📖 İsrâ Suresi 6. Ayette “Sonra Onlara Karşı Size Tekrar Üstünlük Verdik; Mallar ve Çocuklarla Sizi Destekledik ve Sayınızı Artırdık” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,738
2,736,298
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 İsrâ Suresi 6. Ayette “Sonra Onlara Karşı Size Tekrar Üstünlük Verdik; Mallar ve Çocuklarla Sizi Destekledik ve Sayınızı Artırdık” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Bir toplumun yeniden güç kazanması yalnızca zafer değil, yeni bir imtihandır. Kaybedilen imkânların geri verilmesi insanı şükre de götürebilir, eski kibirlere de döndürebilir. Asıl mesele yeniden ayağa kalkmak değil; ayağa kalktıktan sonra daha adaletli, daha şükreden ve daha sorumlu biri hâline gelebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ İsrâ Suresi 6. Ayetin Anlamı Nedir ❓​

İsrâ Suresi'nin 6. ayeti, önceki ayette anlatılan ağır yenilginin ardından İsrailoğullarına yeniden güç, mal, evlat ve insan sayısı bakımından imkân verildiğini bildirmektedir.

Ayetin anlamı şöyledir:

“Sonra onlara karşı size tekrar üstünlük verdik; mallar ve çocuklarla sizi destekledik ve sayınızı daha da artırdık.”
İsrâ Suresi, 17:6
Bir önceki ayette ilk büyük bozgunculuğun ardından ağır bir tarihsel yenilgi anlatılmıştı. Bu ayette ise tablo değişmektedir.

Yenilmiş bir toplum yeniden toparlanmaktadır.

Güç geri gelmektedir.

Maddi imkânlar artmaktadır.

Nesil çoğalmaktadır.

Böylece ayet çok önemli bir gerçeği gösterir:

Düşüş her zaman son değildir.

Allah dilerse insanlara ve toplumlara yeniden toparlanma imkânı verebilir.

2️⃣ “Sonra Size Tekrar Üstünlük Verdik” Ne Anlama Gelir ❓​

Buradaki ifade, önceki yenilgiden sonra denge ve gücün yeniden İsrailoğullarının lehine dönmesini anlatmaktadır.

Bir dönem güçlerini kaybetmişlerdi.

Sonra yeniden toparlandılar.

Bu durum tarihin değişkenliğini gösterir.

Bugün yenilen yarın güçlenebilir.

Bugün zayıf olan yarın etkili olabilir.

Bugün güçlü olan da yarın aynı konumda kalmayabilir.

Dünya üzerindeki güç dengeleri kalıcı değildir.

Bu nedenle insan ne yenilgide tamamen umutsuz olmalı ne de zaferde kendisini sonsuza kadar dokunulmaz sanmalıdır.

3️⃣ Bu Üstünlük Allah’ın O Toplumdan Kesin Olarak Razı Olduğunu mu Gösterir ❓​

Hayır.

Dünyevi güç elde etmek, Allah'ın bir toplumun bütün davranışlarından razı olduğunun otomatik kanıtı değildir.

Bir toplum:

Ekonomik olarak büyüyebilir.

Askerî olarak güçlenebilir.

Nüfusu artabilir.

Siyasi etkisi yükselebilir.

Ama bütün bunlar aynı zamanda imtihan olabilir.

Bu yüzden:

“Güçlüyüz, demek ki Allah bizden kesin olarak razı.”

şeklinde bir sonuç doğru değildir.

Aynı şekilde:

“Zayıfız, demek ki Allah bizi tamamen terk etti.”

demek de doğru değildir.

Dünyevi durum ile Allah katındaki ahlaki değer birbirine otomatik olarak eşitlenmemelidir.

4️⃣ Yenilgiden Sonra Yeniden Güçlenmek Ne Öğretir ❓​

Bu durum insana umut öğretir.

Bazen birey de toplum da ağır kayıplar yaşayabilir.

İşini kaybedebilir.

Servetini kaybedebilir.

Siyasi gücünü kaybedebilir.

Toplum büyük bir savaş veya kriz yaşayabilir.

Fakat bu her şeyin bittiği anlamına gelmeyebilir.

Kaybetmek son cümle olmak zorunda değildir.

İnsan yeniden çalışabilir.

Toplum yeniden yapılanabilir.

Adalet yeniden kurulabilir.

Ekonomi toparlanabilir.

Yeni nesiller yetişebilir.

Bu ayet, tarihin tek yönlü olmadığını ve yeniden başlama imkânının bulunabileceğini güçlü biçimde hatırlatır.

5️⃣ “Mallar ile Sizi Destekledik” Ne Anlama Gelir ❓​

Mal, toplumların yeniden güçlenmesinde önemli bir unsurdur.

Ekonomi toparlanırsa insanlar üretir.

Ticaret gelişir.

Şehirler yeniden kurulur.

Aileler daha güvenli yaşayabilir.

Devletin imkânları artabilir.

Bu nedenle ayette malın özellikle zikredilmesi anlamlıdır.

Fakat mal sadece nimet değildir.

Aynı zamanda sınavdır.

İnsan malı nasıl kazanıyor?

Nasıl kullanıyor?

Hakkını veriyor mu?

Zenginleşince kibirleniyor mu?

Malın artması kadar, malın insanı neye dönüştürdüğü de önemlidir.

6️⃣ Mal Allah’ın Bir Nimeti midir ❓​

Evet, helal yolla elde edilen mal büyük bir nimet olabilir.

İnsan ailesini geçindirir.

Yardım eder.

İş kurar.

İnsanlara istihdam sağlar.

Sadaka verir.

Hayır işleri yapar.

Fakat malın nimet olması onun her kullanımını doğru yapmaz.

Mal zulüm için de kullanılabilir.

İsraf için de.

Başkalarını ezmek için de.

Bu yüzden Kur’an'ın genel ahlakında servet ne kutsallaştırılır ne de başlı başına kötü ilan edilir.

Asıl mesele:

Servetin nasıl kazanıldığı ve nasıl kullanıldığıdır.

7️⃣ “Çocuklarla Sizi Destekledik” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Çocuklar bir toplumun devamlılığını temsil eder.

Yeni nesil demektir.

Ailelerin sürmesi demektir.

Toplumun geleceği demektir.

Bu nedenle ayette malın yanında çocukların zikredilmesi, yalnız ekonomik değil insani ve demografik bir toparlanmayı da göstermektedir.

Ancak çocuk da yalnızca sayısal güç değildir.

Çocuk emanettir.

Eğitilmesi gerekir.

Ahlak verilmesi gerekir.

Sevgi verilmesi gerekir.

Sorumluluk öğretilmesi gerekir.

Çocukların çokluğu ancak iyi insan yetiştirildiğinde gerçek toplumsal güç hâline gelir.

8️⃣ Çok Çocuğa Sahip Olmak Allah Katında Otomatik Üstünlük Sağlar mı ❓​

Hayır.

Ayet belirli bir tarihsel toparlanma içerisinde çocukların ve nüfusun artmasını nimet olarak anlatmaktadır.

Fakat insanın değerini yalnız çocuk sayısıyla ölçmek doğru değildir.

Bir kişinin hiç çocuğu olmayabilir.

Bu onun Allah katında daha değersiz olduğu anlamına gelmez.

Başka birinin çok çocuğu olabilir.

Bu da otomatik manevi üstünlük sağlamaz.

Nimetlerin miktarı ile insanın takvası aynı şey değildir.

Çocuk Allah'ın verdiği büyük bir emanet olabilir.

Ama o nimetin değeri, nasıl karşılandığı ve nasıl yetiştirildiğiyle de ilgilidir.

9️⃣ “Sayınızı Artırdık” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade toplumun nüfus, insan gücü ve toplumsal kapasite bakımından yeniden büyüdüğünü göstermektedir.

Bir toplumun sayısının artması:

Daha fazla iş gücü.

Daha fazla savunma kapasitesi.

Daha fazla üretim.

Daha geniş aile yapısı.

gibi birçok sonucu beraberinde getirebilir.

Fakat sayı tek başına kalite değildir.

Kalabalık bir toplum adaletsiz olabilir.

Küçük bir toplum çok güçlü değerlere sahip olabilir.

Sayı güç olabilir ama ahlakın yerine geçemez.

Bu nedenle toplumların asıl hedefi yalnız nüfusunu artırmak değil, iyi insan yetiştirmek olmalıdır.

🔟 Çokluk Her Zaman Güç Anlamına Gelir Mi ❓​

Hayır.

Sayı önemli olabilir fakat tek başına yeterli değildir.

Bir milyon insan birbirine güvenmiyorsa...

Adalet yoksa...

Eğitim zayıfsa...

Üretim yoksa...

Toplum parçalanmışsa...

sayı büyük görünse bile gerçek güç zayıf olabilir.

Buna karşılık daha küçük bir toplum:

İyi eğitimli.

Birbirine güvenen.

Adaletli.

Üreten.

Sorumluluk sahibi.

olabilir.

Gerçek toplumsal güç, sayı ile nitelik birleştiğinde ortaya çıkar.

Bu nedenle “çoğaldık” demek tek başına “başardık” demek değildir.

1️⃣1️⃣ Yeniden Güçlenmek İkinci Bir İmtihan mıdır ❓​

Evet.

Belki de ayetin en önemli derslerinden biri budur.

İnsan güçsüzken Allah'a çok yalvarabilir.

Yenildiğinde hatalarını görebilir.

Fakirken şükür ve dua edebilir.

Sonra güç geri gelir.

Para artar.

İnsanlar çoğalır.

İşte burada yeni sınav başlar.

Güçsüzlük bir imtihandır; güçlenmek de bir imtihandır.

Bazen insan zorluk sınavını geçer ama bolluk sınavında kaybedebilir.

Bu nedenle yeniden kazanılan nimet, önceki hatalara dönme fırsatı değil, daha doğru yaşama fırsatı olmalıdır.

1️⃣2️⃣ İnsan Kaybettiği Nimete Yeniden Kavuşunca Ne Yapmalıdır ❓​

Öncelikle şükretmelidir.

Sonra neden kaybettiğini düşünmelidir.

Aynı hataları tekrar etmemeye çalışmalıdır.

Bir kişi işini kaybetmiş ve sonra daha iyi bir işe kavuşmuş olabilir.

Eski dönemde yaptığı yanlışlardan ders çıkarabilir.

Bir aile büyük bir kriz yaşamış ve sonra yeniden toparlanmış olabilir.

Bu ikinci fırsatı daha bilinçli kullanabilir.

İkinci şansın değeri, ilk hatanın tekrar edilmemesiyle anlaşılır.

Eğer insan aynı yanlışlara geri dönüyorsa toparlanma gerçek bir dönüşüme dönüşmemiş demektir.

1️⃣3️⃣ Bir Toplum Yenilgiden Sonra Nasıl Sağlıklı Biçimde Yeniden Kurulur ❓​

Sadece silah ve para artırarak değil.

Adalet sistemini düzeltmesi gerekir.

Eğitime önem vermesi gerekir.

Yolsuzluğu azaltması gerekir.

Toplum içindeki güveni güçlendirmesi gerekir.

Üretimi artırması gerekir.

Geçmişte yapılan hataları dürüstçe değerlendirmesi gerekir.

Yeniden yapılanma yalnız binaları değil, kurumları ve ahlakı da onarmalıdır.

Aksi hâlde toplum dışarıdan toparlanmış görünürken içeride eski bozulmayı taşıyabilir.

Bu da yeni krizlerin temelini oluşturabilir.

1️⃣4️⃣ Zenginlik ve Çocuklar İnsan İçin Neden Büyük Bir Sınavdır ❓​

Çünkü insan en çok sevdiği şeylerle sınanabilir.

Malını çok sever.

Çocuğunu çok sever.

Bunlar doğal duygulardır.

Fakat sevgi ölçüyü aşarsa insan yanlış yapmaya başlayabilir.

Çocuğu için haram kazanç sağlayabilir.

Malını korumak için haksızlık yapabilir.

Servetini kaybetmemek için insanların hakkını çiğneyebilir.

Bu nedenle nimetler insanın karakterini de sınar.

Nimetin seni Allah'a yaklaştırıyorsa hayra dönüşür; seni zulme götürüyorsa tehlikeye dönüşebilir.

1️⃣5️⃣ Çocukları Sadece Geleceğin Ekonomik Gücü Olarak Görmek Doğru mudur ❓​

Hayır.

Çocuk bir üretim aracı değildir.

Bir insandır.

Kendi kişiliği, hakkı ve sorumluluğu vardır.

Toplumlar çocukları yalnız:

“Gelecekte çalışacak nüfus.”

olarak görmemelidir.

Onların eğitimi, ahlakı, psikolojisi ve güvenliği önemlidir.

Bir toplum çocuk sayısıyla değil, çocuklarına nasıl bir gelecek bıraktığıyla da değerlendirilir.

Çok sayıda çocuk yetiştirip onlara adalet, eğitim ve güvenli bir gelecek sağlayamamak gerçek anlamda toplumsal başarı olmayabilir.

1️⃣6️⃣ Yeniden Güç Kazanmak Eski Suçları Unutturur mu ❓​

Hayır.

Bir toplum yeniden güçlenebilir.

Ama geçmişteki yanlışlarını unutmamalıdır.

Tarih unutulursa aynı hatalar tekrar edilebilir.

Buradaki amaç geçmişte sonsuza kadar suçluluk içerisinde yaşamak değildir.

Ama:

“Artık güçlendik, geçmiş önemli değil.”

demek de doğru değildir.

Geçmişten ders çıkarılmalıdır.

Kibir varsa tevazu öğrenilmelidir.

Adaletsizlik varsa adalet güçlendirilmelidir.

Gerçek toparlanma, yalnız eski gücü geri almak değil, eski hatalardan daha iyi bir karakter çıkarmaktır.

1️⃣7️⃣ İsrâ Suresi 4, 5 ve 6. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

Bu üç ayet güçlü bir tarihsel ve ahlaki süreç oluşturur.

4. ayette:

İki büyük bozgunculuk ve büyük bir kibir bildirilir.

5. ayette:

İlk bozgunculuğun ardından ağır bir yenilgi ve güçlü bir saldırı anlatılır.

6. ayette ise:

Yenilgiden sonra yeniden güç, mal, çocuk ve nüfus artışı verildiği bildirilir.

Yani süreç şöyledir:

Bozulma.

Sonuç.

Yeniden toparlanma.


Bu son aşama çok önemlidir.

Çünkü Allah'ın verdiği yeni imkân, yeni bir sorumluluk anlamına gelir.

İkinci fırsat, eski hatanın tekrar edilip edilmeyeceğini ortaya çıkaran yeni bir sınavdır.

1️⃣8️⃣ İsrâ Suresi 6. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir ❓​

Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri şudur:

Allah insana kaybettiğinden sonra yeniden imkân verebilir; fakat yeniden kazanmak, eski hatalara dönme hakkı değildir.

İnsan ikinci bir fırsat elde ettiğinde:

“Ben yine güçlendim.”

diye kibirlenebilir.

Ya da:

“Bu kez daha doğru yaşayacağım.”

diyebilir.

İşte gerçek fark burada ortaya çıkar.

Ayet bize yalnız yeniden yükselişi değil, yeniden yükselişin sorumluluğunu düşündürmektedir.

Çünkü hayat bazen insana ikinci kez kapı açar.

Asıl mesele kapının açılması değil, o kapıdan nasıl geçtiğimizdir.

1️⃣9️⃣ İsrâ Suresi 6. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir ❓​

İsrâ Suresi'nin 6. ayeti, ilk büyük yenilginin ardından İsrailoğullarına yeniden üstünlük verildiğini, mallarla ve çocuklarla desteklendiklerini ve sayılarının artırıldığını bildirmektedir.

Bu ayetin ilk büyük mesajı yeniden ayağa kalkabilmektir.

İnsan hayatında ağır kayıplar yaşayabilir.

Toplumlar büyük yenilgiler görebilir.

Fakat hiçbir dünyevi durum sonsuza kadar aynı kalmak zorunda değildir.

Allah dilerse şartlar değişir.

Yeni imkânlar ortaya çıkar.

Bugünkü yenilgi yarının sonu değildir.

Bu umut, insanın karanlık dönemlerde tamamen teslim olmamasını sağlar.

İkinci büyük mesaj, ikinci fırsatın sorumluluğudur.

Bir insan hata yapıp büyük bir kayıp yaşamış olabilir.

Sonra yeniden fırsat bulur.

İkinci kez aynı şeyi yaparsa ilk acıdan gerçek anlamda ders almamış demektir.

Toplumlar için de aynı ilke geçerlidir.

Geçmişten ders almayan toparlanma, gelecekte yeni çöküşlerin temelini oluşturabilir.

Üçüncü büyük mesaj, malın nimet ve sınav oluşudur.

Mal insanın hayatını kolaylaştırabilir.

Ailesini korur.

İyilik yapmasına imkân verir.

Ama aynı zamanda kibir, israf ve zulüm aracı hâline gelebilir.

Bu nedenle servetin miktarı kadar kullanım biçimi de önemlidir.

Malın çokluğu değil, mal karşısındaki ahlak insanın gerçek değerini gösterir.

Dördüncü büyük mesaj, çocukların nimet ve emanet oluşudur.

Çocuklar bir toplumun devamlılığıdır.

Ama yalnızca sayısal güç olarak görülmemelidir.

Bir çocuk doğru eğitim, sevgi ve ahlakla yetiştirildiğinde geleceğe büyük katkı sağlar.

Bu yüzden gerçek toplumsal yatırım, yalnız daha fazla nüfus değil, daha iyi yetişmiş nesiller oluşturmaktır.

Beşinci büyük mesaj, sayının tek başına üstünlük ölçüsü olmamasıdır.

Kalabalık olmak önemli olabilir.

Ama ahlak, eğitim, adalet ve birlik yoksa sayı tek başına yeterli değildir.

Bu ilke bugün de son derece önemlidir.

Bir toplum:

“Biz çokuz.”

diye övünebilir.

Ama asıl soru şudur:

Nasıl insanlarız?

Çünkü nicelik güç sağlayabilir; fakat nitelik medeniyet kurar.

Altıncı büyük mesaj, güç ile Allah'ın rızasını birbirine karıştırmamaktır.

Bir toplumun güçlenmesi Allah'ın bütün davranışlarını onayladığı anlamına gelmez.

Dünya nimetleri bazen ödül, bazen fırsat, bazen de imtihan olabilir.

Bu nedenle insan maddi başarısından dinî üstünlük sonucu çıkarmamalıdır.

Servet iman belgesi değildir.

Zafer takva belgesi değildir.


Yedinci büyük mesaj, yenilgiyi de yanlış anlamamaktır.

Bir toplumun zayıflaması onun içindeki bütün insanların kötü olduğu anlamına gelmez.

Dünyanın olayları karmaşıktır.

Masum insanlar da toplumların krizlerinden etkilenebilir.

Bu nedenle her dünyevi sonucu doğrudan:

“Allah bunlardan razı değil.”

veya:

“Allah bunları seviyor.”

şeklinde okumak doğru değildir.

Vahyin açıkça bildirmediği olaylarda ilahi hüküm adına kesin konuşmamak gerekir.

Sekizinci büyük mesaj, geçmişin dersini geleceğe taşımaktır.

Toplumlar hafızalarını kaybettiklerinde aynı yanlışları tekrar edebilir.

Geçmişte kibir yüzünden zarar görmüşlerse yeni güç döneminde kibirden özellikle sakınmaları gerekir.

Geçmişte adaletsizlik yaşanmışsa yeni dönemde adaleti daha güçlü kurmaları gerekir.

Tarihin en büyük değeri, aynı bedeli ikinci kez ödememeyi öğretmesidir.

Dokuzuncu büyük mesaj, yeniden güçlenirken tevazuyu korumaktır.

İnsan zor zamandayken çok mütevazı olabilir.

Fakat işleri düzelince değişebilir.

Geliri artar.

İnsanlar etrafında çoğalır.

İtibarı yükselir.

Ve eski dua eden insan yavaş yavaş kendisini yeterli görmeye başlayabilir.

İşte gerçek sınav burada başlar.

Yoklukta Allah'ı hatırlamak kadar, bollukta Allah'ı unutmamak da kulluktur.

Onuncu büyük mesaj, toplumsal gücün doğru kullanılmasını sağlamaktır.

Mal.

Nüfus.

İnsan gücü.

Bunlar büyük potansiyeldir.

Ama doğru yönlendirilmezse sorun da üretebilir.

Eğitimsiz kalabalık.

Adaletsiz ekonomi.

Amaçsız gençlik.

Bunlar gücü zayıflığa dönüştürebilir.

Bu nedenle toplumsal nimetler akıl, eğitim ve ahlakla yönetilmelidir.

Nimet yönetilemiyorsa nimet zamanla yük hâline gelebilir.

On birinci büyük mesaj, insanın kişisel hayatındaki ikinci şanslardır.

Ayet yalnız devletlerin tarihi üzerinden okunmak zorunda değildir.

Bir insan da hayatında yeniden fırsat bulabilir.

Bozulan bir ilişki düzelebilir.

Kaybedilen işin ardından daha güzel bir kapı açılabilir.

Bir hastalık sonrası sağlık geri gelebilir.

Maddi durum yeniden toparlanabilir.

Böyle durumlarda insan kendisine sormalıdır:

“Bu nimeti ikinci kez aldım; şimdi onu daha doğru kullanacak mıyım?”

Bu soru ayeti kişisel hayata taşır.

On ikinci büyük mesaj, şükürdür.

Geçmişte kaybedilen bir şeyi yeniden elde eden insan onun değerini daha iyi bilir.

Bu nedenle yeniden verilen nimetin en güzel karşılıklarından biri şükürdür.

Şükür sadece:

“Çok şükür.”

demek değildir.

Yeniden verilen nimeti eskisinden daha doğru kullanmaktır.

Şükür, ikinci fırsatı boşa harcamamaktır.

İsrâ Suresi'nin 6. ayeti bugün insana şu soruları sordurur:

Kaybettikten sonra geri kazandığım şeylerin değerini gerçekten biliyor muyum?

Zor zamanda öğrendiğim dersleri işler düzeldiğinde unutuyor muyum?

Param arttığında daha iyi bir insan mı oluyorum, daha kibirli biri mi?

Çocukları yalnız sayı olarak mı görüyorum, yoksa iyi insan yetiştirme sorumluluğunu düşünüyor muyum?

Kalabalığı kaliteyle karıştırıyor muyum?

Dünyevi başarıyı Allah'ın benden kesin olarak razı olduğunun kanıtı mı sanıyorum?

Bana verilen ikinci fırsatları ilkinden daha iyi kullanıyor muyum?


Bu sorular ayetin yalnızca geçmişteki bir toplumun yeniden güçlenmesini anlatmadığını gösterir.

Ayet aynı zamanda nimetin dönüşü, ikinci fırsat, mal, nesil, toplumsal güç ve şükür hakkında güçlü bir hayat dersi vermektedir.

Sonuç olarak İsrâ Suresi'nin 6. ayeti bize şunu öğretmektedir:

Yenilgiden sonra umudunu kaybetme.

Yeniden güçlendiğinde kibirlenme.

Malını nimet bil ama ona kulluk etme.

Çocuklarını yalnız sayı değil emanet olarak gör.

Kalabalığı gerçek üstünlük sanma.

İkinci fırsatı eski hatalara dönmek için kullanma.

Geçmişten ders çıkar.

Ve yeniden verilen nimeti şükür, adalet ve iyilikle karşıla.


Çünkü insanın gerçek başarısı yalnızca yeniden ayağa kalkmak değildir.

Asıl başarı, ayağa kalktıktan sonra geçmişte kendisini düşüren hatalara yeniden dönmemeyi başarabilmektir.

⠀

🌿 Son Söz​

“Hayat bazen insandan aldığı bir şeyi yıllar sonra yeniden verebilir; para geri gelir, güç geri gelir, aile yeniden toparlanır, kaybedilen imkânların yerine yenileri açılır. İşte o an yalnız sevineceğimiz değil, kendimizi sınayacağımız bir andır. İlk kaybımız bize ne öğretti? Aynı kibri, aynı ihmali ve aynı yanlışları yeniden mi yaşayacağız, yoksa ikinci fırsatı daha güzel bir insan olmak için mi kullanacağız? Yeniden ayağa kalkmak nimettir; fakat gerçek şükür, ayağa kalkınca geçmişte düştüğümüz yere tekrar yürümemektir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt