten vazgeçiriyor mu?

Ailemin veya kimliğimin beni otomatik olarak kurtaracağını mı düşünüyorum?

Geçmişteki insanların suçunu bugünkü insanlara taşıyor muyum?

Bugün yaptığım şey açık bir kitapta önüme konsa rahatlıkla okuyabilir miyim?

Amel defterimle karşılaşmadan önce hayatımda neyi değiştirmem gerekiyor?


Bu sorular ayetin ne kadar kişisel olduğunu gösterir.

İsrâ Suresi'nin 13. ayeti insanın dikkatini bütün insanlığın hesabından önce kendi hesabına çevirmektedir.

Sonuç olarak bu ayet bize şunu öğretmektedir:

Kendi sorumluluğunu başkasına yükleme.

Atalarının iyiliğine güvenip kendi amelini ihmal etme.

Başkalarının günahını kimliklerinden dolayı onlara yükleme.

Gizli iyiliğin kaybolduğunu sanma.

Gizli kötülüğün saklandığını düşünme.

Kul hakkını önemse.

Hesap günü gelmeden kendi hesabını gözden geçir.

Tövbe ve düzeltme fırsatını erteleme.


Ve her gün kendine şu gerçeği hatırlat:

Bir gün kendi kitabımla karşılaşacağım.

Çünkü ahirette insanın önüne başkasının hayatı değil, kendisinin yazdığı hayat çıkarılacaktır.

⠀

🌿 Son Söz​

“Bir gün başkalarının bizim hakkımızdaki düşünceleri susacak ve geriye yalnız gerçekte ne yaptığımız kalacak. O gün mazeretlerimizden önce kendi hayatımızla karşılaşacağız. Bu yüzden amel kitabımız açılmadan önce bugün kendi kalbimizi açalım; kırdığımız yeri onaralım, borcumuzu ödeyelim, yanlışımızdan dönelim, iyiliğimizi çoğaltalım. İnsan geçmişte yazdığı satırları geri alamaz ama Allah’ın verdiği yeni günlerle kitabının bundan sonraki sayfalarını daha güzel yazabilir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt