A‘râf Suresi 99. Ayette “Yoksa Allah’ın Tuzak ve Tedbirinden Emin mi Oldular? Allah’ın Tuzak ve Tedbirinden Ancak Ziyana Uğrayan Toplum Emin Olur” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan kendisini sonuçlardan tamamen güvende gördüğü anda en tehlikeli yanılgıya yaklaşabilir. Çünkü gaflet, çoğu zaman korkunun yokluğunda değil, yanlış bir güven duygusunda büyür.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 97. ve 98. ayetlerinde insanın iki farklı hâli sorgulanmıştı:
Gece:
uyurken
ve gündüz:
oynayıp eğlenirken
kendilerini ilahi sonuçtan tamamen güvende mi sanıyorlardı?
- ayette ise bu sorgu daha genel ve çok daha derin bir ifadeye dönüşür:
Buradaki ifade ilk bakışta zor gelebilir.
Çünkü Allah’a nispet edilen:
“mekr”
kelimesi Türkçede doğrudan “hile” veya “tuzak” diye çevrildiğinde yanlış anlaşılabilir.
Kur’an bağlamında burada anlatılan şey:
Allah’ın insanları ahlaksızca kandırması değildir.
Daha çok:
insanların kendilerini tamamen güvende sanarken,
hesaba katmadıkları bir ilahi hüküm ve karşılıkla karşılaşmalarıdır.
Yani ayet:
“Sonuçtan emin olacak kadar kendinizi dokunulmaz mı sanıyorsunuz?”
diye sorar.
Ayetteki “Allah’ın Mekri” Ne Demektir
“Mekr” kelimesi Arapçada:plan,
karşı plan,
beklenmedik tedbir,
karşılık
gibi anlamlar taşıyabilir.
İnsan için kullanıldığında:
hileli ve kötü bir anlam taşıyabilir.
Fakat Allah’a nispet edildiğinde:
haksız kandırma
şeklinde anlaşılmaz.
Kur’an bağlamında daha çok:
yanlış yapanların kendi planlarının:
Allah’ın hükmü karşısında boşa çıkması
anlamı öne çıkar.
Allah İnsanları Kandırır mı
İslam inancında Allah:zulmetmez.
Bu nedenle ayeti:
“Allah insanları sebepsiz yere kandırır.”
şeklinde anlamak doğru değildir.
Burada anlatılan:
insanın:
kendi güven hesabına,
kendi gücüne,
kendi planına
fazla güvenmesi ve sonunda:
hesaba katmadığı bir sonuçla karşılaşmasıdır.
Neden “Emin mi Oldular?” Diye Soruluyor
Çünkü önceki ayetlerde de:aynı güven psikolojisi
eleştirilmişti.
Gece uyurken:
güvendeler.
Gündüz eğlenirken:
güvendeler.
- ayette ise mesele:
Genel bir soru olur:
“Kendinizi Allah’ın hükmünden tamamen güvende mi sanıyorsunuz?”
İnsan Neden Kendini Sonuçlardan Güvende Sanır
Çünkü yanlış yaptıktan sonra:hemen bir sonuç görmeyebilir.
Bir kez yapar:
bir şey olmaz.
İkinci kez yapar:
yine bir şey olmaz.
Sonra:
“Demek ki sorun yok.”
diye düşünmeye başlayabilir.
İşte burada:
gecikmiş sonuç,
yanlış biçimde:
güvence
olarak yorumlanır.
Sonucun Gecikmesi Onayın İşareti midir
Hayır.Bir davranışın:
hemen karşılık görmemesi,
o davranışın doğru olduğu
anlamına gelmez.
İnsan:
sabır süresi,
fırsat,
tövbe imkânı
gibi ihtimalleri de düşünmelidir.
Bu yüzden:
gecikme ile onayı birbirine karıştırmamak
gerekir.
Gaflet ile Güven Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır
Güven:sağlıklı olabilir.
Ama gaflet:
yanlış güven üretir.
Sağlıklı güven:
“Elimden geleni yapıyorum ve Allah’a güveniyorum.”
der.
Gaflet ise:
“Bana hiçbir şey olmaz.”
der.
İki cümle birbirine benzese de:
manevi olarak çok farklıdır.
“Allah’ın Mekrinden Emin Olmak” Ne Anlama Gelir
Bu ifade:insanın:
Allah’ın adaletini,
hesabı,
sorumluluğu
tamamen unutması
anlamına gelir.
Yani kişi:
“Ne yaparsam yapayım sonuç gelmez.”
diye yaşamaya başlar.
Ayet:
işte bu ruh hâlini
çok tehlikeli görür.
Allah’ın Rahmetine Güvenmek ile Kendini Güvende Sanmak Aynı Şey midir
Hayır.Allah’ın rahmetine güvenmek:
ümit
demektir.
Ama:
“Nasıl olsa affedilirim, istediğimi yaparım.”
demek:
rahmeti yanlış kullanmak olabilir.
Ümit:
insanı iyiliğe götürmelidir.
Gevşekliğe ve sorumsuzluğa değil.
Korku ile Ümit Arasında Nasıl Bir Denge Olmalıdır
İslam ahlakında:ikisi birlikte düşünülür.
İnsan:
Allah’ın rahmetinden:
ümidini kesmez.
Ama:
yaptıklarının hiçbir sonucu olmayacağını da
sanmaz.
Yani:
ne:
umutsuzluk
ne de:
sorumsuz güven
sağlıklıdır.
“Ancak Ziyana Uğrayan Toplum Emin Olur” Ne Demektir
Bu ifade:çok sert bir uyarıdır.
Kendisini:
tamamen dokunulmaz gören toplum,
artık:
uyarıdan ders çıkarmıyor olabilir.
Çünkü:
korku yok,
hesap bilinci yok,
sorumluluk yoktur.
Bu durumda:
gaflet kalıcılaşmış
olabilir.

Neden “Ziyana Uğrayan Toplum” Deniliyor
Çünkü en büyük zarar bazen:felaketin kendisi değil,
felaket gelmeden önce:
uyarıyı duyamayacak hâle gelmektir.
İnsan:
yanlış yaptığını fark edebiliyorsa
dönebilir.
Ama:
kendisini yanılmaz ve dokunulmaz
görmeye başlamışsa:
dönüş zorlaşır.

İnsan Kendi Başarısını İlahi Onay Sanabilir mi
Evet.Bu önemli bir yanılgıdır.
Bir kişi:
zenginleşebilir.
İşi büyüyebilir.
Güç kazanabilir.
Ve şöyle düşünebilir:
“Demek ki yaptığım her şey doğru.”
Oysa dünyevi başarı:
her zaman:
ahlaki doğruluğun
kanıtı değildir.

Bir Yanlışın İşe Yaraması Onu Doğru Yapar mı
Hayır.Yalan:
kısa vadede işe yarayabilir.
Hile:
para kazandırabilir.
Baskı:
insanları susturabilir.
Ama işe yarıyor olması:
ahlaken doğru olduğunu
göstermez.
Bu nedenle:
başarı ile doğruluğu birbirine karıştırmamak
gerekir.

Bu Ayet Sürekli Allah’tan Korkmayı mı Öğretiyor
Buradaki korku:panik ve dehşet içinde yaşamak
değildir.
Daha çok:
sorumluluk bilincidir.
İnsan:
“Yaptıklarımın bir anlamı ve sonucu var.”
diyerek yaşar.
Bu bilinç:
onu daha dikkatli,
daha adil
hâle getirebilir.

Allah’a Güvenen İnsan Nasıl Yaşamalıdır
Hem:umutlu
hem:
sorumlu.
Hem:
rahmete güvenen
hem:
yanlışından dönebilen.
Hem:
geleceğe plan yapan
hem:
mutlak kontrol iddiasından uzak duran.
Yani:
tevekkül ile tedbir
birlikte olmalıdır.

Günümüzde Bir Felaket Olduğunda “Allah’ın Mekri Geldi” Diyebilir miyiz
Belirli bir olay hakkında:kesin biçimde böyle hüküm vermek doğru değildir.
Kur’an geçmiş bazı toplumların:
başına gelen sonuçları:
vahiy ile açıklamıştır.
Ama bugün yaşanan:
deprem,
sel,
kaza,
ekonomik kriz
gibi olaylar için:
“Bu kesin Allah’ın cezasıdır.”
demek bizim bilgimizi aşar.
Daha doğru olan:
kendimize ders çıkarmaktır.

Bu Ayet Bireysel Hayatta Nasıl Düşünülebilir
İnsan kendisine şu soruları sorabilir:Uzun süredir yanlış yaptığım hâlde sonuç görmediğim için:
kendimi rahat mı hissediyorum?
Başarıyı:
ahlaki onay mı sanıyorum?
Kimse beni durduramadığı için:
haklı olduğumu mu düşünüyorum?
Bu sorular:
gafletin fark edilmesine
yardımcı olabilir.

A‘râf Suresi 97, 98 ve 99. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
güven duygusu sorgulanır.
- ayette:
aynı soru sorulur.
- ayette ise:
“Allah’ın hükmünden tamamen emin mi oldular?”
Yani:
gece,
gündüz,
uyku,
eğlence
değişir.
Ama uyarı aynıdır:
Gaflete düşme.

Sonuç: A‘râf Suresi 99. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 99. ayet:insanın en tehlikeli psikolojik hâllerinden birine
dikkat çeker:
yanlış güven.
İnsan:
bir süre iyi yaşayabilir.
İşi yolunda olabilir.
Sağlığı yerinde olabilir.
Para kazanabilir.
Yanlışları ortaya çıkmayabilir.
Kimse hesap sormayabilir.
Ve yavaş yavaş:
şöyle düşünmeye başlayabilir:
“Demek ki bana bir şey olmayacak.”
İşte ayet:
tam bu noktada:
“Bundan gerçekten emin misin?”
diye sorar.
Bu soru:
insanı korkutmak için değil,
uyandırmak için
sorulur.
Çünkü insan:
Allah’ın rahmetinden:
ümidini kesmemeli.
Ama kendi yanlışlarından dolayı:
tamamen sonuçsuz kalacağına da
güvenmemelidir.
Gerçek denge:
ümit ile sorumluluk
arasındadır.
Ayetin bir başka önemli dersi:
başarının:
ahlaki doğrulukla karıştırılmaması
gerektiğidir.
Bir yanlış:
uzun süre işe yarayabilir.
Bir hile:
çok kazandırabilir.
Bir zorbalık:
insanları susturabilir.
Ama bunların hiçbiri:
o yöntemi:
doğru hâle getirmez.
İnsan bazen:
“Kaybetmedim, demek ki doğru yoldayım.”
diye düşünebilir.
Oysa Kur’an:
bize daha derin bir hesap
önerir:
“Bugün kazanıyor olabilirsin; ama neye dönüşüyorsun?”
Çünkü asıl zarar:
yalnız dışarıdan gelen sonuç değildir.
İnsanın:
yanlışa alışması,
vicdanının sessizleşmesi,
uyarıdan etkilenmemesi
de büyük bir kayıptır.
Belki de A‘râf 99’un bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Yanlışlarımızın hemen karşılığını görmememizi, gerçekten doğru olduğumuzun kanıtı mı sanıyoruz?
Çünkü bazen en büyük tehlike:
sonucun henüz gelmemesi değil;
insanın artık hiçbir sonuç gelmeyeceğine inanmasıdır.
“Rahmetten ümit kesme; ama kendini de sonuçlardan muaf sanma. İnsanı koruyan şey korkuyla yaşamak değil, her gün kendisini yeniden sorgulayabilecek kadar uyanık kalabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu