📖 Nahl Suresi 114. Ayette “Allah’ın Size Verdiği Helal ve Temiz Rızıklardan Yiyin ve O’nun Nimetine Şükredin” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,766
2,736,293
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nahl Suresi 114. Ayette “Allah’ın Size Verdiği Helal ve Temiz Rızıklardan Yiyin ve O’nun Nimetine Şükredin” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Rızık yalnızca sofraya gelen yemek değildir; onu helal yoldan kazanabilmek, gönül rahatlığıyla yiyebilmek ve nimetin sahibini unutmamak da rızkın bereketidir. İnsan elindekinin çokluğuyla değil, kazancının temizliği ve nimete karşı taşıdığı şükürle gerçek huzura yaklaşır. Çünkü helal olan az şey, vicdanı kirleten çokluktan daha değerlidir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Nahl Suresi 114. Ayetin Anlamı Nedir ❓​

Nahl Suresi'nin 114. ayeti, insanın rızık, helallik, temizlik ve şükür arasındaki ilişkiyi doğru kurmasını isteyen son derece önemli bir ayettir.

Ayetin anlamı şöyledir:

“Allah’ın size rızık olarak verdiği şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin. Eğer yalnız O’na kulluk ediyorsanız Allah’ın nimetine şükredin.”
Nahl Suresi, 16:114
Bir önceki ayetlerde nimetlere nankörlük eden bir toplumdan söz edilmişti. Güvenlik ve bolluk içindeki insanların verilen nimetleri doğru değerlendirmemelerinin ağır sonuçları anlatılmıştı.

114. ayette ise bunun karşısına doğru tavır konulmaktadır:

Helalden yararlanmak ve nimete şükretmek.

Yani insan nimetten kaçmaya değil, nimeti Allah'ın belirlediği ölçüler içerisinde kullanmaya çağrılmaktadır.

2️⃣ “Allah’ın Size Rızık Olarak Verdiği” Ne Anlama Gelir ❓​

Rızık, insanın hayatını sürdürebilmesi için Allah'ın kendisine ulaştırdığı nimetlerin genel adıdır.

Yiyecek ve içecek rızkın en açık örneklerindendir.

Ancak rızık kavramı daha geniş düşünülebilir.

Sağlık.

İş imkânı.

Kazanç.

Bilgi.

Aile.

Barınma.

İnsanın hayatını sürdürebildiği çeşitli imkânlar da Allah'ın nimetleri içerisinde değerlendirilebilir.

Bu ifade insanın çalışmasını değersizleştirmez.

İnsan emek verir.

Ticaret yapar.

Üretir.

Çalışır.

Fakat bütün şartları kendisinin oluşturduğunu düşünmemelidir.

İnsan çalışır, fakat çalışabilecek bedeni, aklı, zamanı ve fırsatları da kendisine verilmiş nimetlerdir.

Bu bilinç insanı tembelliğe değil, şükre ve tevazuya götürmelidir.

3️⃣ “Helal” Ne Demektir ❓​

Helal, dinen izin verilen ve meşru kabul edilen şeyleri ifade eder.

Yiyecekler açısından bazı şeylerin tüketilmesi helaldir, bazıları ise yasaklanmıştır.

Fakat helallik sadece yiyeceğin türüyle ilgili değildir.

O yiyeceğin hangi parayla satın alındığı da önemlidir.

Bir ürünün kendisi helal olabilir.

Ama çalıntı parayla alınmışsa kazanç yönünden ciddi bir problem vardır.

Aynı şekilde insan helal bir gıdayı dolandırıcılıktan, hırsızlıktan, rüşvetten veya başkasının hakkını gasp etmekten elde ettiği parayla satın alabilir.

Bu nedenle Müslümanın:

“Ne yiyorum?”

sorusu kadar:

“Bunu hangi kazançla alıyorum?”

sorusunu da önemsemesi gerekir.

4️⃣ “Temiz” Olmak Helal Olmaktan Farklı Mıdır ❓​

Ayet yalnızca “helal” dememekte, aynı zamanda temiz olanlardan yenmesini istemektedir.

Bu son derece anlamlıdır.

Bir şey dinen yasaklanmamış olabilir fakat insan sağlığı açısından bozulmuş, kirlenmiş veya zararlı hâle gelmiş olabilir.

Dolayısıyla helallik ile temizlik birbirini tamamlayan iki ölçü olarak düşünülebilir.

İslam insanın yalnızca manevi değil, bedensel iyiliğini de önemser.

Gıdanın hijyenik olması.

Bozulmamış olması.

İnsana zarar vermemesi.

Temiz şartlarda hazırlanması.

Bütün bunlar günlük hayatta dikkate alınması gereken hususlardır.

Helal kavramını sadece etiket olarak görmek yeterli değildir.

Helal ve temiz gıda, hem kaynağı hem niteliği bakımından güvenilir olmalıdır.

5️⃣ Bir Yiyeceğin Kendisi Helal Olsa Kazancı Haram Olabilir Mi ❓​

Evet.

Bu ayrım çok önemlidir.

Örneğin ekmek helaldir.

Fakat ekmek başkasının parasını çalarak alınmışsa sorun ekmeğin kendisinde değil, onu elde etme biçimindedir.

Aynı şekilde bir insan son derece kaliteli ve helal gıdalar tüketebilir fakat kazancında büyük haksızlıklar bulunabilir.

Bu yüzden helal hayat yalnızca mutfakta başlamaz.

Helal rızık, kazanç kapısında başlar.

İşveren çalışanının hakkını vermelidir.

Satıcı müşterisini aldatmamalıdır.

Ortak ortaklık malında hile yapmamalıdır.

İnsan mirasta kardeşinin hakkını gasp etmemelidir.

Çünkü sofradaki lokmanın temizliği, sofraya gelene kadar geçen yol ile de ilgilidir.

6️⃣ Helal Kazanç Neden Bu Kadar Önemlidir ❓​

Çünkü kazanç insanın hayatının büyük bir bölümünü etkiler.

İnsan kazancıyla ailesini besler.

Çocuklarının ihtiyaçlarını karşılar.

Evini geçindirir.

Sadaka verir.

Dolayısıyla kazancın kaynağı, günlük hayatın birçok alanına uzanır.

Helal kazanç yalnızca para meselesi değil, hayatın ahlaki temelidir.

İnsan az kazanabilir ama gönül rahatlığı taşıyabilir.

Başka biri çok kazanabilir fakat sürekli başkalarının hakkını yiyorsa bu bolluğun manevi değeri sorgulanır.

Bu nedenle Müslüman için önemli soru yalnızca:

“Ne kadar kazandım?”

değildir.

Aynı zamanda:

“Nasıl kazandım?”

sorusudur.

7️⃣ Helal Rızık İnsanın Manevi Hayatını Etkiler Mi ❓​

Helal ve temiz rızık insanın manevi hayatıyla yakından ilişkilidir.

Çünkü İslam'da ibadet ile günlük ekonomik hayat birbirinden tamamen kopuk değildir.

Bir insan namaz kılarken Allah'ın huzurunda olduğunu düşünüyorsa ticaret yaparken da aynı Allah'ın kendisini gördüğünü unutmamalıdır.

İbadet yalnızca seccade üzerinde yaşanan bir bilinç değildir.

Alışverişte de vardır.

Kazançta da.

Borçta da.

Miras paylaşımında da.

Bir insan ibadetine dikkat edip ticaretinde sürekli insanları kandırıyorsa hayatında ciddi bir çelişki oluşur.

Gerçek dini bilinç, ibadet ile ahlakı birbirinden ayırmamayı gerektirir.

8️⃣ “Allah’ın Nimetine Şükredin” Ne Anlama Gelir ❓​

Şükür, Allah'ın verdiği nimeti fark etmek, nimetin sahibini bilmek ve onu doğru biçimde kullanmaya çalışmaktır.

Dil ile:

“Elhamdülillah.”

demek şükrün çok güzel bir ifadesidir.

Fakat şükür yalnızca sözden ibaret değildir.

İnsan kendisine verilen nimeti yanlış amaçlarla kullanmamalıdır.

Parası varsa haksızlığa değil iyiliğe yöneltmelidir.

Bilgisi varsa insanları kandırmak için değil fayda üretmek için kullanmalıdır.

Gücü varsa zayıfı ezmek yerine adaleti korumalıdır.

Nimetin en güzel şükrü, onu Allah'ın razı olacağı şekilde kullanmaya çalışmaktır.

9️⃣ İnsan Neden Sahip Olduğu Rızkı Zamanla Sıradan Görmeye Başlar ❓​

İnsan alışan bir varlıktır.

Bir zamanlar çok istediği şey, elde ettikten sonra kısa sürede normalleşebilir.

İlk kez sahip olduğunda büyük sevinç duyduğu ev birkaç yıl sonra sıradan gelebilir.

Bir zamanlar dua ettiği iş, zamanla şikâyet ettiği bir işe dönüşebilir.

Her gün sofraya gelen yemek artık fark edilmeyebilir.

Alışmak nimetin değerini azaltmaz; yalnızca insanın onu fark etmesini zorlaştırabilir.

Bu yüzden şükür bilinçli biçimde hatırlanmalıdır.

İnsan zaman zaman elindekilere yeniden bakmalıdır.

“Bunların hiçbiri olmasaydı ne hissederdim?”

diye düşünmek bile nimetin değerini fark ettirebilir.

🔟 Sofradaki Yemeğe Şükretmek Nasıl Davranışa Dönüşür ❓​

Sofradaki nimete şükretmenin davranışsal karşılıklarından biri israf etmemektir.

İhtiyacından çok alıp çöpe atmak nimetin değerini küçümsemeye dönüşebilir.

Yemeği ölçülü hazırlamak.

Artanı değerlendirmek.

Gereksiz tüketimden kaçınmak.

İmkân varsa ihtiyaç sahibi insanlarla paylaşmak.

Bunların hepsi şükür bilincinin günlük hayattaki yansımalarıdır.

Şükür, sofrada yalnızca dua etmek değil, sofradan kalktıktan sonra nimete nasıl davrandığımızla da ilgilidir.

İnsan bazen büyük iyilik fırsatları ararken hemen önündeki nimeti korumayı unutabilir.

Oysa küçük görünen davranışlar büyük bir ahlak oluşturur.

1️⃣1️⃣ Helal ve Temiz Beslenmek Sağlıklı Beslenmek Anlamına da Gelir Mi ❓​

Ayetin “temiz” vurgusu insanı gıdanın niteliğini düşünmeye de yöneltir.

İnsanın bedenine zarar verecek şeylerden mümkün olduğunca korunması önemlidir.

Fakat burada her yiyeceği:

“Bu dinen haramdır.”

diye keyfî biçimde sınıflandırmak doğru değildir.

Dinen haram hükmü ile sağlık açısından ölçülü tüketilmesi gereken şey aynı kavram değildir.

Bir yiyecek helal olabilir fakat kişinin sağlık durumuna göre fazla tüketilmesi uygun olmayabilir.

Bu nedenle Müslüman hem dinî ölçülere hem sağlıklı yaşamın gereklerine dikkat etmeye çalışmalıdır.

Beden de insana verilmiş bir emanettir.

Helal yemek kadar ölçülü yemek de önemlidir.

1️⃣2️⃣ Çok Yemek ile Helal Yemek Arasında Nasıl Bir Fark Vardır ❓​

Bir şeyin helal olması sınırsız tüketilmesi gerektiği anlamına gelmez.

Helal yiyeceklerde bile aşırılıktan kaçınmak önemlidir.

İnsan ihtiyacından çok yiyebilir.

Sağlığını bozabilir.

İsraf edebilir.

Bu nedenle helallik ile ölçülülük birlikte düşünülmelidir.

Helal, aşırılığın ruhsatı değildir.

İnsan nimetten faydalanır.

Lezzetli yemek yiyebilir.

Sofrasını güzelleştirebilir.

Fakat tüketim hayatının merkezine yerleşmemelidir.

Yemek insana hizmet etmeli; insan sürekli tüketimin peşinden koşan bir varlığa dönüşmemelidir.

1️⃣3️⃣ Helal Sertifikası Olan Her Şey Otomatik Olarak Manevi Açıdan Sorunsuz Mudur ❓​

Bir ürünün içerik açısından helal olması önemlidir.

Ancak Müslümanın ahlaki değerlendirmesi yalnızca ürünün içeriğiyle sınırlı kalmayabilir.

Ürünün nasıl elde edildiği.

Ticarette hile bulunup bulunmadığı.

Müşterinin yanıltılıp yanıltılmadığı.

Çalışanların haklarının ihlal edilip edilmediği.

Bunlar da insanın sorumluluk alanında olabilir.

Helal hayat bir etiket değil, bütünlüklü bir ahlak anlayışıdır.

Dolayısıyla insan yalnızca paketin üzerinde ne yazdığına değil, kendi kazancının ve ticaretinin dürüstlüğüne de bakmalıdır.

Asıl büyük sınav çoğu zaman burada başlar.

1️⃣4️⃣ Fakir Bir İnsanın Şükrü ile Zengin Bir İnsanın Şükrü Aynı Mıdır ❓​

Şükrün özü aynıdır: Allah'ın nimetlerini fark etmek ve doğru kullanmak.

Fakat insanların sahip oldukları imkânlar farklı olduğu için sorumluluklarının biçimi de farklılaşabilir.

Az imkânı olan insan elindeki az nimetin kıymetini bilir.

Çok imkânı olan insan ise daha büyük bir paylaşma ve sorumluluk alanıyla karşılaşabilir.

Nimet büyüdükçe hesabın boyutu da büyüyebilir.

Zenginlik tek başına kötü değildir.

Fakirlik de tek başına üstünlük değildir.

Önemli olan insanın kendisine verilen şartlarda nasıl davrandığıdır.

Azı olan sabredebilir ve şükredebilir.

Çoğu olan da paylaşabilir ve şükredebilir.

1️⃣5️⃣ Rızık Konusunda Tevekkül Çalışmayı Bırakmak Mıdır ❓​

Hayır.

Tevekkül çalışmamak anlamına gelmez.

İnsan rızkını aramak için emek vermelidir.

İş arar.

Ticaret yapar.

Üretir.

Meslek öğrenir.

Plan yapar.

Sonra sonuç konusunda Allah'a güvenir.

Tevekkül, sebepleri bırakmak değil; sebepleri kullandıktan sonra sonucu Allah'a bırakabilmektir.

Çalışmadan:

“Allah bana rızık verir.”

demek tevekkülün eksik anlaşılması olabilir.

Aynı şekilde yalnızca kendi gücüne güvenip Allah'ı tamamen unutmak da doğru değildir.

Denge şudur:

Emek kuldan, sonuç Allah'ın takdirindendir.

1️⃣6️⃣ “Eğer Yalnız O’na Kulluk Ediyorsanız” İfadesi Neden Ayette Yer Alır ❓​

Bu ifade şükür ile kulluk arasında güçlü bir bağ kurmaktadır.

İnsan Allah'a kulluk ettiğini söylüyorsa nimetin sahibini de Allah olarak bilmelidir.

Yani ibadet yalnızca belirli ritüellerden ibaret değildir.

Allah'ın verdiği nimet karşısındaki tavır da kulluğun bir parçasıdır.

İnsan namaz kılar fakat nimeti tamamen kendisinden bilirse kulluk bilincinde eksiklik oluşabilir.

İnsan:

“Ben çalıştım, ben kazandım.”

diyebilir.

Gerçekten de çalışmıştır.

Ama o çalışmayı mümkün kılan hayatı, sağlığı, aklı ve fırsatları unutmamalıdır.

Şükür, insanın başarı içinde bile Allah'ı unutmamasıdır.

1️⃣7️⃣ Nahl Suresi 112, 113 ve 114. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

Bu üç ayet son derece anlamlı bir bütün oluşturur.

112. ayette güven ve bolluk içindeki bir toplumun Allah'ın nimetlerine nankörlük etmesi anlatılır.

113. ayette kendilerine içlerinden bir peygamber geldiği hâlde onu yalanlamaları açıklanır.

114. ayette ise insanlara doğru yol gösterilir:

Allah'ın verdiği helal ve temiz rızıklardan yiyin ve nimetine şükredin.

Yani önce nankörlüğün sonucu gösterilir.

Sonra nankörlüğün vahye karşı boyutu anlatılır.

Ardından doğru tavır açıklanır.

Helalden yararlanmak ve şükretmek.

Bu sıralama Kur’an'ın yalnızca:

“Bunu yapmayın.”

demediğini, aynı zamanda:

“Doğru olan budur.”

diyerek yol gösterdiğini ortaya koyar.

1️⃣8️⃣ Nahl Suresi 114. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir ❓​

Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri, Allah'ın insandan nimeti terk etmesini değil, nimeti doğru biçimde kullanmasını istemesidir.

İnsan güzel yemek yiyebilir.

Kazanç sahibi olabilir.

Hayatını rahat yaşayabilir.

Bunların kendisi problem değildir.

Asıl mesele:

Nereden kazandın?

Nasıl kullandın?

Şükrettin mi?

Paylaştın mı?

İsraf ettin mi?

Başkasının hakkını yedin mi?

İşte ahlaki ölçü burada ortaya çıkar.

İslam nimete düşman değildir; nimetin insanı Allah'tan uzaklaştırmasına karşıdır.

İnsan nimet arttıkça daha kibirli değil, daha şükreden biri hâline gelmelidir.

1️⃣9️⃣ Nahl Suresi 114. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir ❓​

Nahl Suresi'nin 114. ayeti, Allah'ın verdiği rızıklardan helal ve temiz olanların tüketilmesini, nimetin fark edilmesini ve Allah'a şükredilmesini emretmektedir.

Bu ayetin ilk büyük mesajı rızkın kaynağıdır.

İnsan çalışır.

Çaba gösterir.

Üretir.

Fakat hayatın bütün şartları yalnızca insanın kontrolünde değildir.

Bir çiftçi tohumu eker ama yağmuru yaratmaz.

Bir iş insanı plan yapar ama gelecekteki bütün şartları belirleyemez.

Bir çalışan emek verir ama sağlığının yarın nasıl olacağını bilemez.

Bu nedenle insan başarısını küçümsememeli fakat kendisini her şeyin mutlak sahibi de görmemelidir.

İkinci büyük mesaj helalliktir.

İnsan kazancını sorgulamalıdır.

Para sadece miktarıyla değerlendirilmemelidir.

Nasıl geldiği de önemlidir.

Hileyle mi?

Hak yiyerek mi?

Yoksa dürüst emekle mi?

Helal kazanç, az olduğunda bile insanın vicdanına huzur verebilir.

Haram veya haksız kazanç ise çok olsa bile beraberinde büyük bir sorumluluk taşır.

Üçüncü büyük mesaj temizliktir.

İslam'ın rızık anlayışı insanın önüne gelen her şeyi bilinçsizce tüketmesini teşvik etmez.

Gıdanın temiz, güvenilir ve insan sağlığı açısından uygun olmasına dikkat etmek önemlidir.

İnsan bedenini de korumalıdır.

Çünkü beden yalnızca bizim keyfimize bırakılmış bir araç değil, taşıdığımız bir emanettir.

Dördüncü büyük mesaj şükürdür.

Şükür sadece söz değildir.

Bir insan:

“Allah'a şükür.”

deyip aynı nimeti israf ediyorsa söz ile davranış arasında eksiklik oluşabilir.

Şükür davranışa dönüşmelidir.

Yemeği israf etmemek.

Kazancı helalden elde etmek.

İmkânı olanın paylaşması.

Nimeti kötülük için kullanmamak.

Bunların tamamı şükrün hayat içindeki görüntüleridir.

Dil nimeti över, davranış ise şükrün gerçekliğini gösterir.

Beşinci büyük mesaj kanaattir.

Kanaat, insanın hiçbir hedefi olmaması demek değildir.

Daha iyi bir hayat için çalışabilir.

Daha fazla kazanmak isteyebilir.

İşini büyütebilir.

Ancak bugün sahip olduklarını tamamen değersiz görmemelidir.

İnsan sürekli:

“Daha fazlası.”

derken bugünkü nimetlerini görmezse hiçbir miktar onu gerçekten doyurmayabilir.

Kanaat ilerlemeyi bırakmak değil, ilerlerken elindekini küçümsememektir.

Altıncı büyük mesaj, helal hayatın bütünlüğüdür.

Müslüman için din yalnızca camide veya namazda yaşanan bir alan değildir.

Market alışverişinde de vardır.

Ticarette de.

İş sözleşmesinde de.

Borç öderken de.

Miras paylaşırken de.

Çalışanın ücretini verirken de.

Helal hayat, ibadet ile günlük ahlak arasındaki duvarı kaldırır.

İnsan Allah'ın kendisini namazda gördüğüne inanıyorsa ticarette de gördüğünü unutmamalıdır.

Yedinci büyük mesaj paylaşmaktır.

Rızkın şükrünün önemli yollarından biri, imkân ölçüsünde başkalarını da gözetmektir.

Bir insanın çok büyük serveti olmak zorunda değildir.

Bir tabak yemek.

Bir yardım.

Bir ihtiyaç sahibine verilen destek.

Bazen küçük görünen şey başka biri için çok büyük olabilir.

Nimet paylaşıldığında değeri azalmaz; insanın hayatındaki anlamı büyüyebilir.

Sekizinci büyük mesaj, israftan kaçınmaktır.

Bugün dünya genelinde çok büyük miktarda gıda çöpe giderken başka insanların temel beslenmeye ulaşamaması insanlığın önündeki önemli ahlaki meselelerden biridir.

İnsan kendi evinde bile fark oluşturabilir.

İhtiyacı kadar almak.

Artanı değerlendirmek.

Gösteriş tüketiminden uzak durmak.

Bunlar küçük görünür fakat şükür bilincinin gerçek hayattaki uygulamalarıdır.

Nimetin kıymetini bilen insan onu çöpe atmayı kolaylaştırmaz.

Dokuzuncu büyük mesaj, rızkın yalnızca maddi çokluk olmadığıdır.

Bir insanın çok parası olabilir ama huzuru olmayabilir.

Başka bir insanın daha az imkânı olabilir fakat helal kazancı ve huzurlu ailesi bulunabilir.

Bu nedenle rızık kavramını yalnızca banka hesabına indirgemek eksiktir.

Sağlık da nimettir.

Huzur da.

Güvenli bir ev de.

Sevilen insanlar da.

İnsan bazen sahip olmadığı parayı düşünürken sahip olduğu büyük nimetleri göremez.

Nahl Suresi'nin 114. ayeti bugün insana şu soruları sordurur:

Kazancım gerçekten helal mi?

Soframa gelen lokmanın kaynağını önemsiyor muyum?

Nimetleri israf ediyor muyum?

Elimdekilere şükrediyor muyum, yoksa sürekli olmayanlara mı bakıyorum?

Allah'ın bana verdiği imkânlardan başkaları da faydalanıyor mu?

Başarılarımı yalnızca kendimden mı biliyorum, yoksa Allah'ın verdiği imkânları da hatırlıyor muyum?


Bu sorular yalnızca yiyecekle ilgili değildir.

İnsanın bütün hayat anlayışına dokunur.

Sonuç olarak Nahl Suresi'nin 114. ayeti bize şunu öğretmektedir:

Helal kazan.

Temiz olanı tüket.

İsraf etme.

Hakkını yemeden çalış.

Elindekinin kıymetini bil.

İmkânın varsa paylaş.

Ve nimetin sahibini unutma.


Çünkü gerçek bereket sadece sofranın ne kadar dolu olduğuyla ölçülmez.

Asıl bereket, o sofraya gönül rahatlığıyla oturabilmek ve lokmanın içinde başkasının hakkı olmadığını bilmektir.

⠀

🌿 Son Söz​

“Sofrandaki lokmanın değeri yalnızca tadında değil, oraya hangi yoldan geldiğinde saklıdır. Helal emekle kazanılmış sade bir lokma, vicdanı rahatsız eden büyük sofralardan daha kıymetli olabilir. Allah’ın verdiğini ye, nimetinden faydalan, güzel yaşa; fakat kazancına haksızlık, tüketimine israf ve kalbine nankörlük karıştırma. Çünkü şükür, yalnızca nimeti saymak değil, o nimeti sana yakışır bir ahlakla taşıyabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt