📖 A‘râf Suresi 99. Ayette “Yoksa Allah’ın Tuzak ve Tedbirinden Emin mi Oldular? Allah’ın Tuzak ve Tedbirinden Ancak Ziyana Uğrayan Toplum Emin Olur” | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 A‘râf Suresi 99. Ayette “Yoksa Allah’ın Tuzak ve Tedbirinden Emin mi Oldular? Allah’ın Tuzak ve Tedbirinden Ancak Ziyana Uğrayan Toplum Emin Olur”

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,724
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 99. Ayette “Yoksa Allah’ın Tuzak ve Tedbirinden Emin mi Oldular? Allah’ın Tuzak ve Tedbirinden Ancak Ziyana Uğrayan Toplum Emin Olur” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsan kendisini sonuçlardan tamamen güvende gördüğü anda en tehlikeli yanılgıya yaklaşabilir. Çünkü gaflet, çoğu zaman korkunun yokluğunda değil, yanlış bir güven duygusunda büyür.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 97. ve 98. ayetlerinde insanın iki farklı hâli sorgulanmıştı:

Gece:

uyurken

ve gündüz:

oynayıp eğlenirken

kendilerini ilahi sonuçtan tamamen güvende mi sanıyorlardı?

  1. ayette ise bu sorgu daha genel ve çok daha derin bir ifadeye dönüşür:
“Yoksa Allah’ın tuzak ve tedbirinden emin mi oldular? Allah’ın tuzak ve tedbirinden ancak ziyana uğrayan toplum emin olur.”

Buradaki ifade ilk bakışta zor gelebilir.

Çünkü Allah’a nispet edilen:

“mekr”

kelimesi Türkçede doğrudan “hile” veya “tuzak” diye çevrildiğinde yanlış anlaşılabilir.

Kur’an bağlamında burada anlatılan şey:

Allah’ın insanları ahlaksızca kandırması değildir.

Daha çok:

insanların kendilerini tamamen güvende sanarken,

hesaba katmadıkları bir ilahi hüküm ve karşılıkla karşılaşmalarıdır.

Yani ayet:

“Sonuçtan emin olacak kadar kendinizi dokunulmaz mı sanıyorsunuz?”

diye sorar.

1️⃣ Ayetteki “Allah’ın Mekri” Ne Demektir ❓​

“Mekr” kelimesi Arapçada:

plan,

karşı plan,

beklenmedik tedbir,

karşılık

gibi anlamlar taşıyabilir.

İnsan için kullanıldığında:

hileli ve kötü bir anlam taşıyabilir.

Fakat Allah’a nispet edildiğinde:

haksız kandırma

şeklinde anlaşılmaz.

Kur’an bağlamında daha çok:

yanlış yapanların kendi planlarının:

Allah’ın hükmü karşısında boşa çıkması

anlamı öne çıkar.

2️⃣ Allah İnsanları Kandırır mı ❓​

İslam inancında Allah:

zulmetmez.

Bu nedenle ayeti:

“Allah insanları sebepsiz yere kandırır.”

şeklinde anlamak doğru değildir.

Burada anlatılan:

insanın:

kendi güven hesabına,

kendi gücüne,

kendi planına

fazla güvenmesi ve sonunda:

hesaba katmadığı bir sonuçla karşılaşmasıdır.

3️⃣ Neden “Emin mi Oldular?” Diye Soruluyor ❓​

Çünkü önceki ayetlerde de:

aynı güven psikolojisi

eleştirilmişti.

Gece uyurken:

güvendeler.

Gündüz eğlenirken:

güvendeler.

  1. ayette ise mesele:
tek bir zamandan çıkar.

Genel bir soru olur:

“Kendinizi Allah’ın hükmünden tamamen güvende mi sanıyorsunuz?”

4️⃣ İnsan Neden Kendini Sonuçlardan Güvende Sanır ❓​

Çünkü yanlış yaptıktan sonra:

hemen bir sonuç görmeyebilir.

Bir kez yapar:

bir şey olmaz.

İkinci kez yapar:

yine bir şey olmaz.

Sonra:

“Demek ki sorun yok.”

diye düşünmeye başlayabilir.

İşte burada:

gecikmiş sonuç,

yanlış biçimde:

güvence

olarak yorumlanır.

5️⃣ Sonucun Gecikmesi Onayın İşareti midir ❓​

Hayır.

Bir davranışın:

hemen karşılık görmemesi,

o davranışın doğru olduğu

anlamına gelmez.

İnsan:

sabır süresi,

fırsat,

tövbe imkânı

gibi ihtimalleri de düşünmelidir.

Bu yüzden:

gecikme ile onayı birbirine karıştırmamak

gerekir.

6️⃣ Gaflet ile Güven Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır ❓​

Güven:

sağlıklı olabilir.

Ama gaflet:

yanlış güven üretir.

Sağlıklı güven:

“Elimden geleni yapıyorum ve Allah’a güveniyorum.”

der.

Gaflet ise:

“Bana hiçbir şey olmaz.”

der.

İki cümle birbirine benzese de:

manevi olarak çok farklıdır.

7️⃣ “Allah’ın Mekrinden Emin Olmak” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade:

insanın:

Allah’ın adaletini,

hesabı,

sorumluluğu

tamamen unutması

anlamına gelir.

Yani kişi:

“Ne yaparsam yapayım sonuç gelmez.”

diye yaşamaya başlar.

Ayet:

işte bu ruh hâlini

çok tehlikeli görür.

8️⃣ Allah’ın Rahmetine Güvenmek ile Kendini Güvende Sanmak Aynı Şey midir ❓​

Hayır.

Allah’ın rahmetine güvenmek:

ümit

demektir.

Ama:

“Nasıl olsa affedilirim, istediğimi yaparım.”

demek:

rahmeti yanlış kullanmak olabilir.

Ümit:

insanı iyiliğe götürmelidir.

Gevşekliğe ve sorumsuzluğa değil.

9️⃣ Korku ile Ümit Arasında Nasıl Bir Denge Olmalıdır ❓​

İslam ahlakında:

ikisi birlikte düşünülür.

İnsan:

Allah’ın rahmetinden:

ümidini kesmez.

Ama:

yaptıklarının hiçbir sonucu olmayacağını da

sanmaz.

Yani:

ne:

umutsuzluk

ne de:

sorumsuz güven

sağlıklıdır.

🔟 “Ancak Ziyana Uğrayan Toplum Emin Olur” Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

çok sert bir uyarıdır.

Kendisini:

tamamen dokunulmaz gören toplum,

artık:

uyarıdan ders çıkarmıyor olabilir.

Çünkü:

korku yok,

hesap bilinci yok,

sorumluluk yoktur.

Bu durumda:

gaflet kalıcılaşmış

olabilir.

1️⃣1️⃣ Neden “Ziyana Uğrayan Toplum” Deniliyor ❓​

Çünkü en büyük zarar bazen:

felaketin kendisi değil,

felaket gelmeden önce:

uyarıyı duyamayacak hâle gelmektir.

İnsan:

yanlış yaptığını fark edebiliyorsa

dönebilir.

Ama:

kendisini yanılmaz ve dokunulmaz

görmeye başlamışsa:

dönüş zorlaşır.

1️⃣2️⃣ İnsan Kendi Başarısını İlahi Onay Sanabilir mi ❓​

Evet.

Bu önemli bir yanılgıdır.

Bir kişi:

zenginleşebilir.

İşi büyüyebilir.

Güç kazanabilir.

Ve şöyle düşünebilir:

“Demek ki yaptığım her şey doğru.”

Oysa dünyevi başarı:

her zaman:

ahlaki doğruluğun

kanıtı değildir.

1️⃣3️⃣ Bir Yanlışın İşe Yaraması Onu Doğru Yapar mı ❓​

Hayır.

Yalan:

kısa vadede işe yarayabilir.

Hile:

para kazandırabilir.

Baskı:

insanları susturabilir.

Ama işe yarıyor olması:

ahlaken doğru olduğunu

göstermez.

Bu nedenle:

başarı ile doğruluğu birbirine karıştırmamak

gerekir.

1️⃣4️⃣ Bu Ayet Sürekli Allah’tan Korkmayı mı Öğretiyor ❓​

Buradaki korku:

panik ve dehşet içinde yaşamak

değildir.

Daha çok:

sorumluluk bilincidir.

İnsan:

“Yaptıklarımın bir anlamı ve sonucu var.”

diyerek yaşar.

Bu bilinç:

onu daha dikkatli,

daha adil

hâle getirebilir.

1️⃣5️⃣ Allah’a Güvenen İnsan Nasıl Yaşamalıdır ❓​

Hem:

umutlu

hem:

sorumlu.

Hem:

rahmete güvenen

hem:

yanlışından dönebilen.

Hem:

geleceğe plan yapan

hem:

mutlak kontrol iddiasından uzak duran.

Yani:

tevekkül ile tedbir

birlikte olmalıdır.

1️⃣6️⃣ Günümüzde Bir Felaket Olduğunda “Allah’ın Mekri Geldi” Diyebilir miyiz ❓​

Belirli bir olay hakkında:

kesin biçimde böyle hüküm vermek doğru değildir.

Kur’an geçmiş bazı toplumların:

başına gelen sonuçları:

vahiy ile açıklamıştır.

Ama bugün yaşanan:

deprem,

sel,

kaza,

ekonomik kriz

gibi olaylar için:

“Bu kesin Allah’ın cezasıdır.”

demek bizim bilgimizi aşar.

Daha doğru olan:

kendimize ders çıkarmaktır.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Bireysel Hayatta Nasıl Düşünülebilir ❓​

İnsan kendisine şu soruları sorabilir:

Uzun süredir yanlış yaptığım hâlde sonuç görmediğim için:

kendimi rahat mı hissediyorum?

Başarıyı:

ahlaki onay mı sanıyorum?

Kimse beni durduramadığı için:

haklı olduğumu mu düşünüyorum?

Bu sorular:

gafletin fark edilmesine

yardımcı olabilir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 97, 98 ve 99. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
gece uyurken:

güven duygusu sorgulanır.

  1. ayette:
gündüz eğlenirken:

aynı soru sorulur.

  1. ayette ise:
bütün bunlar tek bir başlık altında toplanır:

“Allah’ın hükmünden tamamen emin mi oldular?”

Yani:

gece,

gündüz,

uyku,

eğlence

değişir.

Ama uyarı aynıdır:

Gaflete düşme.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 99. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 99. ayet:

insanın en tehlikeli psikolojik hâllerinden birine

dikkat çeker:

yanlış güven.

İnsan:

bir süre iyi yaşayabilir.

İşi yolunda olabilir.

Sağlığı yerinde olabilir.

Para kazanabilir.

Yanlışları ortaya çıkmayabilir.

Kimse hesap sormayabilir.

Ve yavaş yavaş:

şöyle düşünmeye başlayabilir:

“Demek ki bana bir şey olmayacak.”

İşte ayet:

tam bu noktada:

“Bundan gerçekten emin misin?”

diye sorar.

Bu soru:

insanı korkutmak için değil,

uyandırmak için

sorulur.

Çünkü insan:

Allah’ın rahmetinden:

ümidini kesmemeli.

Ama kendi yanlışlarından dolayı:

tamamen sonuçsuz kalacağına da

güvenmemelidir.

Gerçek denge:

ümit ile sorumluluk

arasındadır.

Ayetin bir başka önemli dersi:

başarının:

ahlaki doğrulukla karıştırılmaması

gerektiğidir.

Bir yanlış:

uzun süre işe yarayabilir.

Bir hile:

çok kazandırabilir.

Bir zorbalık:

insanları susturabilir.

Ama bunların hiçbiri:

o yöntemi:

doğru hâle getirmez.

İnsan bazen:

“Kaybetmedim, demek ki doğru yoldayım.”

diye düşünebilir.

Oysa Kur’an:

bize daha derin bir hesap

önerir:

“Bugün kazanıyor olabilirsin; ama neye dönüşüyorsun?”

Çünkü asıl zarar:

yalnız dışarıdan gelen sonuç değildir.

İnsanın:

yanlışa alışması,

vicdanının sessizleşmesi,

uyarıdan etkilenmemesi

de büyük bir kayıptır.

Belki de A‘râf 99’un bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Yanlışlarımızın hemen karşılığını görmememizi, gerçekten doğru olduğumuzun kanıtı mı sanıyoruz?

Çünkü bazen en büyük tehlike:

sonucun henüz gelmemesi değil;

insanın artık hiçbir sonuç gelmeyeceğine inanmasıdır.


“Rahmetten ümit kesme; ama kendini de sonuçlardan muaf sanma. İnsanı koruyan şey korkuyla yaşamak değil, her gün kendisini yeniden sorgulayabilecek kadar uyanık kalabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt