📖 Nahl Suresi 76. Ayette “Biri Konuşamayan, Hiçbir Şeye Gücü Yetmeyen ve Sahibine Yük Olan İki Kişi ile Adaleti Emreden ve Dosdoğru Yol Üzerinde Bulunan Kişi Hiç Eşit Olur mu” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,739
2,736,298
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nahl Suresi 76. Ayette “Biri Konuşamayan, Hiçbir Şeye Gücü Yetmeyen ve Sahibine Yük Olan İki Kişi ile Adaleti Emreden ve Dosdoğru Yol Üzerinde Bulunan Kişi Hiç Eşit Olur mu” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Nahl Suresi 75. ayette Allah, tasarruf gücü bulunmayan bir köle ile kendisine güzel rızık verilmiş ve ondan gizli açık harcayan kişiyi misal vermişti. 76. ayette ikinci bir misal gelir: ‘Allah iki kişiyi misal verir: Bunlardan biri konuşamaz, hiçbir şeye güç yetiremez, sahibine yüktür; onu nereye yöneltse bir hayır getiremez. Böyle biriyle adaleti emreden ve dosdoğru yol üzerinde bulunan kişi eşit olur mu?’ Bu ayeti konuşma engelli, zihinsel engelli, bakıma muhtaç veya üretken olamayan insanları değersizleştirmek için kullanmak büyük hata olur. Misalin hedefi engellilik değil; hiçbir fayda sağlayamayan, yönlendirme ve hüküm gücü bulunmayan sahte ilahlarla gerçek hidayet ve adalet kaynağının eşit olamayacağını göstermektir. İnsanlık değeri, konuşabilme veya ekonomik üretkenlikle ölçülmez.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Nahl Suresi 76. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin Arapçası şöyledir:

وَضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا رَّجُلَيْنِ أَحَدُهُمَا أَبْكَمُ لَا يَقْدِرُ عَلَىٰ شَيْءٍ وَهُوَ كَلٌّ عَلَىٰ مَوْلَاهُ أَيْنَمَا يُوَجِّههُّ لَا يَأْتِ بِخَيْرٍ ۖ هَلْ يَسْتَوِي هُوَ وَمَن يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ ۙ وَهُوَ عَلَىٰ صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ

Okunuşu:

“Ve daraballâhu meselen raculeyni ehaduhumâ ebkemu lâ yakdiru alâ şey’in ve huve kellun alâ mevlâhu eynemâ yuveccihhu lâ ye’ti bi-hayr. Hel yestevî huve ve men ye’muru bi’l-adli ve huve alâ sırâtın mustekîm.”

Genel anlamı:

“Allah iki kişiyi misal verir: Onlardan biri konuşamaz, hiçbir şeye gücü yetmez ve sahibine yüktür; onu nereye yöneltse bir hayır getiremez. Böyle biriyle adaleti emreden ve dosdoğru yol üzerinde bulunan kişi hiç eşit olur mu?”

Ayet önceki ayetin ardından gelen ikinci bir öğretici misaldir. İlk misalde tasarruf gücü farkı, bu ayette ise fayda üretme, doğru yönlendirme ve adalet bakımından büyük fark öne çıkar.

Tefsirlerde bu iki kişinin kimi temsil ettiği konusunda farklı açıklamalar bulunmaktadır. Yakın bağlam nedeniyle misalin özellikle Allah ile hiçbir ilahî güce sahip olmayan sahte ilahların eşit tutulamayacağını göstermesi güçlü bir açıklamadır. Bazı tefsirlerde ise bunun hak ile batıl, mümin ile inkârcı veya faydasız kişi ile adalet üzere olan kişi şeklinde daha geniş yorumları da aktarılmıştır.

2️⃣ Ayette Geçen “Ebkem” Kelimesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette ilk kişi için “ebkem” kelimesi kullanılır. Kelime temel olarak konuşamayan, sözünü ifade edemeyen veya dili tutulmuş kimse anlamına gelir.

Fakat ayetin oluşturduğu misali bugünkü bütün konuşma engelli insanlara doğrudan uygulamak son derece yanlış olur.

Bugün bir kişi:

Konuşma engelli olabilir.

İşaret dili kullanabilir.

Yazıyla iletişim kurabilir.

teknolojiyle iletişim sağlayabilir.

ve son derece bilgili, üretken, ahlaklı bir hayat yaşayabilir.

Dolayısıyla Kur’an’ın burada kullandığı tarihsel misal:

“Konuşamayan insan faydasızdır.”

şeklinde evrensel bir insan değerlendirmesi değildir.

Ayetin içindeki kişi, yalnız konuşamamasıyla değil, ayrıca hiçbir şeye güç yetirememesi ve gönderildiği yerde hayır getirememesiyle tasvir edilmektedir.

3️⃣ Konuşma Engelli İnsanları Bu Ayetle Değersiz Görmek Neden Yanlıştır ❓​

Çünkü insanın değeri konuşma yeteneğiyle ölçülmez.

Bir insan:

Konuşamayabilir.

duyamayabilir.

göremeyebilir.

yürüyemeyebilir.

zihinsel veya fiziksel engeli bulunabilir.

Bunların hiçbiri onun daha az insan olduğu anlamına gelmez.

İnsanlık değeri:

Ses çıkarma kapasitesine.

ekonomik üretkenliğe.

bedensel güce.

bağlanamaz.

Ayetin amacı belirli bir güçsüzlük tablosunu temsili araç olarak kullanmaktır; engelli insanlara hakaret etmek değildir.

Bu nedenle bir konuşma engelli insana:

“Kur’an seni faydasız diye anlatıyor.”

demek hem ayetin bağlamını hem insan onurunu çarpıtır.

4️⃣ “Hiçbir Şeye Gücü Yetmez” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet:

“Lâ yakdiru alâ şey’.”

yani:

“Hiçbir şeye güç yetiremez.”

der.

Bu ifade misaldeki kişinin son derece sınırlı bir durumda bulunduğunu vurgular.

Yakın tevhid bağlamında bu tasvir, insanın yaptığı putların ve sahte ilahların acizliğini düşündürür.

Put:

Kendisini yaratamaz.

Kendisini koruyamaz.

Rızık veremez.

Adalet emredemez.

İnsanlara gerçek anlamda hidayet veremez.

Kendisini bir yere insan taşır.

Sonra aynı insan ondan yardım bekler.

Kur’an bu çelişkiyi güçlü bir temsille görünür hâle getirir.

Kendisi bağımlı olan varlığın mutlak ilah olması düşünülemez.

5️⃣ “Sahibine Yüktür” İfadesi İnsanların Yük Olarak Görülmesine İzin Verir mi ❓​

Hayır.

Ayette “kellun alâ mevlâhu”, yani yaklaşık olarak “sahibine/koruyucusuna yük” ifadesi kullanılır. Bu, misaldeki kişinin ekonomik ve işlevsel bağımlılığını anlatır.

Fakat bunu:

“Bakıma muhtaç insanlar toplumun yüküdür.”

şeklinde modern bir sosyal ilkeye çevirmek son derece sakıncalıdır.

Bir çocuk bakıma muhtaçtır.

Bir yaşlı bakıma muhtaç olabilir.

Engelli insan desteğe ihtiyaç duyabilir.

Ağır hasta biri tamamen başkasının yardımına bağlı olabilir.

Bu insanların:

İnsanlık değeri azalmaz.

Toplum yalnız üretim yapan güçlü bireylerden oluşmaz. İnsan hayatının çeşitli dönemlerinde hepimiz başkalarının bakımına ihtiyaç duyabiliriz.

Bağımlılık, değersizlik değildir.

6️⃣ Bir İnsanın Başkasına Muhtaç Olması Onun Değerini Düşürür mü ❓​

Hayır.

İnsan zaten bütünüyle bağımsız bir varlık değildir.

Doğduğumuzda yıllarca başkalarına muhtacız.

Hastalandığımızda doktora muhtacız.

Yaşlandığımızda aileye veya profesyonel desteğe ihtiyaç duyabiliriz.

Günlük hayatta bile:

Çiftçiye.

öğretmene.

mühendise.

işçiye.

başka insanların emeğine.

bağlıyız.

Bu nedenle bağımsızlığı insanlık değerinin tek ölçüsü yapmak gerçekçi değildir.

Nahl 76’nın misalindeki bağımlılık, tevhid açısından bir güç karşılaştırması oluşturur; insan hakları açısından değersizlik ölçüsü değildir.

7️⃣ “Onu Nereye Gönderse Bir Hayır Getirmez” Ne Demektir ❓​

Ayette ilk kişi hakkında:

“Eynemâ yuveccihhu lâ ye’ti bi-hayr.”

buyurulur.

Yani onu hangi işe yöneltirse istenilen hayırlı sonucu getirememektedir.

Bu tasvir, misalin acizlik boyutunu tamamlar.

Kişi:

Kendisi karar veremiyor.

işi sonuçlandıramıyor.

istenen faydayı ortaya çıkaramıyor.

Yakın bağlam açısından bu durum putlarla yapılan kıyası daha da güçlendirir.

İnsan puta gidiyor.

Ondan:

Rızık.

koruma.

yardım.

bekliyor.

Ama put insanın kendi elleriyle taşıdığı bir nesnedir.

İnsanın kendisine bağımlı olan bir nesnenin insanın mutlak kurtarıcısı olması büyük bir çelişkidir.

8️⃣ Ayet Çalışamayan veya Üretken Olamayan İnsanları Eleştiriyor mu ❓​

Hayır.

Bir insan:

İleri derecede engelli olabilir.

ağır hastalık yaşayabilir.

çalışamayabilir.

yatağa bağımlı olabilir.

Bu onun ahlaki suç işlediği anlamına gelmez.

Modern toplumlarda sık görülen tehlikeli düşüncelerden biri insan değerini yalnız:

“Ne kadar üretiyor?”

sorusuna bağlamaktır.

Oysa hasta bir çocuk hiçbir ekonomik üretim yapmasa da değerlidir.

Ağır demanslı bir yaşlı ekonomik üretim yapmasa da değerlidir.

İnsanın değeri ekonomik bilanço değildir.

Nahl 76’nın “hayır getiremeyen” kişisi bir tevhid misalinin unsurudur; bütün üretken olamayan insanlara verilmiş ahlaki hüküm değildir.

9️⃣ İkinci Kişinin En Önemli Özelliği Neden “Adaleti Emretmek”tir ❓​

Ayetin ikinci tarafında yalnız güçlü veya zengin bir kişi yoktur.

Özellikle:

“Ye’muru bi’l-adl.”

yani:

“Adaleti emreden.”

bir kişi vardır.

Bu son derece önemlidir.

Karşılaştırma yalnız:

Güçlü ile güçsüz.

üretken ile üretken olmayan.

değildir.

İkinci kişinin temel niteliği adalettir.

Demek ki Kur’an’ın olumlu modelinde güç tek başına yeterli değildir.

Güç:

Adaletle.

doğru yönle.

birlikte anlam kazanır.

Bir insan çok güçlü olabilir ama zalimse Kur’an’ın burada övdüğü çizgiyi temsil etmez.

Güç, adalet olmadan ahlaki üstünlük değildir.

🔟 “Adaleti Emretmek” Ne Anlama Gelir ❓​

Adl, hakkı yerine koymak, haksızlık yapmamak ve ölçüyü korumak anlam alanına sahiptir.

Adaleti emretmek:

Yalnız mahkemede karar vermek değildir.

İnsan:

Ailesinde.

işinde.

ticaretinde.

yönetimde.

şahitlikte.

adil olabilir.

Adalet bazen kendi çıkarımıza ters düşebilir.

Gerçek sınav da burada başlar.

Kendi lehimize adalet istemek kolaydır.

Rakibimiz için de aynı ölçüyü istemek daha zordur.

Adalet, sevdiğimize ayrı, sevmediğimize ayrı ölçü uygulamamakla anlam kazanır.

1️⃣1️⃣ “Adaleti Emretmek” İnsanlara Zorla Hükmetme Yetkisi Verir mi ❓​

Hayır.

Bir insan:

“Ben adaleti emrediyorum.”

diyerek kendi görüşünü herkese zorla dayatamaz.

Önce şu soru sorulur:

Gerçekten adalet mi?

Yoksa kişinin kendi çıkarı mı?

Delil var mı?

İnsanların hakkı korunuyor mu?

Yöntem adil mi?

Bir insanın:

“Ben doğruyu temsil ediyorum.”

demesi onu otomatik olarak doğru yapmaz.

Aksi hâlde herkes kendi baskısını:

“Adalet uyguluyorum.”

diye meşrulaştırabilir.

Adalet iddiası da adaletle denetlenmelidir.

1️⃣2️⃣ “Dosdoğru Yol Üzerinde Bulunmak” Ne Demektir ❓​

Ayette ikinci kişi:

“Ve huve alâ sırâtın mustekîm.”

yani:

“O dosdoğru yol üzerindedir.”

şeklinde tanımlanır.

Sırât-ı müstakîm, Kur’an’ın temel kavramlarından biridir. Allah’a kulluk, hakikat, ahlak ve doğru yön üzere olmayı ifade eder.

Burada adalet ile dosdoğru yol yan yana gelir.

Bu çok anlamlıdır.

Bir insan:

Çok ibadet ettiğini.

doğru inanca sahip olduğunu.

söylüyor olabilir.

Ama sürekli haksızlık yapıyorsa ciddi bir çelişki vardır.

Ayet olumlu modeli:

Adaleti emreden ve doğru yol üzerinde bulunan kişi

şeklinde tanımlar.

Yani doğru yol yalnız söz değil, adalet üreten bir yöneliştir.

1️⃣3️⃣ Tefsirlerde Bu İki Kişinin Kimi Temsil Ettiği Konusunda Farklı Görüşler Var mıdır ❓​

Evet.

Tefsirlerde farklı açıklamalar bulunmaktadır.

Yakın bağlam Nahl 73–76 boyunca Allah’a ortak koşulan varlıkların acizliğini anlattığı için, ilk örneğin sahte ilahların veya putların acizliğini, ikinci tarafın ise Allah’ın hüküm ve adaletini temsil ettiği açıklaması güçlü biçimde öne çıkar.

Bazı yorumlarda ise:

Kâfir ile mümin.

batılın temsilcisi ile hakkın temsilcisi.

faydasız insan ile iyilik ve adalet üzere olan insan.

şeklinde daha geniş açıklamalar aktarılmıştır.

Burada ihtiyatlı olmak gerekir.

Tefsir yorumunu ayetin kendisiyle birebir eşitlememek, farklı açıklamaların bulunduğu yerde bunu açıkça söylemek daha doğrudur.

1️⃣4️⃣ Eğer İkinci Taraf Allah’ı Temsil Ediyorsa Nahl 74’te “Allah’a Misal Vermeyin” Denmesiyle Çelişir mi ❓​

Hayır.

Çünkü Nahl 74 insanın Allah’a kendi zihninden eşler ve denkler üretmesini yasaklamıştı.

Nahl 75 ve 76’da ise misali veren Allah’ın kendisidir.

Bu misaller Allah’ın bütün mahiyetini insan örneğine indirgemez.

Belirli bir noktayı öğretir:

Aciz olan ile gerçek güç ve hüküm sahibi eşit değildir.

Bu nedenle:

“İkinci adam bütün yönleriyle Allah’ın aynısıdır.”

gibi bir düşünce kurulmaz.

Misal belirli ilişkiyi açıklar.

Temsil ile özdeşlik aynı şey değildir.

1️⃣5️⃣ Engelli Bir İnsan Adaleti Emreden İkinci Kişiden de Olabilir mi ❓​

Elbette.

Bu, ayetin yanlış anlaşılmasını önleyen en önemli noktalardan biridir.

Bir insan konuşamıyor olabilir ve yine de:

Yazarak.

işaret diliyle.

teknolojiyle.

adaleti savunabilir.

Son derece dürüst olabilir.

Dosdoğru bir hayat yaşayabilir.

Başka bir insan kusursuz biçimde konuşabilir ama:

Yalan söyleyebilir.

iftira edebilir.

zulmü savunabilir.

Dolayısıyla fiziksel konuşma yeteneği ile ahlaki doğruluk arasında zorunlu bağlantı yoktur.

Konuşabilmek erdem değildir; doğruyu ve adaleti savunmak erdem olabilir.

Ayetin tarihsel temsilini bugünkü engellilik algısına karşı bir ayrımcılık metnine çevirmek bu nedenle yanlıştır.

1️⃣6️⃣ Çok Güzel Konuşan Bir İnsan Doğru Yolda Olduğunu Kanıtlamış Olur mu ❓​

Hayır.

İnsan etkileyici konuşabilir.

Kalabalıkları büyüleyebilir.

Sosyal medyada milyonlara ulaşabilir.

Ama söyledikleri yanlış olabilir.

Hitabet yeteneği:

Hakikat garantisi değildir.

Aynı şekilde konuşmakta güçlük çeken bir insan çok derin bilgi sahibi olabilir.

Bu nedenle:

“Güzel konuşuyor, kesin haklı.”

sonucu çıkarılmaz.

Delile bakılır.

Ahlaka bakılır.

Tutarlılığa bakılır.

Sözün güzelliği ile sözün doğruluğu aynı şey değildir.

Bu, Nahl 76’nın bugünkü iletişim dünyasında çok önemli bir dersidir.

1️⃣7️⃣ Ayet Bize Güç ve Adalet Arasında Nasıl Bir İlişki Öğretiyor ❓​

Ayetin olumlu tarafında yalnız yetenek değil, adalet vardır.

Bu, bütün güç sahipleri için büyük bir ölçüdür.

Bir devlet güçlü olabilir.

Ama adaletsiz olabilir.

Bir patron başarılı olabilir.

Ama çalışanlarına zulmedebilir.

Bir baba aile içinde otorite sahibi olabilir.

Ama çocukları arasında ayrım yapabilir.

Bir din görevlisi etkili olabilir.

Ama insanları korkuyla kontrol edebilir.

Kur’an’ın ölçüsü şudur:

Gücün varsa adalete hizmet etmelidir.

Güç, kişinin her yaptığını haklı hâle getirmez.

Adalet gücün ürünü değil, gücün sınırıdır.

1️⃣8️⃣ Nahl Suresi 75 ve 76. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Nahl 75’te ilk misal:

Tasarruf edemeyen biri ile rızık sahibi olup harcayan kişiyi karşılaştırmıştı.

Nahl 76’da ikinci misal:

Fayda sağlayamayan aciz kişi ile adaleti emreden ve dosdoğru yol üzerinde bulunan kişiyi karşılaştırır.

İki misal birlikte şu düşünceyi güçlendirir:

Hiçbir şeye sahip olmayan.

hiçbir şey yaratamayan.

hüküm veremeyen.

rızık sağlayamayan.

bir varlık ile Allah nasıl eşit kabul edilebilir?

Ancak bu misallerin içinde kullanılan tarihsel insanlar insanlık değeri açısından sıralanmamaktadır. Ana hedef yaratılmış sahte ilahların acizliğini göstermektir.

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 77. ayette, göklerin ve yerin gaybının Allah’a ait olduğu, kıyametin gerçekleşmesinin ise bir göz kırpması kadar, hatta daha yakın olduğu bildirilecek ve Allah’ın her şeye gücü yettiği vurgulanacaktır. Bu ayeti ele alırken özellikle gayb bilgisinin Allah’a ait olması, kıyamet tarihinin hesaplanamayacağı, “göz açıp kapayıncaya kadar” ifadesinin modern fizik formülü olmadığı, kıyamet için tarih veren numeroloji ve gizli kod iddialarının güvenilir olmaması, Allah’ın kudreti ile insanın zaman algısı arasındaki fark ve kıyamet bilincinin panik değil sorumluluk üretmesi üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Nahl Suresi 76. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Nahl Suresi 76. ayet, insanın gücü nasıl değerlendirdiğine dair çok önemli bir ders verir.

İlk bakışta:

Konuşabilen ile konuşamayan.

iş yapabilen ile yapamayan.

iki kişi karşılaştırılıyor gibi görünür.

Ama ayetin ana hedefi fiziksel yetenek sıralaması yapmak değildir.

Yakın bağlam tevhiddir.

Kur’an, insanın kendi yaptığı ve hiçbir gerçek ilahî gücü bulunmayan varlıklara kulluk etmesini sorgulamaktadır.

İnsan puta:

Yardım etmesi için gidiyor.

Ama putu kendisi taşıyor.

Rızık istiyor.

Ama put kendisine rızık sağlayamıyor.

Koruma bekliyor.

Ama put kendisini bile koruyamıyor.

Bunun karşısında ayet adaleti emreden ve dosdoğru yol üzerinde bulunan gerçek bir güç ve hidayet modelini koyuyor.

Büyük soru açıktır:

Bu ikisi nasıl eşit olabilir?

Nahl 76’nın başka önemli mesajı engellilik ile değersizlik arasında bağ kurmamaktır.

Ayetin dili tarihsel toplumun anlayabileceği bir misal kullanır.

Bugün biliyoruz ki konuşamayan bir insan:

Bilim insanı olabilir.

sanatçı olabilir.

yazar olabilir.

öğretmen olabilir.

adalet savunucusu olabilir.

Hatta ekonomik üretim yapamayan ağır engelli bir insan bile insanlık değerini kaybetmez.

Bu nedenle ayetin:

“ebkem”

ifadesini alıp konuşma engelli insanlara hakaret etmek Kur’an’ın tevhid misalini sosyal ayrımcılığa çevirmek olur.

İnsan onuru yetenek sınavından alınan puana bağlı değildir.

Nahl 76’nın başka önemli mesajı bakıma muhtaç insanı “yük” diye küçümsememektir.

Ayetin misalinde belirli bir kişi “yük” olarak tarif edilmektedir; çünkü temsilin amacı mutlak acizliği görünür kılmaktır.

Ama gerçek hayatta:

Yaşlı anne.

engelli çocuk.

ağır hasta eş.

“yük” diye insanlıktan çıkarılamaz.

Bakım zor olabilir.

Bakım veren kişi gerçekten yorulabilir.

Bu gerçeği gizlememek gerekir.

Ama:

“Bakımı zor = insan değersiz.”

eşitliği kurulamaz.

Daha doğru yaklaşım:

Hastayı korumak.

bakım vereni desteklemek.

profesyonel yardım sağlamak.

olmalıdır.

Merhamet, bakımın zorluğunu inkâr etmeden insanın onurunu korumaktır.

Nahl 76’nın başka önemli mesajı üretkenliği insanlık değeri hâline getirmemektir.

Modern dünya insana sürekli:

Ne üretiyorsun?

Ne kadar kazanıyorsun?

Kaç saat çalışıyorsun?

diye sorabilir.

Bunlar ekonomik yaşamda önemli sorulardır.

Ama insan değerinin tamamını belirleyemez.

Bir bebek hiçbir ekonomik üretim yapmaz.

Yine değerlidir.

Ağır hasta insan çalışamaz.

Yine değerlidir.

Yaşlı insan emekli olmuştur.

Yine değerlidir.

Ekonomi insan için vardır; insan ekonominin hammaddesi değildir.

Nahl 76’nın başka önemli mesajı adaletin güçten daha yüksek bir ahlaki ölçü olduğunu göstermesidir.

Ayet olumlu kişiyi:

“Çok güçlü.”

diye tanımlamakla yetinmez.

Onun için:

“Adaleti emreder.”

der.

Bu çok önemlidir.

İnsan çok güçlü olabilir ama adaletsizse Kur’an’ın olumlu modelinden uzaklaşabilir.

Bir şirket çok büyük olabilir.

Ama çalışanının hakkını yiyebilir.

Bir devlet çok güçlü olabilir.

Ama masuma zulmedebilir.

Bir aile büyüğü herkes tarafından dinlenebilir.

Ama çocukları arasında ayrımcılık yapabilir.

Güç başlı başına erdem değildir.

Gücün ahlaki değeri, neye hizmet ettiğiyle ortaya çıkar.

Nahl 76’nın başka önemli mesajı adaletin önce kendi tarafımızda uygulanmasıdır.

İnsan rakibine karşı adalet talep eder.

Kendi grubuna gelince sessiz kalabilir.

Bir siyasi görüşe mensup kişi:

Karşı tarafın yolsuzluğunu eleştiriyor.

Kendi tarafının aynı davranışını savunuyor.

Bir ailede:

Başkasının çocuğunun hatası büyütülüyor.

Kendi çocuğunun hatası gizleniyor.

Bu adalet değildir.

Adalet, failin kim olduğuna göre şekil değiştirmeyen ölçüdür.

Nahl 76’nın başka önemli mesajı adalet emrini kişisel baskı aracına çevirmemektir.

Bir insan:

“Ben hakkı savunuyorum.”

diyerek:

Hakaret.

iftira.

şiddet.

hukuksuzluk.

yapamaz.

Çünkü adalet yalnız hedef değildir; yöntemin de adil olması gerekir.

Bir masumu cezalandırarak adalet sağlanmaz.

Delilsiz suçlama yaparak hak korunmaz.

İnsanı aşağılayarak ahlak öğretilmez.

Adalet, adaletsiz yöntemlerle kurulmaz.

Nahl 76’nın başka önemli mesajı doğru yol ile ahlakı birbirinden ayırmamaktır.

Bir insan:

“Ben sırât-ı müstakîm üzerindeyim.”

diyor.

Ama:

Yalan söylüyor.

haksızlık yapıyor.

zayıfı eziyor.

O zaman bu iddiayı davranışıyla karşılaştırmak gerekir.

Ayet:

Adaleti emretmek ile dosdoğru yol üzerinde bulunmayı yan yana getirir.

Bu, doğru din anlayışının adaletten kopamayacağına güçlü bir işarettir.

İnanç iddiası, ahlaki davranıştan tamamen bağımsız değildir.

Nahl 76’nın başka önemli mesajı hitabeti hakikatle karıştırmamaktır.

Bugün özellikle sosyal medyada iyi konuşan kişiler çok etkili olabilir.

Bir kişi:

Kendinden emin.

akıcı.

duygusal.

konuşuyor.

Milyonlar dinliyor.

Bu onun söylediklerinin doğru olduğunu tek başına kanıtlamaz.

Başka biri konuşmakta zorlanıyor ama söyledikleri delile dayanıyor olabilir.

İnsan zihni özgüveni doğrulukla karıştırmaya yatkındır.

Bu nedenle:

Sesi değil, delili dinle.

ilkesi önemlidir.

Nahl 76’nın başka önemli mesajı sessiz insanı görünmez sanmamaktır.

Bir kişi az konuşabilir.

İçe dönük olabilir.

Konuşma engeli olabilir.

Bu insanın:

Düşünmediği.

bilmediği.

hissetmediği.

anlamına gelmez.

İnsanların düşünce ve duygu dünyalarını yalnız ne kadar konuşabildikleriyle ölçmek büyük hata olabilir.

Özellikle engelli bireylerde uygun iletişim yöntemi sağlandığında çok daha fazla şey ifade edebildikleri görülebilir.

İletişim biçimi farklı olabilir; insanın iç dünyası yok değildir.

Nahl 76’nın başka önemli mesajı Allah’a ortak koşulan varlıkların gerçek gücünü sorgulamaktır.

Bir nesne:

Kendi kaderini belirleyemiyor.

Kendi varlığını sürdüremiyor.

İnsan tarafından yapılıyor.

Sonra ona:

Mutlak koruma.

rızık.

kader belirleme.

gibi özellikler yükleniyor.

Kur’an bunu mantıksal olarak sorgular.

Kendisi yaratılmış olan nasıl yaratıcıya denk olabilir?

Bu, Nahl 73’ten beri devam eden tevhid tartışmasının ana hattıdır.

Nahl 76’nın başka önemli mesajı bir insanı çok faydalı olduğu için ilahlaştırmamaktır.

Ayetin ikinci tarafı adaleti emreden ve doğru yol üzerinde olan olumlu biridir.

Ama bu, iyi insanın ilah hâline getirileceği anlamına gelmez.

Bir peygamber:

İnsanlığa büyük iyilik getirebilir.

Bir âlim:

Binlerce kişiye bilgi verebilir.

Bir doktor:

Hayat kurtarabilir.

Bir lider:

Adil yönetebilir.

Bütün bunlara rağmen yaratılmıştır.

Fayda sağlamak ilahlık vermez.

İnsana teşekkür edilir; Allah’a kulluk edilir.

Nahl 76’nın başka önemli mesajı adaleti yalnız başkalarının uygulaması gereken kural sanmamaktır.

Herkes:

“Dünya adil olsun.”

der.

Ama kendi hayatımıza baktığımızda:

Borcu zamanında ödüyor muyuz?

Çalışanın hakkını veriyor muyuz?

Çocuğumuz arasında ayrım yapıyor muyuz?

Birini sevmediğimiz için hakkında delilsiz konuşuyor muyuz?

Kendimize istediğimiz hakkı başkasına da tanıyor muyuz?

Gerçek adalet büyük siyasi sloganlardan önce günlük ilişkilerde başlar.

Adalet yalnız yöneticiye verilen emir değil, herkesin kendi gücü ölçüsünde taşıdığı sorumluluktur.

Nahl 76’nın başka önemli mesajı engelli insanların karar hakkını yok saymamaktır.

Bir insanın:

Konuşma engeli.

hareket engeli.

olabilir.

Ama karar verme kapasitesi yerinde olabilir.

Onun yerine herkes konuşmaya başladığında insan görünmez hâle gelir.

Destek gerekiyorsa sağlanır.

İletişim cihazı gerekiyorsa kullanılır.

Ama mümkün olduğu ölçüde kişinin kendi tercihi sorulur.

Yardım etmek ile kişinin iradesini tamamen ele geçirmek aynı şey değildir.

Bu, insan onurunun önemli bir parçasıdır.

Nahl 76’nın başka önemli mesajı yardım alan kişiyi minnet altında ezmemektir.

Bir insana bakım veriyoruz.

Sonra:

“Ben olmasam sen hiçbir şey yapamazsın.”

diyoruz.

Bu cümle gerçeğin bir bölümünü ifade etse bile insanı psikolojik olarak ezebilir.

Bakım büyük emektir ve takdir edilmelidir.

Ama yardım edilen insanın onuru da korunmalıdır.

İnsan bugün yardım verir.

Yarın kendisi yardım alabilir.

Bağımlılık hayatın farklı dönemlerinde yön değiştirebilir.

Nahl 76’nın başka önemli mesajı Allah’ın adaletinin insanın keyfî hükmüne benzemediğini hatırlatmaktır.

Eğer bağlamdaki ikinci taraf ilahî adalet ve hidayeti temsil ediyorsa, burada güçlü bir Allah tasavvuru ortaya çıkar:

Allah yalnız güçlü değildir.

Adaleti emreder.

Bu, kudreti keyfî zorbalık olarak düşünmemizi engeller.

Nahl Suresi’nin daha önceki ayetlerinde gördüğümüz gibi Allah:

Azîz ve Hakîm’dir.

Şimdi de adalet vurgulanır.

İlâhî kudret ile ilahî adalet birbirinden koparılamaz.

Nahl 76’nın başka önemli mesajı insanların faydasını yalnız ekonomik ürünle ölçmemektir.

Bir insan para kazandırmıyor olabilir ama:

Bir çocuğa sevgi verir.

Bir aileye manevi destek olur.

Bilgi aktarır.

Topluluğa huzur getirir.

Bazen yalnız varlığı bile sevdikleri için büyük anlam taşır.

Bu nedenle:

“Ekonomik çıktı üretmiyor, faydasızdır.”

mantığı insan hayatını aşırı daraltır.

İnsan faydası yalnız para değildir.

Hatta bazı insanların değeri fayda hesabı yapılmadan da korunmalıdır.

Çünkü insan onuru önce gelir.

Nahl 76’nın başka önemli mesajı misallerin sınırını bilmektir.

Kur’an öğretici temsil kullanıyor.

Ancak temsilin her ayrıntısı birebir başka bir teolojik gerçeğe çevrilmek zorunda değildir.

İlk kişinin konuşamaması:

“Bütün konuşamayanlar batılı temsil eder.”

demek değildir.

İkinci kişinin adaleti emretmesi:

“Her ‘adalet’ kelimesini kullanan doğrudur.”

demek değildir.

Misalin ana ekseni önemlidir.

Acizlik ile gerçek hüküm ve adalet aynı değildir.

Metni doğru anlamanın yollarından biri de ayrıntıyı ana mesajdan koparmamaktır.

Nahl Suresi 76. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **“Allah iki kişiyi misal verir: Biri konuşamaz, hiçbir şeye güç yetiremez, sahibine yüktür ve nereye yöneltilse hayır getiremez; diğeri adaleti emreder ve dosdoğru yol üzerindedir. Bunlar eşit olur mu?” ifadesi, yakın tevhid bağlamında aciz yaratılmışlarla gerçek hüküm ve hidayet kaynağının eşit tutulamayacağını gösterir. Ayet konuşma engelli, bakıma muhtaç veya ekonomik olarak üretken olmayan insanları değersiz ilan etmez. Büyük mesaj şudur: Engelliliği değersizlik, gücü haklılık, güzel konuşmayı doğruluk sanma; gücü adaletle ölç ve yaratılmış hiçbir varlığa Allah’a ait mutlak gücü verme. Çünkü insanlık değeri kişinin ne kadar konuştuğuyla veya ürettiğiyle değil, insan oluşuyla korunur; gerçek doğruluk ise güç gösterisinde değil, adalet ve dosdoğru yol üzerinde bulunmakta ortaya çıkar.”

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 77. ayette, göklerin ve yerin gaybının Allah’a ait olduğu, kıyametin gerçekleşmesinin bir göz açıp kapayıncaya kadar, hatta daha da yakın olduğu ve Allah’ın her şeye gücü yettiği bildirilecektir. Bu ayeti ele alırken özellikle gayb bilgisinin Allah’a ait olması, kıyamet tarihinin Kur’an’dan sayı veya gizli kodlarla hesaplanamayacağı, ‘göz açıp kapama’ ifadesini modern fizik formülüne dönüştürmemek, rüya veya numerolojiyle kıyamet tarihi vermemek, Allah’ın kudretini zaman ve enerji hesabına hapsetmemek ve kıyamet bilincini sürekli korku yerine ahlaki sorumluluk üretir şekilde anlamak üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki Nahl Suresi 76. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: İnsanların değerini neye göre ölçüyoruz? Konuşamayanı, çalışamayanı veya bakıma muhtaç olanı “yük” diye mi görüyoruz? Çok güzel konuşanı delil aramadan doğru mu kabul ediyoruz? Güçlü kişinin yaptığı her şeyi haklı mı sanıyoruz? Kendi tarafımız adaletsizlik yaptığında aynı adalet ölçüsünü kullanabiliyor muyuz? Ve en önemlisi, Kur’an olumlu kişiyi yalnız güçlü olduğu için değil ‘adaleti emrettiği ve dosdoğru yol üzerinde bulunduğu’ için övüyorsa, bizim de insanları değerlendirirken güçten önce adalete bakmamız gerekmez mi?

“Nahl 76, ‘Biri hiçbir şeye güç yetiremez ve hayır getiremez; diğeri adaleti emreder ve dosdoğru yol üzerindedir. Bunlar hiç eşit olur mu?’ buyurarak acizlik ile gerçek hüküm ve hidayetin eşit tutulamayacağını gösterir. Bu misal konuşma engelli, hasta veya bakıma muhtaç insanları değersizleştirmek için değildir; insanlık değeri konuşma, güç ve üretkenlikle ölçülmez. Ayetin büyük dersi şudur: Engelliliği kusur diye küçümseme, güzel konuşmayı hakikat sanma, gücü adaletten üstün tutma ve yaratılmış hiçbir varlığı Allah’ın mutlak gücünde ortak görme. Çünkü gerçek üstünlük başkalarını ezme gücünde değil; adaleti savunmakta ve dosdoğru yol üzerinde kalabilmektedir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt