📖 A‘râf Suresi 107. Ayette “Bunun Üzerine Musa Asasını Yere Attı; Bir de Ne Görsünler, Apaçık Bir Ejderha Olmuştu” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓ | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 A‘râf Suresi 107. Ayette “Bunun Üzerine Musa Asasını Yere Attı; Bir de Ne Görsünler, Apaçık Bir Ejderha Olmuştu” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,726
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 107. Ayette “Bunun Üzerine Musa Asasını Yere Attı; Bir de Ne Görsünler, Apaçık Bir Ejderha Olmuştu” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Hakikat bazen sözle anlatılır, bazen de insanın mazeret bırakmayacağı kadar açık bir işaretle karşısına çıkar. Asıl mesele, işaretin büyüklüğü değil, insanın ona nasıl baktığıdır.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 106. ayetinde Firavun, Hz. Musa’ya:

“Eğer bir ayet getirdiysen ve doğru söyleyenlerden isen onu ortaya koy.”

demişti.

  1. ayette ise Hz. Musa bu talebe doğrudan cevap verir:
“Bunun üzerine asasını yere attı; bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha olmuştu.”

Bu ayet:

Hz. Musa’ya verilen mucizelerden ilkinin:

asanın olağanüstü biçimde büyük bir yılana dönüşmesi

olduğunu anlatır.

Burada dikkat çekici olan şey şudur:

Firavun delil istemiştir.

Hz. Musa:

delili göstermiştir.

Yani tartışma:

sözden:

gözle görülen işarete

geçmiştir.

Ama kıssanın asıl düğümü şimdi başlayacaktır:

İnsan apaçık bir delil gördüğünde mutlaka inanır mı?

1️⃣ Hz. Musa Neden Asasını Yere Attı ❓​

Çünkü Firavun:

peygamberlik iddiasının delilini

görmek istemişti.

Hz. Musa da:

Allah’ın kendisine verdiği mucizeyi

gösterdi.

Yani asa:

sıradan bir gösteri amacıyla değil,

peygamberlik işareti olarak

ortaya kondu.

2️⃣ Asa Neden Önemli Bir Unsurdur ❓​

Asa:

Hz. Musa’nın günlük hayatında kullandığı:

sıradan bir araçtır.

Kur’an’ın başka bölümlerinde:

onun:

asaya dayandığını,

hayvanları için yaprak silkelediğini

söylediği görülür.

Yani mucize:

çok sıradan görünen bir nesne üzerinden:

olağanüstü bir işarete

dönüşür.

3️⃣ Ayetteki “Apaçık Bir Ejderha” İfadesi Ne Demektir ❓​

Arapça metinde:

“su‘bânun mubîn”

ifadesi geçer.

Bu:

büyük,

açıkça görülen,

gerçek bir yılan

anlamında anlaşılmıştır.

Türkçe meallerde:

“ejderha”,

“büyük yılan”

gibi çeviriler görülebilir.

Buradaki amaç:

onun küçük bir hayal veya belirsiz görüntü olmadığını:

gözle seçilebilen olağanüstü bir dönüşüm

olarak anlatmaktır.

4️⃣ Bu Olay Gerçek Bir Mucize Olarak mı Anlatılıyor ❓​

Kur’an’ın anlatımında:

evet.

Metin:

Hz. Musa’nın asasının:

gerçek biçimde:

yılana dönüştüğünü

mucize olarak sunar.

Bunu:

yalnız mecaz,

psikolojik yanılsama

veya sıradan illüzyon

olarak açıklamak:

ayetlerin doğal anlatımından uzaklaşır.

5️⃣ Mucize Nedir ❓​

Mucize:

peygamberin doğruluğuna işaret eden,

alışılmış düzenin dışında gerçekleşen:

olağanüstü olaydır.

Peygamber:

mucizeyi kendi bağımsız gücüyle

üretmez.

Mucize:

Allah’ın izni ve kudretiyle

gerçekleşir.

6️⃣ Hz. Musa Asayı Kendi Gücüyle mi Yılana Dönüştürdü ❓​

Hayır.

Kur’an’ın anlatısında:

bu olay:

Hz. Musa’nın kişisel büyücülüğü

değildir.

O:

Allah’ın:

kendisine verdiği işareti

gösterir.

Bu ayrım:

ilerleyen ayetlerde:

sihirbazlarla yaşanacak karşılaşmayı anlamak için

çok önemlidir.

7️⃣ Mucize ile Sihir Arasında Ne Fark Vardır ❓​

Kur’an bağlamında:

mucize:

Allah’ın peygambere verdiği:

gerçek bir ilahi işarettir.

Sihir ise:

insanın:

algı,

hile,

ustalık

veya başka yollarla oluşturduğu:

etki olarak anlatılabilir.

Hz. Musa’nın mucizesi:

sihirbazların yaptıklarıyla:

aynı kategoriye konulmaz.

8️⃣ Firavun Neden Bu Kadar Açık Bir İşaret İstedi ❓​

Çünkü Hz. Musa:

çok büyük bir iddiada bulunmuştu:

“Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderildim.”

Firavun da:

bunun işaretini

görmek istedi.

Bu açıdan:

istek:

mantıksız değildir.

Ama asıl mesele:

işareti gördükten sonra:

onu nasıl yorumlayacağıdır.

9️⃣ Delil Gözle Görülür Olunca İnanmak Kolaylaşır mı ❓​

Her zaman değil.

İnsan bazen:

gözünün önündeki şeyi bile:

ön kabulüne göre

yorumlayabilir.

Eğer bir kişi:

başından beri:

“Bu adam mutlaka yalancı.”

diye karar vermişse:

gördüğü mucizeyi:

başka bir kategoriye sokmaya

çalışabilir.

İşte kıssanın devamında:

bu psikoloji görülecektir.

🔟 İnsan Gördüğü Şeyi Neden Reddetmek İster ❓​

Çünkü kabul etmek:

çok şey değiştirebilir.

Firavun:

Hz. Musa’nın peygamber olduğunu kabul ederse:

kendi konumunu,

otoritesini,

İsrailoğullarına yaptığı baskıyı

yeniden değerlendirmesi gerekecektir.

Bu nedenle bazen:

insan gerçeği reddetmez;

gerçeğin kendisinden isteyeceği değişimi reddeder.

1️⃣1️⃣ Mucize Neden Herkesi Otomatik Olarak İman Ettirmez ❓​

Çünkü iman:

yalnız görmekle ilgili değildir.

İrade,

tevazu,

ahlaki açıklık

da önemlidir.

İnsan:

çok güçlü bir işaret görebilir

ama:

kibri nedeniyle:

onu kabul etmeyebilir.

Bu yüzden:

mucize:

insanı zorla iman ettiren mekanik bir araç değildir.

1️⃣2️⃣ Asa Neden Yılan Biçiminde Bir Mucizeye Dönüşüyor ❓​

Kur’an:

bunun neden özellikle yılan biçiminde olduğunu

ayrıntılı şekilde açıklamaz.

Bu konuda:

kesin olmayan yorumları:

ayetmiş gibi sunmamak gerekir.

Ancak anlatının devamında:

sihirbazların da iplerini ve değneklerini:

yılan gibi gösterdikleri

anlatılacaktır.

Dolayısıyla mucizenin biçimi:

ileride yaşanacak büyük karşılaşma açısından:

önemli olacaktır.

1️⃣3️⃣ Hz. Musa Bu Mucizeyi Gösterirken Gösteriş mi Yapıyor ❓​

Hayır.

Amaç:

şöhret,

eğlence,

seyirci toplamak

değildir.

Firavun:

“Delilini göster.”

demiştir.

Hz. Musa da:

görevinin işaretini

ortaya koymuştur.

Yani eylem:

mesajın doğruluğunu göstermek içindir.

1️⃣4️⃣ Mucizeyi Görmek ile Mucizenin Mesajını Anlamak Aynı Şey midir ❓​

Hayır.

İnsan:

olayı görebilir.

Ama:

onun neye işaret ettiğini

kabul etmeyebilir.

Bu çok önemli bir ayrımdır.

Bir işaret:

gözün önünde olabilir.

Ama insan:

kalbiyle ve zihniyle:

ona kapanabilir.

1️⃣5️⃣ Bu Ayet Akıl ile Mucizeyi Karşı Karşıya mı Getiriyor ❓​

Hayır.

Kur’an:

mucizeyi:

akla düşman bir şey gibi

sunmaz.

Tam tersine:

insandan:

gördüğü işareti:

değerlendirmesini ister.

Yani soru:

“Akıl mı, mucize mi?”

değildir.

Asıl soru:

“Gördüğün işareti dürüstçe değerlendirecek misin?”

dir.

1️⃣6️⃣ Mucize Bugün Her İddia İçin Kullanılabilecek Bir Kavram mıdır ❓​

Dikkatli olmak gerekir.

Kur’an’ın peygamberlere nispet ettiği mucizeler:

vahyin bildirdiği:

özel olaylardır.

Bugün herhangi bir olağanüstü iddia karşısında:

hemen:

“Bu mucizedir.”

demek doğru değildir.

Bir olayın:

doğal açıklaması,

yanılsama ihtimali,

yanlış aktarımı

araştırılmalıdır.

1️⃣7️⃣ Olağanüstü Bir Olay Görmek İnançta Tek Başına Yeterli midir ❓​

Hayır.

İman:

yalnız şaşırmak değildir.

Bir insan:

olağanüstü bir şey görüp:

hayran olabilir.

Ama ahlaki hayatında:

hiçbir değişiklik yapmayabilir.

Kur’an’ın asıl amacı:

insanı yalnız şaşırtmak değil,

hakikate yöneltmektir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 106. ve 107. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette Firavun:
“Eğer bir ayet getirdiysen onu göster.”

demişti.

  1. ayette Hz. Musa:
asasını atar

ve asa:

apaçık büyük bir yılana dönüşür.

Yani:

talep edilmiş delil:

gösterilmiştir.

Şimdi kıssa:

çok kritik bir aşamaya gelir:

Firavun bu delile nasıl cevap verecektir?

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 107. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 107. ayet:

Hz. Musa’nın ilk büyük mucizesini:

çok kısa fakat güçlü biçimde anlatır:

“Asasını yere attı; o anda apaçık bir büyük yılan oldu.”

Firavun:

delil istemişti.

Hz. Musa:

delili göstermiştir.

Burada insan psikolojisi açısından:

çok önemli bir eşik vardır.

Çünkü biz çoğu zaman:

şöyle düşünürüz:

“Gerçek karşıma tamamen açık biçimde çıkarsa elbette kabul ederim.”

Ama insanın tarihi:

bunun her zaman böyle olmadığını

gösterir.

Bazen sorun:

bilginin yetersizliği değildir.

Sorun:

kabul etmek istememektir.

İnsan:

yanıldığını kabul ederse:

özür dilemek zorunda kalabilir.

Bir çıkarından:

vazgeçmesi gerekebilir.

Hayat tarzını:

değiştirmesi gerekebilir.

Yıllarca savunduğu fikrin:

yanlış olduğunu söylemesi gerekebilir.

İşte bu noktada:

ego devreye girer.

Ve insan:

delile cevap vermek yerine:

onu yeniden isimlendirmeye

başlayabilir.

Mucizeye:

“sihir” diyebilir.

Gerçeğe:

“aldatma” diyebilir.

Dürüst uyarıya:

“tehdit” diyebilir.

Böylece:

gerçek değişmez.

Ama insan:

gerçeğe verdiği ismi

değiştirerek:

kendini rahatlatabilir.

Bu ayet bize:

bir başka önemli şeyi de hatırlatır:

Allah bazen:

çok sıradan görünen bir şeyi:

çok büyük bir işaretin aracına

dönüştürebilir.

Hz. Musa’nın elindeki:

bir asa,

tarihin en meşhur mucizelerinden birinin:

parçası olur.

Bu bize:

değerin her zaman:

nesnenin görünüşünde olmadığını

düşündürür.

Sıradan görünen bir insan,

küçük görünen bir söz,

basit görünen bir araç:

büyük bir dönüşümün:

başlangıcı olabilir.

Belki de A‘râf 107’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Karşımıza kendi düşüncemizi sarsan açık bir gerçek çıktığında onu gerçekten değerlendiriyor muyuz, yoksa eski fikrimizi korumak için ona hemen başka bir isim mi veriyoruz?

Çünkü bazen insanın ihtiyacı:

daha büyük bir delil değildir.

Daha dürüst bir bakıştır.


“Gerçek bazen gözünün önüne kadar gelir; fakat onu görmek için yalnız açık göz değil, açık bir zihin ve kibirden arınmış bir kalp de gerekir. Delil büyüdükçe değil, insan dürüstleştikçe hakikat daha görünür olur.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt