A‘râf Suresi 65. Ayette “Âd Kavmine de Kardeşleri Hûd’u Gönderdik; ‘Ey Kavmim! Allah’a Kulluk Edin, Sizin O’ndan Başka İlahınız Yoktur. Hâlâ Sakınmayacak mısınız?’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Hakikatin dili çağlar değişse de özünde aynıdır: İnsanı sahte güçlerin önünde küçülmekten kurtarıp yalnız Allah’a yöneltmek ve ona sorumluluğunu hatırlatmaktır.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 64. ayetinde Hz. Nûh ve onunla birlikte iman edenlerin kurtarıldığı, ayetleri yalanlayanların ise tufanla karşılaştığı anlatılmıştı.
- ayetle birlikte yeni bir peygamber kıssasına geçilir:
Ayet şöyle bildirir:
“Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u gönderdik. O, ‘Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilahınız yoktur. Hâlâ sakınmayacak mısınız?’ dedi.”
Dikkat edilirse Hz. Hûd’un mesajı, Hz. Nûh’un mesajıyla aynı temel noktadan başlar:
“Allah’a kulluk edin.”
Bu tekrar tesadüf değildir.
Kur’an peygamberlerin farklı zamanlarda, farklı toplumlarda yaşamalarına rağmen:
aynı tevhid çağrısını
getirdiklerini gösterir.
İnsanlık değişir.
Şehirler değişir.
Güçler değişir.
Medeniyetler yükselir ve çöker.
Ama insanın en temel sorusu değişmez:
Kime kulluk edeceksin?
Âd Kavmi Kimdir
Âd kavmi Kur’an’da:Hz. Hûd’un gönderildiği toplum
olarak anlatılır.
Güçlü,
yapılı,
medeniyet bakımından gelişmiş
bir topluluk olduklarına işaret edilir.
Kur’an’ın başka ayetlerinde onların:
bedensel güçleri,
yapıları,
kibirleri
üzerinde durulur.
Ancak temel problem:
güçlü olmaları değil,
güçlerini Allah’a karşı kibir sebebi hâline getirmeleridir.
Hz. Hûd Kimdir
Hz. Hûd:Kur’an’da adı geçen peygamberlerden biridir.
Âd kavmine gönderilmiştir.
Onlara:
Allah’a kulluk etmelerini,
şirkten vazgeçmelerini,
takvâ sahibi olmalarını
öğütlemiştir.
Onun görevi de diğer peygamberler gibi:
tebliğ, uyarı ve nasihattir.
Neden “Kardeşleri Hûd” Deniliyor
Ayet:“Âd’a kardeşleri Hûd’u gönderdik.”
der.
Buradaki kardeşlik:
aynı inancı paylaşmak anlamından ziyade,
aynı kavme mensup olmak,
onların içinden biri olmak
anlamında anlaşılır.
Yani Hûd:
onlara yabancı değildir.
Dillerini,
hayatlarını,
alışkanlıklarını
bilmektedir.
Bu da tebliğin:
toplumun kendi içinden gelen bir çağrı
olduğunu gösterir.
Peygamberlerin Kendi Kavimlerinden Olması Neden Önemlidir
Çünkü insanlar:onu tanır.
Geçmişini bilir.
Nasıl yaşadığını görür.
Söylediği şeylerle:
hayatı arasında uyum olup olmadığını
değerlendirebilir.
Bu durum peygamberin:
sadece sözle değil,
hayatıyla da örnek olmasını
mümkün kılar.
Hz. Hûd’un İlk Sözü Neden “Allah’a Kulluk Edin” Oluyor
Çünkü peygamberlik mesajının merkezi:tevhiddir.
İnsan:
ahlaklı olabilir,
güçlü olabilir,
medeniyet kurabilir,
zengin olabilir.
Ama hayatının merkezine:
Allah dışında başka mutlaklar
koyuyorsa,
Kur’an açısından temel sorun devam eder.
Bu yüzden ilk çağrı:
kulluğun yönünü düzeltmektir.
“Sizin O’ndan Başka İlahınız Yoktur” Ne Anlama Gelir
Bu ifade:Allah dışında:
mutlak ibadet,
mutlak teslimiyet,
mutlak ilahlık
hakkına sahip hiçbir varlığın bulunmadığını
bildirir.
İnsan:
başka şeyleri sevebilir,
saygı duyabilir,
itaat edebilir.
Ama bunların hiçbiri:
Allah’ın yerine konulamaz.
Tevhid Sadece Putları Reddetmek midir
Hayır.Tevhid:
yalnız taş veya heykel biçimindeki putları reddetmek değildir.
İnsan:
gücü,
parayı,
makamı,
kendisini,
bir lideri
mutlaklaştırabilir.
Bir şey uğruna:
ahlakını,
vicdanını,
Allah’a karşı sorumluluğunu
feda ediyorsa,
o şey hayatında:
olması gerekenden fazla yer kaplıyor
olabilir.
Âd Kavminin Gücü Neden Önemli Bir Ayrıntıdır
Çünkü güç:insana büyük bir güven duygusu verebilir.
İnsan:
“Bize kim zarar verebilir?”
diye düşünebilir.
Bedensel güç,
askeri güç,
ekonomik güç,
mimari güç
zamanla:
yenilmezlik duygusuna
dönüşebilir.
Kur’an ise güç ile:
sonsuzluk arasında hiçbir zorunlu bağ olmadığını
hatırlatır.
Güçlü Olmak Neden Kötü Değildir
Güç:kendi başına kötü değildir.
İnsan:
bilgili,
zengin,
etkili,
güçlü
olabilir.
Asıl soru:
bu gücü nasıl kullandığıdır.
Güç:
adalet için kullanılabilir.
Ya da:
zulüm için.
Bu nedenle sorun:
gücün kendisi değil, gücün ahlaktan kopmasıdır.
“Hâlâ Sakınmayacak mısınız?” Ne Demektir
Burada yine:takvâ
kavramı öne çıkar.
Hz. Hûd kavmine:
yalnız:
“İnanın.”
demiyor.
Aynı zamanda:
“Sorumluluk bilinci taşımayacak mısınız?”
diye soruyor.
Takvâ:
Allah’a karşı:
dikkatli,
sorumlu,
bilinçli
yaşamaktır.

Neden Soru Şeklinde “Sakınmayacak mısınız?” Deniliyor
Soru:insanı düşünmeye zorlar.
Emir:
“Sakının.”
diyebilirdi.
Ama soru:
“Hâlâ sakınmayacak mısınız?”
şeklinde gelir.
Bu ifade:
insanın vicdanına yönelir.
Adeta:
“Bütün bunlardan sonra hâlâ düşünmeyecek misiniz?”
denir.

Takvâ Korkudan mı İbarettir
Hayır.Takvâ:
yalnız korku değildir.
İçinde:
saygı,
bilinç,
sorumluluk,
sakınma
vardır.
İnsan:
Allah’ın kendisini gördüğü bilinciyle:
daha dikkatli yaşar.
Yani takvâ:
hayatı bilinçsizce yaşamamaktır.

Hz. Hûd’un Mesajı ile Hz. Nûh’un Mesajı Neden Bu Kadar Benzer
Çünkü peygamberlerin temel mesajı:aynıdır.
Nûh:
“Allah’a kulluk edin.”
demişti.
Hûd da:
“Allah’a kulluk edin.”
diyor.
Farklı toplumlar,
farklı dönemler,
farklı problemler
olabilir.
Ama insanın Allah ile ilişkisindeki temel ölçü:
değişmez.

Bu Tekrar Kur’an’da Neden Yapılıyor
Çünkü insanın problemi de:tekrar eder.
Bir toplum:
güce tapar.
Başka bir toplum:
servete.
Bir başkası:
geleneklerine.
Biçimler değişir.
Ama insanın:
Allah’tan başka şeyleri mutlaklaştırma eğilimi
devam edebilir.
Kur’an da bu nedenle:
aynı temel hakikati farklı kıssalar üzerinden yeniden hatırlatır.

Medeniyet İnsanı Manevi Olarak Üstün Yapar mı
Hayır.Bir toplum:
büyük yapılar kurabilir.
Teknolojide ilerleyebilir.
Zenginleşebilir.
Askeri olarak güçlü olabilir.
Ama bunlar:
ahlaki üstünlüğü
otomatik olarak getirmez.
Medeniyetin teknik gelişmişliği ile:
insanın vicdan gelişmişliği aynı şey değildir.

İnsan Başarılı Oldukça Neden Allah’ı Unutabilir
Çünkü başarı:insana:
“Her şeyi ben yaptım.”
duygusu verebilir.
Bir süre sonra:
şükür azalabilir,
kibir artabilir.
İnsan:
yardıma muhtaç olduğunu
unutabilir.
Âd kıssasının güçlü mesajlarından biri:
gücün insana bağımsızlık yanılsaması verebilmesidir.

Başarı Karşısında Sağlıklı Tavır Ne Olmalıdır
Kur’an’ın genel yaklaşımına göre:başarı:
şükürle karşılanmalıdır.
İnsan:
çalışmasının karşılığını alabilir.
Bununla gurur duyabilir.
Ama:
“Her şey yalnız benim eserim.”
demek yerine,
sahip olduğu:
zekânın,
sağlığın,
fırsatların,
zamanın
da nimet olduğunu hatırlamalıdır.
Bu:
başarıyı küçültmez.
Kibri sınırlar.

A‘râf Suresi 64. ve 65. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır
- ayette:
İman edenler:
kurtarılmış,
yalanlayanlar:
tufanla karşılaşmıştı.
- ayette ise:
ve Âd kavmine geçilir.
Bu çok önemli bir mesaj taşır:
Bir toplumun yaşadığı felaket:
sonraki toplumların aynı hatayı yapmasını
otomatik olarak engellemez.
İnsanlık:
geçmişi bilse bile aynı kibri yeniden üretebilir.

Sonuç: A‘râf Suresi 65. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 65. ayet Hz. Nûh kıssasından sonra:Hz. Hûd ve Âd kavmi dönemine
geçiş yapar.
Ama peygamber değişse de:
mesaj değişmez:
“Allah’a kulluk edin.”
Ardından:
“Sizin O’ndan başka ilahınız yoktur.”
denir.
Ve sonra:
“Hâlâ sakınmayacak mısınız?”
sorusu gelir.
Bu üç cümle aslında insan hayatının temel yönünü belirler.
Kime kulluk ediyorum?
Neyi mutlaklaştırıyorum?
Hayatımı sorumluluk bilinciyle mi yaşıyorum?
Âd kavmi güçlü bir toplumdur.
İşte tam bu noktada kıssa daha da anlamlı hâle gelir.
Çünkü insan çoğu zaman:
zayıfken Allah’a ihtiyaç duyduğunu
kolay fark eder.
Ama güçlendiğinde:
kendisini yeterli sanabilir.
Parası artar.
İmkânları artar.
Teknolojisi gelişir.
Ordusu güçlenir.
Şehirleri büyür.
Sonra insanın zihnine şu düşünce yerleşebilir:
“Artık kimse bize bir şey yapamaz.”
İşte Kur’an:
tam bu noktada Hûd’un sesini duyurur:
“Hâlâ sakınmayacak mısınız?”
Çünkü güç:
emanettir.
Servet:
emanettir.
Medeniyet:
emanettir.
İnsanın sahip olduğu hiçbir şey:
onu mutlak ve dokunulmaz
hâle getirmez.
Ayetin bugünkü insana verdiği ders de son derece açıktır:
Modern olmak:
yanılmaz olmak değildir.
Güçlü olmak:
haklı olmak değildir.
Zengin olmak:
Allah’a ihtiyaç duymamak değildir.
Başarılı olmak:
ahlaki hesabın dışında kalmak değildir.
İnsan ne kadar büyürse büyüsün:
yaratılmış olmaktan çıkmaz.
Belki de A‘râf 65’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Sahip olduğumuz güç bizi daha şükredici ve sorumlu mu yapıyor, yoksa kendimizi kimseye muhtaç değilmiş gibi görmeye mi başlıyoruz?
Çünkü insanın gerçek büyüklüğü:
ne kadar güçlü olduğunda değil;
gücü eline geçtiğinde ne kadar insan kalabildiğinde ortaya çıkar.
“Güç insanı büyütmez; gücü taşıma biçimi büyütür. İnsan sahip oldukları arttıkça Allah’a ihtiyacının azaldığını sanıyorsa zenginleşirken fakirleşiyor olabilir.”
Ersan Karavelioğlu