A‘râf Suresi 134. Ayette “Azap Üzerlerine Çökünce ‘Ey Musa! Rabbinin Sana Verdiği Söz Hürmetine Bizim İçin Dua Et. Eğer Bu Azabı Bizden Kaldırırsan Sana Kesinlikle İman Edecek ve İsrailoğullarını Seninle Birlikte Göndereceğiz’ Dediler” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan sıkışınca verdiği sözle değil, sıkıntı geçince tuttuğu sözle tanınır. Çünkü korku anında verilen vaat kolay, rahatlık geri geldiğinde sadık kalmak zordur.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 133. ayetinde Firavun toplumunun üzerine:
tufan, çekirgeler, haşereler, kurbağalar ve kan
gibi peş peşe açık işaretlerin gönderildiği anlatılmıştı.
Buna rağmen:
“Yine de büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular.”
denilmişti.
- ayette ise dikkat çekici bir değişim görülür.
“Ey Musa! Rabbinin sana verdiği söz hürmetine bizim için dua et. Eğer bu azabı bizden kaldırırsan sana kesinlikle iman edecek ve İsrailoğullarını seninle birlikte göndereceğiz.”
derler.
Daha önce:
“Ne getirirsen getir sana inanmayacağız.”
diyen insanlar,
şimdi:
“Azap kalkarsa iman edeceğiz.”
demektedir.
Bu ayet insan psikolojisinin çok önemli bir yönünü gösterir:
Sıkıntı bazen insanın dilini değiştirir; fakat dilin değişmesi kalbin gerçekten değiştiğini henüz kanıtlamaz.
“Azap Üzerlerine Çökünce” Ne Anlama Gelir
Bu ifade:önceki ayette anlatılan:
sarsıcı olayların:
onlar üzerinde ağır bir baskı oluşturduğunu
gösterir.
Artık mesele:
uzaktan seyredilen bir işaret değildir.
Hayatlarını:
doğrudan etkileyen:
ciddi bir sıkıntıdır.
Daha Önce İnanmayacaklarını Söyleyenler Neden Şimdi Musa’ya Başvuruyor
Çünkü şartlar:değişmiştir.
Rahat olduklarında:
Hz. Musa’yı reddediyorlardı.
Sıkıntı ağırlaşınca:
onun Allah ile:
özel bir bağının bulunduğunu
fiilen kabul eder gibi davranırlar.
Bu:
çok önemli bir çelişkidir.
Hz. Musa’yı Gerçekten Peygamber Olarak Kabul Etmişler miydi
Henüz bunu kesin biçimde söylemek zordur.Çünkü onların sözü:
şartlıdır:
“Azap kalkarsa iman edeceğiz.”
Yani:
imanları:
hakikatin kendisine değil,
önce:
sıkıntının kaldırılmasına
bağlanmış görünür.
“Rabbinin Sana Verdiği Söz Hürmetine Dua Et” Ne Demektir
Bu ifade:Hz. Musa’nın:
Allah ile ilişkisini
ve dua etme imkânını
kabul ettiklerini gösterir.
Daha önce onu:
sihirbaz diye küçümseyenler,
şimdi:
onun duasını istemektedir.
Bu da:
tavırlarındaki değişimi:
çok açık biçimde gösterir.
İnsan Sıkıntı Anında Daha Kolay Dua Eder mi
Evet.İnsan:
kontrolünü kaybettiğinde:
kendinden daha büyük bir güce:
yönelmeye daha açık olabilir.
Bu:
samimi bir dönüşümün başlangıcı olabilir.
Ama:
tek başına:
kalıcı değişimin garantisi değildir.
Kriz Anında Verilen Sözler Neden Her Zaman Kalıcı Olmaz
Çünkü kriz:duyguları:
yoğunlaştırır.
İnsan:
o anda:
“Bir daha asla yapmayacağım.”
diyebilir.
Ama:
tehlike geçince:
eski alışkanlıklarına
geri dönebilir.
Bu yüzden:
sözün değeri:
sadece söylenmesinde değil,
sıkıntı geçtikten sonra korunmasındadır.
“Azabı Kaldırırsan İman Edeceğiz” Sözü Samimi Olabilir mi
Olabilir.Bir insan:
gerçekten korkup:
yanlışını fark edebilir.
Ama samimiyet:
sözle değil,
sonraki davranışla:
daha açık anlaşılır.
Kıssanın devamı da:
tam olarak:
bunu gösterecektir.
İmanı Bir Pazarlığa Dönüştürmek Doğru mudur
İman:“Şunu verirsen inanırım, bunu yaparsan itaat ederim.”
şeklinde:
çıkar pazarlığına indirgenmemelidir.
Çünkü hakikat:
çıkarımıza uygun olduğu için:
doğru olmaz.
Hakikat:
doğru olduğu için kabul edilir.
İnsan Allah ile Pazarlık Eder Gibi Davranabilir mi
Evet.İnsan bazen:
“Bu sorunu çözersen şöyle olacağım.”
“Bunu verirsen artık hiç hata yapmayacağım.”
gibi sözler verebilir.
Dua etmek:
elbette doğaldır.
Ama sorun:
Allah’a yönelmeyi:
yalnız ihtiyaç anına:
bağlamaktır.
Sıkıntı Geçince Allah’ı Unutmak Neden İnsanî Bir Tehlikedir
Çünkü rahatlık:insana yeniden:
kontrol duygusu verir.
Krizde:
“Allah’a ihtiyacım var.”
diyen kişi,
rahatlıkta:
“Artık ben hallederim.”
diye düşünebilir.
Bu nedenle:
şükür:
yalnız sıkıntıda değil,
rahatlıkta da Allah’ı hatırlamaktır.

“Sana Kesinlikle İman Edeceğiz” Demeleri Ne Kadar Güçlü Bir Sözdür
Çok güçlüdür.Onlar:
sadece:
“Düşüneceğiz.”
demiyor.
Kesinlik ifade eden:
bir vaat veriyorlar.
Bu nedenle:
sonraki davranışlarının:
bu vaatle karşılaştırılması:
daha anlamlı hâle gelir.

“İsrailoğullarını Seninle Birlikte Göndereceğiz” Sözü Neden Önemlidir
Çünkü bu:Hz. Musa’nın en temel taleplerinden biridir.
Daha önce:
İsrailoğullarını:
serbest bırakmak istemeyen Firavun çevresi,
şimdi:
bunu da:
kabul edeceğini söylüyor.
Yani:
sıkıntı yalnız inanç sözünü değil, siyasi ve toplumsal tutumu da geçici olarak değiştirmiştir.

Demek ki Baskı Altında İnsan Daha Önce Reddettiği Şeyi Kabul Edebilir mi
Evet.İnsan:
çıkarları zarar gördüğünde:
daha önce reddettiği:
gerçekleri kabul etmeye:
yaklaşabilir.
Ama burada önemli soru şudur:
Bu kabul hakikatten mi kaynaklanıyor, yoksa yalnız sıkıntıdan kurtulma isteğinden mi?

Gerçek Tövbe ile Geçici Korku Arasındaki Fark Nedir
Gerçek tövbe:şartlar değişse de:
yön değişikliğini:
koruyabilir.
Geçici korku ise:
sıkıntı geçince:
eski hâle dönebilir.
Bu nedenle:
tövbenin samimiyeti:
çoğu zaman:
rahatlık zamanında belli olur.

İnsan Neden Sıkıntı Geçince Verdiği Sözü Unutur
Çünkü acının:duygusal etkisi:
azalır.
Tehlike:
uzaklaşır.
Eski alışkanlıklar:
geri döner.
İnsan:
yaşadığı korkuyu:
hatırlasa bile:
aynı ciddiyetle:
hissetmeyebilir.
Bu yüzden:
insanın hafızası:
ahlaki olarak da:
zayıf olabilir.

Bir Kriz İnsanı Kalıcı Olarak Değiştirebilir mi
Evet.Bazı krizler:
insanın:
hayata,
kendine,
Allah’a,
insanlara
bakışını:
gerçekten değiştirebilir.
Ama bunun için:
yalnız korkmak değil,
düşünmek, karar vermek ve kararı sürdürmek
gerekir.

Dua Eden Kişi Sonucu Kontrol Edebilir mi
Hayır.Hz. Musa:
dua edebilir.
Ama sonucu:
Allah belirler.
Bu da:
peygamberin:
bağımsız güç sahibi olmadığı
gerçeğini hatırlatır.
Mucize de,
azabın kalkması da:
Allah’ın iradesine bağlıdır.

A‘râf Suresi 133. ve 134. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
peş peşe gelen işaretlere rağmen:
büyüklük taslamıştı.
- ayette ise:
Hz. Musa’ya dönüp:
“Bizim için dua et.”
demeye başlarlar.
Yani:
kibir:
sıkıntı karşısında:
geçici olarak:
geri çekilir.
Fakat henüz:
gerçek ve kalıcı bir dönüşümün gerçekleşip gerçekleşmediği belli değildir.

Sonuç: A‘râf Suresi 134. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 134. ayet:insanın:
kriz anındaki psikolojisini:
çok güçlü biçimde anlatır.
Daha önce:
“Ne getirirsen getir sana inanmayacağız.”
diyen insanlar,
şimdi:
Hz. Musa’ya:
“Bizim için dua et.”
diyorlar.
Bu:
başlı başına:
çok büyük bir dönüş gibi görünür.
Ama ayet bizi:
hemen hüküm vermemeye:
çağırır.
Çünkü:
zor zamanda:
insanın dili değişebilir.
Gerçek karakter:
bazen:
zor zaman geçtikten sonra:
ortaya çıkar.
Bir insan:
hastalandığında:
“İyileşirsem hayatımı değiştireceğim.”
diyebilir.
Büyük bir kayıp yaşadığında:
“Artık hiçbir şeyi eskisi gibi yapmayacağım.”
diyebilir.
Bir ilişkisi bozulduğunda:
“Bir daha aynı hatayı yapmayacağım.”
diyebilir.
Ekonomik sıkıntı yaşadığında:
“Bu düzelirse daha dikkatli olacağım.”
diyebilir.
Bu sözler:
samimi olabilir.
Ama:
asıl sınav:
sıkıntı geçtikten sonra:
başlar.
İyileştin.
Sonra ne yaptın?
Borçtan çıktın.
Sonra ne yaptın?
Korktuğun şey geçti.
Sonra ne yaptın?
İşte:
insanın sözü:
orada:
ölçülür.
Firavun toplumu:
aynı zamanda:
çok dikkat çekici bir şey söyler:
“İsrailoğullarını seninle birlikte göndereceğiz.”
Yani:
bir zamanlar:
kesinlikle reddettikleri şeyi:
şimdi:
kabul etmeye hazırdırlar.
Bu da:
insanın şartlar değiştiğinde:
ne kadar farklı konuşabileceğini:
gösterir.
Ama hakikatin değeri:
şartlara göre:
değişmez.
Bir şey:
rahatken yanlış,
sıkıntıdayken doğru:
olmaz.
Hakikat:
insanın çıkarına göre:
şekil değiştirmez.
Ayet bize:
Allah ile ilişkimizi de:
düşündürür.
Allah yalnız:
felaket anında:
hatırlanacak biri değildir.
Dua:
yalnız:
“Başım sıkıştı, beni çıkar.”
ilişkisine:
indirgenmemelidir.
İman:
sıkıntıda:
Allah’a yönelmek,
rahatlıkta:
onu unutmak
değildir.
Asıl istikrar:
iki durumda da:
aynı yönü:
koruyabilmektir.
Belki de A‘râf 134’ün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Sıkıntıdayken Allah’a verdiğimiz sözleri, rahatlık geri geldiğinde de hatırlıyor muyuz?
Çünkü:
korku anında:
“Değişeceğim.”
demek kolay olabilir.
Asıl dönüşüm:
korku geçtiğinde:
değişmiş kalabilmektir.
İnsan:
yalnız dara düştüğünde söylediği sözlerle değil,
darlıktan çıktıktan sonra o sözlere ne kadar sadık kaldığıyla
tanınır.
“Sıkıntıda verilen sözün gerçek değeri, rahatlık geri geldiğinde ortaya çıkar. Korku seni Allah’a yaklaştırmışsa güzel; fakat korku geçince eski hâline dönüyorsan, değişen kalbin değil yalnızca şartların olabilir.”
Ersan Karavelioğlu