Nahl Suresi 77. Ayette “Göklerin ve Yerin Gaybı Allah’a Aittir; Kıyametin Gerçekleşmesi Bir Göz Açıp Kapayıncaya Kadar, Hatta Daha da Yakındır” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“Nahl Suresi 76. ayette hiçbir gerçek güç ve fayda üretemeyen varlıklarla adaleti emreden ve dosdoğru yol üzerinde bulunan kimsenin eşit olmayacağı anlatılmıştı. 77. ayet şimdi insan bilgisinin sınırını daha da geniş bir ölçekte hatırlatır: ‘Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyametin gerçekleşmesi ise ancak bir göz açıp kapayıncaya kadar, hatta daha da yakındır. Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir.’ Ayetin amacı insanlara kıyametin tarihini hesaplatmak değil, tam tersine gaybın nihai bilgisinin Allah’a ait olduğunu öğretmektir. Bu nedenle sayı hesapları, gizli kodlar, rüyalar, astrolojik tarihler veya kişisel keşiflerle kıyamet günü belirlemek ayetin ruhuyla bağdaşmaz. Kıyamet bilinci takvim üretmek için değil, insanı bugün daha sorumlu yaşamaya çağırmak içindir.”
Ersan Karavelioğlu
Nahl Suresi 77. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin Arapçası şöyledir:وَلِلَّهِ غَيْبُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۚ وَمَا أَمْرُ السَّاعَةِ إِلَّا كَلَمْحِ الْبَصَرِ أَوْ هُوَ أَقْرَبُ ۚ إِنَّ اللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Okunuşu:
“Ve lillâhi gaybu’s-semâvâti ve’l-ard. Ve mâ emru’s-sâati illâ ke lemhi’l-basari ev huve akrab. İnnallâhe alâ kulli şey’in kadîr.”
Genel anlamı:
“Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyametin işi ancak bir göz açıp kapayıncaya kadar, hatta daha da yakındır. Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir.”
Ayet üç büyük hakikati art arda getirir: Gaybın nihai bilgisi Allah’a aittir, kıyametin gerçekleşmesi Allah için zor veya uzun bir süreç değildir ve Allah’ın kudreti bütün yaratılmış sınırların üzerindedir.
Buradaki vurgu insanı korku içinde tarih hesaplamaya değil, bilgi sınırını kabul ederek sorumluluk içinde yaşamaya yöneltir.
“Göklerin ve Yerin Gaybı Allah’a Aittir” Ne Demektir
Gayb, insanın doğrudan duyularıyla ulaşamadığı, kendi başına kesin biçimde bilemediği alan anlamına gelir.Göklerin ve yerin gaybının Allah’a ait olması, Allah’ın:
Geçmişi.
şimdiyi.
geleceği.
insanın bilmediğini.
görmediğini.
kuşatan bilgi sahibi olduğunu ifade eder.
Ancak buradan:
“İnsan hiçbir şeyi bilemez.”
sonucu çıkmaz.
İnsan araştırarak çok şey öğrenebilir. Astronomiyle uzak galaksileri, jeolojiyle yerin derinliklerini, tıpla insan bedenini inceleyebilir. Bunlar artık tamamen gayb olmaktan çıkıp insan bilgisinin alanına girebilir.
Allah’ın gayb bilgisi ile insanın araştırarak bilgi edinmesi birbirine rakip değildir.
Gayb Bilgisi Tamamen İnsana Kapalı mıdır
İnsan gaybın tamamını kendi başına kuşatamaz; fakat Allah vahiy yoluyla bazı gaybî bilgileri insanlara bildirebilir.Ahiret.
melekler.
kıyamet.
hesap.
gibi konuların bilgisi bu çerçevede değerlendirilir.
Aynı şekilde bir peygamber Allah’ın bildirdiği ölçüde bazı gaybî bilgilerden haberdar olabilir. Ancak bu:
Peygamberin Allah’tan bağımsız biçimde bütün gaybı bildiği
anlamına gelmez.
Temel fark şudur:
Allah’ın bilgisi bağımsız ve kuşatıcıdır; yaratılmışın bilgisi ise verilmiş ve sınırlıdır.
Bu ayrım tevhid açısından son derece önemlidir.
Bir İnsan Geleceği Kesin Olarak Bildiğini Söylerse Ne Düşünmeliyiz
İnsan bazı gelecek olaylarını güçlü verilerle tahmin edebilir.Meteorolog:
Yarın yağmur ihtimalini hesaplayabilir.
Ekonomist:
Belirli ekonomik senaryoları değerlendirebilir.
Doktor:
Hastalığın olası seyrini öngörebilir.
Bunlar gaybı ilahî anlamda bilmek değildir; verilerden olasılık üretmektir.
Sorun bir insanın:
“Ben Allah’tan bağımsız biçimde geleceğin kesin bilgisini biliyorum.”
iddiasıdır.
Bilimsel tahmin ile mutlak gayb iddiasını birbirine karıştırmamak gerekir.
Tahmin bilgi olabilir; kesin ve sınırsız gayb bilgisi değildir.
Astroloji Gaybı Bilmenin Bir Yolu mudur
Gökyüzündeki gezegen ve yıldızların hareketlerini incelemek astronomidir ve bilimsel bir disiplindir.Astroloji ise gök cisimlerinin konumlarından kişinin:
Karakteri.
kaderi.
ilişkileri.
geleceği.
hakkında özel hükümler çıkarmaya çalışır.
Nahl 77’nin gayb vurgusu açısından insanın yıldız ve gezegenlere bağımsız kader belirleyici güç vermesi ciddi problem oluşturur.
Bir insanın doğduğu dakikadaki gezegen konumundan:
“Şu tarihte kesin boşanacaksın.”
“Şu ay kesin zengin olacaksın.”
gibi gayb iddiaları üretmek güvenilir bilgi değildir.
Gökyüzünü incelemek başka, gökyüzünü kader kitabı hâline getirmek başkadır.
Rüyalar Geleceği Kesin Olarak Haber Verir mi
Bazı rüyalar insan için anlamlı olabilir. İslam geleneğinde güzel rüyaların kişiye bir müjde veya teselli niteliği taşıyabileceğine dair açıklamalar bulunmaktadır.Ancak rüya:
Yeni vahiy değildir.
dinî hüküm koymaz.
başkalarını bağlamaz.
gelecek hakkında kesin takvim üretmez.
Bir insan rüyasında:
Deprem.
ölüm.
kıyamet.
gördü diye:
“Bu kesin olacak.”
diyemez.
Rüyalar psikolojik süreçlerden, günlük deneyimlerden ve hafızadan da etkilenebilir.
Rüya kişisel anlam taşıyabilir; fakat kesin gayb bilgisiyle eşit değildir.
Kıyametin Zamanını İnsan Bilebilir mi
Kur’an’ın genel çizgisinde kıyametin kesin zamanı Allah’ın bilgisine aittir.Bu nedenle tarih boyunca:
“Kıyamet şu yıl kopacak.”
diyen hesapların peşinden gitmek doğru değildir.
İnsanlar farklı dönemlerde:
Sayı hesapları.
harf değerleri.
astrolojik olaylar.
savaşlar.
salgınlar.
takvim sistemleri.
üzerinden tarih üretmiştir.
Fakat kıyametin zamanı hakkında vahiy tarafından açıkça verilmemiş bir tarihi kesinleştirmek Allah adına bilmediğimiz şeyi söylemek anlamına gelebilir.
Nahl 77:
Tarih vermiyor.
Tam tersine insanın gayb karşısındaki sınırını hatırlatıyor.
Kur’an’daki Sayılardan Kıyamet Tarihi Hesaplanabilir mi
Bunun güvenilir bir dinî temeli yoktur.Kur’an’daki:
Sure sayıları.
ayet sayıları.
harfler.
ebced değerleri.
belirli sayı tekrarları.
üzerinden kıyametin gününü veya yılını kesin olarak hesapladığını söyleyen iddialara ihtiyatla yaklaşmak gerekir.
Matematiksel örüntüler ilginç olabilir.
Ancak:
“Bu hesap kesin Allah’ın gizli takvimidir.”
demek çok daha büyük bir iddiadır.
Kur’an’ın mesajı insanı gizli şifre avcılığına değil:
İmana.
ahlaka.
adalete.
sorumluluğa.
çağırır.
Kıyamet tarihi bilmek dinin temel görevi değildir.
“Bir Göz Açıp Kapayıncaya Kadar” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayette:“Ke lemhi’l-basar.”
yani yaklaşık olarak:
“Bir göz kırpması / göz açıp kapaması kadar.”
ifadesi kullanılır.
Bu çok hızlı gerçekleşen bir şeyi anlatan güçlü bir ifadedir.
Ama bunu:
Tam şu kadar milisaniye.
diye modern kronometre ölçüsüne çevirmek ayetin amacı değildir.
Kur’an burada insanın zaman algısıyla Allah’ın kudreti arasındaki farkı anlatır.
İnsan büyük bir olayın:
Çok uzun hazırlık.
çok büyük enerji.
çok karmaşık süreç.
gerektireceğini düşünebilir.
Ayet ise Allah için kıyametin gerçekleşmesinin zor veya zaman alan bir iş olmadığını bildirir.
“Hatta Daha da Yakındır” İfadesi Fiziksel Bir Mesafe mi Anlatıyor
Hayır.Ayetteki:
“Ev huve akrab.”
ifadesi “hatta daha yakındır” şeklinde çevrilebilir.
Buradaki yakınlık fiziksel kilometre mesafesi değildir.
Kıyametin gerçekleşmesinin Allah’ın kudreti açısından ne kadar kolay ve süratli olduğuna vurgu yapılır.
Bunu modern:
Işık hızı.
kuantum fiziği.
Planck zamanı.
teorileriyle birebir eşleştirmeye çalışmak gereksizdir.
Ayet fizik formülü vermiyor.
Kudret ve sürat üzerinden teolojik bir vurgu yapıyor.

Bu Ayet Modern Fizikteki Zaman Kavramlarını Önceden Haber Veriyor mu
Ayetle modern fizikteki bazı zaman kavramları arasında düşünsel benzetmeler kurulabilir; fakat:“Nahl 77 kesin olarak görelilik teorisini anlatıyor.”
veya:
“Bu ifade kuantum zamanını bilimsel olarak açıklıyor.”
demek aşırı iddia olur.
Kur’an burada:
Einstein denklemleri.
ışık hızı.
uzay-zaman geometrisi.
öğretmiyor.
Bilimin bulgularını Kur’an’a zorla yerleştirmek yerine iki alanı kendi bağlamında değerlendirmek daha sağlıklıdır.
Bilim fiziksel zamanın nasıl işlediğini araştırır; ayet Allah’ın kudretinin insanın zaman sınırlılığına tabi olmadığını bildirir.

Allah İçin Bir Şeyi Yapmak “Kolay” veya “Zor” mudur
İnsan açısından işlerin güçlük derecesi vardır.Bir bardak kaldırmak kolaydır.
Bir dağ taşımak son derece zordur.
Çünkü insanın:
Enerjisi.
kas gücü.
teknolojisi.
sınırlıdır.
Allah’ın kudretini aynı ölçeğe koyamayız.
Allah için:
Bir insan yaratmak.
bir evren yaratmak.
yeniden diriltmek.
insan tipi fiziksel yorulma veya enerji eksilmesi anlamında farklı zorluk derecelerine sahip değildir.
Bu nedenle kıyametin büyüklüğü:
“Allah bunu nasıl yapacak?”
sorusunu insan mühendisliği mantığıyla sormayı gerektirmez.
Allah’ın kudreti, yaratılmış enerji bütçesiyle ölçülmez.

“Allah Her Şeye Gücü Yetendir” Ne Anlama Gelir
Ayet:“İnnallâhe alâ kulli şey’in kadîr.”
yani:
“Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir.”
ifadesiyle biter.
Bu, Allah’ın kudretinin yaratılmış varlıkların sınırlarına tabi olmadığını anlatır.
Ancak ilahî kudret hakkında konuşurken anlamsız mantıksal çelişkileri:
“Allah bunu yapabilir mi?”
şeklinde fiziksel nesne gibi tartışmak doğru değildir.
Örneğin:
“Allah kendisinin kaldıramayacağı bir taş yaratabilir mi?”
sorusu, kudreti ölçmekten çok kendi içinde çelişkili bir tanım üretir.
Çünkü hem:
Allah’ın mutlak kudretini.
hem de onu aşan bir fiziksel sınırı.
aynı anda tanımlamaya çalışır.
Mantıksal çelişki, gerçek bir ‘şey’ gibi kudretin karşısına konulamaz.

Kıyamet Her An Kopabilir mi
Ayet kıyametin Allah açısından çok hızlı gerçekleşebileceğini vurgular. Ancak bundan:“Bugün kesin kıyamet kopacak.”
sonucu çıkmaz.
İnsan kesin zamanı bilmez.
Bu nedenle:
“Her an olabilir.”
bilinci ahlaki hazırlık anlamında kullanılabilir.
Ama her sabah:
“Bugün kesin dünya bitecek.”
diye panik yaşamak ayetin amacı değildir.
İnsan:
İşine gider.
ailesine bakar.
geleceğini planlar.
ağaç diker.
eğitim alır.
Bütün bunlar kıyamete imanla çelişmez.
Kıyamet bilinci hayatı terk etmek değil, hayatın geçiciliğini unutmamaktır.

Kıyamet Korkusu Sürekli Kaygıya Dönüşürse Ne Yapılmalıdır
Dinî uyarılar bazı insanlarda yoğun korkuya dönüşebilir.Kişi sürekli:
“Ya bugün kıyamet koparsa?”
“Ya bu haber kıyamet alametiyse?”
“Ya şu sayı bana mesaj veriyorsa?”
diye düşünmeye başlayabilir.
Bu durum günlük hayatı bozuyorsa, özellikle obsesif düşünce veya yoğun anksiyete varsa psikolojik destek almak mümkündür.
Bu iman zayıflığı değildir.
Nahl 77’nin amacı:
İnsanı sürekli panik içinde bırakmak değil.
Gaybın Allah’a ait olduğunu hatırlatarak insanı kendisine düşen sorumluluğa yöneltmektir.
Her haberi.
her depremi.
her tutulmayı.
kişisel kıyamet alarmına çevirmek sağlıklı değildir.

Deprem, Savaş veya Salgın Görünce “Kıyamet Çok Yakın” Diyebilir miyiz
İnsan büyük olaylar karşısında dünyanın kırılganlığını hissedebilir.Savaş.
deprem.
salgın.
büyük yangın.
insana hayatın geçiciliğini hatırlatabilir.
Ancak bu olaylardan:
“Kesin şu kadar yıl kaldı.”
şeklinde takvim üretilemez.
Tarih boyunca insanlar çok büyük:
Savaşlar.
salgınlar.
doğal afetler.
yaşamıştır.
Her nesil kendi yaşadığı krizi dünyanın sonuna çok yakın hissetmeye eğilimli olabilir.
Kıyametin gerçekleşeceğine iman etmek başka, her büyük haberi kesin zaman işareti olarak yorumlamak başkadır.
Gayb hakkında kesinlik için vahiy gerekir.

Gayb Bilgisini Bildiğini Söyleyen Medyum ve Falcılara Nasıl Yaklaşılmalıdır
Bir kişi:“Geleceğini kesin biliyorum.”
“Şu kişiyle evleneceksin.”
“Şu tarihte başına şu gelecek.”
diyorsa son derece dikkatli olmak gerekir.
Bu tür insanlar:
Genel ifadeler.
psikolojik okuma.
kişiden aldıkları ipuçları.
olasılık.
kullanabilir.
Bazen tahminleri tesadüfen tutabilir.
Bir tahminin tutması:
Sınırsız gayb bilgisi bulunduğunu kanıtlamaz.
Nahl 77’nin gayb vurgusu insanı geleceğini tamamen böyle kişilere teslim etmekten koruyan güçlü bir ölçü sunar.
Kaderini falcıya teslim etmek yerine gerçek bilgiye, akla ve sorumluluğa dayanmak gerekir.

Nahl Suresi 76 ve 77. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır
Nahl 76’da adaleti emreden ve dosdoğru yol üzerinde bulunan gerçek otorite ile hiçbir fayda sağlayamayan aciz varlık arasında bir misal verilmişti.Nahl 77 şimdi bu farkın nedenlerinden birini daha gösterir:
Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir.
Sahte ilahlar:
Gaybı kuşatamaz.
kıyameti gerçekleştiremez.
mutlak kudret sahibi değildir.
Allah ise:
Bilir.
Kudret sahibidir.
Kıyameti gerçekleştirmesi O’nun açısından zor değildir.
Böylece Nahl 73’ten beri devam eden tevhid hattı daha da güçlenir: Rızık, hüküm, adalet, gayb bilgisi ve mutlak kudret Allah’a aittir.
Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 78. ayette, Allah’ın insanları annelerinin karınlarından hiçbir şey bilmez hâlde çıkardığı, onlara işitme, görme ve gönüller/kalpler verdiği ve bütün bunların şükretmeleri için olduğu bildirilecektir. Bu ayeti ele alırken özellikle insanın doğuştan hiçbir bilgiye sahip olmadığı ifadesinin nasıl anlaşılması gerektiği, bebek beyninin öğrenme kapasitesi, işitme ve görmenin bilgi edinmedeki rolü, “kalpler” ifadesini yalnız fiziksel kalbe indirgememek, engelli doğan insanların değersiz sayılmaması, duyu organlarının bulunmasının otomatik hidayet sağlamaması ve şükrün bu yetenekleri doğru kullanmak anlamına gelmesi üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Sonuç: Nahl Suresi 77. Ayetin Ana Mesajı Nedir
Nahl Suresi 77. ayetin en güçlü mesajlarından biri insanın bilgi sınırını kabul etmesidir.İnsan çok şey biliyor.
Gezegenlerin hareketini hesaplayabiliyor.
milyarlarca yıl önceki yıldızların ışığını inceleyebiliyor.
hücre içindeki moleküler süreçleri görebiliyor.
yapay zekâ sistemleri geliştirebiliyor.
Bunlar küçümsenecek başarılar değildir.
Kur’an:
“İnsan hiçbir şey bilmiyor.”
diyerek bunları değersizleştirmez.
Fakat insanın bilgi gücünü mutlak bilgiye dönüştürmesine de izin vermez.
Bugün bildiğimiz birçok şeyi geçmiş insan bilmiyordu.
Bugün bilmediğimiz birçok şeyi gelecekte öğrenebiliriz.
Demek ki insan bilgisi:
Büyür.
değişir.
düzeltilir.
Allah’ın bilgisi ise ayetin perspektifinde bu sınırlılığa tabi değildir.
Gerçek bilgi, insanın ne bildiğini olduğu kadar neyi bilmediğini de fark etmesini sağlar.
Nahl 77’nin başka önemli mesajı gayb ile henüz keşfedilmemiş şeyi birbirine karıştırmamaktır.
Bir zamanlar insanlar:
Mikroorganizmaları göremiyordu.
Onlar görünmezdi.
Ama bu, mikropların dinî anlamda ebediyen erişilemez gayb olduğu anlamına gelmiyordu.
Mikroskop gelişti ve gözlemlenebilir hâle geldiler.
Uzak gezegenler de teknolojiyle keşfedilebilir.
Dolayısıyla:
“Şu an göremiyoruz, demek sonsuza kadar gaybdır.”
sonucu doğru değildir.
Gayb kavramı, yalnız çıplak gözle görünmeyen her şey demek değildir.
Bilim insan bilgisinin ufkunu genişletebilir; Allah’ın mutlak bilgisini ise tüketemez.
Nahl 77’nin başka önemli mesajı kıyameti merak etmek ile kıyamet tarihi üretmek arasındaki farktır.
İnsan:
“Kıyamet nasıl olacak?”
diye sorabilir.
Bu doğal bir meraktır.
Kur’an’ın verdiği bilgiler okunur.
Ancak merak:
“Ben kesin tarihini bulacağım.”
takıntısına dönüştüğünde problem başlar.
Çünkü ayetin kendisi gaybın Allah’a ait olduğunu söylüyor.
Bir insan sonra:
Ebced.
numeroloji.
gezegen dizilimleri.
rüya.
üzerinden kesin gün ilan ediyorsa ayetin sınırını aşmış olur.
Gaybı kabul etmek, gaybın şifresini çözdüğümüzü iddia etmek değildir.
Nahl 77’nin başka önemli mesajı kıyameti korku pazarlamasına dönüştürmemektir.
Birileri sürekli:
“Son günlere girdik.”
“Şu tarihte her şey bitecek.”
“Hazırlık paketimizi satın alın.”
diyebilir.
Dinî korku ticari kazanç, siyasi manipülasyon veya kişisel otorite aracı hâline getirilebilir.
Bu durumda dikkat gerekir.
Kıyamet gerçektir diye her kıyamet iddiası doğru olmaz.
Hakikate inanmak, hakikat adına söylenen her iddiaya inanmak değildir.
Nahl 77’nin başka önemli mesajı Allah’ın kudretini insan teknolojisi üzerinden ölçmemektir.
İnsan bir yapı inşa etmek için:
Aylar.
yıllar.
harcayabilir.
Evren ölçeğinde bir değişimi düşündüğünde:
“Bu nasıl mümkün?”
diyebilir.
Çünkü insan kendi sınırlı üretim tecrübesinden hareket eder.
Ayet:
“Bir göz kırpması kadar, hatta daha yakın.”
diyerek bu insan merkezli ölçüyü sarsar.
Allah’ın yaratması:
İnsan kas gücü.
yakıt.
makine.
zaman hesabı.
ile ölçülmez.
Kudreti yaratılmış araçların toplamı gibi düşünmemek gerekir.
Nahl 77’nin başka önemli mesajı kıyamete iman edip dünyayı değersizleştirmemektir.
Dünya geçicidir.
Ama bu:
“Hiçbir şey yapmaya değmez.”
anlamına gelmez.
Tam tersine dünya:
İyilik yapılacak.
adalet kurulacak.
bilgi üretilecek.
çocuk yetiştirilecek.
insanlara yardım edilecek.
alan olarak anlam kazanır.
Bir öğrenci:
“Nasıl olsa kıyamet kopacak, niye okuyayım?”
dememelidir.
Bir insan:
“Nasıl olsa dünya bitecek, çevreyi korumanın anlamı yok.”
diyemez.
Geçicilik, sorumluluğu ortadan kaldırmaz; sınırlı zamanı daha değerli hâle getirir.
Nahl 77’nin başka önemli mesajı ölüm ile kıyamet arasındaki farkı da bilmektir.
Kişi kıyametin ne zaman kopacağını bilmese bile kendi dünya hayatının ne zaman sona ereceğini de bilmiyor.
Bu nedenle insan açısından asıl pratik soru:
“Kıyamet hangi yıl?”
olmaktan çok:
“Bugün nasıl yaşıyorum?”
olmalıdır.
Bir insan kıyametin tarihini bilse ama:
Haksızlık yapıyorsa.
borcunu ödemiyorsa.
ailesine zulmediyorsa.
bu bilginin ona ne faydası olur?
Kur’an’ın amacı bilgi merakını ahlaki dönüşüme bağlamaktır.
Nahl 77’nin başka önemli mesajı kıyamet alametlerini başkasını suçlama aracına çevirmemektir.
İnsan:
Bir toplumun davranışını beğenmiyor.
“Sizin yüzünüzden kıyamet geliyor.”
diyor.
Başka bir grup:
Rakibini:
“Kıyamet alameti.”
diye etiketliyor.
Bu tür dil kolayca dinî nefret aracına dönüşebilir.
Kur’an’ın kıyamet uyarısı önce:
Kendi hesabını düşün.
demelidir.
Başkalarının varlığını dünyanın sonunun sebebi ilan etmek kolaydır.
Kendi adaletsizliğimizle yüzleşmek daha zordur.
Kıyamet öğretisi nefret değil muhasebe üretmelidir.
Nahl 77’nin başka önemli mesajı her teknolojik gelişmeyi kıyamet alameti ilan etmemektir.
Yeni teknoloji ortaya çıkıyor.
İnsanlar hemen:
“Bu kesin kıyamet işaretidir.”
diyebiliyor.
Geçmişte:
Radyo.
televizyon.
uçak.
internet.
hakkında da benzer korkular üretilebilmiştir.
Bugün başka teknolojiler için aynı şey yaşanabilir.
Bir teknolojinin:
Etik.
sosyal.
güvenlik.
riskleri elbette tartışılmalıdır.
Ama teknolojinin yeni olması onu otomatik olarak kıyamet alameti yapmaz.
Dinî iddia için heyecan değil delil gerekir.
Nahl 77’nin başka önemli mesajı doğa olaylarını gizli kıyamet kodlarına dönüştürmemektir.
Güneş tutulması.
Ay tutulması.
kuyruklu yıldız.
gezegen dizilimi.
doğal astronomik olaylardır.
İnsan bunları tefekkür konusu yapabilir.
Ama:
“Şu tutulma kesin kıyamet tarihini gösteriyor.”
demek için delil yoktur.
Astronomi bu olayları fiziksel yasalarla açıklayabilir ve çoğunu çok önceden hesaplayabilir.
Bu açıklama dinî inanca saldırı değildir.
Gökyüzü işaret olabilir; ama her astronomik olay gizli kehanet değildir.
Nahl 77’nin başka önemli mesajı insanın belirsizlikle yaşamayı öğrenmesidir.
İnsan kesinlik sever.
Ne zaman öleceğini.
gelecekte ne olacağını.
dünyanın ne zaman biteceğini.
bilmek isteyebilir.
Ama hayatın bir bölümü belirsizdir.
Bu belirsizliği sürekli fal, astroloji veya kehanetle doldurmaya çalışmak insanı daha da kaygılı hâle getirebilir.
Nahl 77:
Gayb Allah’a aittir.
diyerek insana bir sınır verir.
Sen:
Bugünkü kararını ver.
tedbirini al.
planını yap.
ahlakını koru.
Gerisini bilmek zorunda değilsin.
Her şeyi bilmeden de doğru yaşamak mümkündür.
Nahl 77’nin başka önemli mesajı gayb bilgisinin Allah’a ait olmasının peygamber sevgisini doğru yerde tutmasıdır.
Hz. Muhammed çok değerlidir.
Allah’ın elçisidir.
Vahiy almıştır.
Fakat gayb bilgisi Allah’tan bağımsız olarak kendisinin ürettiği sınırsız bir güç değildir.
Allah ne bildirirse onu bilir.
Bu ayrım peygamberin değerini küçültmez.
Tam tersine tevhidi korur.
Peygamberi sevmek onu ilah seviyesine yükseltmeyi gerektirmez.
Nahl 77’nin başka önemli mesajı salih kişiler, medyumlar veya dinî liderler için de aynı sınırı korumaktır.
Bir insan:
Çok dindar.
maneviyatı güçlü.
bilgili.
olabilir.
Bundan:
“Geleceğin tamamını biliyor.”
sonucu çıkmaz.
Bir şey söyledi ve tesadüfen oldu.
Bu da ona mutlak gayb bilgisi vermez.
İnsanların manevi saygınlığı, onları Allah’ın bilgi sıfatına ortak yapmaz.
Keramet iddiası bile sınırsız gayb bilgisi anlamına gelmez.
Nahl 77’nin başka önemli mesajı Allah’ın kudretini zalimlik olarak anlamamaktır.
Allah her şeye kadirdir.
Ama Kur’an’ın Allah tasavvuru yalnız güçten oluşmaz.
Aynı Allah:
Hakîm.
Rahîm.
Alîm.
olarak da tanıtılır.
Bu nedenle:
“Gücü yetiyor, demek keyfî davranır.”
şeklindeki insan despotluğu modeli Allah’a taşınmamalıdır.
İlâhî kudret:
İlâhî hikmet ve adaletle birlikte anlaşılır.
Mutlak güç, ilahî bağlamda keyfî zorbalık anlamına gelmez.
Nahl 77’nin başka önemli mesajı kıyamet bilincini ölüm takıntısına çevirmemektir.
Bir mümin kıyamete inanır.
Ama aynı zamanda:
Güler.
çalışır.
sever.
ev kurar.
seyahat eder.
gelecek planı yapar.
Bunların hiçbiri kıyameti unutmak değildir.
Dinin insanı sürekli:
“Her an her şey bitecek.”
paniğinde yaşatması gerekmez.
Sağlıklı hatırlama:
“Hayat sonsuz değil; o hâlde anlamlı yaşayayım.”
şeklinde olur.
Panik ise hayatı tüketebilir.
Kıyameti düşünmek hayatı terk etmek değil, hayatın yönünü düzeltmek içindir.
Nahl 77’nin başka önemli mesajı bilmediğimiz geleceği bahane ederek bugünkü sorumluluğu ertelememektir.
İnsan:
“Nasıl olsa ne olacağı belli değil.”
deyip sorumluluğu bırakabilir.
Ama belirsizlik:
Borcu ödememeyi.
çalışmamayı.
sağlığı ihmal etmeyi.
meşru yapmaz.
Aynı şekilde kıyametin tarihi bilinmiyor diye:
“Nasıl olsa zaman var.”
rehavetine de girilemez.
Denge şudur:
Tarihi bilmeden hazır yaşamak.
Hazırlık:
Takvim hesaplamak değil.
Adalet.
tövbe.
iyilik.
sorumluluk.
üzerinden olur.
Nahl 77’nin başka önemli mesajı insanın plan yapmasını anlamsızlaştırmamaktır.
Bir insan:
On yıllık iş planı yapabilir.
emeklilik için birikim yapabilir.
çocuğunun eğitimi için plan kurabilir.
Bunlar:
“Kıyamete inanmıyor.”
anlamına gelmez.
Plan yapmak geleceğin mutlak garantisine sahip olmak değildir.
İnsan:
“Allah izin verirse.”
bilinciyle planlar.
Bu ifade planı bırakmak değil, sonucun tam kontrolümüzde olmadığını kabul etmektir.
Tevekkül plansızlık değil, planın ilah olmadığını bilmektir.
Nahl 77’nin başka önemli mesajı gaybın Allah’a ait olduğunu bilmenin insanı sahtekârlardan koruyabilmesidir.
Bir kişi geliyor:
“Allah bana özel olarak dünyanın biteceği tarihi söyledi.”
diyor.
Başka biri:
“Bana para verirsen geleceğini söylerim.”
diyor.
Bir başkası:
“Bu özel kod yalnız bende, sana kaderini açıklayacağım.”
diyor.
Nahl 77 insanın zihnine güçlü bir sınır koyar:
Mutlak gayb bilgisi Allah’a aittir.
Bu sınır hem teolojik hem psikolojik bir koruma sağlayabilir.
İnsan, korkusunun ve merakının sömürülmesine daha kolay direnebilir.
Nahl 77’nin başka önemli mesajı “Allah her şeye kadirdir” sözünü sorumsuz talebe çevirmemektir.
İnsan:
“Allah’ın gücü yetiyor, o hâlde istediğim şeyi kesin vermek zorunda.”
diyemez.
Allah’ın kudreti:
İnsanın Allah üzerinde hak iddia etmesi anlamına gelmez.
Dua ederiz.
İsteriz.
Ama sonuç:
Hikmet.
şartlar.
Allah’ın iradesi.
çerçevesinde olur.
Allah’ın yapabilmesi, insanın istediğini yapmaya mecbur olduğu anlamına gelmez.
Bu ayrım dua ve kudret anlayışında çok önemlidir.
Nahl 77’nin başka önemli mesajı bugünü değersizleştirmeden ahireti ciddiye almaktır.
Kıyamet gelecek.
Ama bugün de gerçek.
Bugün:
Bir insanın kalbini kırabiliriz.
Bir borcu ödeyebiliriz.
Bir çocuğa destek olabiliriz.
Bir haksızlığı düzeltebiliriz.
Bir iş üretebiliriz.
Ahiret inancı insanı bugünün dışına kaçırmamalıdır.
Tam tersine bugünü daha anlamlı hâle getirmelidir.
Kıyamete hazırlanmanın en gerçek yollarından biri, bugünkü hayatı daha adil yaşamaktır.
Nahl Suresi 77. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **“Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyametin işi ancak bir göz kırpması kadar, hatta daha yakındır. Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir” ifadesi, insanın bilgi ve kudret sınırını hatırlatır. Ayet kıyametin tarihini hesaplatmak, gizli kodlar üretmek veya insanı sürekli korku içinde yaşatmak için değildir. Büyük mesaj şudur: Gaybı Allah’a bırak, fakat dünyadaki araştırmayı bırakma; geleceği tahmin edebilirsin ama mutlak bilgi iddiasında bulunma; kıyamete inan ama takvim uydurma; Allah’ın kudretini fizik formülüne veya insan kas gücüne indirgeme. Çünkü kıyametin ne zaman gerçekleşeceğini bilmekten daha önemli olan, gerçekleşeceğini bilerek bugünü adalet, sorumluluk ve imanla yaşamaktır.”
Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 78. ayette, Allah’ın insanları annelerinin karınlarından hiçbir şey bilmez hâlde çıkardığı; onlara işitme, görme ve gönüller/kalpler verdiği ve bütün bunların şükretmeleri için olduğu bildirilecektir. Bu ayeti ele alırken özellikle yeni doğan bebeğin gerçekten “hiçbir şey bilmemesi” ifadesinin ne anlama geldiği, doğuştan gelen refleksler ile sonradan öğrenilen bilgi arasındaki fark, işitme ve görmenin bilgi edinmedeki rolü, “ef’ide” kelimesinin kalp/gönül/idrâk anlamı, doğuştan görme veya işitme engelli insanların eksik insan sayılmaması, duyuların varlığının otomatik olarak hakikati kabul ettirmemesi ve şükrün bu yetenekleri doğru amaçlarla kullanmak anlamına gelmesi üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.
Ve belki Nahl Suresi 77. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Geleceğin tamamını neden bilmek istiyoruz? Belirsizliği kabul etmek yerine falcıya, astroloğa veya gizli kodlara mı sığınıyoruz? Kıyametin tarihini hesaplamak için saatler harcarken bugünkü haksızlıklarımızı düzeltmeyi mi erteliyoruz? Her savaşı, depremi veya teknolojik gelişmeyi kesin kıyamet alameti ilan ederek insanları korkutuyor muyuz? Ve en önemlisi, Allah kıyametin tarihini bize vermemişse, belki de bizden istenen tarih bilmek değil; tarih ne olursa olsun doğru yaşamaya hazır olmak değil midir?
“Nahl 77, ‘Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir; kıyametin işi bir göz kırpması kadar, hatta daha yakındır. Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir’ buyurarak insanın bilgi ve kudret sınırını hatırlatır. Ayet kıyamet tarihi hesaplamayı değil, gayb karşısında tevazuyu; sürekli paniği değil, sorumluluğu öğretir. Ayetin büyük dersi şudur: Rüya, numeroloji, astroloji veya gizli kodlarla Allah’ın açıklamadığı geleceği kesinleştirmeye çalışma; bilimi ve araştırmayı bırakma ama insan bilgisini mutlaklaştırma; kıyameti ciddiye al fakat hayatı terk etme. Çünkü kıyametin hangi gün olacağını bilmekten daha değerli olan, hangi gün gelirse gelsin adaletli ve sorumlu bir hayat yaşamış olmaktır.”
Ersan Karavelioğlu