📖 A‘râf Suresi 76. Ayette “Büyüklük Taslayanlar ‘Biz Sizin İman Ettiğiniz Şeyi İnkâr Edenleriz’ Dediler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,698
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 76. Ayette “Büyüklük Taslayanlar ‘Biz Sizin İman Ettiğiniz Şeyi İnkâr Edenleriz’ Dediler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Kibir bazen gerçeği bilmemek değil, gerçeği küçümsediği insanların tarafında gördüğü için reddetmektir. İnsan hakikate değil de statüye bakarsa, kalabalık içinde güçlü görünürken içten içe körleşebilir.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 75. ayetinde Semûd kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, toplumda zayıf görülen iman edenlere:

“Sâlih’in Rabbi tarafından gönderildiğini gerçekten biliyor musunuz?”

diye sormuşlardı.

İman edenler ise:

“Biz onunla gönderilene iman edenleriz.”

diye cevap vermişlerdi.

  1. ayette kibirli ileri gelenlerin tavrı artık çok daha açık hâle gelir:
“Büyüklük taslayanlar, ‘Biz sizin iman ettiğiniz şeyi inkâr edenleriz’ dediler.”

Bu cümlede önemli bir nokta vardır.

Onlar artık:

yalnız Hz. Sâlih’i eleştirmiyor.

Yalnız mucizeyi sorgulamıyor.

Doğrudan:

“Sizin inandığınız şeyi biz reddediyoruz.”

diyorlar.

Yani mesele:

hakikati araştırmaktan

kimlik çatışmasına

dönüşmüştür.

Bir tarafta:

zayıf görülen iman edenler.

Diğer tarafta:

kibirlenen güçlüler.

Ve güçlüler, sanki iman edenlerin tarafında olmak bile:

kendileri için küçültücüymüş gibi

davranırlar.

1️⃣ “Büyüklük Taslayanlar” Kimlerdir ❓​

Ayette yine toplumun:

güçlü,

etkili,

üstünlük iddiasında bulunan

kesimi anlatılır.

Fakat burada temel özellik:

zenginlikten veya makamdan önce:

kibir

dir.

Yani kendilerini:

başkalarından daha değerli,

daha önemli,

daha doğru

görmektedirler.

Bu tavır hakikati değerlendirme biçimlerini:

bozmaktadır.

2️⃣ Neden “Biz Sizin İman Ettiğinizi İnkâr Ediyoruz” Diyorlar ❓​

Dikkat edilirse:

“Sâlih’in getirdiğini inkâr ediyoruz.”

demek yerine:

“Sizin iman ettiğinizi inkâr ediyoruz.”

derler.

Bu ifade inanç tartışmasının:

toplumsal kutuplaşmaya

dönüştüğünü düşündürür.

Artık mesele:

“Doğru nedir?”

sorusundan çok:

“Sizin tarafınızda olmayacağız.”

hâline gelmiştir.

3️⃣ İnsan Bir Fikri, Onu Kimlerin Savunduğuna Bakarak Reddedebilir mi ❓​

Evet.

Bu çok yaygın bir zihinsel hatadır.

Bir düşünceyi:

sevmediğimiz insanlar savunuyorsa

otomatik olarak yanlış sanabiliriz.

Ya da:

saygı duyduğumuz insanlar savunuyorsa

otomatik olarak doğru kabul edebiliriz.

Oysa bir fikrin doğruluğu:

onu savunan grubun sosyal değerinden bağımsızdır.

4️⃣ Hakikati Grup Kimliğine Dönüştürmek Neden Tehlikelidir ❓​

Çünkü insan artık:

delili değerlendirmez.

Şöyle düşünmeye başlayabilir:

“Onlar buna inanıyorsa ben inanmam.”

Bu noktada:

akıl,

delil,

vicdan

ikinci plana geçer.

Yerine:

biz ve onlar

duygusu gelir.

5️⃣ Kibir İnsanın İnancını Nasıl Etkileyebilir ❓​

Kibir insana:

“Ben yanılmam.”

dedirtebilir.

Ayrıca:

“Benden aşağı gördüğüm insanlar doğruyu bulmuş olamaz.”

duygusu oluşturabilir.

Bu çok tehlikelidir.

Çünkü insan bazen:

hakikati reddetmez.

Hakikatin geldiği kişiyi küçümsediği için reddeder.

6️⃣ Zayıf Görülen İnsanların İman Etmesi Neden İleri Gelenleri Rahatsız Etmiş Olabilir ❓​

Çünkü bu:

toplumsal hiyerarşiyi

sarsabilir.

Eğer zayıf görülen bir insan:

hakikati güçlüden önce fark etmişse,

o zaman güçlü kişinin:

“Ben daha üstünüm.”

iddiası zedelenir.

Bu nedenle kibirli insan için mesele:

yalnız inanç değildir.

Aynı zamanda:

statü kaybıdır.

7️⃣ “İnkâr Ediyoruz” İfadesi Ne Kadar Kesindir ❓​

Çok kesindir.

Bu:

kararsızlık

değildir.

“Henüz emin değiliz.”

demiyorlar.

“Araştırıyoruz.”

demiyorlar.

Doğrudan:

“Biz inkâr ediyoruz.”

diyorlar.

Bu da tavrın:

bilgi eksikliğinden çok,

yerleşmiş reddedişe

dönüştüğünü gösterir.

8️⃣ Şüphe ile İnkâr Aynı Şey midir ❓​

Hayır.

Şüphe:

insanın henüz ikna olmaması,

soru sorması,

araştırması

olabilir.

Bu doğal bir süreçtir.

İnkâr ise:

özellikle hakikate karşı kapanmış bir tavra dönüştüğünde

farklıdır.

İnsan:

“Anlamak istiyorum.”

ile:

“Ne söylersen söyle kabul etmeyeceğim.”

arasında ayrım yapmalıdır.

9️⃣ İnsan Neden “Yanılmışım” Demekte Zorlanır ❓​

Çünkü yanıldığını kabul etmek:

egoya dokunabilir.

Özellikle kişi:

başkalarını küçümsemiş,

onlarla alay etmiş,

kendisini üstün ilan etmişse,

sonradan:

“Onlar haklıymış.”

demek çok zorlaşabilir.

Bu nedenle kibir:

yanlışı yalnız başlatmaz,

yanlıştan dönmeyi de zorlaştırır.

🔟 Sosyal Statü İnanç Üzerinde Baskı Oluşturabilir mi ❓​

Evet.

İnsan:

çevresinin ne düşüneceğini

çok önemseyebilir.

Bir görüşü kabul ederse:

arkadaş çevresini,

makamını,

itibarını

kaybetmekten korkabilir.

Bu durumda insanın kararını:

hakikat değil,

sosyal bedel

belirleyebilir.

1️⃣1️⃣ Bir İnancı Kabul Etmenin Bedeli Olabilir mi ❓​

Evet.

Semûd’daki zayıf görülen müminler için iman:

yalnız zihinsel bir fikir

değildir.

Güçlülerin karşısında:

açıkça tavır almak

anlamına gelir.

Bu:

dışlanma,

baskı,

alay

gibi sonuçlara yol açabilir.

Bu yüzden onların:

“Biz iman ediyoruz.”

demesi ciddi bir cesaret taşır.

1️⃣2️⃣ İnanç Neden Bazen Sosyal Cesaret Gerektirir ❓​

Çünkü insan:

çoğunluğa aykırı bir şeyi savunduğunda

yalnız kalabilir.

Bu yalnız din için değil:

ahlaki konularda da geçerlidir.

Bir ortamda herkes haksızlık yapıyorsa:

“Ben yapmayacağım.”

demek cesaret ister.

Bazen doğruyu bilmek kolaydır.

Doğrunun yanında durmak zordur.

1️⃣3️⃣ Kibirli İnsan Neden Başkasının İnancını Küçümser ❓​

Çünkü kendi değerini:

başkasını aşağı çekerek

korumaya çalışabilir.

Şöyle düşünür:

“O zaten zayıf, bilgisiz, önemsiz biri.”

Bu şekilde:

onun söylediği hakikati

dinlememek için gerekçe üretir.

Oysa insanın sosyal konumu:

sözünün doğruluğunu belirlemez.

1️⃣4️⃣ “Biz Sizin İnandığınızı İnkâr Ediyoruz” Sözü Bir Kutuplaşma Dili midir ❓​

Evet, bu açıdan okunabilir.

Cümle:

inanç üzerinden iki grup oluşturur:

siz

ve

biz.

İnsanlar bazen meseleleri:

doğru-yanlış

üzerinden değil,

kimlikler üzerinden

değerlendirmeye başlar.

Bu noktada:

karşı tarafın söylediği her şey

otomatik olarak reddedilebilir.

1️⃣5️⃣ Kutuplaşma Hakikati Görmeyi Nasıl Zorlaştırır ❓​

Çünkü insan:

kendi grubunun yanlışını

görmezden gelebilir.

Karşı grubun doğrusunu da:

kabul etmek istemeyebilir.

Böylece ölçü:

gerçek

olmaktan çıkar.

Yerine:

kim söyledi?

sorusu gelir.

Bu zihinsel kapanma:

adaleti de zayıflatabilir.

1️⃣6️⃣ Bir İnsanın Sevmediği Kişiden Gelen Doğruyu Kabul Etmesi Erdem midir ❓​

Evet.

Bu:

zihinsel dürüstlük

gerektirir.

İnsan:

bir kişiden hoşlanmayabilir.

Ama o kişi:

belirli bir konuda doğru konuşabilir.

Gerçek olgunluk:

“Senden hoşlanmıyorum ama bu konuda haklısın.”

diyebilmektir.

Hakikat:

kişisel duygularımızdan bağımsız olmalıdır.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Günümüz Sosyal Hayatına Nasıl Uygulanabilir ❓​

Bugün de insanlar:

siyasi,

dini,

kültürel,

sosyal

gruplara ayrılabilir.

Bir görüş:

“Karşı tarafın görüşü”

olduğu için

dinlenmeden reddedilebilir.

A‘râf 76 bize:

önce şunu sormayı öğretir:

“Bu görüş hangi gruptan geliyor?”

değil,

“Bu görüş doğru mu?”

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 75. ve 76. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
zayıf görülen müminler:

“Biz Sâlih’in getirdiğine iman ediyoruz.”

demişlerdi.

  1. ayette büyüklük taslayanlar:
“Biz sizin iman ettiğinizi inkâr ediyoruz.”

der.

Böylece iki tavır karşı karşıya gelir:

Bir tarafta:

iman ve kararlılık.

Diğer tarafta:

kibir ve reddediş.

Ve toplumsal konumlar da ters bir anlam kazanır:

Dünyada zayıf görülenler:

hakikate açık.

Güçlü görünenler ise:

kibir nedeniyle kapanmış durumdadır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 76. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 76. ayet kısa ama çok güçlü bir cümle içerir:

“Biz sizin iman ettiğiniz şeyi inkâr edenleriz.”

Bu söz:

yalnız bir inanç reddi değildir.

Aynı zamanda:

kibrin,

sosyal ayrımın

ve grup kimliğinin

hakikat arayışını nasıl bozabileceğini gösterir.

Semûd’un ileri gelenleri:

zayıf görülen insanlara

yukarıdan bakmaktadır.

Onların imanını:

ciddiye almamaktadır.

Ve sonunda:

sanki onların kabul ettiği bir şeyi kabul etmek:

kendi statülerine zarar verecekmiş gibi

tam tersini ilan ederler.

Bu bize bugün için çok önemli bir uyarı verir:

Bir fikri değerlendirirken:

onu savunan kişinin:

parasına,

makamına,

eğitimine,

sosyal çevresine,

popülerliğine

bakmak kolaydır.

Ama bunların hiçbiri:

hakikatin ölçüsü değildir.

Asıl soru:

Doğru mu?

İnsan bazen:

“Onların tarafında görünmem.”

diyerek bile doğru bir şeyi reddedebilir.

Bu çok tehlikelidir.

Çünkü o noktada:

hakikati değil,

egomuzu koruyor olabiliriz.

Ayetin başka bir dersi de şudur:

zayıf görülen insanların:

cesareti küçümsenmemelidir.

Onlar:

baskıya rağmen:

“Biz iman ediyoruz.”

demiştir.

Güçlüler ise:

“Biz inkâr ediyoruz.”

diye karşılık vermiştir.

Bu durumda gerçek güç:

makamda değil;

inandığı doğruyu baskı altında da söyleyebilmekte

ortaya çıkar.

Belki de A‘râf 76’nın bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Bir gerçeği kabul etmek bize sosyal olarak pahalıya mal olacaksa yine de kabul edebilir miyiz?

Çünkü zihinsel dürüstlüğün gerçek sınavı:

doğruyu kabul etmek kolay olduğunda değil;

doğru, egomuza ve çevremizin beklentilerine ters düştüğünde başlar.


“Hakikati kimin söylediğine bakarak seçmeye başlarsak bir gün sevmediğimiz insanların ağzından çıkan doğruyu da reddederiz. Gerçeğe sadakat, insanlara olan yakınlığımızdan ve uzaklığımızdan daha büyük olmalıdır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt