📖 A‘râf Suresi 70. Ayette “Bize Yalnız Allah’a Kulluk Edelim ve Atalarımızın Taptıklarını Bırakalım Diye mi Geldin? Eğer Doğru Söyleyenlerdensen Bizi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,698
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 70. Ayette “Bize Yalnız Allah’a Kulluk Edelim ve Atalarımızın Taptıklarını Bırakalım Diye mi Geldin? Eğer Doğru Söyleyenlerdensen Bizi Tehdit Ettiğin Şeyi Getir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsan bazen hakikati delille değil, alışkanlıkla savunur. ‘Atalarımız böyle yapıyordu’ sözü bir geleneği açıklayabilir; fakat onun doğru olduğunu tek başına kanıtlamaz.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 69. ayetinde Hz. Hûd Âd kavmine:

“Nûh kavminden sonra sizi onların yerine getirdiğini ve yaratılışta size güç verdiğini hatırlayın. Allah’ın nimetlerini anın ki kurtuluşa eresiniz.”

diye seslenmişti.

  1. ayette ise kavminin cevabı gelir:
“Dediler ki: ‘Sen bize yalnız Allah’a kulluk edelim ve atalarımızın taptıklarını bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerdensen bizi tehdit ettiğin şeyi getir.’”

Bu cevapta iki çok güçlü tema vardır:

Atalara bağlılık

ve

meydan okuma.

Kavim, Hz. Hûd’un tevhid çağrısını:

“Atalarımızın yolunu terk etmek”

olarak görüyor.

Ardından uyarıyı ciddiye almak yerine:

“Madem doğru söylüyorsun, getir o azabı.”

diye meydan okuyorlar.

Bu, insanın bazen:

hakikati araştırmak yerine

alışkanlığını korumayı

ve uyarıyı küçümsemeyi

seçebildiğini gösterir.

1️⃣ “Bize Yalnız Allah’a Kulluk Edelim Diye mi Geldin?” Ne Demektir ❓​

Hz. Hûd’un çağrısının merkezi:

tevhiddir.

Yani:

yalnız Allah’a kulluk etmek.

Kavim bunun ne anlama geldiğini anlamıştır.

Sorun:

anlamamaları değil,

kabul etmek istememeleridir.

Çünkü yalnız Allah’a kulluk etmek:

mevcut inanç sistemlerinin,

putların,

atalardan kalan alışkanlıkların

terk edilmesini gerektirebilir.

2️⃣ Neden “Yalnız Allah” Vurgusu Onları Rahatsız Ediyor ❓​

Çünkü tevhid:

Allah ile birlikte kutsallaştırılan başka otoriteleri

reddeder.

Bu sadece dini bir değişiklik değildir.

Toplumun:

alışkanlıklarını,

kimlik algısını,

güç ilişkilerini

da etkileyebilir.

İnsan bazen inancını:

yalnız düşünce olarak değil,

kimliğinin parçası

olarak yaşar.

Bu yüzden değişim:

çok zor olabilir.

3️⃣ “Atalarımızın Taptıklarını Bırakalım mı?” Sözü Ne Anlama Gelir ❓​

Bu söz:

atalardan gelen dini geleneğin

savunulduğunu gösterir.

Kavim adeta şöyle der:

“Bizim babalarımız ve dedelerimiz böyle inanıyordu. Şimdi sen gelip onların yolunun yanlış olduğunu mu söylüyorsun?”

Buradaki temel sorun:

bir inancın doğruluğunu:

ataların uygulamasına bağlamaktır.

4️⃣ Atalardan Gelen Her Şey Yanlış mıdır ❓​

Hayır.

Gelenek:

çok değerli olabilir.

Aileden ve geçmiş nesillerden:

ahlak,

bilgi,

kültür,

tecrübe

aktarılabilir.

Kur’an’ın eleştirisi:

geleneğin varlığı değil;

geleneğin sorgulanamaz hâle getirilmesidir.

5️⃣ Bir Şeyin Çok Eski Olması Onu Doğru Yapar mı ❓​

Hayır.

Bir düşünce:

bin yıl boyunca uygulanmış olabilir.

Bu onun:

doğru olabileceğini

gösterebilir,

ama tek başına:

kanıtlamaz.

Aynı şekilde yeni olmak da:

bir düşünceyi otomatik olarak doğru yapmaz.

Asıl soru:

Delili nedir?

6️⃣ İnsan Neden Atalarının İnancını Sorgulamakta Zorlanabilir ❓​

Çünkü bu yalnızca:

bir fikir

değildir.

Aileyle,

aidiyetle,

hatıralarla,

toplumsal kimlikle

bağlantılı olabilir.

Bir insan:

atalarının yanlış yapmış olabileceğini

kabul ettiğinde,

sanki onlara ihanet ediyormuş

gibi hissedebilir.

Oysa bir insanı sevmek:

onun bütün fikirlerini sorgulamadan kabul etmek anlamına gelmez.

7️⃣ Gelenek ile Hakikat Çatıştığında Hangisi Öne Alınmalıdır ❓​

Kur’an’ın yaklaşımı:

hakikatin

öne alınmasıdır.

Gelenek:

hakikate uygunsa korunabilir.

Ama:

adaletsiz,

yanlış,

zararlı

bir gelenek varsa:

sırf eskiden beri uygulanıyor diye

devam ettirilmemelidir.

Hakikat:

yaşından bağımsız değerlendirilmelidir.

8️⃣ “Eğer Doğru Söyleyenlerdensen…” Sözü Ne İfade Ediyor ❓​

Bu ifade:

Hz. Hûd’un doğruluğuna

meydan okumadır.

Kavim:

“Madem doğru söylüyorsun…”

diyerek onun uyarısını:

sınamaya,

küçümsemeye

çalışır.

Burada samimi bir hakikat arayışından çok:

alaycı bir meydan okuma

havası vardır.

9️⃣ “Bizi Tehdit Ettiğin Şeyi Getir” Ne Demektir ❓​

Hz. Hûd:

kavmini sonuç konusunda

uyarmıştır.

Onlar ise:

uyarıyı ciddiye almak yerine:

“Getir bakalım.”

derler.

Bu çok tehlikeli bir tavırdır.

Çünkü insan:

bir tehlikenin henüz gerçekleşmemesini

onun hiç gerçekleşmeyeceğine

delil sanabilir.

🔟 İnsan Neden Tehlikeyle Alay Eder ❓​

Bazen korkusunu bastırmak için.

Bazen:

gerçekten inanmadığı için.

Bazen de:

kendisini güçlü hissettiği için.

Âd kavmi güçlü bir toplumdur.

Bu güç onlara:

“Bize hiçbir şey olmaz.”

duygusu vermiş olabilir.

Ama güç:

sonuçlardan bağımsızlık

garantisi değildir.

1️⃣1️⃣ “Bize Bir Şey Olmaz” Düşüncesi Neden Tehlikelidir ❓​

Çünkü insan:

önlem almayı bırakabilir.

Yanlışını düzeltmez.

Uyarıları küçümser.

Kendisini:

dokunulmaz

görmeye başlar.

Bu durumda güç:

koruma olmaktan çıkar,

körlüğe dönüşebilir.

1️⃣2️⃣ Uyarıya “Kanıtla, Hemen Getir” Demek Her Zaman Yanlış mıdır ❓​

Hayır.

Bir iddiayı sorgulamak:

doğaldır.

Delil istemek:

sağlıklıdır.

Ama burada mesele:

samimi araştırma değil;

alaycı biçimde cezayı çağırmaktır.

Bu yüzden tavır önemlidir.

Soru:

hakikati aramak için mi soruluyor,

yoksa:

reddetmek için mi?

1️⃣3️⃣ Samimi Soru ile Meydan Okuma Arasında Ne Fark Vardır ❓​

Samimi soru:

“Bunu anlamak istiyorum.”

der.

Meydan okuma ise:

“Bakalım yapabilecek misin?”

der.

Birincisi:

öğrenmeye açıktır.

İkincisi:

karşı tarafı küçük düşürmeye

çalışır.

Aynı kelimeler bile:

niyete göre farklı anlam taşıyabilir.

1️⃣4️⃣ İnsan Neden Uyarı Gelince Kendini Değiştirmek Yerine Uyarıyı Reddeder ❓​

Çünkü değişim:

bedel ister.

Alışkanlık bırakmak gerekir.

Çıkar kaybedilebilir.

Toplumun tepkisiyle karşılaşılabilir.

Kişi:

yanıldığını kabul etmek zorunda kalabilir.

Bazen insan için:

yanlışta kalmak, değişmekten daha kolay gelir.

1️⃣5️⃣ Atalara Saygı ile Körü Körüne Taklit Arasında Ne Fark Vardır ❓​

Atalara saygı:

onların emeğini,

hayatını,

tecrübesini

değerli görmek olabilir.

Körü körüne taklit ise:

“Onlar yaptıysa doğrudur.”

demektir.

İnsan:

geçmişine saygı duyabilir

ama aynı zamanda:

onu eleştirel biçimde değerlendirebilir.

1️⃣6️⃣ Dinî Gelenekler de Sorgulanabilir mi ❓​

Bir geleneğin gerçekten:

vahye dayanıp dayanmadığını,

sonradan oluşmuş olup olmadığını,

doğru uygulanıp uygulanmadığını

araştırmak mümkündür.

Sorgulamak:

otomatik olarak reddetmek değildir.

Bazen sorgulama:

inancı daha sağlam temele oturtabilir.

1️⃣7️⃣ Güçlü İnsan Uyarıyı Daha mı Zor Kabul Eder ❓​

Her zaman değil.

Ama güç:

kibirle birleşirse

uyarıyı kabul etmek zorlaşabilir.

İnsan:

“Ben buraya kadar kendi gücümle geldim.”

diye düşündüğünde,

başkasının:

“Yanlış yapıyorsun.”

demesini kabul etmekte zorlanabilir.

Âd kıssasında da:

güç ile kibir arasındaki tehlikeli ilişki

belirginleşir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 69. ve 70. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette Hz. Hûd:
Âd kavmine:

Nûh kavminden sonra geldiklerini,

kendilerine güç verildiğini,

Allah’ın nimetlerini hatırlamalarını

söylemişti.

  1. ayette ise kavim:
bu nimeti şükürle karşılamak yerine:

atalarının dinini savunur

ve:

azabı getirmesini ister.

Yani bir tarafta:

hatırlatma,

şükür,

sorumluluk.

Diğer tarafta:

gelenekçilik,

inat

ve meydan okuma vardır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 70. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 70. ayet insanın hakikat karşısında kullandığı iki güçlü savunmayı ortaya çıkarır.

Birincisi:

“Atalarımız böyle yapıyordu.”

İkincisi:

“Madem doğru söylüyorsun, getir bakalım.”

Birinci tavır:

geçmişi sorgulanamaz hâle getirir.

İkinci tavır:

gelecekteki sonucu küçümser.

İkisinin ortak noktası:

bugün değişmek istememektir.

Hz. Hûd’un çağrısı çok nettir:

“Yalnız Allah’a kulluk edin.”

Kavim ise bunun doğru olup olmadığını araştırmak yerine:

“Atalarımız ne olacak?”

diye tepki verir.

Bu bize bugün de çok önemli bir ders verir.

Bir düşüncenin doğruluğu:

annemizin,

babamızın,

dedemizin,

toplumumuzun

ona inanmış olmasıyla tek başına belirlenmez.

Aynı şekilde:

onların bir şeye inanmaması da

o şeyi otomatik olarak yanlış yapmaz.

İnsan:

saygıyı koruyarak

soru sorabilmelidir.

“Biz bunu neden yapıyoruz?”

“Bunun kaynağı nedir?”

“Gerçekten doğru mu?”


Bu sorular:

geçmişe ihanet değildir.

Bilinçli yaşamaktır.

Ayetin ikinci büyük uyarısı ise:

tehlikeyi küçümsememektir.

İnsan bazen:

sigara içer ve hemen hasta olmaz.

Haksızlık yapar ve hemen ceza görmez.

Yalan söyler ve hemen yakalanmaz.

Sonra:

“Demek ki sorun yok.”

diye düşünebilir.

Oysa sonucun gecikmesi:

sonucun olmayacağı anlamına gelmez.

Âd kavmi de:

“Getir bakalım o azabı.”

diyerek uyarıyla alay eder.

Belki de A‘râf 70’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

İnandığımız şeyleri gerçekten araştırdığımız için mi savunuyoruz, yoksa sadece bize öyle öğretildiği için mi?

Çünkü bilinçli insan:

geçmişinden utanmaz,

ama geçmişini:

hakikatin yerine de koymaz.


“Atalarımıza saygı duymak başka, onların her düşüncesini sorgulanamaz ilan etmek başkadır. Hakikat mirasla değil, delille güçlenir; insan geçmişini severken aklını da kullanabilmelidir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt