📖 İsrâ Suresi 14. Ayette “Kitabını Oku; Bugün Hesap Görücü Olarak Kendi Kendine Yetersin” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,738
2,736,298
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 İsrâ Suresi 14. Ayette “Kitabını Oku; Bugün Hesap Görücü Olarak Kendi Kendine Yetersin” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan dünyada kendi hatasını başkasından saklayabilir, mazeret üretebilir ve geçmişini istediği gibi anlatabilir; fakat bir gün hayatının bütün gerçekliğiyle kendisi karşı karşıya kalacaktır. O gün en güçlü delil başkasının sözü değil, insanın kendi yaşadığı hayat olacaktır. Bu yüzden en akıllıca hesaplaşma, hesap günü gelmeden önce bugün kendi vicdanımızla yapabildiğimiz hesaplaşmadır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ İsrâ Suresi 14. Ayetin Anlamı Nedir ❓​

İsrâ Suresi'nin 14. ayeti, kıyamet günü insanın amel kitabıyla karşılaşacağını ve kendisine:

“Kitabını oku! Bugün hesap görücü olarak kendi kendine yetersin.”
İsrâ Suresi, 17:14
denileceğini bildirmektedir.

Bir önceki ayette her insanın amelinin kendisine bağlı olduğu ve kıyamet günü karşısına açık bir kitap çıkarılacağı anlatılmıştı.

14. ayette ise bu kitabın insana doğrudan okutulması gündeme gelir.

Yani insan kendi hayatının kaydıyla yüzleşmektedir.

Başkasının hayatıyla değil.

Başkasının günahıyla değil.

Başkasının başarısıyla değil.

Kendi yaptıklarıyla.

Bu, kişisel sorumluluğun Kur’an'daki en güçlü anlatımlarından biridir.

2️⃣ “Kitabını Oku” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Buradaki kitap, önceki ayette söz edilen amel kitabıdır.

İnsanın hayatındaki davranışlarının karşısına çıkarılmasıdır.

İyilikler.

Kötülükler.

Tercihler.

Sorumluluklar.

Hepsi insanın karşısına gelecektir.

“Kitabını oku” ifadesi, hesap gününde insanın kendi hayatıyla yüzleşmesinin ne kadar açık olacağını göstermektedir.

Dünyada insan bazı hatalarını unutabilir.

Bazılarını küçümseyebilir.

Bazılarını kendisine göre yeniden yorumlayabilir.

Ama ahirette gerçek değiştirilemez.

İnsan kendi hayatının gerçeğini okuyacaktır.

3️⃣ Amel Kitabı Neden İnsanın Kendisine Okutulur ❓​

Allah insanın yaptığı her şeyi zaten bilir.

Dolayısıyla amel kitabının amacı Allah'ın bilgi edinmesi değildir.

İnsan kendi yaptıklarını görsün.

Hesabın adaletini fark etsin.

Kendisine haksızlık yapılmadığını anlasın.

diye kayıt önüne konur.

Bu çok büyük bir adalet görüntüsüdür.

İnsana:

“İşte hayatın.”

denilir.

Böylece kişi hakkında keyfî bir hüküm verilmediğini, hesabın kendi davranışlarıyla bağlantılı olduğunu görür.

İlahi hesap gizli bir suçlama değil, insanın kendi gerçeğiyle yüzleşmesidir.

4️⃣ “Bugün Hesap Görücü Olarak Kendi Kendine Yetersin” Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

“İnsan kendi kendisini Allah'tan bağımsız biçimde yargılar.”

anlamına gelmez.

Nihai hüküm Allah'a aittir.

Buradaki vurgu, insanın kendi amel kaydını gördüğünde hesabının ne kadar açık olduğunu anlayacak olmasıdır.

Yani insanın karşısına öyle bir kayıt çıkarılır ki kendi yaptıkları ona yeterli delil olur.

Dünyada:

“Ben yapmadım.”

diyebilir.

“Öyle olmadı.”

diyebilir.

Ama kendi hayatının kaydı önünde olduğunda inkâr alanı daralır.

Kişinin kendi hayatı kendisi hakkında şahitlik eden bir delile dönüşür.

5️⃣ Bu Ayet İlahi Adalet Hakkında Ne Öğretir ❓​

Ayet Allah'ın adaletinin keyfî olmadığını gösterir.

İnsan yapmadığı bir şeyden sorumlu tutulmaz.

Başkasının hayatı onun önüne konulmaz.

Kendi kitabı verilir.

Bu nedenle hesap son derece kişiseldir.

İnsan:

“Ben neden yargılanıyorum?”

diye sorduğunda karşısında kendi hayatını bulacaktır.

Adaletin en güçlü biçimlerinden biri, hükmün insanın kendi davranışlarına dayanmasıdır.

Allah kimseye zulmetmez.

İnsan kendi yaptıklarıyla karşılaşır.

6️⃣ İnsan Dünyada Kendi Hatalarını Neden Görmekte Zorlanır ❓​

Çünkü insanın nefsi kendisini savunmayı sever.

Bir hata yaptığında:

“O beni sinirlendirdi.”

diyebilir.

Haksızlık yaptığında:

“Mecbur kaldım.”

diyebilir.

Yalan söylediğinde:

“Başka çarem yoktu.”

diyebilir.

Bu mazeretlerin bazıları gerçekten şartları açıklayabilir.

Ama bazen insan sadece kendi vicdanını rahatlatmak için mazeret üretir.

İnsan başkasının hatasını büyütmeye, kendi hatasını ise küçültmeye eğilim gösterebilir.

Amel kitabı ise bu savunma mekanizmalarını ortadan kaldıran gerçeklikle yüzleşmedir.

7️⃣ Kendi Kendini Hesaba Çekmek Neden Önemlidir ❓​

İnsan ahirette hesabı gelmeden önce dünyada kendi hayatına bakabilir.

Bugün kimi kırdım?

Birinin hakkını yedim mi?

Yalan söyledim mi?

Bir iyilik yaptım mı?

Allah'ı ne kadar hatırladım?

Bu tür sorular insanın kendisini geliştirmesine yardımcı olur.

Dünyadaki muhasebenin en büyük avantajı, hâlâ düzeltme imkânının bulunmasıdır.

Ahirette kayıt okunur.

Dünyada ise kayıt devam etmektedir.

Bugün hata fark edilirse tövbe edilebilir.

Zarar varsa telafi edilmeye çalışılabilir.

İyilik artırılabilir.

Bu yüzden kendini hesaba çekmek insanı umutsuzluğa değil, değişime götürmelidir.

8️⃣ İnsan Kendini Sürekli Suçlamalı mıdır ❓​

Hayır.

Kendini muhasebe etmek ile sürekli kendini aşağılamak aynı şey değildir.

Sağlıklı muhasebe:

“Burada hata yaptım, nasıl düzeltebilirim?”

diye sorar.

Sağlıksız suçluluk ise:

“Ben tamamen değersizim, benden hiçbir şey olmaz.”

diyebilir.

Kur’an'ın amacı insanı kendinden nefret ettirmek değildir.

Ama hatasını görmeden yaşamasını da istemez.

Doğru denge:

Hatasını kabul etmek.

Tövbe etmek.

Düzeltmek.

Sonra daha iyi olmaya çalışmaktır.

Hata insanın son kimliği olmak zorunda değildir.

9️⃣ İnsan Başkalarının Hatalarını Konuşurken Kendi Kitabını Unutabilir Mi ❓​

Evet.

Bu çok sık yaşanabilir.

İnsan başkalarının günahlarını uzun uzun konuşabilir.

Kimin ne yaptığını takip edebilir.

Kimin yanlış yaşadığını tartışabilir.

Fakat kendi davranışlarına aynı dikkatle bakmayabilir.

Oysa kıyamet günü insanın önüne:

“Falancanın kitabını oku.”

denilmeyecektir.

Kendi kitabı verilecektir.

Bu nedenle başkasının hesabıyla aşırı meşgul olmak, kendi hayatımızı ihmal etmemize neden olabilir.

En acil amel defteri kendi amel defterimizdir.

🔟 Dünyadaki İmajımız ile Amel Kitabımız Aynı Şey midir ❓​

Hayır.

İnsan toplum içinde çok iyi bir imaj oluşturabilir.

Dürüst görünebilir.

Cömert görünebilir.

Dindar görünebilir.

Ama insanlara gösterdiği görüntü ile gerçek hayatı farklı olabilir.

Ahirette sosyal imaj değil, gerçek davranışlar önemlidir.

Bunun tersi de mümkündür.

Bir insanın yaptığı nice iyilik hiç bilinmeyebilir.

Kimse onu alkışlamamış olabilir.

Ama Allah bilir.

İnsanların bizim hakkımızdaki algısı ile Allah'ın bildiği gerçek hayat birbirinden farklı olabilir.

Bu yüzden mümin yalnız görünüşünü değil, iç dünyasını ve gizli davranışlarını da önemser.

1️⃣1️⃣ Amel Kitabında Gizli Yaptığımız Şeyler de Bulunur Mu ❓​

Allah'ın bilgisinden hiçbir şey gizli değildir.

İnsanların görmediği davranışlar da O'nun bilgisi içindedir.

Bu hem korkutucu hem umut verici bir gerçektir.

Gizli günah Allah'tan gizlenemez.

Ama gizli iyilik de kaybolmaz.

Bir gece kimse bilmeden dua ettin.

Kimseye söylemeden bir ihtiyaç sahibine yardım ettin.

Öfkeni yuttun.

Bir haksızlıktan yalnız Allah için vazgeçtin.

Bunları insanlar bilmese bile Allah bilir.

Gizlilik insanlardan saklar; Allah'ın bilgisinden saklamaz.

1️⃣2️⃣ Unuttuğumuz Davranışlarla da Karşılaşabilir Miyiz ❓​

İnsanın hafızası sınırlıdır.

Yıllar önce yaptığı birçok şeyi unutabilir.

Bir cümleyi.

Bir haksızlığı.

Bir iyiliği.

Bir borcu.

Ama unutmak, yaşanan olayın gerçekliğini otomatik olarak ortadan kaldırmaz.

İşte amel kitabı fikri bunun için çok çarpıcıdır.

İnsanın hafızası silinebilir; ilahi bilgi silinmez.

Bu nedenle insan dünyadayken hatırladığı yanlışları düzeltmeye çalışmalıdır.

Bir borç varsa ödemelidir.

Bir hak varsa sahibine ulaştırmalıdır.

Bir kırgınlık varsa mümkünse onarmalıdır.

Çünkü unutmak sorumluluğu sihirli biçimde yok etmez.

1️⃣3️⃣ Tövbe Edilen Günahlar da Aynı Şekilde Karşımıza Çıkar Mı ❓​

Allah'ın rahmeti ve bağışlaması İslam'ın temel hakikatlerindendir.

İnsan gerçekten tövbe ettiğinde, günahını bıraktığında ve Allah'a yöneldiğinde bağışlanmayı umut eder.

Bu nedenle amel kitabı düşüncesi:

“Bir kere günah işledin, artık kurtuluş yok.”

anlamına gelmez.

Tam tersine dünyadaki hayat, tövbe ve düzeltme fırsatıdır.

İnsan geçmişte kötü bir sayfa yazmış olabilir.

Ama sonraki sayfalarını değiştirebilir.

Tövbe, insanın geçmiş günahına mahkûm olmadığını gösteren büyük bir rahmet kapısıdır.

Kul hakkı varsa mümkün olduğunca hakkın sahibine dönmek ve zararı telafi etmeye çalışmak da bu dönüşün önemli bir parçasıdır.

1️⃣4️⃣ Kul Hakkı Amel Kitabında Neden Çok Ciddi Bir Konudur ❓​

Çünkü insanın davranışları yalnız kendisiyle Allah arasında gerçekleşmez.

Başka insanlara dokunur.

Bir işçinin ücretini vermemek.

Birinin malını almak.

İftira etmek.

İnsanları aşağılamak.

Bir borcu bilerek ödememek.

Yetkiyi kullanarak başkasının hakkını çiğnemek.

Bunların hepsi başka insanların hayatını etkiler.

İnsan:

“Ben tövbe ettim.”

diyebilir.

Ama mümkünse bozduğu hakkı da düzeltmelidir.

Gerçek pişmanlık, sadece gözyaşı değil, mümkün olduğunda onarım da üretir.

Bu nedenle kul hakkı konusunda hassasiyet amel hesabının önemli bir parçasıdır.

1️⃣5️⃣ Bu Ayet İnsanların Birbirini Yargılamasını mı Teşvik Ediyor ❓​

Hayır.

Tam tersine ayet insanın dikkatini kendi hesabına yöneltmektedir.

İnsanların açık davranışları hakkında hukuki veya ahlaki değerlendirme yapılabilir.

Ama bir kişinin nihai ahiret hükmünü Allah'a bırakmak gerekir.

Biz başkasının kalbindeki niyeti tam olarak bilemeyiz.

Tövbesini bilemeyebiliriz.

Son hâlini bilemeyebiliriz.

Bu yüzden:

“Kesin cehennemlik.”

veya:

“Kesin kurtuldu.”

gibi nihai hükümler konusunda insan haddini bilmelidir.

Ayetin mesajı:

Başkasının kitabını tahmin etmekten önce kendi kitabını düzelt.

şeklinde okunabilir.

1️⃣6️⃣ Bugün Amel Kitabımızı Daha Güzel Hâle Getirmek İçin Ne Yapabiliriz ❓​

Büyük değişimler her zaman dev adımlarla başlamaz.

Bugün bir kişiye yardım etmek.

Borcu ödemek.

Bir yanlıştan vazgeçmek.

Anne babayı aramak.

Birine özür dilemek.

Namazı daha bilinçli kılmak.

Harama yaklaşmamak.

Birini affetmek.

Bunların her biri hayatın kaydında yeni bir yön oluşturabilir.

Amel kitabımız hâlâ yazılıyorsa değişme imkânımız hâlâ vardır.

İnsan geçmişin sayfalarını değiştiremez.

Ama bugünkü davranışlarıyla gelecekteki sayfalarını değiştirebilir.

1️⃣7️⃣ İsrâ Suresi 12, 13 ve 14. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

12. ayette:

Gece ve gündüz, yılların sayısı ve zaman hesabı anlatılmıştı.

13. ayette:

Her insanın amelinin kendisine bağlı olduğu ve kıyamet günü amel kitabının açılacağı bildirildi.

14. ayette ise:

“Kitabını oku.”

denilerek insan doğrudan kendi hesabıyla yüzleştirilmektedir.

Bu ayetler arasında çok güçlü bir ilerleyiş vardır:

Önce zaman akıyor.

Sonra insan o zaman içerisinde amel işliyor.

Sonra ameller kayda dönüşüyor.

Ve sonunda insan kendi hayatını okuyor.

Takvimde geçen günler, amel kitabında boş sayfalar değildir.

Her gün insan hayatına bir şey ekler.

Bu nedenle zaman ile amel arasında çok derin bir ilişki vardır.

1️⃣8️⃣ İsrâ Suresi 14. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir ❓​

Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri şudur:

Kendine karşı dürüst ol.

İnsan başkalarını kandırabilir.

Toplum önünde rol yapabilir.

Kendi hatalarını saklayabilir.

Ama sonunda kendisinden kaçamaz.

Bu nedenle hesap gününden önce insanın kendi vicdanına dönmesi büyük bir nimettir.

Bugün yanlışını kabul edebiliyorsan düzeltebilirsin.

Bugün kul hakkını fark ediyorsan telafi edebilirsin.

Bugün günahını görüyorsan tövbe edebilirsin.

Ahirette kitabını okumadan önce dünyada hayatını okumayı öğren.

Bu ayetin çok güçlü kişisel çağrısı budur.

1️⃣9️⃣ İsrâ Suresi 14. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir ❓​

İsrâ Suresi'nin 14. ayeti, kıyamet günü insanın kendi amel kitabıyla karşı karşıya bırakılacağını ve hayatının kaydının kendi hesabı için yeterince açık bir delil oluşturacağını bildirmektedir.

Bu ayetin ilk büyük mesajı, hesap gününün kişiselliğidir.

İnsan kendi kitabını okuyacaktır.

Bu ifade çok düşündürücüdür.

Dünyada sürekli başkalarının hayatına bakıyoruz.

Kim ne aldı?

Kim ne yaptı?

Kim ne kadar kazandı?

Kim nasıl yaşıyor?

Ama ahirette bütün bu karşılaştırmalar anlamını kaybedecektir.

Önümüzde kendi hayatımız olacaktır.

İkinci büyük mesaj, hesabın açık olmasıdır.

İnsan hakkında gizli ve anlaşılmaz bir dosya üzerinden hüküm verilmez.

Kendi davranışlarıyla karşılaşır.

Bu, Allah'ın adaletinin güçlü göstergelerinden biridir.

İnsan ne yaptığını görür.

Neden sorumlu olduğunu anlar.

İlahi adalet, insanın gerçeğiyle yüzleştiği adalettir.

Üçüncü büyük mesaj, mazeretlerin sınırıdır.

Dünyada insanın davranışını etkileyen şartlar vardır.

Aile.

Çevre.

Eğitim.

Baskı.

Bunların hepsi Allah'ın adaletinde elbette bilinir.

Fakat insanın bilinçli tercihlerinde:

“Başkaları da yapıyordu.”

demek yanlışı doğru hâle getirmez.

Kalabalığın yaptığı günah, günah olmaktan çıkmaz.

Dördüncü büyük mesaj, insanın kendi hikâyesini değiştirmeden anlatabilme ihtimalidir.

İnsan dünyada geçmişini istediği gibi sunabilir.

Kendisini sürekli mağdur gösterebilir.

Kendi yanlışlarını çıkarabilir.

Başkasının hatalarını büyütebilir.

Ama amel kitabında hayat propaganda değildir.

Gerçek neyse odur.

Bu yüzden insan en azından kendi vicdanına karşı dürüst olmalıdır.

Beşinci büyük mesaj, görünmeyen iyiliklerin değeridir.

Belki hayatın boyunca yaptığın en güzel şeyleri kimse bilmeyecek.

Kimse sana teşekkür etmeyecek.

Kimse alkışlamayacak.

Ama Allah'ın bilgisi insanların hafızasına bağlı değildir.

Bu nedenle bir iyilik yalnız Allah biliyor diye değersizleşmez.

Tam tersine gösterişten uzak olduğu için çok özel olabilir.

Allah'ın gördüğü iyiliğin insanlardan alkış istemeye ihtiyacı yoktur.

Altıncı büyük mesaj, gizli kötülüğün de gerçek olmasıdır.

Bir davranışın kameralara yakalanmaması onu yok etmez.

Bir insanın yalanını kimsenin fark etmemesi onu doğru yapmaz.

Dünya hukukundan kaçmak mümkün olabilir.

Ama Allah'ın bilgisinden kaçmak mümkün değildir.

Gerçek ahlak, yakalanmaktan korktuğumuz için değil, yanlış olduğu için kötülükten uzak durabilmektir.

Yedinci büyük mesaj, tövbe fırsatının değeridir.

Bugün hâlâ kitabımızın son sayfası yazılmadıysa yeni bir başlangıç mümkündür.

Geçmişte büyük hata yapılmış olabilir.

Ama insan bugün yönünü değiştirebilir.

Bu nedenle amel kitabı düşüncesi sadece geçmişe bakmaz.

Geleceğe de yön verir.

Dünün kaydını değiştiremeyebiliriz; fakat yarının kaydını bugünkü kararlarımızla değiştirebiliriz.

Sekizinci büyük mesaj, kul hakkını geciktirmemektir.

Birine borcun varsa ve ödeme imkânın varsa öde.

Birini kırdıysan mümkünse özür dile.

Birinin malını aldıysan geri vermeye çalış.

Bir haksızlık yaptıysan düzeltmeye çalış.

Çünkü bugün onarılabilecek şeyi yarına bırakmak gereksiz bir risktir.

Dünyada çözülebilen hesabı ahirete taşımamak en akıllıca davranışlardan biridir.

Dokuzuncu büyük mesaj, kendi muhasebemizi yapmaktır.

İnsan her gün saatlerce başkalarını analiz edebilir.

Ama kendisine birkaç dakika ayırmayabilir.

Oysa insanın gelişmesini sağlayan en önemli sorulardan biri şudur:

“Bugün ben nasıldım?”

Dürüst müydüm?

Adaletli miydim?

Birini gereksiz yere kırdım mı?

Allah'ı unuttum mu?

Bu sorular insanı yavaş yavaş değiştirebilir.

Onuncu büyük mesaj, insanların görüşüne bağımlı yaşamamaktır.

Bir davranışın doğruluğu yalnız başkalarının alkışına göre belirlenmez.

İnsanların tamamı seni övebilir ama yanlış yapıyor olabilirsin.

İnsanların tamamı seni eleştirebilir ama doğruyu savunuyor olabilirsin.

Bu nedenle müminin en temel ölçüsü:

Allah'ın huzurunda bu davranışımın hesabını verebilir miyim?

sorusudur.

Bu soru insanı toplum baskısına karşı daha sağlam hâle getirebilir.

On birinci büyük mesaj, zamanın değeridir.

Bir önceki ayetlerde zaman ve gece-gündüz anlatılmıştı.

Şimdi zamanın içine ne yazdığımız ortaya çıkmaktadır.

Her gün geçiyor.

Fakat geçerken boş gitmiyor.

Bir davranış.

Bir karar.

Bir söz.

Bir niyet.

bırakıyor.

Ömür, yaşadığımız günlerin sayısından çok o günlere ne yazdığımızla anlam kazanır.

On ikinci büyük mesaj, insanın kendi hesabına yönelmesidir.

Kıyamet günü insanın önüne kendi kitabı konacaktır.

Bu yüzden dünyada en önemli hazırlıklardan biri başkasının açığını aramak değil, kendi eksiğini düzeltmektir.

Başkalarına nasihat etmek kolay olabilir.

Kendi nefsine aynı sözü söylemek daha zordur.

Ama gerçek değişim burada başlar.

İnsan önce kendi kitabının editörü olmalıdır.

İsrâ Suresi'nin 14. ayeti bugün insanın kendisine şu soruları sordurur:

Kendi hatalarımı başkalarının hataları kadar açık görebiliyor muyum?

Hayatım bütün gerçekliğiyle önüme konsa hangi sayfalardan utanırım?

Bugün düzeltme imkânım olan hangi yanlışları erteliyorum?

Ödemem gereken bir hak veya borç var mı?

Kimsenin bilmediği iyiliklerimi yalnız Allah'ın bilmesi bana yetiyor mu?

İnsanların karşısındaki görüntüm ile yalnızken yaşadığım hayat arasında büyük bir fark var mı?

Başkalarının ahiret hesabını konuşurken kendi hesabımı unutuyor muyum?

Bugün hayatımın kitabına nasıl bir sayfa ekliyorum?


Bu sorular ayetin insana yönelttiği kişisel çağrıyı çok açık hâle getirir.

Çünkü bir gün insan kendi hayatını başkasının anlatımından değil, kendi yaptıklarının gerçeğinden okuyacaktır.

Sonuç olarak İsrâ Suresi'nin 14. ayeti bize şunu öğretmektedir:

Kendi hayatına karşı dürüst ol.

Başkalarını yargılamadan önce kendini hesaba çek.

Gizli iyiliğini küçümseme.

Gizli günahını güvenli sanma.

Kul hakkını mümkün olduğunca dünyada düzelt.

Tövbeyi erteleme.

İnsanların seni nasıl gördüğünden önce Allah'ın senin hakkında ne bildiğini düşün.

Ve amel kitabının henüz yazılmaya devam ettiğini unutma.


Çünkü kıyamet günü insanın önüne başkasının hayat hikâyesi değil, kendi kitabı konacak ve ona:

“Kitabını oku.”

denilecektir.

Bu yüzden en büyük hazırlıklardan biri, o kitap açılmadan önce bugünkü sayfalarımızı mümkün olduğunca güzelleştirmektir.

⠀

🌿 Son Söz​

“Bir gün hayatımızı savunmak için insanların alkışları, unvanlarımız veya kendimiz hakkında anlattığımız güzel hikâyeler yanımızda olmayacak; önümüzde kendi yaşadığımız hayat duracak. O gün kitabımızı okumaktan korkmamak için bugün vicdanımızı susturmayalım. Hata yaptıysak dönelim, hak yediysek onarmaya çalışalım, iyiliği ertelemeyelim ve kimsenin görmediği yerde de doğru kalalım. Çünkü insanın en büyük hesabı başkalarına ne kadar iyi göründüğü değil, Allah’ın huzuruna hangi gerçekle çıktığıdır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt