📖 A‘râf Suresi 105. Ayette “Bana Düşen, Allah Hakkında Yalnız Gerçeği Söylemektir. Size Rabbinizden Apaçık Bir Delil Getirdim; Artık İsrailoğullarını | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 A‘râf Suresi 105. Ayette “Bana Düşen, Allah Hakkında Yalnız Gerçeği Söylemektir. Size Rabbinizden Apaçık Bir Delil Getirdim; Artık İsrailoğullarını

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,724
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 105. Ayette “Bana Düşen, Allah Hakkında Yalnız Gerçeği Söylemektir. Size Rabbinizden Apaçık Bir Delil Getirdim; Artık İsrailoğullarını Benimle Birlikte Gönder” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Hakikati savunmanın en temiz biçimi, onu kendi çıkarına eğip bükmeden söylemek ve gücü elinde tutandan da başkasının hakkını istemektir.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 104. ayetinde Hz. Musa:

“Ey Firavun! Şüphesiz ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.”

demişti.

  1. ayette ise Hz. Musa hem kendi sorumluluğunu hem de Firavun’dan talebini açık biçimde ortaya koyar:
“Bana düşen, Allah hakkında yalnız gerçeği söylemektir. Size Rabbinizden apaçık bir delil getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle birlikte gönder.”

Bu ayette üç güçlü tema vardır:

hakikati çarpıtmadan söylemek,

delil sunmak


ve

ezilen insanların serbest bırakılmasını istemek.

Hz. Musa yalnız:

“Ben peygamberim.”

demekle kalmaz.

Aynı zamanda:

“Söylediğim şey Allah hakkında hakikattir ve elimde delil vardır.”

der.

Ardından çok somut bir talepte bulunur:

“İsrailoğullarını benimle gönder.”

Yani vahiy:

yalnız teorik bir inanç çağrısı olarak kalmaz.

İnsanın özgürlüğü ve zulümden kurtuluşu

gibi gerçek bir meseleye dokunur.

1️⃣ “Bana Düşen, Allah Hakkında Yalnız Gerçeği Söylemektir” Ne Demektir ❓​

Hz. Musa:

Allah adına:

yanlış,

uydurma,

abartılı

bir şey söylemeyeceğini bildirir.

Peygamberin görevi:

Allah’ın mesajını:

olduğu gibi iletmektir.

Kendi arzusunu:

vahiy gibi sunmak

değildir.

2️⃣ Allah Hakkında Doğru Konuşmak Neden Bu Kadar Önemlidir ❓​

Çünkü din alanında söylenen söz:

insanların:

inancını,

vicdanını,

hayatını

etkileyebilir.

Bir insan:

kendi görüşünü:

“Allah kesin böyle istiyor.”

diye sunarsa:

çok ağır bir iddiada bulunmuş olur.

Bu yüzden:

bilmediğimiz yerde:

“Bilmiyorum.”

diyebilmek:

dini dürüstlüğün parçasıdır.

3️⃣ Kişisel Yorumu Allah’ın Sözü Gibi Sunmak Neden Tehlikelidir ❓​

Çünkü insanın yorumu:

yanılabilir.

Ama kişi:

yorumunu ilahi hüküm gibi sunarsa:

eleştirilemez hâle getirmeye çalışabilir.

Böylece:

kendi düşüncesini:

Allah’ın otoritesiyle

korumaya kalkabilir.

Bu nedenle:

vahiy ile yorum arasındaki farkı korumak

çok önemlidir.

4️⃣ Hz. Musa’nın Sözü Neden Güven Vericidir ❓​

Çünkü Hz. Musa:

mesajının kaynağını

ve sınırını

açıklar.

“Allah hakkında yalnız hakkı söylemek bana düşer.”

der.

Yani:

kendi çıkarı için:

mesajı değiştirmeyeceğini

bildirir.

Bu:

emanet bilincidir.

5️⃣ “Size Rabbinizden Apaçık Bir Delil Getirdim” Ne Anlama Gelir ❓​

Hz. Musa:

iddiasını yalnız sözle bırakmaz.

Firavun’a:

delil

getirdiğini söyler.

Bu delil:

ilerleyen ayetlerde:

mucizevi işaretlerle

gösterilecektir.

Yani:

iddia ile delil

birlikte gelir.

6️⃣ Dinî Bir İddia Delilden Bağımsız mı Olmalıdır ❓​

Kur’an’ın anlatımında:

peygamberler:

insanları düşünmeye,

işaretlere bakmaya,

delilleri değerlendirmeye

çağırır.

Bu nedenle:

“Sadece inan, soru sorma.”

şeklinde bir yaklaşım:

Kur’an’ın pek çok çağrısının ruhuyla

örtüşmez.

İman:

körü körüne değil,

düşünme ve kavrayışla

da ilişkilidir.

7️⃣ Hz. Musa Neden Firavun’a Delil Sunuyor ❓​

Çünkü Firavun’a:

sadece:

“Bana itaat et.”

demiyor.

Önce:

kim olduğunu,

kim tarafından gönderildiğini,

delil getirdiğini

açıklıyor.

Yani Hz. Musa’nın çağrısı:

çıplak otorite talebi değildir.

8️⃣ Hakikat Güce Karşı Delille mi Konuşmalıdır ❓​

Mümkün olduğunca:

evet.

Güçlü birine karşı:

yalnız öfke

değil,

gerekçe ve delil

sunmak:

daha sağlamdır.

Hz. Musa:

Firavun’un gücüne:

kanıtsız sloganla değil, işaret ve mesajla

karşı çıkar.

9️⃣ “Rabbinizden” İfadesi Neden Dikkat Çekicidir ❓​

Hz. Musa:

Firavun’a:

“Rabbinizden”

der.

Bu çok önemlidir.

Yani Allah:

yalnız Hz. Musa’nın Rabbi değildir.

Firavun’un da:

Rabbidir.

Bu ifade:

Firavun’un:

kendini mutlaklaştırmasını

reddeder.

🔟 Firavun da Allah’ın Kulu mudur ❓​

Kur’an’ın tevhid anlayışına göre:

evet.

Ne kadar güçlü olursa olsun:

hiçbir insan:

yaratıcı,

mutlak,

sınırsız

değildir.

Firavun da:

yaratılmış bir insandır.

Bu nedenle:

gücü onu kulluktan çıkarmaz.

1️⃣1️⃣ “İsrailoğullarını Benimle Birlikte Gönder” Ne Demektir ❓​

Hz. Musa’nın:

Firavun’a yönelttiği:

çok somut bir taleptir.

İsrailoğulları:

Firavun’un yönetimi altında:

baskı görmekteydi.

Hz. Musa:

onların:

serbest bırakılmasını

ister.

Yani peygamberlik çağrısı:

zulüm altında tutulan insanların özgürleşmesini de

içerir.

1️⃣2️⃣ Hz. Musa Neden Sadece İnançtan Bahsetmiyor ❓​

Çünkü insanın:

inancı,

hayatı

ve özgürlüğü

birbirinden tamamen ayrı değildir.

Bir topluma:

zulmediliyorsa,

onları:

baskı altında tutan düzene karşı:

ahlaki tavır almak

gerekebilir.

Hz. Musa:

teorik konuşmanın ötesine geçer.

1️⃣3️⃣ Din ile Özgürlük Arasında Nasıl Bir Bağ Kurulabilir ❓​

Hz. Musa kıssasında:

çok güçlü bir bağ vardır.

Firavun:

insanları:

kendi otoritesine bağlı tutmak ister.

Hz. Musa ise:

onları:

Allah’ın kulları

olarak görür.

Bu bakış:

insanın:

başka bir insanın mutlak mülkü olmadığını

hatırlatır.

1️⃣4️⃣ Bir İnsanı Zorla Kendine Bağlamak Neden Ahlaken Sorunludur ❓​

Çünkü insan:

eşya değildir.

İradesi,

onuru,

hakları

vardır.

Başkasının:

gücünü kullanarak:

insanı ezmesi,

korkutması,

özgürlüğünü elinden alması

zulme dönüşebilir.

Hz. Musa’nın talebi:

bu zulme karşıdır.

1️⃣5️⃣ Hz. Musa’nın Talebi Neden Bu Kadar Cesurdur ❓​

Çünkü Firavun’dan:

küçük bir iyilik

istemiyor.

Onun:

ekonomik ve toplumsal düzeninde:

önemli yere sahip olabilecek bir topluluğu:

serbest bırakmasını

istiyor.

Bu:

Firavun’un çıkarlarına

doğrudan dokunan

bir taleptir.

1️⃣6️⃣ Doğruyu Söylemek Yetmez, Haksızlığa Karşı Somut Talepte Bulunmak da Gerekir mi ❓​

Bazen:

evet.

Bir insan:

“Haksızlık kötüdür.”

demekle yetinebilir.

Ama imkânı varsa:

haksızlığın sona ermesi için:

somut adım

istemesi gerekebilir.

Hz. Musa:

ahlaki ilkeyi:

somut bir talebe

dönüştürür.

1️⃣7️⃣ “İsrailoğullarını Benimle Gönder” Sözü Bir Kurtuluş Çağrısı mıdır ❓​

Evet.

Bu cümle:

Firavun düzeninden:

çıkışı

ifade eder.

İnsanların:

zorla tutulduğu bir yapıdan:

ayrılabilmesini

ister.

Bu yüzden Musa kıssası:

Kur’an’da:

özgürleşme ve kurtuluş

temasının en güçlü örneklerinden biridir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 104. ve 105. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette Hz. Musa:
“Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.”

demişti.

  1. ayette:
bu görevin üç boyutunu açıklar:

Allah hakkında yalnız gerçeği söylemek,

Rabden delil getirmek,

İsrailoğullarının serbest bırakılmasını istemek.


Yani peygamberlik:

söz,

delil

ve:

ahlaki eylem talebi

olarak ortaya çıkar.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 105. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 105. ayet:

Hz. Musa’nın görev anlayışını:

çok açık biçimde ortaya koyar.

İlk olarak:

“Allah hakkında yalnız gerçeği söylemek bana düşer.”

der.

Bu söz:

din adına konuşan herkes için:

çok büyük bir ahlaki uyarıdır.

Çünkü insan:

bazen kendi düşüncesini:

Allah’ın hükmü gibi sunmak

isteyebilir.

Kendi öfkesine:

dinî gerekçe

bulabilir.

Kendi çıkarını:

kutsallaştırabilir.

Kendi yorumuna:

“Allah böyle diyor.”

etiketi koyabilir.

Hz. Musa’nın tavrı:

bunun tersidir.

Allah hakkında:

yalnız hakikati

söylemek.

Bilmediğine:

bilgi eklememek.

Mesajı:

kişisel çıkara göre

değiştirmemek.

İkinci olarak Hz. Musa:

delilden

söz eder.

Bu da:

hakikat iddiasının:

sorgulamadan kaçmak zorunda olmadığını

gösterir.

Doğru:

sorudan korkmaz.

Delil:

incelenebilir.

İddia:

değerlendirilebilir.

Üçüncü olarak ise:

Hz. Musa:

çok somut bir şey ister:

“İsrailoğullarını benimle gönder.”

İşte ayetin belki de en güçlü taraflarından biri:

buradadır.

Çünkü din:

yalnız zihinsel bir kabul olarak:

bırakılmaz.

Birileri:

zulüm altındaysa,

onların hayatına:

dokunur.

Hz. Musa:

Firavun’a:

yalnız:

“Allah’a inan.”

demiyor.

Aynı zamanda:

“Zulmettiğin insanları bırak.”

diyor.

Bu:

inanç ile ahlak arasındaki:

çok güçlü bağı gösterir.

İnsan:

Allah’tan söz edip:

başkasının hakkını:

çiğneyemez.

İbadetten söz edip:

zulmü:

normalleştiremez.

Hakikatten söz edip:

insanın özgürlüğünü:

önemsiz göremez.

Belki de A‘râf 105’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Allah adına konuşurken gerçekten Allah’ın söylediğini mi aktarıyoruz, yoksa kendi düşüncelerimizi kutsal bir dilin arkasına mı saklıyoruz?

Ve ikinci soru:

Doğru olduğunu söylediğimiz değerler, başkasının hakkı söz konusu olduğunda hayatımıza gerçekten yansıyor mu?

Çünkü hakikat:

yalnız doğru cümle kurmak değildir.

Bazen:

haksız yere tutulan insan için “Onu serbest bırak” diyebilmektir.


“Allah adına konuşuyorsan sözüne kendi çıkarını karıştırma; hak adına konuşuyorsan başkasının hakkını da savun. Çünkü hakikat, yalnız dilde doğru olmak değil, zulüm karşısında da doğru yerde durabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt