📖 A‘râf Suresi 196. Ayette “Şüphesiz Benim Velim, Kitab’ı İndiren Allah’tır ve O Salih Kulları Koruyup Gözetir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓ | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 A‘râf Suresi 196. Ayette “Şüphesiz Benim Velim, Kitab’ı İndiren Allah’tır ve O Salih Kulları Koruyup Gözetir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,813
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 196. Ayette “Şüphesiz Benim Velim, Kitab’ı İndiren Allah’tır ve O Salih Kulları Koruyup Gözetir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsanın gerçek güvencesi, hayatındaki hiçbir şeyin değişmeyeceğini sanması değil; her şey değiştiğinde bile kendisini Allah’ın korumasına ve rehberliğine bırakabileceği bir yönünün bulunmasıdır.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 195. ayetinde:

Hz. Muhammed’e:

müşriklere:

çok güçlü:

bir meydan okuma:

yapması:

emredilmişti:

“Ortaklarınızı çağırın, sonra bana karşı tuzak kurun ve bana hiç mühlet vermeyin.”

Bu:

çok cesur:

bir:

ifade:

gibi:

görünüyordu.

Ama:

  1. ayet:
bu cesaretin:

nereden:

geldiğini:

açıklar:

“Şüphesiz benim velim, Kitab’ı indiren Allah’tır ve O salih kulları koruyup gözetir.”

Yani:

Hz. Muhammed:

“Ben çok güçlüyüm, bana hiçbir şey yapamazsınız.”

demiyor.

Tam tersine:

“Benim dayanağım Allah’tır.”

diyor.

Bu:

çok önemli:

bir:

farktır.

Kibir:

insanın:

kendi:

gücünü:

mutlaklaştırmasıdır.

Tevekkül:

ise:

insanın:

kendi:

sınırlılığını:

bilerek:

Allah’a:

güvenmesidir.

Ayetin:

yaklaşık:

anlamı:

şöyledir:

“Şüphesiz benim velim, Kitab’ı indiren Allah’tır. O, salih kulları koruyup gözetir.”

Burada:

özellikle:

iki:

büyük:

kavram:

öne çıkar:

Velâyet.

Ve:

salih olmak.

Allah’ın:

veli

olması:

ne demektir?

Allah:

salihleri:

nasıl:

korur?

Bu:

koruma:

onların:

hayatında:

hiç:

acı,

zarar,

hastalık

veya:

ölüm:

olmayacağı:

anlamına mı:

gelir?

İşte:

ayet:

bu:

sorular:

üzerinden:

çok derin:

bir:

Allah’a güven:

bilinci:

öğretir.

1️⃣ “Benim Velim Allah’tır” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“İnne veliyyiyallâh…”

ifadesi:

yer alır.

Veli

kelimesi:

bağlama göre:

dost,

yakın,

yardımcı,

koruyucu,

destekleyen,

işlerini:

gözeten:

gibi:

anlamlar:

taşır.

Hz. Muhammed:

burada:

nihai:

dayanağının:

Allah:

olduğunu:

ilan eder.

Yani:

“Benim gerçek koruyucum ve dayanağım Allah’tır.”

Bu:

insanların:

yardımını:

reddetmek:

değildir.

Ama:

insan:

yardımının:

ötesindeki:

nihai:

güveni:

Allah’a:

bağlamaktır.

2️⃣ Allah’ın “Veli” Olması Sadece Dost Olması mı Demektir ❓​

Hayır.

Türkçedeki:

“dost”

kelimesi:

anlamın:

bir:

bölümünü:

karşılar.

Ama:

Kur’an’daki:

velâyet

kavramı:

daha:

geniştir.

Yakınlık,

koruma,

yardım,

gözetme,

rehberlik

ve:

destek:

boyutlarını:

içerebilir.

Bu nedenle:

“Allah benim velimdir.”

demek:

yalnız:

“Allah beni sever.”

demek:

değildir.

Aynı zamanda:

“Nihai güvenimi, yönümü ve yardım beklentimi O’na bağlıyorum.”

demektir.

3️⃣ İnsanların da “Veli” Olması Mümkün müdür ❓​

Kur’an’da:

veli

kelimesi:

yalnız:

Allah:

için:

kullanılmaz.

İnsanlar:

arasında:

dostluk,

yakınlık,

yardımlaşma

ve:

koruyuculuk:

ilişkileri:

için de:

kullanılabilir.

Bu yüzden:

bir:

insanın:

dostunun:

olması,

yardımcılarının:

bulunması:

tevhide:

aykırı:

değildir.

Asıl:

ayrım:

şudur:

İnsanların desteği sınırlıdır; Allah’ın velâyeti nihai ve ilahîdir.

4️⃣ “Kitab’ı İndiren Allah” İfadesi Neden Özellikle Kullanılıyor ❓​

Ayet:

yalnız:

“Benim velim Allah’tır.”

deyip:

bitmiyor.

Ardından:

şöyle:

diyor:

“Kitab’ı indiren Allah.”

Buradaki:

Kitap:

Kur’an’dır.

Bu:

çok önemli:

bir:

bağlantıdır.

Hz. Muhammed’in:

dayandığı:

Allah:

aynı zamanda:

ona:

vahiy:

gönderen:

Allah’tır.

Yani:

Peygamber:

kendi:

kişisel:

iddiasını:

savunmuyor.

Kendisini görevlendiren ve Kitab’ı indiren Allah’a dayanıyor.

5️⃣ Kur’an’ın İndirilmesi ile Allah’ın Koruyuculuğu Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır ❓​

Vahiy:

yalnız:

bilgi:

vermez.

İnsana:

yol:

gösterir.

Neyi:

doğru:

göreceğini,

neyden:

kaçınacağını,

neyin:

adalet,

neyin:

zulüm:

olduğunu:

öğretir.

Bu:

bakımdan:

Allah’ın:

velâyeti:

yalnız:

fiziksel:

koruma:

olarak:

düşünülmemelidir.

Doğru yolu göstermek de bir korumadır.

İnsan:

bazen:

bedenini:

korur.

Ama:

ahlakını:

kaybeder.

Kur’an:

insanı:

özellikle:

manevi:

ve:

ahlaki:

kayboluştan:

koruyan:

bir:

rehberlik:

sunar.

6️⃣ Allah’ın Salihleri Koruması Ne Demektir ❓​

Ayetin:

sonunda:

“Ve hüve yetevellâ’s-sâlihîn.”

denir.

Yani:

“O, salihleri velâyeti altına alır, onları gözetir ve destekler.”

Buradaki:

koruma:

çok:

geniş:

anlaşılabilir.

Hidayette:

tutmak.

Doğruyu:

göstermek.

Kalbe:

dayanma:

gücü:

vermek.

İnsanı:

bazı:

kötülüklerden:

korumak.

Zorluklar:

içinde:

imanını:

kaybetmemesine:

yardımcı:

olmak.

Ve:

nihai:

olarak:

kulunu:

sahipsiz:

bırakmamak.

7️⃣ Allah Salihleri Koruyorsa Neden Salih İnsanların Başına Kötü Şeyler Geliyor ❓​

Bu:

çok önemli:

bir:

sorudur.

Allah’ın:

salihleri:

koruması:

onların dünyada hiçbir acı yaşamaması

demek:

değildir.

Peygamberler:

bile:

acı:

çekmiştir.

Hz. Muhammed:

yakınlarını:

kaybetmiştir.

Taif’te:

eziyet:

görmüştür.

Uhud’da:

yaralanmıştır.

Hz. Eyyûb:

ağır:

sıkıntılar:

yaşamıştır.

Dolayısıyla:

ilahî:

velâyeti:

“Müminin başına hiçbir kötü olay gelmez.”

şeklinde:

anlamak:

doğru:

değildir.

8️⃣ O Hâlde İlahi Koruma Nasıl Anlaşılmalıdır ❓​

Bazen:

Allah:

bir:

kulunu:

belirli:

bir:

zarardan:

fiilen:

koruyabilir.

Ama:

koruma:

bununla:

sınırlı:

değildir.

Bazen:

musibet:

gelir.

Ama:

insan:

o:

musibetin:

içinde:

imanını:

korur.

Bazen:

para:

kaybeder.

Ama:

karakterini:

kaybetmez.

Bazen:

haksızlığa:

uğrar.

Ama:

zalimleşmez.

Bazen:

sevdiğini:

kaybeder.

Ama:

Allah’a:

olan:

bağını:

kaybetmez.

Bu:

da:

çok büyük:

bir:

koruma:

biçimidir:

Dışındaki her şey sarsılırken içindeki yönün kaybolmaması.

9️⃣ Salih İnsan Kimdir ❓​

Salih

kelimesi:

iyilik,

doğruluk,

düzgünlük,

uygunluk

ve:

ıslah:

anlamlarıyla:

ilişkilidir.

Salih:

insan:

yalnız:

bazı:

ibadetleri:

yerine:

getiren:

kişi:

değildir.

Allah’la:

ilişkisini:

düzeltmeye:

çalışan,

insanların:

hakkını:

gözeten,

zulümden:

kaçınan,

dürüstlüğü:

ve:

iyiliği:

hayatında:

taşımaya:

çalışan:

kişidir.

Salihlik, iman ile ahlakın birlikte yaşanmasıdır.

🔟 Salih Olmak Kusursuz Olmak Demek midir ❓​

Hayır.

Bu:

çok önemli:

bir:

ayrımdır.

Salih:

insan:

hatasız:

insan:

demek:

değildir.

Hata:

yapabilir.

Yanılabilir.

Günah:

işleyebilir.

Ama:

yanlışını:

fark ettiğinde:

dönebilir.

Özür:

dileyebilir.

Tövbe:

edebilir.

Hakkı:

iade:

edebilir.

Kendisini:

düzeltmeye:

çalışabilir.

Belki:

salihliğin:

en önemli:

işaretlerinden:

biri:

yanlış yaptığında yanlışta gururla ısrar etmemektir.

1️⃣1️⃣ İnsan Kendisinin “Salih” Olduğunu Kesin Olarak Söylemeli midir ❓​

İnsan:

iyilik:

yapmaya:

çalışabilir.

Ama:

kendisini:

kolayca:

“Ben salihim.”

diye:

garanti:

altına:

almaması:

daha:

tevazulu:

bir:

tavırdır.

Çünkü:

kalbin:

nihai:

durumunu:

Allah:

bilir.

İnsan:

kendisini:

iyi:

görebilir

ama:

görmediği:

kusurları:

olabilir.

Bu nedenle:

daha:

sağlıklı:

soru:

şudur:

“Salih olmaya çalışıyor muyum?”

1️⃣2️⃣ Allah’a Güvenmek İnsanların Yardımını Reddetmek midir ❓​

Hayır.

Hz. Muhammed’in:

arkadaşları:

vardı.

Sahabeler:

ona:

yardım:

etti.

Hicrette:

rehber:

kullanıldı.

Tedbirler:

alındı.

Savaşlarda:

ordular:

hazırlandı.

Yani:

“Benim velim Allah’tır.”

demek:

“Kimseye ihtiyacım yok.”

demek:

değildir.

İnsan:

insana:

muhtaçtır.

Ama:

mümin:

insanların:

yardımını:

kullanırken:

nihai güvenini insanlara hapsetmez.

1️⃣3️⃣ Tevekkül ile Kendine Güvenmek Birbiriyle Çelişir mi ❓​

Hayır.

İnsan:

kendine:

güvenebilir.

Yeteneğini:

kullanabilir.

Eğitim:

alabilir.

Hazırlanabilir.

Plan:

yapabilir.

Ama:

“Ben yeterim, hiçbir şeye ve hiç kimseye ihtiyacım yok.”

dediğinde:

başka:

bir:

noktaya:

geçmiş:

olur.

Tevekkül:

insanın:

kendisini:

değersiz:

görmesi:

değildir.

Kendi gücünün gerçek sınırını bilmesidir.

1️⃣4️⃣ Allah’a Güvenmek Korkuyu Tamamen Yok Eder mi ❓​

Her zaman:

hayır.

İnsan:

korkabilir.

Peygamberler:

de:

insani:

duygular:

yaşamıştır.

Tevekkül:

korkunun:

hiç:

olmaması:

değil,

korkunun insanın bütün yönünü belirlememesi

demektir.

Korkarsın.

Ama:

doğruyu:

tamamen:

terk:

etmezsin.

Endişelenirsin.

Ama:

Allah’ın:

kudretini:

unutmazsın.

Tedbir:

alırsın.

Ama:

korktuğun:

şeyi:

Allah’ın:

yerine:

koymazsın.

1️⃣5️⃣ Allah’ın Veli Olduğunu Bilmek İnsanın Yalnızlık Duygusunu Etkileyebilir mi ❓​

Evet.

İnsan:

bazen:

çok:

kalabalık:

bir:

ortamda:

bile:

yalnız:

hissedebilir.

Kimsenin:

kendisini:

anlamadığını:

düşünebilir.

Bir:

dost:

kaybedebilir.

Ailesinden:

uzak:

kalabilir.

İşte:

“Benim velim Allah’tır.”

bilinci:

insana:

şunu:

hatırlatabilir:

“Bütün insanlar beni terk etse bile Allah’ın bilgisi ve rahmeti dışında değilim.”

Bu:

insanın:

bütün:

sosyal:

ihtiyaçlarını:

ortadan:

kaldırmaz.

Ama:

yalnızlığının:

içinde:

manevi:

bir:

dayanak:

oluşturabilir.

1️⃣6️⃣ Allah’ın Korumasına Güvenmek Bize Nasıl Bir Ahlak Kazandırmalı ❓​

Eğer:

Allah’a:

gerçekten:

güveniyorsan:

yalnız:

korkunun:

belirlediği:

bir:

hayat:

yaşamazsın.

Doğru:

olduğunu:

bildiğin:

şeyi:

sırf:

insanlar:

kızacak:

diye:

terk:

etmemeye:

çalışırsın.

Ama:

bu:

saldırganlık:

demek:

değildir.

Allah’a:

güvenen:

insan:

aynı zamanda:

adil,

ölçülü

ve:

merhametli:

olmalıdır.

Tevekkül, kibir üretmemeli; ahlaki cesaret üretmelidir.

1️⃣7️⃣ Allah’ın Veli Olması İnsanı Başkalarına Haksızlık Yapmaktan da Korur mu ❓​

Doğru:

anlaşıldığında:

evet.

Çünkü:

“Allah benim yanımda.”

cümlesi:

tehlikeli:

biçimde:

kullanılabilir.

Bir:

insan:

kendi:

her:

kararını:

ilahî:

onay:

gibi:

görebilir.

Oysa:

ayet:

Allah’ın:

özellikle:

salihlerin

velisi:

olduğunu:

söyler.

Yani:

doğruluk,

adalet

ve:

iyilik:

ölçüsü:

önemlidir.

Allah’a güvenmek, kendi haksızlığımıza Allah’ı şahit göstermek değildir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 195. ve 196. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
Hz. Muhammed:

şöyle:

diyordu:

“Ortaklarınızı çağırın, bana karşı tuzak kurun ve bana mühlet vermeyin.”

Bu:

çok:

büyük:

bir:

cesaret:

gibi:

görünüyordu.

  1. ayet:
hemen:

şunu:

açıklar:

“Benim velim, Kitab’ı indiren Allah’tır.”

Yani:

Peygamber’in:

cesaretinin:

kaynağı:

kendi gücü değildir.

Kalabalığı değildir.

Serveti değildir.

Ordusu değildir.


Dayanağı:

Allah’tır.

Böylece:

iki ayet:

birlikte:

şu:

dengeyi:

kurar:

Tedbir al ama korkuyu ilahlaştırma.

Güçlü dur ama kendini ilahlaştırma.

Allah’a güven ama adaletten ayrılma.


1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 196. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 196. ayet:

çok:

kısa:

bir:

cümle:

içinde:

insanın:

hayatta:

nerede:

durması:

gerektiğine:

dair:

çok büyük:

bir:

ölçü:

verir:

“Benim velim Allah’tır.”

Bu:

cümle:

söylemesi:

kolay:

ama:

yaşaması:

çok:

derin:

bir:

cümledir.

Çünkü:

insan:

hayatta:

pek çok:

şeye:

güvenir.

Parasına:

güvenir.

İşine:

güvenir.

Ailesine:

güvenir.

Eşine:

güvenir.

Arkadaşlarına:

güvenir.

Sağlığına:

güvenir.

Bilgisine:

güvenir.

Bunların:

hepsi:

değerli:

olabilir.

İnsan:

bunlardan:

yararlanmalıdır.

Ama:

A‘râf 196:

şunu:

hatırlatır:

Bunların hiçbiri mutlak değildir.

Para:

gidebilir.

İş:

bitebilir.

Sağlık:

bozulabilir.

İnsanlar:

uzaklaşabilir.

Planlar:

değişebilir.

Bir:

gecede:

hayatın:

çok:

farklı:

bir:

yöne:

dönebilir.

İşte:

müminin:

Allah’a:

güveni:

tam:

burada:

anlam:

kazanır.

Tevekkül:

“Bunların hiçbiri gitmeyecek.”

demek:

değildir.

Tevekkül:

şudur:

“Bunların bazıları giderse bile Rabbim gitmez.”

Bu:

çok:

farklı:

bir:

güven:

biçimidir.

İnsan:

eşini:

kaybedebilir.

Ama:

Allah:

onu:

terk:

etmez.

Bir:

işini:

kaybedebilir.

Ama:

Allah’ın:

rızık:

kapıları:

yalnız:

o:

işten:

ibaret:

değildir.

Bir:

arkadaşı:

onu:

hayal:

kırıklığına:

uğratabilir.

Ama:

Allah’ın:

rahmeti:

bir:

insanın:

davranışına:

bağlı:

değildir.

Sağlığı:

bozulabilir.

Ama:

hastalığın:

içinde:

de:

Allah’a:

yönelebilir.

Bu:

“Her şey mutlaka güzel olacak.”

şeklinde:

basit:

bir:

iyimserlik:

değildir.

Bazen:

her şey:

bizim:

istediğimiz:

gibi:

olmaz.

İnsan:

dua:

eder.

Ama:

istediği:

sonuç:

gelmeyebilir.

Çok:

sevdiği:

birini:

kaybedebilir.

İşleri:

bozulabilir.

Zor:

bir:

hastalıkla:

karşılaşabilir.

İşte:

Allah’ın:

velâyetine:

güven:

şunu:

söyleyebilmektir:

“Ben her şeyi anlamıyorum, her şeyi kontrol edemiyorum; ama Rabbimin bilgisinin ve rahmetinin dışında değilim.”

Bu:

acı:

yokmuş:

gibi:

davranmak:

değildir.

İnsan:

ağlayabilir.

Üzülebilir.

Yas:

tutabilir.

Korkabilir.

Yardım:

isteyebilir.

Psikolojik:

olarak:

zorlanabilir.

Bunların:

hiçbiri:

iman:

eksikliği:

demek:

değildir.

Tevekkül:

duyguları:

yok:

etmek:

değil,

duyguların içinde Allah’la bağını kaybetmemektir.

Ayet:

Allah’ı:

“Kitab’ı indiren”

olarak:

tanıtıyor.

Bu:

çok:

önemli:

bir:

ayrıntıdır.

Çünkü:

insan:

bazen:

Allah’ın:

yardımını:

yalnız:

olağanüstü:

olaylarda:

arar.

Bir:

mucize:

olsun.

Kapı:

bir anda:

açılsın.

Sorun:

bir saniyede:

çözülsün.

Ama:

belki:

Allah’ın:

en büyük:

yardımlarından:

biri:

zaten:

önümüzde:

durmaktadır:

Hidayet.

Ne yapacağımızı:

bilmemiz:

bir:

yardımdır.

Doğru ile:

yanlışı:

ayırabileceğimiz:

bir:

ölçünün:

bulunması:

yardımdır.

Kur’an’ın:

insana:

“Zulmetme.”

demesi:

yardımdır.

“Ümitsiz olma.”

demesi:

yardımdır.

“Tövbe et.”

demesi:

yardımdır.

“Adil ol.”

demesi:

yardımdır.

Çünkü:

bazen:

insanı:

felaketten:

kurtaran:

şey:

olağanüstü:

bir:

müdahale:

değil,

önceden verilen doğru bir yol haritasıdır.

Bir:

dağın:

kenarında:

yol:

tabelası:

vardır.

Tabela:

seni:

kucağına:

alıp:

taşımaz.

Ama:

uçuruma:

gitmemen:

için:

yön:

gösterir.

Vahiy:

de:

insana:

böyle:

bir:

rehberlik:

sunar.

Allah’ın:

velâyeti:

bu nedenle:

yalnız:

“Beni beladan koru.”

duası:

değildir.

Aynı zamanda:

“Beni yanlış insana dönüşmekten koru.”

duasıdır.

Bu:

belki:

daha:

büyük:

bir:

korumadır.

Çünkü:

insan:

bazen:

bir:

zarardan:

kurtulur.

Ama:

kibirli:

olur.

Para:

kazanır.

Ama:

vicdanını:

kaybeder.

Bir:

davayı:

kazanır.

Ama:

adaletini:

kaybeder.

Bir:

tartışmayı:

kazanır.

Ama:

sevdiği:

insanı:

kaybeder.

Makam:

kazanır.

Ama:

kendini:

kaybeder.

O hâlde:

Allah’ın:

korumasını:

isterken:

yalnız:

şunu:

sormamalıyız:

“Başımıza kötü bir şey gelmesin.”

Şunu:

da:

istemeliyiz:

“Başımıza ne gelirse gelsin, bizi kötü bir insana dönüştürmesin.”

Bu:

A‘râf 196’nın:

salihlik:

vurgusuyla:

çok:

uyumludur.

Allah:

salihleri

gözetir.

Salihlik:

yalnız:

dışarıdaki:

bir:

etiket:

değildir.

İnsanın:

her:

gün:

seçimleriyle:

korumaya:

çalıştığı:

bir:

ahlaki:

istikamettir.

Dürüst:

kalabilecek:

misin?

İnsanlar:

sana:

haksızlık:

yaptığında:

sen de:

haksız:

olmadan:

hakkını:

arayabilecek:

misin?

Para:

geldiğinde:

adil:

kalabilecek:

misin?

Güç:

geldiğinde:

tevazu:

koruyabilecek:

misin?

Öfkelendiğinde:

sınırı:

aşmayabilecek:

misin?

Yanlış:

yaptığında:

“Ben yaptım, özür dilerim.”

diyebilecek:

misin?

İşte:

salihlik:

böyle:

günlük:

seçimlerin:

içinde:

yaşar.

Ayetin:

Hz. Muhammed’e:

verdiği:

güven:

ise:

çok:

dikkat:

çekicidir.

Bir:

önceki:

ayette:

karşısındaki:

insanlara:

şöyle:

diyordu:

“Ortaklarınızı çağırın. Bana karşı ne yapacaksanız yapın.”

Bu:

cümle:

tek başına:

okunursa:

sanki:

Peygamber:

“Ben yenilmezim.”

diyor:

gibi:

anlaşılabilir.

Ama:

  1. ayet:
yanlış:

anlamayı:

hemen:

düzeltir:

“Benim velim Allah’tır.”

Yani:

“Ben kendime güvenerek meydan okumuyorum; sizin ilahlaştırdığınız varlıkların gerçekte güçsüz olduğunu ve benim dayanağımın Allah olduğunu biliyorum.”

Bu:

kibir:

ile:

iman:

arasındaki:

farkı:

çok:

güzel:

gösterir.

Kibir:

şöyle:

der:

“Bana kimse bir şey yapamaz çünkü ben güçlüyüm.”

Tevekkül:

şöyle:

der:

“Ben sınırlıyım; fakat Allah’a güveniyorum.”

Kibir:

kendini:

merkeze:

koyar.

Tevekkül:

Allah’ı:

merkeze:

koyar.

Kibir:

tedbiri:

bile:

gereksiz:

görebilir.

Tevekkül:

tedbir:

alır

ama:

tedbirini:

ilahlaştırmaz.

Bu:

bizim:

hayatımız:

için:

de:

çok:

önemlidir.

Bir:

sorun:

yaşıyorsun.

Elinden:

geleni:

yap.

Avukata:

gitmen:

gerekiyorsa:

git.

Doktora:

gitmen:

gerekiyorsa:

git.

Çalışman:

gerekiyorsa:

çalış.

Konuşman:

gerekiyorsa:

konuş.

Hakkını:

araman:

gerekiyorsa:

ara.

Ama:

bütün:

bunları:

yaptıktan:

sonra:

kalbine:

şunu:

söyle:

“Benim nihai velim Allah’tır.”

Bu:

sonucu:

garanti:

eden:

sihirli:

bir:

cümle:

değildir.

Ama:

insanı:

sonucun:

kölesi:

olmaktan:

koruyabilir.

Çünkü:

bazen:

biz:

şöyle:

düşünürüz:

“Bu iş mutlaka benim istediğim şekilde olmalı.”

Olmazsa:

yıkılırız.

Oysa:

Allah’a:

güvenmek:

şunu:

da:

öğretir:

Ben elimden geleni yaparım; fakat Allah’ın benim görmediğim bir hikmeti olabilir.

Bu:

pasiflik:

değildir.

Çabanın:

sonucunu:

ilahlaştırmamaktır.

Bir:

başka:

önemli:

mesele:

şudur:

Ayet:

“Allah salihleri korur.”

diyor.

Bunu:

başkalarını:

yargılama:

aracına:

dönüştürmemek:

gerekir.

Bir:

insanın:

başına:

musibet:

geldiğinde:

“Demek ki salih değilmiş, Allah onu korumadı.”

diyemeyiz.

Bu:

çok:

yanlış:

bir:

sonuç:

olur.

Peygamberlerin:

başına:

bile:

ağır:

musibetler:

gelmiştir.

Musibet:

bir:

insanın:

Allah:

katındaki:

değerini:

tek başına:

göstermez.

Aynı şekilde:

bir:

insanın:

hayatında:

hiçbir:

sorun:

olmaması:

onun:

mutlaka:

Allah’ın:

en sevgili:

kulu:

olduğunu:

da:

göstermez.

Dünyevi:

rahatlık:

ile:

ilahî:

değer:

aynı:

şey:

değildir.

Allah’ın:

salihlere:

velâyeti:

çok:

daha:

derin:

bir:

ilişkidir.

Belki:

bazen:

bir:

kapıyı:

kapatması:

korumadır.

Bazen:

bir:

insanı:

hayatından:

çıkarması:

korumadır.

Bazen:

istediğin:

şeyi:

vermemesi:

koruma:

olabilir.

Ama:

burada:

da:

dikkatli:

olmak:

gerekir:

Her:

hayal:

kırıklığının:

ardından:

“Allah kesin beni şundan korudu.”

diye:

Allah’ın:

özel:

maksadını:

bildiğimizi:

iddia:

edemeyiz.

Bazen:

neden:

olduğunu:

bilmeyiz.

Ve:

“Bilmiyorum ama Allah’a güveniyorum.”

diyebilmek:

de:

imanın:

çok:

değerli:

bir:

biçimidir.

Çünkü:

iman:

her:

sorunun:

gizli:

cevabını:

bildiğini:

iddia etmek:

değildir.

Bazen:

cevabı:

bilmeden:

Allah’a:

güvenebilmektir.

Belki de A‘râf 196’nın bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Hayatımızdaki dayanaklar birer birer sarsıldığında, geriye ne kalıyor?

Para:

giderse:

ben:

kimim?

Makam:

giderse:

ben:

kimim?

İnsanların:

övgüsü:

biterse:

ben:

kimim?

Bir:

ilişki:

sona:

ererse:

ben:

kimim?

Sağlığım:

değişirse:

ben:

kimim?

Eğer:

bütün:

kimliğimi:

yaratılmış:

şeylere:

bağladıysam:

onlar:

gidince:

ben de:

parçalanabilirim.

Ama:

kalbimin:

merkezinde:

şu:

bilinç:

varsa:

“Benim velim Allah’tır.”

o zaman:

kaybın:

acısı:

yine:

gerçek:

olur,

ama:

insan:

tamamen:

sahipsiz:

kalmaz.

Bu:

ayatın:

belki de:

en:

güzel:

tesellisidir.

Allah’ın:

velâyetine:

inanmak:

“Başıma hiçbir şey gelmeyecek.”

demek:

değildir.

Daha:

derin:

bir:

şeydir:

“Başıma ne gelirse gelsin, Allah’ın bilgisi ve rahmeti dışında değilim.”

İnsan:

bunu:

kalbinde:

taşıdığında:

gücünü:

insanlara:

göre:

değil,

Allah’la:

ilişkisine:

göre:

ölçmeye:

başlayabilir.

Ve:

A‘râf 196’nın:

bize bıraktığı:

çok güçlü:

ölçü:

şudur:

Dayanaklarını kullan ama onları mutlaklaştırma. İnsanlardan yardım al ama kalbinin son sığınağını insana bağlama. Tedbirini al ama korkunu ilahlaştırma. Salih olmaya çalış ve şunu unutma: Gerçek veli, Kitab’ı indiren ve kullarını gözeten Allah’tır.


“Allah’ın seni koruması, hayatında hiç fırtına çıkmayacağı anlamına gelmez; bazen asıl koruma, fırtınanın içinde yönünü, vicdanını ve imanını kaybetmemendir. Her dayanak sarsılabilir, fakat kalbin ‘Benim velim Allah’tır’ diyebiliyorsa insan kendisini tamamen sahipsiz hissetmek zorunda değildir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt