A‘râf Suresi 51. Ayette “Onlar Dinlerini Eğlence ve Oyun Edindiler, Dünya Hayatı da Kendilerini Aldattı; Onlar Bugüne Kavuşacaklarını Unuttukları Gibi Biz de Bugün Onları Unuturuz” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan dünyayı yaşadığı için değil, dünyayı her şey sandığı zaman aldanır. Geçici olanı sonsuzmuş gibi yaşamak, sonunda sonsuz olanı geç fark etmeye dönüşebilir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 50. ayetinde cehennem ehlinin cennet ehline:
“Üzerimize biraz su veya Allah’ın size verdiği rızıktan dökün.”
diye seslendiği anlatılmıştı.
- ayette ise onların bu duruma neden düştüklerini açıklayan temel özelliklerden bazıları belirtilir:
Bu ayette üç büyük tehlike anlatılır:
dini ciddiyetsizleştirmek,
dünya hayatına aldanmak
ve
hesap gününü unutmak.
Fakat ayetin en dikkat çekici ifadelerinden biri şudur:
“Biz de bugün onları unuturuz.”
Allah için gerçek anlamda unutkanlık düşünülemez.
Buradaki ifade:
onların Allah’ın rahmetinden ve yardımından mahrum bırakılması, kendi tercihlerinin sonucuyla baş başa bırakılması
anlamında anlaşılır.
“Dinlerini Eğlence ve Oyun Edindiler” Ne Demektir
Ayetin kullandığı ifadeler:lehv
ve
la‘ib
kelimeleridir.
Bunlar:
eğlence,
oyalanma,
oyun,
ciddiyetsizlik
anlamları taşır.
Burada dinin kendisinin bir oyun olduğu söylenmez.
Eleştirilen şey:
insanların dini ciddi bir hakikat ve sorumluluk olarak görmek yerine onunla ciddiyetsiz biçimde ilişki kurmalarıdır.
İnsan Dini Nasıl “Oyun” Hâline Getirebilir
Bir insan dini:yalnız işine geldiğinde kullanabilir.
Dini hükümleri:
kendi çıkarına göre seçip değiştirebilir.
İnsanları etkilemek için dini görüntü kullanabilir.
Allah’ın emirlerini:
ciddiye almadan alay konusu yapabilir.
Böylece din:
hayatı yönlendiren bir değer olmaktan çıkar ve:
kişisel çıkarların aracına dönüşebilir.
Ayet Eğlenmeyi Yasaklıyor mu
Hayır.Ayet:
insanın gülmesini,
eğlenmesini,
dinlenmesini,
oyun oynamasını
yasaklamaz.
Kur’an’ın eleştirdiği:
hayatın bütününü bir oyuna çevirmek
ve dini sorumlulukları ciddiye almamaktır.
Eğlenmek başka şeydir.
Hayatın hiçbir hesabı yokmuş gibi yaşamak başka şeydir.
Din Sürekli Ciddiyet ve Üzüntü İçinde Yaşamak mı Demektir
Hayır.Dindarlık:
sürekli üzgün olmak,
hayatın güzelliklerinden kaçmak,
gülmemek
demek değildir.
Kur’an daha önce:
güzel ziynetleri,
temiz rızıkları
yasaklamamıştı.
Sorun mutluluk değildir.
Sorun:
insanın eğlenceyi hayatının nihai amacı hâline getirmesidir.
“Dünya Hayatı Kendilerini Aldattı” Ne Demektir
Dünya hayatının aldatması:dünyanın gerçekte olmadığı bir şeymiş gibi algılanmasıdır.
İnsan:
servetin sonsuz süreceğini,
gençliğin hiç bitmeyeceğini,
gücün hep kendisinde kalacağını,
ölümün çok uzakta olduğunu
düşünebilir.
Oysa dünya:
geçicidir.
Aldanma:
dünyada yaşamak değil;
dünyayı kalıcı sanmaktır.
Dünya Hayatı Kötü müdür
Hayır.Dünya:
insanın yaşadığı,
çalıştığı,
sevdiği,
öğrendiği,
iyilik yaptığı
yerdir.
Kur’an dünyayı bütünüyle kötü ilan etmez.
Problem:
dünyanın:
ahireti unutturacak kadar mutlaklaştırılmasıdır.
Dünya:
amaç olmaktan çok,
sorumluluğun yaşandığı geçici bir alan
olarak görülür.
İnsan Dünyaya Nasıl Aldanabilir
İnsan:parasına aşırı güvenebilir.
Makamını kaybetmeyecek sanabilir.
Gençliğini kalıcı görebilir.
Ününü gerçek değer zannedebilir.
Sahip olduğu şeylerin:
onu ölümden ve hesaptan koruyacağını
düşünebilir.
Böylece geçici şeyleri:
kalıcı güvence
gibi algılar.
Para Kazanmak veya Başarılı Olmak Dünyaya Aldanmak mıdır
Hayır.İnsan:
çalışabilir,
kazanabilir,
başarılı olabilir,
mal sahibi olabilir.
Sorun bunların kendisi değildir.
Sorun:
parayı insanın değerinin ölçüsü yapmak,
ahlakı para için terk etmek,
bütün hayatı servet biriktirmeye indirgemek
ve:
Allah’a karşı sorumluluğu unutmaktır.
Dünya ile Ahiret Arasında Nasıl Bir Denge Kurulmalıdır
Kur’an’ın yaklaşımı:dünyayı tamamen terk etmek
değildir.
İnsan:
çalışır,
ailesine bakar,
üretir,
güzel şeylerden yararlanır.
Ama bütün bunları:
nihai gerçeklik sanmaz.
Dünya elinde olabilir.
Ama:
kalbinin tek sahibi hâline gelmemelidir.
“Bu Günlerine Kavuşacaklarını Unuttular” Ne Demektir
Buradaki “unutmak”:sadece hafızadan silmek
anlamında değildir.
İnsan ahireti bildiği hâlde:
hayatında hiç yokmuş gibi davranabilir.
Teorik olarak:
“Bir gün hesap var.”
der.
Ama bütün seçimlerini:
hesap hiç gelmeyecekmiş gibi
yapar.
İşte bu:
pratik unutma
olarak düşünülebilir.

İnsan Bildiği Bir Gerçeği Nasıl Unutmuş Gibi Yaşar
Örneğin herkes:öleceğini bilir.
Ama çoğu zaman:
ölüm başkasının başına gelen bir olaymış gibi yaşar.
Planlarını:
sanki sonsuz zamanı varmış gibi
kurabilir.
Benzer şekilde ahiret inancı:
dilde bulunabilir.
Fakat davranışlarda:
hiçbir etkisi olmayabilir.
Bilginin hayata yansımaması:
unutmanın başka bir biçimidir.

“Biz de Bugün Onları Unuturuz” Allah’ın Unuttuğu Anlamına mı Gelir
Hayır.Bu ayeti kelimesi kelimesine insan unutkanlığı gibi anlamak doğru değildir.
Kur’an Allah’ı:
her şeyi bilen
olarak tanıtır.
Buradaki “unutmak”:
onları rahmetten mahrum bırakmak,
yardımsız bırakmak,
tercihlerinin sonucuyla yüz yüze bırakmak
anlamında yorumlanır.
Yani ifade:
karşılık verme anlamı taşır.

Neden Aynı “Unutmak” Kelimesi İki Taraf İçin Kullanılıyor
Bu, Kur’an’daki güçlü karşılık anlatımlarından biridir.Onlar:
Allah’ın huzurunda hesap vereceklerini
hayatlarından çıkardılar.
Ahiret gününü:
önemsemediler.
Sonuçta o gün:
Allah’ın özel rahmetinden
mahrum bırakılırlar.
Yani mesaj:
“Siz hesabı yok saydınız; şimdi yok saydığınız hesabın sonucuyla karşılaşıyorsunuz.”

Allah’ın Rahmetinden Mahrum Kalmak Ne Demektir
Allah’ın rahmeti:bağışlanma,
korunma,
kurtuluş,
cennet
gibi çok geniş anlamlar taşır.
Ahirette bu rahmetten mahrumiyet:
insanın:
kendi yanlış tercihlerinin sonuçlarıyla
karşılaşması anlamına gelir.
Bu nedenle ayetteki ifade:
son derece ağır bir sonuçtur.

“Ayetlerimizi İnkâr Ediyorlardı” İfadesi Neden Sonunda Ekleniyor
Çünkü onların durumu yalnızca:dünya eğlencesine fazla dalmak
değildir.
Aynı zamanda:
Allah’ın ayetlerini:
reddetmiş,
yalanlamış,
onlara karşı direnmişlerdir.
Yani ortada:
uyarının hiç gelmemesi değil;
uyarıya karşı bir reddediş
vardır.

İnsan Eğlenceyle Hakikatten Kaçabilir mi
Evet.İnsan bazen sürekli:
telefon,
video,
oyun,
alışveriş,
eğlence,
sosyal medya
ile kendisini meşgul edebilir.
Bunların hiçbiri tek başına kötü değildir.
Ama kişi hiçbir zaman:
ölümü,
hayatının anlamını,
ahlaki sorumluluğunu,
Allah’la ilişkisini
düşünmemek için sürekli oyalanıyorsa:
eğlence bir kaçış aracına dönüşebilir.

Modern Dünyada “Sürekli Oyalanmak” Büyük Bir Tehlike midir
Evet, bu ayetin genel mesajı açısından üzerinde düşünmeye değer bir konudur.Bugün insan:
günün neredeyse her saniyesini
bir ekranla doldurabilir.
Boş kaldığı anda:
telefonunu açabilir.
Sessizlik:
rahatsız edici hâle gelebilir.
Oysa insanın zaman zaman:
durması,
düşünmesi,
kendisine soru sorması
gerekir.
Çünkü sürekli meşgul olmak:
her zaman gerçekten yaşamak anlamına gelmez.

A‘râf Suresi 50. ve 51. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette cehennem ehli:
diyordu.
- ayet ise neden bu duruma geldiklerini açıklar:
oyun ve eğlence hâline getirdiler.
Dünya hayatı:
onları aldattı.
Ahiret gününü:
unuttular.
Allah’ın ayetlerini:
inkâr ettiler.
Böylece 50. ayet:
sonucu,
- ayet ise:
açıklar.

Sonuç: A‘râf Suresi 51. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 51. ayet insanın dünya hayatına karşı nasıl bir denge kurması gerektiğini çok güçlü biçimde öğretir.Ayet:
“Onlar dinlerini eğlence ve oyun edinmişlerdi.”
der.
Bu:
eğlenmeyin,
gülmeyin,
hayattan zevk almayın
demek değildir.
Asıl uyarı şudur:
Hayatı sadece eğlence sanmayın.
Ardından:
“Dünya hayatı onları aldattı.”
denir.
Dünya kötü olduğu için değil;
insan onu:
kalıcı,
nihai,
her şey
sandığı için aldanmıştır.
Para önemlidir.
Ama sonsuz değildir.
Sağlık değerlidir.
Ama kalıcı değildir.
Gençlik güzeldir.
Ama geçer.
Makam yüksektir.
Ama biter.
Şöhret büyüktür.
Ama unutulur.
İnsan bütün bunların ortasında:
ölümlü olduğunu
unutabilir.
Ve ayetin en sarsıcı bölümü gelir:
“Onlar bu günlerine kavuşacaklarını unuttukları gibi biz de bugün onları unuturuz.”
Bu ifade Allah’ın hafızasının eksik olduğu anlamına gelmez.
Tam tersine:
insanın dünyada yok saydığı hesabın,
ahirette onu bütün ağırlığıyla karşılamasını anlatır.
Belki de ayetin bugünkü insana yönelttiği en önemli soru şudur:
Hayatımızdaki hangi şeyler bizi asıl sorulardan sürekli uzaklaştırıyor?
Ne için yaşıyoruz?
Neye dönüşüyoruz?
Kimi kırıyoruz?
Neyi düzeltmemiz gerekiyor?
Bugün ölsek:
geride nasıl bir hayat bırakmış oluruz?
Bu sorular insanı karamsarlaştırmak için değil:
hayatın değerini artırmak için
vardır.
Çünkü dünyanın geçici olduğunu bilmek:
dünyadan vazgeçmek değildir.
Tam tersine:
zamanın değerini daha iyi bilmektir.
Sevdiklerini daha çok sevmektir.
İyiliği ertelememektir.
Özür dilemeyi geciktirmemektir.
Şükrü unutmamaktır.
Ve en önemlisi:
geçici hayatı, kalıcı sonucu unutarak yaşamamaktır.
“Dünya seni mutlu ettiği için tehlikeli değildir; seni sonsuz olduğuna inandırdığı anda aldatmaya başlar. Geçiciliği hatırlamak hayatı küçültmez, her anını daha kıymetli hâle getirir.”
Ersan Karavelioğlu