A‘râf Suresi 112. Ayette “Sana Bütün Bilgili ve Usta Sihirbazları Getirsinler” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan hakikati yenebileceğini sandığında çoğu zaman daha fazla güç, daha fazla uzman ve daha büyük bir gösteri toplar. Oysa sayı büyüyebilir; fakat gerçek, çoğunluğa göre şekil değiştirmez.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 111. ayetinde Firavun’un çevresindeki ileri gelenler:
“Onu ve kardeşini beklet; şehirlere de toplayıcılar gönder.”
demişlerdi.
- ayette ise bu toplayıcıların neden gönderileceği açıklanır:
Böylece Hz. Musa’nın karşısına:
sıradan birkaç kişi değil,
ülkenin farklı bölgelerinden bulunabilecek:
en yetenekli sihirbazların
çıkarılması planlanır.
Firavun’un çevresi:
Hz. Musa’nın gösterdiği mucizeyi:
sihir olarak değerlendirmişti.
Bu nedenle:
“Madem sihir yaptı, o hâlde onu sihir konusunda en bilgili kişilerle karşılaştıralım.”
şeklinde düşünürler.
Fakat kıssanın en dikkat çekici taraflarından biri şudur:
Firavun’un Hz. Musa’yı yenmek için topladığı uzmanlar,
daha sonra:
gördükleri şeyin kendi bildikleri sihir olmadığını anlayacak kişiler olacaktır.
Yani Firavun’un:
hakikati çürütmek için kurduğu sınav, sonunda hakikatin daha açık görünmesine aracılık edecektir.
“Sana Getirsinler” İfadesi Ne Anlama Gelir
Şehirlere gönderilen görevliler:sihirbazları bulacak
ve:
Firavun’un huzuruna
getirecektir.
Bu:
küçük çaplı bir arayış değildir.
Devletin imkânları kullanılarak:
ülke genelinde:
uzman kişilerin toplanması
planlanmaktadır.
Neden “Bütün” Sihirbazların Getirilmesi İsteniyor
Çünkü Firavun’un çevresi:Hz. Musa’nın gösterdiği şeyi:
ciddi bir mesele olarak görmüştür.
Basit bir gösteri olduğuna:
tam olarak inanmış olsalardı,
ülkenin farklı yerlerinden:
çok sayıda usta çağırmaya:
gerek duymayabilirlerdi.
Bu geniş çağrı:
karşılarındaki olayın etkisini küçümsemediklerini
gösterir.
“Bilgili Sihirbaz” Ne Demektir
Arapça metinde:“sâhirin alîm”
ifadesi bulunur.
Bu:
sihir konusunda:
bilgili,
usta,
maharetli,
tecrübeli
kişiyi ifade eder.
Yani amaç:
rastgele insanları değil,
alanının en güçlü isimlerini
toplamaktır.
Neden Özellikle Uzmanlar Çağrılıyor
Çünkü Firavun’un çevresi:Hz. Musa’nın yaptığını:
sihir olarak değerlendirmiştir.
Eğer gerçekten sihirse:
onlara göre:
bunu en iyi anlayacak ve karşılık verecek kişiler:
profesyonel sihirbazlardır.
Bu düşünce kendi mantıkları içinde:
tutarlıdır.
Fakat başlangıçtaki teşhis:
yanlıştır.
Uzman Getirmek Firavun’un Açısından Mantıklı Bir Hamle miydi
Kendi varsayımı içinde:evet.
Bir konuda:
olağanüstü bir iddia varsa,
o alanı bilen kişilere:
başvurmak
mantıklıdır.
Ama burada sorun:
şudur:
Hz. Musa’nın gösterdiği şey:
Kur’an’ın anlatımında:
sihir değil, mucizedir.
Bu nedenle uzmanlar:
beklenen şekilde:
Hz. Musa’yı çürütmek yerine,
olayın farklılığını:
fark edecektir.
Bu Ayet Uzmanlığın Önemini mi Gösteriyor
Dolaylı olarak:evet.
Çünkü kıssanın devamında:
sihirbazların:
sihri bildikleri için:
Hz. Musa’nın yaptığı şeyin:
kendi tekniklerinden farklı olduğunu
anlamaları:
önem kazanacaktır.
Bir alanda gerçekten uzman olan kişi:
yalnız:
“Bu nedir?”
sorusunu değil,
“Bu ne değildir?”
sorusunu da daha iyi cevaplayabilir.
Gerçek Uzmanlık Neden Değerlidir
Çünkü uzman:ayrıntıları görebilir.
Acemi için:
aynı görünen iki olay,
uzman için:
çok farklı olabilir.
Bir doktor:
iki benzer belirtiyi
ayırt edebilir.
Bir mühendis:
küçük görünen bir hatanın:
önemini anlayabilir.
Bir müzisyen:
başkasının duymadığı farkı
duyabilir.
Uzmanlık:
ince farkları tanıma yeteneğidir.
Uzmanlar Her Zaman Güç Sahibinin İstediği Sonuca mı Ulaşır
Hayır.Gerçek uzmanlık:
önceden belirlenmiş sonucu:
onaylamak zorunda değildir.
Firavun:
sihirbazları:
Hz. Musa’yı yenmeleri için
toplayacaktır.
Ama onlar:
gördükleri hakikat karşısında:
Firavun’un beklediği tavrı:
sürdürmeyeceklerdir.
Bu:
çok önemli bir ahlaki ders taşır:
Uzmanın sadakati önce gerçeğe olmalıdır.
Bir Uzmanı Sadece İstediğimiz Cevabı Vermesi İçin Çağırmak Doğru mudur
Hayır.Bir uzmandan:
gerçeği öğrenmek yerine:
kendi görüşümüzü onaylamasını
istiyorsak,
aslında:
uzman görüşü aramıyoruz.
Onay arıyoruz.
Gerçek danışma:
şu ihtimali de kabul eder:
“Uzman benim düşüncemin yanlış olduğunu söyleyebilir.”
Firavun’un Planında Sayısal Üstünlük Önemli miydi
Evet.Hz. Musa:
karşılarında:
bir peygamberdir.
Firavun ise:
çok sayıda sihirbaz
toplamak istemektedir.
Bu:
görsel ve psikolojik açıdan:
büyük bir üstünlük yaratabilir.
Ama Kur’an’ın kıssası:
şunu gösterecektir:
Hakikatin değeri sayı ile ölçülmez.

Çok Kişinin Aynı Şeyi Söylemesi Onu Doğru Yapar mı
Hayır.Çoğunluğun görüşü:
önemli olabilir.
Ama doğruluğun:
kesin ölçüsü değildir.
Tarihte:
çok sayıda insanın:
aynı anda yanlış bir şeye
inandığı dönemler olmuştur.
Bu yüzden:
“Herkes böyle düşünüyor.”
cümlesi:
tek başına:
delil değildir.

Azınlıkta Olmak Bir Kişiyi Otomatik Olarak Haklı Yapar mı
Bu da hayır.Bir kişinin:
tek başına olması:
onu otomatik olarak doğru yapmaz.
Dolayısıyla:
ne çoğunluk:
tek başına doğruluk ölçüsüdür,
ne de:
azınlıkta olmak.
Asıl ölçü:
delil ve hakikattir.

Firavun Neden Böyle Büyük Bir Karşılaşma Hazırlıyor
Çünkü mesele:sadece Hz. Musa’yı ikna etmek değildir.
Toplumun da:
bu karşılaşmayı görmesi
muhtemeldir.
Firavun:
Hz. Musa’nın:
sihirbazlar karşısında yenilmesini
sağlayarak:
halkın gözünde:
onun etkisini:
kırmak isteyebilir.

Büyük Gösteriler İnsanların Kanaatini Etkileyebilir mi
Evet.Kalabalık,
sahne,
otorite,
ünlü kişiler,
uzman görüntüsü
insan üzerinde:
psikolojik etki yaratabilir.
İnsan:
“Bu kadar kişi aynı taraftaysa herhâlde doğrudur.”
diye düşünebilir.
Ama görünüş:
gerçeğin yerine geçmez.

Sihirbazların Toplanması Firavun’un Aslında Endişelendiğini Gösterir mi
Bu şekilde yorumlanabilir.Çünkü Hz. Musa:
hiç önemsenmeseydi:
ülke çapında:
sihirbaz toplama ihtiyacı
doğmayabilirdi.
Firavun’un çevresinin:
bu kadar büyük hazırlık yapması,
Hz. Musa’nın gösterdiği işaretlerin:
ciddi etki oluşturduğunu
düşündürür.

Hakikati Yenmek İçin Büyük Bir Sistem Kurmak Hakikati Değiştirir mi
Hayır.Bir gerçek:
ona karşı:
kaç kişi konuşursa konuşsun,
gerçek olmaktan çıkmaz.
Bir yanlış da:
çok güçlü kurumlar tarafından:
savunulsa bile:
doğruya dönüşmez.
İnsan:
gerçeğin üzerine:
çok büyük bir yapı kurabilir.
Ama:
yapının büyüklüğü gerçeği değiştirmez.

Firavun’un Planındaki En Büyük İroni Nedir
Firavun:Hz. Musa’yı:
sihirbazlarla çürütmek ister.
Ama tam da:
sihir konusunda en bilgili kişiler,
Hz. Musa’nın getirdiğinin:
bildikleri sihirden farklı olduğunu:
fark edeceklerdir.
Yani Firavun:
kendi planıyla:
hakikatin en güçlü tanıklarından bazılarını sahneye çağırmış olacaktır.

A‘râf Suresi 111. ve 112. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
denilmişti.
- ayette:
“Sana bütün bilgili sihirbazları getirsinler.”
Yani plan:
tam hâle gelir:
Hz. Musa bekletilecek,
ülkenin farklı bölgelerine:
adamlar gönderilecek,
en usta sihirbazlar:
toplanacak
ve büyük bir:
karşılaşma hazırlanacaktır.

Sonuç: A‘râf Suresi 112. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 112. ayet:yalnız sihirbazların toplanmasını anlatan:
kısa bir cümle gibi görünebilir.
Fakat kıssanın gelişimi açısından:
çok önemli bir aşamadır.
Firavun’un çevresi:
Hz. Musa’yı:
“çok bilgili bir sihirbaz”
olarak tanımlamıştı.
Şimdi:
ona karşı:
ülkenin en bilgili sihirbazlarını
toplamak isterler.
Yani düşünceleri şudur:
“Musa bu işi iyi biliyorsa, biz ondan daha iyilerini buluruz.”
Bu tavır:
hakikat arayışından çok:
yenme arzusuna
dönüşmüştür.
Artık amaç:
“Musa gerçekten doğru mu söylüyor?”
sorusuna cevap bulmak değildir.
Amaç:
“Musa’yı nasıl mağlup ederiz?”
sorusuna cevap bulmaktır.
Bu ayrım:
çok önemlidir.
Çünkü tartışmalar:
çoğu zaman burada bozulur.
İki insan konuşmaya başlar.
Başlangıçta:
bir meseleyi anlamak isterler.
Sonra:
kimin haklı çıkacağı:
daha önemli hâle gelir.
Bu noktadan sonra:
dinlemek azalır.
Savunmak artar.
Gerçeği bulmak yerine:
karşı tarafı yenmek
amaçlanır.
Ayet bize:
uzmanlık konusunda da:
önemli bir ders verir.
Firavun:
alanın uzmanlarını:
kendi lehine sonuç üretmeleri için
çağırır.
Ama gerçek uzman:
gördüğü şey karşısında:
kendi bilgisini dürüstçe kullanırsa,
güç sahibinin istediği cevabı:
vermek zorunda değildir.
İşte ileride sihirbazların tavrı:
bunu gösterecektir.
Onlar:
sihri bilen insanlardır.
Bu nedenle:
Hz. Musa’nın gösterdiği şeyin:
kendi yaptıklarıyla aynı olmadığını:
fark edebilecek durumdadırlar.
Bu bize:
bilginin gerçek değerini
hatırlatır.
Bilgi:
güç sahibini memnun etmek için değil,
gerçeği daha iyi görmek için
kullanıldığında:
değer kazanır.
Bir başka ders:
sayısal üstünlüktür.
Firavun:
çok sayıda kişiyi:
tek bir kişinin karşısına
çıkaracaktır.
Dışarıdan bakıldığında:
sonuç belli gibi görünür.
Kalabalık:
bir taraftadır.
Güç:
bir taraftadır.
Organizasyon:
bir taraftadır.
Ama kıssanın devamı:
şunu gösterecektir:
Hakikat bazen kalabalığın ortasında tek başına durabilir ve yine de hakikat olmaya devam eder.
Belki de A‘râf 112’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir tartışmaya gerçeği bulmak için mi giriyoruz, yoksa karşı tarafı yenmek için mi?
Çünkü bu iki amaç:
dışarıdan birbirine benzeyebilir.
Ama sonuçları:
çok farklıdır.
Gerçeği arayan insan:
gerekirse:
fikrini değiştirir.
Yenmek isteyen insan ise:
haklı çıkabilmek için:
daha fazla insan, daha fazla söz ve daha büyük bir gösteri toplamaya çalışır.
Fakat sonunda:
hakikatin ihtiyacı:
kalabalık değildir.
Dürüstçe bakabilen bir zihindir.
“Gerçek uzmanlık, güçlü olanın istediği cevabı vermek değil, gördüğün gerçeği söyleyebilecek kadar bağımsız kalmaktır. Kalabalık hakikati büyütmez; yalnızca sesi büyütür. Hakikatin değeri ise kaç kişinin söylediğinde değil, doğru olup olmadığındadır.”
Ersan Karavelioğlu