A‘râf Suresi 114. Ayette “Firavun ‘Evet, Üstelik Siz Benim Yakınlarımdan Olacaksınız’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Güç, insanları yalnız parayla değil, yakınlık ve statü vaadiyle de kendine bağlayabilir. Bazen ödülün en etkili biçimi, ‘seni içeri alacağım’ sözüdür.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 113. ayetinde sihirbazlar Firavun’a:
“Eğer galip gelen biz olursak bize bir ödül var değil mi?”
diye sormuşlardı.
- ayette Firavun onların bu talebine şöyle cevap verir:
Bu cevap çok önemlidir.
Çünkü Firavun yalnızca:
maddi ödül
vaat etmez.
Aynı zamanda:
saray çevresine yakınlık, statü ve nüfuz
da teklif eder.
Yani sihirbazlara verilen teşvik iki katmanlıdır:
para
ve
güce yakınlık.
Bu da kıssanın psikolojik derinliğini artırır.
Çünkü insan bazen:
yalnız para için değil,
önemli hissetmek, seçilmiş olmak ve güçlü çevreye dahil edilmek
için de yönlendirilebilir.
Firavun Neden “Evet” Diyerek Ödülü Hemen Kabul Ediyor
Çünkü sihirbazlara:yüksek motivasyon vermek
istiyor.
Hz. Musa’yı yenmeleri:
Firavun için:
çok önemli hâle gelmiştir.
Bu yüzden:
maddi karşılığı:
tartışmadan kabul eder.
Ama bununla da yetinmez.
“Benim Yakınlarımdan Olacaksınız” Ne Demektir
Bu ifade:saray çevresine:
yakınlık,
itibar,
nüfuz,
özel konum
anlamına gelir.
Yani sihirbazlar:
yalnız ücret almayacak,
aynı zamanda:
Firavun’un seçkin çevresine dahil edilecektir.
Güce Yakın Olmak Neden İnsan İçin Çekicidir
Çünkü güç çevresi:insana:
korunma,
itibar,
erişim,
ayrıcalık
sağlayabilir.
Bir insan:
“Ben güçlü kişiye yakınım.”
dediğinde:
kendini daha önemli
hissedebilir.
Bu:
çok güçlü bir psikolojik ödüldür.
Para ile Statü Arasında Nasıl Bir Fark Vardır
Para:maddi kazançtır.
Statü ise:
başkalarının gözündeki:
konum,
saygınlık,
etki
ile ilgilidir.
Bazı insanlar için:
statü:
paradan bile daha çekici olabilir.
Bu yüzden Firavun:
iki farklı motivasyonu:
aynı anda kullanır.
Güç İnsanları Ödülle Kendine Bağlayabilir mi
Evet.Güç sahibi kişi:
para,
makam,
unvan,
yakınlık
vererek:
sadakat oluşturabilir.
Bu sadakat:
her zaman:
inançtan kaynaklanmayabilir.
Bazen:
çıkar ilişkisine
dayanabilir.
Çıkarla Kurulan Sadakat Ne Kadar Güçlüdür
Çıkar sürdüğü sürece:güçlü görünebilir.
Ama çıkar:
değiştiğinde,
sadakat de:
değişebilir.
Bu yüzden:
çıkar ilişkisi:
gerçek bağlılıkla:
aynı değildir.
Gerçek sadakat:
menfaat olmadığında da
sınanır.
Firavun Neden Sihirbazları Sadece Ücretle Yetinmeyecek Şekilde Ödüllendiriyor
Çünkü karşılaşmayı:çok önemli görüyor.
Sihirbazların:
bütün yeteneklerini kullanmalarını
istiyor.
Onlara:
“Kazanın ve hayatınız değişsin.”
mesajı verir.
Bu:
motivasyonu:
en üst seviyeye
çıkarmaya yönelik bir taktiktir.
Ödül İnsan Performansını Artırabilir mi
Evet.İnsan:
ödül beklediğinde:
daha fazla çaba gösterebilir.
Bu:
iş hayatında,
sporda,
eğitimde
normal bir motivasyon biçimidir.
Ama problem:
ödülün:
ahlaki değerlendirmeyi gölgelemesi
durumunda başlar.
Bir İnsan Ödül Uğruna Gerçeği Görmezden Gelebilir mi
Evet.Eğer kazanacağı şey:
çok büyükse:
insan kendi içinde:
şöyle düşünebilir:
“Bunu sorgulamayacağım; yeter ki ödülü alayım.”
Bu noktada:
çıkar:
gerçekle araya girebilir.
“Yakınlık” Vaadi Neden Bu Kadar Etkilidir
Çünkü insan:yalnız para istemez.
Ait olmak,
önemsenmek,
tanınmak,
seçilmek
ister.
“Sen artık bize yakınsın.”
sözü:
kişinin:
kimlik duygusuna
dokunur.
Bu yüzden statü:
çok güçlü bir ödüldür.

İnsan Güçlü Bir Çevreye Dahil Olunca Kendi Fikrini Kaybedebilir mi
Bazen:evet.
Gruba kabul edilmek:
kişide:
grubu eleştirmekten kaçınma
eğilimi oluşturabilir.
Çünkü eleştiri:
yakınlığı,
statüyü,
ayrıcalığı
riske atabilir.
Bu durumda insan:
gerçek düşündüğünü söylemekte zorlanabilir.

Bir İnsan “İçeride Kalmak” İçin Yanlışı Savunabilir mi
Evet.Bir topluluk,
kurum
veya güçlü çevre:
insana:
çok değerli geliyorsa:
kişi:
dışlanmamak için:
yanlışı bile:
savunabilir.
Bu:
grup aidiyetinin:
ahlaki kararlar üzerindeki
etkisidir.

Sihirbazların Durumu Neden Bu Kadar Çarpıcıdır
Çünkü bu ayette:onlara:
para
ve saraya yakınlık
vaat edilmektedir.
Bir süre sonra ise:
hakikati gördüklerinde:
bütün bu vaatleri:
bir anda:
önemsiz sayacaklardır.
Bu dönüşüm:
çıkarın karşısında hakikatin gücünü
gösterecektir.

İnsan Çok Büyük Bir Ödülü Nasıl Bir Anda Gözden Çıkarabilir
Eğer karşılaştığı gerçek:ödülden daha değerli hâle gelirse.
İnsan:
bazı anlarda:
hayatının önceliklerini:
yeniden sıralar.
Para,
statü,
yakınlık
bir anda:
ikinci plana düşebilir.
Çünkü:
anlam, çıkardan daha güçlü olabilir.

Firavun’un Yakınında Olmak Gerçekten Bir Kazanç mıdır
O an için:öyle görünebilir.
Ama kıssanın bütünü düşünüldüğünde:
bu yakınlık:
kalıcı bir güvence değildir.
Bu da:
insanın:
kime yakın olmayı değerli gördüğü
sorusunu gündeme getirir.

Güce Yakınlık ile Hakikate Yakınlık Aynı Şey midir
Hayır.Bir insan:
çok güçlü çevrelerin içinde olabilir.
Ama:
gerçeğe uzak olabilir.
Başka biri:
yalnız olabilir
ama:
hakikate çok yakın olabilir.
Bu yüzden:
sarayın yakınlığı ile doğruluğun yakınlığı
aynı değildir.

Bu Ayet Bize İş ve Kariyer Hayatı Açısından Ne Düşündürür
Bir insan:terfi,
maaş,
unvan,
yakınlık
uğruna:
vicdanından taviz vermemelidir.
Kariyer:
değerlidir.
Ama:
karakterin önüne geçtiğinde:
insanı:
kendine yabancılaştırabilir.
Asıl soru:
“Ne kazanıyorum?”
değil,
aynı zamanda:
“Kazanırken neye dönüşüyorum?”
olmalıdır.

A‘râf Suresi 113. ve 114. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
“Kazanırsak ödül var mı?”
diye sormuştu.
- ayette Firavun:
der.
Yani:
karşılaşma başlamadan önce:
sihirbazların önüne:
iki büyük ödül konur:
maddi kazanç
ve
saray statüsü.
Bu şartlar altında onların:
ne kadar tarafsız olabilecekleri:
önemli bir soru hâline gelir.

Sonuç: A‘râf Suresi 114. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 114. ayet:çok kısa bir cevapla:
gücün insanları nasıl motive ettiğini
gösterir.
Firavun:
sihirbazlara:
“Evet, size ödül var.”
der.
Ama bununla yetinmez:
“Benim yakınlarımdan da olacaksınız.”
der.
Bu ikinci vaat:
belki de birinciden daha güçlüdür.
Çünkü insan:
yalnız para istemez.
İnsan:
önemli olmak ister.
Seçilmek ister.
Güçlü biri tarafından:
tanınmak ister.
İçeri alınmak ister.
Bir çevrenin:
“özel insanı”
olmak ister.
İşte bu yüzden:
yakınlık vaadi:
çok güçlü bir ödüldür.
Ama aynı zamanda:
çok güçlü bir bağlama aracı
olabilir.
Çünkü bir kişi:
makamını:
statüsünü,
saraydaki yerini
kaybetmekten korkarsa:
gerçeği söylemekte:
zorlanabilir.
Bu nedenle:
ahlaki bağımsızlık:
yalnız parasal bağımsızlık değildir.
İnsan:
başkalarının:
takdirine,
unvanına,
yakınlığına
da bağımlı hâle gelebilir.
Kıssanın ilerleyen bölümleri:
sihirbazların:
bu bağı nasıl kırdığını
gösterecektir.
Başlangıçta:
ödül isterler.
Sonra:
yakınlık vaadi alırlar.
Ama hakikati gördüklerinde:
ne ödül,
ne makam,
ne Firavun’a yakınlık:
onları tutmaya
yeter.
Bu:
insanın gerçekten değişebileceğinin:
çok güçlü bir örneğidir.
Çünkü özgürlük:
yalnız zincirlerden kurtulmak değildir.
Bazen özgürlük:
seni satın alabilecek ödül kalmamasıdır.
Bir insan:
“Parayla fikrimi değiştiremezsin.”
diyebiliyorsa:
bir ölçüde özgürdür.
“Makamla susturamazsın.”
diyebiliyorsa:
daha da özgürdür.
“Yakınlığını kaybetmekten korktuğum için yanlışını savunmam.”
diyebiliyorsa:
ahlaki olarak:
çok güçlü bir yere gelmiştir.
Belki de A‘râf 114’ün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bize para, makam, ayrıcalık veya güçlü bir çevreye yakınlık teklif edilse, doğru bildiğimiz şeyi değiştirmeye ne kadar açık hâle geliriz?
Çünkü insanı satın alan şey:
her zaman para değildir.
Bazen:
bir unvan,
bir koltuk,
bir davet,
bir telefon,
bir yakınlık
çok daha etkili olabilir.
Gerçek özgürlük ise:
çıkarın büyüklüğü değişse bile vicdanın yönünün değişmemesidir.
“İnsanı satın alan şey bazen para değil, ‘seni aramıza alacağız’ sözüdür. Gerçek bağımsızlık, dışarıda kalmaktan korkmadığın anda başlar; çünkü o zaman makam değil, vicdan karar verir.”
Ersan Karavelioğlu