📖 Hicr Suresi 44. Ayette “Onun Yedi Kapısı Vardır; Her Kapı İçin Onlardan Ayrılmış Bir Bölüm Vardır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,515
2,736,291
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Hicr Suresi 44. Ayette “Onun Yedi Kapısı Vardır; Her Kapı İçin Onlardan Ayrılmış Bir Bölüm Vardır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Hicr Suresi 43. ayette ‘Şüphesiz cehennem onların hepsine vaat edilen yerdir’ buyurularak İblîs’in yolunu bilinçli biçimde izleyenlerin nihai hesabına dikkat çekilmişti. 44. ayette ise cehennem hakkında daha özel bir tasvir gelir: ‘Onun yedi kapısı vardır; her kapı için onlardan ayrılmış bir bölüm vardır.’ Buradaki ‘yedi kapı’ ifadesi, cehennemin düzenli ve farklı gruplarla ilişkili bir yapıya sahip olduğunu düşündürür; ancak ayetin söylemediği ayrıntıları uydurup cehennemin teknik mimari planını çıkarmaya çalışmak doğru değildir. Tefsirlerde kapıların farklı gruplara veya farklı ceza derecelerine işaret ettiği yönünde açıklamalar vardır. Fakat ayetin asıl amacı numerolojik sır vermek değil, ilahî hesabın rastgele ve düzensiz olmadığını göstermektir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Hicr Suresi 44. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin Arapçası “Lehâ seb‘atu ebvâbin li-kulli bâbin minhum cüz’un maksûm.” şeklindedir. Genel anlamı ise “Onun yedi kapısı vardır; her kapı için onlardan ayrılmış bir bölüm vardır.” diye ifade edilebilir.

Bu ayet, bir önceki ayette sözü edilen cehennemin tek ve belirsiz bir kaos alanı değil, düzenli bir hesap yapısına sahip olduğunu anlatan güçlü bir tasvir sunar.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Kur’an’ın verdiği bilgi kadar konuşmalı, vermediği ayrıntıları kesin bilgiymiş gibi tamamlamamalıyız.

2️⃣ “Yedi Kapı” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette açık biçimde “yedi kapı” ifadesi kullanılır. Bunun hakiki anlamda kapılar olduğu kabul edilebilir; fakat bu kapıların dünya binalarındaki kapılarla birebir aynı fiziksel yapıda olduğunu söylemek zorunlu değildir.

Ahiret âlemi, dünya şartlarının birebir kopyası olmak zorunda değildir.

Bu nedenle “yedi kapı vardır” bilgisini kabul ederken, bu kapıların ölçüsü, malzemesi, şekli veya mimari detayları hakkında vahyin vermediği kesin hükümlerden kaçınmak gerekir.

3️⃣ Neden Tam Olarak Yedi Kapı ❓​

Ayet sayıyı yedi olarak bildirir; fakat neden yedi olduğu ayrıntılı biçimde açıklanmaz.

Bu noktada farklı tefsir yorumları yapılmış olabilir. Ancak “Yedi sayısının mutlaka şu gizli kozmik şifreyi temsil ettiği” şeklindeki kesin iddialar vahyin açık bilgisini aşar.

Kur’an’ın burada verdiği kesin bilgi şudur: Cehennemin yedi kapısı vardır.

4️⃣ Yedi Sayısı Gizli Numerolojik Bir Kod mudur ❓​

Ayet böyle bir şey söylemez.

Yedi sayısının Kur’an’da başka bağlamlarda da geçtiği doğrudur; fakat bundan hareketle her “yedi” geçen ayette aynı gizli matematik sistemini aramak doğru değildir.

Kur’an’daki sayıların her birini numerolojiye çevirmek, metnin açık mesajının önüne geçebilir.

5️⃣ “Her Kapı İçin Onlardan Ayrılmış Bir Bölüm Vardır” Ne Demektir ❓​

Ayetteki “li-kulli bâbin minhum cüz’un maksûm” ifadesi, her kapıya onlardan belirli bir bölümün ayrıldığını bildirir.

Bu, cehenneme gireceklerin aynı kategori içinde gelişigüzel toplanmadığını, belirli bir ayrım ve düzen bulunduğunu düşündürür.

Tefsirlerde bu ayrımın günah, azgınlık veya durum farklılıklarıyla ilişkili olabileceği açıklanmıştır.

6️⃣ Bu Bölümler Farklı Günah Gruplarına mı Aittir ❓​

Tefsirlerde böyle yorumlar vardır; ancak ayet tek tek “şu günah şu kapıya, bu günah şu kapıya” şeklinde ayrıntılı bir liste vermez.

Bu nedenle internette veya popüler din anlatılarında görülebilen kesin kategorik listelere dikkat etmek gerekir.

Vahyin açıkça belirtmediği bir sınıflandırmayı Allah’ın kesin hükmü gibi sunmak doğru değildir.

7️⃣ Cehennemin Yedi Kapısı Yedi Kat Olduğu Anlamına mı Gelir ❓​

Bazı geleneksel açıklamalarda kapılar ve tabakalar ilişkilendirilmiş olabilir. Fakat “yedi kapı” ile “yedi kat” ifadelerini otomatik olarak tamamen aynı teknik yapı kabul etmek için dikkat gerekir.

Ayetin kendisi doğrudan “yedi kapı” der.

Bu nedenle en güvenli yaklaşım, ayetin açık ifadesini korumak ve ek ayrıntıları tefsir yorumu olarak belirtmektir.

8️⃣ Cehennem Dünya Binası Gibi Bir Yer midir ❓​

Ahiret âlemine ait tasvirleri dünya mimarisine birebir indirgemek doğru değildir.

Kapı, bölüm ve yer gibi kelimeler insanın anlayabileceği dilde bir gerçekliği ifade eder; fakat ahiretin fiziksel şartlarının dünyadakiyle birebir aynı olduğunu bilmiyoruz.

Bu nedenle cehennemin teknik mimari krokisini çizdiğini iddia eden kesin anlatımlar spekülasyona dönüşebilir.

9️⃣ Ahiret Tasvirleri Gerçek mi, Mecaz mı ❓​

İslamî gelenekte cehennem ve cennet gerçek ahiret hakikatleri olarak kabul edilir. Bununla birlikte bu gerçekliğin tam mahiyeti ve dünyadaki fiziksel ölçülerle nasıl karşılaştırılacağı konusunda insan bilgisi sınırlıdır.

Bu yüzden iki uçtan kaçınmak gerekir: Bir tarafta ahiret anlatısını tamamen anlamsız sembole indirgemek, diğer tarafta ise vahyin vermediği teknik ayrıntıları kesin fiziksel bilgi gibi anlatmak.

Gerçekliği kabul etmek, bütün ayrıntılarını bildiğimizi iddia etmek değildir.


🔟 Yedi Kapı Farklı Ceza Derecelerini mi Gösterir ❓​

Ayetin “her kapı için ayrılmış bir bölüm” demesi, farklılık ve düzen fikrini destekler.

Bu da insanların yaptığı kötülüklerin tek tip olmayabileceğini ve ilahî hesabın kişinin gerçek durumuna göre farklılaşabileceğini düşündürür.

Kur’an’ın genel adalet anlayışı açısından bu önemlidir: Herkesin eylemi, niyeti ve sorumluluğu aynı değildir.

1️⃣1️⃣ Her Günah Aynı Derecede midir ❓​

Hayır. Ahlaki ve dinî açıdan bütün yanlışları tek seviyeye indirmek doğru değildir.

Bir insanın küçük bir hata yapması ile bilinçli biçimde yıllarca insanlara zulmetmesi aynı kategori değildir.

Adalet, farklı davranışlara farklı ağırlık verebilmeyi gerektirir.

1️⃣2️⃣ Bir Günahkârı Hemen Belirli Bir “Cehennem Kapısına” Yerleştirebilir miyiz ❓​

Hayır. Böyle bir yetkimiz yoktur.

Ayet bize cehennemin yedi kapısından söz eder fakat yaşayan belirli kişilerin hangi kapıya gireceğini söylemez.

Bu nedenle “Sen şu kapıdan gireceksin” şeklindeki dinî tehditler bilgi değil, insanın kendi hükmünü Allah’ın hükmü gibi sunması olabilir.

1️⃣3️⃣ Cehennemin Bölümlere Ayrılması İlahi Adaletle Nasıl İlişkilidir ❓​

Ayetin düzen vurgusu, ilahî hesabın gelişigüzel olmadığı fikrini güçlendirir.

İnsanlar farklı derecelerde bilgiye, imkâna, niyete ve sorumluluğa sahiptir. Dolayısıyla herkesin aynı biçimde değerlendirilmesi adalet değil, eşitsizlik doğurabilir.

Allah’ın adaleti ise herkesin gerçek durumunu eksiksiz bilir.

1️⃣4️⃣ İnsanların Sorumluluk Dereceleri Neden Farklı Olabilir ❓​

Çünkü aynı davranış farklı şartlarda farklı sorumluluk taşıyabilir.

Kasıtlı yapılan bir davranış ile yanlışlıkla yapılan aynı değildir. Zorlama altında yapılan ile özgürce seçilen aynı değildir. Bilerek yapılan ile gerçekten bilmeden yapılan aynı olmayabilir.

Bu yüzden ilahî hesapta niyet, bilgi, kapasite ve şartların dikkate alınması adaletin önemli parçasıdır.

1️⃣5️⃣ Bu Ayet Bize İnsanları Sınıflandırma Yetkisi Verir mi ❓​

Hayır. İlahi hesabın kategorileri bulunması, insanların birbirine “Sen şu cehennem sınıfındasın” deme hakkına sahip olduğu anlamına gelmez.

Biz davranışları ahlaken değerlendirebiliriz, hukuki suçları delille belirleyebiliriz ve yanlışlara itiraz edebiliriz.

Fakat gaybî nihai sınıflandırma Allah’a aittir.

1️⃣6️⃣ Cehennem Anlatısı Korku İçin mi, Sorumluluk İçin mi ❓​

Korku bir uyarı işlevi görebilir; fakat ayetin amacı yalnız insanı dehşete düşürmek değildir.

Asıl mesajlardan biri, davranışların sonuçsuz olmadığıdır.

İnsan yaptığı seçimlerin önemsiz olmadığını fark ettiğinde daha bilinçli davranabilir. Bu yüzden cehennem anlatısı ahlaki sorumluluğu ciddiye almaya çağırır.

1️⃣7️⃣ Cehennem Korkusu İnsanı Umutsuzluğa Sürüklemeli mi ❓​

Hayır. Kur’an’ın genel öğretisinde rahmet, bağışlanma ve tövbe de güçlü biçimde yer alır.

Bir insan günahını fark ettiğinde “Artık benim için hiçbir yol yok” diye düşünmemelidir.

Cehennem tehdidi, dönüş kapısını kapatmak için değil; yanlışa devam etmeme konusunda uyarmak için anlaşılmalıdır.

1️⃣8️⃣ Hicr Suresi 43 ve 44. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Hicr Suresi 43. ayette cehennemin İblîs ve ona uyanlar için vaat edilen yer olduğu, 44. ayette ise cehennemin yedi kapısı ve her kapıya ayrılmış bir bölüm bulunduğu bildirilir.

Böylece önce nihai sonuç, ardından bu sonucun düzenli ve farklılaştırılmış yapısı tasvir edilir.

Bir sonraki ayet olan Hicr Suresi 45. ayette ise anlatım tamamen farklı bir sahneye geçecek ve şöyle buyrulacaktır: “Şüphesiz takvâ sahipleri cennetlerde ve pınar başlarındadır.” Bu ayeti ele alırken özellikle takvânın sürekli korku veya panik anlamına gelmemesi, cennet ve pınar tasvirlerinin anlamı, dünya zenginliğiyle cennet garantisinin birbirine karıştırılmaması, takvânın yalnız dış görünüş değil ahlaki sorumluluk oluşu ve korku anlatısından sonra umut dengesinin kurulması üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Hicr Suresi 44. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Hicr Suresi 44. ayet, “Onun yedi kapısı vardır; her kapı için onlardan ayrılmış bir bölüm vardır” buyurarak cehennemin düzenli, belirlenmiş ve ilahî hesapla ilişkili bir yapıya sahip olduğunu bildirir.

Bu ayetin ilk önemli mesajı, cehennem tasvirinin kaotik bir öfke sahnesi olmadığıdır.

Kapılar vardır.

Bölümler vardır.

Dağılım vardır.

Bütün bunlar düzen fikrini taşır.

Bu düzen, ilahî adalet açısından önemlidir.

Çünkü insanların hayatları ve yaptıkları aynı değildir.

Bir insan bir kez hata yapıp pişman olabilir.

Bir başkası sistematik biçimde yıllarca insanlara zulmedebilir.

Bu ikisini aynı değerlendirmek adaletli olmaz.

Ayetin “her kapı için ayrılmış bir bölüm” ifadesi de farklılık fikrini güçlendirir.

Fakat bu noktada insanın çok sevdiği bir tehlike ortaya çıkar: Bilmediği ayrıntıyı tamamlamak.

Kur’an yedi kapı der.

İnsan hemen şu soruları sormaya başlayabilir:

Kapılar nasıl görünüyor?

Kaç metre?

Hangi kapının adı ne?

Hangi günahkâr hangi sırada?

Hangi kapının sıcaklığı kaç derece?

Bu soruların bir kısmı merak olarak anlaşılabilir.

Fakat açık vahiy bulunmadığı hâlde kesin cevap vermek bilgi üretmek değil, tahmin üretmek olur.

Dinî anlatının saygınlığı, ona mümkün olduğunca fazla olağanüstü ayrıntı eklemekle artmaz.

Tam tersine, “Bilmiyoruz” diyebilmek bazen daha güçlü bir ilmî tavırdır.

Hicr 44 bu açıdan dinî bilgi disiplinini öğretir.

Ayet ne söylüyorsa onu söyle. Söylemediğini kesin bilgi hâline getirme.

Bu ilke yalnız cehennem konusunda değil, dinî hayatın tamamında önemlidir.

İnsan bazen bir rüya görür ve bunun gelecekte kesin olarak ne olacağını gösterdiğini iddia eder.

Bir sayı görür ve bunu ilahî mesaj sayar.

Bir tesadüf yaşar ve bunun Allah’ın özel şifresi olduğunu düşünür.

Oysa her olayın gizli kozmik mesaj olduğunu varsaymak sağlam bir din anlayışı oluşturmaz.

Hicr 44’teki yedi sayısı da bu nedenle dikkatle ele alınmalıdır.

Yedi gerçek bir sayıdır.

Ayet bunu özellikle belirtir.

Fakat “Yedi = mutlaka şu evrensel enerji, şu gezegen, şu frekans, şu gizli kod” şeklinde bağlantılar kurmak başka bir şeydir.

Kur’an’ın sayıları, falcılık veya numeroloji sistemi oluşturmak için kullanılmamalıdır.

Bu yaklaşım insanı ayetin açık ahlaki mesajından uzaklaştırabilir.

Ayetin ikinci büyük mesajı adalette derecelendirme fikridir.

Bütün suçlar aynı değildir.

Bütün niyetler aynı değildir.

Bütün insanlar aynı şartlara sahip değildir.

Bir çocuğun yaptığı davranış ile bilinçli yetişkinin yaptığı aynı değerlendirilmez.

Ağır tehdit altında bir kişinin seçimi ile tamamen özgür şartlardaki kişinin seçimi aynı değildir.

Gerçekten bilgiye ulaşamamış biri ile hakikati bilerek manipüle eden biri aynı sorumlulukta olmayabilir.

Allah bütün bu farkları bilir.

İnsan ise çoğu zaman yalnız dışarıdan gördüğü birkaç parçaya bakarak hüküm verir.

Bu nedenle ilahî yargı ile insan yargısı aynı değildir.

Hicr 44 bize, Allah’ın hesabının rastgele ve kaba bir toplu cezalandırma şeklinde düşünülmemesi gerektiğini de hatırlatır.

Bir topluluğun içindeki herkes aynı değildir.

Bir ailede herkes aynı değildir.

Bir milletin tamamı aynı ahlaki kimliğe sahip değildir.

Bu nedenle bir kişinin suçundan bütün bir topluluğu mahkûm etmek adaletli değildir.

Kolektif etiketleme, bireysel sorumluluğun yerini almamalıdır.

Bu ilke günümüz dünyası açısından son derece önemlidir.

Bir grubun içinden suç işleyen insanlar çıktığında bütün etnik, dinî veya millî grubu “kötü” ilan etmek kolaydır.

Fakat bu, İblîs’in kıssasında gördüğümüz genelleyici üstünlük ve değersizleştirme mantığına yaklaşabilir.

Her insan kendi eylemiyle değerlendirilmelidir.

Hicr 44’ün cehennem tasviri aynı zamanda cezanın kişisel intikam duygusundan farklı olduğunu düşündürür.

İnsan düşmanına ceza verilmesini isterken bazen ölçüyü kaybedebilir.

Allah’ın adaleti ise öfkeli insanın intikam arzusu değildir.

Bu nedenle cehennem anlatısını okuyup “Benden olmayan herkes yanacak” biçiminde haz duymak ayetin ruhuyla bağdaşmaz.

Ahiret tehdidi insanın başkalarının acısından keyif alması için verilmiş değildir.

Uyarı önce bize yönelir.

İnsan ayeti okuduğunda ilk sorusu “Kim yanacak?” değil, “Ben hangi yolu seçiyorum?” olmalıdır.

Bu, dinî metin okumada çok önemli bir dönüşümdür.

Çünkü insan başkasının hesabıyla meşgul olduğunda kendi hesabını unutabilir.

İblîs kıssasının başından beri asıl mesele zaten başkasını aşağı görmek üzerinden ilerlemektedir.

İblîs, Âdem’e bakıp “Ben ondan üstünüm” demişti.

İnsan cehennem ayetini okurken “Ben kurtuldum, şu insanlar yansın” diyerek aynı üstünlük psikolojisini başka biçimde tekrar etmemelidir.

Cehennem bilgisi kibir değil, sorumluluk üretmelidir.

Ayetin “bölüm” fikri, insanın yaptığı yanlışın ağırlığını ciddiye alması gerektiğini de düşündürür.

Bazen kişi “Günah günahtır, hepsi aynı” diyebilir.

Bu doğru değildir.

Bir anlık kaba söz ile bir insanın hayatını sistematik biçimde mahvetmek aynı değildir.

Bir küçük ihmal ile planlı zulüm aynı değildir.

Adalet, dereceyi görebilmeyi gerektirir.

Ancak bu derecelendirmeyi kullanıp küçük görülen günahları önemsizleştirmek de doğru değildir.

Küçük davranışlar tekrarlandığında alışkanlığa dönüşebilir.

Bu nedenle insan “Nasıl olsa büyük günah değil” diyerek her yanlışını normalleştirmemelidir.

Ayetin asıl amacı bizim kendi kendimize ceza tablosu hazırlamamız değil, ilahi hesabın hassas olduğunu anlamamızdır.

Bu hassasiyet umut da üretir.

Çünkü Allah insanı kaba bir etiketle değerlendirmez.

Gerçek niyetini bilir.

Gerçek kapasitesini bilir.

Pişmanlığını bilir.

Uğradığı baskıyı bilir.

Ve gerçekten değişip değişmediğini bilir.

Bu nedenle ilahî adalet, insanın yüzeysel yargısından daha kapsamlıdır.

Bu özellikle ağır suçluluk duyan insanlar için önemlidir.

Bir insan geçmişte hata yapmış olabilir.

Eğer gerçekten pişman olmuş, mümkün olduğu ölçüde telafi etmiş ve hayatının yönünü değiştirmişse eski hâline sonsuza kadar mahkûm olmak zorunda değildir.

Tövbe kavramı tam da bunun için vardır.

Tövbe geçmişi yok saymak değildir.

Geçmişin yönünü değiştirmektir.

Bir insanın hatası varsa kabul eder.

Başkasının hakkı varsa iade etmeye çalışır.

Zarar varsa telafi eder.

Ve aynı yanlışı sürdürmemeye çalışır.

Bu nedenle cehennem uyarısı ile rahmet kapısı arasında çelişki yoktur.

Uyarı, dönüş mümkün olduğu için anlamlıdır.

Dönüş imkânsız olsaydı uyarının ahlaki işlevi de büyük ölçüde azalırdı.

Hicr 44’ün hemen ardından takvâ sahiplerinin cennet ve pınarlarla anlatılması da bu dengeyi çok güzel kurar.

Kur’an yalnız “Cehennemin yedi kapısı vardır” deyip anlatıyı korkuyla bırakmaz.

Bir sonraki sahnede cennet gelecektir.

Bu, Kur’an’ın korku ile umut arasındaki dengesini gösterir.

İnsan yalnız cezadan kaçan bir varlık değildir.

Aynı zamanda iyiliğe, huzura ve Allah’ın rızasına yönelen bir varlıktır.

Bu yüzden sağlıklı dinî bilinç sürekli “Yanacağım mı?” sorusu etrafında dönmemelidir.

Daha güçlü soru şudur:

“Nasıl daha doğru ve daha iyi bir insan olabilirim?”

Takvâ da birazdan bu bağlamda karşımıza çıkacaktır.

Takvâ, sürekli panik yaşamak değildir.

Takvâ, insanın Allah karşısındaki sorumluluğunu bilinçli biçimde taşıması ve yanlışlardan korunmaya çalışmasıdır.

Bu nedenle cehennem kapılarının anlatılmasının ardından takvâ sahiplerinin huzurundan söz edilmesi son derece anlamlıdır.

Hicr Suresi 44. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **Yedi kapıyı numerolojik şifreye dönüştürme. Cehennemin vahyin vermediği teknik mimari haritasını uydurma. İnsanları kendi tahmininle belirli cehennem kapılarına yerleştirme. İlahi hesabı kaba ve herkese aynı uygulanan bir ceza sistemi gibi düşünme. Çünkü ayetin büyük mesajı şudur: Cehennemin yedi kapısı ve her kapıya ayrılmış bölüm bulunması, ilahî hesabın düzenli ve farklı sorumlulukları dikkate alan bir yapıya sahip olduğunu hatırlatır; insanın görevi cehennemin mimarisini çözmek değil, kendisini oraya götürecek kibir, zulüm ve ısrarlı yanlışlardan sakınmaktır.”

Bir sonraki ayet olan Hicr Suresi 45. ayette, cehennem sahnesinden sonra büyük bir umut ve huzur tablosuna geçilecek ve şöyle buyrulacaktır: “Şüphesiz takvâ sahipleri cennetlerde ve pınar başlarındadır.” Bu ayeti ele alırken özellikle takvânın yalnız korku değil bilinçli sorumluluk anlamı, takvâ sahibinin günahsız insan demek olmaması, cennet ve pınar tasvirlerinin huzur ve güven boyutu, dünya zenginliğinin cennet garantisi olmaması, yoksulluğun da otomatik takvâ belgesi sayılmaması, Allah korkusunun panik ve psikolojik takıntıya dönüşmemesi ve cehennem tehdidinden sonra Kur’an’ın umut dengesini nasıl kurduğu üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki Hicr Suresi 44. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Ahiret hakkında bildiğimiz kadar mı konuşuyoruz, yoksa bilmediğimiz ayrıntıları kesinmiş gibi mi anlatıyoruz? Yedi sayısını gizli kodlara dönüştürüp ayetin açık mesajını mı kaçırıyoruz? Bütün günahları ve bütün insanları aynı kefeye mi koyuyoruz? Bir kişinin bir hatasından onun bütün kimliğini mi çıkarıyoruz? Başkalarının hangi cehennem kapısına gireceğini konuşurken kendi kibrimizi mi unutuyoruz? İlahi adaleti kendi öfkemizin büyütülmüş hâli mi sanıyoruz? Ve en önemlisi, cehennemin kapılarını saymaya gösterdiğimiz ilgiyi, bizi o kapılara götürebilecek kibir ve haksızlıkları hayatımızdan çıkarmaya da gösteriyor muyuz?

“Hicr 44, ‘Onun yedi kapısı vardır; her kapı için onlardan ayrılmış bir bölüm vardır’ buyurarak cehennemin gelişigüzel değil, ilahî hesap ve düzen içinde tasvir edildiğini bildirir. Bu ayet yedi sayısından gizli numerolojik şifreler çıkarmamızı, cehennemin teknik mimarisini uydurmamızı veya yaşayan insanları belirli kapılara yerleştirmemizi istemez. Ayetin büyük dersi şudur: Allah’ın hesabı insanın kaba genellemelerinden daha adildir; davranışların, niyetlerin ve sorumlulukların derecesi vardır. İnsanın görevi başkasının cehennemdeki yerini tahmin etmek değil, kendi hayatını kibirden, zulümden ve bilinçli yanlışta ısrardan korumaktır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt