📖 A‘râf Suresi 75. Ayette “Kavminin Büyüklük Taslayan İleri Gelenleri, İçlerinden Zayıf Görülen İman Edenlere ‘Sâlih’in Rabbi Tarafından Gönderildiği

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,698
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 75. Ayette “Kavminin Büyüklük Taslayan İleri Gelenleri, İçlerinden Zayıf Görülen İman Edenlere ‘Sâlih’in Rabbi Tarafından Gönderildiğini Gerçekten Biliyor musunuz?’ Dediler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Kibir yalnız insanın kendisini büyük görmesi değildir; bazen başkasını küçük görüp onun hakikati anlayamayacağını sanmasıdır.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 74. ayetinde Hz. Sâlih, Semûd kavmine:

“Allah’ın nimetlerini hatırlayın ve yeryüzünde bozgunculuk yapmayın.”

diye seslenmişti.

  1. ayette ise Semûd toplumunun içindeki sosyal ayrım görünür hâle gelir:
“Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, içlerinden zayıf görülen ve iman eden kimselere, ‘Sâlih’in Rabbi tarafından gönderilmiş olduğunu gerçekten biliyor musunuz?’ dediler. Onlar da, ‘Biz onunla gönderilene iman edenleriz’ dediler.”

Bu ayet yalnızca inanç tartışmasını anlatmaz.

Aynı zamanda:

güçlü ile zayıf,

kibirli ile mütevazı,

toplumsal statü ile hakikat


arasındaki ilişkiyi gözler önüne serer.

Dikkat çekici olan şudur:

Toplumun ileri gelenleri kendilerini:

hakikati değerlendirmeye daha layık

görüyor olabilir.

İman edenleri ise:

“zayıf görülenler”

olarak değerlendirirler.

Fakat Kur’an’ın sunduğu tabloda:

sosyal zayıflık:

hakikati görmeye engel değildir.

1️⃣ “Kavminin Büyüklük Taslayan İleri Gelenleri” Kimlerdir ❓​

Ayette toplumun:

güç sahibi,

etkili,

sözü geçen,

kendilerini diğerlerinden üstün gören

kesiminden söz edilir.

Burada yalnızca:

zenginlik veya yönetim konumu

değil,

kibirli bir tavır

özellikle vurgulanır.

Onlar sadece önde gelen kişiler değildir.

Aynı zamanda:

büyüklük taslayan kişilerdir.

2️⃣ Kibir Neden Bu Ayette Özellikle Öne Çıkıyor ❓​

Çünkü kibir:

hakikati değerlendirmeyi zorlaştırabilir.

Kibirli insan:

“Ben daha iyi bilirim.”

diye düşünebilir.

Karşısındakini:

statüsüne,

servetine,

sosyal konumuna

göre küçümseyebilir.

Böylece doğru bir söz:

yanlış kişiden geldiğini düşündüğü için

reddedilebilir.

3️⃣ “İçlerinden Zayıf Görülenler” Kimlerdir ❓​

Bunlar toplumda:

daha az güçlü,

daha az etkili,

belki ekonomik veya sosyal açıdan daha düşük konumda bulunan

kişiler olabilir.

Ayet onların gerçekten:

değersiz

olduğunu söylemez.

Önemli ifade:

“zayıf görülenler”

olmalarıdır.

Yani bu:

toplumun onlara verdiği statüdür.

4️⃣ Toplumun Zayıf Gördüğü İnsan Allah Katında da Zayıf mıdır ❓​

Hayır.

Toplumun ölçüsü ile:

Allah’ın ölçüsü

aynı olmak zorunda değildir.

İnsanlar:

paraya,

makama,

soya,

görünüşe

göre değer biçebilir.

Kur’an ise insanın değerini:

ahlak,

iman,

takvâ

gibi ölçülerle ilişkilendirir.

Bu nedenle:

sosyal statü manevi değerin garantisi değildir.

5️⃣ Neden İleri Gelenler Doğrudan Hz. Sâlih’e Değil de İman Edenlere Soruyor ❓​

Bu soru:

iman edenleri:

şüpheye düşürmek,

küçümsemek

veya onların inancını sınamak

amacı taşıyor olabilir.

Adeta:

“Siz gerçekten onun peygamber olduğuna mı inanıyorsunuz?”

diye sorarlar.

Bu cümlede:

samimi meraktan çok,

küçümseyici bir ton

hissedilebilir.

6️⃣ “Sâlih’in Rabbi Tarafından Gönderildiğini Gerçekten Biliyor musunuz?” Ne Demektir ❓​

Burada Hz. Sâlih’in:

peygamberliği

sorgulanmaktadır.

İleri gelenler:

iman edenlerin:

bu iddiayı nasıl kabul ettiğini

sorar.

Fakat iman edenlerin cevabı çok nettir:

“Biz onunla gönderilene iman ediyoruz.”

Yani onlar yalnız:

Hz. Sâlih’in şahsına değil,

getirdiği vahye

bağlılıklarını belirtir.

7️⃣ “Biliyoruz” ile “İman Ediyoruz” Arasında Fark Var mıdır ❓​

Evet.

Bilmek:

zihinsel kabul

olabilir.

İman ise:

daha derin bir güven,

bağlılık

ve yöneliş içerir.

İman edenlerin cevabı:

yalnız:

“Evet, doğru olabilir.”

değildir.

Onlar:

“Biz onunla gönderilene iman ediyoruz.”

der.

Bu:

aktif bir kabul

ifadesidir.

8️⃣ İman Edenlerin Cevabı Neden Bu Kadar Net ve Kısadır ❓​

Çünkü tartışmanın özünü:

çok iyi anlamışlardır.

Onlar:

kişisel savunmaya,

uzun tartışmaya

girmez.

Sadece:

“Biz iman ediyoruz.”

derler.

Bu:

içsel kararlılığı

ve inançlarının:

toplumsal baskıya rağmen

sarsılmadığını gösterir.

9️⃣ İnsan Sosyal Baskıya Rağmen İnancını Koruyabilir mi ❓​

Evet.

Fakat bu kolay olmayabilir.

Özellikle toplumun:

güçlü,

etkili,

otoriter

kesimi karşı çıkıyorsa,

zayıf görülen bir insan:

sessiz kalmayı tercih edebilir.

Bu ayette ise iman edenler:

inançlarını açıkça ifade ederler.

🔟 Güçlü İnsanların Sorusu Neden Baskı Unsuru Olabilir ❓​

Çünkü güçlü biri:

yalnız konuşmaz.

Arkasında:

makam,

servet,

toplumsal etki

olabilir.

Bu yüzden:

“Sen gerçekten buna inanıyor musun?”

sorusu bazen masum bir soru değil,

gözdağı

anlamı taşıyabilir.

İman edenlerin cevabı bu yüzden:

daha da dikkat çekicidir.

1️⃣1️⃣ İnsanlar Neden Fakir veya Zayıf Birinin İnancını Küçümseyebilir ❓​

Çünkü bazı insanlar:

hakikati:

statüyle

karıştırabilir.

Şöyle düşünebilirler:

“Eğer bu gerçekten doğru olsaydı önce güçlüler kabul ederdi.”

Oysa tarih:

hakikatin bazen:

ilk olarak toplumun dışladığı,

zayıf gördüğü

insanlar tarafından kabul edildiğini gösterebilir.

Hakikat:

zenginlik sırasına göre dağıtılmaz.

1️⃣2️⃣ Zengin veya Güçlü Olmak Hakikati Görmeye Engel midir ❓​

Hayır.

Güçlü veya zengin bir insan da:

samimi,

adil,

imanlı

olabilir.

Sorun:

güç değil,

gücün kibire dönüşmesidir.

İnsan sahip oldukları nedeniyle:

başkalarını küçümsemeye başlarsa,

hakikati değerlendirme biçimi:

bozulabilir.

1️⃣3️⃣ Fakir veya Zayıf Olmak İnsanı Otomatik Olarak Haklı Yapar mı ❓​

Hayır.

Bu da önemli bir dengedir.

Zayıf olmak:

kişiyi otomatik olarak:

doğru,

iyi,

haklı

yapmaz.

Aynı şekilde güçlü olmak da:

yanlış yapmaz.

Kur’an’ın eleştirisi:

statünün hakikatin ölçüsü yapılmasıdır.

1️⃣4️⃣ Hakikat Sosyal Sınıfa Göre Değişir mi ❓​

Hayır.

Bir matematik gerçeği:

zengin söylediğinde de,

fakir söylediğinde de

aynıdır.

Ahlaki bir doğru da:

söyleyen kişinin servetine göre

değişmez.

Bu nedenle:

sözün doğruluğu, söyleyenin sosyal sınıfından bağımsız değerlendirilmelidir.

1️⃣5️⃣ İman Edenlerin “Biz Onunla Gönderilene İman Ediyoruz” Sözü Ne Öğretir ❓​

Bu cevap:

kişiye kör bağlılıktan ziyade:

mesaja iman

vurgusudur.

Hz. Sâlih:

Allah’ın elçisidir.

Onun değeri:

kendi kişisel çıkarından değil,

taşıdığı vahiyden

gelir.

Bu nedenle iman edenler:

mesajın kaynağına:

Allah’a

yönelir.

1️⃣6️⃣ İnsan Bir Lideri veya Din Adamını Hakikatin Kendisi Gibi Görebilir mi ❓​

Bu tehlikeli olabilir.

İnsanlar:

öğretmenlere,

alimlere,

liderlere

saygı gösterebilir.

Ama hiçbir insan:

hakikatin kendisi

değildir.

İnsan yanılabilir.

Bu nedenle sağlıklı yaklaşım:

kişiyi değil,

delili ve vahyin ölçüsünü merkeze almaktır.

1️⃣7️⃣ Toplumda Güçlü Olanların İnancı Belirlemesi Neden Tehlikelidir ❓​

Çünkü güç sahibi kişiler:

kendi çıkarlarını:

hakikat gibi

sunabilir.

İnsanlar da:

baskı,

korku,

menfaat

nedeniyle onları takip edebilir.

Böylece:

“Güçlü söylüyorsa doğrudur.”

yanılgısı oluşabilir.

Oysa güç:

hakikatin kanıtı değildir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 74. ve 75. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette Semûd kavmine:
medeniyetleri,

evleri,

dağları oyarak yaptıkları yapılar

ve Allah’ın nimetleri

hatırlatılmıştı.

  1. ayette ise:
bu güçlü toplumun içindeki:

sınıfsal ve sosyal ayrım

görünür hâle gelir.

Bir tarafta:

kibirlenen ileri gelenler.

Diğer tarafta:

zayıf görülen iman edenler.

Böylece fiziksel medeniyetin gelişmiş olmasının:

toplumsal kibri ortadan kaldırmadığı

gösterilir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 75. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 75. ayet hakikat ile sosyal statü arasındaki ilişkiyi çok güçlü biçimde sorgular.

Semûd kavminin ileri gelenleri:

kendilerini büyük görmektedir.

Diğer bazı insanları ise:

“zayıf”

olarak değerlendirmektedir.

Sonra bu insanlara:

“Sâlih’in gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?”

diye sorarlar.

İman edenlerin cevabı ise çok sade ve çok güçlüdür:

“Biz onunla gönderilene iman ediyoruz.”

Bu cevap bize:

hakikati kabul etmek için:

zengin,

güçlü,

ünlü,

eğitimli,

toplumun merkezinde

olmak gerekmediğini hatırlatır.

Aynı zamanda şu uyarıyı da yapar:

Bir insanın:

toplumdaki konumu düşük olabilir.

Ama bu:

aklının,

vicdanının,

ahlaki değerinin

düşük olduğu anlamına gelmez.

Bugün de insanlar:

mesleklerine,

gelirlerine,

eğitimlerine,

takipçi sayılarına,

yaşadıkları semte,

giydikleri kıyafete

göre değerlendirilebiliyor.

Fakat bunların hiçbiri:

bir insanın söylediği sözün:

doğru veya yanlış olduğunu

belirlemez.

Belki de A‘râf 75’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Bir insanı dinlemeden önce onun kim olduğuna mı bakıyoruz, yoksa söylediğinin doğru olup olmadığına mı?

Çünkü kibir:

yalnız:

“Ben büyüğüm.”

demek değildir.

Bazen kibir:

“O küçük, o hâlde onun gördüğü hakikat önemli değildir.”

demektir.

Oysa Kur’an’ın anlattığı sahnede:

küçük görülenler:

imanlarını açıkça söylerken,

büyük görünenler:

hakikati sorgulamak yerine:

insanların statüsüne bakmaktadır.


“Bir insanın toplumda küçük görülmesi, hakikatin gözünde küçük olduğu anlamına gelmez. Bazen kalabalığın yukarıdan baktığı kişi, onların göremediği gerçeği çok daha açık görebilir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt