A‘râf Suresi 132. Ayette “Bizi Büyülemek İçin Bize Ne Tür Bir Ayet Getirirsen Getir, Biz Sana İman Edecek Değiliz” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Bir insan delile bakmadan önce ‘Ne gösterirsen göster inanmayacağım’ diyorsa, artık sorun delilin azlığı değil, zihnin kapısını baştan kilitlemiş olmasıdır.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 131. ayetinde Firavun toplumunun:
iyilik geldiğinde:
“Bu bizim hakkımızdır.”
dediği,
kötülük geldiğinde ise:
Hz. Musa ve beraberindekileri:
uğursuz saydığı
anlatılmıştı.
- ayette ise onların dirençleri daha açık bir cümleye dönüşür:
Bu söz:
çok önemli bir zihinsel kırılmayı gösterir.
Artık mesele:
“Delilin yeterli mi?”
sorusu değildir.
Onlar peşinen:
“Ne getirirsen getir inanmayacağız.”
demektedir.
Yani:
sonuç:
delilden önce
belirlenmiştir.
Bu durumda insan:
gerçeği araştırmıyor olabilir.
Sadece:
önceden verdiği kararın:
haklı çıkmasını
istiyor olabilir.
“Ne Tür Bir Ayet Getirirsen Getir” Ne Demektir
Bu ifade:karşı tarafın:
henüz görmediği delilleri bile:
önceden reddetmeye hazır olduğunu
gösterir.
Yani:
delil değerlendirilmeden hüküm verilmiştir.
Bu:
açık fikirli araştırmanın:
tam tersidir.
“Bizi Büyülemek İçin” Demeleri Ne Anlama Gelir
Onlar:Hz. Musa’nın getirdiği işaretleri:
başlangıçtan itibaren:
sihir
olarak çerçeveler.
Yani:
gördükleri şey ne olursa olsun:
onu:
kendi ön kabul ettikleri kategoriye:
yerleştirmeye hazırlanırlar.
Bu:
delilin kendisini değil,
etiketini
öne çıkarır.
Bir Şeye Önceden Etiket Koymak Algıyı Etkiler mi
Evet.İnsan:
bir şeyi:
“sahtekârlık”
diye etiketlediyse:
sonraki bütün gelişmeleri:
o gözle okuyabilir.
Bir kişiyi:
“yalancı”
olarak belirlediyse:
doğru söylediği yerde bile:
şüphe duyabilir.
Bu yüzden:
etiketler:
düşüncenin:
yerine geçmemelidir.
“Biz Sana İman Edecek Değiliz” Cümlesi Neden Çok Önemlidir
Çünkü burada:reddetmenin sebebi:
artık açıkça:
delilin yetersizliği değildir.
Onlar:
ne olursa olsun:
iman etmeyeceklerini
ilan eder.
Yani:
karar baştan verilmiştir.
Bir İnsan Delilden Önce Sonuca Karar Verirse Ne Olur
O zaman:araştırma:
gerçeği bulmak için değil,
kendi görüşünü:
korumak için yapılabilir.
İnsan:
kendi fikrine uyan:
kanıtları toplar.
Uymayanları:
küçümser.
Buna modern psikolojide:
doğrulama yanlılığına benzeyen
bir eğilim denilebilir.
Açık Fikirlilik Her Söylenene İnanmak mıdır
Hayır.Açık fikirli olmak:
saf olmak değildir.
İnsan:
kanıt ister.
Sorgular.
Karşılaştırır.
Şüphe eder.
Ama önemli fark şudur:
kanıt yeterli olduğunda fikrini değiştirmeye hazırdır.
Şüphecilik ile İnat Arasındaki Fark Nedir
Şüphecilik:“Bana yeterli delil göster.”
der.
İnat ise:
“Ne gösterirsen göster kabul etmeyeceğim.”
der.
Birincisi:
araştırmaya açıktır.
İkincisi:
sonucu:
baştan belirlemiştir.
Firavun Toplumu Neden Bu Kadar Kesin Konuşuyor
Çünkü Hz. Musa’nın mesajını kabul etmek:yalnız bir fikir değiştirmek:
değildir.
Bu:
mevcut düzeni,
otorite anlayışını,
inanç sistemini
ve çıkar ilişkilerini:
sorgulamayı
gerektirebilir.
Bazen insan:
gerçeği reddederken:
yalnız fikrini değil,
kurduğu hayatı da korumaya çalışır.
İnsan Bir Gerçeği Kabul Etmenin Bedelinden Korkabilir mi
Evet.Bir gerçeği kabul etmek:
bazen:
“Ben yıllardır yanılıyormuşum.”
demeyi gerektirir.
Bu:
ego için:
zor olabilir.
Ayrıca:
çevreni,
statünü,
alışkanlıklarını
değiştirmen gerekebilir.
Bu yüzden:
gerçek:
yalnız zihinsel değil,
ahlaki cesaret de
isteyebilir.
Çok Fazla Delil Her İnsanı İkna Eder mi
Hayır.Bu ayet tam olarak:
bunun:
otomatik olmadığını
gösterir.
Delil:
önemlidir.
Ama insanın:
delile karşı:
nasıl bir tutum aldığı da:
önemlidir.
Eğer kişi:
“Asla kabul etmeyeceğim.”
diye karar vermişse:
daha fazla delil:
her zaman:
daha fazla ikna
üretmeyebilir.

Peki Bir İnsan Neden Delili Sürekli Yeniden Yorumlar
Çünkü zihni:mevcut inançlarını:
korumaya çalışabilir.
Beklenmedik bir olay olduğunda:
onu:
başka türlü açıklayabilir.
Bir açıklama çökünce:
yenisini oluşturabilir.
Bu:
her zaman kötü niyet değildir.
Ama kişi:
hiçbir ihtimalde:
fikrini değiştirmiyorsa:
araştırma artık kapalı devreye dönüşebilir.

Bu Ayet Soru Sormayı Eleştiriyor mu
Hayır.Kur’an:
düşünmeyi,
akletmeyi,
ibret almayı
tekrar tekrar teşvik eder.
Sorun:
soru sormak değildir.
Sorun:
cevap ne olursa olsun:
önceden reddetmeye karar vermektir.

“Mucize Göster, Sonra İnanırım” Diyen Biri Gerçekten İnanır mı
Her zaman değil.İnsan bazen:
“Şunu görsem kesin inanırım.”
diyebilir.
Ama gördüğünde:
başka açıklama bulabilir.
Bu ayet:
insanın:
yalnız delil eksikliğinden değil,
kalbin ve zihnin direncinden de
reddedebileceğini
gösterir.

İnançta Zorlama ile İkna Aynı Şey midir
Hayır.İkna:
delil,
düşünce,
anlama
üzerinden gelişir.
Zorlama:
insanı:
dışarıdan itaat ettirebilir.
Ama:
gerçek kabulü:
zorla oluşturamaz.
Bu ayette:
Firavun toplumu:
kendi iradesiyle:
kapalı bir tutum sergiler.

İnsan Kendi Fikrini Değiştirebilmek İçin Ne Yapmalı
Kendine şu soruyu sorabilir:“Hangi durumda fikrimi değiştirirdim?”
Eğer cevabı:
“Hiçbir durumda.”
ise:
o zaman:
gerçekten araştırıyor muyuz,
yoksa:
sadece inandığımız şeyi:
koruyor muyuz
diye düşünmek gerekir.

“Ne Olursa Olsun Ben Haklıyım” Düşüncesi Neden Tehlikelidir
Çünkü:insanı:
hatasını göremeyen biri
hâline getirebilir.
Herkes:
yanılabilir.
Bilgili insan da:
yanılabilir.
Çok tecrübeli insan da:
yanılabilir.
Bu yüzden:
fikrini değiştirebilmek zayıflık değil, düşünsel olgunluk olabilir.

Hz. Musa’nın Karşısındaki İnsanların Sorunu Delil Eksikliği miydi
Kıssanın bu aşamasında:mesele artık:
yalnız delil eksikliği olarak:
sunulamaz.
Hz. Musa:
daha önce:
asasının mucizesini:
göstermiştir.
Eliyle ilgili mucize:
görülmüştür.
Sihirbazlar:
gördükleri karşısında:
iman etmiştir.
Buna rağmen:
Firavun çevresi:
“Ne getirirsen getir inanmayacağız.”
demektedir.
Bu:
direncin:
daha derin olduğunu
gösterir.

A‘râf Suresi 131. ve 132. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
kendilerini haklı gören,
kötülük geldiğinde:
Hz. Musa’yı uğursuz sayan
bir zihniyet vardı.
- ayette ise:
daha da sertleşir:
“Ne ayet getirirsen getir sana inanmayacağız.”
Yani:
önce:
olaylar yanlış yorumlanır.
Sonra:
delile karşı kapı tamamen kapatılır.

Sonuç: A‘râf Suresi 132. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 132. ayet:insanın:
hakikate karşı:
nasıl zihinsel bir duvar
örebileceğini:
çok kısa ama güçlü biçimde anlatır.
Firavun toplumu:
Hz. Musa’ya:
şöyle der:
“Bizi büyülemek için bize ne tür bir ayet getirirsen getir, biz sana iman edecek değiliz.”
Bu cümle:
aslında:
tartışmayı:
bitiren bir cümledir.
Çünkü:
“Ne gösterirsen göster…”
dediğin anda:
artık:
delilin kalitesini:
değerlendirmiyorsun.
Sonucu:
önceden:
kararlaştırmış oluyorsun.
Bu:
insanın:
hayatın birçok alanında:
düşebileceği bir hatadır.
Bir insan hakkında:
“O asla iyi bir şey yapamaz.”
dersen:
iyi yaptığı şeyleri de:
göremeyebilirsin.
Bir fikre:
“Bu tamamen saçma.”
diye:
baştan kapandıysan:
içinde doğru bir unsur:
olsa bile:
kaçırabilirsin.
Kendi düşüncen için:
“Ben bu konuda kesin yanılmam.”
diyorsan:
hata yaptığını:
anlaman:
zorlaşabilir.
Bu nedenle:
zihinsel olgunluğun:
çok önemli bir ölçüsü:
şudur:
Fikrini değiştirebileceğin bir şart var mı?
Eğer:
kanıt,
mantık,
tecrübe,
yeni bilgi
geldiğinde:
fikrini:
yeniden değerlendirebiliyorsan:
zihnin:
yaşıyor demektir.
Ama:
hiçbir durumda:
değişmeyecek bir sonuca:
önceden bağlandıysan:
artık:
hakikati değil,
kendi kanaatini koruyor olabilirsin.
Ayetin bir başka önemli yönü:
Hz. Musa’nın getirdiği ayetlere:
peşinen:
“sihir”
denmesidir.
Bu:
etiketin:
ne kadar güçlü olabileceğini:
gösterir.
Bir şeye:
yanlış isim verirsen:
onu:
yanlış değerlendirebilirsin.
Bu yüzden:
önce:
“Bu nedir?”
diye araştırmak gerekir.
Sonra:
hüküm vermek.
Önce hüküm verip:
sonra bütün gerçekliği:
o hükme uydurmaya çalışmak:
insanı:
hakikatten uzaklaştırabilir.
Belki de A‘râf 132’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir konuda gerçekten delil mi arıyoruz, yoksa zaten verdiğimiz karar için delil toplamaya mı çalışıyoruz?
Bu soru:
çok önemlidir.
Çünkü insan:
yalnız başkalarının:
önyargısını görmekte:
ustalaşabilir.
Ama:
kendi önyargısını:
fark etmek:
daha zordur.
Gerçek düşünsel özgürlük:
her fikre inanmak değildir.
Gerçek özgürlük:
doğru olduğunu sandığın şeyin yanlış çıkabileceğini kabul edecek kadar dürüst olabilmektir.
“Hakikati arayan insan ‘Beni ne ikna eder?’ diye sorar; inadı koruyan insan ise ‘Ne gösterirsen göster değişmem’ der. Zihnin gücü her şeye direnmekte değil, gerektiğinde gerçeğin önünde yön değiştirebilmekte ortaya çıkar.”
Ersan Karavelioğlu