📖 Hicr Suresi 50. Ayette “Benim Azabım da Gerçekten Elem Verici Bir Azaptır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓ | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Hicr Suresi 50. Ayette “Benim Azabım da Gerçekten Elem Verici Bir Azaptır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,517
2,736,291
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Hicr Suresi 50. Ayette “Benim Azabım da Gerçekten Elem Verici Bir Azaptır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Hicr Suresi 49. ayette Allah ‘Kullarıma haber ver ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhametliyim’ buyurmuştu. 50. ayette ise hemen ardından ‘Benim azabım da gerçekten elem verici bir azaptır’ buyurulur. Bu iki ayeti birbirinden ayırmak Kur’an’ın kurduğu dengeyi bozar. Allah’ın rahmeti, insanın kötülüğü önemsiz görmesi için değil, günahından dönebilmesi için umuttur; azap uyarısı ise insanı umutsuzluğa sürüklemek için değil, seçimlerinin gerçek sonuçları bulunduğunu hatırlatmak içindir. İlâhî azap insanın kontrolünü kaybetmiş öfkesi, sadizmi veya kişisel intikamı gibi düşünülemez. Aynı şekilde bu ayet, hiçbir insana Allah adına başkalarına işkence etme, şiddet uygulama veya yaşayan kişilerin nihai akıbetini kesinleştirme yetkisi vermez.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Hicr Suresi 50. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin Arapçası “Ve enne azâbî hüve’l-azâbu’l-elîm.” şeklindedir. Genel anlamı “Benim azabım da gerçekten elem verici azaptır.” diye ifade edilebilir.

Bu ayetin anlamı, hemen önceki 49. ayetten koparıldığında eksik kalır. Çünkü Allah önce kendisini çok bağışlayıcı ve çok merhametli olarak tanıtır, ardından azabının da ciddi olduğunu bildirir.

Böylece insanın önüne iki hakikat birlikte konur: Rahmet gerçektir, hesap da gerçektir.

2️⃣ “Azâb-ı Elîm” Ne Anlama Gelir ❓​

“Azâb”, ceza ve acı veren karşılık anlamına gelir. “Elîm” ise acı veren, elem verici anlamındadır.

Dolayısıyla ayet ilahî hesabın sembolik ve önemsiz bir uyarı olmadığını bildirir.

Ancak burada kullanılan güçlü ifade, insanın vahyin söylemediği ayrıntıları üretmesine izin vermez. Azabın ciddiyetini kabul etmek başka, ahiret hakkında hayal gücüyle işkence senaryoları üretmek başkadır.

3️⃣ Allah Çok Merhametliyse Neden Azap Var ❓​

Rahmet ile adalet birbirine karşıt değildir.

Bir insanın başka insanlara sistematik biçimde zulmettiğini, mağdurların haklarını çiğnediğini ve bütün imkânlara rağmen kötülükte bilinçli biçimde ısrar ettiğini düşünelim. Böyle bir durumda hiçbir hesabın bulunmaması da adalet açısından ciddi bir sorun oluştururdu.

Allah’ın rahmeti dönüş kapısını açar; adaleti ise kötülüğün nihayetinde anlamsız ve sonuçsuz olmadığını bildirir.

4️⃣ Allah’ın Azabı Öfke Patlaması mıdır ❓​

Hayır. Allah’ın sıfatlarını insanın psikolojik tepkileriyle birebir düşünmek doğru değildir.

İnsan öfkelendiğinde kontrolünü kaybedebilir, ölçüsüz davranabilir ve sonradan pişman olabilir. İlâhî hüküm böyle bir duygusal taşkınlık değildir.

Allah’ın azabı bilgi, hikmet ve adaletle ilişkili ilahî hüküm olarak anlaşılmalıdır.

5️⃣ Allah İnsanların Acı Çekmesinden Zevk mi Alır ❓​

Kur’an’ın Allah tasavvurunu böyle sadist bir anlayışa indirgemek doğru değildir.

Allah’ın bağışlaması, rahmeti, tövbeye çağırması ve insanlara hidayet yolları göstermesi, amacın insanı sebepsiz yere acıya sürüklemek olmadığını gösterir.

Azap, kötülüğün ciddi sonucuyla ilişkilidir; acıdan zevk alan bir ilah tasviriyle değil.

6️⃣ Hicr 49 ve 50 Neden Yan Yana Gelmiştir ❓​

Bu iki ayet dinî hayatın temel dengesini kurar.

Yalnız 49. ayeti alıp “Allah nasıl olsa affeder” demek sorumsuzluğa dönüşebilir. Yalnız 50. ayeti alıp “Allah beni kesin cezalandıracak” demek ise umutsuzluğa sürükleyebilir.

Kur’an ikisini yan yana koyarak insana şunu öğretir: Ümidini kaybetme, fakat yaptıklarını da önemsiz görme.

7️⃣ Korku ile Ümit Arasında Nasıl Denge Kurulur ❓​

Sağlıklı dinî bilinçte insan Allah’ın rahmetinden umut ederken kendi sorumluluğunu ciddiye alır.

Günah işlediğinde “Artık bittim” demez; tövbe eder. Fakat aynı zamanda “Nasıl olsa bağışlanırım” diyerek planlı biçimde kötülüğe devam etmez.

Bu denge klasik olarak havf ve recâ, yani korku ve ümit dengesi şeklinde ifade edilmiştir.

8️⃣ Allah’tan Korkmak Sürekli Panik Yaşamak mıdır ❓​

Hayır.

İnsan sürekli “Her an cehenneme gidebilirim” korkusuyla nefes alamayacak hâle geliyorsa burada sağlıklı sorumluluk bilincinden çok yoğun kaygı ortaya çıkmış olabilir.

Allah korkusu insanı adalete, tövbeye ve dikkatli yaşamaya yöneltmelidir; psikolojik olarak felç etmemelidir.

9️⃣ Küçük Bir Hata Yaptığımda “Allah Beni Cezalandırıyor” Demek Doğru mu ❓​

Her olumsuz olaydan böyle kesin bir sonuç çıkarılamaz.

Bir insan hastalanabilir, ekonomik kayıp yaşayabilir veya kaza geçirebilir. Bunların doğal, biyolojik veya insan kaynaklı sebepleri bulunabilir.

Vahiy tarafından açıkça bildirilmedikçe belirli bir musibeti belirli bir günahın özel ilahî cezası ilan etmek doğru değildir.

🔟 Doğal Afetler Allah’ın Azabı mıdır ❓​

Geçmişte bazı toplulukların belirli felaketlerle cezalandırıldığı Kur’an’da açıkça bildirilen özel tarihsel olaylar vardır.

Fakat bundan hareketle günümüzde gerçekleşen her deprem, sel, yangın veya salgını “Allah şu insanları cezalandırdı” diye yorumlayamayız.

Doğal afetlerin doğal sebepleri vardır; insan ihmali de sonuçları ağırlaştırabilir. Vahiy olmayan yerde kesin azap hükmü kurmak doğru değildir.

1️⃣1️⃣ Azap Ayetleri İnsanlara Ceza Verme Yetkisi Verir mi ❓​

Hayır.

Allah’ın ahirette cezalandırması, bireylere Allah adına işkence etme veya şiddet kullanma yetkisi vermez.

Dünya hayatında cezalandırma varsa bunun hukuk, delil, yetki ve adalet çerçevesinde olması gerekir.

Ahiret azabı insan şiddetinin kullanım kılavuzu değildir.

1️⃣2️⃣ Bir Günahkârı “Allah Seni Azaplandıracak” Diye Kesin Hükümle Tehdit Edebilir miyiz ❓​

Bir davranışın günah ve sonuçlarının ciddi olduğunu söylemek mümkündür. Fakat yaşayan belirli bir kişinin nihai akıbetini kesinleştirmek farklıdır.

İnsan tövbe edebilir.

Allah kişinin kalbini, sonunu ve bütün şartlarını bilir.

Bu nedenle “Sen kesin cehennemliksin” türü hükümler insan bilgisinin sınırını aşabilir.

1️⃣3️⃣ Büyük Günah İşleyen Bir İnsan İçin Rahmet Hâlâ Var mıdır ❓​

Hicr 50, Hicr 49’u iptal etmez.

Allah önce “Ben çok bağışlayıcıyım, çok merhametliyim” demiştir. Bu rahmet kapısı büyük günah işleyen insan için de önemlidir.

Ayetin amacı “Büyük günah işledin, artık dönüş yok” demek değil; günahın ciddi olduğunu ve tövbenin ertelenmemesi gerektiğini hatırlatmaktır.

1️⃣4️⃣ Tövbe Cezadan Kaçmak İçin Yapılırsa Geçersiz midir ❓​

İnsan farklı sebeplerle tövbeye başlayabilir. Azaptan korkmak da bunlardan biri olabilir.

Korku, kişiyi yanlış davranıştan uzaklaştıran ilk adım hâline gelebilir. Daha sonra sevgi, bilinç ve ahlaki olgunluk gelişebilir.

Bu nedenle yalnız başlangıç motivasyonuna bakarak samimi dönüşü değersizleştirmek doğru değildir.

1️⃣5️⃣ Rahmet Cezayı, Ceza da Rahmeti Ortadan Kaldırır mı ❓​

Hayır. Her iki kavram ilahî hükmün farklı boyutlarını ifade eder.

Rahmet, tövbe eden ve dönüş arayan insan için ümit oluşturur. Adalet ve ceza ise zulmün, kibrin ve bilinçli kötülüğün önemsiz olmadığını gösterir.

Rahmet adaletsizlik değildir; adalet de merhametsizlik değildir.

1️⃣6️⃣ Azap Korkusu Çocuklara Din Öğretmenin Ana Yolu Olmalı mı ❓​

Hayır.

Çocuğa sorumluluk ve yanlışın sonuçları öğretilmelidir; ancak Allah’ı yalnız “Seni yakar, seni cezalandırır” diliyle tanıtmak sağlıklı değildir.

Aynı Kur’an Allah’ı Gafûr ve Rahîm olarak tanıtır, cennetten, sevgiden, rahmetten ve güvenlikten söz eder.

Dinî eğitimde sevgi, güven, sorumluluk ve ümit birlikte bulunmalıdır.

1️⃣7️⃣ Cehennem Korkusu Takıntıya Dönüşürse Ne Olur ❓​

Bazı insanlar istem dışı düşünceler, küçük hatalar veya ibadet konusundaki şüpheleri nedeniyle sürekli cehennem korkusu yaşayabilirler.

Bu durumda kişi, ayetleri kendi aleyhine bitmeyen bir mahkeme gibi kullanabilir.

Oysa istem dışı düşünceler bilinçli tercihle aynı değildir. Yoğun dinî takıntı veya kaygı varsa gerektiğinde psikolojik destek almak da uygundur.

1️⃣8️⃣ Hicr Suresi 49 ve 50. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Hicr Suresi 49. ayette Allah “Ben çok bağışlayıcıyım, çok merhametliyim”, 50. ayette ise “Benim azabım da gerçekten elem verici azaptır” buyurur.

İki ayetin birlikte verdiği mesaj son derece güçlüdür:

Allah’ın rahmetinden ümit kesme; fakat sorumluluğunu da kaybetme.

Bir sonraki ayet olan Hicr Suresi 51. ayette konu yeni bir kıssaya geçecek ve şöyle buyrulacaktır: “Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver.” Böylece Hz. İbrahim’e gelen melek misafirlerin kıssası başlayacaktır. Bu ayeti ele alırken özellikle misafirlerin kimliği, kıssanın neden rahmet ve azap ayetlerinin hemen ardından geldiği, Hz. İbrahim’in misafirperverliği, meleklerin insan suretinde görünmesi ve anlatının Lût kavminin kıssasına geçişi üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Hicr Suresi 50. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Hicr Suresi 50. ayet, “Benim azabım da gerçekten elem verici azaptır” buyurarak insanın ahlaki tercihlerinin sonuçsuz olmadığını açıkça bildirir.

Ancak bu ayet tek başına okunmamalıdır.

Hemen önce Allah şöyle demiştir:

“Kullarıma haber ver ki ben çok bağışlayıcıyım, çok merhametliyim.”

Sonra:

“Benim azabım da gerçekten elem verici azaptır.”

Bu sıralama son derece anlamlıdır.

Önce rahmet.

Ardından sorumluluk.

Bu bize Allah’ın insanı ne umutsuzluğa ne de sorumsuz rahatlığa bırakmadığını gösterir.

İnsan için iki tehlike vardır.

Birincisi:

“Ben o kadar kötüyüm ki Allah beni affetmez.”

İkincisi:

“Allah o kadar merhametli ki ne yaparsam yapayım fark etmez.”

Kur’an bu iki düşüncenin de önünü kapatır.

Birinci düşünceye Hicr 49 cevap verir:

“Ben çok bağışlayıcıyım, çok merhametliyim.”

İkinci düşünceye Hicr 50 cevap verir:

“Benim azabım da gerçekten elem verici azaptır.”

Bu denge insanın Allah’la ilişkisini olgunlaştırır.

İnsan korkuyla kaçan bir köle gibi değil, sorumluluğunu bilen ama Rabbinin rahmetine güvenen kul olarak yaşar.

Yanlış yaptığında utanır ama kaçmaz.

Allah’a döner.

İyilik yaptığında sevinir ama kibirlenmez.

Allah’ın lütfunu bilir.

Bu, son derece dengeli bir kulluk bilincidir.

Ayetin azap vurgusu kötülüğün ciddiyetini korur.

Çünkü bazı insanlar rahmet dilini yanlış kullanabilir.

Bir zalim yıllarca insanlara zarar verirken “Allah affedicidir” diyebilir.

Ama burada önemli bir soru ortaya çıkar:

Sen gerçekten af mı istiyorsun, yoksa değişmeden sonuçlardan kaçmak mı istiyorsun?

Gerçek tövbe ile cezasız kalma arzusu aynı şey değildir.

Bir insan yalnız yakalanmaktan korktuğu için davranışını gizliyorsa henüz ahlaki dönüşüm gerçekleşmemiş olabilir.

Gerçek dönüş, insanın yanlışın kendisini de görmeye başlamasıdır.

“Bunu yapmam yanlıştı.”

Bu cümle önemlidir.

Çünkü insan bazen yalnız sonucu sevmez.

Yakalandığı için üzülür.

İtibarını kaybettiği için üzülür.

Para cezası aldığı için üzülür.

Ama yaptığı haksızlık için üzülmez.

Tövbenin olgunlaşması, sonuçtan korkmanın ötesinde yanlışın kendisiyle yüzleşmeyi gerektirir.

Hicr 50 bu açıdan insanın vicdanını ciddiye alır.

Azap yalnız korkutucu bir gelecek bilgisi değildir.

Bugünkü tercihlerimize şöyle sorar:

“Yaptığın şeyin gerçekten bir sonucu olduğunu biliyor musun?”

Modern insan bazen davranışlarını yalnız kısa vadeli sonuç üzerinden değerlendirebilir.

“Yakalanacak mıyım?”

“Bana zarar gelir mi?”

“İnsanlar öğrenir mi?”

Kur’an ise insanın hesabını görünmeyen boyuta taşır.

Kimse görmese de ahlaki gerçek ortadan kalkmaz.

Bu düşünce özellikle güçlü insanların sorumluluğu açısından önemlidir.

Bir insan hukuk sisteminden kaçabilir.

Delilleri yok edebilir.

Çok güçlü olduğu için kimse ona dokunamayabilir.

Ama ahiret inancı şunu söyler:

Dünya mahkemesinden kaçmak, nihai hesaptan kaçmak değildir.

Bu, mağdur açısından güçlü bir umut olabilir.

Çünkü dünya adaleti her zaman tamamlanmaz.

Bazı suçlar ortaya çıkmaz.

Bazı suçlular cezalandırılmaz.

Bazı mağdurlar haklarını alamaz.

Hicr 50, kötülüğün Allah katında unutulmadığını hatırlatır.

Fakat bu düşünce dünyadaki adaleti bırakma gerekçesi olmamalıdır.

“Allah cezalandırır” deyip suçu bildirmemek yanlış olabilir.

Çocuk istismarı varsa gerekli kurumlar devreye girmelidir.

Şiddet varsa mağdur korunmalıdır.

Hırsızlık varsa deliller toplanmalıdır.

Ahiret hesabı, dünya adaletinin alternatifi değil, dünya adaletinin ulaşamadığı yerde de hesabın tamamen yok olmadığını gösteren inançtır.

Hicr 50’nin başka önemli bir yönü Allah’ın azabını insan öfkesiyle karıştırmamaktır.

İnsan düşmanından nefret ettiğinde onun ağır acı çekmesini isteyebilir.

Sonra dinî dili buna ekleyip şöyle diyebilir:

“Allah seni yakacak.”

Bu cümle bazen Allah hakkında bilgi vermekten çok kişinin kendi intikam arzusunu ifade eder.

İnsan kendi öfkesini Allah’ın hükmü hâline getirmemelidir.

Biz bir davranışın yanlış olduğunu söyleyebiliriz.

Haksızlığı reddedebiliriz.

Mağdurun yanında durabiliriz.

Ama Allah adına nihai hüküm dağıtmak başka bir şeydir.

Özellikle yaşayan insanlar açısından değişim ihtimali vardır.

Bugün çok kötü davranan kişi yarın gerçekten tövbe edebilir.

Bu onun dün yaptığı zararı yok etmez.

Ama geleceğini de otomatik olarak kapatmaz.

İşte Allah’ın rahmeti ile azabı arasındaki denge burada tekrar görünür.

Geçmişin sorumluluğu var, geleceğin dönüş ihtimali de var.

Bu denge ne suçluyu rahatlatır ne de umudu öldürür.

Ayetin insan psikolojisi açısından başka bir önemi daha vardır.

Bazı insanlar suçluluk duygusunu dindarlık sanabilir.

Ne kadar korkarlarsa o kadar imanlı olduklarını düşünebilirler.

Her gün kendilerini cehennemle tehdit ederler.

Her yanlış düşüncede paniğe kapılırlar.

Bu sağlıklı takvâ değildir.

Takvâ insana yanlışını fark ettirir ama onu Allah’ın rahmetinden koparmaz.

Eğer dinî düşünce sürekli çaresizlik, panik ve kendinden nefret üretmeye başladıysa denge bozulmuş olabilir.

Hicr 49 ile 50 tam da bu noktada birlikte okunmalıdır.

Rahmet seni rahatlatır.

Azap bilinci seni sorumlu tutar.


Biri diğerini yok etmez.

Bu durum ebeveynlikte de önemli bir ders verir.

Çocuğu yalnız cezayla yetiştirmek sağlıklı değildir.

Sürekli tehdit edilen çocuk bazen sadece yakalanmamayı öğrenir.

Ahlak ise yalnız ceza korkusundan daha derindir.

Çocuk doğru davranışın neden doğru olduğunu da öğrenmelidir.

Merhameti öğrenmelidir.

Adaleti öğrenmelidir.

Hatasından sonra dönüş imkânı bulunduğunu da öğrenmelidir.

Allah’ın rahmeti ve azabı arasındaki denge, insan eğitiminde de sevgi ile sınırın birlikte bulunmasını düşündürür.

Sınırsız hoşgörü her zaman merhamet değildir.

Bir insan uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle kendine zarar veriyorsa her istediğini yapmak ona iyilik olmayabilir.

Bir çocuk başkasına zarar veriyorsa yalnız “Canı sağ olsun” demek adalet değildir.

Bazen merhamet sınır koymayı gerektirir.

Fakat sınır koymak da aşağılama ve şiddet anlamına gelmez.

Adalet ile merhamet birlikte yürüyebilir.

İlahî rahmet ve azap meselesini yalnız hukuk diliyle de sınırlamamak gerekir.

Allah’ın amacı yalnız suç-ceza sistemi kurmak değildir.

Kur’an insanı dönüştürmek ister.

Azap uyarısı “Kötülüğün sonunu düşün” der.

Rahmet müjdesi “Dönebilirsin” der.

Bu iki mesaj birleştiğinde ortaya çok güçlü bir ahlaki çağrı çıkar:

“Yanlışta kalma.”

Çünkü yaptığın şey önemsiz değil.

Ama yanlış yaptıysan da orada kalmak zorunda değilsin.

İşte belki Hicr 49 ve 50’nin birlikte oluşturduğu en güzel denge budur.

İnsanı ne gevşekliğe bırakır ne umutsuzluğa.

Ne kibir verir ne de çaresizlik.

Kişiye hem sorumluluk hem umut verir.

Bir insan bu dengeyi koruduğunda şöyle yaşayabilir:

“Allah’ın rahmetini umuyorum; bu yüzden dönmekten vazgeçmiyorum.”

Ve aynı zamanda:

“Allah’ın hesabını ciddiye alıyorum; bu yüzden yanlışımı küçümsemiyorum.”

Hicr Suresi 50. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **Allah’ın azabını insanın kontrolsüz öfkesi gibi düşünme. Bu ayeti insanlara şiddet ve işkence uygulamak için kullanma. Her felaketi belirli insanların günahına verilmiş özel ceza ilan etme. Yaşayan kişilerin nihai akıbetini kesinleştirme. Ama Allah’ın rahmetini de günahı önemsizleştirmek için kullanma. Çünkü ayetin büyük mesajı şudur: Allah’ın rahmeti ne kadar gerçekse hesabı da o kadar gerçektir; insanın görevi korkudan umutsuzluğa düşmek veya rahmete güvenip sorumsuzlaşmak değil, ümit ile sorumluluk arasında Allah’a yönelmektir.”

Bir sonraki ayet olan Hicr Suresi 51. ayette, bu genel rahmet ve azap açıklamasından sonra yeni bir kıssa başlayacak ve şöyle buyrulacaktır: “Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver.” Ardından Hz. İbrahim’e gelen meleklerin selam vermesi, onun onlardan çekinmesi, çocuk müjdesi ve daha sonra Lût kavmine yönelik ilahî hüküm anlatılacaktır. Bu ayeti ele alırken özellikle Hz. İbrahim’in misafirperverliği, meleklerin insan suretinde gelmesi, ‘misafir’ ifadesinin anlamı, Hz. İbrahim’in onları başlangıçta tanımaması, korkusunun iman eksikliği olmaması ve kıssanın hem rahmet hem de adalet mesajını birlikte taşıması üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki Hicr Suresi 50. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Allah’ın rahmetini gerçekten umut mu ediyoruz, yoksa onu değişmemek için bahane mi yapıyoruz? Azap ayetlerini kendimizi düzeltmek yerine başkalarını korkutmak için mi kullanıyoruz? Başımıza gelen her sıkıntıyı Allah’ın cezası sanarak kendimizi mi eziyoruz? Hoşlanmadığımız insanların başına gelen felaketleri hemen ilahî ceza diye mi yorumluyoruz? Çocuklara Allah’ı yalnız cezalandıran bir Rab olarak mı tanıtıyoruz? Bir yanlıştan sonra “Nasıl olsa bittim” diyerek rahmetten mi kaçıyoruz? Ve en önemlisi, Hicr 49 bize “Ümidini kesme”, Hicr 50 ise “Sorumluluğunu unutma” derken, biz bu iki çağrıyı hayatımızda gerçekten birlikte taşıyabiliyor muyuz?

“Hicr 50, ‘Benim azabım da gerçekten elem verici azaptır’ buyurarak Allah’ın rahmetinin sorumsuzluk anlamına gelmediğini bildirir. Bir önceki ayette ‘Ben çok bağışlayıcıyım, çok merhametliyim’ buyuran Allah, hemen ardından hesabın ciddiyetini hatırlatır. Rahmet günahkâra dönüş kapısı açar; azap uyarısı ise kötülüğün sonuçsuz olmadığını gösterir. Ayetin büyük dersi şudur: Allah’ın rahmetinden ümit kesme, fakat rahmetine güvenerek yanlışı da küçümseme; gerçek kulluk, korkunun umudu yok etmediği ve umudun sorumluluğu ortadan kaldırmadığı dengede yaşanır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt